… Aydıncık nâmında Belkîs Ana şehrinde kışlayup evvelbahârda İslâmbol'u muhâsara
edüp tarafeyne
azîm kaht [u] galâ olup 21a derûn-ı kal‘ada olan küffâr derûnundan çıkan necâ …
Muhâsara-i râbi‘-i Mahmiyye-i Kostantıniyye: Yine Âl-i Emeviyyûn'dan mezbûr Süleymân bin Abdullâh yine kızkarındaşı oğlu Ömer ibn Abdül‘azîz hazretlerini serdâr-ı mu‘azzam edüp Hicret'in toksan yedi yılında yüz yigirmi bin askerle karadan seksen bin asker ile üç yüz pâre gemi deryâdan İslâmbol üzre sefer edüp ol sene Bursa nevâhîlerinde Aydıncık nâmında Belkîs Ana şehrinde kışlayup evvelbahârda İslâmbol'u muhâsara edüp tarafeyne azîm kaht [u] galâ olup 21a derûn-ı kal‘ada olan küffâr derûnundan çıkan necâsetlerin yedi. Taşrada guzât-ı müslimîn ot otlayup Kâğızhâne çayırın kuru bayır edüp âhir bî-feth avdet edüp Şâm'a geldiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 20b–21a ·
metinde göster ·
… Alî ile Â’işe anaları nehr-i Furâd kenârında Ca‘ber kal‘ası dibinde ceng-i azîm
edüp tarafeynden
yigirmi bin âdemleri şehîd oldu. Ve yakın zamânda Muhammed'in kızı oğlu imâm Hü …
"Bire Arab kavmi içre tefrika girüp Halîfe Osmân'ı şehîd etdiler. Ve Alî ile Â’işe anaları nehr-i Furâd kenârında Ca‘ber kal‘ası dibinde ceng-i azîm edüp tarafeynden yigirmi bin âdemleri şehîd oldu. Ve yakın zamânda Muhammed'in kızı oğlu imâm Hüseyin'i Kerbelâ'da Yezîd kırk elli bin âdem ile susuzlukdan ve açlıkdan ba‘zısın kılıç ile kırup şehîd etdiler. Hâlâ anların içine tefrika düşüp bu gûne fetretler vâkı‘ olup anların bugün de başların kaşımağa dermânları yokdur. Hemân fursat ganîmetdir Kostantıniyye'miz içre olan Arab-ı Urbân'ı kırup âsûde-hâl olalım" deyü bir alay müşrikin bu sû’-i tedbîri hüsn-i tedbîr görüp hicretin iki yüz elli altısında niçe kerre yüz bin küffâr-ı hâksâr ale'l-gafle gulû-yı âm edüp herkes halvethânesinde tâ‘at [u] ibâdâta meşgûl iken İslâmbol ve Galata'da olan ümmet-i Muhammed 22a içre bir gırîv [ü] feryâd-ı Allâh Allâh kopup herkes ahâlî-i mahallesiyle bir yere cem‘ olup ceng-i azîm edüp küffârı kırup şehîd olurlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 21b–22a ·
metinde göster ·
… ene mürûr edüp Rûmeli Hisârı bâğlarından küffâr üzüm koparup bâğbânlar ile ceng
edüp tarafeynden
bir kaç âdem düşüp sulha muğâyir iş olduğun Edirne'de Sultân Mehemmed'e arz olu …
"Amân ey güzîde-i Âl-i Osmân" deyüp harac-güzâr olup sulh kabûl eylediler. Ammâ Yıldırım Hân sulhu üzre cemî‘i bâğların mahsûlü Osmânlı öşrü olup küffâr bir tûşe üzüm koparmaya. Ol şart üzre sulh mün‘akid olup üç sene mürûr edüp Rûmeli Hisârı bâğlarından küffâr üzüm koparup bâğbânlar ile ceng edüp tarafeynden bir kaç âdem düşüp sulha muğâyir iş olduğun Edirne'de Sultân Mehemmed'e arz olunup anların dahi bu ahid-şikenlik cân-ı azîzlerine minnet olup Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân yer götürmez deryâ-misâl asker ile İslâmbol'u muhâsara etdüğin beyân eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 25a ·
metinde göster ·
… ler bir cevâhire bahâ takdîr edüp bir altun ve gümüş âvânî eşyâlara bahâ takdîr
edüp taraf-ı
şâhîden birer şâhî vazîfe-i mu‘ayyeneleri vardır. Bunlar dahi tevâbi‘leriyle ub …
Esnâf-ı ehl-i kıble-i kuyumcıyân: Bir âdemdir, bedâsten önünde sâkindir. Ammâ darbhâne ehl-i kıblesi mukaddemâ başka tahrîr olmuşdur. Bu ehl-i kıbleler bir cevâhire bahâ takdîr edüp bir altun ve gümüş âvânî eşyâlara bahâ takdîr edüp taraf-ı şâhîden birer şâhî vazîfe-i mu‘ayyeneleri vardır. Bunlar dahi tevâbi‘leriyle ubûr ederken ba‘zı zî-kıymet eşyâlara bahâ takdîr ederek dükkânlarıyla ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 187a ·
metinde göster ·
… ı müslimîn hayme ve hargâhı ve bâr [u] bengâhıyla ta‘yîn olunduğu yerlerde meks
edüp taraf
taraf çavuşlar tenbîh edüp cümle guzât gusller eyleyüp herkes helâlleşüp Bismil …
{Der-beyân-ı muhâsara-i kal‘a-i Hanya} : Ba‘dehû fermân-ı serdâr ile cümle hayme ve hargâhları Hanya kal‘asının cânib-i şarkîsi ve garbîsi ve cenûbî tarafına top menzili ba‘îd ordu-yı İslâm kat-ender-kat kurulup cânib-i erba‘a içine karavullar ta‘yîn olunup cümle mîr-i mîran ve asâkir-i a‘yân-ı cüyûş-ı müslimîn hayme ve hargâhı ve bâr [u] bengâhıyla ta‘yîn olunduğu yerlerde meks edüp taraf taraf çavuşlar tenbîh edüp cümle guzât gusller eyleyüp herkes helâlleşüp Bismillah ile ibtidâ yeniçeri ocağı rûz-ı rûşende meterise girdiler. Ertesi ale's-sabâh deryâ-misâl asker ile mevc mevc ve fevc fevc ve gürûh gürûh müzeyyen ve müsellâh cüyûş-ı muvahhidîn ile Serdâr-ı mu‘azzam Yûsuf Paşa kal‘a altından küffâr-ı hâre karşu alâ rağmi'l-a‘dâ'l-a‘dâ bir alay olmuşdur kim cümle küffâr-ı dûzah-karâr havf [u] haşyet-i Âl-i Osmân'dan mebhût [u] mütehayyir kaldılar. Andan serdâr-ı mu‘azzam, kânûn-ı kadîm üzre otağına nüzûl etdüğü sâ‘at cümle beldâr u çerâhora kırk bin mikdârı kazma ve kürek verüp yedi koldan sıçan yollarına mübâşeret olunup yedi koldan kal‘a-i Hanya'yı kuşadup muhâsara etdiler. Evvelâ kal‘anın cânib-i cenûbunda yeniçeri kethüdâsı koluna serdâr-ı mu‘azzam girdi. Ve Anadolu eyâleti ile (---) Paşa on oda ile zağarcıbaşı girdi. Ve Rûmeli eyâletiyle (---) Paşa on oda ile samsoncubaşı girdi. Kapu tarafı ki cenûb tarafıdır, Sivas eyâletiyle (---) Paşa beş oda ile yeniçeriyle haseki ağa meterise ve cânib-i şarkîsinde gümüş tabyasına cümle Cezâyirli meterise girdi. Ve kal‘anın cânib-i garbîsinde Altuntabya tarafına Haleb eyâletine mutasarrıf (---) Paşa üç oda ile zenberekçibaşı meterise girdi. Netîce-i kelâm yedi koldan on yedi kat-ender-kat cümle guzât meterise girüp her tarafdan göz açdırmayup günden güne meterisler yürümede, ammâ sedd-i İskender-vâr bir çâr-kûşe kal‘a-i üstüvâr olmağıla cânib-i şimâlîsi liman ve deryâ vâkı‘ olup ol tarafında meterise girilmek muhâl-ender-muhâl olup ancak karada şarkî ve garbî ve cenûb tarafından meterise girildi. La‘în-i bî-dîn küffâr, Âl-i Osmân ile Kıbrıs gazâsından berü ceng [ü] cidâl ve harb [u] kıtâl etmemeğile askeri dinç ve cebehânesi gülünç ve sâ’ir mühimmatları mütekâsir ve soltatları vâfîr, şeb [u] rûz ârâm etmeyüp yedi gün yedi gice kırk bin top ve niçe kerre yüz bin tüfenk-i pür-renk ve niçe bin kazan kumbara atup şeb-i zulmânîde kal‘ayı meş‘al-i mu‘allaklar ile çerâğân ederdi. Yedi günde yedi bin âdem şehâdet câmın nûş edüp camadanları beytü'l-mâle teslîm olundu. Ammâ hamd-i Hudâ guzât-ı müslimîn zerre ve şemme havf etmeyüp serdâr-ı bâ-vakârın ihsân [u] in‘âmı sebebiyle ihtimâm-ı 271b tam edüp gice ve gündüz meterisleri ileri yürüdüp üçüncü gün handak kenarına varıldı. Ve yedi koldan balyemez toplar kal‘anın yedi yerinden rahneler verdi. Ammâ kal‘anın zerre mikdârı rûhunun haberi olmadı. Gûyâ bir kûh-ı Demâvend idi. Bu hâl üzre yigirmi gün yigirmi gice ceng [u] cidâl ve harb [u] kıtâl olup mel‘ûn küffâr topa tutulmuş maymuna dönüp henüz hâbdan bîdâr olur gibi kudurmuş yılana dönüp eyle hıyel u şeytanat ve âteş-bâzlıklar edüp cümle guzât-ı müslimîni kebâb eyledi. Asker-i İslâm bu hıyel u mel‘ânetlerine bakmayup gün-be-gün ser-bâzlıkların ziyâde edüp Kumtabya cânibinden toprak sürmeğe eyâlet-i Şâm ve Mar‘ayş ve Karaman ve Tarabefzûn me’mûr olup toprak dağlar gibi gelirken küffâr-ı bed-girdâr [u] hilekâr kal‘a içinden el kumbarası ve kazan kumbarası ile erbâb-ı timarı yakup yandırdı. Âhir toprak sürmek mümkün olmayup taraf taraf lağımlara mübâşeret olunup kal‘anın garbî cânibi ki Nazarta tarafıdır, ol cânibden üç ağızlı bir lağm-ı sehm-gîn atılup kal‘anın yetmiş arşın mikdârı yeri hevâya perrân olup üzerinde olan küffârlar zâğ-ı gammâz-vâr hevâya pervâz urup dârü'l-bevâr-ı veylde karâr etdiler. Küffâr-ı dûzah-karâr bu lağım fennin görüp fi'l-hâl derûn-ı kal‘ada zîr-i handakdan güzer edüp bir lağım-ı sehm-gîn [ü] keyd-i mekîn atmışdır kim sürülen toprakla iki yüz mikdârı âdemleri evc-i hevâya münkalib edüp bir sâ‘at-i nücûmî gubar-ı türâb ile asker-i İslâm zulumât içre kaldılar. Niçe âdemler zîr-i türâbda bî-nâm u nişân olup bilâ-lahid ü bilâ tekfîn medfûn oldular. Guzât-ı müslimîn bu hâle dahi bakmayıp birbirlerin cenge tergîb edüp kal‘anın rahnedâr yerlerinden serdengeçdiler câbecâ kelleler ve diller getirmeğe başladılar. Hemân serdâr hazretleri kelle getirene elli altun, dil getirene yüz altun ve esîrin ihsân edüp niçesine timar u ze‘âmet bî-dirîğ ihsân oldukça guzât-ı müslimîn cân u gönülden cân ve baş verüp bir kaç kerre tâ derûn-ı kal‘adan kelle ve dil ve bir kerre ceneralin oğlun kayd-bend ile getirdiler. Ammâ ol gün mel‘ûn küffâr kudurdular ve hayli ceng edüp bî-nihâye yiğitleri şehîd etdiler. Ve bundan mâ‘adâ şeb [u] rûz görülmemiş âteş-feşânlık ederdi. Mâh-ı mezbûrun (---) günü derûn-ı kal‘adan bir küffâr resen-bâzlık ederek nüzûl edüp serdâr-ı âlî-tebârın huzûruna gelüp eydür "Sultânım! Eğer kal‘a içinde benim evimi ve ehl [u] iyâlimi bana ihsân edersen sana müjdem vardır" dedi. Serdâr "Hânenden ma‘a ziyâde murâd [u] maksudun her ne ise dîn-i Muhammedî hakk-içün sana ihsân edüp cümle re‘âyâya seni zâbit nasb edüp cümle tekâlîf-i örfiyyeden seni ve evlâdların mu‘âf ve müsellem edem" deyü yemîn billah ve kasem tallah edüp mezkûr keferenin gerdenine bir emân destmâlı bend edüp keferenin cümle ricâsın kabûl etdikde kefere eyitdi. "Sultânım: Küffâr içerde iki fırka olup Rûmlar kal‘ada kırılmakdan kal‘ayı Osmânlıya verüp harâc-güzâr re‘âyâ olalım derler. Venedikli, yok elbette imdâdımız gelince ceng edüp kırılırız, kal‘ayı virmeziz derler ve imdâdlarının gelmek ihtimâlleri vardır. Ve kendüler dahi top u tüfenk ve lağımdan helâk olup cümle küffâr liman tarafı emîn olmağıla anda cem‘ olmuşlardır. Şimdi tedârik oldur kim liman tarafına havâle taşrada bir tabya binâ edüp on pâre balyemez top ile liman tarafın döğesiz ve içeri Rûm mahallesinde bir kaç ok ile Rûmlara istimâlet kâğızları atasız, inşâallah böyle etseniz kal‘anın fethi müyesser olur" deyü kefere niçe gûne mütehassin tedârikler gösterdi ve vâfir sûret-i hak yüzünden telkîn edüp bir kaç ok ile Rûm mahallesine Rûmî lisânı üzre kâğızlar atup ol gice içerden on aded Rûm kefereleri çıkup İslâm ile müşerref olup isimlerine Burmalı fülân, Burmalı Sinân nâmında isimler kodular. Serdâr-ı zafer-şi‘âr bunların bu kelâm-ı dürûğlarına aslâ i‘timâd etmeyüp yevmen fe-yevmen göz açdırmayup kal‘ayı döğerdi. Ve kal‘anın cânib-i şarkîsinde Cezâyirli kolunda limana havâle bir tabya-i âlî binâ etmeği vech-i ma‘kûl görüp bir gicede evce ser çekmiş bir tabya-i âlî ihdâs edüp on pâre balyemez top-ı küp ile derûn-ı kal‘ada olan sarây-ı âlîlere ve emîndir deyü liman kenarında sâkin olan küffâra eyle top gülleleri uruldı kim derûn-ı kal‘adan 272a bir feza‘ u çeza‘ kopdu kim feryâd u figânları evce peyveste oldu. Ve ol gün cümle donanma-yı hümâyûn gemilerinde ve cümle deryâ beğlerine ve Cezâyirliye emirler gidüp rûy-ı deryâda gâfil olmayup hıfz [u] hırâsetler üzre olup on iki pâre mavunalar ile kal‘anın leb-i deryâdan olan yerlerin ve liman tarafların döğmeğe me’mûr etdiler. Anlar dahi kal‘a limanın döğmeğe mübâşeret edince derûn-ı kal‘adan bir vâveylâ kopdu. Ammâ deryâdan atılan top-ı kûplerin gülleleri niçe kerre bizim asker-i İslâma isâbet etdüğünden donanma topçubaşısına gayrı fermânlar gitdi. Ammâ yine bu mâbeynde küffâr-ı anîd-i pelîd inâdına musırr olup niçe bin gûne muhîl [u] şeytanat ve âteşbâzlık edüp ve niçe kayd [u] hâ’inlik ile âteş-feşânlık edüp günden güne yüz ve iki yüz âdem derece-i şehâdete kadem basdılar, bu kemîngâhda ömr-i gümânların yasdılar, ve sâ’ir guzât-ı muvahhidîn kılıçların arşa asdılar. Hulâsa-i kelâm şeb [u] rûz olan vekâyi‘âtları tahrîr eylesek tatvîl-i kelâm olup bir mücelled kitâb olur. Ancak merâm [u] maksûd-ı kelâm oldur kim küffâr-ı hîlekâr bu hücûm-ı mehcûmu görüp mâh-ı mezbûrun (---) günü bendler üzre çıkup gördü kim kırk bin eli kılıçlı ve çeğini kalkanlı serdengeçdi gâzîleri yürüyüş etmeğe âmâde olmuşlar. Ol gün küffâr bu hâli görüp bedenler üzre beyâz vereh bayrakları diküp "Aman, aman ey güzîde-i Âl-i Osmân" deyü feryâd u figân etdiler. Aslâ feryâd u vâveylâlarına nazar etmeyüp ma‘a'z-ziyâde kal‘a[yı] kûp toplar ile döğüp kumbara ve kurşumlar ve lağımlar atılup kal‘anın ba‘zı münhedim olan yerlerinden rehin nâmıyla bir kaç kapudan küffâr çıkup on gün mehil istediler. Serdâr eyitdi "Ale's-sabâh çıkarsınız, yohsa cümlenizi dendân-ı tîğdan bî-dirîğ geçiririz" deyü ta‘ahhüd etdiler. Hemân küffâr-ı dûzah-karârın birkaçı serdâr serâperdesinde kalup birkaçı derûn-ı kal‘aya gidüp "Kâbil ü imkân değildir. Cümle Türk yürüyüş edüp kırsalar gerekdir. Hemân cân u başımız ve ehl [u] iyâl ü yoldaşımız sağ iken sabâh çıkalım" deyü cümle ricâ edüp ma‘a-ziyâde bedenler üzre vere bayrakları zeyn edüp niçe mu‘temed küffârlar taşra rehne çıkup ol sâ‘at emân ile cümle yeniçeri ve sipâh ve cebeci ve topçu ocakları pür-silâh bedenler üzre zeyn olup cümle topları ve cebehâneleri kabza-i tasarrufa aldılar. (---) Ol gice cümle küffâr gemilerine dolup cezîre cezîre dârü'l-karâr-ı bevârlarına git(me)diler. Hamd-i Hudâ mâh-ı mezbûrun (---) günü burc u bârûlar üzre ezân-ı Muhammedîler kırâ’at olunup cümle guzât-ı müslimîn meterislerden çıkup kal‘anın der-i dîvârı üzre kat-ender-kat zeyn olup bir kerre gülbâng-ı Muhammedî ve bir yaylım top u tüfenk şâdmânın edüp üç gün üç gice donanma-yı hümâyûn olup şeb [u] rûz şâdmânîler olup sıyt u sadâ-yı top u tüfenk evkât-ı hamsede üç yaylım atıldığında zemîn ü âsumân ve deryâ-yı bî-pâyân cûş [u] hurûşa geldi. Küffâr gemileriyle Hanya'nın cânib-i şarkîsinde Suda kal‘asına ve Retime ve Apokorona ve Kandiye'ye giderlerken Hanya cenerali la‘în bu şâdmânîleri görüp ve ezân-ı Muhammedîleri istimâ‘ edüp ve nâkûshâneleri üzre haç alemleri ser-nigûn olup yerine yeşil alem-i Resulullah zeyn olduğun görünce ceneral-i mel‘ûn "Bu hâli görmemek yeğdir" deyü parmağıyla kendi gözün çıkarup la‘în oldu. Hemân ale'l-acele cümle donanma-yı hümâyûn limana girüp ıskarça olup sâ’ir şayka ve karamürsel ve cebehâne gemilerine destûr verilüp Âsitâne tarafına müjdeciler gitdi. Ve gayrı deryâ beğleri cümle yetmiş yedi pâre başdardalarıyla elli pâre Cezâyir ve Tunus ve Tarabulus gemileri lenger-endâz olup yatdılar. Andan cümle gemilerde olan mühimmâtları ve forsa pâyzenleri gemilerden çıkarup leb-i deryâya azîm surâhî ve serâmed ve musanna‘ toplar koyup ve niçe tabya-i azîmler edüp kirpi-misâl toplar ile müzeyyen edüp kal‘anın ibtîda handaklerin ve sürülen dağlar gibi toprakların deryâ-misâl asâkir-i İslâm ve beldâr ve çerâhôr ve teberdârân ve azebân ve forsa ve pâyzenânlar ile üç gün üç gicede handakleri mülevvesâtdan ve meteris sıçan yollarından pâk edüp kal‘anın rahne-dâr yerlerin metânet üzre mebnî edüp cümle asâkir-i İslâmı yerlü yerine nasb 272b edüp kal‘a evvelkiden bin kat ziyâde metânet ve istihkâm bulup cemî‘î kenîseleri ma‘bed-i müslimîn olup tâ‘at-ı Sübhânî olmağa başlandı. İbtidâ cum‘a Sultân İbrâhîm câmi‘inde kılınup cümle guzât fethinde bulunduklarına hamd-i Hudâ etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 271a–272b ·
metinde göster ·
… rlu ve Çamlıca dağlarına varınca Katırcıoğlu'nun askeri üstüne yedi kerre hücûm
edüp tarafeynden
niçe yüz âdemler düşüp âhir hâh-nâ-hâh Katırcıoğlun ve Gürcî Nebî celâlînin inh …
Zîra "El-insânu ve abîdü'l-ihsân" mazmûn-ı kelâmı mazbûtu idi. Hattâ bu hakîr Evliyâ-yı bî-riyâ-yı pür-taksîr sene (---) târîhinde Paşa efendimizden me’zûn olup Beyt-i Şerîfe revâne olmak içün harc-ı râh, hakîre beş yüz altun ve iki kısrak ihsân edüp Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘in hîn-ı cülûsunda, Atmeydânı cenginde, Silâhdâr Murtazâ Paşa'ya Mevlevî Vezîr Mehemmed Paşa, Şâm eyâletin ihsân edüp Murtazâ Paşa ile kat‘-ı menâzil ederek Şâm-ı cennet-meşâma dâhil olup hakîri Murtazâ Paşa ılgar ile İslâmbol'a gönderüp Mevlevî Vezîri bi-gayr-i hakkın katl edüp sene 1058 târîhinde Kara Murâd Paşa vezîria‘zam olup Üsküdar'a hakîr vardıkda ol mahalle müsâdif oldu kim asâkir-i Âl-i Osmân Üsküdar'da Gürcî Nebî ve Katırcıoğlu 338a ve Akyakalıoğlu ve Çomar Bölükbaşı nâmân eşkıyâ-yı celâlî ve cemâlîler kırk yedi bin asker-i cemâpûr ile Âl-i Osmân askeri kütâ-küt ceng-i sultânîlerine hakîr râst gelüp me’âl-i kelâm Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimiz Âl-i Osmân askerine talî‘a-i asker olup üç bin yiğit ile çarhacılık hizmetine me’mûr olup ol gün Üsküdar'dan Bulkurlu ve Çamlıca dağlarına varınca Katırcıoğlu'nun askeri üstüne yedi kerre hücûm edüp tarafeynden niçe yüz âdemler düşüp âhir hâh-nâ-hâh Katırcıoğlun ve Gürcî Nebî celâlînin inhizâmına sebeb-i memdûh olan Mehemmed Paşa efendimiz sebeb olup Gürcî Nebî'nin askeri akabince kova kıra Kayışbınarı'na ve Sarıkadı nâm ziyâretgâh-ı ünâs karyesine varınca münhezim celâlîden niçe kelle ve dil ile sadrıa‘zam huzûruna gelüp semmûr hil‘at-i fâhireler ve serine çelenk otâğalar sançılup kendüye (---)(---) mansıbı ihsân olundu. Ol gün bu paşa efendimizin etdüğü ceng-i azîmi bir serdâr-ı mu‘azzam etmemişdir. İnşâalah bu cengi ve sâ’ir mahallerde etdüğü cür’etleri ve şecâ‘atları mahalliyle tahrîr ederiz ve billahi't-tevfîk. Hamd-i Hudâ böyle şecî‘ [u] dilîr vezîr-i bî-nazîrler ile ve Seydî Ahmed Paşa ve Bâkî Paşa ve Ketağaç Paşa, Dilâver Paşa gibi Rüstem-i Sâm-akrânlar ile niçe gazâlarda bulunduk. Hâzâ min fazlı Rabbî.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 337b–338a ·
metinde göster ·
… Hazret-i Alî ile Hazret-i Mu‘âviye bu Ca‘ber Kal‘ası mukâbelesinde ceng-i azîm
edüp tarafeynden
niçe bin sahâbe-i kirâm ve erbâb-ı soffa 59b ve muhâcirîn-i ensâr ve tebe‘-i …
Bu mahall gerçi Arz-ı Mukaddes'dir, ammâ bu mahalde sahâbe-i güzînin medfûn olmalarının sebebi oldur kim hicret-i Nebeviyye'nin sene (---) târîhinde Hazret-i Alî ile Hazret-i Mu‘âviye bu Ca‘ber Kal‘ası mukâbelesinde ceng-i azîm edüp tarafeynden niçe bin sahâbe-i kirâm ve erbâb-ı soffa 59b ve muhâcirîn-i ensâr ve tebe‘-i tâbi‘în şehîd olup hâlâ ol sahrâ-yı Ca‘ber'de kabr-i münevvereleri ve seng-i mezârları ve kıbâblarıyla niçe yüz merâkıd-ı pür-envâr âşikâredir. Evvelâ kabr-i Beşîr ibn Hâtem-i Tayy, Mûsâ ibn Hazret-i Zübeyr ve Zeyneddîn ibn Akîl ibn Ebî Tâlib ve İsmâ‘îl ibn Huzeyme, Sirâcüddîn ibn Hâlid ve Sâlih Berkî ibn Abd-i Rey. Bunlardan mâ‘adâ niçe bin sahâbe-i kirâmlar medfûnlardır, ammâ bunları ziyâret edüp rûh-ı şerîfleriyçün at üzre Kur’ân tilâvet edüp yine Furât'a gelüp gemiyle karşu Ca‘ber tarafına geçip istirâhat etdik. Andan yine gemiyle beri Haleb hâkinde ubûr edüp cânib-i garba çölistân içre (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 59a–59b ·
metinde göster ·
Melek Paşa eyitdi "Dünyada ve âhiretde mestûr olmak istersen bu Haleb'den getirdiğin yüz bin kadar eşkiyâ ve eşirrânın ığvâsına uymayup bir kes’e adâvet edüp mâlına ve emvâl [u] erzâkına tama‘ edüp kan eyleme. Ve herkes ile hüsn-i ülfet edüp kulûb yap. Bu karındaşından ibret al kim benim zamân-ı sadâretimde on yedi vezîria‘zam var idi. Biri ibtidâ Bektâş Ağa ve Ömer Çelebisi ve İkinci Çelebi Kethüdâ ve Halîl Yazıcısı ve üçüncü Yeniçeri Ağası Kara Çavuş ve Kâtibi Yûsuf Çelebi ve Alahoz Mehemmed Efendi ve Sarı Kâtib ve Mi‘mâr Mustafâsı ve Vâlide Sultân ve Koca Mi‘mâr, bunların emsâli niçe yüz vüzerâlık peresesinde âdemlerden bî-zâr olmuşdum, ammâ ızdırârî mudârâ ederek on altı ay vezîria‘zam olup halâs oldum. Benden sonra Siyâvuş Paşa karındaşım vezîria‘zam olup cümleden melik olmak içün hazz-ı nefsiyçün 180a bu zikr olunan vüzerâ pâyesinde olanları, hattâ efendisi vâlidesi Kösem Vâlide'yi dahi cümle katl edüp ‘Hamd-i Hudâ cümle devlet bana münhasır kaldı’, derken elli dörd günde sezinmedüğü yerden, Cenâb-ı İzzet'den kendüye Kızlarağası Dîv Süleymân Ağa gibi bir zişt-i akûr eliyle kendüye bir sille-i pehlivânî urup Siyâvuş Paşa'dan mührü alup Gürcü Mehemmed Paşa'ya verdi. İmdi benim birâderim! Hamûl olup katl-i nefs etmeyüp başından bu kadar haşerâtı def‘ edüp taraf-ı devletde ol. Benim birâderim, seksen bin, toksan bin askerle gelüp anlar cümle Üsküdar'da kalup sen ancak öz başın ile iki yenlerine yapışup huzûr-ı pâdişâhîye vardın.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 179b–180a ·
metinde göster ·
… âdem nazar etmeğe cür’et idemez. Gûyâ bir derk-i esfeldir. Nehr-i azîm cereyân
edüp tarafeyni
gül-i gülistân u bâğ u müşebbek bostân ve reyhânistândır kim her sene beş altı …
Evvelâ kal‘a-i Kara Âmid: Eyle meşhûr-ı âfâk kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn olan sûr-ı üstüvâr Şattu'l-Arab kenârında evc-i semâya ser çekmiş Fızkayası bu rûy-ı arzda meşhûr-ı âfâk olan püşte-i bülend üzre siyâh seng-i hârâ ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir kim bu gerdiş-i devâyir-ı kecrev-i felekde bir kal‘a-i ser-bülenddir. Gerçi yalçın kaya üzredir, ammâ ol kûh-i azîmün zirve-i a‘lâsı vâsi‘ sahrâ-yı çemenzâr-ı lâle-izârdır. Kal‘anın cânib-i şarkîsi ve şimâlî tarafına meyyal semti evc-i âsumâna kad çekmiş kayalar üzredir kim Fız mağâraları bu kal‘a-i bâlânun altındadır. Ve makâm-ı Hazret-i Yûnus aleyhisselâm andadır. Andan aşağı âdem nazar etmeğe cür’et idemez. Gûyâ bir derk-i esfeldir. Nehr-i azîm cereyân edüp tarafeyni gül-i gülistân u bâğ u müşebbek bostân ve reyhânistândır kim her sene beş altı ay ahâlî-i Diyârbekr'ün Şattu'l-Arab faslı idecek teferrücgâhlarıdır kim rûy-ı arzda mesîregâhlar içre bu dahi meşhûr-ı âfâk bir seyrângâh-ı işretgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 200a ·
metinde göster ·
üç yüz pâre ma‘dûd kurâlar meks edüp iki yüz kise iltizâm ile başka Düceyle hâk …
Ve nehr-i Düceyle: Zamân-ı kadîmde bu nehri (---)(---)(---)(---)(---) açup çölistânı imâr etmişdir. Gerçi nehr-i Şat'dandır ammâ kavm-i Irâk dâl'ın zammesiyle cim'in fethasıyla ve ya'nın sükûnuyla ve lam'ın fethasıyla ve ha-i muzmerrin sükûnuyla Düceyle derler. Beyne'l-avân Düceylân derler. İbtidâ mahreci Bağdâd'ın (---) tarafında belde-i harâb Siremen-rây'dan girüp bin pâre kurâ vü kasabâtları reyy ederdi. Ba‘dehû mürûr-ı eyyâm ile tathîr olmayarak rimâl-i türâb ile memlû olup harâb olmuşdu. Hâlâ sene 1065 târîhinde Silâhdâr Kara Murtezâ Paşa kendü mâlından bin kise masrûf edüp minâre kaddi handak-ı azîmler kazurup imâr edüp tarafeynine üç yüz pâre ma‘dûd kurâlar meks edüp iki yüz kise iltizâm ile başka Düceyle hâkimi nâmıyla bir paşa ağası zâbitdir. Bu nehr-i Düceyle'nin cânib-i şarkîsinde ve garbîsinde cümle gerüde tahrîr olunan nühûrların çoğu bu Düceyle'ye rîzân olup çölde gâ’ib olur. Ammâ cânibi-i şarkîsinde nehr-i Ahvân'dan gayrı nehir Düceyle'ye mahlût olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 206a ·
metinde göster ·
Âhirü'l-emr tarafeynden şâh dahi sulha rağbet edüp tarafeynden elçiler varup gelüp bâ-sulh Âl-i Osmân cümle asker-i İslâm Diyârbekir'e gelüp Hâfız Ahmed Paşa hâ’ib {ü hâsir bî-feth geldikde} mühürden ma‘zûl olup def‘a-i sânîde sene 1036 târîhinde Halîl Paşa sadrıa‘zam oldu ve Dişlen Hüseyin Paşa Abaza Paşa üzre serdâr olup Abaza Paşa Hüseyin Paşa'yı âl ile şehîd etdi. Ba‘dehû Hüsrev Paşa sene 1038 târîhinde Abaza Paşa üzre serdâr olup Abaza'dan Erzurûm'u ve Acem'den Ahıçka'yı ve Kars'ı feth edüp Hemedân ve Dergezîn ve Nihâvend ve Bağdâd hânlarına "Hâzır-bâş olun." deyü haber gönderüp Abaza Paşa'yı kayd ü bend ile Sultân Murâd'a getirüp Murâd Hân Abaza Paşa'yı âzâd edüp Bosna serhaddin ihsân etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 311b ·
metinde göster ·
bî-hisâb âdemler merhûm oldular. Kavm-i Hâşimî ve kavm-i Kureyş mâbeyninde ilm- …
Ba‘dehû vilâdet-i Resûl'ün sene 34 Mu‘âviye ibn Ebî Süfyân vücûda geldi ve ol ân Mu‘âz ibn Cebel-i Elhem dahi müştakk olup Ebû Süfyân kabîlesiyle Ebû Tâlib kabîlesi şehr-i Mekke'de birbirleriyle ceng-i azîm edüp tarafeynden bî-hisâb âdemler merhûm oldular. Kavm-i Hâşimî ve kavm-i Kureyş mâbeyninde ilm-i nücûmda kâmil olanlar eyitdiler: "Bu Mu‘âviye mevlûdü günü böyle ceng-i azîm olup nahs-ı ekber oldu. Âhir Mu‘âviye ile Alî 354b mâbeynleri ceng ü cidâl ve harb ü kıtâl ile güzer eyleye" deyü istihrâc etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 354a–354b ·
metinde göster ·
… gayret-i hamiyyete gelüp niçe bin asker cem‘ edüp Si‘îrdli ile bir ceng-i azîm
edüp tarafeynden
niçe yüz âdem merhûm olduğu, karîbü'l-ahd olmağile meşhûrdur. Hakkâ ki Si‘îrd'i …
Bir kerre Hasankeyfâ halkının şalgamları gâyet büyük olmağile bir azîm şalgamı şehr-i Si‘îrd'e hedâyâ gönderirler. Si‘îr[d] şehrinin zurefâları da kızıl havuçları gâyet büyük olmağile Hasankeyf şalgamın delüp kızıl havucu zeker gibi yapup şalgama sokup Hasankeyfâlıya gönderirler. Hasankeyfli dahi bu keyfiyyetden âr u gayret-i hamiyyete gelüp niçe bin asker cem‘ edüp Si‘îrdli ile bir ceng-i azîm edüp tarafeynden niçe yüz âdem merhûm olduğu, karîbü'l-ahd olmağile meşhûrdur. Hakkâ ki Si‘îrd'in gâyet lezîz ve iri pürçüklüsü olur. Ol diyârda havuca pürçüklü derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 4b ·
metinde göster ·
… e İsmâ‘îl Paşa Yeleşke kal‘ası altından ubûr ederken küffâr ile bir ceng-i azîm
edüp tarafeynden
hayli âdem düşüp lâkin meydân-ı veğâ guzât-ı müslimînde kalup küffârın ekseri n …
Ve bu mahalde ol bârân-ı rahmet mahallinde Gürcî Mehemmed Paşa ve İsmâ‘îl Paşa Yeleşke kal‘ası altından ubûr ederken küffâr ile bir ceng-i azîm edüp tarafeynden hayli âdem düşüp lâkin meydân-ı veğâ guzât-ı müslimînde kalup küffârın ekseri nehr-i Raba'yı karşuya geçüp firâr etdiler, ammâ bu menzilde Raba nehrinin karşu cânibinde niçe bir küffâr dahi tabl-ı erganon ve nâkûsların çalarak nümâyân olup Sadrıa‘zam dahi göçüp Âl-i Osmân beri tarafda küffâr karşu tarafda at başı berâber kona göçe giderlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 17a ·
metinde göster ·
… eçe yokdur. Yohsa cihângîr pâdişâh olurdum" demiş. Bunları dahi seyr [ü] temâşâ
edüp taraf-ı
şarka 5 sâ‘at gidüp,
"Hayfâ dirîğ kim bizim vilâyetlerde şöyle bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a ve dereçe yokdur. Yohsa cihângîr pâdişâh olurdum" demiş. Bunları dahi seyr [ü] temâşâ edüp taraf-ı şarka 5 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 158a ·
metinde göster ·
… ebzezârda şeb [ü] rûz cem‘iyyet-i kübrâ olup herkes akrânlarıyla cân sohbetleri
edüp taraf
taraf uşşâkân-ı müştakân fetâlar lu‘bedebâzlık ederler, zîrâ bu vâdî-i ferahfez …
Bu fezâ-yı sebzezârda şeb [ü] rûz cem‘iyyet-i kübrâ olup herkes akrânlarıyla cân sohbetleri edüp taraf taraf uşşâkân-ı müştakân fetâlar lu‘bedebâzlık ederler, zîrâ bu vâdî-i ferahfezâ şehrin içindedir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 232b ·
metinde göster ·
… dır. Ammâ islâmında ihtilâf (---)(---) olundu. (---)(---) Ve bu mahalli güzer
edüp (---)(---) tarafında
bir bayır dibinde,
Makâm-ı Ebî Tâlib: Hazret-i Alî'nin babasıdır. Ammâ islâmında ihtilâf (---)(---) olundu. (---)(---) Ve bu mahalli güzer edüp (---)(---) tarafında bir bayır dibinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y227b ·
metinde göster ·
… i Osmân hor hakîr olmağa yüz dutdu. Bâyezîd-i Velî ise Halvetî tarîkından bî‘at
edüp taraf-ı
Hakk'a mücâhedeye başlayup nefsin katl eyleyüp dünyâdan el çekdi. Sultân Selîm …
Ammâ Kızılbaş tâ Üsküdar'dan çapar ile baş alup Sivas hânlarına getürürlerdi. Bu hâl üzre âhir âl-i Osmân Acem'e çul tobra Y 41b harâc nâmına vermeğe başlayup devlet-i âl-i Osmân hor hakîr olmağa yüz dutdu. Bâyezîd-i Velî ise Halvetî tarîkından bî‘at edüp taraf-ı Hakk'a mücâhedeye başlayup nefsin katl eyleyüp dünyâdan el çekdi. Sultân Selîm Tarabefzûn'dan Âsitâne tarafına ser-i kârda kimesnelerle pes ü perdeden meşveret edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y41a–Y41b ·
metinde göster ·
Bir gün yine bunlar bizim pederle cân sohbeti ederken bir arık tirîd nahîf âdemin koltuklarına huddâmları girüp kapudan zâhir olunca bizim pederle cümle istikbâle kalkup hayli ta‘zîm edüp saff-ı âlîde karâr edüp taraf taraf,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y42a ·
metinde göster ·
taraf tevhîd [ü] tezkîr ederler. Ve paşa tarafından bu meşâyihlere on summât-ı …
Ve ahâlî-i şehirden niçe bin meşâyih ve fukarâlar gelüp mahmel-i şerîfin cânib-i erba‘asın ihâta edüp tâ sabâha dek ihyâ edüp taraf taraf tevhîd [ü] tezkîr ederler. Ve paşa tarafından bu meşâyihlere on summât-ı Muhammedî ta‘âmlar gidüp paşa anlara ziyâfet eder, zîrâ paşaya misâfirlerdir, ri‘âyet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y199b ·
metinde göster ·
… i hâs ederler. Ve niçe kerre yüz bin kanâdîl ve fânûs ve meş‘aleler ile çerâğân
edüp taraf
taraf zevk olunur.
Bu âsitâne-i Ebû Hüreyre'de senede bir kerre mâh-ı Temmûz'da mevlûdü'n-nebî olup cemî‘i a‘yân [u] ulemâ ve sulehâ ve kibâr-ı eşrâf haymeleri ile varup ol Cîze sahrâsın çetr-i mülemma‘lar ile lâlezâr edüp üç gün üç gece tevhîd-i sultânî ile sohbet-i hâs ederler. Ve niçe kerre yüz bin kanâdîl ve fânûs ve meş‘aleler ile çerâğân edüp taraf taraf zevk olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y271a ·
metinde göster ·
… enî Harâm ve Benî Cüzâm birbirleri ile bu arsada çalup alma birbirleri ile ceng
edüp tarafeynden
niçe yüz aşkıyâ mürd olur. Ammâ rûhâniyyet-i Bedevî ile tîz def‘ olur. Anıniçün …
Ve iki kâşif bu kadar askeri ile cümle ehl-i züvvârı şeb [ü] rûz ihâta edüp dîdebânlık ederler. Ve her kolda yine Mısır a‘yânları tevâbi‘âtları ile nigâhbânlık ederler. Zîrâ cemî‘i mezâhib-i muhtelifenin ecnâs-ı haşerâtları ve Harâmî ve Cüzâmî ve sâ’ir aşâyir harâmzâdesi bu cem‘iyyet-i kübrâda hâzırlardır. Her gün bu meydân-ı Mel‘abe'de on on beş bin sırıklı Urbân-ı uryân orman-misâl mızrakları ile âmâde dururlar. Y 290b Ba‘zı zamân fursat bulup Benî Harâm ve Benî Cüzâm birbirleri ile bu arsada çalup alma birbirleri ile ceng edüp tarafeynden niçe yüz aşkıyâ mürd olur. Ammâ rûhâniyyet-i Bedevî ile tîz def‘ olur. Anıniçün cümle ehl-i züvvâr tınâb tınâba meks edüp haymelerden kal‘a olur. Ol ecilden kâşifleri askerleri ile âmâde dururlar. Zîrâ bu günlerde bu meydân-ı mahabbetde niçe yüz Mısır hazînesi mâl vardır. Böyle bir cem‘iyyet-i kübrâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y290a–Y290b ·
metinde göster ·
şarka gâh leb-i deryâ ile gâhîce kumsal beriyye içre şiddet-i harâret çekerek k …
Bu mahalden yine tay edüp taraf-ı şarka gâh leb-i deryâ ile gâhîce kumsal beriyye içre şiddet-i harâret çekerek kâmil altı günde sun‘-ı Y 441b Hudâları ve mehîb kûh-ı siyâhları temâşâ ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y441a–Y441b ·
metinde göster ·
… 'den Berber oğlu Şeyh Alî, Ebû Mü’ezzin oğlu ile gözümüz önünde bir ceng-i azîm
edüp tarafeynden
yedi yüz âdem hâke düşüp fi'l-hâl iki kabîle birbiriyle öpüşüp görüşüp barışup …
Ve ahâlîsi serâpâ Havvâre kabîlesidir, şeyhleri Ebû Mü’ezzin oğludur. Biz anda iken yine Havvâre'den Berber oğlu Şeyh Alî, Ebû Mü’ezzin oğlu ile gözümüz önünde bir ceng-i azîm edüp tarafeynden yedi yüz âdem hâke düşüp fi'l-hâl iki kabîle birbiriyle öpüşüp görüşüp barışup gitdiler ve akrabâları feza‘ u çeza‘ etmeyüp safâ ederek merhûm olanları atlara ve develere yükledüp götürdüler. Bu dahi garîb temâşâdır. Hâkim tarafından ve gayrıdan ne soru ve ne su’âl olundu. Gûyâ bu ceng bir kânûn-ı kadîm imiş. Cümlesi mütesellî olup müzâkere bile etmediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y447a ·
metinde göster ·