… al peyniri ve teleme peyniri ve kesme peyniri yapup müsâfirlerine yedirüp ikrâm
ederdi. Ol
beyâz inek sebebiyle Haleb'e Halebü'ş-Şehbâ derler, haleb sağıma, şehb beyâza d …
Esnâf-ı cibn-i hâlûmiyân ya‘nî peynirciyân: Kârhâne 400, neferât 500, bunların pîri Hazret-i İbrâhîm, Haleb'de sâkin iken bir beyâz ineği var idi. Ana Sevrü'ş-Şehb derlerdi, anı sağup südün yoğurd ve kaymak ve tereyağı ve kaşkaval peyniri ve teleme peyniri ve kesme peyniri yapup müsâfirlerine yedirüp ikrâm ederdi. Ol beyâz inek sebebiyle Haleb'e Halebü'ş-Şehbâ derler, haleb sağıma, şehb beyâza derler ya‘nî sağılmış beyâz inek şehri demekdir. Hâlâ Hazret-i İbrâhîm'in ol beyâz ineğin südün sağup cemî‘i fukarâya bezl etdüği süd mecuru Haleb'in iç kal‘asındaki câmi‘ içinde makâm-ı İbrâhîm olan minberin altında durur bir taş mecur teknedir. Bu tekne içinden cemî‘i halka süd üleşdirüp cümle halk südden müstağnî olup yine mecur ke'l-evvel leb-ber-leb dururdu. Cenâb-ı izzet tâ bu mertebe berekât-ı Halîl vermiş idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 167b ·
metinde göster ·
Andan Maskov kralzâdesi yüz bin leşkeriyle bir cânibde ceng
ederdi. Ol
dahi bu inhizâmı görüp askeriyle tabura cân atup geldikde gördüler kim tabur iç …
Andan Maskov kralzâdesi yüz bin leşkeriyle bir cânibde ceng ederdi. Ol dahi bu inhizâmı görüp askeriyle tabura cân atup geldikde gördüler kim tabur içinde bir vâveylâ vü vâ-veledâ ve feza‘ u çeza‘ oluyor. Hemân kralzâde tekrâr gerüye dönüp bir cânibe rehâ bulam derken iki Tatar askerinin ortasında kalup yüz bin küffâra yine eyle bir seyf-i miczem urdular kim bu gûne seyfi Mısır diyârında kabâ’il-i Benî Seyf Arabı Berberistân ve Funcistân Arablarına urmamışlardır. Hattâ bu günkü gün ceng [ü] cidâl bir mertebe karışdı ve her bahâdırlar adûlarıyla duruşdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 115b ·
metinde göster ·
… ı Bârî anlara Cibrîl-i Emîn ile Arapça ihsân edüp leyle-i zulmetde ziyâ ihsân
ederdi. Ol
ecilden hâlâ bu gârdan âteş zâhir olur. Hattâ hakîr ol gece bu ziyâyı Y 234b …
Ammâ Hazret-i Meryem Yahûd kavmi ta‘nından Kudüs'den firâr edüp bu halîc-i Sidrem ve ba‘zılar Buhayre-i Meryem derler, bunda kapanup Hazret-i Îsâ ile bunda sâkin olurmuş. Cenâb-ı Bârî anlara Cibrîl-i Emîn ile Arapça ihsân edüp leyle-i zulmetde ziyâ ihsân ederdi. Ol ecilden hâlâ bu gârdan âteş zâhir olur. Hattâ hakîr ol gece bu ziyâyı Y 234b müşâhede edüp ilme'l-yakîn ve ayne'l-yakîn ve hakka'l-yakîn hâsıl etmegiçün ol şeb Âl-i Umûr haymelerinde mihmân olup hayli ikrâm etdiler. Ba‘de'l-gurûb cüz’î âteş nümâyân olarak vakt-i aşâda cihân âlem-tâb oldu. Tâ vakt-i şâfi‘î mahalline dek ber-karâr olup ba‘dehu muzmahil oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y234a–Y234b ·
metinde göster ·
… düzmüş. Bu Sây şehri içün kasd edüp gelen a‘dâ ol âyînenin âteşi ol asker ihrâk
ederdi. Ol
ecilden Sây şehri üzre bir yağı ve dağî ve bâğî ve zâğî asker gelemezdi.
Cemî‘i tevârîh-i Arab'da ve tevârîh-i Sâbiyye'de bu Sây şehri hakkında vilâyet-i İsvân hudûdunda Sây şehri derler. Bu şehr-i kadîmde ba‘de't-Tûfân Rehven-i Hindî nâm bir kehene melik iken evc-i âsumâna ser çekmiş bir mîl-i âlî düzmüş kim hâlâ eser-i binâları zâhir ü bâhirdir kim görenin aklı perîşân olur, gûyâ kâr-ı insân değildir. Üzerinde niçe gûne ma‘âdinden mürekkeb bir âyine-i ibret-nümâ düzmüş. Bu Sây şehri içün kasd edüp gelen a‘dâ ol âyînenin âteşi ol asker ihrâk ederdi. Ol ecilden Sây şehri üzre bir yağı ve dağî ve bâğî ve zâğî asker gelemezdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y394b ·
metinde göster ·