Selîm-i Sânî'ye müyesser oldu. Ve hayrât-ı Şehzâde câmi‘i, Süleymân Hân'ındır. …
Ve Çekmece-i Kebîr cisrine mübâşeret edüp itmâmı Selîm-i Sânî'ye müyesser oldu. Ve hayrât-ı Şehzâde câmi‘i, Süleymân Hân'ındır. Ve hayrât-ı câmi‘-i Cihângîr. Ve hayrât-ı câmi‘-i imâret-i Hâsekiyye. Ve hayrât-ı Tershâne-i cedîd. Ve Halıcılar köşkünde medrese-i Selîm Hân, Süleymân binâsıdır kim pederi rûhuna savâbın hibe eylemişdir. Hayrât-ı câmi‘-i iskele-i Üsküdar, duhter-i bülend-ahterleri Mihribân Sultân içün bir câmi‘ ve iki hân ve bir imâret inşâ etdi. Rûmeli'ndeki hayrâtları bî-hisâbdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 46a ·
metinde göster ·
… asabât şehirlerin ve bâğ u bâğçelerin alâ kadri'l-imkân müfîd ü muhtasar tahrîr
edüp itmâmı
müyesser oldu.
Hamd-i Hudâ İslâmbol'un Anatolu tarafında olan Kavak boğazından berü bu mahalle gelince tokuz pâre kasabât şehirlerin ve bâğ u bâğçelerin alâ kadri'l-imkân müfîd ü muhtasar tahrîr edüp itmâmı müyesser oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 144b ·
metinde göster ·
… ed Hân târîhinde Vezîria‘zam Nasıf Paşa bir kal‘a-i metîn binâ etmeğe mübâşeret
edüp itmâmı
müyesser olmadan Karadeniz kenarında Sinop kal‘asına Kazak-ı Ak istilâ etdüğün …
İbtidâ bânîsi İskender-i Kübrâ olduğundan İskenderûn derler. Ba‘dehû Urbân kavmi harâb edüp ba‘dehû İbn Ebî Dâvûd Alayâdî binâ etdi. Yine harâb olup memerr-i huccâc mesdûd olup harâmîler yatağı ve frenk kâfirlerinin durağı olup âhir sene 1021 Sultân Ahmed Hân târîhinde Vezîria‘zam Nasıf Paşa bir kal‘a-i metîn binâ etmeğe mübâşeret edüp itmâmı müyesser olmadan Karadeniz kenarında Sinop kal‘asına Kazak-ı Ak istilâ etdüğün Nasûh Paşa Sultân Ahmed Hân'a i‘lâm etmediğiçün Ahmed Hân Nasûh Paşa'yı katl edüp bu İskenderûn kal‘ası nâ-temâm kalmışdır. Sehel himmet-i Âl-i Osmân ile ma‘mûr olup bir şehr-i bender olmak emr-i sehl idi. Zîrâ Haleb'e iki menzil karîb elzem-i levâzımînden şâhrâhlı bir iskeledir. Beher sene limanına iki yüz pâre keştî-i Müslim ve Frenk galyonları gelüp lenger-endâht olup yatarlar. Kal‘ası olmamak ile Frenk-i bed-renk gümrük vermede inâd ve muhâlefet edüp giderler ammâ kal‘ası imâr olsa küffâr galyonlarının âsîleri gelemeyüp mutî‘leri dahi gümrük vermede inâd ve muhâlefet edemezlerdi. Hâlâ bu bender Haleb eyâletinde yetmiş yük akçe iltizâm gümrük emânetidir ve yüz elli akçe kazâdır. Nâhiyesi (---) aded kurâdır. Bu kurâlardan senevî beher sâl kadısına beş kîse hâsıl olur. A‘lâ latîf limanı vardır lâkin kara karaka ve burten ve şınıya ve galyon karavana kalyonlar girüp yatamazlar, top menzili ba‘îd alarka yatarlar. A‘lâ demir dutar yatakdır ammâ batı tarafı açık olmağıla kumu çok gelüp yine demir kuvvetiyle yatarlar, latîf yatakdır. Bu limanın cânib-i garbîsinde iki yüz altmış mil cezîre-i Kıbrıs'ın burnunda kal‘a-i (---) limanıdır. Latîf ve mu‘tedil havâda cezîre-i Kıbrıs'ın karlı dağları görünür derler ammâ hakîr görmedim. Bu İskenderûn'da cümle Frenk ve Rûm kefereleri sâkin olmağıla câmi‘ ve hammâm ve hân ve çârsû-yı bâzârı yokdur ammâ meyhâneleri çokdur. Ba‘zı âyende vü revendeler vakt-i şitâda bu meyhânelerde meks ederler, gûyâ her biri birer hândır, ammâ suları uzakdan hımârlar ile kârbân pınarından getirirler ve âyende vü revendeler bu İskenderûn cezîre yer olmağıla kârbân pınarında konarlar. Ammâ bu İskenderûn'da yedi kralın balyoz vekîlleri ya‘nî konsolosları sâkin olup balyozları Haleb'de 21b balyozhânelerinde sâkin olurlar ve bu İskenderûn Haleb iskelesi olmak ile gümrük yanında azîm mahzenler vardır. Şeb [u] rûz Frenk kâfirleri anda bey‘ u şirâ ederler. Hatta Murtezâ Paşa efendimiz alay-ı azîm ile bu mahalden ubûr ederken deryâda yatan yigirmi altı pâre galyonlar "Safâ geldin!" deyü ol kadar top-ı şâdımânlar atdılar kim gûyâ her biri âteş-i Nemrûd içinde kaldı. Bu İskenderûn'un cânib-i selâsı sazlık ve bataklık yerdir kim kefere domuzlarının bataklığıdır. Müselmânlar ihtirâz üzre yatarlar ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 21a–21b ·
metinde göster ·
… a Hazret-i Yûnus'un ta‘lîmiyle bu iki karındaş Cebel-i Mâr üzre bir sûr-ı kebîr
edüp itmâm
etdiklerinde Hazret-i Yûnus bu kal‘aya Merdeyn buyurdular. Zirâ iki merd-i meyd …
Bu kal‘a-i yed-i kudret hakkında niçe bin müverrihân-ı Arab u Acem ve Rûm u Yunaniyân ve gayrı milel-i edyân-ı bâtılân bizâyeleri zu‘munca çok evsâfın tahrîr etmişlerdir, ammâ târîh-şinâs Mıkdısî kavlince bu kal‘a-i Mardin'in imâretine sebeb bizzât Hazret-i Yûnus Nebî aleyhisselâm idi. Zirâ Yûnus Nebî vakt-i şitâda Musul kurbünde Beledü'l-hatîb şehrinde sâkin olurdu. Vakt-i yayda yaylaya çıkup bu cebel-i Mardin'de sâkin olup kisb-i tarâvet edüp ibâdet ederdi. Hâlâ kûh-ı Mardin'de niçe gâr-ı azîmler vardır, anda sâkin olup hâlâ savma‘a-i Yûnus Nebî derler bir gâr-ı yetîmân-ı kân-ı züvvârândır. Ol asırda bu cebele Kûh-ı Şâhika derlerdi. Bu cibâlin gârları içre bir ejderhâ peydâ olup Hazret-i Yûnus'a imân getürenlerden niçe bin ümmet-i Yûnus'u tenâvül etdi. Ba‘dehû Hazret-i Yûnus'dan niçe münkerîn mu‘cize isteyüp niçe bin kavm-i Yahûd. "Bu cebel-i Şâhika'da ejderi katl eyle, sana imân getirelim", dediler. Andan Hazret-i Yûnus aleyhisselâm nübüvvet kuvvetiyle ol ejdere bir taş urup katl edüp üç bin aded münkerîn İslâm ile müşerref olup bu cebelde sâkin olup Hazret-i Yûnus ile hem-civâr oldular ve günden güne bây oldular. Bu cebelde ejder hâsıl olduğundan bu kûh-ı bülende kûh-ı Mâr dediler. Bir sebeb-i tesmiyyesi dahi yine ümmet-i Yûnus Nebî'den bir ulu beğ var idi, mâl-ı firâvâna mâlik idi. Cenâb-ı Kibriyâ ana Yûnus Nebî du‘âsıyla ol sene ikiz doğar iki evlâdı hâsıl olup Hazret-i Yûnus isimlerini Merâdin deyü nâm buyururlar. Bu iki fetâ kırkar seneye bâliğ olduklarında Hazret-i Yûnus'un ta‘lîmiyle bu iki karındaş Cebel-i Mâr üzre bir sûr-ı kebîr edüp itmâm etdiklerinde Hazret-i Yûnus bu kal‘aya Merdeyn buyurdular. Zirâ iki merd-i meydân binâ etmişdir. Anınçün Merdeyn'den galat Mardin derler, ammâ diyâr-ı Acem'de yılan ve çıyan ve ejderhâ kânı olduğundan kal‘a-i Mâr-ı dîn derler. Diyâr-ı Arab'da kal‘a-i Şâhika derler, diyâr-ı Rûm'da Mardin derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 210a ·
metinde göster ·
Ve Bağdâd'ın cemî‘i burc u bârû ve tabyaların imâr
edüp itmâm
eyledi ve Hazret-i İmâm-ı A‘zam kal‘asın Süleymân binâ etdiği üzre kubbesini ve …
Ve Bağdâd'ın cemî‘i burc u bârû ve tabyaların imâr edüp itmâm eyledi ve Hazret-i İmâm-ı A‘zam kal‘asın Süleymân binâ etdiği üzre kubbesini ve kabr-i münevveresi şebekelerin cümle sîm-i hâlisden ve niçe yüz kanâdîllerin sîm ü zeheb-i hâlis ve cevâhirden ve bâb-ı sa‘âdetinin cenâhların ve atabe-i ulyâ ve süflâsın cümle sîm-i hâlisden inşâ etdirüp merhûm pederimizin dest-i kârıyla cümle sîm ü zer avânîler binâ olunmuşdur ve cemî‘i sîm micmeredân u şem‘dân u buhûrdânlar ve niçe bin zî-kıymet tuhaf ve maslûbât âvîze-i gûnâ-gûnlar cümle pederimizin dest-i kârıyla olmuşdu. Zîrâ pederimiz feth-i Bağdâd'da ser-zergerân-ı Dergâh-ı âlî idi ve âsitâne-i İmâm-ı A‘zam'ın eimme vü hutebâ vü huddâmlarına ve kal‘ası neferâtlarına cümle hazîne-i pâdişâhîden vazîfeler ta‘yîn eyledi. Ve derûn-ı Bağdâd'da Hazret-i Abdülkâdir-i Cîlânî kubbesin ve İmâm Mûsâ Kâzım türbesin ve Akkapu kurbünde Şeyh Şehâbeddîn-i Sühreverdî âsitânesin ve Kassâb-ı Cömerd-i Hazret-i Merd tekyesin ve niçe bunun emsâli âsitâneleri imâr edüp şehr-i Bağdâd'ı rûşen-âbâd edüp gayrı tedârikler görüp evvelâ inşâ etdüği âsâr-ı binâların ve Bağdâd dervezelerinin atabe-i ulyâları üzre alâmetim olsun deyü Bağdâd fethine müte‘allık musanna‘ târîhleri beyâz mermer üzre celî hatt ile kazdırdı ve zeheb-i hâlis ile yazdırdı. Ol târîh-i musanna‘ların âhir mısra‘-ı neticeleridir kim tahrîr olundu. Güfte-i Cevrî:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 337b ·
metinde göster ·
oldukda handakın mezkûr küşâde olan kapusun tekrâr sedd edüp handak içi 126a …
Ve serdâr-ı mükerremin fermânıyla cümle cebehâne ve hazîne-i pâdişâhîyi kal‘a içine yerleşdürüp kol kol kal‘a ta‘mîr ü termîm etmeğe bir gün mukaddem cidd ü cehd edüp cümle guzât-ı muvahhidîn kal‘a etrâflarına mûr [u] mâr gibi üşüp handakın hâr-ı hâşâkın cümle tathîr edüp itmâm oldukda handakın mezkûr küşâde olan kapusun tekrâr sedd edüp handak içi 126a ke'l-evvel Kiriş suyu ile mâl-â-mâl oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 125b–126a ·
metinde göster ·
Ve bu zikri sebkat eden otuz aded kal‘alar ve yetmiş aded varoş-ı mu‘azzamlar ve yedi yüz aded kasaba-misâl ma‘mûr u âbâdân kurâların cümle hâkimleri ve irşekleri ve kapudanları ve birovları ve şagları ve papasları cümle hedâyâlarıyla huzûr-ı Sadrıa‘zama gelüp pâypûş-ı vezîr-i dilîri bûs edüp itâ‘at etdiklerinde cümle kılâ‘ların kapdanları ellerine mu‘âfnâme emrleriyle muhâfazacı beğler ve paşalar ihsân olunup cümle kal‘alar eyâlet-i Uyvar kayd olunup eyâlet-i Uyvar Kurd Paşa'ya sadaka olundu, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 122a ·
metinde göster ·
… hedâyâların getirüp 89a asâkir-i İslâm'a azîm ziyâfetler ile top şâdımânları
edüp itâ‘at
yüzün gösterdiler.
Bu nâhiye-i kübrâ Varat fethinde tahrîr olunup üç yüz pâre âbâdân kurâsına on yedi bin Macar ve Eflak re‘âyâsı dest-i İslâm'da Varat'a tâbi‘ olup kal‘ası dest-i keferede kalmışdır. Hâlâ bir kûh-ı bülend dâmeninde dest-i Orta Macar'da bir küçük Şeddâdî binâ kal‘a-i ra‘nâdır. İçinde kefere olmak ile girüp temâşâ edemedik, ammâ kapudanları Hısım Mehemmed Paşa'ya hedâyâların getirüp 89a asâkir-i İslâm'a azîm ziyâfetler ile top şâdımânları edüp itâ‘at yüzün gösterdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 88b–89a ·
metinde göster ·
… a⟧ Allâh ile ahdim olsun ve Dâvûd Nebî hakkıyçün olsun sen bu cirmde kal‘a binâ
edüp itmâm
edersen ben de Kudüs'den gelüp bu kal‘a temeli âşikâre olduğun görem, bu senin …
"İmdi birâder! 97a Allâh ile ahdim olsun ve Dâvûd Nebî hakkıyçün olsun sen bu cirmde kal‘a binâ edüp itmâm edersen ben de Kudüs'den gelüp bu kal‘a temeli âşikâre olduğun görem, bu senin Makedonyana göre ben de Tuna nehrin bu senin kal‘an içinden akıdam" deyü ahd edüp Kudüs-i Şerîf'e gider. Hemân Yanko Kral
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 96b–97a ·
metinde göster ·
… t ederler. Cemî‘i müsâfirîn ü mücâvirînlere ve müteferricînlere ta‘zîm ü tekrîm
edüp it‘âm-ı
ta‘âm edüp gûnâ-gûn emlec u kebbât u kâbülî ve âlû Buhârî reçeller ve tereyağla …
Ve bunda ol kadar mahbûb mûğ-pîçe pençe-i âfitâb gulâmlar var kim cümle Îsâ Nebî uğuruna ifnâ-yı vücûd edüp her müsâfirînin önüne durup bel bağlayup hidmet ederler. Cemî‘i müsâfirîn ü mücâvirînlere ve müteferricînlere ta‘zîm ü tekrîm edüp it‘âm-ı ta‘âm edüp gûnâ-gûn emlec u kebbât u kâbülî ve âlû Buhârî reçeller ve tereyağları ve kaymaklar ile ziyâfetler ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 241a ·
metinde göster ·
… rahm-i mâderden müştak olup maskat-ı re’si olduğuyçün bu şehri hikmet üzre binâ
edüp itmâmında
Hazret-i Süleymân'ı ziyâfete da‘vet edüp kasr-ı âlîler binâ etmiş. Ve her mahlû …
Hazret-i Süleymân'ın vezîri Âsaf-ı Berhıyâ binâ etdüği şehirdir. Mukaddemâ kurâ şekilli bir beled imiş. Âsaf bu beledde rahm-i mâderden müştak olup maskat-ı re’si olduğuyçün bu şehri hikmet üzre binâ edüp itmâmında Hazret-i Süleymân'ı ziyâfete da‘vet edüp kasr-ı âlîler binâ etmiş. Ve her mahlûk-ı Hudâ'nın elbette pâdişâhları vardır, Süleymân Nebî ile anları da‘vet edüp herbirine birer kâh ve birer Havernak ve birer mak‘ad ve birer cây ve birer maksûre-i gûnâ-gûn ile Nîl'in sâhilin eyle âbâdân etmiş kim yedi sâ‘at Nîl kenârınca cenûba, yedi sâ‘at yine Nîl kenârınca şimâle, gûnâ-gûn kasırlar binâ edüp her ecnâs-ı mahlûkun sûretlerin kasrı üzre tâbaka'n-na‘lu ceseden timsâl etmiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y426b ·
metinde göster ·
… tleri ve kal‘a ve şehr-i azîmleri ve âsâr-ı garîbe ve acîbeleri seyr [ü] temâşâ
edüp itmâm-ı
seyâhat etdik.
Ve bu Cersinka'dan Nîl'in başı cenûba otuz iki konak kaldı dediler. Ammâ varmak müyesser olmadı. Ammâ hamd şükür olsun kim Nîl'in iki cânibinde olan ma‘mûr u âbâdân vilâyetleri ve kal‘a ve şehr-i azîmleri ve âsâr-ı garîbe ve acîbeleri seyr [ü] temâşâ edüp itmâm-ı seyâhat etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y430a ·
metinde göster ·