… ‘ayı metânet üzre etdi kim hâlâ zamânımız mülûkleri ol kal‘ayı bir senede tamâm
edemezler
. Hâlâ ma‘mûr bir kal‘a-i ma‘mûrdur. Ve Petro nâm bir ruhbân üç yüz keşîş ile ne …
Monlâ Fenârî hazretleri Fenerkapusu'ndan sarılup küffâr ol tarafda bir gecede bir hisâr-pîçe bünyâd edüp kal‘ayı metânet üzre etdi kim hâlâ zamânımız mülûkleri ol kal‘ayı bir senede tamâm edemezler. Hâlâ ma‘mûr bir kal‘a-i ma‘mûrdur. Ve Petro nâm bir ruhbân üç yüz keşîş ile nev binâ kal‘adan firâr edüp İslâm ile bi'l-cümle müselmân olup Mehemmed Petro ol mahalden sarıldığıyçün Petrokapusu ya‘nî Taşkapusu derler. Ve bi-emrillâh ol gece yeni binâ olunan kal‘ayı Mehemmed Petro ibtidâ feth edüp kendüye sancak ihsân olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 26b ·
metinde göster ·
… â-gûn ile mâl-â-mâldır. Ammâ bu dahi mutalsamdır kimse vaz‘-ı yed etmeğe cür’et
edemezler
.
Anın fevkindeki amûd-ı sağîrlerin tâkı üzre bir mermer kitâbe içre Kudüs-i Şerîf'in kıble-i kadîm olduğu tasvîr olunmuşdur. İçi cevâhir-i gûnâ-gûn ile mâl-â-mâldır. Ammâ bu dahi mutalsamdır kimse vaz‘-ı yed etmeğe cür’et edemezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 35b ·
metinde göster ·
… eth minâresine berâber olup neccârlar dahi fevkinde bir mismâr mıhlamağa cür’et
edemezlerdi
. Niçe gûne keşf [u] kerâmâtları zâhir olmuşdu. Âhir bir gece bir rîh-ı akîm esü …
Evvelâ Sultân-ı Büdelâ Hasan Dede: Ebü'l-feth câmi‘inin Boyacılarkapusu dâhilinde sâkin idi. Eflâke ser-çekmiş kat-ender-kat tabaka tabaka külbe-i ahzânlar binâ etdirirdi. Ammâ aslâ kâbil-i süknâ değil idi. Ol mertebe âlî idi kim Ebü'l-feth minâresine berâber olup neccârlar dahi fevkinde bir mismâr mıhlamağa cür’et edemezlerdi. Niçe gûne keşf [u] kerâmâtları zâhir olmuşdu. Âhir bir gece bir rîh-ı akîm esüp külbe-i Hasan'ın hüsnün bozup münhedim edüp ale's-sabâh Hasan Dede'yi savma‘asında kefenini sarılı bulup Kestelzâde yanında defn etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 113b ·
metinde göster ·
… musanna‘ tavan kubbe-i la‘l-gûndur kim şimdiki üstâdları ana nazîre kubbe inşâ
edemezler
, gâyet refî‘ ü pesendîde kubbe-i âlîdir. Ve fukarâ hücreleri cânib-i garbında m …
Ve tekyegâh-ı dervîşan-ı Beşiktaş: Evvelâ tekye-i Mevl[ev]îhâne-i (---) Paşa, leb-i deryâda semâ‘hânesi deryâya nâzır fevkânî bir mevlevîhânedir kim İslâmbol'da ve gayrı diyârda misli yokdur. Semâ‘hânesi bir musanna‘ tavan kubbe-i la‘l-gûndur kim şimdiki üstâdları ana nazîre kubbe inşâ edemezler, gâyet refî‘ ü pesendîde kubbe-i âlîdir. Ve fukarâ hücreleri cânib-i garbında ma‘mûrdur. Ve meydân-ı semâ‘hâne serâpâ ceviz levhasıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 135b ·
metinde göster ·
… mevcûd bir alay üstâdân [u] mi‘mârân-ı keştîdir. Gayrı neccârân bunların kârın
edemezler
. Başka bir ilm-i azîmdir. Neferât 3000 kavmdır, eğer müslim ve eğer Rûm u Freng …
Esnâf-ı marankozân: Bunların dahi dükkânları yokdur. 162b Ancak Galata'da ve Tophâne'de ve Kâsımpaşa'da lonca yerlerinde mevcûd bir alay üstâdân [u] mi‘mârân-ı keştîdir. Gayrı neccârân bunların kârın edemezler. Başka bir ilm-i azîmdir. Neferât 3000 kavmdır, eğer müslim ve eğer Rûm u Freng gâyet üstâdlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 162a–162b ·
metinde göster ·
Esnâf-ı avcıyân-ı murgân {ve gayrı hayvânât}: Neferât 200, bunlar kürkcü avcılarıdır, ellerinde hatt-ı şerîf ile mu‘âf müsellemlerdir kim çakırcıbaşı ve doğancıbaşı ve şâhincibaşı ve atmacacıbaşı ve bostâncı ve yeniçeri ocağı tazıcıbaşıları ve Istıranca'da avcı odaları yeniçerisi dahi bu kürkcülerin avcılarına müdâhale edemezler. İslâmbol'un cânib-i erba‘asında Çekmece gölleri'nde ve Terkoz göllerinde kuğu ve saka kuşu ve yeşilbaş ördek ve alaca ördek urup boğazların kürkcübaşıya kanatların okcubaşıya verirler. Bunlar dahi şikâ[r]larıyla geçerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 193b ·
metinde göster ·
… azar ile bu minbere nazar etseler her kıt‘a taşın birbirine imtizâcı yerin fark
edemezler
. Gûyâ yekpâre bir minber-i ra‘nâdır. Cenâb-ı İzzet rûy-ı arzda ne kadar nebâtât …
Evsâf-ı minber-i Câmi‘-i Sinop: Eyle bir musanna‘ mermer-i ibret-nümâdır kim sitâyişinde kerrûbiyânlar dahi âcizlerdir. Lâkin alâ-kadri't-tâka bu hakîr-i pür-taksîr deryâda katre [ve] güneşde zerre kadar tavsîf edelim. Evvelâ üstâd-ı kâmil-i kudemâ bu minberi altı kıt‘a mermer-i hâmdan inşa edüp her pâresin birbirine eyle mümtezic etmiş kim ne kadar kuvvet-i basara mâlik olan Cemşîd-i hezârfen kimesneler im‘ân-ı nazar ile bu minbere nazar etseler her kıt‘a taşın birbirine imtizâcı yerin fark edemezler. Gûyâ yekpâre bir minber-i ra‘nâdır. Cenâb-ı İzzet rûy-ı arzda ne kadar nebâtât [u] şükûfe ve ezhârât halk etmişse üstad-ı mermer-bür nakkâş yed-i tûlâsın ayân edüp bu minberde icrâ etmişdir kim diyâr-ı İslâm'da bir minber buna mu‘âdil değildir. Meğer Bursa'da Ulu Câmi‘ minberi ola. Ammâ bu minberin tarz [u] tarhı rub‘-ı meskûnda yokdur. Zîrâ bunda olan üç kat biri biri altında islimî ve rûmiler ve dal kırma [ve] zülf-i nigâr ve nilüfer-i çîn ve gül-i nesrîn nakışları ile müzeyyendir. Hulâsa-i kelâm cemî‘î seyyâhân-ı berr u bihâr ve üstâdân-ı hezâr-kâr-ı zevi'l-iktidâr olanlar bu minber-i ibret-nümûnu görüp engüşt ber-dehen edüp "Bu makdur-ı beşer kârından değildir. Ancak bir kibâr-ı evliyâullahın ızhâr-ı kerâmetidir" derler. Tâ bu mertebe sihr-i i‘câz bir minber-i bî-misâldir. Bu câmi‘-i zîbâ kal‘a varoşunda olmağıla cemâ‘at-i kesîreye mâlik ma‘bedgâh-ı kadîm müstecâbü'd-da‘ve yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 246b ·
metinde göster ·
Karye-i Umudum Sultân: Bir kûh-ı bülendin dâmeninde yüz hâneli ma‘mûr [u] âbâdân bâğ u bâğçesiz kend-i müzeyyendir. Bu kend nehr-i Furât'ın mahreci başında vâkı‘ olmuşdur. Mukaddemâ Erzurûm evsâfında tahrîr olunan Kur‘ân-ı Azîm ile sâbit "mâ-i Furât" bu karye-i Dumlu Sultân cebelinde bir gâr-ı azîmden tulû‘ eder. Âb-ı hayâtdan nişân verir bir âb-ı hayvândır kim gûyâ sûre-i Arapça bu nehr-i cân-perverin hakkında nâzil olmuşdur. Birer zirâ‘-ı melikî alabalıkları olur kim gûyâ her biri birer mâ’ide-i cennet-i me’vâdır. Cemî‘î vücûdları la‘l-ı Bedahşân ve zümürrüd-i İsvân ile müzeyyen, murassa‘-endâm mâhî-i cinânlardır. Ammâ bu mahalde Umudum Sultân medfûn olup ziyâretgâh-ı hâs [u] âm olmağıla bir kes cür’et edüp bu mâhîleri sayd etmeğe cür’et edemezler, ammâ bir fersah aşağıda sayyâdlar sayd edüp tenâvül etdiklerinde âdemin dimâğı abîr u anber râyihasından mu‘attar olur. Ne kadar tenâvül olunsa hara[r]et [u] sıkleti yokdur,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 323a ·
metinde göster ·
… galyonlarının âsîleri gelemeyüp mutî‘leri dahi gümrük vermede inâd ve muhâlefet
edemezlerdi
. Hâlâ bu bender Haleb eyâletinde yetmiş yük akçe iltizâm gümrük emânetidir ve y …
İbtidâ bânîsi İskender-i Kübrâ olduğundan İskenderûn derler. Ba‘dehû Urbân kavmi harâb edüp ba‘dehû İbn Ebî Dâvûd Alayâdî binâ etdi. Yine harâb olup memerr-i huccâc mesdûd olup harâmîler yatağı ve frenk kâfirlerinin durağı olup âhir sene 1021 Sultân Ahmed Hân târîhinde Vezîria‘zam Nasıf Paşa bir kal‘a-i metîn binâ etmeğe mübâşeret edüp itmâmı müyesser olmadan Karadeniz kenarında Sinop kal‘asına Kazak-ı Ak istilâ etdüğün Nasûh Paşa Sultân Ahmed Hân'a i‘lâm etmediğiçün Ahmed Hân Nasûh Paşa'yı katl edüp bu İskenderûn kal‘ası nâ-temâm kalmışdır. Sehel himmet-i Âl-i Osmân ile ma‘mûr olup bir şehr-i bender olmak emr-i sehl idi. Zîrâ Haleb'e iki menzil karîb elzem-i levâzımînden şâhrâhlı bir iskeledir. Beher sene limanına iki yüz pâre keştî-i Müslim ve Frenk galyonları gelüp lenger-endâht olup yatarlar. Kal‘ası olmamak ile Frenk-i bed-renk gümrük vermede inâd ve muhâlefet edüp giderler ammâ kal‘ası imâr olsa küffâr galyonlarının âsîleri gelemeyüp mutî‘leri dahi gümrük vermede inâd ve muhâlefet edemezlerdi. Hâlâ bu bender Haleb eyâletinde yetmiş yük akçe iltizâm gümrük emânetidir ve yüz elli akçe kazâdır. Nâhiyesi (---) aded kurâdır. Bu kurâlardan senevî beher sâl kadısına beş kîse hâsıl olur. A‘lâ latîf limanı vardır lâkin kara karaka ve burten ve şınıya ve galyon karavana kalyonlar girüp yatamazlar, top menzili ba‘îd alarka yatarlar. A‘lâ demir dutar yatakdır ammâ batı tarafı açık olmağıla kumu çok gelüp yine demir kuvvetiyle yatarlar, latîf yatakdır. Bu limanın cânib-i garbîsinde iki yüz altmış mil cezîre-i Kıbrıs'ın burnunda kal‘a-i (---) limanıdır. Latîf ve mu‘tedil havâda cezîre-i Kıbrıs'ın karlı dağları görünür derler ammâ hakîr görmedim. Bu İskenderûn'da cümle Frenk ve Rûm kefereleri sâkin olmağıla câmi‘ ve hammâm ve hân ve çârsû-yı bâzârı yokdur ammâ meyhâneleri çokdur. Ba‘zı âyende vü revendeler vakt-i şitâda bu meyhânelerde meks ederler, gûyâ her biri birer hândır, ammâ suları uzakdan hımârlar ile kârbân pınarından getirirler ve âyende vü revendeler bu İskenderûn cezîre yer olmağıla kârbân pınarında konarlar. Ammâ bu İskenderûn'da yedi kralın balyoz vekîlleri ya‘nî konsolosları sâkin olup balyozları Haleb'de 21b balyozhânelerinde sâkin olurlar ve bu İskenderûn Haleb iskelesi olmak ile gümrük yanında azîm mahzenler vardır. Şeb [u] rûz Frenk kâfirleri anda bey‘ u şirâ ederler. Hatta Murtezâ Paşa efendimiz alay-ı azîm ile bu mahalden ubûr ederken deryâda yatan yigirmi altı pâre galyonlar "Safâ geldin!" deyü ol kadar top-ı şâdımânlar atdılar kim gûyâ her biri âteş-i Nemrûd içinde kaldı. Bu İskenderûn'un cânib-i selâsı sazlık ve bataklık yerdir kim kefere domuzlarının bataklığıdır. Müselmânlar ihtirâz üzre yatarlar ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 21a–21b ·
metinde göster ·
… -ı muhabbetdedir. Aslâ bir kimesne bir ferd-i âferîdenin erzâklarına vaz‘-ı yed
edemezler
. Bir kimesnenin bir şey’i zâyi‘ olsa zann-ı gâlibi olan kimesneyi "şer‘ullah" d …
Menâkıb-ı gayr: Bu karye ahâlîsinin kapuları şeb [u] rûz küşâdedir ve gâyet mün‘im Dürüzîleri vardır. Cümle metâ‘ları meydân-ı muhabbetdedir. Aslâ bir kimesne bir ferd-i âferîdenin erzâklarına vaz‘-ı yed edemezler. Bir kimesnenin bir şey’i zâyi‘ olsa zann-ı gâlibi olan kimesneyi "şer‘ullah" deyü bu Şem‘ûn-ı Safâ türbesine götürüp müdde‘î eydür: "Ihken yâ Şem‘ûn!" deyü selâm verüp zannı olduğu olan âdem gelüp Şem‘ûn'ın kapusuna el urup yemîn eder. Eğer bî-haber ise aslâ zarar isâbet etmez. Eğer sârık ise Şem‘ûn'un kapusuna el urunca tepesi üzre gelüp mürd olur. Bu âsitâne kapusu önünde yatan cümle mevtâlar yalan yemîn edüp Şem‘ûn kapusuna el uranlardır. Niçeler havf edüp kapuya el urmayup serîka etdüğü şey’i i‘tirâf edüp alduğu eşyayı verüp halâs olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 39b ·
metinde göster ·
… ı hoş-hevâdır kim hâlâ o halvet-i sultânî mesdûddur. Gayr kimesneler girüp gusl
edemezler
ve kal‘a altında eski Hasan Paşa hammâmı hûb u zîbâ hammâm-ı rûşenâdır ve bâzâr …
Der-vasf-ı hammâmât-ı Sivas: Cümle (---) aded hammâmdır. Evvelâ köprü başında Koca Hasan Paşa hammâmı âb [u] hevâsı ve binâsı latîf ve kâr-ı kadîm olduğundan Süleymân Hân ve fâtih-i Bağdâd Murâd Hân girdiği hammâm-ı hoş-hevâdır kim hâlâ o halvet-i sultânî mesdûddur. Gayr kimesneler girüp gusl edemezler ve kal‘a altında eski Hasan Paşa hammâmı hûb u zîbâ hammâm-ı rûşenâdır ve bâzâr meydânında Meydân hammâmı ve Taşhân hammâmı ve Medrese hammâmı ve Paşa Kal‘ası hammâmı ve bu hammâmlar cümle çifte hammâmlardır. Bunlardan mâ‘adâ yüz on aded sarâylar ve gayri hânedânlar hammâmı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 75b ·
metinde göster ·
Ve cümle Mevleviyyetinde üç yüz altmış pâre kasaba-misâl hân ve câmi‘ ve hammâm ve çârsû-yı bâzârlı kurâlarından mollaya senevî kırk kise-i Rûmî hâsıl olur. Zîrâ Rûmeli vâlîleri mollaların tasallutundan çokluk müdâhale edemezler. Gâyet müstakil serbest şerîf Mevleviyyetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 134a ·
metinde göster ·
… olmuşdur. İlâ hâze'l-ân ol hücre-i sultân mesdûddur. Yanına varmağa bile cür’et
edemezler
. Eyle bir mahûf hücredir.
Ale's-sabâh Kemâl Paşazâde taşra çıkınca görse kim kapusu önünde imâm ve mü’ezzin ve cemâ‘atler tâbût hâzır edüp su ıssı etmişler. Kemâl Paşazâde'yi görüp vâlih ü hayrân kalup şükr-i Yezdân ederler. Kemâl Paşazâde keşf-i râz etmeyüp bu hücrede tekmîl-i fünûn edüp eyle âlim ü fâzıl olur kim ferîd-i asr, mütebahhirînden gavvâs-ı ma‘ânî olup hakkâ ki müfti's-sakaleyn olup âhir Süleymân Hân-ı Gâzî asrında Mısır kadı‘askerliğinden ma‘zûl olup {İslâmbol'da} şeyhülislâm iken dâr-ı selâmı selâmlayup Edirnekapusu hâricinde bir demir şebeke içre üstü mekşûf bir merkad-i muvakıdede medfûndur. Masrû‘ olan cânlar yedi cum‘a ertesi ale‘s-sabâh ziyâret edüp hâk-i pâk-i anber-âsâ türâbından sehel tenâvül ederler, bi-emrillâhi Te‘âlâ sıhhat bulup gider. Bu sultânın irtifâ‘-ı kadrine sebeb bu Edirne'deki (---)(---) medresesi hücresi olmuşdur. İlâ hâze'l-ân ol hücre-i sultân mesdûddur. Yanına varmağa bile cür’et edemezler. Eyle bir mahûf hücredir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 157b ·
metinde göster ·
… r diyâra mahsûs değildir. Cümle boyahâneleri hânlıkdır, bir merd ü zen müdâhale
edemezler
. 225a
Der-beyân-ı çârsû-yı bâzâr-ı bezzâzistân: Cümle bin iki yüz dükkândır. Cümleden mükellef ve mükemmel aşağı varoş-ı kal‘ada Hüsrev Paşa çârsûsu, iki başı demir kapulu serâpâ kârgîr kemer binâlar ile mebnî çârsû-yı ma‘mûrdur kim gûyâ Bursa'nın Gelincik bâzârıdır ve yine bir a‘lâ kârgîr binâ bezzâzistânı vardır ve iki yerde debbâğhâne çârsûsu vardır kim bu Bitlîs'de işlenen elvân sahtiyân ve gûnâ-gûn danedâr sağrı rub‘-ı meskûnda yokdur ve boyahânesi kezâlik üstâd-ı sabbâğlardır kim İspir'in neftî boyası bir diyâra mahsûs değildir. Cümle boyahâneleri hânlıkdır, bir merd ü zen müdâhale edemezler. 225a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 224b–225a ·
metinde göster ·
… r etdi. Ammâ devlet-i Emeviyye'de İmâm Hüseyin'i bir kimesne imâr etmeğe cür’et
edemezlerdi
. Ammâ devlet-i Abbâsiyân'da niçe hulefâlar ve el-Mütevekkil Alallah halîfe ve H …
Âhir-ı kâr cesed-i Yezîd'i âteşe göyündürüp cemî‘i Tatar askerine emr edüp kabr-i Yezîd'e peste-i bârân-zede edüp Yezîd'in külün göğe savurdu ve cemî‘i âsâr-ı binâlarında olan girân-bahâ olan âvîzeler ve maslûbât u musanna‘âtdan şem‘dânlar ve gülâbdân ve gayrı sîm âvânî eşyâları cümle şütürlere tahmîl edüp Şâm'dan bu kadar metâ‘ ile bin kise mâlı Bağdâd'da İmâm Hüseyin'e gönderüp âsitâne-i İmâm Hüseyin'i dahi ziyâde imâr etdi. Ammâ devlet-i Emeviyye'de İmâm Hüseyin'i bir kimesne imâr etmeğe cür’et edemezlerdi. Ammâ devlet-i Abbâsiyân'da niçe hulefâlar ve el-Mütevekkil Alallah halîfe ve Hârûnu'r-Reşîd ve Adudu'd-devle ve niçe mülûk dahi tevsî‘ ü ta‘mîr ü termîm ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 350b ·
metinde göster ·
… şîrînleyüp tabura zenbûr-ı asel gibi üşürlerdi, ammâ bir tarafdan tabura hücûm
edemezlerdi
, ammâ küffâr cânları havfına düşdüler ve girdâb-ı gamda kalup şaşdılar ve tabur …
Hikmet-i Hudâ üç gün üç gecede küffâr tabur içre farzen eyle oldular kim handak içinden bir kâfir kara başın kaldırup kara şapkasın göstermeğe kâdir değiller idi. Bu hâl ile zahîre muzâyakasından hâlleri diyergûn olup asker-i Tatar günden güne şîrînleyüp tabura zenbûr-ı asel gibi üşürlerdi, ammâ bir tarafdan tabura hücûm edemezlerdi, ammâ küffâr cânları havfına düşdüler ve girdâb-ı gamda kalup şaşdılar ve tabur içre bed râyihadan kendülere sinekler üşdüler. Ve Erdel Seykeli tarafından "İmdâd ve zahîre gele" deyü muntazır iken ol cânibin dahi her dıraht sâyesinde Tatar ile Leh ve Kazak askeri kemîngâhlarda pinhân olup imdâd ve zahîre değil bir kuş uçurmazlardı ve gelen kâfirleri giriftâr-ı bend-i hicrân edüp kaçırmazlardı, zîrâ bu kadar bin dûzd-i çâpük Tatar-ı adû-şikâr destinden küffâr rehâ bulmayup tabur içre inek etlerin ve kendü atların yemeğe başladılar. Beş günden sonra kendü lâşe-i mürde-i murdârların yemeğe başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 42b ·
metinde göster ·
… r başka sayyâdları vardır. Herkes hazz-ı nefsi ve kâr [u] kisbiyçün balık şikâr
edemezler
.
Dâ’iren-mâdâr cirmi (---) fersah yerdir, lâkin ol kadar derin değildir. Âb-ı hayâtdan nişân verir bir mâ-i İlyâs'dır. İçinde alabalık ve turna balığı ve yılan balığı (---)(---)(---)(---) ve gûnâ-gûn simâk-i nefîseler sayd olunur. Mîrî mâl verir başka sayyâdları vardır. Herkes hazz-ı nefsi ve kâr [u] kisbiyçün balık şikâr edemezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 88b ·
metinde göster ·
… âdeme aslâ zulm edemez ve beğ dîvânında da‘vâlar dinlenüp kimse yalan şahâdeti
edemezler
.
Ve cümle vilâyetinin cirmi dâ’iren-mâdâr kırk günlük yoldur. Ve bu vilâyet cümle (---) aded boyar ve porkalab hâkimlikleri yerlerdir. Ve eyle adl u adâlet vardır kim cemî‘i cevâhir makûlesi zî-kıymet eşyâların altun sini içre başında âşikâre götürüp gezdirsen bir kâfirin bakmağa cânı yokdur. Tâ bu mertebe zabt u rabtdır kim zerre kadar bir kefere isyân ve hıyânet etse amân u zamân vermeyüp ol kâfir-i bed-fi‘âli böğründen kazığa urup aslâ indirmezler, zîrâ her köy kendde hâkimleri ve askerî tâ’ifeleri çokdur. Ve adâletleri eyledir kim bir âdem bir âdeme aslâ zulm edemez ve beğ dîvânında da‘vâlar dinlenüp kimse yalan şahâdeti edemezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 107b ·
metinde göster ·
Ba‘dehû cemî‘i koldan bu kal‘aya hücûm edüp şeb [ü] rûz göz açdırmayup cenge âhenk edüp kal‘anın sîne-i pür-kînesin top-ı kûplarla rahnedâr edüp derûn-ı hisârda küffâr havâleden Yentür Hasan Paşa topları derdinden baş göstermez oldular. Ve günden güne her tarafdan meterisler dahi handak kenârına varup ceng-âşûb ederler, ammâ deryâ-misâl bir handakı var kim içinde kapudan paşa başdardası şinâverlik etse mümkün bir vâsi‘ ve âriz ve amîk handak olduğundan suyunu kesmeğe bir ilâc edemediklerinden zeyl-i hisâra ne kubur ve ne lağım edüp kal‘a dîvârın münhedim edüp yürüyüş eylemeğe bir çâre olunmadı. Gerçi balyemez toplar ile kal‘a münhedim olurdu, ammâ handakın suyundan yürüyüş edemezlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 123b ·
metinde göster ·
. Pâk mahbûb dilber köçekler hep anlardadır. Kahvehâneden ve güft u gûy mesâvî h …
Der-fasl-ı tetimme-i şehrengîz-i külliyât-ı şehr-i Manastır: Ba‘zılar Menasitr yazarlar, zîrâ ebü'l-kelâm ve hattât ve şâ‘ir ve fusehâ-yı bülegâ ve ulemâ-yı sulehâsı çokdur, ammâ şehir sûhtevâtları ol perîşânî serçe yuvası destârlarıyla beline pala kortelasın takup eşkıyâlık etdiklerinde avâm-ı nâs eyle sefâheti edemezler. Pâk mahbûb dilber köçekler hep anlardadır. Kahvehâneden ve güft u gûy mesâvî hânelerden çıkmayup zemm ü nemm ve lu‘b u lehve meşgûllerdir. Ve Arnabud eşkiyâları dahi çokdur, ammâ cemî‘i halkı yârândan şûh şengül ve sebük-rûh âdemlerdir ve ankâ bâzergânları ve hacıları gâyet çok olmağile gâyetü'l-gâye hayrât [u] hasenât yapmağa mâyillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 177b ·
metinde göster ·
… elîğ Macarca bilirler kim kavm-i Macar ol kadar fesâhat u belâğat üzre tekellüm
edemezler
.
Ammâ gerçi halkı Boşnak olmağile Boşnak lisânı ve Sırf ve Bulgar ve Latin lisânı bilirler, ammâ fasîh u belîğ Macarca bilirler kim kavm-i Macar ol kadar fesâhat u belâğat üzre tekellüm edemezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 182b ·
metinde göster ·
"İnşâallâh biz de sana böyle çetele tamga veririz. Tâ Çîn ve Hıtâ ve Hoten ve Mâçîn ve Fağfûr vilâyetlerine varınca istersen gidüp seyâhat edesin. Bizim ol vilâyetlerde ve karanlık dünyâda ve dahi onda Yıldırak vilâyetinde akrabâlarımız vardır. Anda mu‘azzez [ü] mükerremsin" deyü ol ân hakîre bir ardıç ağacı gibi kırmızı ağaç pâresi üzre kendi bıçağıyla bir gûne kertikler kertüp ve demir ile ağaç üzre kızgın münakkaş demiri ağaca basup bir gûne nakş oldu kim rûy-ı zemîn nakkâşları eyle bir nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn edemezler. Hemân hakîr çetele münakkaş ağacı öpüp başıma koyup bir destimâle sarup koynuma koyup yine kelimât-ı gûnâ-gûnlara başladık. Elçi beğe dedi kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 175b ·
metinde göster ·
… dar olduğu yine eyidir, zîrâ hîn-i muhâsarada düşman dar sokaklarından yürüyüş
edemezler
. Ve cümle evleri biri biri üzre kat-ender-kat havlısız kal‘a-misâl cümle Rûm ke …
Ammâ cümle bu varoşun sokakları daracıkdır. Lâkin dar olduğu yine eyidir, zîrâ hîn-i muhâsarada düşman dar sokaklarından yürüyüş edemezler. Ve cümle evleri biri biri üzre kat-ender-kat havlısız kal‘a-misâl cümle Rûm keferelerinin evleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 277b ·
metinde göster ·
… tabyaları var ammâ şey değillerdir. Hîn-i muhâsarada biri dahi hücûma tahammül
edemezler
. Bu varoşun cirmi kâmil dörd bin altı yüz adımdır.
Bu kal‘a-i sûr-ı azîm leb-i deryâda şekl-i murabba‘ bir alçak taş dîvârlı ve handaksız rabât-ı müzeyyendir. Ve etrâfında câ-be-câ tabyaları var ammâ şey değillerdir. Hîn-i muhâsarada biri dahi hücûma tahammül edemezler. Bu varoşun cirmi kâmil dörd bin altı yüz adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 286b ·
metinde göster ·
… Hudâ gayri diyârda da bâğlar çokdur, ammâ bu Tavşanlı şehrinin dibsi gibi ağda
edemezler
. Âb [u] hevâsının mı yâhûd bir ulu sultânın nefesi te’sîri mi lezîz ağdası olur …
Ve memdûhatından Tavşanlı ağdası, çam kutular ile ba‘zı vilâyetlere taşınır baldan lezîz taş gibi pek bekmezdir. Cemî‘i halkının kârı bu ağdadır. Ve ekseriyyâ halkı bâğdadır. Hattâ Simav şehrinden ve Demirci şehrinden niçe bin katır ve deve yükü üzüm kurusu bu şehr-i Tavşanlı'ya getirüp bekmez ederler. Hikmet-i Hudâ gayri diyârda da bâğlar çokdur, ammâ bu Tavşanlı şehrinin dibsi gibi ağda edemezler. Âb [u] hevâsının mı yâhûd bir ulu sultânın nefesi te’sîri mi lezîz ağdası olur. Andan kalkup yokuş aşağı şark cânibine gidüp düz sahrâlar içre çamlı dağlar ve mahsûllü kurâlâr güzer ederek sekiz sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y8a ·
metinde göster ·
Ve hâlâ bu mahalde harâmîler âdeme hücûm etmeğe cür’et
edemezler
. Ammâ aşağı eteklerde ve Demirci şehrine karîb yerlerde ol ulu çamlık içlerinde …
Ve hâlâ bu mahalde harâmîler âdeme hücûm etmeğe cür’et edemezler. Ammâ aşağı eteklerde ve Demirci şehrine karîb yerlerde ol ulu çamlık içlerinde gâyet ihtirâz lâzımdır. Zîrâ bu Demirci beli ve Oklu Çam beli Rûm ve Arab ve Acemde meşhûr-ı âfâk bî-emân beldir. Ve Oklu Çam denmesinin sebeb-i tesmiyesi oldur ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y24a ·
metinde göster ·
Ve tokuz dârü'l-kurrâ var. Her birinde yüzer yüz ellişer hâfız hamele-i Kur’ân talebeler kırâ’at-i Hafz ve İbn Kesîr ve Seb‘a ve Aşere ve Takrîb kırâ’atları tilâvet olunur. Ammâ Türkistân olmağile mahâric-i hurûfa ri‘âyet edemezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y36a ·
metinde göster ·
… nla akrânı şu‘arâlar değil belki gayri ulemâlar dahi bununla mubâhese-i ilmiyye
edemezler
, zîrâ gâyet akl-ı Arasto çelebidir. Ammâ şeb [u] rûz halkı mezemmet [ü] kadh ed …
Ve Nîmî Çelebi dahi Lâlî Çelebi'ye hem-pâdır. Nîmî tahallus etmesinin aslı meflûcdur. Kemerinden aşağı pâylerine Q 20bP 20b varınca pâydâr olmadığından Nîmî tahallus edüp Lâlî ile Nîmî birbirleriyle hempâ olmaları o cihetdendir. Ammâ hakkâ ki ikisi dahi fâzıl ve üstâd-ı kâmillerdir. Gerçi bu Nîmî meflûcdur ammâ Cenâb-ı Bârî buna bir talâkat-i lisân vermiş kim bununla akrânı şu‘arâlar değil belki gayri ulemâlar dahi bununla mubâhese-i ilmiyye edemezler, zîrâ gâyet akl-ı Arasto çelebidir. Ammâ şeb [u] rûz halkı mezemmet [ü] kadh edüp kuduz it gibi dalamadadır. Ammâ her hicvi Sihâm-ı Kazâ-i Nef‘î'ye mânenddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y38b ·
metinde göster ·
… Ammâ senevî iki yüz kîse hâsıl olur, zîrâ müsellemler mollâlar yanında hükûmât
edemezler
. Cümleden melik mollâlardır. Anıniçün yüz bin guruş hâsıl ederler. Ammâ Monlâ Ü …
Ve beş yüz akçe mevleviyyetdir. Ammâ senevî iki yüz kîse hâsıl olur, zîrâ müsellemler mollâlar yanında hükûmât edemezler. Cümleden melik mollâlardır. Anıniçün yüz bin guruş hâsıl ederler. Ammâ Monlâ Ünsî Efendi iki kerre yüz bin guruş ve yüz bin guruşluk dahi hedâyâ cem‘ edüp yüz bin guruş deynin edâ edüp bu İzmir mansıbında iflâsdan halâs oldu. Hattâ Köpürlü Mehemmed Paşa Ünsî Efendi'den esnâ-yı kelâmda su’âl edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y43a ·
metinde göster ·
… yet halkı bir hafta hisâbın salı ve çehârşenbe ve pencşenbe ve cum‘a deyü hisâb
edemezler
. Ancak her gün bir semtde pâzâr durur ol pâzâr günleri ile hisâb edüp "Ulu pâzâ …
Ve bu vilâyet halkı bir hafta hisâbın salı ve çehârşenbe ve pencşenbe ve cum‘a deyü hisâb edemezler. Ancak her gün bir semtde pâzâr durur ol pâzâr günleri ile hisâb edüp "Ulu pâzâr, kiçi pâzâr, beri pâzâr, öte pâzâr ve Serik pâzâr ve Manavgat pâzâr" deyü sekiz günü sekiz pâzâr ismiyle add ederler, turfe kavimdir. Lâkin gâyet musallî halkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y137a ·
metinde göster ·
… isânlarında sehel lüknet vardır. Hurûf-ı râyı ve kâfı mahâric-i hurûfu ile icrâ
edemezler
. Ve limon ve turunc ve enâr ve incîri ve dud ve şeftâli ve zerdâlû ve kayısısı …
Ve bu şehrin me’kûlât [u] meşrûbâtından gayri memdûhâtın beyân eder. Evvelâ cihân-ârâ kırk elvân üzümü ve niçe kerre yüz bin tulum bekmezi ve bâdemli ve Şâm fısdıklı şîrîn köfteri ve basdığı ve bağrı basdısı niçe kerre yüz bin deve yükü Arab ve Acem'e ve Hindustân'a köfterin götürürler. Ve gûnâ-gûn helvâsı bir diyârda yokdur. Ve cümle halkı şîrîn yediklerinden şîrîn söylerler. Ammâ lisânlarında sehel lüknet vardır. Hurûf-ı râyı ve kâfı mahâric-i hurûfu ile icrâ edemezler. Ve limon ve turunc ve enâr ve incîri ve dud ve şeftâli ve zerdâlû ve kayısısı ve beyâz ekmeği ve yoğurdu meşhûr-ı cihândır. Ve elvân boğasısı ve Ayntâb eğeri ve yay ve gedeleci şöhre-i şehir olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y165a ·
metinde göster ·
… Ve Urbân'ının kelimâtları lisân-ı Arabîde fesâhat u belâgat üzre edâ-yı kelimât
edemezler
. Gayri lehcedir.
Ve bunda Arab ve Kürd [ve] Türkmân sâkinlerdir. Ve tüccâr tâ’ifesinden ecnâs-ı mahlûk mevcûddur. Ve Urbân'ının kelimâtları lisân-ı Arabîde fesâhat u belâgat üzre edâ-yı kelimât edemezler. Gayri lehcedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y175a ·
metinde göster ·
, zîrâ bu mahalle gelüp semâya urûc etdüğin müşâhede etmişlerdir. Ammâ "Kavm-i A …
Ve bu beşiğin önünde leyle-i Mi‘râc'da makâm-ı Hazret-i Server-i Kâ’inât ve Mefhar-i Mevcûdât makâmıdır ki bunda iki rek‘at namâz kılup du‘â etmişdir. Ol mahalde bunda bulunan ruhbânlar cümle îmâna gelmişlerdir. Anıniçün küffâr Hazret-i Risâlet'i inkâr edemezler, zîrâ bu mahalle gelüp semâya urûc etdüğin müşâhede etmişlerdir. Ammâ "Kavm-i Araba ba‘s olundu. Biz Îsevîyiz" derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y226b ·
metinde göster ·
… Ammâ âbâ ve ecdâdlarından kalmış milk-i mevrûsları olmağın gayri Urbân müdâhale
edemezler
. Ancak mahsûl zamânı gelüp mutasarrıf olurlar. Ve yine bu mahalle karîb,
Vâdî-i Safrâ derler. Bunda dahi bâğ u bâğçe ve besâtînler firâvândır. [Ve] hâne-i vîrânelerine Urbân eşirrâsı gelüp meks ederler. Kesret-i hurmâ ile ârâste ve mezâri‘-i dilküşâ ile pîrâste bir şehr-i harâbdır. Cümle simârın Urbân tenâvül ederler. Ammâ âbâ ve ecdâdlarından kalmış milk-i mevrûsları olmağın gayri Urbân müdâhale edemezler. Ancak mahsûl zamânı gelüp mutasarrıf olurlar. Ve yine bu mahalle karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y271a ·
metinde göster ·
. Zîrâ şiddet-i hâr âdemi büryân eder. Böyle perhîz ile geçindiklerinden gâyet t …
Ve dâ’imâ zifir ta‘âm tenâvül etmezler. Dâ’imâ kahve ve kışir ile kâk ve bakla ve zeytûn ve hurmâ ve helvâ ve hoşâb ve pilâv ve şorbâ tenâvül ederler. Dâ’ima perhîz üzrelerdir. Ekseriyyâ ta‘âmı kesret üzre tenâvül etseler hazm edemezler. Zîrâ şiddet-i hâr âdemi büryân eder. Böyle perhîz ile geçindiklerinden gâyet tendürüst kavimdir. Ol ecilden şehr-i Mekke içre hukemâ yokdur. Gelse de kâr [u] kisb olmaduğundan karârda olmayup bir gayri diyâra açılır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y358b ·
metinde göster ·
… yarağına âmâde oldular. Garîb Mısır huccâcı Medîne'de iki gün ancak oturup zevk
edemezler
. Zîrâ üç konak yine Bedr-i Huneyn'e karîb gerü dönerler. Ol teng [ü] târ yollar …
Andan ale's-sabâh nefîrler çalınup göç yarağına âmâde oldular. Garîb Mısır huccâcı Medîne'de iki gün ancak oturup zevk edemezler. Zîrâ üç konak yine Bedr-i Huneyn'e karîb gerü dönerler. Ol teng [ü] târ yollarda şâm huccâcına râst gelmemek içün Medîne'de meks edemezler. Ammâ Mekke'de şâmlıdan evvel varup çok otururlar. Ve bir kerre şâm huccâcı ile iki asker Cüdeyde deresinde râst gelüp bir azîm kıtâl olaldan berü Mısırlı Medîne'de iki gün meks edüp hareket ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y368b ·
metinde göster ·
… erler. Ol teng [ü] târ yollarda şâm huccâcına râst gelmemek içün Medîne'de meks
edemezler
. Ammâ Mekke'de şâmlıdan evvel varup çok otururlar. Ve bir kerre şâm huccâcı ile …
Andan ale's-sabâh nefîrler çalınup göç yarağına âmâde oldular. Garîb Mısır huccâcı Medîne'de iki gün ancak oturup zevk edemezler. Zîrâ üç konak yine Bedr-i Huneyn'e karîb gerü dönerler. Ol teng [ü] târ yollarda şâm huccâcına râst gelmemek içün Medîne'de meks edemezler. Ammâ Mekke'de şâmlıdan evvel varup çok otururlar. Ve bir kerre şâm huccâcı ile iki asker Cüdeyde deresinde râst gelüp bir azîm kıtâl olaldan berü Mısırlı Medîne'de iki gün meks edüp hareket ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y368b ·
metinde göster ·
… p cümle ümenâ ve mültezimîn meksûr olup mâl-ı pâdişâhî çıkmayup hazîneyi tekmîl
edemezlerse
, paşa kendü yanından tekmîl edüp cümle kula ceybinden mevâcib verir.
Ve Cenâb-ı Bârî Mısır'a Nîl ile berekât verdiğinden ganîmet olup mâl-ı pâdişâhî cem‘ olur. Eğer Nîl-i mübârek on sekiz arşın taşarsa mâl-ı pâdişâhî çıkar. Yigirmi zirâ‘ taşarsa paşa ve ümenâ ve mültezimîn ve keşşâf ve re‘âyâ bay olup mâlların gallak edüp halâs olurlar. Eğer on sekiz arşın taşmazsa, allâhümme âfinâ, vilâyet rey olmayup kaht [u] galâ olup cümle ümenâ ve mültezimîn meksûr olup mâl-ı pâdişâhî çıkmayup hazîneyi tekmîl edemezlerse, paşa kendü yanından tekmîl edüp cümle kula ceybinden mevâcib verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y63b ·
metinde göster ·
… e çârşû-yı bâzârda kol gezerler, ammâ âlet-i mülâhazadır, narh-ı sultânîyi icrâ
edemezler
. Zîrâ cümle himâyededir, mâni‘ olurlar. Ve Mısır etrâfında nâhiye nâ’ibleri dah …
Ve bir nâ’ib dahi muhtesib ile çârşû-yı bâzârda kol gezerler, ammâ âlet-i mülâhazadır, narh-ı sultânîyi icrâ edemezler. Zîrâ cümle himâyededir, mâni‘ olurlar. Ve Mısır etrâfında nâhiye nâ’ibleri dahi vardır. Beled-i Şubre ve beled-i Besâtîn ve Kayıtbay gibi niyâbetler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y68a ·
metinde göster ·
… lek kuşu ve serçe ve kırlangıc ve güğercin ve çaylak misilli kuşlar girüp vatan
edemezler
ve derûn-ı câmi‘e giremezler, aceb tılısmdır.
Ve bu câmi‘-i Ezher'i Kâyid binâ etdikde bir tılısm etmişdir kim hâlâ bu câmi‘ içre leylek kuşu ve serçe ve kırlangıc ve güğercin ve çaylak misilli kuşlar girüp vatan edemezler ve derûn-ı câmi‘e giremezler, aceb tılısmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y91a ·
metinde göster ·
… ve Takrîb kırâ’atları iştihâr bulup, ammâ sâ’ir diyârda Rûm kadar icrâ-yı hurûf
edemezler
. Rûm halkı necîb ü reşîd mukalliddirler. P 196b Beyt:
Ammâ Rûm'da asrımızda Hafz kırâ’atından gayrı İbn Kesîr ve Seb‘a kırâ’atları iştihâr bulmamış idi. Ammâ üstâdımız Evliyâ Efendi Mısır'dan üstâdları Şeyh Ahmed hazretleriyle İslâmbol'a gelüp cümle ulemâ-yı Rûm ilm-i hıfza mukayyed olup ilm-i kırâ’at dahi şâyi‘ olup Şeyh Ahmed merhûm olup üstâdımız Evliyâ Efendi şeyhü'l-kurrâ olup kırâ’at-ı İbn Kesîr ve Seb‘a ve Aşere ve Takrîb kırâ’atları iştihâr bulup, ammâ sâ’ir diyârda Rûm kadar icrâ-yı hurûf edemezler. Rûm halkı necîb ü reşîd mukalliddirler. P 196b Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y107a ·
metinde göster ·
Ve havuzun Y 149a kenârında mermer üzre Ca‘ferî hatt-ı Kûfî ile bir gûne târîh var, ammâ Arab ve Acem seyyâhânından cemî‘i erbâb-ı ma‘rifet temâşâ edüp kırâ‘at edemezler. Ammâ Allâhu a‘lem Me’mûn Halîfe târîhidir kim mermer amûdu dutan haşebe kenârında altun hat ile Âyetü'l-kürsî nihâyetinde:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y148b–Y149a ·
metinde göster ·