… se gelüp kiliseler yıkılalı ve Mısır'ı [ve] Antâkıyye ve Kudüs'ü ümmetleri feth
edeli
sekiz yüz elli sene oldu. Ve karadan gemi yürüyüp bu kal‘a feth olmak muhâldir. …
"Âhir zamânda bir Muhammed gele, niçe bin kiliseler yıka. Anın ümmetleri Antâkıyye ve Kudüs'ü ve Mısır'ı ve Kostantıniyye'yi ala ve karadan niçe bin pâre yelkenleri açılmış gemiler ile gele ve başında kadı sarığı ola ve katıra binüp ayağında mâvî çizme ola. Ol Muhammed'se gelüp kiliseler yıkılalı ve Mısır'ı [ve] Antâkıyye ve Kudüs'ü ümmetleri feth edeli sekiz yüz elli sene oldu. Ve karadan gemi yürüyüp bu kal‘a feth olmak muhâldir. Ve bu Muhammed ol Muhammed değildir. Büyük Muhammed'lerinden berü bu Kostantîn on bir kerre muhâsara görüp fethi Arab'a müyesser olmayup bu Türk'e mi müyesser ola" deyü akl-ı kâsırları üzre niçe lâf-ı güzâf urup Kostantîn'e tesellî-i hâtır verüp yine cenge âheng etdiler. Ammâ taşrada asker-i İslâm esâs-ı kal‘anın ka‘rına girüp câ-be-câ kal‘ayı rahnedâr etmeğe başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 25b ·
metinde göster ·
… îm-i atîk Antakıyye: Cenâb-ı Rabbü'l-İzzet bu edîm-i arzı ibn Âdem ile müzeyyen
edeli
niçe bin seneden berü kılâ‘-ı azîmler ve binâ-yı kadîmler inşâ olunmuşdur ammâ …
Eşkâl-i kal‘a-i azîm-i atîk Antakıyye: Cenâb-ı Rabbü'l-İzzet bu edîm-i arzı ibn Âdem ile müzeyyen edeli niçe bin seneden berü kılâ‘-ı azîmler ve binâ-yı kadîmler inşâ olunmuşdur ammâ bi-emri Hudâ benî Âdem'in ibtidâ ibret-nümâ binâsı Hazret-i 22b İdrîs'in ta‘lîmiyle Sürid ve Kalimon hakîmler hâkimlikleri vaktinde Mısır'da ihram dağların yaptılar. Ba‘de't-tûfan arz-ı Ermen'de şehr-i Cû'da, andan arz-ı Mısır'da arz-ı Hâsân'da şehr-i Arîş ve şehr-i Balîs ve şehr-i Ahmîm ve şehr-i Elvâhât ve şehr-i Asvân ve şehr-i Sûdân ve şehr-i Menufiyye ve şehr-i Antakıyye binâ olunmuşdur. Binâ-yı azîmlerin biri dahi budur. Biri Ümm-i dünyâ-yı Kâhire-i Mu‘izziye-i Mısır'dır. Biri Irâk-ı Bağdâd-ı Behişt-âbâd'dır. Biri Irâk-ı Arab-ı Haleb'dir. Biri Irâk-ı Dâdyân'dır kim kûh-ı Elburz dâmeninde deşt-i Kıpçağ'a nâzırdır. Biri dahi binâ-yı azîm Ahlat'dır. Biri dahi kal‘a-i Makedonya ya‘ni Mahmiyye-i Kostantiniyye'dir kim ibtidâ bânîsi Hazret-i Süleymân'dır, ammâ bu kal‘a-i Antakıyye'i İslâmbol'dan evvel imâr olup Hazret-i Süleymân bu Antakıyye'de cenk edüp feth etmişdir. İmdi binâ-yı kadîmin ve âsâr-ı azîmin biri dahi bu kal‘a-i Antakıyye'dir kim sûr-ı azîmi beş aded kûh-ı bülend [ü] azîm üzre vâkı‘ olmuşdur kim bu cebel üzre olan kal‘a dîvârları cânib-i şarkda evc-i hevâya münkalib olmuş dağlardır. Andan bu kal‘anın nısfı aşağı düzde cânib-i garba tâ nehr-i azîm Âsî kenarına varınca alçak yire vâkı‘ olmuş kal‘a-i azîmdir kim bu hisâb üzre bu kal‘anın nısfı makâlîd-i âlîler üzredir. Nısfı zeyl-i cebelde aşağı düzde vâkı‘ olmuşdur. Be-hisâb-ı mil bu kal‘a on iki mildir. Her mil dörd bin adımdır. Bu hisâb üzre bu kal‘anın cümle zîr ü bâlâsı dâ’iren-mâdâr kâmil kırk dört bin adımdır kim âheste reviş ile on iki sâ‘atde devr olunur. Ammâ İslâmbol kal‘ası kırk yedi bin adımdır ve zirâ‘-ı bennâ ile vech-i dîvârın arşınlamağile seksen yedi bin arşın ihâta etmişdürür. Andan Bağdâd-ı Behişt-âbâd dahi büyük kal‘adır. Yigirmi dört bin bedendir ve yigirmi yedi bin adımdır. Andan büyük bu kal‘a-i Antakıyye'dir. Andan küçük kal‘a Mısır'dır, andan küçük Şâm'dır, andan Haleb'dir, andan küçük Kırım cezîresinde Kefe kal‘asıdır ve Rûmeli'nde Kefe'ye mu‘âdil Selânik kal‘asıdır. Andan mâ‘adâ kılâ‘lar bu Antakıyye'den küçükdür ammâ bu kal‘a-i Antakıyye'nin dîvârlarının burc [u] bârûlarının kaddi kadar âlî bir kad bir kal‘ada görmedim. Şark tarafında olan dağlar üzre dîvârlarının kaddi kâmil seksener zirâ‘-ı melikî âlîdir. Ammâ sâhil-i nehr-i Âsî'de olan tarafı yigirmi zirâ‘ alçakdır ve yalın kat dîvârdır. Bu tarafdan mâ‘adâ Haleb kapusundan ve Şâm kapusundan yukaru dağlara çıkınca kat-ender-kat birbirine karîb burc [u] bârûlardır kim dâ’iren-mâdâr cümle (--) aded kulle-i azîmlerdir. Zamân-ı kadîmde bu her kullede kûs-i Takyanus'u döğülürmüş ve her kulle içi beşer tabaka tarh olunmuşdur. Kal‘anın dağ tarafı dîvârının arzı yigirmişer zirâ‘ enlidir ve bu kal‘a ile mefret-i azîm seng-trâşlar ile binâ olunmuşdur kim her bir taşı birer pîl-i Mengerûsî cüssesi kadar vardır. Ve üstâd-ı kâmil tîşe-i Ferhâd ile taşları birbirine eyle imtizâc etdirmiş kim gûyâ yek-pâre bir kal‘a-i devvârdır ve cümle (---) aded kapu, evvelâ cânib-i şimâle nâzır Bâb-ı Haleb yigirmi zirâ‘ kaddi bâb-ı âlî ve vâsi‘dir. Bu kapunun iç yüzünde kayalardan âb-ı hayât su kaynar ve cânib-i garba Bâb-ı Cisr nehr-i Âsî üzre (---) göz cism-i azîm ile ubûr olunup bâb-ı kavîdir ve
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 22a–22b ·
metinde göster ·
bî-tâb u bî-mecâl kalup âhir-i kâr dağlara yan verir şeklinde olunca bizim aske …
Feth’i unudup aklım başımdan gidüp at üzre ne eğer ve ne kılıç ve kaddâre bir şey kalmamış. Gulâm sehel durup merhûm olup atı berk bağlayup gulâmı zemîne bırağup yine alem dibinde Feth-i Şerîf'e başladım. Zannetdim Arapça âyetin tilâvet ederdim. Hemân aklım başıma gelüp "El-hükmü lillâh" dahi neler olacakdır, deyü ileri at depredüp niçe temâşâlar etdik. Hulâsa-i kelâm, yedi kerre onlar bize, biz anlara hamleler edüp kâmil üç sâ‘at-i nücûmî ceng [u] savaş-ı perhâş oldu kim Azak cenginden berü böyle bir dilîrâne irâm(?)-â âver ceng olmamışdır. Ammâ anların dahi atları mukaddemâ bizimle vakt-i Şâfi‘îden berü ceng edeli bî-tâb u bî-mecâl kalup âhir-i kâr dağlara yan verir şeklinde olunca bizim asker şîrînleyüp üzerlerine hücûm-ı ziyâdece etdiklerinde cümlesi seyrek ağaçlı ormanlara "Ormanus keres", deyüp firâr edince Daşnık Mirza'nın kethüdâsı ve on iki nâmdâr ağası ve on iki iç ağası Çelebi Kethüdâ koluna düşdiler. Ol ân onlara amân vermeyüp hâke düşürdüler. Ve Celâlîler ormandan var kuvveti bâzûya getirüp bir dahi hû etdiler. Yetmiş aded âdemleri dahi ser-nigûn olduğun gördüklerinde karârları firâra mü’eddî olup ardlarında kova kıra kellelerin ârâyiş-i nîze edüp serdârımıza getirüp ihsân [u] in‘âmlar alınup "Herkes kellesin hıfz etsin" deyü fermânlar olup herkes sürûr [u] şâdımânda iken ânî istimâ‘ etdik kim dağlar içre bir sadâ-yı Allah Allah kopup, "Bre nedir o?", deyü ormanlar içre bizim asker girüp meğer Bektâşlı ve Kara Çavuşlu mukaddemâ girü omanlar ardın kollayarak gitmişlerdi. Hanifi Halîfe ve Daşnık Mirza askerinin bakıyyetü's-süyûfuyla firâr ederken anlar râst gelüp cenge âheng edüp Allah Allah demişler. Bizim Melekli anı dahi imdâda yetişüp ânî gördük, Dasnik İmirza kırk altı aded tevâbi‘iyle karşu getirdiler ve cümle kayd-bend etmişler. "Bre Hanifi Halîfe niçe oldu?, işte firâr ediyor", diyince "Yaralıdır, yetişirsiz" deyü akîbince at bırağup nîm sâ‘atde yetişüp on üç âdemiyle Melekliler anı dahi 101a dest ber-kafa kayd-bend edüp serdâr huzûruna getirdiler. Ta vakt-i zuhr olunca kelle ve dil gelmeden hâlî olmadı. Âhir Celâlîlerin haymelerin kurup ve ganîmet olunan esvâbların bir yire yığup şühedâlarımız ve mürde olan Celâlîlerin leşleri yanında meks olunup bir gün tekâ‘üd fermân olunup der-i devlet-masîre feth-i meserret haberi müjdecileri gitdi. Ammâ atlarımızda ve cümle gâzîlerimizde zerre mikdâr tâb u tüvân kalmamış idi. Derhâl fermân-ı serdâr ile Celâlîlerden alınan sekiz yüz aded ganîmet atlarına bizim asker süvâr olup isteyen kendi atıyla küme küme olup bakıyyetü's-seyf olan Celâlîleri akîblerince kovmağa me’mûr oldular. Derhâl serdar-ı nusret-şi‘âr Kara Abdullah Paşa İznik ve Lefke ve Söğüd ve Eskişehir ve Seydî Gâzî kadîlarına hitâben Celâlîleri ele getirüp kayd-bend ile der-i devlete getirmeleriyçün on iki kadılara buyurdular yazılup kapucubaşılar ılgar ile revâne oldular. Hemân cümle re‘âyâ vü berâyâ "Nefîr-i âm emri geldi" deyü fürce bulup dağlarda hayvânât sayd [u] şikâr ederlerken benî Âdem avlamağa başlayup ertesi güne dek eli bağlı ve ciğeri dağlı ümmet-i Muhammedleri uryân [u] büryân edüp başlarında birer keçe külâh ile girîftâr-ı bend ederek serdâr huzûruna getirirlerdi. Ve ol meydân-ı ma‘rekede Ahmed Bey Çeşmesi kurbunda şâhrâhın tarafeynine yüz yetmiş şühedâlarımızı defn etdik. Ve yüz kırk altı âdem mecrûh bulunup cerrâhlar ta‘yîn olunup kimin arabalara ve kimin sallara tahmîl edüp Celâlîlerden kâmil altı yüz âdem "Beynehû beynallah" şehîd olmayup sahrâ-yı çemenistân-ı çerâgâhda olan dırahtistânın tahtında na‘ş-ı ibn-i Âdem şecere-i Vakvak zeyli gibi benî Âdem cesedi ile zeyn olmuşdu kim edîm-i arzda gûyâ yebrûhu's-sanem haşâyişi zeyn olmuşdu. Kimi bir çalışda dü-nîme olmuş kimi sünü yalmanıyla mürd olmuş, kimi kelle paça olmuş, kimi hamâyil bağı çalınup kol ve kelle perrân olmuş, kimi teper ber-kafa sadrına enince dünîme olmuş, kimi sepetleme çalınmış, kimi kurşum ile alınmış, kimi şast ber-kabza tîr-i kemândâra râst gelüp sûzen-i hayyât atlasından güzer eder gibi geçüp merhûm olmuş, hikmet-i Hüdâ, râdet-i ezelî böyle ta‘alluk edüp bu cengde dahi Azak ve Hanya gazâsından ziyâde ibret aldık, aceb sırr-ı Hudâ idi. Bu mevtâlar dahi tarîk-i âm tarafeyninde on beş aded çâhı re‘âyâya kazdırup cümle leb ber-leb edüp kelleleri ârâyiş-i nîze oldu. Ve mâl-ı ganâyimlerinden cümle sekiz yüz at ve bu kadar mâl-ı ganâyim ve hayme vü hargâh ve bâr-ı bengâh ganîmet olunup niçe kimesne yahşi kılıç u gaddâre ve zırh-ı zirîh külâh ve tüfenk ve kalkan ve esbâb [u] eskâl ve mahbûb gılmânlara mâlik oldular ammâ develeri yok idi. Ancak yigirmi katar-ı katır var idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 100b–101a ·
metinde göster ·
… zûn olup bu hây-hûy-ı Kâğızhâne'den âgâh değilsin. Bu devlet-i Âl-i Osmân zuhûr
edeli
sâ’ir teferrücgâhlarda bile bu Kâğızhâne cem‘iyyeti gibi bir şâdmâm olmamışdır. …
Bu hakîr-i pür-taksîr Melek Ahmed Paşa efendimizle bu Topçular sarâyında sâkin olurken her şeb Kâğızhâne'de niçe yüz bin fişeng-i pür-reng evc-i âsumâne urûc etdüğün temâşâ edüp niçe bin top u tüfeng sadâsın istimâ‘ ederdik. Âhir bir yârân-ı safâdan bu şâdımânı su‘âl etdükde ol yâr-ı vefâdâr bu hakîrin ahvâline vâkıf-ı esrâr olup eydür: "Ey gussa vü gamda perîşân-hâtır olan bîçâre ve aklın yitirmiş âvâre! Niçün deşt-i gamda mecnûn gibi mahzûn olup bu hây-hûy-ı Kâğızhâne'den âgâh değilsin. Bu devlet-i Âl-i Osmân zuhûr edeli sâ’ir teferrücgâhlarda bile bu Kâğızhâne cem‘iyyeti gibi bir şâdmâm olmamışdır. Bu ıyd-gâhı görmeyen edîm-i arzda birşey görmüş değildir" deyü Kâğızhâne'yi eyle temdîh u tavsîf etdi kim bu tabî‘at-i meyyâl mâ-i zülâl gibi nehr-i Kâğızhâne'ye cereyân etdi. Ve bu ebyât hâtıra hutûr etdi. Kıt‘a,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 172b ·
metinde göster ·
… am imiş. Hâlâ eser-i binâları zâhir ü bâhir olup Venedik küffârı isyân u tuğyân
edeli
harâb olmuş, ammâ el-hâletü hâzihî cümle yüz elli aded kayağan örtülü fukarâ hâ …
Evsâf-ı kasaba-i Gabele: Hersek sancağında paşa hâssı voyvadalıkdır ve yüz elli akçe pâyesiyle şerîf kazâdır. Kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve gayri hâkimleri yokdur, ammâ Dobra-Venedik'den gemilerle tuz gelüp iskele başında azîm mahzenler içre tuzu yığup taraf-ı pâdişâhîden bir tuz emîni hâkimi var ve bir emîn dahi kefere tarafındandır. Bu diyârda tuz gâyet makbûl olduğundan tâ Bosna ve Öziçe ve Belgrad'a varınca tuz gidüp lezîz milhi olur. Ve bir emîn dahi Gabele kulu tarafından oturup nâzıru'n-nuzzârdır, ammâ bu kasaba ol kadar ma‘mûr u müzeyyen değildir, lâkin zamân-ı kadîmde şehr-i mu‘azzam imiş. Hâlâ eser-i binâları zâhir ü bâhir olup Venedik küffârı isyân u tuğyân edeli harâb olmuş, ammâ el-hâletü hâzihî cümle yüz elli aded kayağan örtülü fukarâ hânelerinde câ-be-câ bâğçeleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 162a ·
metinde göster ·
… ef hânedân-ı ra‘nâlardır, ammâ Sührâb Mehemmed Paşa bu varoşu palanka ile ihâta
edeli
günden güne amâr olmada, bir varoş-ı mu‘azzam olmadadır, ammâ bu taşra varoşda …
Ve bu taşra varoş içre bâğ u bâğçe ve vâsi‘ havlılı çoğu kırmızı kiremit örtülü ve niçe yüzü şindire tahta örtülü ve tahta havlılı tahtânî ve fevkânî cümle tahta haşeb binâ hânedânlardır kim cümlesi bin yüz aded mükellef hânedân-ı ra‘nâlardır, ammâ Sührâb Mehemmed Paşa bu varoşu palanka ile ihâta edeli günden güne amâr olmada, bir varoş-ı mu‘azzam olmadadır, ammâ bu taşra varoşda çârsû-yı bâzâr yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 176a ·
metinde göster ·
dörd aded tabur cengi olmuşdur. Biri sene 709 târîhinde Gâzî Hudâvendigâr'ın Sı …
Ve Âl-i Osmân zuhûr edeli dörd aded tabur cengi olmuşdur. Biri sene 709 târîhinde Gâzî Hudâvendigâr'ın Sırf ve Hersek kâfirleriyle Kosova sahrâsı cengi, biri de sene 920 târîhinde Selîm Şâh-ı Evvel ile Şâh İsmâ‘îl'in Çıldır gazâsı ve biri de sene 932 târîhinde Süleymân Hân ile Lagoş Kral'ın Mihaç gazâsı, biri dahi bu Mehemmed Hân-ı Sâlis'in Nemse ve Macar ve yedi kral ve yedi kerre yüz bin asker-i küffârı kırdığı Eğre'nin tabur gazâsı olmuşdur, ammâ bu cümle gazâlara gâlib olmuşdur, zîrâ bu arbedede yedi kralın beşi mürd olup ikisi firâr edüp yedi kral cünûd-ı cünübünden azacık küffâr rehâ bulmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 40a ·
metinde göster ·
… a kal‘asın harâb etdikde bu kal‘a-i Veylan'ı da berbâd edüp ba‘dehu küffâr amâr
edeli
dest-i küffârda kalup kûh-ı Bakvan dâmeninde çâr-kûşe Şeddâdî iki kat bir kal‘a …
Lisân-ı Macar'da (---) demekdir, ammâ bânîsi ma‘lûmum değildir. Sene 950 bizzât Süleymân Hân Tata kal‘asın harâb etdikde bu kal‘a-i Veylan'ı da berbâd edüp ba‘dehu küffâr amâr edeli dest-i küffârda kalup kûh-ı Bakvan dâmeninde çâr-kûşe Şeddâdî iki kat bir kal‘a-i üstüvârdır. Kenîseleri ve çârsû-yı bâzârı ve âb-ı revânları ve cümle tahta örtülü menhûs hâneleri var, katanalarının durağı ve hınzîr hânelerinin yatağı olmuş bir sarp kal‘adır. Bunda kapudanı hakîre mâ-hazar ta‘âm-ı firâvân yedirüp ba‘de't-ta‘âm Raba nehri cenginde esîr olan Sipâhîler Halîfesi Mustafa Efendi'yi kapudandan su’âl etdiğimde zindândan altı yüz ümmet-i Muhammed esîr getirüp cümlesin gördüm, illâ Mustafa Halîfe'yi görmedim. Andan kapudandan hedâyâlar ve refîk kefereler alup semt-i garbdan cenûba meyyâl 4 sâ‘at yine dağlarda gidüp 44a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 43b–44a ·
metinde göster ·
… ân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ vezîri Köpürlüzâde Fâzıl Ahmed Paşa Uyvar kal‘asın feth
{edeli}
Nemse kralı havfinden tâc-ı İskender'i bu Pojon'dan kaldırup Beç kal‘asından al …
Ve bu mezkûr iç kal‘ada olan sarâyda mukaddemâ krallar gelüp turvin müşâveresin edüp krallar tahta cülûs etmeğe bunda gelüp tâc-ı goronayı başına geyüp baş irşek papas eliyle beline kılıç kuşanup kal‘a-i Beç'e gidermiş, zîrâ gorona dedikleri tâc-ı İskender bu Pojon'da durmak ile bu şehre kavm-i Nemse Kudüs-i Şerîf kadar i‘tibâr ederlerdi. Lâkin şimdi devlet-i Âl-i Osmân'da sene 1073 târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ vezîri Köpürlüzâde Fâzıl Ahmed Paşa Uyvar kal‘asın feth {edeli} Nemse kralı havfinden tâc-ı İskender'i bu Pojon'dan kaldırup Beç kal‘asından altı konak içeri tâcı Prak kal‘asına götürdüler. Hattâ biz elçi paşa ile Beç'e vardığımızda tâcı Beç'e alay ile Prak'dan getirdiler, zîrâ bu kal‘a-i Pojon hâlâ bizim Uyvar kal‘amıza üç merhale yakın olduğundan cemî‘i Nemse küffârları havfe düşüp tâcı kaldılar ve Pojon'u amâr edüp on iki bin leşker kodular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 75b ·
metinde göster ·
… kim azîm nevâhîdir. Hayduşak kâfirine tâbi‘lerdir. Seykelhit kal‘asın münhedim
edeli
mezkûr Çehikad re‘âyâsı Varat'a gelmez oldular. Ve Hayduşak kâfiri de hâzır-mân …
Bânîsi ma‘lûmum değildir, ammâ lisân-ı Macar'da Halmaş (---) demekdir. Bunu dahi sene (---) târîhinde Seydî Ahmed Paşa ile berbâd etmişdik, hâlâ ma‘mûr olup kal‘a-i Varat'a tâbi‘dir. İçinde Erdel küffârı vardır. Bir azîm nâhiyesi var, cümle Varat'a tahrîr olunmuşdur, ammâ kal‘ası şekl-i müselles havâleli bir Şeddâdî taş binâ kal‘a-i ra‘nâdır. Halmaş yaylağı dibine vâki‘ olmağile havâleli yerleri cümle bâğlardır. Ve garb tarafı Çehikad nâhiyesidir kim azîm nevâhîdir. Hayduşak kâfirine tâbi‘lerdir. Seykelhit kal‘asın münhedim edeli mezkûr Çehikad re‘âyâsı Varat'a gelmez oldular. Ve Hayduşak kâfiri de hâzır-mânde olup Nemse çâsârına tâbi‘ oldular. Andan maşrık tarafına 6 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 90b ·
metinde göster ·
Ve eyle hikâyet ederler kim Mûsâ Baba bu âsitâne’i inşâ
edeli
matbahında âteş sönmemişdir. Ve Hudâ söndürmeyüp inkırâzü'd-devrân mü’ebbed ola …
Ve eyle hikâyet ederler kim Mûsâ Baba bu âsitâne’i inşâ edeli matbahında âteş sönmemişdir. Ve Hudâ söndürmeyüp inkırâzü'd-devrân mü’ebbed ola. Aceb hâne-i bî-minnetdir ve azîm evkâfdır. On binden mütecâviz koyunu ve bin câmûsu ve on katâr devesi ve yedi katâr katırı ve binden mütecâviz sığırı ve yedi yüz kulunlu kısrağı ve yedi değirmeni ve bu kadar bâğ u bâğçe ve tarlası ve dağlarında korusu var. Ve her [biri] bir sâhib-i hayrâtın ihsânıdır, zîrâ bu Anatolu vilâyeti halkı bu sultâna Y 130a gâyet mu‘tekidlerdir. Yigirmi otuz konak yerden berr ü bahrden nüzûrât gelür gâyet ulu sultândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y129b–Y130a ·
metinde göster ·
… : Bu kabir oldur kim Benî İsrâ’îl'den bir âdil ve mu‘tedil pâdişâh idi. İntikâl
edeli
üç yüz sene ubûr etmişdi. Münkirîn-i Kudüs Hazret-i Îsâ'dan mu‘cize isteyüp,
Ziyâret-i Melik Gâdir: Bu kabir oldur kim Benî İsrâ’îl'den bir âdil ve mu‘tedil pâdişâh idi. İntikâl edeli üç yüz sene ubûr etmişdi. Münkirîn-i Kudüs Hazret-i Îsâ'dan mu‘cize isteyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y218a ·
metinde göster ·
Ve yine bu kal‘a ihtiyârları haber verdiler kim Mısır huccâcı ubûr
edeli
on bir gündür, dediklerinde şâm huccâcı "Âh vâveylâ! Korkarız bu sene hacdan ka …
Ve yine bu kal‘a ihtiyârları haber verdiler kim Mısır huccâcı ubûr edeli on bir gündür, dediklerinde şâm huccâcı "Âh vâveylâ! Korkarız bu sene hacdan kalırız" deyü te’essüf çekdiler. Derhâl bu sûr-ı Haydar'dan atîk kal‘a neferâtların çıkarup yeni mustahfızânlar konuldu. Zîrâ her kal‘ada birer sene neferâtlar nevbet bekleyüp sene-i âtiyede huccâc ile hacc edüp avdet ederler. Bunda dahi yem kesdirüp sûr-ı Osmâniyânlar çalınup çöl ü çölistân ve berr [ü] beyâbân hurde taşlı sahrâlar içre gece gündüz gidüp 18 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y268b ·
metinde göster ·
"Vallâhi biz İşpanya râhiblerindeniz. Cümlemiz dîn-i Muhammed zuhûr
edeli
huzûrumuz gidüp millet-i Mesîhiyye pâymâl oldu. Husûsâ bu Emeviyyûn'dan Velîd b …
"Vallâhi biz İşpanya râhiblerindeniz. Cümlemiz dîn-i Muhammed zuhûr edeli huzûrumuz gidüp millet-i Mesîhiyye pâymâl oldu. Husûsâ bu Emeviyyûn'dan Velîd bin Abdülmelik asrında cemî‘i cezîrelerimiz ve berren ve bahren vilâyet-i azîmelerimiz husûsâ ma‘bed-i kadîmimiz olan Kudüs-i şerîf ve Mısır ve İslâmbol ve Mağrib-zemîn ve Tunus ve Tarabulus ve Fes ve Merânkûş ve Tilimsân ve Endelüs cümle Urbân elinde kaldı. Bunlardan nice intikâm alsak, deyü meşveret edüp âhir dînimiz ulusu Papa mel‘ûnun re’y-i nâ-tedbîri ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y285a ·
metinde göster ·
Nemçe dahi derler. Ve Alaman kralı derler, ammâ sâ’ir krallar elkâbları gibi elkâbı vardır. Nemse çâsârı ve "İnperator" dahi derler, şehinşâh demekdir. Hattâ yedi krala hükm eder kim bâlâda Leh kralına varınca tahrîr olunmuşdur. Sevâd-ı mu‘azzama ve asker-i bî-kerâna mâlikdir. Ve bin yedi yüz yıldan berü kraldır. Ve bin yedi yüz kal‘aya mâlikdir kim herbiri birer sedd-i Kahkahâ'dır. Tahtı Beç ve Prag'dır. Ve sikkesinde kendü sûretleri yazılur. Hûşeng şâh evlâdından geçinirler. Ve tâc-ı Gorona dâ’imâ Pojon kal‘asında dururdu. Âl-i Osmân Uyvar'ı feth edeli tâcı Prag kal‘asına getürdüler. Cümle evsâfları yetmiş dördde vardığımızda mastûrdur, nazar oluna. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y35a ·
metinde göster ·
"Vallâhi pâdişâhım, evvel bizi söylet, sonra katl eyle. Biz Mısır'ı feth
edeli
seni hıfz [u] hırâset etmeden âciz olup bu gece nevbet ile hünkârımız bekleyeli …
"Vallâhi pâdişâhım, evvel bizi söylet, sonra katl eyle. Biz Mısır'ı feth edeli seni hıfz [u] hırâset etmeden âciz olup bu gece nevbet ile hünkârımız bekleyelim derken kapudan Hazret-i Peygamber zâhir olup yüzünden saru Y 54b nikâbın ref‘ edüp arz-ı cemâl eyledi. Ve hûrmâ lîfinden hil‘atı var idi. Ve ayaklarında sarı edikleri var idi. Ve ser-i sa‘adetinde sarı deve yüğünden destâr-ı şerîfinin iki yerden taylesânları var idi. Selâm verdi ve aleyk aldık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y54a–Y54b ·
metinde göster ·
… Mağrib Tarabulus aşkıyâları tegallüben altun tibri gelen Evcile kâşifliğin zabt
edeli
yigirmi altı senedir. Ammâ zeheb-i hâlis altunu olur, hamd-i Hudâ hakîr çok mâl …
Ve Tarrâne kâşifi ve Saf-ı Derec kâşifi ve Evcile kâşifi ve Buhayre Mâlih kâşifi vardır. Ammâ hâlâ Mağrib Tarabulus aşkıyâları tegallüben altun tibri gelen Evcile kâşifliğin zabt edeli yigirmi altı senedir. Ammâ zeheb-i hâlis altunu olur, hamd-i Hudâ hakîr çok mâlik olmuşuz. Bu zikr olunan Y 305b kâşifliklerin her biri beşer altışar yüz âdem ile ener ve biner kûs u alem sâhibidir. Cümlesi Buhayre kâşifinden hil‘at Q 276a geyer, P 273a dîvân-ı Mısır'dan geymezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y305a–Y305b ·
metinde göster ·