… et edüp musâhabet etse ana nedîm derler ve şarâb meclisine dâhil olup musâhabet
edenlere dahi
nedîm-i nâb derler, bu lügatın iştikâkı münâdimdendir ki lafzen müdâminden makl …
Cevâb-ı hakîr: "Pâdişâhım bir âdem herkes ile hüsn-i ülfet edüp musâhabet etse ana nedîm derler ve şarâb meclisine dâhil olup musâhabet edenlere dahi nedîm-i nâb derler, bu lügatın iştikâkı münâdimdendir ki lafzen müdâminden maklûbdur ve müdâm lügatda şarâba derler, pes nedâmete ma‘nâsı şarâb içmek demek olur, ya‘nî mest [ü] müdâm derler. Hâsıl-ı kelâm musâhib ma‘nâsına gelir kim nedîm-i şehriyârî derler. Allâh pâdişâhıma ömürler versin" dedim. Hemân Hünkâr:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 69b ·
metinde göster ·
… rı dahi akîblerince pür-silâh olup her biri mâh-ı tâbân gibi seyrân ederek ubûr
ederler. Dahi
ardları sıra sekizer kat mehterhâne ile ubûr ederler.
Bunlardan sonra kassâbbaşının netîce küme askeri cebe ve cevşen ve zırh zireh külâhlara müstağrak olmuş asker-i Kassâb Cömerd mevc mevc ü fevc yürüyüp kassâbbaşı ve meydân çorbacısı ve salhâne emîni ve avcılar çorbacısı ve şem‘ahâne emîni ve koyun emîni ve cümle esnâf şeyhleri ve kethudâlar ve nakîbleri at başı berâber yan yana giderek iç gulâmları dahi akîblerince pür-silâh olup her biri mâh-ı tâbân gibi seyrân ederek ubûr ederler. Dahi ardları sıra sekizer kat mehterhâne ile ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 169a ·
metinde göster ·
… şırlugan yağından ve tereyağından gayrı bir yağ yemek ihtimâlleri yokdur, katl
edersen dahi
say yağı yemezler. Ve hâlis yağ yemeleriyçün her şırlugan kârhânelerinde birer …
Ammâ bu esnâfın pîrleri Benî İsrâ’îl zamânında Hâsib-i Mâv idi, kâr-ı kadîmdir. Anıniçün hâlâ isra’îlî 179b Yahûd tâ’ifesi şırlugan yağından ve tereyağından gayrı bir yağ yemek ihtimâlleri yokdur, katl edersen dahi say yağı yemezler. Ve hâlis yağ yemeleriyçün her şırlugan kârhânelerinde birer dîdebân Yahûdî elbette mukarrerdir. Ammâ hakkâ kim ter ü latîf semndir, bedene takviyet verüp vücûdu pembe-misâl eder. Anıniçün Yahûdî pîçelerin vücûdları kulak şahmesi gibi yumuşak olur derler. Netîce bu yağcılar dahi alay ile güzer edüp gûnâ-gûn şakalar ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 179a–179b ·
metinde göster ·
… ebî ile kelimâta gideriz." deyü evc-i âsumâna urûc ederken temcîd [u] temhîdler
ederek dahi
yanında olan fişenglere âteş edüp rû-yı deryâyı çerâgân eyleyüp bâm-ı felekde f …
"Pâdişâhım seni Hudâ'ya ısmarladım Îsâ Nebî ile kelimâta gideriz." deyü evc-i âsumâna urûc ederken temcîd [u] temhîdler ederek dahi yanında olan fişenglere âteş edüp rû-yı deryâyı çerâgân eyleyüp bâm-ı felekde fişek-i kebîrin bârûdu kalmayup zemîne nüzûl ederken ellerinde olan kartal cenâhların açup Sinânpaşa kasrı önünde deryâya düşüp şinâverlik ederek uryânen pâdişâh huzûrunda zemîn-bûs edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 216b ·
metinde göster ·
Bu nevâhî-i ma‘mûrelerden kadısına ber-vech-i adâlet beher sene sekiz kise-i Rûmî hâsıl olur. Eğer hânlar ile hüsn-i ülfet ederse dahi ziyâdece olur. Hâkim-i sâlisi mezheb-i Şâfi‘î müftîsidir; müftî-i Hanefî yokdur. Zîrâ cümle ahâlîsi Şâfi‘îyyü'l-mezhebdir. Ve hâkim-i râbi‘i nakîbü'l-eşrâfdır. Hâkim-i hâmisi serdâr ve hâkim-i sâdisi bâcdâr ve hâkim-i sâbi‘i şâhbenderdir ammâ bu mezkûrlar cümle hân tarafından hâkimlerdir. Ammâ harâc ağası ve yeniçeri serdârı pâdişâh tarafındandır. Muhtesibi ve kapândarı ve boyahâne emîni hân tarafındandır. Her vech ile zabt u rabtı ve adl-i adâleti yerinde hükûmetdir. 224a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 223b–224a ·
metinde göster ·
kanı teskîn olmadan giderler ve "Ulemâ-yı şehîd Nûreddîn'dir." deyü hâlâ ziyâre …
Ve ziyâret-i el-Müvellâ Nûrullah-ı Rûmî: Bağdâd monlâsı iken revâfız Bağdâd'a müstevlî olup Nûreddîn'i şehîd etdiklerinde tevâbi‘leri cesed-i monlâyı Abdülkâdir-i Cîlânî âsitânesine götürüp defn ederler, dahi kanı teskîn olmadan giderler ve "Ulemâ-yı şehîd Nûreddîn'dir." deyü hâlâ ziyâret ederler. 347b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 347a–347b ·
metinde göster ·
… drıa‘zama gönderelim, dördün dahi bunda alıkoyalım, görelim sabâha dek ne zuhûr
eder. Dahi
ileride beş on yerde birer ikişer sâ‘atlik yerde karavullarımız var, anlardan d …
Hakîr eyitdim "Sultânım, bu âdemlerin ikisin üçün Sadrıa‘zama gönderelim, dördün dahi bunda alıkoyalım, görelim sabâha dek ne zuhûr eder. Dahi ileride beş on yerde birer ikişer sâ‘atlik yerde karavullarımız var, anlardan dahi feryâdcılar gelmedi ve bizler hâlâ düşman yüzleri görmedik, nice feryâd edüp Allâh Allâh çağıralım. Hemân cümlemiz pür-silâh âmâde duralım ve Üstürgon gâzîlerinden ileride olan karavullarımıza âdemler gönderelim ki gâfil olmayalar" dediğimde taraf taraf cümle ağavâtlar,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 101a ·
metinde göster ·
ileri vardık. Memo Beği gördük, üç kâfir ortaya almışlar, kılıç üşürmüşler. Zır …
Hakîr dahi nâçâr, Arapça âyetin tilâvet ederek dahi ileri vardık. Memo Beği gördük, üç kâfir ortaya almışlar, kılıç üşürmüşler. Zırhından küffâr kılıçların kesdirmemişler. Hemân Fireng Beğ kâfirin birine bir hışt nice urduysa tepesi üzre kâfiri yıkup kellesin aldı, hamd-i Hudâ Memi Beğ'i halâs edüp Memo Beğ dahi kâfirin birin kesdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 103a ·
metinde göster ·
… erhadlere sumparayı bu handak kayasından kesüp götürürler ve handakı dahi derin
ederler. Dahi
bu bahâne ile sumpara ile kâr ederler.
Bu kulle-i bâlânın cânib-i erba‘ası kesme kaya handakı var. Cümle kayası kırmızı sumpara taşıdır kim cümle serhadlere sumparayı bu handak kayasından kesüp götürürler ve handakı dahi derin ederler. Dahi bu bahâne ile sumpara ile kâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 135a ·
metinde göster ·
… oturup her gün gelüp pâdişâhâne seyr-i safâlar ve temâşâlar edüp zevk u safâlar
ederdik. Dahi
niçe bin gûne ibret-nümâ şeyler gördük, ammâ tahrîri mümkin değildir. Rûm u Ara …
El-hâsıl bu şehirde bir hafta oturup her gün gelüp pâdişâhâne seyr-i safâlar ve temâşâlar edüp zevk u safâlar ederdik. Dahi niçe bin gûne ibret-nümâ şeyler gördük, ammâ tahrîri mümkin değildir. Rûm u Arab u Acem'de ve cemî‘i kâfiristânda bu bâğ-ı hıyâbân-ı İrem meşhûr-ı âfâk olup hasretü'l-mülûk bir cinîn-i ravza-i musanna‘dır. Hattâ bir kral cülûs etdikde alay-ı azîm ile Beç'den bunda gelüp Sultân Süleymân Hân'ın halvethânesinde başpapas krala kılıç kuşadup yine alay-ı azîm ile Beç kal‘asına girüp tahtına cülûs eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 53a ·
metinde göster ·
Ve her tîmârhânenin ma‘âcinhânesinde hekîmbaşı oturup yevmiyye birer kantâr sükkerî ma‘âcinleri ehl-i derde ve fukarâlara bezl ederler. Niçe yüz bin hokka ve kavanos ma‘âcin ve me’kûlât [ü] meşrûbâtı hulviyyâtları vardır. Ve her tîmârhânede müte‘addid yazlı ve kışlı hücrelerinde gûnâ-gûn havz u şâzrevânları var. Kış odalarında hammâm gibi sobalar yaz odalarında şâzrevânları olup pençereleri bâğçelere nâzır olup her hastanın tabî‘atine göre sâzendeler gelüp gûnâ-gûn sâz çalup fasl ederler, ammâ aceb hikmet-i Hudâ'dır kim bu Alman diyârında Rûm'da ve Arabistân'daki gibi çok mecnûn yokdur. Lâkin meshûr kefereler bu tîmârhânelerde çokdur. Anlara dâ-i devâ eder dahi yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 63b ·
metinde göster ·
… bir deryâ imiş. Kırk gündür kim sevâhillerinde kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil
ederiz, dahi
bir nihâyeti kenâresini görmedik. Aslâ bir bahre ittisâli yokdur, hemân başka b …
Ve bu Bahr-i Kulzum iki Karadeniz'den büyük bir deryâ imiş. Kırk gündür kim sevâhillerinde kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederiz, dahi bir nihâyeti kenâresini görmedik. Aslâ bir bahre ittisâli yokdur, hemân başka bir deryâdır. Hudâ bilir kim dâ’iren-mâdâr etrâfın geşt etmedim, ammâ Karadeniz'in cânib-i etrâfın iki kerre devr etmişimdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 173a ·
metinde göster ·
… r çobansız hânesin bilür müdrikdir ve tabî‘ati müshil olduğundan lahmın tenâvül
edenin dahi
tabî‘ati i‘tidâl üzre olup dîdelerinin kuvvet-i basarı ziyâde olduğundan münakk …
Ve meyvesinden gayri lezîz ve semîn ve latîf koyunu ve keçisi gâyet mukavvî luhûmları vardır. Ammâ cümleden sığır eti mezmûm iken bu diyârın sığırı kadar lezîz ve hafîf ve serî‘ü'l-hazm bakar bir diyâra mahsûs değildir illâ Sakız'a mahsûsdur. Yılda on bin sığır bu cezîreye Anatolu'dan geçüp bu cezîre içre on gün bir bakar durunca bi-emri Hudâ âb [u] hevâsından ol kadar semîn ve cesîm olur kim ta‘bîr olunmaz. Cümle halkı lahm-ı bakar yerler, zîrâ hukemâ kavlince lahm-ı bakar tenâvül eden zeyrek ve tîz-fehm olur. Zîrâ bakar çobansız hânesin bilür müdrikdir ve tabî‘ati müshil olduğundan lahmın tenâvül edenin dahi tabî‘ati i‘tidâl üzre olup dîdelerinin kuvvet-i basarı ziyâde olduğundan münakkaş hayâl-pesend kârları vardır. Ve hakîkatü'l-hâl koyundan lezîz bakarı vardır. Ve beyâz ekmeği ve yağlı çöreği dahi meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y62a ·
metinde göster ·
… ya kırk kîse hâsıl olur. Ammâ paşaya üç yüz kîse olur. Eğer halkla hüsn-i ülfet
ederse dahi
ziyâde olur. Ve beş yüz akçe mevleviyyet pâyesiyle şeyhülislâmı vardır. Ve nakî …
Ve eyâlet-i Tarabulus beş yüz akçe mevleviyyetdir ve (---) nâhiyedir. Ve ber-vech-i adâlet mollâya kırk kîse hâsıl olur. Ammâ paşaya üç yüz kîse olur. Eğer halkla hüsn-i ülfet ederse dahi ziyâde olur. Ve beş yüz akçe mevleviyyet pâyesiyle şeyhülislâmı vardır. Ve nakîbüleşrâfı ve ulemâ-yı a‘yânı çokdur. Ve mezheb-i Hanefî'den gayri mezâhib-i selâsede müftîleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y185a ·
metinde göster ·
zarar isâbet etmeyüp hummâdan halâs olur. Ve kırk gün suyundan nûş eden cüzâm z …
Ve girüp gasl edenlere dahi zarar isâbet etmeyüp hummâdan halâs olur. Ve kırk gün suyundan nûş eden cüzâm zahmetinden kurtulur. Mücerreb âb-ı hayâtdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y195b ·
metinde göster ·
… ve şalvar ve serlerinde zerdûz keçe-i sürhgûn ile paşaya kafâdârlık ederek ubûr
ederek dahi
ardı sıra sancak ve bayrağ ardında sekizer kat mehterhâneyi güm güm tabl-ı Muha …
Ve yüz nefer iç ağaları küheylân arabî atlarla her biri biner guruş değer küheylân atlar altışar pâre müzehheb yancık ile ve bahrî hotaz ile her bir ağalar dahi gök demire müstağrak olup Bağdâdî sırıklar ile silâhdâr ve çukadâr çârkâb tîrkeş ve şalvar ve serlerinde zerdûz keçe-i sürhgûn ile paşaya kafâdârlık ederek ubûr ederek dahi ardı sıra sancak ve bayrağ ardında sekizer kat mehterhâneyi güm güm tabl-ı Muhammedî döğerek ravza-i Muhammedî cenbinde otağ-ı Y 277b âsaf-ı şehriyârîde karâr[dâ]de olup ehl-i Medîne âlem-i hayretde kaldılar. Zîrâ ehl-i Medîne ömr-i azîzlerinde böyle bir vezîr-i garrâ görmemişler idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y277a–Y277b ·
metinde göster ·
"Lâ lâ, ne olursa min-indillâh olursuz, bed-du‘â etmen. Bi-emrillâh bu Mısır'da ziyânkâr çekirge durmaz, helâk olur. Ve benî âdemin de ziyânkârı durmaz ve şeb [ü] rûz fitne [vü] fesâd eden dahi mu‘ammer olmaz" deyü işâret-âmîz kelimâtlar buyurdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y110a ·
metinde göster ·
Mısır kulu gulû edüp el-Melikü'n-Nâsır oğlu el-Melikü's-Sâlih'i bu şehr-i Kûs'a …
{Ve Hâkim Bi-emrillâh'ın birâderzâdesi İbrâhîm el-Vâsık Billâh ve anın cenbinde Muhammed Atâullâh bin İbrâhîm Vâsık Billâh: bunları Melik Sâlih bu Kûs'a nefy edüp el-Müstekfî Billâh kubbesinde medfûnlardır. Hikmet-i Hudâ bunları Kûs'a nefy edeni dahi Mısır kulu gulû edüp el-Melikü'n-Nâsır oğlu el-Melikü's-Sâlih'i bu şehr-i Kûs'a sürüp ve mezkûr âl-i Abbâs pâdişâhlarının hâk-pâlarında merhûm olup cenblerinde medfûndur. Zîrâ men dakka dukka demişler, hakkâ ki eden bulur demişler.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y382b ·
metinde göster ·