… andan hazz etmeyüp taşra otâkda imâmet edüp hakîr iç imâmeti ve iç mü’ezzinliği
edüp subh
[u] mesâ hakîri cenbinden bir ân münfek etmeyüp bir Gürcî kölesi ve bir raht [u …
Evvelâ sahrâ-yı Üsküdar'da hayme ve hargâhımız ve on bir huddâmımızla meks edüp mühimmât [u] levâzımât görürken şeb [u] rûz Murtazâ Paşa efendimizle sohbet-i hâs edüp ekseriyyâ bu hakîr imâmetin ederdik. Zîrâ imâmı Şâm Arabı olmağıla andan hazz etmeyüp taşra otâkda imâmet edüp hakîr iç imâmeti ve iç mü’ezzinliği edüp subh [u] mesâ hakîri cenbinden bir ân münfek etmeyüp bir Gürcî kölesi ve bir raht [u] bahtıyla sîm zeynli küheylân at ve iki katır ve yüz altun ve kırk ekmek ve kendü ta‘âmlarından beher yevm merreteyn ta‘âm-ı nefîs etdi. Bir sahiyyü'l-vücûd, sâhib-i hısâli'l-mahmûd kimesne idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 372b ·
metinde göster ·
Menâkıb-ı münâsib: Dahi Edirne şehri dest-i küffâr-ı hâksârda iken Hazret-i Hacı Bektaş-ı Velî Bursa şehrinde bir alay kibâr-ı evliyâullah ile müşâvere ederken esnâ-yı kelâmda buyururlar kim "İdrivne şehrin üç ejdehâ-yı nehr-i azîm derâğûş edüp belde-i İdrivne'yi helâk etmek isterler. Âhir gark-ı âb ederler. Ammâ seyecî sene 762 târîhînde dest-i Âl-i Osmân'a girüp zamîme-i dâr-ı İslâm olacakdır. Ayâ bizden Edirne'ye kim gider kim onda âmâde olup üç su bir olup tuğyân ile geldiklerinde du‘â edüp ol du‘â sebebiyle sular teskin ola?. Ba‘de'l-feth İdrivne şehrinde âsitâne-i azîm sâhibi ola" buyurduklarında hemân Sefer Şâh Sultân eydür "Pâdişâhım, eğer nutk-ı dürer-bârınız olursa bu abd-i kemter ve hakîr-i ahkar gidelim" dedikde hemân Bektâş-ı Velî Sultân "Hak mübârek eyleye!" deyü Sefer Şâh'a post u alem ve çerâğ u def [u] kudûm ü kalem ve nakkâre ü zil ve nefîr ü sadem ve seccâde ve hırka ve peşmine-i adem [ü] sofra ve gülbank ü bî‘at-ı perem ve kırk halîfe-i sâhib-kerem verüp Sefer Şâh Sultân'ı Rûm ereni olmağa lâyık erzânî görüp huzzâr-ı meclisde gülbang-ı Muhammedî çekilüp Hazret-i Pîr'den Sefer Şâh me’zûn olup kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek şehr-i Edirne'ye alem kaldırup def ü kudûm ü tablın döğdürüp tevhid [ü] tezkîr-i erre ile nefîrlerin çalarak derûn-ı Edirne'den ubûr etdiklerinde cümle nasârâlar engüşt ber-dehan edüp âlem-i hayretde kalırlar. Sefer Şâh Sultân bu hâl ile tevhîd-i sultânî ederek Hıdırlık nâm mevzi‘de karâr edüp subh [u] mesâ tevhîd [u] tezkîr edüp bâb-ı tevekkülde Kâf-ı kanâ‘at ile fakr [u] fâka çille-i merdânın çekmeğe müdâvemet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 150a ·
metinde göster ·
… re kendü hücrelerinde bir savma‘a düzüp şeb [u] rûz kendüleriyle cân sohbetleri
edüp subh
u mesâ Hüseyin-i Baykara meclisleri ederdik. Bir gün hân esnâ-yı kelâmda eydür: …
Biz Hân ile Bitlîs'e avdet edüp hakîre gılmân-ı hâssa içre kendü hücrelerinde bir savma‘a düzüp şeb [u] rûz kendüleriyle cân sohbetleri edüp subh u mesâ Hüseyin-i Baykara meclisleri ederdik. Bir gün hân esnâ-yı kelâmda eydür: "Evliyâ'm görürsün, sizin paşa bize deve kinli olduğun bildirüp Rahova'da hayme içinde sûret-i Hak'dan görünüp nasîhat yüzünden bize otuz yıllık mâddeleri yüzümüze urdu. Bu sizin paşadan ihtirâz üzre olmalıdır. Ammâ olmaya, illâ hayr!" dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 236a ·
metinde göster ·
… atrânlı yorgan ve paçavralar ile çırâğânlar edüp şeb-i muzlimi gûyâ rûz-ı rûşen
edüp subh
u mesâ bâtıl dînlerinin gayretine ol kadar cür’et edüp savaş-ı perhâş ederdi ki …
Yine ol gece küffâr münhedim olan yerleri şarampav ve direkler ile ıskara çatup rıhtım dolma ile amâr ederdi ve her şeb küffâr-ı dûzah-karâr-ı muhîl [ü] şeytanatkâr kal‘anın beş aded tabyaları üzre neft ve katrânlı yorgan ve paçavralar ile çırâğânlar edüp şeb-i muzlimi gûyâ rûz-ı rûşen edüp subh u mesâ bâtıl dînlerinin gayretine ol kadar cür’et edüp savaş-ı perhâş ederdi kim bir kal‘ada böyle ceng-âşûb olmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 123b ·
metinde göster ·
… i Taman'a sihhat ü selâmetle dâhil olup meşakkat-i râh mihnetleri cümle ferâmûş
edüp subh
u mesâ hâne be-hâne sohbet-i hâslar edüp Hakk'a ibâdet ederdik.
Hulâsa-i kelâm bu seyâhatimizde Bahr-i Harez sâhilinde Maskov'un Terek kal‘asından tâ bu Balu Hân'a, Ejderhân'a, Alatır'a, Kazan'a, Sarây'a, Mujikkirmân'a ve nehr-i Edil kenârında ve nehr-i Cayık sâhilinde ve Türk Or'u kenârında ve'l-hâsıl gayri yerlerde Maskov'un yüz otuz altı pâre kal‘a-i azîmlerin seyr [ü] temâşâ edüp nehr-i Ten kenârına gelüp tâ kal‘a-i Azağ'a gelince nehr-i Ten'in yemîn [ü] yesârında olan cümle (---) aded nâmdâr kal‘aları hasırdan yelkenli kızak gemileriyle buz deryâsı üzre tâ Azağ'a gelüp andan Heyhât sahrâsı içre erba‘în ve zemherîr geçirüp şeb [ü] rûz niçe bin âlâm-ı şedâ’idi ve niçe yüz bin meşakkat-i râh-ı hemrâhı ol şiddet-i şitâda çeküp vilâyet-i Çerkezistân'a düşüp niçe bin derd-i serencâm çeküp hamd-i Hudâ bir gün Cenâb-ı Allâh bu abd-i ez‘afı'l-ibâda bir âh-ı ciğer-sûz çekdirmeyüp ve bir ân müşevveşü'l-hâl etmeyüp ten-dürüstî diyâr-ı İslâm'a bu kal‘a-i Taman'a sihhat ü selâmetle dâhil olup meşakkat-i râh mihnetleri cümle ferâmûş edüp subh u mesâ hâne be-hâne sohbet-i hâslar edüp Hakk'a ibâdet ederdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 194a ·
metinde göster ·
… dan ve top u tüfeng ve muşkatlardan Hudâ-yı Müte’âl Hâfız-ı Bîçûn hıfz-ı emânda
edüp subh
u mesâ silâh-ı vuzû‘ ile âmâde olup niçe yüz aded şühedâları ve niçe mîr-i mîrâ …
Hakîr-i pür-taksîr bu neberd-i azîmleri göre göre bir cür’et hâsıl edüp sâ’ir guzât-ı müslimînden bir kadem ayrılmayup şeb [ü] rûz etek der-miyân edüp gülbâng-ı Muhammedî çekilüp ceng-âşûb olan yerlerde eli kan ve kılıcı kan ve ciğeri büryân ve sînesi uryân ve dillerinde Hazret-i Kur’ân tilâvet eden guzât-ı müslimînden bir ân bir kadem gerüye kalmayup hamd-i Hudâ niçe yüz lağımlardan ve taş ve kumbaralardan ve top u tüfeng ve muşkatlardan Hudâ-yı Müte’âl Hâfız-ı Bîçûn hıfz-ı emânda edüp subh u mesâ silâh-ı vuzû‘ ile âmâde olup niçe yüz aded şühedâları ve niçe mîr-i mîrân ümerâları defn edüp niçe yüz aded mecrûhları cerrâhlara getirüp tîmâr etdirirdim, riyâ olmaya.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 292b ·
metinde göster ·
… vendegânlara ni‘met-i bî-imtinânları mebzûl olup bin cân u baş ile mihmârdârlık
edüp subh
u mesâ matbah-ı Keykâvuslarında yüz adedden ziyâde onar on beşer koyun alır ve …
Girid cezîresinin içinde kırk aded güzîde binâ-yı âlî manastırın biri dahi budur. Gâyet mahsûllü yer olup balı ve meyve-i âbdârları meşhûr olup cümle kefereleri Rûm'dur, zîrâ cümle Girid'in re‘âyâları Rûm'dur. Lasman Frengleri kal‘alarda sâkin olurlardı ve kal‘alar içre yine Rûm re‘âyâlar ve arhondalar var idi. Ammâ bu manastırın içinde binden mütecâviz ruhbânları ve mûğ-pîçe palâs-pûşânları var kim her biri perî-peyker ve melek-manzar muğân perîleri müsâfirîne hidmet ederler. Ve şeb [ü] rûz cemî‘i âyende vü revendegânlara ni‘met-i bî-imtinânları mebzûl olup bin cân u baş ile mihmârdârlık edüp subh u mesâ matbah-ı Keykâvuslarında yüz adedden ziyâde onar on beşer koyun alır ve beşer altışar aded sığır alır kazganları var kim bednâm günlerinde niçe bin kefereler cem‘ olup subh u şâm müsâfirîne ziyâfet ederler. Bu deyr-i musanna‘da mu‘tekif olan kıssîs ve bıtrîkânların zu‘m-ı bâtıllarınca Hazret-i Îsâ halîfesinin bir havâriyyûnu bunda medfûndur derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 322b ·
metinde göster ·
"Yâ meşâyih, mesmû‘unuz olmuşdur kim bizi İmâm şâfi‘î çerâğ
edüp subaşı
etdi. şimdi bizden bartıl ister. Mezheb-i şâfi‘îde böyle etmek helâl midir? Siz …
"Yâ meşâyih, mesmû‘unuz olmuşdur kim bizi İmâm şâfi‘î çerâğ edüp subaşı etdi. şimdi bizden bartıl ister. Mezheb-i şâfi‘îde böyle etmek helâl midir? Sizler ulemâ-yı Mısır olsanız gerek, bize bu zulmü revâ görürmüsüz?" deyü su’âl edince meğer cümle ulemâ-yı Mısır İmâm şâfi‘î'ye sâhib-i mezheb oluyor deyü dâğ-ı derûnları var imiş. Hemân ulemâ-yı Mısır eyitdiler:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y29a ·
metinde göster ·