… ey edecek âb-ı hayâtları cânib-i garbîsinde kûh-ı Elburz'dan tulû‘ edüp cereyân
ederek nehr-i
Kür'e rîzân olur. Âb-ı hayâtdan nişân verüp niçe yüz âsiyâbları vardır. 318b …
Evsâf-ı kal‘a-i şehr-i Serîrü'l-lân: Kadîm-i evvelde kal‘ası Hürmüz-i Tâcdâr ibn Enûşirvân binâsıdır. Bu şehr üzre niçe mülûk mâlik olmağiçün ceng [ü] cidâl ve harb [u] kıtâl ide ide Dağıstân şâhı elinden Acem Şâhı Kör Hudâbende istîlâ etdikde bir dahi Dağıstân ve Gürcîstân ve Âl-i Osmân tama‘ edüp istîlâ etdükde mütehassın olmasınlar deyü kal‘asın münhedim edüp hâlâ şehri dest-i Acem'de Eriş kal‘ası hâkimi hükmünde kûh-ı Elburz dâmeninde zamân-ı kadîmde Dağıstân pâdişâhının taht-ı kadîmi bu şehr-i azîm idi. Tevârîh-i Dağıstân'da bu şehri ibtidâ Hazret-i Süleymân kûh-ı Elburz'u Belkıs Hâtûn ile ve yer götürmez ins [u] cîn ve cemî‘î emrine râm olan mahlûkât ile kûh-ı Elburz'u seyr [u] temâşâya geldikde ber-hevâ tayarân eden serîrin bu şehrde koyup andan kûh-ı Elburz'ı temâşâ edüp bu şehri imâr edüp serîri bunda kalmağile şehr-i Serîrü'l-lân deyü tesmiye olunmışdır. Ya‘nî serîr-i taht-ı Süleymân'dır. Lân, luğat-i Fârisî'de yuva'dır, bir lüğatde serîr seyrân idicidir. Ya‘nî "Gezici yuva" şehri demek ola. Anın içün şehr-i Serîrü'l-lân derler. Hâlâ bir püşte-i hevâdâr üzre hıyâbân-ı Acem bir mesîregâh yerdir, serîr-i Süleymân'ın yeridir, derler, sahîhdir. Bâbü'l-ebvâb ve Şemahı ve Niyâzâbâd şehirlerinin mâbeynine vâkı‘ olmuş şehr-i kadîmdir. Lâkin üç serhad mâbeyninde kalmak ile ol kadar imâristân değildir. Ve hevâsı burûdet üzre olmağıla bâğı ve bâğçesi azdır. Cümle üç bin hâk-ı pâk ile mestûr hânelerdir. Câmi‘leri vardır, lâkin dest-i Acem'de olmağıla cemâ‘atden garîb câmi‘lerdir. Yedi hammâm ve on bir kârbânsarâyı ve yetmiş aded çârsû-yı bâzâr dükkânları vardır. Bir şeb müsâfir olmağıla ol kadar temâşâ edemedik. Ammâ yine hânlıkdır ve kadılıkdır. Kelenteri ve münşî ve darûgası ve bin mikdârı nökeri ve dizçökeri ve şâhçöreği yiyüp bende-i şâhdırlar, lâkin Sünnî âdemleri çokdur. Cümlenin kâr [u] kesbleri pembe bezi cüllâhlarıdır. Ammâ âb [u] hevâsının letâfetinden Serîrü'l-lân mahbûbu gâyet memdûhdur. Cümle pembe mezâri‘lerini ve müşebbek bostânlarını rey edecek âb-ı hayâtları cânib-i garbîsinde kûh-ı Elburz'dan tulû‘ edüp cereyân ederek nehr-i Kür'e rîzân olur. Âb-ı hayâtdan nişân verüp niçe yüz âsiyâbları vardır. 318b Andan yine cânib-i kıbleye (---) sâ‘at gidüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 318a–318b ·
metinde göster ·
… ların ve müşebbek büstânların Kömür dağı suları reyy edüp cânib-i şarka cereyan
ederek nehr-i
Furât'a mahlût olur. Ammâ bu şehr Furât'dan ba‘îddir.
Sebeb-i tesmiyesi oldur kim (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) binâsıdır. Cümle bin mikdârı bâğlı ve bâğçeli âb [u] hevâsı latîf câmi‘li ve hân u hammâmlı ve esvâk-ı müzeyyenli şîrîn kasabadır. Ve Malâtiyye hâkimi subaşılığıdır. Ve bu şehir Kömür dağı dâmeninde vâki‘ olmağıla âb-ı revânları firâvândır. Cemî‘i ravzaların ve müşebbek büstânların Kömür dağı suları reyy edüp cânib-i şarka cereyan ederek nehr-i Furât'a mahlût olur. Ammâ bu şehr Furât'dan ba‘îddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 61a ·
metinde göster ·
… ve bir câmi‘i var. Bu Karabel çayı ol dağlardan cem‘ olup cânib-i garba cereyân
ederek nehr-i
Kızılırmağ'a mahlût olur. Ba‘dehû Karabel'i aşup (---) sâ‘atde,
Menzil-i karye-i Tapanoğlu: Karabel dibinde ve Karabel çayı kenarında yüz hâneli müselmân köydür ve bir câmi‘i var. Bu Karabel çayı ol dağlardan cem‘ olup cânib-i garba cereyân ederek nehr-i Kızılırmağ'a mahlût olur. Ba‘dehû Karabel'i aşup (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 80a ·
metinde göster ·
… rine cümle bârhânelerimiz ve atlarımız ile gemilere girüp tüfeng şâdımânlıkları
ederek nehr-i
Tuna ile cânib-i şarka cereyân ederek sağ tarafımız diyâr-ı Âl-i Osmân ve sol t …
Nigebolı'nın bu mertebe seyr [u] temâşâların edüp ve a‘yânlarından iki Ömer Ağalardan hedâyâlar alup ve Melek Ahmed Paşa efendimizin muhâsebecisi mâlından Müsellim Erganeli Ahmed Ağa'dan Paşanın yigirmi kisesin alup hakîre dahi bir kise guruş ve bir Rusu'l-asl köle ve bir Nigebolı tüfengi ve iki re’s yorga bârgîr ihsân edüp Tuna kapudanı Maksûd Ağa donanma firkatelerine cümle bârhânelerimiz ve atlarımız ile gemilere girüp tüfeng şâdımânlıkları ederek nehr-i Tuna ile cânib-i şarka cereyân ederek sağ tarafımız diyâr-ı Âl-i Osmân ve sol tarafımız vilâyet-i Eflâkân, kurâ ve kasabâtların seyr [u] temâşâ ederek iki gün üç gicede def‘an,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 114b ·
metinde göster ·
… p Fızkayası'ndan aşağı rîzân olup taşdan taşa kendüyi urup selsebîl-âsâ cereyân
ederek nehr-i
Şatt'a munsabb olur. Ammâ âb-ı nâbdan nişân verir İçkal‘a aynı'dır. (---)(---) …
Kâmil dörd bin adımdır. İçinde yüz elli aded hücreli ve müte‘addid dîvânhâneli sarây-ı azîmdir. Her gelen vüzerâ [vü] vükelâlar birer hücre ve hammâm ve havuz ve şadırvânlar inşâ edüp kat-ender-kat bir sarây-ı müzeyyen olmuşdur. 200b Cümle revzenleri ve şâhnişînleri Şattu'l-Arab'a ve Sa‘dî köy sahrâsına ve Karadepe nâm vâdîlere nâzır manzara-ı cihân-nümâlardır. Ve sarâyun bir dîvânhâne-i atîki var. Selâtîn-i selefden Sultân (---)(---) binâsıdır. Bunda olan tarz-ı kadîm nakş-ı bukalemun meğer Mısr-ı Kâhire'de kâl‘a-ı Sultân Kalâvân'da ola. Bu kal‘a-i enderûnda cümle (---) aded neferâthâneleridir. Ve bir hammâm ve bir Hâlid ibn Velîd câmi‘i var. Ve on aded su değirmânları var. Bir içkal‘ada böyle âsiyâb-ı mâ yokdur. Ve bir diyâra mahsûs değildir kim paşalar içkal‘aya gireler, değil ki sâkin olalar. İllâ cümle vüzerâ bu Diyârbekr'ün içkal‘asında olurlar. İbtidâ bu sarâyun bânîsi Selîm Hân-ı evvel vezîri fâtih Bıyıklı Mehemmed Paşa'dır. Haylî vâsi‘ sarây-ı azîmdir. Ve içkal‘a-i metîndir. Şehir içinde cânib-i kıbleye nâzır bir demir kapusu var. Dâ’imâ dîdebânları âmâde olup nigehbânlık ederler. Ve dahi bu içkal‘a değirmânları suyu kudretden yine içkal‘a içinde kayadan tulû‘ edüp âsiyâbları deverân etdirüp paşa sarâyından geçüp kal‘a dîvârında bir demir kafes pencereden çıkup Fızkayası'ndan aşağı rîzân olup taşdan taşa kendüyi urup selsebîl-âsâ cereyân ederek nehr-i Şatt'a munsabb olur. Ammâ âb-ı nâbdan nişân verir İçkal‘a aynı'dır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 200a–200b ·
metinde göster ·
… olup sehel hâb-ı râhata varır. Netîce-i kelâm kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil
ederek nehr-i
Batmân ile nehr-i Şatt'ın birbirleriyle mahlût olduğu mahalle gelüp ikisinden d …
Sebeb-i âmeden-i İskender-i Kübrâ, Încâ (---) bi-kavli tevârîh-i Mıkdısî-i Yarmenî "İskender-i Zülkarneyn'in iki et parçasından pekçe iki boynuzları var idi. Lisân-ı Arab'da karn boynuza derler. Ya‘nî iki boynuz sâhibi demekdir. İskender bu iki boynuzların veca‘ından bir sâ‘at hâb-ı râhata varamazdı. Âhir veca‘ı karneynine dâ-i devâ içün cihân-geşt olup cemî‘i nedim-i musâhibleriyle ve hukemâlarıyla ve niçe yüz bin askeriyle tâ zulumâta gidüp ‘âb-ı hayâtdan derdine bir dermân bulam’ deyü âb-ı hayât arardı. Hikmet-i Hudâ meğer ol asırda Hızır İskender'in askerî tâ’ifesinden idi. Hızır âb-ı hayâtı bulup ilâ hâze'l-ân zinde-i peygamberândır, ammâ nübüvvetinde ihtilâf-ı kalîl-i za‘îf de vardır. Âhir İskender âb-ı hayât bulmadan el yuyup hâ’ib ü hâsir yine boynuzlarının veca‘iyle yine cihânı geşt [u] güzâr ederek şehr-i Basra'ya gelüp Şattu'l-Arab'ı nûş idince karneyninin veca‘ayni teskîn olup sehel hâb-ı râhata varır. Netîce-i kelâm kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek nehr-i Batmân ile nehr-i Şatt'ın birbirleriyle mahlût olduğu mahalle gelüp ikisinden dahi nûş eder. Ammâ âb-ı Şatt'ın nef‘in müşâhede edüp boynuzunun vec‘i teskîn olduğundan sâhil-i Şatt'ı kovarak Diyârbekir'e gelüp andan yukaru bu Palu kal‘ası kurbünda Şatı bâğına gelüp nûş edüp karneyn veca‘ayni teskîn olur. Anınçün bu mahalde çetr-i mülammâ‘ın kurup bu mahalde bir sedd-i İskender-i neşimin binâ eder. Hâlâ ber-devâm bir mastaba-i hâss u âmdır. Anınçün İskender bu mahalle gelmişdir." deyü müverrih Mıkdısî böyle tahrîr etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 204b ·
metinde göster ·
… yrılup bu dahi berristân-ı Irâk'da niçe yüz büleydelerin hâk-i anber-pâkin reyy
ederek nehr-i
Melik'e karîb Şatt-ı Dücle'ye mahlût olur.
Andan yine nehr-i Furât'dan ayrılan nehrin biri dahi nehr-i Kuti'dir. Nehr-i Melik kurbünde nehr-i Furât'dan ayrılup bu dahi berristân-ı Irâk'da niçe yüz büleydelerin hâk-i anber-pâkin reyy ederek nehr-i Melik'e karîb Şatt-ı Dücle'ye mahlût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 205b ·
metinde göster ·
… ed uyûn-ı câriyeler tulû‘ edüp bilâd-ı rebî‘i reyy ederek cânib-i garba cereyân
ederek nehr-i
Furât'a munsabb olur.
Bu tahrîr olunandan mâ‘adâ bir câmi‘ ve bir medresesinden gayrı hân u câmi‘ ve imâret ü hammâm ve çârsû-yı bâzâr dahi (---)(---). Ammâ ol sengistân içre bâğları var kim gûyâ Ayntâb diyârının bâğları gibi mahsûldâr ve lezîz ü âbdâr üzümü olur. Bu kal‘a cezîre-i Dicle'nin vasatında bir sahrâ-yı azîme vâki‘ olmuşdur kim elbette vilâyetine bilâd-ı rebî‘ derler. Sahrâ-yı Hâmûn'dur kim cümle Kîş ve kabîle-i Tay ve kabîle-i (---)(---)(---) Urbânları sâkin olurlar, bir vâdî-i bî-pâyândır. Bu sahrâ-yı Tîh'in vasatında havâlesiz bir sûr-ı muhkemdir. Cümle halkı darı ekmeği tenâvül ederler ve gâyet beyâz ve mümessek balı olur. Ve bu kal‘a kal‘a-i Nasîbîn'in taraf-ı cenûbundadır ve kal‘a-i Musul'a iki günde sür‘atle ve üç günde râhatla varılır. Ammâ kal‘a-i Sincâr bu kal‘a-i Musul'un cânib-i garbîsindedir ve kal‘a-i Musul, kal‘a-i Sincâr'ın cihet-i şarkındadır. İnşâallah bu müsevveddâtımız hey’et üzre kal‘asının eşkâliyle ve sahrâları ve âb-ı revânlarıyla atlas kitâbı tahrîr etdiğimizde böyle tasvîr oluna. Ve bu cebel-i Sincâr'ın cânib-i etrâfı zeylinde kayalardan yetmiş seksen aded uyûn-ı câriyeler tulû‘ edüp bilâd-ı rebî‘i reyy ederek cânib-i garba cereyân ederek nehr-i Furât'a munsabb olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 213b ·
metinde göster ·
… l-i Şatt ile gelerek ve âb-ı nâbdan nûş ederek, kat‘-ı menâzil ü tayy-ı merâhil
ederek nehr-i
Batmân ile nehr-i Şatt'ın birbirine mahlût olduğu mahalle gelüp ikisinden dahi …
Ammâ hikmet-i Hudâ ol asırda Hızır Nebî İskender'in askerî tâ’ifesinden bir recül-i sâlih imiş, halkdan ba‘îd serserî gitmek mu‘tâdı imiş. Bir mahalde kendüye harâret-i bedeniyye ârîz olup bir âb-ı sâfîden nûş eder. Meğer ol âb-ı hayât-ı cennât imiş. İlâ hâze'l-ân Hazret-i Hızır zindedir kim deryâda ve gayrı cezâyirler hizmetine me’mûrlardır. Ammâ niçeler nübüvvetinde ihtilâf etmişler. Çoğu nübüvvetine zâhib olmuşlar. Netîce-i merâm âhir İskender âb-ı hayâtdan hayât-ı şifâyı bulamayup yine hukemâlarının ta‘lîmiyle "Dünyânın göbeği kûh-ı Bingöl'de âb-ı hayât olmak ihtimâli vardır." deyü "Azm-i kûh-ı Bingöl!" diyerek Basra önünde Şattu'l-Arab'a gelüp andan nûş edince karneyninin veca‘ı teskîn olur. Andan sâhil-i Şatt ile gelerek ve âb-ı nâbdan nûş ederek, kat‘-ı menâzil ü tayy-ı merâhil ederek nehr-i Batmân ile nehr-i Şatt'ın birbirine mahlût olduğu mahalle gelüp ikisinden dahi nûş edüp Şatt'ın nef‘in dahi ziyâdece müşâhade edüp Diyârbekr'e gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 222a ·
metinde göster ·
… ât ü bâğ u bostâniyânların reyy edüp cânib-i şarkda eyâlet-i Rey kendlerin reyy
ederek nehr-i
azîm (---) munsabb olur nehreyn-i sağîreyndir. Birinin ismi (---)(---)(---) v …
Ve şehrengîz-i tetimme-i külliyât: Evvelâ bu Rey şehrinin cânib-i garbîsinde olan kûh-ı Demâvend'den nüzûl eden âb-ı revânlar ol kadar memdûh değildir. Ancak şehr-i Rey'ün mezâri‘ât ü bâğ u bostâniyânların reyy edüp cânib-i şarkda eyâlet-i Rey kendlerin reyy ederek nehr-i azîm (---) munsabb olur nehreyn-i sağîreyndir. Birinin ismi (---)(---)(---) ve birinin nâmı (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 326b ·
metinde göster ·
Sarsar kurbünden cereyân ederek sevâd-ı Irâk'dan geçüp Medâyin altında nehr-i Ş …
Ve nehr-i Melik, bu nehir nehr-i Furât'dan ayrılır ammâ cümle hâk-i medâyin-i Irâk'ı reyy ederek nehr-i Sarsar kurbünden cereyân ederek sevâd-ı Irâk'dan geçüp Medâyin altında nehr-i Şatt'a mahlût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 344a ·
metinde göster ·
… cisrinde iki nehir bir olup İmâdiyye'den aşağı bâğ u bâğçe ve besâtînleri saky
ederek nehr-i
Habur'a mahlût olur. Habur dahi (---) altında nehr-i Şatt'a munsab olur. Ve bir …
Der-vasf-ı enhâr-ı âb-ı hayvân: Evvelâ İmâdiyye kal‘asından aşağı Kophan cisri altından iki aded âb-ı hayât uyûnlar cereyân eder. Her biri aynu'l-hayâtdan nişân verir âb-ı kevserlerdir. Birine Serkehînân-ı Müzgân derler. (---) dağlarından gelüp bu nehir altından ubûr eder. Birine ayn-ı Kehînâ Hâtûn derler. Beşiş dağlarından tulû‘ edüp niçe kılâ‘ u kendlere uğrayup bu İmâdiyye altında Kophan cisrinde iki nehir bir olup İmâdiyye'den aşağı bâğ u bâğçe ve besâtînleri saky ederek nehr-i Habur'a mahlût olur. Habur dahi (---) altında nehr-i Şatt'a munsab olur. Ve bir nehr-i sağîr dahi yine kal‘a altında hânın bâğ-ı İremin reyy eden nehr-i Kehîne Since derler, âb-ı hayâtdır. (---) dağlarından gelüp Kobhan cisrinden aşağı ayn-ı Kehînâ Hâtûn'a karışır. Ve nehr-i Hizel (---) dağlarından gelüp kal‘a-i Zaho kurbünde nehr-i Habur-ı Sindiyân'a karışır ve Cizre'den İmâdiyye'ye giden Cizre dibinde Şatt'ı cisir ile geçüp andan nehr-i Hizel'i geçüp iki menzilde İmâdiyye'ye gelinir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 379b ·
metinde göster ·
… irem'den hurûc edüp niçe yüz aded kasabât u kend-i âbâdânları reyy edüp cereyân
ederek nehr-i
Habur-ı Karkaya'ya rîzân olur. Ol dahi nehr-i Furât'a munsabb olur denilmişdi. …
Önünden nehr-i Kamçıyân çayı cereyân edüp vâdî-i Kamçıyân'ı saky eder. Bu ayn-ı zülâlin ibtidâ-i tulû‘ı cebel-i Hirem'den hurûc edüp niçe yüz aded kasabât u kend-i âbâdânları reyy edüp cereyân ederek nehr-i Habur-ı Karkaya'ya rîzân olur. Ol dahi nehr-i Furât'a munsabb olur denilmişdi. Ammâ bu mahalden çölistân ile bir günde cânib-i şimâle susuz şiddet-i hârda derd-i belâ çekerek 15 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 398a ·
metinde göster ·
… zenleri yüz bir renc [u] anâ ile aşırup sekiz sâ‘atde ol seng-i hârâları tathîr
ederek nehr-i
Çetine-i azîmi cisr-i Baba Ahmed'den ubûr edüp,
Andan ale's-sabâh Atlıbeğzâde Çiftliğinden kalkup yine Hilevne sahrâsının garbında Porolok dağı nâm kûh-ı Bîsütûn [u] kûh-ı Demâvend gibi ol sengistânı mukaddemâ tathîr etmişdik, ammâ şimdi yine ol cebel-i sengistân-ı müntehâdan şâhî topları ve iki kıt‘a kolumburuna darbzenleri yüz bir renc [u] anâ ile aşırup sekiz sâ‘atde ol seng-i hârâları tathîr ederek nehr-i Çetine-i azîmi cisr-i Baba Ahmed'den ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 143a ·
metinde göster ·
Ammâ sene-i âtîde Düş Hasan Paşa'nın inhizâmı ve gark-ı âb olduğu yine bu serhadlerin pîr-i fânîlerinin nakilleri üzre mukaddemâ Hasan Paşa'nın yüz aklıkları etdiğinden gâyet mağrûr ve müddemi‘ olmuş idi. Hemân Bosna askeriyle Yenikal‘a altından kalkup Yenihisâr kurbunda nehr-i Kübe üzre cisirden karşu geçüp kâfirin Siska kal‘asın mahsûr etdikde yedi gün sekiz gece döğdükde Hasan Paşa üzre yetmiş bin güzîde kâfirler yürüdüler. Hasan Paşa'ya amân vermediler. Âhirü'l-emr-i Hudâ asâkir-i İslâm münhezim oldular ve dağlara deşt-i kûhlere firâr ederek nehr-i Küpe üzre binâ etdikler[i] cisre gelüp asâkir-i bî-pâyânın izdihâmından cisr başına varmak muhâl. Küffâr-ı dûzah-karâr dahi asker-i İslâm'ın ardları sıra top u tüfenglerin atarak ve erganon ve torompete boruların çalarak geldiklerinde cümle asker cisre sığışmayup hemân bi'z-zarûrî nehr-i Küpe'ye urup der-ceng-i evvel Hersek Sancağı Beği Sultânzâde kim Vezîria‘zam Ahmed Paşa'nın oğlu ve Rüstem Paşa'nın kızı oğlu idi kim ibtidâ ol gark-ı âb oldu. anın akîbince Düş Hasan Paşa cümle askeriyle gark oldu ve niçe bin guzât-ı müslimînler dahi gark-ı âb olup yerleri dâr-ı lliyyîn olduğu sene 1001 târîhi idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 155b ·
metinde göster ·
… îrden taşup şehirden aşağı bâğ u besâtînleri reviş edüp bir konak aşağı cereyân
ederek nehr-i
Yene ile bir olup Ergene köprüsünden geçüp nehr-i Tunca'ya ve Arda ve Meriç ile …
Bu kasabanın tâ vasatında çârsû başında bir ibret-nümâ ayn-ı azîmi kayadan çıkup bir havz-ı azîme perrân olup sâ‘ikasından âdeme dehşet hâsıl olur. Sâf ve beyâz billûr-misâl bir âb-ı sâfîdir mâh-ı Temmûz'da gûyâ buz pâresidir. Un değirmen[i] yürüdür bir gür sudur. Havz-ı kebîrden taşup şehirden aşağı bâğ u besâtînleri reviş edüp bir konak aşağı cereyân ederek nehr-i Yene ile bir olup Ergene köprüsünden geçüp nehr-i Tunca'ya ve Arda ve Meriç ile cümle bir olup Akdeniz sâhilinde Enez kal‘ası dibinde Bahr-i Sefîd'e munsabb olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 42a ·
metinde göster ·
… ı hâkinde kasaba-i Valiva'ya karîb nehr-i Kolibara'ya mahlût olup ikisi cereyân
ederek nehr-i
Sava-i azîme munsabb olur.
Menzil-i karye-i Moraviçe: Bu ma‘mûr kefere köyü bir yayla eteğinde olmağile mahbûbe kızların temâşâ ederek kaymağ u balların yiyerek niçe zevk u safâlar ederek ve bu karye-i Moraviçe, nehr-i Lig kenârındadır. Nehr-i Lig Karadağ'da karye-i Baht'dan çıkup yine Semendire sancağı hâkinde kasaba-i Valiva'ya karîb nehr-i Kolibara'ya mahlût olup ikisi cereyân ederek nehr-i Sava-i azîme munsabb olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 139b ·
metinde göster ·
… le alay gemileri bizim zahîre gemilerimizi yedeğe alup top u tüfeng şâdımânları
ederek nehr-i
Tuna üzre Komaran'a doğru gitdiler.
"Ben askerimden ayrılmam ve biz atlara binmeğe öğrenmişiz", dedikde anların cümle alay gemileri bizim zahîre gemilerimizi yedeğe alup top u tüfeng şâdımânları ederek nehr-i Tuna üzre Komaran'a doğru gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 45b ·
metinde göster ·
Ba‘dehu Hazret-i Risâlet-penâh intikâl edince dâğ-ı derûnundan baş alup diyâ[r-ı] Rûm'da Erzurûm şehrine andan Dağıstân'a gelüp üç bin kadar güzîde aznavur âdemleri İslâm ile müşerref edüp andan vilâyet-i Kazan'a ve vilâyet-i Ejderhân'a ve vilâyet-i Balıkhân'a ve şehr-i Sarây'a ve vilâyet-i Heşd[ek]'e gelüp bu kadar diyârları seyâhat ederek kırk bin aded güzîde âdemleri İslâm ile müşerref edüp vilâyet-i Kırım'a gelüp anda dahi on bin âdem müselmân edüp elli yedi bin aded "Benem, dîğer nîst!" diyen asker ile menâzil kat‘ ederek nehr-i Özü'yü ve nehr-i Turla'yı Akkirmân kal‘asından yukaru nehirden ubûr edüp Akkirmân altında Saratay deresi altında Salsal kral-ı dâll ile kırk gün kırk gece ceng-i azîm edüp küffârı kıra kıra Akkirmân altında Kamerü'l-kum içine küffârı dıkar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 132b ·
metinde göster ·
… ti içinde Hayku dağlarından tulû‘ edüp yıldız tarafına Şağake hâki içre cereyân
ederek nehr-i
azîm Kuban'a munsab olurlar. Âb-ı hayât uyûn-ı câriyelerdir. Nehr-i Kuban dahi …
Nehr-i Biziçay: Bunu dahi atlar ile geçdik. Bu iki nehir Abaza vilâyeti içinde Hayku dağlarından tulû‘ edüp yıldız tarafına Şağake hâki içre cereyân ederek nehr-i azîm Kuban'a munsab olurlar. Âb-ı hayât uyûn-ı câriyelerdir. Nehr-i Kuban dahi Adahon boğazından aşağı Bahr-i Siyâh'a mahlût olur. Andan yine kabîle-i Şağake Çerkezi içre 3 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 151a ·
metinde göster ·
azîm Kuban'a munsab olur. Ve bu mahalde dahi Mamşuh ülkesi tamâm olur.
Andan 3 sâ‘atte nehr-i Vil, andan yine 2 sâ‘at gidüp yine nehr-i Serali, andan nehr-i Varp. Bu üç aded enhâr-ı lezîzler Abaza vilâyetinin Çağal dağından gelüp maşrık tarafına cereyân ederek nehr-i azîm Kuban'a munsab olur. Ve bu mahalde dahi Mamşuh ülkesi tamâm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 155b ·
metinde göster ·
… olup vakt-i asr oldukda yine yola revâne olup kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil
ederek nehr-i
Ten'den bir azmak kenârında Du‘ânice nâm bir geçidi buz üzre geçüp andan Kırım …
Bunlar ile sahrâ-yı Heyhât'da birkaç beyâbân koyunları alup bir hayli mesâfe-i ba‘îdede bir kal‘a nümâ[yâ]n olup anda varup kal‘a hatmanına buluşup ale'l-fevr koyunun birin kebâb edüp tenâvül etdik. Kapudan ve hatmanlarıyla hüsn-i ülfet ederek kış günleri olmak ile günler kısa olup vakt-i asr oldukda yine yola revâne olup kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek nehr-i Ten'den bir azmak kenârında Du‘ânice nâm bir geçidi buz üzre geçüp andan Kırım hâki olan Azak kal‘ası cânibine gidüp Şâhîkirmen nümâyân olup anı da geçüp âhır-ı kâr Heyhât sahrâsında ahşam elçinin sâkin olduğu kal‘a dahi hayli mesâfe-i ba‘îdede kalup âhıru'l-emr Cerekli nâm bir mahalde atlarımız ve kendilerimiz ve kelblerimiz bî-tâb ü bî-mecâl kalup bi'z-zarûrî bu sahrâ-yı Heyhât'da kilimlerimiz döşeyüp "Hevâ mu‘tedildir" deyü hâb-ı râhata yatdık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 181b ·
metinde göster ·
Gedüs deryâya mahlût olduğu mahalden yüz bin renc [ü] anâ ile atları yıldırup b …
Andan kalkup yine kıbleye ol sahrâ içre ubûr ederek nehr-i Gedüs deryâya mahlût olduğu mahalden yüz bin renc [ü] anâ ile atları yıldırup bizler bir kayığa süvâr olup karşuya ubûr etdik. Andan altıncı sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y41a ·
metinde göster ·
Menderes'e munsabb olur. Ve bu İskele hânın geçüp üç sâ‘atde,
Ayn-ı İskele: Yine İskele dağlarından tulû‘ edüp Nâzlı sahrâsında Arpaz kazâsından cereyân ederek nehr-i Menderes'e munsabb olur. Ve bu İskele hânın geçüp üç sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y97a ·
metinde göster ·
… ubûr edüp bir sâ‘at taşlık ve bir sâ‘at kumsal ve nîm sâ‘at türâblı yerler ubûr
ederek nehr-i
Evvel üzre cisr-i Evvel derler. Ve bu nehir Ma‘ânoğlu dağlarından gelüp bu cisr …
Karye-i Rümeyle: Bir sarp püşte başında kal‘a-misâl bir köydür. Anı ubûr edüp bir sâ‘at taşlık ve bir sâ‘at kumsal ve nîm sâ‘at türâblı yerler ubûr ederek nehr-i Evvel üzre cisr-i Evvel derler. Ve bu nehir Ma‘ânoğlu dağlarından gelüp bu cisr-i Evvel kurbunda deryâya mahlût olur bir âb-ı hayat sudur. Menba‘ı karlı dağlardır. Gâyet lezîz olduğundan selefde bir pâdişâh bu nehrin âlîsinden Ferhâd-vâr dağları sekiz sâ‘at yerden keserek Sayda kurbuna geldikde kemerler ile Sayda şehrine getirüp hâlâ şehir içinde isti‘mâl olunan ol âb-ı nâbdır. Andan mâ‘adâ şehrin cemî‘i bâğ u bâğçeleri bu nehrile saky olunur. Azîm hayrâtdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y193a ·
metinde göster ·