… edin deyü küreğe korlar. Altı ay sefer edüp eline bin akçe verüp kürekden ıtlâk
ederler. Eğer
hazzın köşesiyse evvelbahârda yine gelüp iki bin akçe al derler. Ammâ ne aceb a …
Esnâf-ı Kâsımpaşa mukaddemleri: Nefer 155, hâlâ pîrsizlerdir. Tershâne kethudâları eli altında bî-dîn bir alay kavmdirler. Tershâne-i Amîre'de cümle keştîler donanması mahallinde bu zâlimler hemyânları içre yüzer yüz ellişer guruş koyup gözü bağlı el-garîb ke'l-â‘mâları bozahâne ve meyhâne ve bekârhâne ve mesîregâhlara götürüp mest edüp bu kadar mîrî mâl yedin deyü küreğe korlar. Altı ay sefer edüp eline bin akçe verüp kürekden ıtlâk ederler. Eğer hazzın köşesiyse evvelbahârda yine gelüp iki bin akçe al derler. Ammâ ne aceb ayyâr-ı cihân kavmdirler kim anlar dahi kürek erbâbın bilüp işsiz güçsüz âdeme böyle edüp küreğe korlar ve acâyib kâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 155a ·
metinde göster ·
… ûm edüp halkı gürûh gürûh kaçırarak kimi na‘ra urarak âdem ejderhâsı-misâl ubûr
ederler. Eğer
bunların evsâfların ol alay gününde tahrîr etsek bir mücelled olur. Andan,
Esnâf-ı tîmârhâneciyân: Pîrleri Dîvâne Hurûm'dur, Selmân-ı Pâk nazar-gerdesidir, Hazret-i Hamza yâr-ı gârlarıdır. Kabri (---) medfûndur. İslâmbol içre beş aded tîmârhânenin ne kadar dîvâneleri var ise iki yüz aded bîmârhâneciler iki üç yüz yeri göğü bilmez dîvâne zir-zop bel-hop dîvâneleri altun ve gümüş yaldızlı demir zencîrler ile hekîmbaşı halîfeleri ellerinde şîşeler içre mecnûnlara devâ olacak eşribeler verüp ba‘zısın ser-tîmârhâneci gülâbîler al aşağı edüp deyenek çalup sille-i pehlivânîler urarak her bir dîvâne ejder-misâl zencîr kırarak herbiri birer evzâ‘ [u] etvâr ile kimi uryân ve kimi giryân ve kimi nâlân ve kimi handân olup halt-ı kelâm ederek seyirciler üzre hücûm edüp halkı gürûh gürûh kaçırarak kimi na‘ra urarak âdem ejderhâsı-misâl ubûr ederler. Eğer bunların evsâfların ol alay gününde tahrîr etsek bir mücelled olur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 158b ·
metinde göster ·
… gacıbaşı ve üç kulle sofîsinin boyunların urup yerlerine bir müstakîm âdem nasb
ederler. Eğer
âteşden kuyumcu işleri gök-gûn çıkarsa isterse ol işi pâdişâhın olsun tamgacıba …
Bu tamgacıbaşı cemî‘i kuyumcuların işlerine nâzır olup kârların tamgalamağa getirdiklerinde tamgacıbaşı Memiç demir kalem ile her gümüş âvânından bir vasla çâşni kesüp âteşe bırağup yine âteşden çifte ile çâşniyi çıkarup eğer hâs beyâz kurs-ı gümüş âteşden çıkarsa tamga-i şâhî urup, her tamgadan altı akçe alup üç akçesin tamga nâzırı kulle sofîleri alup rûz-merre bu üç kulle sofîleri tamgacıbaşı üzre havâlelerdir kim alçak gümüşe tamga ururlarsa tamgacıbaşı ve üç kulle sofîsinin boyunların urup yerlerine bir müstakîm âdem nasb ederler. Eğer âteşden kuyumcu işleri gök-gûn çıkarsa isterse ol işi pâdişâhın olsun tamgacıbaşı ol işleri çekiç ile hurd edüp sâhibine verir. Eğer içi boş dökme makûlesi bir kâr olursa içine alçak lehem doldurup hâlis gümüş hisâbına sâhibine muhâsebe veren kuyumcunun bu gûne dökme işlerinin bir kaçın kırup içinde ziyâde lehem bârı var ise gayrıların dahi kırup sâhibine verüp tamga vurmaz. Eğer hâlis gümüş ise de içinde hîle vardır deyü kırar. Kânûn-ı Selîm Hân-ı Evvel'dir, zîrâ Selîm Hân sikkezân ve tamgacı idi ve bu tamgahâne kârhânesi anların hayrâtıdır. Bu tamgacıbaşı dahi dükkânsız alay edüp geçerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 187a ·
metinde göster ·
… olsa bu mehterân tehniyeleriyçün hâne-i ehl-i manâsıblara varup üç nevbet fasl
ederler. {Eğer
sâhib-i hâne hânesinde gâ’ib ise ehl-i beytine bir fasl çalup giderler}.
Ve her vakt-i seher sabâha üç sâ‘at kalup dîvâna cümle erbâb-ı dîvânı ve ehl-i salâtı âgâh etmek içün üç kerre fasl-ı latîfler ederler kim bîdâr olanlara hayât verir. Sayf [ü] şitâ'da kânûn-ı Osmânî budur. Gâyet mültefit ü mu‘azzez esnâfdır ve ulûfeleri ağırdır. Her ehl-i dîvân ve cümle a‘yân bir mansıb-ı âlîye nâ’il olsa bu mehterân tehniyeleriyçün hâne-i ehl-i manâsıblara varup üç nevbet fasl ederler. {Eğer sâhib-i hâne hânesinde gâ’ib ise ehl-i beytine bir fasl çalup giderler}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 202b ·
metinde göster ·
… ir kerre nûş eden üç veya yedi kerre nûş eder ve azîmü'l-berekâtdır", deyü medh
ederler. Eğer
ünâs-ı Irâk ve ahâlî-i Rûm, Furât'ın berekât [u] menâfi‘in bildiler. Furât'ın t …
{Ve bu nehr-i Furât hakkında Hazret-i Alî kerremallahu veche'den mervîdir. Buyurmuşlar kim "Yâ ehl-i Kûfe! Nehriniz Furât'a cennetden iki mîzâb munsab olur." demişler. Ve Ca‘fer-i Sâdık'dan mervîdir kim "Âb-ı Furât'dan bir kerre nûş eden üç veya yedi kerre nûş eder ve azîmü'l-berekâtdır", deyü medh ederler. Eğer ünâs-ı Irâk ve ahâlî-i Rûm, Furât'ın berekât [u] menâfi‘in bildiler. Furât'ın tarafeynine kıbâblar ve dîvâr sedler binâ ederlerdi ve "Her âfet ve âhete mübtelâ olan şifâ niyyetine bu Furât'a üç kerre girüp gasl etse âfet-i emrâz-ı muhtelifeden halâs ola", deyü İmâm-ı Ca‘fer Furât'ı medh etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 286a ·
metinde göster ·
bunların seng-i mezârları târîhlerin tahrîr eylesek mecmû‘a-i müsevvedâtımız to …
Cümlesi Demirkapu'nun garb tarafındaki dîvârın taşrasında bir mil ba‘îd mezâristân [u] cebbânistân vardır, anda medfûnlardır. Ve dahi diyâr-ı Acem'de hâkânı münhedim eden yine Âl-i Emeviyyûn'dan Hişâm b. Abdülmelik hılâfetinde Şâm'dan deryâ-misâl asker Dağıstân ve Kumuk ve Tâbserân ve Kaytak ve bu Bâbü'l-ebvâb kal‘alarını feth edüp cümle ahâlîleri İslâm ile müşerref oldukları senede yine bu Demirkapu'da şehîd olan sahâbe-i kirâmın merkad-i âsitânları bu cebbânede medfûnlardır. Kimi kıbâblı ve kimi seng-i mezârında sülüs hatt-ı ma‘kal ve hatt-ı kûfî ile niçe yüz kibâr-ı ashâbın ism [ü] resmleriyle tahrîr olunmuşdur. Yetmiş beşi râvî-i hadîs ashâb-ı güzîn medfûndur, deyü a‘yân-ı Demirkapu tefâhur kesb ederler. Eğer bunların seng-i mezârları târîhlerin tahrîr eylesek mecmû‘a-i müsevvedâtımız tomâr-ı tavîl olur. Ve ba‘zı merkadin senglerinde celî hattıyla Osmânlı kabirleri vardır. Ve kadîm-i evvel kabirlerinin seng-i mezârlarında sebeb-i mevtleri ve unvân [u] saltanatları ve ism [u] resmleriyle tahrîr olunmuş seng-i mermer-i hâmlardır. 318a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 317b–318a ·
metinde göster ·
… akar. Bu nehrin lezîz alabalığı olur. Sayyâdlar ziyâretden aşağıda balığın sayd
ederler. Eğer
ziyâret yanında sayd etseler mâhîleri pişmez ve bu aynın şimâlinde bir dağ vard …
Ovacık nâhiyesinde Munzır Baba[-yı] azîzin dağından tulû‘ eder bir ayn-ı sağîre nehr-i Murâd'a karışır. Bu nehir her sene ağustosda kırk gün acı ve kırk gün tatlı akar. Bu nehrin lezîz alabalığı olur. Sayyâdlar ziyâretden aşağıda balığın sayd ederler. Eğer ziyâret yanında sayd etseler mâhîleri pişmez ve bu aynın şimâlinde bir dağ vardır. Anda Munzır Baba dikmiş bir şecer vardır gâyet siyâhîdir. Ol şecerden kim ki kat‘ etse zarar çeker.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 84b ·
metinde göster ·
… ve amûd çamlar dikmişler kim âyende vü revendeler ol çam amûdları gözedüp ubûr
ederler. Eğer
ol sütunları gözetmeyüp giderlerse minâre boyu kar içinde gark olup helâk olurl …
Yaylağ-ı Sultân Hasan: Âzerbaycân şâhlarından Uzun Hasan Şâh yaylası idi. Bu mahalde dağlar içre taş direkler ve amûd çamlar dikmişler kim âyende vü revendeler ol çam amûdları gözedüp ubûr ederler. Eğer ol sütunları gözetmeyüp giderlerse minâre boyu kar içinde gark olup helâk olurlar. Anınçün Türkman ağaları ol sütunları reh-i râst üzre diküp alâmet etmişlerdir. Bu mahalli yüz bin anâ ile ubûr edüp 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 192a ·
metinde göster ·
… an bir dûd-ı siyâh {çıkup} bed râyiha-i mühlik şemm olunur. Ba‘dehû herîfi katl
ederler. Eğer
herîf mazlûm kâtil değilse kuyudan duman çıkmayup herîfi âzâd ederler.
Diğer şey-i acîbi: Bir bâğda bir bî-âb çâh-ı kadîm vardır. Kâtil zann olunan kimesneyi hâkim ol çâhın kenârına kayd [u] bend ile korlar. Eğer mücrim herîf hakkâ ki kâtil ise kuyudan bir dûd-ı siyâh {çıkup} bed râyiha-i mühlik şemm olunur. Ba‘dehû herîfi katl ederler. Eğer herîf mazlûm kâtil değilse kuyudan duman çıkmayup herîfi âzâd ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 316a ·
metinde göster ·
bu şehrin erbâb-ı ma‘ârifin ma‘lûmumuz olduğu mertebede ta‘rîf ü tavsîf etsek b …
deyü âğâze edüp kûşe-be-kûşe sohbet-i hâs ederler. Eğer bu şehrin erbâb-ı ma‘ârifin ma‘lûmumuz olduğu mertebede ta‘rîf ü tavsîf etsek başka bir müdevven olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 324a ·
metinde göster ·
… Kiyu'da meşâd edüp cülûs eden şehzâdelerin bu şehre getirüp iclâs-ı âcâs bid‘at
ederler. Eğer
kralları bilâ-veled-i pelîd mürd olursa Gürcistân Dadyanından bir kefere-i anîd …
İbtidâ bânîsi Dadan 46b oğlu Maskov Acem ve Maskov Gürcî iki karındaş binâsıdır kim bu şehirden neşv ü nemâ bulmuşlardır. Anıniçün hâlâ kanûn-ı Maskov eyledir kim bir kralları mürd olup lâşe-i murdârların bu Kiyu'da meşâd edüp cülûs eden şehzâdelerin bu şehre getirüp iclâs-ı âcâs bid‘at ederler. Eğer kralları bilâ-veled-i pelîd mürd olursa Gürcistân Dadyanından bir kefere-i anîd getirüp kûh-ı Elburz dâmeninde Arâk-ı Dadyan şehrinde tâ cedd-i nâ-pâklarından Maskov ve Masko kralı meşâdın bilâ-teşbîh ziyâret edüp andan bu Gürlev kal‘asında kılıç kuşanup ibtidâ bu şehirde cülûs etmese cilâsları sahîh olmaz, zîrâ bu kal‘a-i kadîm Leh'in ve Maskov'un bilâ-teşbîh Kuds-i şerîfleridir ve cemî‘i kâfiristânda dahi bu Gürlev'e i‘tibâr edüp ruhbânlar hedâyâ ve nezerâtlar gönderirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 46a–46b ·
metinde göster ·
… le ziyâfet-i azîmler edüp birbirlerine gürûh gürûh varup gelüp ayş [u] işretler
ederler. Eğer
on gûne helvâ ve hoşâbdan biri eksik olsa yine ol âdeme tekrâr ziyâfet etdirirl …
Bu eyyâmlarda cemî‘i Belgrad halkı sobalı odalarında birbirine kırkar ellişer sahan ta‘âm ve onar gûne hulviyyât ve zülbiyyât ve onar elvân hoşâblar ile ziyâfet-i azîmler edüp birbirlerine gürûh gürûh varup gelüp ayş [u] işretler ederler. Eğer on gûne helvâ ve hoşâbdan biri eksik olsa yine ol âdeme tekrâr ziyâfet etdirirler. Tâ bu mertebe ganîmet ve ayş u tarab yeri bir şehr-i ma‘mûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 116a ·
metinde göster ·
… ı ahâlî-i vilâyet teferrüc içün bu cezîreciklere kayıklar ile varup ayş [ü] nûş
ederler. Eğer
bir rûzgâr-ı gâlib eserse cezîrelerin yâ biri yâ ikisi yerinden hareket edüp bu …
Ol Hallâk-ı âlemin yed-i kudretiyle bu şehrin buheyresi içre yedi aded küçük ve büyük çemenzâr cezîrecikler var kim bu buheyre-i kebîrenin vasatında cezîrecikler halk olmuş, her biri bir harman ve iki ve üç ve beş harman cirmi kadar cezîreciklerdir. Ba‘zı senelerde her kankı rûzgâr-ı zor-kâr-ı şedîd eserse ol cezîreler yerlerinden hareket edüp bir semt-i âhara gider, ba‘zı mevsimde mezkûr cezîreler buheyrenin vasatında birbirlerine râst gelüp muttasıl olurlar ve her birinde gûnâ-gûn hurde fidânlar ve çemenzâr yerler var ve ba‘zı ahâlî-i vilâyet teferrüc içün bu cezîreciklere kayıklar ile varup ayş [ü] nûş ederler. Eğer bir rûzgâr-ı gâlib eserse cezîrelerin yâ biri yâ ikisi yerinden hareket edüp buheyre üzre üstünde âdemler ile bir cânibden bir cânibe seyerân u deverân eder, gûyâ serîr-i bârgâh-ı Hazret-i Süleymân'dır, halk bu cezîre hareketlerinden safâ edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 34a ·
metinde göster ·
… dâsın istimâ‘ etdiklerinde üç dörd bin âdem bâğlar içine gelüp küffârı tecessüs
ederler. Eğer
küffâr bâğlardan âdemler aldıysa kâfiri kova kova esîrleri elbette bırakdırırla …
Derhâl kal‘adan top sadâsın istimâ‘ etdiklerinde üç dörd bin âdem bâğlar içine gelüp küffârı tecessüs ederler. Eğer küffâr bâğlardan âdemler aldıysa kâfiri kova kova esîrleri elbette bırakdırırlar. Eğer küffâr âdem almadıysa küffârı tâ Tata ve Papa ve Pirespirim kal‘alarına varınca kovup elbette kâfirden esîr alırlar ve sâlimîn ü gânimîn Belgrad'a gelirler. Ve bu bâğlarda bî-hadd ü bî-kıyâs gûnâ-gûn mesîregâhlar vardır, ammâ evsâfın tahrîr etmeğe vakit yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 15b ·
metinde göster ·
Ammâ bir bed şeyleri vardır. Yüz yaşında âdemleri cümle sakalların tırâş
ederler. Eğer
sakallısı var ise bir haftalık gelmiş tırâş kadar sakalı var. Her hafta sakalla …
Ammâ bir bed şeyleri vardır. Yüz yaşında âdemleri cümle sakalların tırâş ederler. Eğer sakallısı var ise bir haftalık gelmiş tırâş kadar sakalı var. Her hafta sakalların kırkarlar. Ve alınlarından tâ başının ortasından ensesine varınca başın tırâş edüp kulaklarının üstlerinde iki yanlarının saçları sarkmışdır. Ba‘zı fukarâları ta‘âmdan sonra ellerin saçlarına yağıyla siler, ammâ a‘yânları ellerin yaykamayup yerlere silerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 150b ·
metinde göster ·
… e re‘âyâdan bu kal‘a içre beş nefer âdem kalup vığla bekleyüp aşağı varoşu hıfz
ederler. Eğer
Manya kâfirinden bir hareket olursa bu kal‘ada olan vığlacılar âteşler yakup ni …
Ba‘dehu sene (---) târîhinde bizzât Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân Misistre kal‘asın feth etdikde bu şehrin kefereleri mezbûr kullenin miftâhların Ebü'l-feth'e teslîm ederler, ammâ hâlâ kullede bir âdem sâkin değildir, ammâ bu kulle Manya vilâyetinin Şehbâz dağları eteğinde olup yüzü maşrıka nâzırdır. Ammâ aşağı şehir halkı kal‘anın ba‘zı rahnedâr yerlerin kendü mâllarıyla ta‘mîr ü termîm edüp Manya kâfirleri havfinden ba‘zı mahalde girüp tahassun ederler, ammâ evleri ve gayri amârları yokdur. Ancak her gece re‘âyâdan bu kal‘a içre beş nefer âdem kalup vığla bekleyüp aşağı varoşu hıfz ederler. Eğer Manya kâfirinden bir hareket olursa bu kal‘ada olan vığlacılar âteşler yakup niçe tüfengler atup etrâfa haber ederler. Fi'l-hâl cevânib-i erba‘a kurâlarından niçe bin tüfeng-endâz âdemler cem‘ olup Lonkanik kasabasın muhâfaza ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 274a ·
metinde göster ·
… sayd olunan mâhîlerin öşr-i sultânîlerin alup anın izniyle sayyâdlar balık sayd
ederler. Eğer
emîninin izinsiz bir kimesne nihânî bir şibr mâhî sayd ederse tecrîm edüp siyâs …
Bu Üstürka kasabası ve kal‘ası Ohri sancağı hâkindedir, ammâ hükûmetinin salb [u] siyâseti ve cürm [ü] cinâyeti Ohri gölü emîni hükmünde olup maktû‘-ı kalem ve mefrûzu'l-kadem kırk yük akçe hâss-ı hümâyûn mâl-ı pâdişâhîli emânetdir kim gökde uçan ve yerde gezen ve gölde yüzen cemî‘i mahlûkât-ı mevcûdât emînin iltizâmında olup cümle kaçkın köleler ve cemî‘i yuvalar 368b ve bâc u bâzâr ve aded-i ağnâm ve ispençe ve kışla hakkı ve tütün hakkı ve dölüm hakkı ve beytü'l-mâl ve hâss u harâc ve hâne-i avârız el-hâsıl cemî‘i tekâlîf-i örfiyye-i şâkkalar cümle Ohri gölü emîninin hükmünde olup Ohri beğinin aslâ alâkası yokdur. Büyük emânetdir kim iki yüz aded neferâtlarıyla bu hükûmeti fermân-ı pâdişâhiyle zabt [u] rabt-ı tasarruf edüp şeb [ü] rûz gölün etrâfların askeriyle dolaşup hıfz [u] hırâset edüp gölün etrâflarında sayd olunan mâhîlerin öşr-i sultânîlerin alup anın izniyle sayyâdlar balık sayd ederler. Eğer emîninin izinsiz bir kimesne nihânî bir şibr mâhî sayd ederse tecrîm edüp siyâsetler ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 368a–368b ·
metinde göster ·
… anda olan papaslar her bâr varup gayri sularda yaykanup gelüp bu sudan alup nûş
ederler. Eğer
nâ-pâk ve hıyânet alayım derse kan akar. Garîb sırr-ı acîb temâşâgâhdır. Ammâ b …
Ol ecilden anda olan papaslar her bâr varup gayri sularda yaykanup gelüp bu sudan alup nûş ederler. Eğer nâ-pâk ve hıyânet alayım derse kan akar. Garîb sırr-ı acîb temâşâgâhdır. Ammâ ba‘zı zamân papaslar hîle edüp kendüleri yaykanmadan nâ-bâliğ küçük gulâmlara bu sudan getirdüp nûş ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 373b ·
metinde göster ·
… ve] huddâmân-ı gümrük anda oturup âyende vü revendenin gümrük metâ‘larına nazar
ederler. Eğer
esbâb kaçırırlarsa mâlın girift ederler.
Ve bir kapu dahi büyük kal‘anın kıbleye nâzır büyük kapusudur. Cümle neferât ve nigâhbânlar ve dîdebân [ve] huddâmân-ı gümrük anda oturup âyende vü revendenin gümrük metâ‘larına nazar ederler. Eğer esbâb kaçırırlarsa mâlın girift ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y71a ·
metinde göster ·
… olup cemî‘i mücâvirîn ü müsâfirîn kırâ’at-i Kur’ân Q 117b ve mübâhase-i edyân
ederler. Eğer
bu câmi‘-i şerîfin evsâfın ma‘lûmumuz olduğu mertebe tahrîr etsek bir mücelled …
Mısır'a ve (---)(---)(---) Mısır'da inşâ olunur. Cümle yedi bin kanâdîldir. Her şeb huddâmları yakup sabâha dek rûz-ı rûşen olup cemî‘i mücâvirîn ü müsâfirîn kırâ’at-i Kur’ân Q 117b ve mübâhase-i edyân ederler. Eğer bu câmi‘-i şerîfin evsâfın ma‘lûmumuz olduğu mertebe tahrîr etsek bir mücelled kitâb olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y283a ·
metinde göster ·
Araba râst gelmesen uryân şiddet-i hârdan biryân olursun. Bundan halâs olsan âb …
Allâhümme âfinâ emr-i ber-aks olup gemiye bir rahne isâbet ederse bir cân halâs olmak mümkin değildir. Bu deryâ suyu bir sâ‘atde âdemin etin yeyüp delik delik eder. Ve kırıç balığı derler, bir mel‘ûn balık vardır, âdemi lop incîri gibi yudar. Be-kavl-i müverrihîn-i Arab bu mezkûr balık bu deryâ içre Hazret-i Mûsâ asrında Fir‘avn, Kolundur boğazında bu deryâ içre Fir‘avn gark olalı hâsıl oldu, derler. Bir mehîb ü azîm Y 370b balıkdır. Eğer bu balık vartasından halâs olup bu bahrin iki cânibine çıksan, Arab, Urbân-ı uryân evlâdu'n-nasârâ deyü emân vermeyüp âdemi katl ederler. Eğer Araba râst gelmesen uryân şiddet-i hârdan biryân olursun. Bundan halâs olsan âbâdân olmaduğından cî‘an helâk olursun. Allâhümme âfinâ. Mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y370a–Y370b ·
metinde göster ·
… açan Rûm'dan gemiler Mısır'a yakın geldüklerin bilmek içün deryâdan geceyle nûş
ederler, eğer
lezîz ise Reşîd ve Dimyât'a iki yüz üç yüz mîl kalmışdır, bilirler. Eğer rûz-ı …
Kaçan Rûm'dan gemiler Mısır'a yakın geldüklerin bilmek içün deryâdan geceyle nûş ederler, eğer lezîz ise Reşîd ve Dimyât'a iki yüz üç yüz mîl kalmışdır, bilirler. Eğer rûz-ı rûşen ise deryânın rengini Nîl kırmızı eder, andan bilürler kim Reşîd ve Dimyât'a karîb geldik deyü kurbânlar ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y30b ·
metinde göster ·
vezîr-i Mısır merhamet ederse yine sene-i âtiye içün hil‘at geydirüp mansıbın m …
Ve kimi müflis ise arıkhânede mahbûs olup işkence ve keserât ve nakşibendeler eder. Ve dîvân-ı Gavrî'de makaraya çeküp Allâhümme âfinâ kollarından berdâr edüp fîl siki ile cellâdlar bu uryân Y 158b kâşife ol kadar sik çekerler kim Allâhümme âfinâ yeyen bilür. Ba‘zı ehl-i edeb âdem hicâbından helâk olur, ba‘zısı halâs olur, mâl [u] mâ-melekin mezâd-ı sultânîde satup kâşifi bir bûriyâ üzre bî-riyâ koyup mâl-ı pâdişâhî[yi] galk(?) ederler. Eğer vezîr-i Mısır merhamet ederse yine sene-i âtiye içün hil‘at geydirüp mansıbın mukarrer edüp mesrûr [u] şâd olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y158a–Y158b ·
metinde göster ·
… şa karındaşımızla yarın müşerref oluruz, borcumuz var ise veririz" derse te’hîr
ederler. Eğer
inâd u muhâlefet ederse Kasr-ı Yûsuf'a veyâhûd aşağı şehirde Taşyatır sarâyında …
"Paşa karındaşımızla yarın müşerref oluruz, borcumuz var ise veririz" derse te’hîr ederler. Eğer inâd u muhâlefet ederse Kasr-ı Yûsuf'a veyâhûd aşağı şehirde Taşyatır sarâyında haps edüp her bölükden birer çorbacı neferâtları ile sarâyının cânib-i erba‘asın muhâsara ve muhâfaza ederler. Zîrâ bir kerre Koca Mustafâ Paşa bir gece sarâyın bir cânibin münhedim edüp ılgar ile pâdişâhın rikâbına yüzün sürüp yine Mısır'ı ibkâ ve mukarrer edüp kırk günde Mısır'a dâhil olup niçe bin Mısırlıyı dendân-ı tîğdan geçirüp nâmına Kulkıran dediler. Hâlâ ol ecilden paşayı haps edüp göz hapsine alırlar. Ve eğer yeni paşa merhamet edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y190b ·
metinde göster ·
… âlih-i müslimîni görmeden aldukları bartıl eşyâlar var ise anı taleb edüp da‘vâ
ederler. Eğer
Mısır vezîri i‘ânet edüp kadıasker sıyânet ederse herkese cüz’î şey verüp mâbey …
Ba‘dehu cânib-i erba‘adan da‘vâcı ve şikâyetçiler yürür. Her ne kadar nâ-şer‘î ve mesâlih-i müslimîni görmeden aldukları bartıl eşyâlar var ise anı taleb edüp da‘vâ ederler. Eğer Mısır vezîri i‘ânet edüp kadıasker sıyânet ederse herkese cüz’î şey verüp mâbeynlerin ıslâh ederler. Eğer paşa ve kadıasker ve yedi ocak müdde‘îlere ığmâz ederlerse paşa ve ağavâtın hâli harâb-ender-harâb olup ağavâtları kapudan kapuya keşân-ber-keşân sürüye sürüye rüsvâ-yı âm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y191a ·
metinde göster ·
paşa ve kadıasker ve yedi ocak müdde‘îlere ığmâz ederlerse paşa ve ağavâtın hâl …
Ba‘dehu cânib-i erba‘adan da‘vâcı ve şikâyetçiler yürür. Her ne kadar nâ-şer‘î ve mesâlih-i müslimîni görmeden aldukları bartıl eşyâlar var ise anı taleb edüp da‘vâ ederler. Eğer Mısır vezîri i‘ânet edüp kadıasker sıyânet ederse herkese cüz’î şey verüp mâbeynlerin ıslâh ederler. Eğer paşa ve kadıasker ve yedi ocak müdde‘îlere ığmâz ederlerse paşa ve ağavâtın hâli harâb-ender-harâb olup ağavâtları kapudan kapuya keşân-ber-keşân sürüye sürüye rüsvâ-yı âm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y191a ·
metinde göster ·
cümlenin mu‘teberi oldu ise memhûrlayup ve sahîfe-i kitâba imzâ edüp tilâvet ol …
Bu dahi hâkezâ kıyâs-ı remev(?) gibidir, ya‘nî İmâm Şâfi‘î mevlûdu gibidir. Ammâ bunda musannifîn ü mü’ellifînden niçe kimesneler te’lîfâtların Ebü'l-Leys mevlûduna getürüp mezâhib-i selâs şeyhülislâmları bunda cem‘ olup te’lîf etdüği kitâbı ve risâleyi huzûr-ı ulemâya koyup cümle fuzalâ tilâvet ederler. Eğer cümlenin mu‘teberi oldu ise memhûrlayup ve sahîfe-i kitâba imzâ edüp tilâvet olunsun deyü izin verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y223b ·
metinde göster ·
… en ve kapusına el urmadan cürmüne mu‘terif olup hâkimü'l-vakt andan mâlı tazmîn
ederler. Eğer
mazınna olan kimesne kendüyi bilüp mücrim değilse Bâb-ı Dâvûd'a el urup yemîn e …
Hakîkatü'l-hâl eğer medyûn herîf veyâhûd mazınna olan sârik herîf mücrim ise cür’et edemeyüp yemîn etmeden ve kapusına el urmadan cürmüne mu‘terif olup hâkimü'l-vakt andan mâlı tazmîn ederler. Eğer mazınna olan kimesne kendüyi bilüp mücrim değilse Bâb-ı Dâvûd'a el urup yemîn edüp halâs olur. Eğer mezkûr herîf-i müttehem cür’et edüp Bâb-ı Dâvûd'a el urduğu ân ol demde demi dutulup helâk olur, deyü şöhre-i şehir olmuşdur. Beher sene niçe bin âdemin hakkı bu âsitânede bilâ-cidâl hakları ihkâk-ı hak olunmuşdur. Hâlâ âhar diyârlardan ve etrâf kurâlardan niçe âdemler gelüp bu âsitânede hakları icrâ olur azîm dergâh-ı mu’allâdır, kuddise sırruh. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y309b ·
metinde göster ·
Anlar dahi, "Kâşif ağa İskenderiyye'yi rey etdi", deyü paşaya şükrân üzre arz
ederler. Eğer
hâliyelerin kâşif vermese derhâl cümle a‘yân-ı vilâyet kâşifi Mısır vezîrine hi …
Anlar dahi, "Kâşif ağa İskenderiyye'yi rey etdi", deyü paşaya şükrân üzre arz ederler. Eğer hâliyelerin kâşif vermese derhâl cümle a‘yân-ı vilâyet kâşifi Mısır vezîrine hilâf inhâ arz ederler. Hâlâ ki cümle a‘yân-ı vilâyet yevmiyye niçe bin deve yükü su satarlar, kâşife gâyet zulümdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y324a ·
metinde göster ·
boğaz böyle olmasa her bâr küffâr-ı hâksâr Reşîd'i harâb ederdi.
Ba‘zı mahalde boğazda yedi sekiz karış su olup cümle keştîler yüklerinin nısfın cerim ta‘bîr etdikleri gemilere tahmîl edüp yükleri hafîf olunca boğazdan taşra çıkup yine yüklerin cerimlerden gemilerine alup cerimlere ücretlerin verüp ne cânibe isterlerse bâdbânların açup tevekkülen alallâh deyüp azm-i ummân ederler. Eğer boğaz böyle olmasa her bâr küffâr-ı hâksâr Reşîd'i harâb ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y336a ·
metinde göster ·
… r, her sene bu sarnıca Dimyât a‘yânının develeri Nîl'den su taşıyup leb-ber-leb
ederler. Eğer
su taşımasalar cümle develeri uyuz olur, aceb hikmetdir. Hulâsa-i kelâm ziyâret …
Âsitâne-i Şeyh Şatâ: Çâr-gûşe kal‘a-misâl bir binâdır. Cirmi üç yüz adımdır. İçinde imâm ve mü’ezzin ve kayyım ve türbedârları sâkindir. Kabr-i şerîfi zâviyesi cenbinde bir kubbe-i pür-envârdır. Hareminin altında su sarnıcı var, her sene bu sarnıca Dimyât a‘yânının develeri Nîl'den su taşıyup leb-ber-leb ederler. Eğer su taşımasalar cümle develeri uyuz olur, aceb hikmetdir. Hulâsa-i kelâm ziyâretgâh-ı hâs [u] âm ulu sultân-ı benâmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y349b ·
metinde göster ·
Nîl'in ol yeşil Y 386b cereyân etdüği mahalde nûş eden halkın ekseriyyâ boğaz …
Ve Nîl-i mübârek tuğyânında Mısır'a geldikde yeşil ve kırmızı cereyân edüp gelir. Ol mahalde Mısır'ın ehl-i tab‘ olan kimesneleri Nîl'den nûş etmeyüp Matariyye nâm karyede Hazret-i Îsâ kuyusundan ol rakîk âb-ı nâbdan getirdüp nûş ederler. Eğer Nîl'in ol yeşil Y 386b cereyân etdüği mahalde nûş eden halkın ekseriyyâ boğazlarında ur gibi kuşka hâsıl olur ve ayakları tulum gibi şişer, ne‘ûzu billâh. Nîl'in ol mahalde yeşil ve kırmızı gelmesinin aslı bu İsvân önündeki mezkûr cezîrelerde cem‘ olan zift ü neft ve kükürd [ü] katrânların sulariyle gelüp yedi elvân cereyân etdükde ekseriyyâ Nîl içinde olan haşerâtlar mürd olurlar. Bi-emrillâh anlar dahi bilüp ba‘zı tur‘a ve cezîrelerde pinhân olup halâs olurlar. Nîl'in yeşil cereyân etmesinin aslı odur. Ve bu İsvân'ın cenûb tarafında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y386a–Y386b ·
metinde göster ·