akîbince paşa mehterleri yeniçeri ocağı ağasında dahi bir fasl edüp hemân paşa …
Bu şehri dahi seyr-i temâşâ edüp ertesi gün Eğre Paşası Pirinççi Mehemmed Paşa Dobroçin'den alay-ı azîm ile gelirken cümle kal‘ada olan asâkir-i İslâm paşanın istikbâline çıkdıklarında biz dahi ırz-ı pâdişâhîye ta‘zîmen hüddâmlarımızla karşu çıkup at üzre görüşüp at başı berâber şehre gelirken kal‘adan niçe yüz pâre top şâdımânları olup bir ra‘d-vâr topların gürüldüsünden dağlar inil inil sadâ verirdi. Ol gün dîvân-ı pâdişâhî olup paşanın mukarrernâmesi kırâ’at olunup hakîrdeki hil‘at-i pâdişâhîyi paşanın eğnine geydirirken paşa-yı kânûn-şinâs hil‘at-i şehriyârînin girîbânın bûs edüp cemî‘i hüddâmân-ı çavuşân paşayı kânûn üzre 39a alkışlayup paşa yerinde karâr-dâde olunca yerli yeniçeri ağası emirleri dahi dîvân-ı cem-cenâbda kırâ’at olunup paşa ana bir hil‘at-i zerdûz-ı fâhire geydirüp anı da çavuşlar alkışlayup hânesine safâ vü sürûr ederek gidüp akîbince paşa mehterleri yeniçeri ocağı ağasında dahi bir fasl edüp hemân paşa ol dîvânda Eğre kal‘asının cümle kırk aded tuğ ve sancağ u bayrak sâhibi ağalara mukarrer hil‘atleri geydirüp herkes hânelerine gidüp sürûr [u] şâdım[ân]lar olup taraf taraf üç gün mehterhâne fasılları çalınup zevk u şevkler olup paşaya her ağadan avâ’id [ü] fevâ’idleri gelüp hakîre üç kîse ve üç at ve üç köle ve bir semmûr kürk verüp İbrâhîm Kethudâ efendimizin mektûbun tilâvet edüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 38b–39a ·
metinde göster ·
… "Zor ile ulak atları alman, zîrâ bu Eflak kefereleri âsîlerdir" deyü nasîhatlar
ederek gidüp
5 sâ‘atde semt-i şarka,
"Siz Türk ile ceng edersiz. Biz dahi yakında Tatar ve Osmânlı elinde esîr olmadan henüz kurtulduk" deyü köy kethudâsı olan kefereyi karğı urdu. Andan bizimle refîk olup giderken "Zor ile ulak atları alman, zîrâ bu Eflak kefereleri âsîlerdir" deyü nasîhatlar ederek gidüp 5 sâ‘atde semt-i şarka,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 99a ·
metinde göster ·
… azîmet olunup cânib-i garba bir gün ve cânib-i şimâle üç gün eli vilâyeti harâb
ederek gidüp
,
Bunlar Mehemmed Geray Hân 111b ile kardaş, ya‘nî barışık olduklarından bu keferelere Kardaş derler. Ülke-i azîm ve leşker-i elîm sâhibi mel‘ûnlardır. Mukaddemâ bunlar Leh krallarının re‘âyâları olup ba‘dehu Leh kavmi ve Leh Yahûdîsi zulmünden bunlar Leh'den rûgerdân olup kâmil seksen bin tüfeng-endâz Kazak Kırım hânı İslâm Geray Hân'a tâbi‘ olup bunların i‘ânetiyle İslâm Geray Hân yedi sene kâmil Leh diyârına yetmiş bir kerre sefer edüp tâ Krakov ve Daniska ve Çeh ve Korol ve İsfaç memleketlerinin altı krallık yerlerin yedi yılda sekiz kerre yüz bin esîr alup elini vilâyetini harâb etdiğinden mâ‘adâ hemân Leh diyârından iki kerre yüz bin Yahûdî esîr çıkup birer lüle tütüne kavm-i Tatar Leh çufudu vermişlerdir. Ol asırdan berü Tatar kavminin mirzaları semmûr kürk ton ve semmûr şıpırtma kalpak geymeğe başlayup Kardaş Kazak dahi Leh'in mâl-ı Kârûn'una mâlik olup semmûr kalpak ve kırmızı çuka gümüş düğmeli dolamalar geymeğe başlayup hâlâ ankâ kefereler oldu. Ammâ isyân [u] tuğyânları olmadığından bunların vilâyetleri nehb ü gâret olmayup on bin güzîde tüfeng-endâz imdâd kefereler verüp kendülere mutî‘ olmayanları nehb [ü] gâret etmeğe azîmet olunup cânib-i garba bir gün ve cânib-i şimâle üç gün eli vilâyeti harâb ederek gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 111a–111b ·
metinde göster ·
… beynine bir gün bir gece yine Heyhât sahrâsı içre kavm-i Heşdek obaların temâşâ
ederek gidüp
Kalmık Tatarları havfin dahi çeküp,
Ziyâretgâh-ı Peşeng ibn Tûr: Bu dahi Kazan şehr[i] hâricinde âsûdedir. Andan niçe ziyâretler ve niçe bin âsâr-ı acîbe ve garîbeleri seyr [ü] temâşâ edüp yine şehr-i Kazan'dan garb ile yıldız rûzgârı mâbeynine bir gün bir gece yine Heyhât sahrâsı içre kavm-i Heşdek obaların temâşâ ederek gidüp Kalmık Tatarları havfin dahi çeküp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 171b ·
metinde göster ·
Evvelâ cümle ahibbâ ve dostânlar ile vedâlaşup hân hazretleri dahi bu kadar bin asker ile atlanup Mehemmed Paşa'yı göndere gidüp Bâğçesarây'dan cânib-i garba sayd [u] şikâr ederek gidüp 6 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 199b ·
metinde göster ·
… tından geçüp dahi aşağı kal‘adan bir top menzili alarka cânib-i kıbleye cereyân
ederek gidüp
nehr-i Arda ve nehr-i Tunça ve nehr-i Meriç bir yerden cereyân ederken bu Kızıl …
Ve âb [u] hevâsı gâyet latîf olduğundan mahbûb u mahbûbesi nâzük-endâm ve sîm-bedendir. Ve cümlesinin reng-i rûyları humret üzredir, zîrâ Delikızıl nehri nûş ederler. Gâyet latîf ve serî‘u'l-hazm âb-ı hoş-güvârdır. Bu nehrin ibtidâ menba‘ı Tanrıverdi dağından gelüp bu kal‘anın altındaki cenûb tarafında on iki göz taş yapıda temelli direkler üzre meşe direkleri döşeli cisr-i azîmin altından geçüp dahi aşağı kal‘adan bir top menzili alarka cânib-i kıbleye cereyân ederek gidüp nehr-i Arda ve nehr-i Tunça ve nehr-i Meriç bir yerden cereyân ederken bu Kızıldeli nehri anlara mahlût olup cümlesi bir yerden Enez kal‘ası kurbunda bahr-i Rûm'a munsab olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 206a ·
metinde göster ·
Bu mezkûr halîfelerin her biri Hazret-i Îsâ Arapça -ne urûc etdikden sonra her biri birer iklîme seyâhat ederek gidüp dîn-i Îsâ'yı âşikâre edüp diyâr-ı Rûm'u ma‘mûr [u] müzeyyen edüp bilâd-ı kadîm olan Atina ve şehr-i Rûm'da cem‘ olurlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 256b ·
metinde göster ·
… munsab olur kim bu mahallere artık Aya Mavra sancağı hâki derler. Bu temâşâları
ederek gidüp
,
Nehr-i Aksu'yu dahi atlar ile geçüp bu dahi Karlıeli dağlarından gelüp bu mahalde deryâ-yı körfeze munsab olur kim bu mahallere artık Aya Mavra sancağı hâki derler. Bu temâşâları ederek gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 340b ·
metinde göster ·
… âkân el ele verüp reftâr ederek bu dırahtistânların zıll-ı himâyelerinde reftâr
ederek gidüp
murâd [u] merâmları olan yerlerin bir çemenzâr ve sâyedâr yerlerinde oturup a‘y …
Evvelâ iç kal‘ada Arslan Paşa câmi‘inin kayası burnundan cenûb tarafına tâ Yûsuf Ağa câmi‘i kurbunda Bayır mahallesi ucuna varınca bu şehrin enniliği iki bin iki yüz adımdır. Bunun dahi yolları cümle kumsaldır. Ve mezkûr şâhrâhların câ-be-câ yerleri vâsi‘ olup çârsû-yı bâzârlar içre dıraht-ı müntehâ çınâr ve kavak ve bîd-i ser-nigûn ve asma ağaçları dikilüp sâyeleri gûyâ koyağ-ı hıyâbân-ı Acem olup vakt-i seherde ve vakt-i asrda cemî‘i uşşâkân el ele verüp reftâr ederek bu dırahtistânların zıll-ı himâyelerinde reftâr ederek gidüp murâd [u] merâmları olan yerlerin bir çemenzâr ve sâyedâr yerlerinde oturup a‘yân [u] eşrâf ulemâ ve sulehâ-yı müfessirîn ü muhaddisînler ve bizzât şeyh- 349a -ülislâmı bile bu mesîregâhlarda ba‘de'l-asr cem‘ olup mübâhase-i ilm-i şer‘îden fıkıh ferâ’iz ve sâ’ir ulûm vücûhâtlar görüp cilvelenirler, zîrâ bu şehrin erbâb-ı ma‘ârifânı çokdur. Ekseriyyâ halkı Fârisî-hânlardır. Anıniçün şu‘arâları vefret üzredir. El-hâsıl ma‘mûr u âbâdân şehirdir kim ahâlîleri garîb-dostlardır, ammâ Hazret-i Mu‘âviye'yi sevmezler derler ammâ görmedim ve anlardan Mu‘âviye isimli bir kimesne işitmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 348b–349a ·
metinde göster ·
… Mekke'ye gidince ma‘mûr olsa, develer bâr-ı belâ olmayup salt atlı zevk u safâ
ederek gidüp
gelirdi. Allâhümme yessir.
Ve sâ’ir zamân gibi huccâc konakları üzre konmayup iktizâ etdüği yere konduk, yohsa şâm-ı şerîfden Medîne-i münevvereye yigirmi dörd konakdır ve deve ayağıyla üç yüz elli sâ‘atdir. Ammâ yollar ma‘mûr [u] âbâdân şâdumân olup me’kûlât [u] meşrûbâtları bulunsa salt atlı ve katırlı menzili ile kâmil yüz sâ‘atlik yoldur. Ammâ yollarda şâdumân olmayup zâd-ı râhileyi deve ile götürmeğe muhtâc ve deve dahi götürdüğün yer. Yine insân bir pâre nân ile def‘-i cî‘ân eder. Ancak çekilen derd [ü] mihnet ta‘zîb-i hayvân bilâ-fâyide olur. Eğer mülûk himmet etse, şâm'dan Mekke'ye gidince ma‘mûr olsa, develer bâr-ı belâ olmayup salt atlı zevk u safâ ederek gidüp gelirdi. Allâhümme yessir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y276a ·
metinde göster ·
… îm etdiler. Âhir on bir dânesin çuvalına koyup "Allâh berekât versin" deyü du‘â
ederek gidüp
konağı yılandan halâs edüp imâm yine odasına gelüp meks etdi.
Bir sâ‘at belki sayyâd ile ceng-i azîm etdiler. Âhir on bir dânesin çuvalına koyup "Allâh berekât versin" deyü du‘â ederek gidüp konağı yılandan halâs edüp imâm yine odasına gelüp meks etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y126a ·
metinde göster ·
… 's-sultân" deyü temâşâya Y 166b çıkan âdem deryâsına emân-ı Osmân deyü tenbîh
ederek gidüp
subaşı dahi esbâb-ı ihtişâmıyla gelüp iki yanında sırıklar üzre niçe bin kanâdî …
"Hâzâ vekîlü's-sultân vâliyyü'l-vilâyet, hafizakallâh, illâ yansuru's-sultân" deyü temâşâya Y 166b çıkan âdem deryâsına emân-ı Osmân deyü tenbîh ederek gidüp subaşı dahi esbâb-ı ihtişâmıyla gelüp iki yanında sırıklar üzre niçe bin kanâdîlden eşâreler yanında çerâgân olup kırk elli pençe-i âfitâb mehtâb-misâl zırh [u] zireh-külâha müstağrak gulâmları ve ardı sıra dörder kat mehterhâneler ile ubûr ederler. Ammâ bu muhtesib gecesi alayında aslâ a‘yân [u] eşrâf ve ulemâ vü sulehâ ve meşâyih sâdât ve e’imme ve hutebâ ve mollâ ve kudât yokdur, cümlesi sûk-ı sultânîde alay temâşâsına muntazırlardır, yohsa alaya binmeğe me’mûr değillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y166a–Y166b ·
metinde göster ·