. Keferelere istimâletler verüp ücretlerin pîşîn verirlerdi. Tâ ki bu hâl üzre ü …
Netîce-i merâm deryâ-misâl asker-i ummâlân ile Karadeniz'i kat‘ ederken feth olunması karîb olunca Hızır'ın re’yiyle ehl-i İslâm'a zulm edüp ücretlerin kat‘ ederlerdi. Keferelere istimâletler verüp ücretlerin pîşîn verirlerdi. Tâ ki bu hâl üzre üç sene tamâm olunca Karadeniz yol bulup cemî‘i kefereleri gark edüp ehl-i İslâm'dan ferd-i âferîdeye zarar olmayup Kaydefâ'nın şehirlerinden Makdonya'yı ve Eski istamboliyye'yi ve şehr-i Liryoz'u ve kal‘a-i Yoroz'u ve'l-hâsıl bin yedi yüz pâre şehri gark edüp Kaydefâ ve askerinden bir cân rehâ bulmayup gark-ı âb oldular. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 9b ·
metinde göster ·
… ‘ tâclu kemer-beste kullar dahi önü sıra saf saf olup gürûh gürûh alay ile ubûr
ederlerdi
. Ve iki kerre yüz bin esb-süvâr asker dahi alay ederlerdi. Tâ bu mertebe kerr ü …
Ba‘dehu bu Tuna'dan imdâd olmayınca yine Vezendon Kıral, İslâmbol'a su getirdmek içün su kemerleri cânibinden bir ayn-ı zülâli üstâd-ı mühendislere mâl-ı firâvân bezl edüp Kırkçeşme kemerleri ile İslâmbol'a bir mâü'l-hayât getirüp Kırkçeşme'den gayrı üç bin çeşme-i hayevân cereyân etdirüp İslâmbol'u eyle ma‘mûr [u] âbâdan etdi kim Yanko vezîri Kanator'anın binâ etdüği Yedikulle kal‘asından tâ Sarâyburnu kal‘ası rüknüne gelince şâhrâhın tarafeynine murassa‘ mînâ iskemleler üzre zer-ender-zere müstağrak olmuş kat-ender-kat kemer kuşaklu sipâh kulları selâma durup el bağlarlardı. Ve yüz bin piyâde murassa‘ tâclu kemer-beste kullar dahi önü sıra saf saf olup gürûh gürûh alay ile ubûr ederlerdi. Ve iki kerre yüz bin esb-süvâr asker dahi alay ederlerdi. Tâ bu mertebe kerr ü fer sâhibi zîşân kıral idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 11b ·
metinde göster ·
… h gürûh alay ile ubûr ederlerdi. Ve iki kerre yüz bin esb-süvâr asker dahi alay
ederlerdi
. Tâ bu mertebe kerr ü fer sâhibi zîşân kıral idi.
Ba‘dehu bu Tuna'dan imdâd olmayınca yine Vezendon Kıral, İslâmbol'a su getirdmek içün su kemerleri cânibinden bir ayn-ı zülâli üstâd-ı mühendislere mâl-ı firâvân bezl edüp Kırkçeşme kemerleri ile İslâmbol'a bir mâü'l-hayât getirüp Kırkçeşme'den gayrı üç bin çeşme-i hayevân cereyân etdirüp İslâmbol'u eyle ma‘mûr [u] âbâdan etdi kim Yanko vezîri Kanator'anın binâ etdüği Yedikulle kal‘asından tâ Sarâyburnu kal‘ası rüknüne gelince şâhrâhın tarafeynine murassa‘ mînâ iskemleler üzre zer-ender-zere müstağrak olmuş kat-ender-kat kemer kuşaklu sipâh kulları selâma durup el bağlarlardı. Ve yüz bin piyâde murassa‘ tâclu kemer-beste kullar dahi önü sıra saf saf olup gürûh gürûh alay ile ubûr ederlerdi. Ve iki kerre yüz bin esb-süvâr asker dahi alay ederlerdi. Tâ bu mertebe kerr ü fer sâhibi zîşân kıral idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 11b ·
metinde göster ·
… rabât-ı kavî inşâ edüp içine üç bin ruhbân [u] huddâmân koyup âyîn-i Mesîhiyye
ederlerdi
.
Ve Kostantîn'in bir deyr-i mu‘azzamı dahi İslâmbol'da Zeyrekbaşı nâm bir püşte-i âlî üzre Hazret-i Yahyâ aleyhi's-selâm nâmına üç yüz altmış kubbeli bir manastır bünyâd edüp cânib-i erba‘asına kal‘a dîvârı-misâl bir rabât-ı kavî inşâ edüp içine üç bin ruhbân [u] huddâmân koyup âyîn-i Mesîhiyye ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 12a ·
metinde göster ·
… sîrât-ı mutalsamâtdır. Ve bu zeytûnları cemî‘i ruhbânlar tenâvül edüp def-i cû‘
ederlerdi
. Bu gûne niçe bin mutalsamât-ı acîbler olduğu mahallinde tahrîr olunur.
Biri dahi Bâb-ı Hümâyûn dâhilinde hâlâ cebehâne olan kubbe-i köhne bünyâddır kim ilâ yevminâ cebehâne-i Âl-i Osmân ile mâl-â-mâldır kim hisâb [u] kitâbdan hâric ve âric bir dahme-i Efrâsiyâb-misâl bir âlât-ı silâhhânedir. Bu gûne kubâb-ı azîmler ve dâr-ı şifâlar ve dâr-ı ulûmlar ve dâr-ı müsâfirîn ü mücâvirîn ve mihmânhâne ve tîmârhâneler ile Ayasofya etrâfın ârâste ve şehr-i Makdonya'yı pîrâste edüp mezkûr bin bir kubâbların tâ vasatında Tavukbâzârı nâm mahalde evc-i âsumâna ser çekmiş seng-i sumparadan bir serâmed amûd-ı müntehâ inşâ edüp tâ zirve-i a‘lâsına beyâz mermer-i hâm üzre bir tuyûr timsâlin ihdâs etdirüp her sene ol murg-ı bî-rîğ te’sîr-i vefk ile sayha urup perr [ü] bâlin küşâde edince azamet-i Hudâ ekâlîm-i seb‘ada ne kadar murg-ı zeyrek ve tuyûr-ı sığırcık-ı pür-reng var ise cemî‘i dünyâ hadîkalarına müstevlî olup minkârlarına birer zeytûn ve nâhuneynlerine ikişer zeytûn alup her tayr üçer dâne zeytûn hedâyâ ile İslâmbol'a gelüp mezkûr amûdun zeylinde olan kilar kubbesinin zirvesindeki delikden zeytûnları bırağup edâ-yı hidmet edüp giderlerdi. Aceb te’sîrât-ı mutalsamâtdır. Ve bu zeytûnları cemî‘i ruhbânlar tenâvül edüp def-i cû‘ ederlerdi. Bu gûne niçe bin mutalsamât-ı acîbler olduğu mahallinde tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 12b ·
metinde göster ·
… rdır. Ve her kulle üzre onar ruhbân dîdebân ta‘yîn edüp şeb [u] rûz nigehbânlık
ederlerdi
.
Ve bu dîvârların önündeki bir kat fecc-i amîk handak-ı garîkın arzı yüz zirâ‘dır. Ve bu handak içre Yedikulle'den tâ Silivri Bâbı'na gelince deryâ girirdi. Ve Eyyû[b] Ensârî Kapusu'ndan tâ Eğrikapu'ya gelince yine deryâ girüp kal‘a-i İslâmbol cezîre-misâl olmağa sehel kalmışdı. Hâlâ kara cânibi bu mertebe üç kat metânet üzre mebnî olup üç katda bin iki yüz yigirmi beş burc-ı azîm kulleler vardır. Ve her kulle üzre onar ruhbân dîdebân ta‘yîn edüp şeb [u] rûz nigehbânlık ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 14a ·
metinde göster ·
Ve ol asırda Galata'dan Yemiş iskelesine üç kat zencîr çekilüp üzerinde cisr-i azîm binâ olunup âyende ve revende ubûr ederlerdi. Vakt-i hâcetde keştîler ubûr etmeğiçün gemiler üzre olan cisri küşâde edüp gemiler geçdikden sonra yine cisri kurarlardı. Ve deryâ üzre zencîr ile bir cisr dahi Balatkapusu'ndan karşu Tershâne bâğçesine kurulmuş idi. Ve bir cisr dahi Eyyûb'dan karşu Südlüce'ye zencîr üzre kurulmuşdu. Ve Yanko ibn Mâdyân asrında Karadeniz Boğazı'nda Yoroz nâm kal‘a dâmeninde rû-yı deryâ üzre üç kat demir zencîrler çekilüp düşman gemileri geçmezdi. Hâlâ mezkûr cisrlerin zencîr pâreleri İslâmbol'da tershâne mahzenlerinde durur. Hakîr'in manzûru olup her halkası âdem beli kalınlığı vardır, pâymâl-ı rimâl olup yatır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 15a ·
metinde göster ·
. Ve kırk vezîri ve kırk bıtrîkı ve kırk kalayorozu ve kırk pusteniki ve kırk va …
Ve ol asırda kal‘a-i İslâmbol ol kadar ma‘mûr [u] âbâdân imiş kim kal‘adan taşra Silivri'ye ve Karadeniz sâhilinde 15b Terkoz kal‘asına varınca bin iki yüz pâre bâğ [u] besâtînli ve gül [ü] gülistânlı kurâ ve kasabâtlar birbirlerine muttasıl olmuşdu. Bin hâkim yoroz şehir hâricinde hükm ederdi. Ve bin hâkim kal‘a içre hükm [ü] hükûmât edüp rûz-merre kâr-ı hükûmâtların Kostantîn'e arz ederlerdi. Ve kırk vezîri ve kırk bıtrîkı ve kırk kalayorozu ve kırk pusteniki ve kırk vamoşu ve kırk loğofeti ve kırk bistiyar ihtiyârı ve kırk kuparı var idi kim cümlesi hükûmât sâhibleri olup ellerinde altun ve gümüş mücevherli asâlar ile Atmeydânı'ndaki dîvânhânede Kostantîn huzûrunda el bağlayup dîvân sürüp hidmet ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 15a–15b ·
metinde göster ·
… Atmeydânı'ndaki dîvânhânede Kostantîn huzûrunda el bağlayup dîvân sürüp hidmet
ederlerdi
.
Ve ol asırda kal‘a-i İslâmbol ol kadar ma‘mûr [u] âbâdân imiş kim kal‘adan taşra Silivri'ye ve Karadeniz sâhilinde 15b Terkoz kal‘asına varınca bin iki yüz pâre bâğ [u] besâtînli ve gül [ü] gülistânlı kurâ ve kasabâtlar birbirlerine muttasıl olmuşdu. Bin hâkim yoroz şehir hâricinde hükm ederdi. Ve bin hâkim kal‘a içre hükm [ü] hükûmât edüp rûz-merre kâr-ı hükûmâtların Kostantîn'e arz ederlerdi. Ve kırk vezîri ve kırk bıtrîkı ve kırk kalayorozu ve kırk pusteniki ve kırk vamoşu ve kırk loğofeti ve kırk bistiyar ihtiyârı ve kırk kuparı var idi kim cümlesi hükûmât sâhibleri olup ellerinde altun ve gümüş mücevherli asâlar ile Atmeydânı'ndaki dîvânhânede Kostantîn huzûrunda el bağlayup dîvân sürüp hidmet ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 15a–15b ·
metinde göster ·
… ederken niçe kerre yüz bin ecnâs-ı tuyûr zemîne düşüp ahâlî-yi Rûm alup tenâvül
ederlerdi
.
Ve bu amûdun tâ zirve-i a‘lâsında yekpâre beyâz mermer üzre bir maksûrecik üzre bir perî-çehre hûbân-ı zamâne ve pençe-i âfitâb-ı cihâne timsâlin yine beyâz mermerden inşâ edüp yılda bir kerre bir sayha urup rû-yı arzda ne kadar tuyûr var ise ol sûret üzre deverân ederken niçe kerre yüz bin ecnâs-ı tuyûr zemîne düşüp ahâlî-yi Rûm alup tenâvül ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 16a ·
metinde göster ·
… e kara koncoloz nâm câdûlar çıkup arabalar üzre {süvâr olup} deverân [u] seyrân
ederlerdi
. Vakt-i seher karîb oldukda yine cümle koncolozlar mezkûr gâra girüp gâ’ib olur …
On üçüncü mutalsam-ı ibret-nümâ: Zeyrekbaşı nâm mahaldeki Hazret-i Yahyâ nâmıyla binâ olunan deyrin zeylinde bir gâr-ı azîm var idi. Her sene mâh-ı zemherîr şitâsı geceleri oldukda ol gârdan niçe kara koncoloz nâm câdûlar çıkup arabalar üzre {süvâr olup} deverân [u] seyrân ederlerdi. Vakt-i seher karîb oldukda yine cümle koncolozlar mezkûr gâra girüp gâ’ib olurlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 17a ·
metinde göster ·
… rûc zuhûr eder derlerdi. Azrâ’îl sayha ursa cemî‘i dünyâda tâ‘ûn olur deyü havf
ederlerdi
. Bu timsâller Hazret-i Fahr-i âlem vücûda gel[dik]de ser-nigûn olup hâlâ mezkûr …
On dördüncü tılısmât-ı acîbe: Ayasofya deyrinin cenûbunda dörd aded amûd-ı müntehâ beyâz mermerler üzre bilâ-teşbîh Cebrâ’îl ve İsrâfîl ve Mîkâ’îl ve Azrâ’îl kerrûblarının timsâlleri var idi. Biri cânib-i şarka, biri garba, biri şimâle, biri cenûba müteveccih dururlardı. Yılda bir kerre Cebrâ’îl sûreti kanat kakup sayha ursa şark cânibi ganîmet olur derlerdi. İsrâfîl sûreti kanat ursa garbda kaht [u] galâ olur derlerdi. Mîkâ’îl sayha ursa şimâl cânibinde bir sâhib-hurûc zuhûr eder derlerdi. Azrâ’îl sayha ursa cemî‘i dünyâda tâ‘ûn olur deyü havf ederlerdi. Bu timsâller Hazret-i Fahr-i âlem vücûda gel[dik]de ser-nigûn olup hâlâ mezkûr amûdlar Ayasofya Çukurçeşmeleri kurbünde dörd aded mermer amûdlar râyegân temâşâgâhdır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 17a ·
metinde göster ·
… ır gemi ile sabâha dek rû-yı deryâda şinâverlik edüp Akdeniz'i hıfz [u] hırâset
ederlerdi
. Hattâ Ebü'l-feth fethinde mezkûr bakır gemi ganîmet olundu derler.
İkinci mutalsam: Kadırga Limanı'nda bakırdan bir gemi var idi. Kaçan kim yılda bir kerre zemherîr geceleri olup İslâmbol'un cemî‘i sâhire avretleri ol bakır gemi ile sabâha dek rû-yı deryâda şinâverlik edüp Akdeniz'i hıfz [u] hırâset ederlerdi. Hattâ Ebü'l-feth fethinde mezkûr bakır gemi ganîmet olundu derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 18a ·
metinde göster ·
… e güherçile ve kükürd-i asfar çıkup zamân-ı ihtiyâcda andan alup def‘-i ihtiyâc
ederlerdi
. Hikmet-i Rabbânî ve kazâ-yı âsumânîden ol gâra ra‘d isâbet edüp Kostantîn asrı …
Evvelâ be-emr-i Hudâ İslâmbol içre Sultân Ahmed câmi‘inin imâreti altında bir gâr-ı azîmler var idi. Andan hikmet-i Hâlık ile bârûd-ı siyâh ve güherçile ve kükürd-i asfar çıkup zamân-ı ihtiyâcda andan alup def‘-i ihtiyâc ederlerdi. Hikmet-i Rabbânî ve kazâ-yı âsumânîden ol gâra ra‘d isâbet edüp Kostantîn asrında şehr-i Kostantîn'in niçe yerleri ol bârûdun ihrâk olmasından harâb oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 18b ·
metinde göster ·
… cânib-i erba‘ayı nehb ü gâret ederek harâb [ü] yebâb edüp asker-i İslâm ganîmet
ederlerdi
. Altı ay bu minvâl üzre subh [u] şâm Şâm-ı cennet-meşâm askeri küffâr-ı bed-gir …
Muhâsara-i sânî: Kal‘a-i Kostantıniyye Hicret-i Fahr-i âlem'in elli ikinci senesinde alemdâr-ı Resûlullâh olan Ebâ Eyyûb-ı Ensârî aleyhi rahmeti'l-Bârî hazretleri ve Hazret-i Abdullâh ibn Abbâs ve Abdullâh bin Zeyd hazretleri ve niçe bin Sahâbe-i kirâm ile elli bin şecî‘ ü dilîr asker-i İslâm iki yüz pâre zevraka süvâr olup Mesleme hazretleri dahi akîb-i askerden imdâdâ gelüp cümle asker eyyâm-ı muvâfık ile yine Rodos'a varup anda muhâfazada olan asâkir-i İslâm'a zahîre ve imdâd koyup İslâmbol'un Yedikulle tarafında keştîleri limana koyup cânib-i berden kal‘ayı muhâsaraya meşgûl olup yine keştîler cânib-i erba‘ayı nehb ü gâret ederek harâb [ü] yebâb edüp asker-i İslâm ganîmet ederlerdi. Altı ay bu minvâl üzre subh [u] şâm Şâm-ı cennet-meşâm askeri küffâr-ı bed-girdâr [u] murdâr ile ceng-i kavî eyleyüp hikmet-i Hudâ cümle cüyûş-ı muvahhidîn gülbâng-i Muhammedî'ye rehâ buldurup yürüyüş ederken serdâr-ı zafer-şi‘âr olan Ebâ Eyyûb-ı Ensârî hazretleri zemberek sehm-i kazâsına uğrayup şehîd oldu. Ammâ kavl-i sahîh maraz-ı ishâlden merhûm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 20a ·
metinde göster ·
… üblerin cenge terğîb edüp her bir kefereye birer lât-ı melât-ı mühmelât va‘desi
ederlerdi
. Ve ilm-i nücûm ile kal‘anın tâli‘-i kuvvetin bu yüzden buldular kim;
Ve cemî‘i papas ve kıssîs [ve] bıtrîkler ol cünd-i cünüblerin cenge terğîb edüp her bir kefereye birer lât-ı melât-ı mühmelât va‘desi ederlerdi. Ve ilm-i nücûm ile kal‘anın tâli‘-i kuvvetin bu yüzden buldular kim;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 25b ·
metinde göster ·
… mesdûd olmuşdu. Yine böyle iken derûn-ı kal‘ada küffâr makdûrun sarf edüp ceng
ederlerdi
. Zîrâ derûn-ı kal‘ada mecâzibûndan Yâvedûd Sultân nâm bir büdelâ, kal‘ayı bir k …
Ve yine rûz [u] şeb cânib-i erba‘adan asker-i İslâm'a imdâd ile zahâ’ir gelmede ammâ küffâra bir dâne-i hardal gelmemede, zîrâ mukaddem târîh ile Akdeniz ve Karadeniz boğazlarına kal‘alar binâ olunup mesdûd olmuşdu. Yine böyle iken derûn-ı kal‘ada küffâr makdûrun sarf edüp ceng ederlerdi. Zîrâ derûn-ı kal‘ada mecâzibûndan Yâvedûd Sultân nâm bir büdelâ, kal‘ayı bir kaç günden sonra feth olmasın Cenâb-ı Bârî'den ricâ edüp du‘âsı hayyiz-i kabûlde vâkı‘ olup günden güne kal‘anın fethi müşted olup tâ ki on gün oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 25b ·
metinde göster ·
Ol pîr, yeniçeriyân dergâh-ı âlîsinin baş kâtibi idi. İsmine Sukemerli Koca Mustafâ Çelebi derlerdi. Anlar mezkûr Fransa kıralı kızının akrabâlarından olduğu muhakkak idi kim her bâr anlara Fransa kıralından hedâyâ gelüp âlem-i sabâvetimizde hakîre ba‘zı eşkâl-i garîbe tasâvîrler bağışlardı. Anlar bir pîr-i fânî olmuşlar 28b idi. Hattâ bir müşâvere olsa huzûr-ı pâdişâha cümle vüzerâ ve vükelâ vardıkda "kocalar gelsin" deyü ibtidâ Seğitvar altında Süleymân Hân merhûm olup asâkir-i İslâmın haberi yok iken vezîr-i a‘zam olan Sokullu Mehemmed Paşa'nın re’yiyle Süleymân Hân'ın na‘şın taht üzre koyup bol hil‘atın ardından ellerini hareket etdiren Silâhdâr Kuzu Alî Ağa'yı müşâvereye da‘vet ederlerdi. Andan Rikâbdâr Gülâbî Ağa'yı, andan Zeyrekbaşı'nda sâkin Matbah Emîni Abdî Efendi'yi, andan hakîrin pederini, andan mezkû[r] Sukemerli Koca Mustafâ Çelebi'yi getirdüp müşâvere-i tâm ederlerdi. Ve ne cânibe sefer olsa bunlar tahtırevânlar ile gazâya giderlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 28a–28b ·
metinde göster ·
. Ve ne cânibe sefer olsa bunlar tahtırevânlar ile gazâya giderlerdi.
Ol pîr, yeniçeriyân dergâh-ı âlîsinin baş kâtibi idi. İsmine Sukemerli Koca Mustafâ Çelebi derlerdi. Anlar mezkûr Fransa kıralı kızının akrabâlarından olduğu muhakkak idi kim her bâr anlara Fransa kıralından hedâyâ gelüp âlem-i sabâvetimizde hakîre ba‘zı eşkâl-i garîbe tasâvîrler bağışlardı. Anlar bir pîr-i fânî olmuşlar 28b idi. Hattâ bir müşâvere olsa huzûr-ı pâdişâha cümle vüzerâ ve vükelâ vardıkda "kocalar gelsin" deyü ibtidâ Seğitvar altında Süleymân Hân merhûm olup asâkir-i İslâmın haberi yok iken vezîr-i a‘zam olan Sokullu Mehemmed Paşa'nın re’yiyle Süleymân Hân'ın na‘şın taht üzre koyup bol hil‘atın ardından ellerini hareket etdiren Silâhdâr Kuzu Alî Ağa'yı müşâvereye da‘vet ederlerdi. Andan Rikâbdâr Gülâbî Ağa'yı, andan Zeyrekbaşı'nda sâkin Matbah Emîni Abdî Efendi'yi, andan hakîrin pederini, andan mezkû[r] Sukemerli Koca Mustafâ Çelebi'yi getirdüp müşâvere-i tâm ederlerdi. Ve ne cânibe sefer olsa bunlar tahtırevânlar ile gazâya giderlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 28a–28b ·
metinde göster ·
… n-ârâyîş nakş-ı bûkalemûn ve âvîze-i maslûbât-ı ser-nigûnlar ile {câmi‘i tezyîn
ederlerdi}
. Ve ehl-i basîret ü hayret ve sâhib-i akl u kiyâset olanlar bu câmi‘ mehbıt-ı n …
Ve hergiz seyr [ü] temâşâsına ukûl-ı fuhûl, havâs u mikyâs ve bî-kıyâs ve mühendisîn-i sâhib kiyâsa istiyâs ü irtibâs gelüp gûnâ-gûn eyvân-ârâyîş nakş-ı bûkalemûn ve âvîze-i maslûbât-ı ser-nigûnlar ile {câmi‘i tezyîn ederlerdi}. Ve ehl-i basîret ü hayret ve sâhib-i akl u kiyâset olanlar bu câmi‘ mehbıt-ı nûr-ı Hudâ'yı görenler vâlih [ü] hayrân ve mest [u] medhûş ser-gerdân olurlar. İle'l-ân Cennet-i Adn-i berînden nişân verir bir câmi‘-i zîşândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 36b ·
metinde göster ·
… â ederken birez istihkâm bulmak içün bir sene ferâgat edüp gayrı hayrâtlar binâ
ederlerdi
.
Ammâ sol tarafdaki üç tabakalı minâreye cevâhir minâre derler. Sebeb-i tesmiyesi oldur kim; Süleymân Hân bu câmi‘i binâ ederken birez istihkâm bulmak içün bir sene ferâgat edüp gayrı hayrâtlar binâ ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 44b ·
metinde göster ·
… eli'nde ve Anatolu'da sancağ-ı âlîlere hâkim olup elkâbında cenâb yazılup i‘zâz
ederlerdi
.
Ve Mehemmed Hân Paşa: Evlâd-ı Zülkadir'dendir. Şâh İsmâ‘îl'e varup andan yine nâdim olup yine Âl-i Osmân'a gelüp Rûmeli'nde ve Anatolu'da sancağ-ı âlîlere hâkim olup elkâbında cenâb yazılup i‘zâz ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 48b ·
metinde göster ·
… e Bağdâd ve Rûmeli ba‘dehu eyâleti kadîm feth olmuşlar birbirleri üzre takaddüm
ederlerdi
.
Kânûndur kim Mısır sultânı iki sorguc taşır. Ve Habeş vezîri iki otağa taşır. Bağdâd vezîri kezâlik sorguc taşır. Pâdişâh Anatolu gazâlarında bulunsa ve dîvânda ve ıydeynde Pâdişâh huzûrunda ibtidâ Mısır andan Bağdâd andan Habeş andan Budin andan Anatolu andan Mar‘ayş andan kapudan paşa durur. Ammâ Rûm'da olsa ibtidâ vezîr-i a‘zam andan Budin vezîri andan Mısır, Habeş ve Bağdâd ve Rûmeli ba‘dehu eyâleti kadîm feth olmuşlar birbirleri üzre takaddüm ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 50a ·
metinde göster ·
… ezeler geyüp ve üst-i muvahhidî atlas hil‘at geyüp her biri merkezlerinde karâr
ederlerdi
. Ve dörd bölük ağaları ve silihdâr ve sipâh ağaları ve cümle dîvân çavuşları ve …
Ve cümle erbâb-ı dîvânın libâsların bir gûne tarza komak Süleymân Hân'dan kaldı. Evvelâ Yedikubbe vezîri ve kapudan paşa ve sadrıa‘zam selîmî destâr ile vezâret ile yeniçeri ağası olursa ol dahi selîmî ile orta kapunun sağ tarafında yeniçerilerin dîvân durduğu mahalde meks eder. Çavuşbaşı ve kapucular kethudâsı ve mîrialem ve çakırcıbaşı ve emîr-i âhûr ağa ve çâşnigîrbaşı ve müteferrikabaşısıyla bunlar başlarına mücevvezeler geyüp ve üst-i muvahhidî atlas hil‘at geyüp her biri merkezlerinde karâr ederlerdi. Ve dörd bölük ağaları ve silihdâr ve sipâh ağaları ve cümle dîvân çavuşları ve yetmiş kalem re’îsleri cümle mücevvezeler ile üst hil‘atları geyüp herkes merkezlerinde karâr edüp me’mûr olduğu işlerine mukayyed olurlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 56b ·
metinde göster ·
… -ı bî-amân içre kalup yine şeb [u] rûz hem kal‘ayı döğüp hem Şâh askeriyle ceng
ederlerdi
.
Sene (---) de Hâfız Ahmed Paşa Diyârbekir'den Bağdâd üzre serdâr olup Bağdâd'ı tokuz ay döğdü. Kal‘a-kûp toplar ile Akkapu ve imâm-ı A‘zam kapusundan rahneler açılup yürüyüş sadedinde iken Şâh Abes Îrân-zemîn askeriyle İslâm askerinin cânib-i erba‘asında meks edüp önlerinde Bağdâd içre düşman, ardlarında dahi dîninde pişmân kavm-i dâllin mâbeyninde kalup etrâf [u] eknâfdan zehâyir ayağın kesüp asker-i İslâm içre bir kaht-ı azîm müstevlî olup guzât-ı müslimîn şeb [u] rûz âteş-i Nemrûd içinde kalup ceng etmede. Şâh dahi bir gece fursat bulup şebhûn esnâsında kal‘a içre yigirmi bin Mâzenderânî tülüngi imdâd-ı Alî koyup ale's-sabâh İslâm metrisleri basılup gerüden Şâh dahi hücûm edüp bir ceng-i Muhammedî olmuşdur kim bir târîhde olmamışdır. İslâm askeri ne çâre eylesün iki düşman mâbeyninde kalup ve her cânibi çöl [ü] çölistân-ı bî-amân içre kalup yine şeb [u] rûz hem kal‘ayı döğüp hem Şâh askeriyle ceng ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 64a ·
metinde göster ·
. Bu hâl üzre dîn-i mübîne bu gûne hıyânetleri zâhir olup Hotin gibi bir sarây-m …
Ba‘zı vüzerâ kulların yeniçeri çaşıtların dutup karındaşın Osmân Hân huzûruna getirüp katl ederlerdi. Bu hâl üzre dîn-i mübîne bu gûne hıyânetleri zâhir olup Hotin gibi bir sarây-misâl bir küçük kulleyi feth etmeyüp metrisden bir gün ale'l-umûm çıkup firâr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 65a ·
metinde göster ·
… etrise girüp ma‘a'l-kerâhe bir kaç tüfeng atup yine çadırlarında fısk [u] fücûr
ederlerdi
ve sâz [ü] söz ve Ermenî avretleri ve oğlanları feryâdında çadırlarda durulmazd …
Ol gün toplar ile yedi yerden kal‘aya rahneler verdiler. Ve Erzurûm sahrâsına şeb [u] rûz nazar ederdim, askerî tâ’ifesinden bir merd metrisinden çıkup kurâlara gitmezlerdi, re‘âyâ vü berâyâlar gürûh gürûh olup askere zahîre getirirlerdi. Andan bildim ki zabt [u] rabt sâhibi serdârdır ve sahrâda bir kurâ ihrâk bi'n-nâr olmazdı ve her şeb cümle çadırlarda Feth-i şerîfler tilâvet olunup ezân-ı Muhammedîler okunup evkât-ı hamseyi kol kol cemâ‘at-i kesîreler ile edâ olunurdu. Ammâ evvelki serdârlarda ne tâ‘at ve ne ibâdât olup cümle kurâları âteşe urup re‘âyâyı kebâb edüp iki üç ayda ancak metrise girüp ma‘a'l-kerâhe bir kaç tüfeng atup yine çadırlarında fısk [u] fücûr ederlerdi ve sâz [ü] söz ve Ermenî avretleri ve oğlanları feryâdında çadırlarda durulmazdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 66a ·
metinde göster ·
… bârûların zeyn ederdim. İki aydan kış gelüp serdârın başına otağın yıkup avdet
ederlerdi
. Ammâ bu Husrev lalan hakkâ ki Rüstemâne hareket etdiğinden,
Ben bunları bu hâlde görüp üçer dörder kerre kal‘adan taşra çıkup şebhûnlar edüp her çıkışda bu kadar yeniçeri kırup bu kadar mâl-ı ganâyimle yine kal‘aya tahassun ederdim ve yeniçeri kelleleri ile kal‘anın burc [u] bârûların zeyn ederdim. İki aydan kış gelüp serdârın başına otağın yıkup avdet ederlerdi. Ammâ bu Husrev lalan hakkâ ki Rüstemâne hareket etdiğinden,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 66a ·
metinde göster ·
… n önü sıra kûs ü kerrenâylerin ve sûrnâ ve nefîr-i Efrâsiyâbîlerin çalarak ubûr
ederlerdi
.
"Aleyke avnullâh yâ Gâzî Murâd Hân murâdın alup vefk-i murâdın üzre bahtın müsâ‘id oldu, gazân mübârek-bâd, hoşgeldin" deyü vâcibü'r-ri‘âyâ ve du‘â-gûlar hayır du‘â edüp cânları yerine geldi ve yüzleri gözleri güldü. Ve bizzât kendüleri gök demire müstağrak olup demir budluklar ve hadîd uyluklar sarfı ve ser-i sa‘âdetinde sîmurg-ı ankânın üç çatal otağaların ser-bende-i Îrân-zemîn üzre Acemâne zeyn edüp serbendin kec kılup süvârîlerin büklümleyüp Nogay alaçası üzre süvâr olup ol küheyl-i sâfinâtü'l-ciyâdı dahi yedi pâre âlât-ı silâha yancığ ve bahrî hotasa ve serâpâ murassa‘ât-ı cevâhire müstağrak edüp Revân hânı Emîrgûne Yûsuf Hân ve gayrı esîr hânlar cümle askerleri ile pâdişâhın önü sıra kûs ü kerrenâylerin ve sûrnâ ve nefîr-i Efrâsiyâbîlerin çalarak ubûr ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 68a ·
metinde göster ·
… erek selâm vererek ardı sıra üç bin âlât-ı harbe müstağrak gılmân-ı hâslar ubûr
ederlerdi
. 68b Temâşâ eden ibâdullâh ise hamd-i Hudâ edüp yüzlerin yerlere sürerlerdi. …
Kendilerse sa‘âdetle kağan arslan şikârın almış gibi iki cânibe nigerân ederek selâm vererek ardı sıra üç bin âlât-ı harbe müstağrak gılmân-ı hâslar ubûr ederlerdi. 68b Temâşâ eden ibâdullâh ise hamd-i Hudâ edüp yüzlerin yerlere sürerlerdi. Ve şâhrâhın iki tarafına cemî‘i ehl-i hıref atlas ü dîbâ ve şîb ü zerbâf ve sereng ve hârâ vü dârây ve cânfes ve kaneviz ve katîfe ve gayrı elvân akmişe-i fâhireler ile tarîk-ı âmmın tarafeynine pâyendâzlar edüp solaklar ve peykler ve gayrı musâhib huddâmları yağmâ ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 68a–68b ·
metinde göster ·
… afeynine pâyendâzlar edüp solaklar ve peykler ve gayrı musâhib huddâmları yağmâ
ederlerdi
.
Kendilerse sa‘âdetle kağan arslan şikârın almış gibi iki cânibe nigerân ederek selâm vererek ardı sıra üç bin âlât-ı harbe müstağrak gılmân-ı hâslar ubûr ederlerdi. 68b Temâşâ eden ibâdullâh ise hamd-i Hudâ edüp yüzlerin yerlere sürerlerdi. Ve şâhrâhın iki tarafına cemî‘i ehl-i hıref atlas ü dîbâ ve şîb ü zerbâf ve sereng ve hârâ vü dârây ve cânfes ve kaneviz ve katîfe ve gayrı elvân akmişe-i fâhireler ile tarîk-ı âmmın tarafeynine pâyendâzlar edüp solaklar ve peykler ve gayrı musâhib huddâmları yağmâ ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 68a–68b ·
metinde göster ·
… ymet hedâyâları ile pâdişâhın pâye-i serîr-i a‘lâsına yüz sürüp hedâyâların arz
ederlerdi
.
Ve dellâllar nidâ edüp yedi gün yedi gece İslâmbol müzeyyen olup geceleri Kadir ve rûzları rûz-ı ıyd olup şeb [u] rûz a‘yân-ı İslâmbol hayr-ı mukaddem deyü zî-kıymet hedâyâları ile pâdişâhın pâye-i serîr-i a‘lâsına yüz sürüp hedâyâların arz ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 68b ·
metinde göster ·
Pehlivânların fünûnlarından ters kabza ve iç kabza ve tış kabza ve kesme ve kesme-bend ve şîrâzî ve hevâyî ve karakuş ve sâde sarma ve Cezâyir sarması ve kündeden atma ve kabak dikme ve kabak atma ve girdimân dikme ve boğma ve ter[s] kepçe ve şîrâzî bulma ve göğüs şakısı ve yanbaşı ve sergele ve Tâlût bendi ve Alî bendi, ve'l-hâsıl Hazret-i Risâlet huzûrunda cümle kemer-beste ve miyân-beste olan pehlivânlardan Hazret-i Ma‘dî Kereb ve Hazret-i Ukayl ibn Ebî Tâlib (ve Hazret-i Ma‘dî Kereb) ve Süheyl-i Rûmî ve Sa‘d ve Sa‘îd ve Hazret-i Hâlid ibn Velîd ve Esved ibn Mikdâd ve (---) Haddâd ve Hazret-i Ömer ve Hazret-i Alî ve Hazret-i Hamza ve Hazret-i Mâlik Ejder bu cümle Ashâb-ı güzîn Hazret-i Risâlet huzûrunda küşte-gîrlik ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 71b ·
metinde göster ·
… lup her gün âdem katl eylediğinden kassâbbaşı dedikde bizzât kendüleri tebessüm
ederlerdi
.
"Baka kassâbbaşı" der idi. Ya‘nî kesret-i hûn-rîzlikden ve hûnhâr olup her gün âdem katl eylediğinden kassâbbaşı dedikde bizzât kendüleri tebessüm ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 72b ·
metinde göster ·
… i Sânî ile Edirne'ye bile gitmeğe me’mûr olup cenâzesinde hâzır oldukların nakl
ederlerdi
. Ve Süleymân Hân'lı Kuzu Alî Ağa ve Gülâbî Ağalar dahi Çorlu nâm mahalde çorlu …
Ve türbe-i pür-envârının atebe-i ulyâsı üzre tarz-ı Karahisârî ile kâşî-i Çîn üzre bu âyet mastûrdur Arapça merkûmdur kim gûyâ bu âyet anların şânına nâzil olmuşdur. Ve bir târîhde ibtidâ İslâm Arapça bol'da merhûm olan pâdişâh bu Selîm-i Sânî'dir demiş. Ammâ galat nakl eylemiş. Zîrâ merhûm pederimiz Selîm-i Sânî ile Edirne'ye bile gitmeğe me’mûr olup cenâzesinde hâzır oldukların nakl ederlerdi. Ve Süleymân Hân'lı Kuzu Alî Ağa ve Gülâbî Ağalar dahi Çorlu nâm mahalde çorlu olup merhûm olduğun nakl ederlerdi. Ve bir nakilleri dahi budur kim zikr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 103a ·
metinde göster ·
… Alî Ağa ve Gülâbî Ağalar dahi Çorlu nâm mahalde çorlu olup merhûm olduğun nakl
ederlerdi
. Ve bir nakilleri dahi budur kim zikr olunur.
Ve türbe-i pür-envârının atebe-i ulyâsı üzre tarz-ı Karahisârî ile kâşî-i Çîn üzre bu âyet mastûrdur Arapça merkûmdur kim gûyâ bu âyet anların şânına nâzil olmuşdur. Ve bir târîhde ibtidâ İslâm Arapça bol'da merhûm olan pâdişâh bu Selîm-i Sânî'dir demiş. Ammâ galat nakl eylemiş. Zîrâ merhûm pederimiz Selîm-i Sânî ile Edirne'ye bile gitmeğe me’mûr olup cenâzesinde hâzır oldukların nakl ederlerdi. Ve Süleymân Hân'lı Kuzu Alî Ağa ve Gülâbî Ağalar dahi Çorlu nâm mahalde çorlu olup merhûm olduğun nakl ederlerdi. Ve bir nakilleri dahi budur kim zikr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 103a ·
metinde göster ·
… tâ zirve-i a‘lâsında alem üzre koyup alem üzre bir alem olup halk-ı âlem temâşâ
ederlerdi
. Kâmil bir hafta durup pâdişâh ma‘lûmu olup Zâkirî Efendi huzûr-ı Mustafâ Hân'a …
Ba‘dehu devlet-i Sultân Mustafâ Hân'da Kazancılar câmi‘ine hatîb olup bir gün vakt-i zuhr ezânın, iktizâ hasebiyle minâreye o örf izâfetiyle çıkup ezân-ı mâhûr okurken hemân bir caylak murgı âşiyânından pervâz urup Zâkirî Efendi'nin başından ol imâmesin kapup minârenin tâ zirve-i a‘lâsında alem üzre koyup alem üzre bir alem olup halk-ı âlem temâşâ ederlerdi. Kâmil bir hafta durup pâdişâh ma‘lûmu olup Zâkirî Efendi huzûr-ı Mustafâ Hân'a varup sergüzeşt-i destârın nakl edüp ol gece mevlûd-ı şerîf ve niçe ilâhiyyât ve zikr-i tesbîh tilâvet 112a edüp Mustafâ Hân bunlara bir kîse altun ihsân etdükde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 111b–112a ·
metinde göster ·
: "Yedi sene mukaddem bu Sefer Dede'yi Sedde Boğazı'ndan taşra Bahr-i Muhît üzre …
Kara Hoca ve Alî Peçenzâde tevâbi‘leri nakl ederlerdi: "Yedi sene mukaddem bu Sefer Dede'yi Sedde Boğazı'ndan taşra Bahr-i Muhît üzre bir balığa süvâr olup şinâverlik ederken gemimize alup muvâfık eyyâm ile Cezâyir'e gelirken Sefer Dede süvâr olduğu neheng akîbimizden ayrılmayup biz Cezâyir'e geldikde balık dahi limana girüp kenâra düşüp merhûm olup lâşesin Sefer Dede ricâsıyla defn eyledik" deyü bu kadar ibâdullâh şehâdet etdiler. İşte merhûm Sefer Dede böyle bir âşık-ı serbâz, büdelâ-yı mümtâz idi. Ol sene Unkapanı mahzeninde merhûm olup Unkapanı hâricinde Horosî Dede yanında defn etdiler. Kuddise sırrahu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 113b ·
metinde göster ·
Mesîregâh-ı İdrîs Köşkü: Bânîsi Bayramiyye tarîkinden Şeyh İdrîs nâm bir azîz, bir tekye inşâ edüp cemî‘i yârân-ı zarîfân-ı dervîşân anda cem‘ olup safâ ederlerdi. Ba‘dehu cülûs-ı Mustafâ Hân'da mezbûr şeyhe mülhiddir deyü isnâd edüp tekyesi ve evkâfın harâb [ü] yebâb, binâsın türâb edüp zîr [ü] zeber etdiler. Hâlâ bir kaç dıraht-ı müntehâları ve çemenzâr soffaları ve namâz seddi ve çeşme-i zülâli ve havz-ı azîmi kaldı. Hâlâ yine İdrîs Köşkü nâmıyla bir teferrücgâhdır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 120a ·
metinde göster ·
… râr edüp Rûm keferesi yine Kostantıniyye'ye mâlik olup boybeği şeklinde hükûmet
ederlerdi
. Ammâ Ciniviz kıralı Aronda, Galata'da müstakil kıral olup bin pâre yelken gemi …
Ba‘dehu Galata'da Aronda Kıral, Rûm keferesiyle yek-dil [ü] yek-cihet olup rûz-merre Kostantıniyye'ye istîlâ eden İşpanya keferesiyle ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl ederek İşpanya şeb [u] rûz cenge tâkat getiremeyüp bir gece Yedikulle tarafından gemilerine süvâr olup İşpanya'ya firâr edüp Rûm keferesi yine Kostantıniyye'ye mâlik olup boybeği şeklinde hükûmet ederlerdi. Ammâ Ciniviz kıralı Aronda, Galata'da müstakil kıral olup bin pâre yelken gemiye mâlik olup dörd karındaş iştirâk-i seviy üzre Galata'yı ol kadar ma‘mûr etdiler kim hâlâ eser-i binâlarından ma‘lûmdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 128a ·
metinde göster ·
… e binâ olunmuşdur. Kefereler anı yılda bir kerre "Aya Aleksandıra" deyü ziyâret
ederlerdi
.
Evvelâ şehr-i Tophâne zamân-ı nasârâda bir ormanistân içinde İskender-i Rûmî'nin bir manastırı var idi. Hâlâ Cihângîr câmi‘i olan ol deyr-i cihân-nümânın zemînine binâ olunmuşdur. Kefereler anı yılda bir kerre "Aya Aleksandıra" deyü ziyâret ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 130a ·
metinde göster ·
… e gelenler bu Tophâne'deki gûlleri ve dîvleri ve sehereleri ve sâhirleri temâşâ
ederlerdi
.
Ve İskender-i Zülkarneyn kaçan kim Sedd-i Ye’cûc'ü binâ edüp bir kaç gûl-i beyâbânı ve 130b bir kaç aded mehîb dîv-i sefîdleri ve Çerâkize vilâyetinde olan kûh-ı Elburz'de sâhir oburları ve Abaza diyârında olan Sadşe dağlarındaki sehere avretleri cümle mezkûr diyârlardan Kostantıniyye ki, Makdonya şehridir, anda getirüp bu Tophâne'de bir hafr-ı azîm içinde dest [u] pâlarına hurmâ lîfi habl-i kavî ile kayd [ü] bend edüp habs etmişdi. Bi-emrillâh tılısmât habl kuvvetiyle hareket etmeğe kâdir değiller idi. Yılda bir kerre Cihângîr zemîninde olan Aleksandıra deyrinin ziyâretine gelenler bu Tophâne'deki gûlleri ve dîvleri ve sehereleri ve sâhirleri temâşâ ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 130a–130b ·
metinde göster ·
… oldukda cümle uşşâk başına cem‘ olup nây-ı Mevlâ[nâ] çaldıkda cümle uşşâk semâ‘
ederlerdi
. Ve ba‘zı {mahalde} çeng çaldıkda cümle uşşâk mest [ü] medhûş olurdu. Riyâzât [ …
Ba‘dehu dâmâdı Neyzen Dervîş Yûsuf Celâlî şeyh olup takrîr-i Mesnevî'de bir kaç kerre mest olup kendüleri kürsîden aşağı fukarâ üstüne atup çarh-ı semâ‘ etdükde kaşı ve gözleri ve yüzü bile görünmezdi. Eyle bir semâ‘-ı safâ ederdi kim ihvân âlem-i hayretde kalırdı. Böyle bir serbâz-ı aşk-ı ilâhî ile âlûde olmuş âteş-pâre sâhib-i celâl kimesne olduğundan Şeyh Yûsuf Celâlî derlerdi. Bu kerre cemâli mahalli oldukda cümle uşşâk başına cem‘ olup nây-ı Mevlâ[nâ] çaldıkda cümle uşşâk semâ‘ ederlerdi. Ve ba‘zı {mahalde} çeng çaldıkda cümle uşşâk mest [ü] medhûş olurdu. Riyâzât [u] mücâhede sâhibi bir pâdişâh-meşreb idi. Rahmetullâh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 135b ·
metinde göster ·