. Kabrinin kıble tarafı bir şîrîn câmi‘-i münevverdir. Hareminin cânib-i erba‘as …
Bursa şehrinin hâricinde cânib-i şarkında bir mürtefi‘ hevâdâr yirde bir kubbe-i azîm içre medfûndur. Bâb-ı mu‘allâsının kanatları serâpâ gümüş pullar ve gümüş halkalar ve gümüş musanna‘ kuffeller (?) ile müzeyyendir. Ve atebe-i süflâsı dahi bi'l-cümle gümüş eşikdir. Bu kapudan aşağı altı kade[me] taş nerdübân ile âsitâne-i sa‘âdetine nüzûl olunur ve cümle der-i dîvârının enderûn [u] bîrûnu serâpâ ibret-nümûn nakş-ı bukalemûn Kâşî çînidir. Ve pencerelerinin dörd adedi cânib-i garba Bursa sahrâsına nâzır tuc revzenlerdir. Dörd penceresi dahi kıble cânibinde câmi‘ haremine nâzırdır. Ve bu âsitâne içre olan maslûbât mücevher eşyâlar meğer Ravza-i Mutahhara'da ola. Ve bunda olan zî-kıymet ibrişim hâlîceler bir âsitânede yokdur ve kabr-i şerîfin cânib-i erba‘asında niçe yüz altun ve gümüş çerağlar ve mücevher kanâdîller ve kırkar ve ellişer vukıyye gelir zeheb-i hâlis mutallâ şem‘dânlar ve çerâğdânlar ve buhûrdânlar ve gül-âbdânlar ile müzeyyen âsitâne-i münevverdir. (---) Ve sandûka-i şerîfinin cânib [u] etrâfında Yâkût-ı Musta‘sımî ve Şeyh ve Bekrî ve Abdullah-i Kırımî ve Hâlidî ve Demirci Kulu ve Zehebî ve Şeyh ve İbnu'ş-Şeyh Dede Mehemmed ve Karahisârî ve Karahisârî Hasan Çelebisi hattıyla mezkûr hattâtların kelâm-ı izzetleri var kim her biri birer dahme-i Efrâsiyâb değer kelâm-ı izzetlerle müzeyyen olmuşdur. Ve sandûka-i şerîfi zerdûz harîr ile mestûrdur. Ve ser-i sa‘âdetleri mahallinde yeşil imâme-i Hüseynî ile bir mehâbet [u] salâbet üzre âsûdedirler kim âdem bu âsitâneye girdikde berk-i hazân gibi dir dir ditrer. Ba‘zı kimesneler âdâbından içeri girmeyüp ser-i sa‘âdetleri tarafındaki pencereden Fâtiha tilâvet edüp gider. Kabrinin kıble tarafı bir şîrîn câmi‘-i münevverdir. Hareminin cânib-i erba‘ası fukarâ hücreleridir. Ve bir imâret-i it‘âmı var, şeb u rûz ni‘meti âmme-i nâsa mebzûldur. Niçe bin keşf [u] kerâmetleri zâhir olmuş mutasarrıfînden ulu sultândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 238b ·
metinde göster ·
… ma‘sûmu alup kulağına ezân okuyup üzerine "üf" deyüp ma‘sûmu vâlidesine teslim
edüp gider
.
{Menâkıb}: Hattâ bir kerre yine avretler hammâmına girüp (---) çorbacının hâtûnuna kîse ve sabun sürdükden sonra hâtûnun karnına el sürüp "Bu senin karnındaki oğlan evlâd-ı ma‘nevîm olup benim gibi gezsin" dedikde bi-emrillah hâtûn vaz‘-ı haml edüp bir altun pâresi nûr-ı mahz bir gulâm vücûda gelüp ol ân Şeyh Bekkâr kapuya gelüp "Bizim oğlanı verin" deyü ma‘sûmu alup kulağına ezân okuyup üzerine "üf" deyüp ma‘sûmu vâlidesine teslim edüp gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 50b ·
metinde göster ·
… l etdiklerin İbrâhîm Nebî vâlidesi İbrâhîm'i mezkûr ağaç cevfinin içinde pinhân
edüp gider
. Derhâl Hazret-i Cibrîl-i Emîn kıbel-i Hak'dan bu kovuk ağaç içre girüp Hazret- …
Evvelâ şehir içre bir azîm ağaç kökü vardır ana ziyâret-i bîh-i şecer-i İbrâhîm makâmı derler. Kaçan kim Nemrûd-ı la‘în asrında Hazret-i İbrâhîm vücûda geldikde cümle müneccimîn "Yâ Nemrûd! Bu sâ‘atde bir evlâd vücûda geldi, senin devletine ve dînine ve cânına kasd ediserdir. Tiz anı buldur" deyü iğvâ etdiklerinde cemî‘i şehri tecessüs edüp rahm-ı mâderden müştakk olmuş nev-zuhûr ma‘sûmların niçe binini ol sâ‘atde katl etdiklerin İbrâhîm Nebî vâlidesi İbrâhîm'i mezkûr ağaç cevfinin içinde pinhân edüp gider. Derhâl Hazret-i Cibrîl-i Emîn kıbel-i Hak'dan bu kovuk ağaç içre girüp Hazret-i İbrâhîm'e dâye-misâl hizmet edüp İbrâhîm parmağın ağzına koyup emer. Bi-emrillâh Hazret-i İbrâhîm'in yine kendi parmağından süd cereyân edüp İbrâhîm Nebî anunla kifâflanırdı. Hâlâ fî zamâninâ ma‘sûmlar âlem-i mehdde iken parmakların emmeleri mukarrer olduğu Hazret-i Cibrîl-i Emîn 58b ta‘allümiyle Hazret-i İbrâhîm'den kalmışdır. Hâlâ ol dıraht niçe bin yıldan berü çürüyüp zemînde bîhleri kalup tevâtürle ma‘lûmu olan kimesneler ziyâret ederler kim Makâm-ı İbrâhîm Nebî derler. Ve şehir içre Ziyâret-i Hekîm Dede kuddise sırruhu ve ziyâret-i Yahyâ Bermekî sene 191 târîhinde merhûm olup ömr-i azîzleri 70 sene olmuşdur. Kabr-i pür-envârı ol kadar ma‘mûr u âbâdân değildir, ammâ ziyâretgâh-ı hâss [u] âmmdır. Ziyâret-i Fazl ibn Yahyâ Bermekî mahbûsen merhûm oldu. Müddet-i ömürleri 45 sene idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 58a–58b ·
metinde göster ·
… Abbâsiyân'dan El-Mustansır Billah üzre Bağdâd'a giderken bu şehri harâb u yebâb
edüp gider
.
Ba‘dehû Hulâgû Hân kavm-i Tatar-ı Moğol u Boğol ile gelüp Âl-i Abbâsiyân'dan El-Mustansır Billah üzre Bağdâd'a giderken bu şehri harâb u yebâb edüp gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 300a ·
metinde göster ·
… skin derler, hâlâ ol kadar imâristân değildir. Ba‘zı Arab u Urbân ve uryân meks
edüp gider
. Ammâ kadîm-i evvelde bu şehr-i Keskin bâğ-ı İrem'den nişân verir bir şehr-i şî …
Der-beyân-ı eşkâl-i zemîn-i Vâsıt: Nehr-i azîm Şatt kenârında yine nehr-i Şatt'dan münşa‘ib bir tur‘a-i azîm sâhilinde zamân-ı kadîmde birbirine mukâbil iki şehir idi ve ortasında haşeb cisirden ubûr olunurdu. Cisrin karşu tarafı garbında şehr-i Keskin derler, hâlâ ol kadar imâristân değildir. Ba‘zı Arab u Urbân ve uryân meks edüp gider. Ammâ kadîm-i evvelde bu şehr-i Keskin bâğ-ı İrem'den nişân verir bir şehr-i şîrîn imiş kim hâlâ eser-i binâları zâhir ü bâhirdir. Ammâ şimdi karşudaki imâr-ı Vâsıt cümle (---) aded tahtânî ve fevkânî hâk-i pâk ile mestûr hâne-i ma‘mûrlardır. Ve cümle (---) aded mihrâbdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 367a ·
metinde göster ·
… hayrâtıdır. Bir ay bir âdem sâkin olsa bir habbe vermeyüp sâhibü'l-hayrâta du‘â
edüp gider
.
Andan aşağı kal‘ada Süleymân Hân kârbânsarâyı. Bu dahi kal‘a-misâl kurşumlu demir kapulu mihmânhâne-i garîbândır. Andan İmâret hânı. Bu dahi hânekâhullâhdır kim Yahyâlı Mehemmed Paşa Gâzî'nin hayrâtıdır. Bir ay bir âdem sâkin olsa bir habbe vermeyüp sâhibü'l-hayrâta du‘â edüp gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 114b ·
metinde göster ·
Der-hakk-ı eşkâl-i kal‘a-i Darda: Nehr-i Dırava kenârında bir cânibi köprü batağı sâhilinde çâr-kûşe bir haşeb palankacıkdır. Cânib-i garba bir kapusu var, ağaçdır, ammâ burc [u] bârûsu ve cebehânesiyle metîn palankadır. Dizdârı ve seksen aded neferâtları var. Derûn-ı hisârda elli kadar tahta örtülü müfîd ü muhtasar hânecikler ve bir câmi‘ ve anbârı var ve taşra varoşu şeklinde bir hân ve on aded dükkân var, ammâ bâğları yokdur, zîrâ kefere katanası gelüp bâğlarından âdemleri alup esîr edüp gider, gâyet serhad yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 64b ·
metinde göster ·
… ş Hân üzre giderken bu şehr-i azîmi hayfâ dirîğ kim harâb u yebâb halkını kebâb
edüp gider
. Hâlâ eser-i binâları iki merhale yerden zâhir ü bâhirdir. Ba‘dehu Maskov kralı …
Vilâyet-i Âzerbâycân'da şehr-i Sarây var. Kavm-i Acem ana Serâv derler kim Cığaloğlu vezîrin münhezim olduğu Serâv'dır. Moğol kavmi dahi bu Sarây şehrine Serâv der, ammâ bu şehr-i Sarây'a Sarây-ı Cingiz Hân derler. Niçe mülûkdan mülûka intikâl edüp âhır-ı kâr Hulâgû Hân Mâverâü'n-nehir'den Hekîm Tûsî ile bu şehre gelüp şehr-i Sarây'ı harâb edüp ahâlîsin Hulâgû cümle helâk etdi. Ba‘dehu Abakay Hân ve Tohtabay Hân amâr edüp sene (---) târîhinde Timur Hân Kırım'da Tohtamış Hân üzre giderken bu şehr-i azîmi hayfâ dirîğ kim harâb u yebâb halkını kebâb edüp gider. Hâlâ eser-i binâları iki merhale yerden zâhir ü bâhirdir. Ba‘dehu Maskov kralı Timur Hân merhûm oldukdan sonra sene (---) târîhinde amâr edüp ol zamândan berü bu şehr-i Sarây Maskov kralı hükmündedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 168b ·
metinde göster ·
. Hakîkatü'l-hâl bu Nefes Sultân Yıldırım Hân oğlu Mustafâ Çelebi olduğuna şübhe …
"Bizim zürriyetimizdendir. Türbe-i pür-envârına bir hoşça hidmet edin" deyü tenbîh edüp gider. Hakîkatü'l-hâl bu Nefes Sultân Yıldırım Hân oğlu Mustafâ Çelebi olduğuna şübhe yokdur. Hattâ âlem-i fakr-ı fâkda ve Kâf-ı kanâ‘atde iken bir zî-kıymet taşı ummân-ı kerâmesinden çıkarup fürûht edüp bu ılıcayı kubâbları ve câmekânları ve halvet ve havz u şâzrevânlarıyla bir gayri kimesne nâmıyla amâr edüp kırk yedi yaşında âhirete intikâl edüp bu âsitânede Nefes Sultân deyü defn etmişlerdir. Rahmetullâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 207a ·
metinde göster ·
… in hazâ’in alup bu kadar bin esîri bend-i zencîr edüp kal‘ayı câ-be-câ münhedim
edüp gider
. Ba‘dehu sene 852'de Ebü'l-feth Sultân Mehemmed pederi Selânik'i ve Yenişehir'i …
Bânîsi Leka-yı bed-likâ-yı bî-bekânın bâğ-ı Merâmgâhıdır. Niçe divelden divele girüp ba‘dehu Venedik küffârı elinde amâr olup gûyâ ravza-i cinân oldukda hemân bir gece Yıldırım Bâyezîd Hân-ı Gâzî Üsküb şehrinden sene (---) târîhinde ilgar edüp şebhûn ile bu şehri gâret ü alan [u] tâlân edüp ol kadar mâl-ı defâ’in hazâ’in alup bu kadar bin esîri bend-i zencîr edüp kal‘ayı câ-be-câ münhedim edüp gider. Ba‘dehu sene 852'de Ebü'l-feth Sultân Mehemmed pederi Selânik'i ve Yenişehir'i feth eyleyüp ba‘dehu bu Tırhala dest-i Venedik'den alup içine asker-i İslâm kor.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 238a ·
metinde göster ·
… bu kenârlarda ağaçlık içre küçük limanlarda gizlenüp âyende vü revendeleri esîr
edüp gider
.
Karye-i Mertire: Mora alaybeğisi ze‘âmetidir. Re‘âyâsı cümle Rûm olup bu köy Mora kara dağları eteğinde olup cümle kâfir firkateleri bu kenârlarda ağaçlık içre küçük limanlarda gizlenüp âyende vü revendeleri esîr edüp gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 262a ·
metinde göster ·
… de İsmâ‘îl Paşa bu şehre tüfeng teftîşine gelüp re‘âyâ ve askerîden tüfeng cem‘
edüp gider
. Bir gün bu şehrin bahâdırlarından birkaçı mızraklar ve harbeler ile sayd [u] ş …
Ve cümle halkı serâpâ tüfeng-endâzdır. Hattâ sene (---) târîhinde İsmâ‘îl Paşa bu şehre tüfeng teftîşine gelüp re‘âyâ ve askerîden tüfeng cem‘ edüp gider. Bir gün bu şehrin bahâdırlarından birkaçı mızraklar ve harbeler ile sayd [u] şikâre çıkup dağda bir hınzîr-i beyâbâna râst gelüp hışt ile ceng ederken hınzîr bu yiğitlerin birisine hücûm edüp zahmdâr edüp firâr eder. Bu bahâdırların biri eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y50a ·
metinde göster ·
… eşyâlar ile mâl-â-mâl durur. Dervîş bu mâl-ı firâvândan nasîbi kadar alup avdet
edüp gider
.
Ve yakın zamânda bir dervîş-i dahme-küşâ bu göl kenârına gelüp kırk gün kâmil erba‘în çıkarup ilim kuvveti ile gölde bir katre âb kalmayup çâh-ı gayyâdan nişân verir bir ka‘r-ı zemîn zâhir olup bu ka‘rın ortasında bir demir kapulu gâr nümâyân olup kapu önünde bî-hisâb altun ve gümüş evânî eşyâlar ile mâl-â-mâl durur. Dervîş bu mâl-ı firâvândan nasîbi kadar alup avdet edüp gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y64a ·
metinde göster ·
… gûyâ Malta'dır. Ve hakîkat her bâr Malta gemileri gelüp bir hafta zevk [u] safâ
edüp gider
, aslâ bir vaz‘-ı yed etmez. Ve cümle kâfirleri siyâh manlifke şapka geyerler ve …
Süleymân Hân Rodos'u feth etdükde bu kal‘anın dahi miftâhların teslîm etmişler, yohsa Hudâ âlimdir bir vechile zafer mümkin değil idi. Anıniçün cümle re‘âyâsı mu‘âf [u] müsellemlerdir, ancak mütevellîye birer altun harâc verirler, maktû‘-ı kadem vakf-ı Süleymân Hân'dır, hâkimleri mütevellîdir. Cümle beş yüz yigirmi sekiz harâcdır. Ammâ beş bin kâfir vardır, gûyâ Malta'dır. Ve hakîkat her bâr Malta gemileri gelüp bir hafta zevk [u] safâ edüp gider, aslâ bir vaz‘-ı yed etmez. Ve cümle kâfirleri siyâh manlifke şapka geyerler ve mâbeynlerinde bir kaç müselmân şekilli ahiryanları vardır ve halkı gâyet mün‘imdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y122b ·
metinde göster ·
… p refîklerimiz olan sûhtevâtlara elli guruşu verüp cehennem-râ diyerek(?) avdet
edüp gider
.
Bu dahi Silifke sancağında Karataş kazâsı hudûdunda Türkmân sevâhili Kara Görgüs'dür. Bunda meks edüp refîklerimiz olan sûhtevâtlara elli guruşu verüp cehennem-râ diyerek(?) avdet edüp gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y150b ·
metinde göster ·
mazmûnunca herîf kelleyi Yâ Vedûd'a [[(---)]] ol dem içinde ol dem cellâd "Maktûlün rûhuna Fâtiha" deyüp pîri olan şeyhin âsitânın bûs edüp gider. Garîb temâşâdır. Q 107b "Mazlûmların gerdenlerine kılıç geçmeyüp halâs olmuşlardır" deyü nakl ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y255b ·
metinde göster ·
. Bu ma‘sûm bir seneye bâlig olunca kelimâta başlayup harekât [u] sekenâta başla …
Ba‘dehu hâtûndan tokuz aydan sonra bir pençe-i âfitâb oğlan vücûda geldiği sâ‘at şeyh Bekkâr gelüp ma‘sûmun üzn-i şerîfine ezân-ı Muhammedî tilâvet edüp gider. Bu ma‘sûm bir seneye bâlig olunca kelimâta başlayup harekât [u] sekenâta başlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y256a ·
metinde göster ·
… sı cümle paşa ağalarına serdâr olup paşadan bir hil‘at-ı fâhire geyüp zemîn bûs
edüp gider
.
"Var imdi elzem-i levâzımâtından gereği gibi alayın tedârik eyle" deyü fermân edüp muhtesib tekrâr yer öpüp kethudâ ile taşra gider ve muhtesib ile paşa kethudâsı yerine kapucular kethudâsı cümle paşa ağalarına serdâr olup paşadan bir hil‘at-ı fâhire geyüp zemîn bûs edüp gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y165b ·
metinde göster ·
… dehu kız yine bıçağın çıkarup güveğiyi arar gibi oldukda dâmâd bir köşeye firâr
edüp gider
. Yine arûs dahi gider. Andan dâmâd dahi bir gayrı kıyâfetle gelüp ol dahi,
Ba‘dehu kız yine bıçağın çıkarup güveğiyi arar gibi oldukda dâmâd bir köşeye firâr edüp gider. Yine arûs dahi gider. Andan dâmâd dahi bir gayrı kıyâfetle gelüp ol dahi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y244a ·
metinde göster ·
… al hançer olup dâmâdı arayup ne kadar zî-kıymet cihâzları var ise bir bir beyân
edüp gider
.
Andan arûs piyâde kırmızı şalvârlı beli hançerli cündî üslûbunda gelir, yine dal hançer olup dâmâdı arayup ne kadar zî-kıymet cihâzları var ise bir bir beyân edüp gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y244a ·
metinde göster ·
… rmiş ve cümle huccâca ni‘metin mebzûl edüp herkesin tatyîb-i hâtıriyle takayyüd
edüp gider
gelirmiş. Bu Emîr Îsâ'nın ihsân [u] in‘âmı sebebiyle bu şehr-i Hûş ol kadar amâ …
Şehri bir çöl çölistânın tâ ortasında bir düz sahrâda vâki‘ olmuşdur. Sene 751 târîhinde Urbân beğlerinden İbn Îsâ hazretleri bu zemînin âb [u] havâsın beğenüp bu şehri amâr eder. On bin katar deveye ve niçe kerre yüz bin ganeme ve câmûs [u] sevre ve teyse mâlik olup dâ’imâ Evcile tibrin zabt edermiş. Eyle ankâ olur kim bin deve ile her sene hac edermiş ve cümle huccâca ni‘metin mebzûl edüp herkesin tatyîb-i hâtıriyle takayyüd edüp gider gelirmiş. Bu Emîr Îsâ'nın ihsân [u] in‘âmı sebebiyle bu şehr-i Hûş ol kadar amâr olur kim şehir içinde bir harâb hâne ve bir arz-ı hâlî virâne kalmayup cümle halkı mâl-ı Kârûn'a mâlik olurlar. Zîrâ koyun ve deve yeridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y310b ·
metinde göster ·
… yun ve sığır pasdırmasının ve gayrı metâ‘larla gemilerin doldurup avanta lenger
edüp gider
.
Bu kal‘adan paşanın bir ağası üç yüz tevâbi‘iyle kâyimmakâmdır, paşaya senevî kırk kîse muhâsebe verir. Ammâ ba‘zı sene tâli‘ine beş on Hindistân gemisi ve beş on Portakal Frengi gemisi gelirse beş kîse gümrük hâsıl olur. Ammâ gümrüğü harbe uciyle verirler. Küffâr gâlibdir, murâdı üzre gemilerin bal u yağ ve koyun ve sığır pasdırmasının ve gayrı metâ‘larla gemilerin doldurup avanta lenger edüp gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442a ·
metinde göster ·