her birinin hayır du‘âsın alup giderdim. Kiminin dest-i şerîfi müşk gibi, kimi …
"Şefâ‘atî ve seyâhatî ve ziyâretî ve Allâhümme yessir bi's-sıhhati ve's-selâme" deyüp Fâtiha dediler. Cümle Sahâbe-i kirâm Fâtiha tilâvet edüp cümle huzzâr-ı meclisin dest-i şerîflerin bûs ederdim. Ve her birinin hayır du‘âsın alup giderdim. Kiminin dest-i şerîfi müşk gibi, kimi amber ve kimi sünbül ve kimi gül ve kimi reyhân ve kimi zaymurân ve kimi benefsec, kimi karanfîl gibi kokardı. Ammâ bizzât râyiha-i Hazret-i Resûl za‘ferân-ı verd-i handân gibi kokardı. Ve mübârek sağ elin bûs etdüğimde gûyâ pembe-misâl kemiksiz bir dest-i şerîf idi. Ammâ sâ’ir enbiyânın dest-i şerîfleri ayva râyihası kokardı. Hazret-i Ebûbekir es-Sıddîk'ın dest-i şerîfleri kavun gibi şemm olunurdu. Hazret-i Ömer ke-râyihati'l-amber gibi idi. Hazret-i Osmân benefşe gibi râyihası var idi. Hazret-i Alî ke-râyiha-i yâsemen idi. İmâm Hasan karanfîl gibi imâm Hüseyin verd-i ebyaz gibi kokardı. Rıdvânullâhi Ta‘âlâ aleyhim ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 7b ·
metinde göster ·
Bu cümle ile yine müdârâ edüp giderdim. Ve yine cümleye ihsân [ü] in‘âmlar
ederdim. Ve
Pâdişâhım buna göre niçe bin mâlâya‘nî ve turrehâtların hazm ederdim. Ve dîvânh …
Bu cümle ile yine müdârâ edüp giderdim. Ve yine cümleye ihsân [ü] in‘âmlar ederdim. Ve Pâdişâhım buna göre niçe bin mâlâya‘nî ve turrehâtların hazm ederdim. Ve dîvânhâneye şarâb [u] kebâbları ile gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 65b ·
metinde göster ·
… ‘âmlar ederdim. Ve Pâdişâhım buna göre niçe bin mâlâya‘nî ve turrehâtların hazm
ederdim. Ve
dîvânhâneye şarâb [u] kebâbları ile gelüp,
Bu cümle ile yine müdârâ edüp giderdim. Ve yine cümleye ihsân [ü] in‘âmlar ederdim. Ve Pâdişâhım buna göre niçe bin mâlâya‘nî ve turrehâtların hazm ederdim. Ve dîvânhâneye şarâb [u] kebâbları ile gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 65b ·
metinde göster ·
… çıkışda bu kadar yeniçeri kırup bu kadar mâl-ı ganâyimle yine kal‘aya tahassun
ederdim ve
yeniçeri kelleleri ile kal‘anın burc [u] bârûların zeyn ederdim. İki aydan kış …
Ben bunları bu hâlde görüp üçer dörder kerre kal‘adan taşra çıkup şebhûnlar edüp her çıkışda bu kadar yeniçeri kırup bu kadar mâl-ı ganâyimle yine kal‘aya tahassun ederdim ve yeniçeri kelleleri ile kal‘anın burc [u] bârûların zeyn ederdim. İki aydan kış gelüp serdârın başına otağın yıkup avdet ederlerdi. Ammâ bu Husrev lalan hakkâ ki Rüstemâne hareket etdiğinden,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 66a ·
metinde göster ·
… ahall-i vakflara ve secâvend ve imâle ve işâretlere ri‘âyet ederek hatm-i şerîf
ederdim. Ve
her leyle-i Cum‘a'da birer hatm-i şerîfim ta‘yîn olmuşdu.
ile me’mûr olup Hafs kırâ’ati üzre mahall-i vakflara ve secâvend ve imâle ve işâretlere ri‘âyet ederek hatm-i şerîf ederdim. Ve her leyle-i Cum‘a'da birer hatm-i şerîfim ta‘yîn olmuşdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 47b ·
metinde göster ·
… ları mâni‘ oldular ve temâşâ etmeğe dahi komazlardı, ammâ nezâketle yine temâşâ
ederdim. Ve
kendülerin nakli üzre "On altı bin arşın kal‘adır" dediler ve gerçekdir, zîrâ h …
Ve bu kal‘a maşrıkdan mağrib cânibine tûlânîce vâki‘ olmuşdur. Lâkin dâ’iren-mâdâr cirmi ne mikdâr olduğun adımlayamadım, zîrâ dîdebân küffârları mâni‘ oldular ve temâşâ etmeğe dahi komazlardı, ammâ nezâketle yine temâşâ ederdim. Ve kendülerin nakli üzre "On altı bin arşın kal‘adır" dediler ve gerçekdir, zîrâ handakdan taşra olan tabyaların kenârlarınca on iki bin adım addetdim. Lâkin Tuna kenârın addetmedim, zîrâ Tuna kenârı olmağile kal‘a dîvârın iskele kapusu tarafında nehr-i Tuna döğer,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 48a ·
metinde göster ·
hândan hakîre bir kat esbâb-ı fâhire ile bir semmûr paçası kürk ihsân edüp Mehe …
Beher yevm cümle me’kûlât [u] meşrûbâtlar verildikden sonra Mehemmed Paşa'ya beher yevm yüzer guruş cep harçlığı verilirdi. Ve bu abd-i hakîre ve bu mağdûr-ı fakîre hân-ı zî-vakâr ve pür-himmet-i âlî-tebâr hazretlerinin iltifât-ı bî-gâyetlerine mütevâsıl olup elli bir târîhinde ni‘met-i uzmâsıyla perveriş bulduğum merhûm sa‘îd ü şehîd Sefer Gâzî Ağa'nın sarâyını hakîre konak ta‘yîn edüp hâlâ İslâm Ağa vezîr olup Der-i devlete gidüp küçük karındaşı Mehemmed Mirza hakîre konak-bânlık edüp cemî‘i me’kûlât [u] meşrûbâtmız içeri haremde Anişe Hâtûn'dan ya‘nî Â’işe Kadın'dan gelüp zevk u safâlar ederdim. Ve hândan hakîre bir kat esbâb-ı fâhire ile bir semmûr paçası kürk ihsân edüp Mehemmed Paşa ile Bâğçesarây'da kâmil yigirmi gün tekâ‘üd edüp sehel bürûdet-i hevâ ve şiddet-i şitâlar def‘ olup ibibik kuşları ötmeğe başlayup Kırım'ın hevâları mu‘tedil olmağa sehel başlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 197b ·
metinde göster ·
Ve etrâfına handak kazdırup kabr-i şerîfi etrâfın kârgîr binâ ile amâr
ederdim ve
seng-i mezârı üzre bir tahtadan yeşil boyalı bayrak ile şühedâ alâmeti etdim. H …
Ve etrâfına handak kazdırup kabr-i şerîfi etrâfın kârgîr binâ ile amâr ederdim ve seng-i mezârı üzre bir tahtadan yeşil boyalı bayrak ile şühedâ alâmeti etdim. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâss [u] âmmdır. Rahmetullâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 293a ·
metinde göster ·
… da her Cum‘a gecesi birer hatm-i şerîf endirmeği kesmeyüp şeb [ü] rûz müdâvemet
ederdim. Ve
her ne yerde bir top güllesi bulsam yabandan taşıyup toplar dibine getirirdim. …
Ve dahi niçe gûne sa‘y-ı kûşiş-i mücâhedelerim çokdur. Hudâ-yı Bîçûn riyâya yazmaya. Üç binden mütecâviz ok atdım ve iki buç[uk] yıl kurşum atdım. Ve niçe yüz tobra toprak taşıdım. Ve iki buçuk yılda her Cum‘a gecesi birer hatm-i şerîf endirmeği kesmeyüp şeb [ü] rûz müdâvemet ederdim. Ve her ne yerde bir top güllesi bulsam yabandan taşıyup toplar dibine getirirdim. Hak te‘âlâ kabûl-ı dergâh ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 293a ·
metinde göster ·
… tarafa nazar etsem ol kez nazarım tîri atılup ol ân nişânın bulup tayy-i mekân
ederdim ve
murâd [u] maksûdum olan diyâra kadem basardım. Ve ekâlîm-i seb‘ayı seb‘a-i seyy …
Fasıl, iclâl [ü] ikrâma mahsûs olan Beytullâhü'l-harâm'ın cemî‘i ahvâlâtın beyân eder: Evvelâ bu hakîr Evliyâ-yı bî-riyâ âlem-i şebâbda ve ömr-i nâzenîn ber-hevâ perîşânda ve kuvâ-yı beden terakkîde iken derûn-ı dilden ve cân [u] gönülden seyâhate tâlib [ü] râgıb olup kuvvet-i basar ile her ne tarafa nazar etsem ol kez nazarım tîri atılup ol ân nişânın bulup tayy-i mekân ederdim ve murâd [u] maksûdum olan diyâra kadem basardım. Ve ekâlîm-i seb‘ayı seb‘a-i seyyâre-vâr bürûc bür[û]c seyrân ederek kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil edüp esb-i sabâ- Y 339a -sür‘at ile geşt-i diyâr ederek kilk-i cevâhirimi güftâre getirüp gâh evsâf-ı büldân ve gâh emdâh-ı peygamberân ve gâh tilâvet-i Kur’ân ederek ve gâh seyr [ü] temâşâ etdiğimiz şehr-i azîmeleri ve kılâ‘-ı kadîmeleri ile ve nehr-i azîm ve cibâllerin irtifâ‘ıyla ilm-i hey’et üzre Papamunta ve Atlas ve Coğrâfiyye kitâbları gibi cümle geşt [ü] güzâr etdiğimiz memâlik-i mahrûseleri sûrete getirüp muharrir-vâr cemî‘i âsârları ile tahrîr etmeğe bezl-i himmet etmişdim ki "Ulüvvü'l-himmeti mine'l-îmân"dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y338b–Y339a ·
metinde göster ·
… tahrîr etmemişdir. Hakîr şevkimden beher yevm on iki kerre tavâf ve sa‘y-ı Safâ
ederdim. Ve
üç kerre yevmiyye umre ederdim. Ve her şeb üç kerre tavâf ederdim. Ve her tavâf …
Hamd-i Hudâ Mekke-i mükerremede binâ-yı İbrâhîm'den berü böyle hacc-ı şerîf olduğun ve böyle şâdumânî ile haccü'l-ekber olduğun bir müverrih-i âlem tahrîr etmemişdir. Hakîr şevkimden beher yevm on iki kerre tavâf ve sa‘y-ı Safâ ederdim. Ve üç kerre yevmiyye umre ederdim. Ve her şeb üç kerre tavâf ederdim. Ve her tavâfı yedişer şavt olmak üzre ve her leyl yine huddâmlarımla birer kerre umre ederdim. Hâzâ min fazlı Rabbî, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y367a ·
metinde göster ·
… beher yevm on iki kerre tavâf ve sa‘y-ı Safâ ederdim. Ve üç kerre yevmiyye umre
ederdim. Ve
her şeb üç kerre tavâf ederdim. Ve her tavâfı yedişer şavt olmak üzre ve her le …
Hamd-i Hudâ Mekke-i mükerremede binâ-yı İbrâhîm'den berü böyle hacc-ı şerîf olduğun ve böyle şâdumânî ile haccü'l-ekber olduğun bir müverrih-i âlem tahrîr etmemişdir. Hakîr şevkimden beher yevm on iki kerre tavâf ve sa‘y-ı Safâ ederdim. Ve üç kerre yevmiyye umre ederdim. Ve her şeb üç kerre tavâf ederdim. Ve her tavâfı yedişer şavt olmak üzre ve her leyl yine huddâmlarımla birer kerre umre ederdim. Hâzâ min fazlı Rabbî, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y367a ·
metinde göster ·
… ‘y-ı Safâ ederdim. Ve üç kerre yevmiyye umre ederdim. Ve her şeb üç kerre tavâf
ederdim. Ve
her tavâfı yedişer şavt olmak üzre ve her leyl yine huddâmlarımla birer kerre u …
Hamd-i Hudâ Mekke-i mükerremede binâ-yı İbrâhîm'den berü böyle hacc-ı şerîf olduğun ve böyle şâdumânî ile haccü'l-ekber olduğun bir müverrih-i âlem tahrîr etmemişdir. Hakîr şevkimden beher yevm on iki kerre tavâf ve sa‘y-ı Safâ ederdim. Ve üç kerre yevmiyye umre ederdim. Ve her şeb üç kerre tavâf ederdim. Ve her tavâfı yedişer şavt olmak üzre ve her leyl yine huddâmlarımla birer kerre umre ederdim. Hâzâ min fazlı Rabbî, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y367a ·
metinde göster ·
… ûr ederdi. Hakîr Mısır'da oldukca bir cum‘a münfek olmazdım, zîrâ bir safâ kesb
ederdim ve
gûnâ-gûn ahvâlâtlara vâkıf-ı esrâr olurdum.
Hudâ'ya ma‘lûmdur, hakîr nitekim Mısır'da idim, her cum‘a namâzından sonra âyînleri olup niçe bin âdem cem‘ olurlar, hakîr dahi elbette ol gün ol cem‘iyyet-i hâsda hâzır olurdum. Niçe kerre ba‘zı alâyimâtlar ve niçe keşf ü kerâmetler zuhûr ederdi. Hakîr Mısır'da oldukca bir cum‘a münfek olmazdım, zîrâ bir safâ kesb ederdim ve gûnâ-gûn ahvâlâtlara vâkıf-ı esrâr olurdum.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y222b ·
metinde göster ·
… d edüp ol beldede yigirmi iki gün meks edüp ayne'l-yakîn hâsıl etmeğiçün temâşâ
ederdim. Ve
yigirmi günde üç kerre piliç anası herîf furuna girüp cümle yumurtaları devr ed …
Ve bu P 241a yumurtaların Q 244a üstlerine dahi ikişer parmak fışkı örtüp furunun için yumurta ile böyle zeyn edüp ba‘dehu altına nerm âteş eder. Ammâ yine fışkı yakar, odun yakmaz. Bu hâl üzre kâmil üç gün dörd gün. Dördüncü gün mezkûr piliççi baba uryân olup furunun içine girüp Y 229b tavuk gibi kurk kurk diyerek serâpâ cümle yumurtaların altın üstlerine döndürür. Ammâ elinde yine tavuk tüğünden yapılmış bir gûne eldivândır, anın ile her hücredeki ellişer yumurtaları birer birer devr etdirüp mâbeynlerine birkaç tavuk tüğleri kor. Ve bir gûne buhûr yakup dütsü verüp furunun ağzın kapayup gider. Ammâ bu kârı aslâ kimseye göstermez, ammâ hakîr kasd edüp ol beldede yigirmi iki gün meks edüp ayne'l-yakîn hâsıl etmeğiçün temâşâ ederdim. Ve yigirmi günde üç kerre piliç anası herîf furuna girüp cümle yumurtaları devr ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y229a–Y229b ·
metinde göster ·
… hınnâ ederler. Eyle la‘lgûn olur kim bizim vâlidenin topuklarında gördükde safâ
ederdim. Ve
,
Dıraht-ı hınnâ-yı dest [ü] pây-i zenân: Bilbeys ve Kureyn şehirlerinde firâvân olur. Küçük ağaçlardır. Dâ’imâ sâkıyeler ile sıvarırlar. Mevsiminde sıbyân ü nisvân cem‘ olup yaprakların yolup değirmenlerde öğüdüp hınnâ ederler. Eyle la‘lgûn olur kim bizim vâlidenin topuklarında gördükde safâ ederdim. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y237b ·
metinde göster ·