… kler ve omuzlarında zenbîl ü garârlar ve hâr [ü] hâşâk sepetleri ile bir hây-hû
ederek alay
ile ubûr ederler. Anların ardı sıra,
Ammâ bu arayıcı esnâfı cümle nefer 500, ayaklarına ve kasıklarına varınca battâl siyâh çizmeler geyüp üzerlerinde kırmızı ve siyâh meşin kaftanlar ile ve başlarında Teke ve Hamîd külâhları ve omuzlarında uzun sırıklar ucunda çapa demir kazmalar ve arkalarında müdevver ağaç tekneler ve ellerinde kazmalar ve ba‘zılarının ellerinde süpürge ve kürekler ve omuzlarında zenbîl ü garârlar ve hâr [ü] hâşâk sepetleri ile bir hây-hû ederek alay ile ubûr ederler. Anların ardı sıra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 154a ·
metinde göster ·
… ıra cümle iç oğlanları ve dahi akîblerince sekiz kat mehterhâne çalarak şakalar
ederek Alayköşkü
dibinden huzûr-ı pâdişâhîden ubûr ederler.
Bu esnâflar dahi askerî tâ’ifesinden olmağile cümleden ileri tâhir subaşı zeber-destindedir. Bu bâlâda tahrîr olunan tokuz aded esnâf yekûn esnâf-ı ma‘dûd (---) mikdârı asker piyâde olup mükellef ü mükemmel pür-silâh olup İslâmbol'dan yolları nihâyet-i merâma varınca tathîr etmeğe mübâşeret ederek bu uslûp üzre cümle ağaları ve yüzbaşıları ve iş erleri atlı ve lağımcıbaşı ve tâhir subaşı yanyana ve ardları sıra cümle iç oğlanları ve dahi akîblerince sekiz kat mehterhâne çalarak şakalar ederek Alayköşkü dibinden huzûr-ı pâdişâhîden ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 154b ·
metinde göster ·
… şı berâber gidüp ardları sıra sekiz kat mehterhâne ve cümle sâzendeler fasıllar
ederek alayköşkü
dibinden arz-ı mahâret ederek ubûr ederler. Ve's-selâm. Andan,
Bu bâlâda tahrîr olunan cümle 14 esnâf mevc mevc ve fevc ü fevc gûnâ-gûn şakalar ile ubûr edüp asesbaşı ve subaşı ve lağımcıbaşı at başı berâber gidüp ardları sıra sekiz kat mehterhâne ve cümle sâzendeler fasıllar ederek alayköşkü dibinden arz-ı mahâret ederek ubûr ederler. Ve's-selâm. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 155b ·
metinde göster ·
… uşdur}. Bu hâfız tâ’ifeleri ale'l-umûm küheylân atlar üzre Feth-i şerîf tilâvet
ederek alayköşkü
dibinden ubûr ederler.
Esnâf-ı hâfızân-ı Kur’ân-ı azîm: Neferât 6000, şehr-i İslâmbol içre bu altı bin hâfızdan gayrı nisvândan üç bin hâfıza vardır. Pîrleri Müslim bin Akîl'dir, Selmân belin bağladı. Hazret-i Risâlet asrında on bin hâfız-ı Kur’ân var idi. Hattâ Hazret-i Ömer'in duhter-i pâkîze-ahteri Sitti Hafza hâfıza idi. Câmi‘ü'l-kur’ân Hazret-i Osmân ile Kur’ân-ı azîmi cem‘ edüp hıfz-ı kırâ’ati bu Hafza Hâtûn'dan kalmağıla Hafz kırâ’atı derler. {Hâfıza hâtûnlara bu Sitti Hafza pîr olmuşdur}. Bu hâfız tâ’ifeleri ale'l-umûm küheylân atlar üzre Feth-i şerîf tilâvet ederek alayköşkü dibinden ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 156a ·
metinde göster ·
Esnâf-ı tâlib-i ilm-i sûhtevât: Neferât 12.000, bunlar dahi bî-hisâb yanmış ve kanmış kavmdır. Ammâ on iki bini kemerbaşıları ve huddâmlarından martılar ve dızmanlar ve berebaşıları ile gûnâ-gûn keçe külâh üzre elvân elvân şükûfe [ve] ezhârâtları ser-i sa‘âdetlerine zeyn kılup ellerinde Kudûrî ve Mülteka'l-ebhurları ve Keşşâf ve Kadıhân kitâbları ve bellerinde şemşîr-i hûnfeşânları ve sapanları ve gedelec yayları ve sehm-ı kazâları ve ba‘zısı ebyât [u] eş‘âr-ı pâkîze-güftâr kırâ’at ederek her biri piyâde kemerbaşıları esb-i tâzîler üzre âmâde olup gûyâ dersin müzâkere edüp ubûr ederek alayköşkü dibinde âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 157b ·
metinde göster ·
… ve poca ve duna foga" diyerek niçe bin ıstılâh-ı keştîbân ile Allâh deyüp ubûr
ederek alayköşkü
dibine vardıkları mahalde gûyâ beş on pâre kâfir gemisine râst gelüp birbirleri …
"Ey mola, ya mola" sadâsı evc-i âsumâne peyveste olarak ve her bir galyoncuklarda mahbûb pençe-i âfitâblar zer-ender-zere müstağrak muçolar gemilerde dayılara hidmet edüp her dayıların ellerinde câmlar ile ayş [u] işret edüp her gemide gûnâ-gûn sâz [u] söz fasılları ve cümle gemilerin direkleri ve küreklerin cevâhire gark edüp dîbâ ve şîb [u] zerbâf bâdbânlar edüp ve ibrîşim çarmıhlar ve direk başlarında ikişer üçer mahbûblar "Ala vere" diyüp silisre çalarak cemî‘i keştîbân dayılar âlât-ı silâha müstağrak olup sekiz bin pür-silâh dalyan Cezâyir tüfengli Berberîçe kırmızı fesli dayılar ve kışlakcı ve yelkenci ve dülekci ve çördekçi ve ablici ve kazlıcı ve istinkacı ve gomanacı ve komanyacı nâm niçe bin müdebbir dayılar hükm [ü] hükûmât ederek "tiramola, orsa ve poca ve duna foga" diyerek niçe bin ıstılâh-ı keştîbân ile Allâh deyüp ubûr ederek alayköşkü dibine vardıkları mahalde gûyâ beş on pâre kâfir gemisine râst gelüp birbirlerine sarmaşup Freng gemileri "ki parlar" deyüp müselmânlar "Paralamazız bütün alırız" 165a deyüp huzûr-ı padîşâhîde top u tüfeng atarak bir ceng-i azîm ederler kim gûyâ ceng-i deryâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 164b–165a ·
metinde göster ·
… er dahi âlât-ı silâh ile bezenüp, Sübhâne hâliku'l-ineb Arapça âyetin tilâvet
ederek alayköşkü
dibinden geçerler.
Bunlar arabalar üzre üzüm değirmenleri edüp azîm taş tekerlekleri âdemler çevirerek güzer ederler ve cümle helvâcılara ve ağdacılara ma‘cûn olmuş üzüm taşıyan seyishâne atlarının arkalarında olan ağaç tahta teknelerin gûnâ-gûn şükûfeler ile tezyîn edüp kendiler dahi âlât-ı silâh ile bezenüp, Sübhâne hâliku'l-ineb Arapça âyetin tilâvet ederek alayköşkü dibinden geçerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 172b ·
metinde göster ·
… âsebe görürler. Bunlar dahi cümle pür-silâh olup arabalar üzre halka arpa nisâr
ederek alay
ile ubûr ederler, seferde lâzımlı emîndir.
On altıncı, arpa anbârı emîni: Ağaları birdir, neferâtları ve keyyâlleri ve hammâlları cümle altı yüz âdemdir. Anbârı Emînönü'nde leb-i deryâda başka bir küçük kal‘acıkdır. Cânib-i erba‘asında bedenleri ve leb-i deryâda şimâle nâzır bir demir kapusu vardır. Senede üç yüz gemi arpa gelüp bu anbâra dâhil olup ta‘[y]înât verilür azîm dâhiye-i kübrâ masârıfdır. Emîni ve nâzırı ve on iki aded kâtiblerinin başka dîvânların yeri vardır. Cemî‘i re’îsânlar ile muhâsebe görürler. Bunlar dahi cümle pür-silâh olup arabalar üzre halka arpa nisâr ederek alay ile ubûr ederler, seferde lâzımlı emîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 177a ·
metinde göster ·
… ri Kadir, rûzları rûz-ı ıyd-ı adhâ olup pâdişâh huzûrunda bu gûne arz-ı mahâret
ederek alayköşkü
dibinden ubûr ederler. Ve's-selâm.
Ve gûnâ-gûn badaluçka ve havân ve tulumba ve nerdübân ve şems-i cihân ve kafesler ve mühr-i Süleymânlar ve çatal âsumânîler ve ra‘dîler ve evrenler ve ejdehâlar ve havân ve kumbaralar ve husrevânî küpler ve mârîler ve kelebekler ve'l-hâsıl bin yüz elli pâre âlât-ı âteşbâzlıklar san‘atı Freng-i pür-renge mahsûs iken bu Âl-i Osmân'ın fişengbâzları bâlâda zikr olunan eşkâllere âteş edüp her birinde birer san‘at-ı ibret-nümâ müşâhede olunur kim zî-akl olan gaş[y] u hayrân olup sihr-i i‘câz mertebesinde san‘atların icrâ eyleyüp arz-ı mahâret eyleyüp fişekler ile şeb-i muzlimi leyle-i Kadir edüp rûz-ı rûşen-misâl ederler ve geceleri Kadir, rûzları rûz-ı ıyd-ı adhâ olup pâdişâh huzûrunda bu gûne arz-ı mahâret ederek alayköşkü dibinden ubûr ederler. Ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 183a ·
metinde göster ·
… e sergelle ve âsumâniş ve cezâyir sarması ve boğma ve karakuş nâm oyunları icrâ
ederek alayköşkü
dibinden ubûr edüp pâdişâhdan ihsânlar ile şeref-yâb olup ubûr ederler.
Bu tekye içre üç yüz Pehlivân Zûpînler var kim onar çift câmûs kötenin zabt eder erlerdir. Yüz, yüz elli çift pehlivânlar cümle kisbetlerin geyüp sarı şîr-i revgan yağıyla yağlayup çifte çifte âdem ejdehâsı gibi apul apul yürüyüp birbirlerine kağan arslan gibi sarılup bu kadar temâşâcılar içre birbirine evren-misâl kec-nazar edüp alt üste ve üst alta pehlivânlık ederek cümle (---) bend lu‘bedebâzlıkdan kesme ve şîrâzî ve kesebend ve terskepce ve pîşkabza ve yanbaşı ve sergelle ve âsumâniş ve cezâyir sarması ve boğma ve karakuş nâm oyunları icrâ ederek alayköşkü dibinden ubûr edüp pâdişâhdan ihsânlar ile şeref-yâb olup ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 190a ·
metinde göster ·
… sepetlerinin yüzünde ma‘sûmlar oyuncakları asup "Çerçiden ne hâcet" deyü feryâd
ederek alayda
güzer ederler.
Esnâf-ı çerçiden hâcetciyân ya‘nî ayakda gezen attâr: Dükkânları yokdur, cümle üç yüz neferdir. Bunların pîri (---)(---) Ebâ Zer-i Gıffârî belin bağladı. Kabri Kudüs-i Şerîf Kerek'indedir. Bunların ellerinde sepetler içinde cemî‘i edviyeler mevcûd olup sepetlerinin yüzünde ma‘sûmlar oyuncakları asup "Çerçiden ne hâcet" deyü feryâd ederek alayda güzer ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 196b ·
metinde göster ·
Netîce-i kelâm bu kefereler dahi hakîre iltifât [u] müdârâ
ederek alay
ile (---)(---) nâm tahtgâhı olan kal‘asına getürüp derûn-ı kal‘ada Bosna paşas …
Netîce-i kelâm bu kefereler dahi hakîre iltifât [u] müdârâ ederek alay ile (---)(---) nâm tahtgâhı olan kal‘asına getürüp derûn-ı kal‘ada Bosna paşasının ve Hersek paşasının taraflarından birer mükellef 151b ağalar gümrük emâneti içün bu kal‘ada olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 151a–151b ·
metinde göster ·
… ânlar ederek niçe bin tüfengler atarak esîrlerimizle ve kelleleri ârâyiş-i nîze
ederek alay-ı
azîm ile şehr-i Mostar'a girüp henüz ol gün îd-ı haccu'l-ekber oldu.
Hemân küffâr bir yaylım kurşumu yeyüp yüz yetmiş kadar küffâr hâke düşüp âhir karârları firâra mübeddel olup dağlara firâr edüp yerleri dârü'l-bevâr olup gâzîlerimiz küffârı kova kova yetmiş kadarın esîr ve elli kadar dahi kelle paça edüp ancak yedi aded fetâlarımız şehd-i şehâdet câmın nûş edüp îd-i (---) ta‘âmın halâs etdiğimiz (---)(---) kurâsında yeyüp yine sâlimîn ü gânimîn vakt-i asrda sürûr [u] şâdumânlar ederek niçe bin tüfengler atarak esîrlerimizle ve kelleleri ârâyiş-i nîze ederek alay-ı azîm ile şehr-i Mostar'a girüp henüz ol gün îd-ı haccu'l-ekber oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 167a ·
metinde göster ·
… asker içre girüp yemîn [ü] yesâr deyüp, aşa dura hây hûy deyüp gûnâ-gûn şakalar
ederek alay
tertîb edüp yürüdür.
Bu mahâlde âsumân-âsâ tokuzar kat mehterhâneye turralar urulup güm güm gürleyüp alaylar yürümeğe başlayup on iki eli gümüş çevgânlı zer-ender-zere müstağrak olmuş Y 187a alay çavuşları başlarında Sâm-suvârî teller ve atları başında ablak ve cığalar ve bahrî hotas ve altı pâre yancıklar ile müzeyyen atlar üzre çavuşlar tablbâzlarına turralar urup alay düzüp asker içre girüp yemîn [ü] yesâr deyüp, aşa dura hây hûy deyüp gûnâ-gûn şakalar ederek alay tertîb edüp yürüdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y186b–Y187a ·
metinde göster ·
… tarlar. Ertesi ale's-sabâh paşa kethudâsı paşanın izniyle sâde mehterhâne faslı
ederek alaya
gider. Ammâ Kethudâ İbrâhîm Paşa asrında mukarrer-i pâdişâhî ve hil‘at-ı şehriy …
Evvelâ Mısır vezîrinin bu mukarreri Bilbeys şehrine gelince ileri haber gönderirler kim alaya hâzır olalar. Ol gün paşa kethudâsı alay çavuşlarına tenbîh edüp cümle ağavât alaya âmâde olup vekîlharc cümle matbahı Âdiliyye'ye getürüp ziyâfet tertîb olunur. Ol gün ol gece Mısır içinde bir gulgule vel‘ale velvele olup cemî‘i ahâlî-i Mısır alay temâşâsına dükkânları Bâb-ı Nâsır'a varınca icâreye dutarlar. Ertesi ale's-sabâh paşa kethudâsı paşanın izniyle sâde mehterhâne faslı ederek alaya gider. Ammâ Kethudâ İbrâhîm Paşa asrında mukarrer-i pâdişâhî ve hil‘at-ı şehriyârî ve seyf-i sultânîdir gelen dârât ile getirmek gerek, deyü kethudâsına umûmen mehterhâneyi ve cümle iç ağaların âlât-ı silâha müstağrak edüp giderken sâde mehterhâne ile gitdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y192b ·
metinde göster ·
arz ederek ve köslerin çalarak gülbâng-i Nebî çekerek ubûr edüp yetmiş aded ser …
Ve asker ziyâde çıkmasına gâyet ihtimâm olunup, "Cümle me’mûr olan asker huzûrumdan bir bir ubûr etsün", deyü fermân olundukda mâh-ı Zilhicce'nin yigirmi beşinde beş bin güzîde asker alaylarıyla sarâya çıkup paşa huzûrunda bölük bölük (---)(---)(---) isbât-ı vücûd ederek alayların arz ederek ve köslerin çalarak gülbâng-i Nebî çekerek ubûr edüp yetmiş aded serdârları ve kethudâları ve çavuşları ve çorbacıları (---)(---)(---) ve'l-hâsıl ser-i kârda olanların cümlesi paşa huzûrunda hil‘at-ı pâdişâhî geyüp dest-bûs edüp ve (---)(---)(---) huccâc-ı müslimîne bir hoş hizmet edün, deyü vasıyyetler edüp cümlesi zemîn bûs edüp paşa huzûrundan çıkup mehterhânesin me’mûr olan beğ çaldırarak (---)(---)(---) lerin çalarak lerin çalarak kal‘adan taşra çıkınca her ocağın cümle askeri bunları alay ile [[(---) (---) (---)]] sefer askeri bir yere cem‘ olup alay-ı azîm ile gürûh gürûh Mısır içinden niçe kerre Q 235aP 232a yüz bin temâşâya çıkmış âdemlerin du‘â-i hayrların alup "İllâ yansuruke yâ asâkire'l-ferah" derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y206a ·
metinde göster ·
… tenâvül olunup gelen imrahor ağa ile paşa kethudâsı feresbaşı berâber fârislik
ederek alay-ı
şâdumânîyle Mısır içinden mehterhâne ile ubûr edüp dîvânhâne-i Gavrî'de paşa ka …
Mısır içinden bu alay Q 237b ile Bâb-ı Nâsır'dan taşra varup ziyâfetler tenâvül olunup gelen imrahor ağa ile paşa kethudâsı feresbaşı berâber fârislik ederek alay-ı şâdumânîyle Mısır içinden mehterhâne ile ubûr edüp dîvânhâne-i Gavrî'de paşa karşu çıkup dîvân-ı Mısır'da fethnâmeler kırâ’at olunup hatt-ı şerîfde ne tahrîr olundu ise amel olunup paşaya bir hil‘at-ı fâhire geydirilüp cümle dîvân çavuşları alkışlayup du‘â ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y213a ·
metinde göster ·
Ve bu velvele-i cihân-ârâ meydânda cümle ehl-i turukun meşâyihleri fukarâları ile deff [ü] kudüm ve zîllerin ve tablların çalarak ve alemlerin kaldırarak na‘ralar haykırarak zikrullâh ederek fukarâları raks u semâ ederek alay alay fevc fevc gürûh gürûh Seyyid Ahmed el-Bedevî hazretlerinin ziyâretine gidüp Hudâ hakkıyçün tarîk-ı âmlar içre eyle izdihâmlar olur kim ba‘zı zamân der-sa‘âdetde avret ve oğlan pâyimâl olup merhûm olmuşdur. Değme âdem cür’et edüp ol mahalde ziyâret edemez. Ya‘nî Mekke ve Medîne ziyâretleri ve tavâflarında bu mertebe izdihâm olmak ihtimâli yokdur. Meğer beyt-i şerîf açılırsa, ol zamân izdihâm olur, lâkin bir sâ‘atden âsûde olur. Ammâ bu Bedevî ziyâreti kâmil on gün on gece mahşer cem‘iyyeti olup omuz omuzu sökmez, ism-i Hû ile ve semâ’-ı Hayyü'l-kayyûm ve tevhîd-i erre ile şehr-i Tanta içi na‘ra-i Hû ile pür olup sadâ-yı zikrullâh evc-i âsumâna peyveste olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y293a ·
metinde göster ·
… azîm ile küffâr-ı hâksâr kelleleri ile bir hây hû ile tüfengler atup şâdumânlar
ederek alay-ı
azîm ile gümrük önüne vâsıl olup Dimyât'a dâhil olup paşa ağasının konağında me …
Andan bir gemiye süvâr olup gayrı imdâda gelen askerler dahi gemilere süvâr olup alay-ı azîm ile küffâr-ı hâksâr kelleleri ile bir hây hû ile tüfengler atup şâdumânlar ederek alay-ı azîm ile gümrük önüne vâsıl olup Dimyât'a dâhil olup paşa ağasının konağında meks eylediğimiz sâ‘atde küffârdan halâs olan şayka dahi top u tüfenglerin atup şikârı olan küffâr filikası ile limana lenger bırağup cümle halkı îd-i adhâ edüp gemi re’îsi filika ile bizden kelleleri alup arz-ı mahzarlarla ve hakîrden mektûblarla Mısır'da İbrâhîm Paşa'ya gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y344b ·
metinde göster ·