… âhinler {bu bakır gemiye} süvâr olup Karadeniz cânibinde sihrile gezüp muhâfaza
edermiş
. Yezîd ibn Mu‘âviye Galata'yı feth edüp bu keştîyi pâre pâre etdi derler.
Üçüncü tılısm: Temâşâ. Bu bakır geminin emsâli Tophâne tarafında âmâde imiş. Yine leyle-i zemherî[r]de cümle sehhâr ü kâhinler {bu bakır gemiye} süvâr olup Karadeniz cânibinde sihrile gezüp muhâfaza edermiş. Yezîd ibn Mu‘âviye Galata'yı feth edüp bu keştîyi pâre pâre etdi derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 18a ·
metinde göster ·
Dördüncü tılısmât: Sarâyburnu'nda tuçdan üç başlı bir ejdehâ var idi. Akdeniz'den ve Karadeniz'den ve Üsküdar'dan gelen düşman gemilerine mezkûr ejder âteş-feşânlık edüp cümle zevrakları askeriyle ihrâk edermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 18a ·
metinde göster ·
… edüp Cebrâ’îl tasvîri cânib-i şarkda olup olacak alâ’imât ü vakâyi‘âtları ayân
edermiş
. Ve Mîkâ’îl sûreti cânib-i garbdan düşmen zuhûr eder ve kaht [u] galâ olur deyü …
Bu eşkâllerden mâ‘adâ kubbe-i azîmin dörd pâye-i azîmlerinin tabaka-i âlîsi nihâyetinde dörd köşede birer melek sûreti vardır. Bilâ-teşbîh biri Cebrâ’îl ve biri Mîkâ’îl ve biri İsrâfîl ve biri Azrâ’îl sûretleridir kim hâlâ kanatların küşâde edüp dururlar kim kadd [ü] kâmetleri perr ü bâlleri ile ellişer zirâ‘ timsâl-i acîbelerdir, tâ Hazret-i Risâlet vücûda gelince bu ferişte sûretleri göbeğinde olan ağızlarından kelimât edüp Cebrâ’îl tasvîri cânib-i şarkda olup olacak alâ’imât ü vakâyi‘âtları ayân edermiş. Ve Mîkâ’îl sûreti cânib-i garbdan düşmen zuhûr eder ve kaht [u] galâ olur deyü haber verirmiş. Ve İsrâfîl sûreti cânib-i şimâlde olacak vakâyi‘âtdan haber verirmiş. Ve Azrâ’îl timsâli cemî‘i dünyâda müte‘ad[did] pâdişâhların mevti haberin verirmiş. Hâlâ ol zikr olunan dörd sûret-i mehîb râyegândır. Ammâ Hazret'den berü tılısmâtları bâtıl olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 35a ·
metinde göster ·
… er cum‘a câmi‘in taşra yan soffasında oturup {cümle} fukarâya bir kîse tasadduk
edermiş
.
"Tîz Muhammed Efendi gu gu gucı hünkâr gu gu gucı berâber kırk açan olsun ve bizim Portakal Bunduki altun ulûfe alsın" dedikleri latîfeler ile ile'l-ân zürefâlar mâbeyninde dâstândır. Böyle bir mu‘tekid uluç âdemi imiş her cum‘a câmi‘in taşra yan soffasında oturup {cümle} fukarâya bir kîse tasadduk edermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 132b ·
metinde göster ·
… âğızhânesi var, su dollâbları yeri var kim Dâye Hâtûn câmi‘i altından suyu ubûr
edermiş
. Ammâ hâlâ bu kâğızhâne harâbdır. Lâkin sehel bahâne ile amâr olup bârûdhâne ol …
Bir latîf hammâmı ve yigirmi aded dükkânı var. Ammâ kefere zamânı bunda kâğız işleyecek bir azîm kârgîr kubbeler ile mebnî kâğızhânesi var, su dollâbları yeri var kim Dâye Hâtûn câmi‘i altından suyu ubûr edermiş. Ammâ hâlâ bu kâğızhâne harâbdır. Lâkin sehel bahâne ile amâr olup bârûdhâne olmak mümkindir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 146a ·
metinde göster ·
… lup atdan ayrıldım. Meğer zâlim su gâyet darplı ve iri iri taşlı yerden cereyân
edermiş
. Güç ile cân halâs edüp ba‘dehû huddâmlarım atımı getirdiler. 279b
Menzil-i karye-i Hacı Hamza: Hamzavî Hacı Hamza kim Habîb-i Karamânî halîfesidir. Bu karyede mütevellid olup iştihâr verdiğiçün Hacı Hamza Köyü derler. Zulümden ahâlîsi dağda bir ma‘mûr kurâda sâkin olurlar. Târîk-ı âm üzre ancak bir köhne câmi‘i kalmış, gayrı büyûtları harâbdır. Nehr-i Kızılırmak kenarıdır. Karşu cânibi sâfî bâğ u bâğçeler ile müzeyyendir. Bu nehr-i Kızılırmağ'ın ibtidâ tulû‘u (---) sancağında (---) nâm mahal dağlarından hurûc edüp sâhil-i Karadeniz'e Bafra kasabası cenbinde Karadeniz'e mahlût olduğu yerde bu nehir kendüyü evce beraber kayalardan deryâya atup gürüldüsü ve sâ‘ikasından âdeme dehşet hâsıl olur. Fa’idesiz coşkun cereyân eder bir sudur. Sayf u şitâda dâ’imâ kırmızı kan gibi akar kanlı sudur. Hatta bu hakîr, bu mahalde atımla karşu tarafdaki bâğlara geçmek murâd edüp atımla beni toparlayup cân havlinden karşu kenarda bir söğüt dalına sarılup atdan ayrıldım. Meğer zâlim su gâyet darplı ve iri iri taşlı yerden cereyân edermiş. Güç ile cân halâs edüp ba‘dehû huddâmlarım atımı getirdiler. 279b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 279a–279b ·
metinde göster ·
… sâ‘at-i hareketinden tehallüf etmeyüp her melemesi evkât-ı hamseyi ayân u beyân
edermiş
. Bundan gayrı niçe bin menâkıbı vardır. Ve cümle Bektâşiyân beyne'l-halk mezmûm …
Koyun Baba lakabıyla mülakkab olmalarının sebeb-i künyesi: Hacı Bektâş-ı Velî ile Horâsân'dan tâ Rûm'a gelince şeb [u] rûz yigirmi dörd sâ‘atde birer kerre koyun gibi melermiş kim aslâ sâ‘at-i hareketinden tehallüf etmeyüp her melemesi evkât-ı hamseyi ayân u beyân edermiş. Bundan gayrı niçe bin menâkıbı vardır. Ve cümle Bektâşiyân beyne'l-halk mezmûmlardır, ammâ bu Koyun Baba fukarâları koyun, kuzu gibi meler halîm ve selîm ve halûk, terk-i tecrîd ve ârif-i billah ve ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘a musallî abdullahları vardır. Hulâsa-i kelâm çok seyâhatimiz yokdur derler. Ammâ Rûm u Arab u Acem'de böyle âsitâne-i azîm yokdur. Ve cisr başında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 280a ·
metinde göster ·
… i çıkmada. Niçe kerre kılıçlar önüne gemi direkleri koyup ol ân direği iki pâre
edermiş
. Ârif-i billahın biri gelüp ilm ile dahme-küşâlık edüp ana müyesser olur. Hâlâ …
Evsâf-ı mutalsamât-ı Zağapa Deresi: Bu dere cânib-i erba‘asındaki dağlardan cem‘ olup nehr-i Kerkük'e mahlût olur. Bir sengistân dereli yerde yüz evli bir köyü vardır. Re‘âyâları cümle Yarmeni'dir. Bu kayada zamân-ı kadîmde bir kenz var imiş. Mağarasının kapusundan içeri bakdukda cümle cevâhir ve altun ve gümüş avânî râyegân imiş. Ammâ bâb-ı gârda iki dâne kılıç, biri inmede ve biri çıkmada. Niçe kerre kılıçlar önüne gemi direkleri koyup ol ân direği iki pâre edermiş. Ârif-i billahın biri gelüp ilm ile dahme-küşâlık edüp ana müyesser olur. Hâlâ ol gâr zâhirdir, ammâ genci nâ-zâhirdir. Bu Zağapa deresinde bir mutalsam-ı acîb dahi vardır derler, ammâ hakîr görmedim. Andan kalkup 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 284a ·
metinde göster ·
… işler kim Arş-ı azîm horosunun bangın istimâ‘ edüp evkât-ı hamse ezânın tilâvet
edermiş
. Şeyh İbrâhîm hazretleri bu azîzin arkasın sığayup "Merîzât merîzât"buyururlarm …
Anlar hikâyet etdi: Azîz Hazretleri Şeyh İbrâhîm Şirvânî hazretlerinin mü’ezzinliği hizmetinde imişler. Ol kadar riyâzât [u] mücâhede ile erenlere irmişler kim Arş-ı azîm horosunun bangın istimâ‘ edüp evkât-ı hamse ezânın tilâvet edermiş. Şeyh İbrâhîm hazretleri bu azîzin arkasın sığayup "Merîzât merîzât"buyururlarmış. Anınçün cesed-i şerîfleri çürümeyüp ter ü tâze seccâde-nişîn olup durur. Gûyâ hayâtta murâkabeye varmış bir vâ‘iz ve nâsıhdır. Her kim ziyâret edüp rûh-ı şerîfiyçün bir Fâtiha-i seb‘u'l-mesânî tilâvet ederse elbetde yedi günde dünyevî ve uhrevî hayr murâdâtı hâsıl olur. Ve niçe bin keşf [u] kerâmâtları zâhir u bâhir olmuşdur. Kaddesenallahu bi-sırrıhi'l-azîz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 313b ·
metinde göster ·
… oğlu Osman Paşa Demirkapu'dan her cum‘a alay-ı azîm ile gelüp bu câmi‘de ibâdet
edermiş
. Vâcibü's-seyr bir ibâdethane-i kadîmdir kim bunda olan hûrdekârlık, merğûb zîb …
Cümleden Câmi‘-i kebîr, Uzun Hasan Şâh Câmi‘i ve Tokmak Hân Câmi‘i ve Avşar Hân Câmi‘i. Uzun Hasan Câmi‘inin misli bu arâzî-i ma‘mûrde yokdur, meğer Mısır'da Uzun Hasan-ı Ekrâd câmi‘i ola. Ammâ bu Şaburan Câmi‘inde olan Kâşî çîn ve havz-ı fevvâreler bir diyârda yokdur. Özdemiroğlu Osman Paşa Demirkapu'dan her cum‘a alay-ı azîm ile gelüp bu câmi‘de ibâdet edermiş. Vâcibü's-seyr bir ibâdethane-i kadîmdir kim bunda olan hûrdekârlık, merğûb zîbâ san‘atlar ve elvân elvân nakş-ı bukalemûn-ra‘nâ tasarruflar var kim ilm-i mi‘mârîden haberdâr olan üstâd-ı bennâlar bu câmi‘de olan kâr-ı mermer-bürü görseler engüşt-ber-dehen edüp vâlih [ü] hayrân kalır. Ve bu şehr dahi bir mahsûldâr vâdî-i Müskir içre vâkı‘ olmuş gül-i güstânlı ve meyve-i dırahtistânlı hıyâbân, Şirvân hudûdunda şehr-i Şaburan'dır. Cümle yedi nâhiyesi var. Her biri birer seb‘a-i seyyâre ismiyle ma‘rûfdur. Meselâ nâhiye-i [Utarid, nâhiye-i Zühre, nâhiye-i Mirrih, nâhiye-i Müşteri, nâhiye-i Zühal].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 315b ·
metinde göster ·
… bir iftâr edüp bir bâdem ve bir zeytûn ve bir hurma ve bir filcan süd ile iftâr
edermiş
. Akkapu cenbinde âsûdedir.
Ve İsâ Hoca ve Hüseyin Vâ‘iz, tarîk-i Halvetî'de haftada bir iftâr edüp bir bâdem ve bir zeytûn ve bir hurma ve bir filcan süd ile iftâr edermiş. Akkapu cenbinde âsûdedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 121b ·
metinde göster ·
… âniblerinde handak içinden Arda ve Tunca ve Meriç nehirleri handak içre cereyân
edermiş
. Ammâ hâlâ dest-ı Âl-i Osmân'da iç il olmağıla havf [u] haşyetden berî olup ığm …
Dördüncü rüknünde cânib-i şarka nâzır Üçşerîfeli kurbunda Ekmekçiler köşesinde Makedone kullesi, bu cümleden kebîr ü kavî kulle-i serâmeddir. Bu çâr-kûşede olan kulle-i azîmlerden mâ‘adâ sağîr ü kebîr çâr-kûşe binâ kulle-i ra‘nâberdir. Ve cümle etrâfı on iki bin aded dendân-ı bedendir. Ve her bedende birer mazgal deliği mukarrerdir. Ve zamân-ı kadîmde dâ’iren-mâdâr handakı varmış. Hâlâ eser-i binâları zâhir ü bâhirdir. Hattâ Manyas kullesinden tâ Zindân kullesine varınca Tabahâne câniblerinde handak içinden Arda ve Tunca ve Meriç nehirleri handak içre cereyân edermiş. Ammâ hâlâ dest-ı Âl-i Osmân'da iç il olmağıla havf [u] haşyetden berî olup ığmâz-ı ayn ede ede handak-i amîklerine mezbele ve rimâl ve türâb doldurarak handakı nâ-ma‘lûm olup üzerine dekâkinler ve hân ve imâretler ihdâs edüp kal‘anın iki tarafı imâristândan görünmez olup illâ Zindân kapusu tarafı ve Ağaçbâzârı semtinde iki taraf kal‘a dîvârları nümâyândır. Ammâ sehel meremmât ister bir kal‘a-i köhne-âbâddır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 149b ·
metinde göster ·
… eğe cür’et edemeyeler', deyü üstâd-ı bennâ Koca Sinân Ağa pederimize böyle nakl
edermiş
.
Hattâ pederimiz merhûm ser-i zergerân-ı dergâh-ı âlî ya‘nî Dervîş Mehemmed Zıllî pederimiz bu Selîm Hân câmi‘in binâ eden Mi‘mâr Sinân ağzından istimâ‘ edüp hikâye eder, buyurmuşlar kim: "Kırk yedi câmi‘-i selâtîn yapdım ve yüz kırk mesâcid ve otuz aded hân-ı sultân ve yüz kırk sarây-ı a‘yân ve yüz yigirmi cüsûr ve yedi aded su kemerleri ve niçe bin hânedân-ı şûrefâ-yı kibâr-ı a‘yân inşâ edüp ulûm-ı hendesede çok san‘at icrâ edüp ferîd-i asr oldum. Ammâ halîfeliğim İslâmbol'da Şehzâde câmi‘inde icrâ etdim. Üstâdlığım Süleymâniyye câmi‘inde tekmîl etdim. Ammâ cümle makdûrum bu Selîm Hân câmi‘inde sarf edüp yed-i tûlâmı ayân u beyân etdim. Cihân mi‘mâr [u] mühendisînleri var makdûrların sarf etseler böyle bir âsâr-ı azîm etmeğe âciz olalar. Ve bir pâdişâh bu kadar mâl-ı firâvân bezl eylemeğe cür’et edemeyeler', deyü üstâd-ı bennâ Koca Sinân Ağa pederimize böyle nakl edermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 155b ·
metinde göster ·
… e nehr-i Diyâle'den cümle yedi bin aded tur‘alar cereyân edüp arz-ı Irâk'ı saky
edermiş
. Ve bu Heremdâd'un vasatında deyr-i püt-gedesi var imiş kim cemî‘i kıbâbları üç …
Müverrihân-ı kudemâ olan Mıkdısî-i Yarmenî bu hâk-i Irâk tahrîrinde yed-i tûlâsın ayân u beyân edüp mezkûr Eski Bağdâd-ı Heremdâd hakkında eyle tahrîr ü tasdîr ü terkîm edüp eydür kim: "Hâk-i Irâk hudûdu tûlen Tikrit şehrinden tâ şehr-i Sadan'a varınca idi. Ve arzı şehr-i Kâdisiyye'den tâ şehr-i Hulvân'a varınca hudûd-ı İremleri varmış idi. Ve nefs-i şehr-i Heremdâd Şattu'l-Arab kenârından cânib-i şarka iki günlük yolda nehr-i Diyâle'ye varmış. Tûlen ve arzen bir sevâd-ı mu‘azzam idi. Ve vasat-ı şehir içre tâ nehr-i Diyâle'den üç aded tur‘a gelüp cereyân ederdi. Ve ol asırda cümle hâk-i Irâk'da nehr-i Şatt ve nehr-i Furât ve nehr-i Diyâle'den cümle yedi bin aded tur‘alar cereyân edüp arz-ı Irâk'ı saky edermiş. Ve bu Heremdâd'un vasatında deyr-i püt-gedesi var imiş kim cemî‘i kıbâbları üç bin amûd-ı müntehâ üzre mebnî üç bin altmış aded kıbâbları olup yedi bin aded huddâmları var imiş. Ve nehr-i Van 332b dahi Kürdistân kuhlarından gelüp nehr-i Dicle'ye bu Heremdâd altında mahlût olurmuş. Ve nehr-i İsâ içre ve nehr-i Serâb kenârınca niçe bin âsiyâb-ı dakîkler deverân edüp mezkûr nehreyn-i mübârekeynler üzre niçe bin keştîler şinâverlik edüp şehr-i Heremdâd'a tüccârân ile metâ‘ getirüp kâlâ vü vâlâ getirirlerdi. Ve ne mertebede sevâd-ı mu‘azzam idüğü andan ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim bu şehr içre hammâm-ı hâs [u] âm ile hammâmât-ı mahsûs-ı benâm altmış bin hammâm idi" deyü tahrîr etmişler. Hattâ Cerîr-i Taberî dahi "Bu Eski Bağdâd-ı Heremdâd'ın her hammâmı içre beşer âdem olsa olmaz her hammâmda ellişer huddâm var idi", deyü bî-hisâb benî Âdem tahrîr etmiş "Ve cümle kırk bin sırmakeş ve altı bin zerkûb var idi. Gayri esvâk-ı bâzârı ve niçe kerre yüz dükkânçeleri ve niçe yüz bin aded âsâr-ı imârâtları ana göre kıyâs oluna." deyü tahrîr etmişler. Ammâ şimdiki hâlde kân-ı mâr-ı mûr [u] bûm-ı gurâb olup ancak âsâr-ı binâdan Tâk-i Kisrâ nâm bir binâ-yı benâm kalmışdır. İnşâallahu Ta‘âlâ mahalliyle ol dahi tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 332a–332b ·
metinde göster ·
… nehr-i Alkamî mâ-tekaddem ziyâret-i azîm imiş. Kûfe şehrinin kapusundan cereyân
edermiş
. Ol zamân şehr-i Kûfe bâğ-ı İrem imiş. Hâlâ ol ark cereyân etmeyüp mu‘attal olm …
Andan nehr-i Alkamî mâ-tekaddem ziyâret-i azîm imiş. Kûfe şehrinin kapusundan cereyân edermiş. Ol zamân şehr-i Kûfe bâğ-ı İrem imiş. Hâlâ ol ark cereyân etmeyüp mu‘attal olmak ile Kûfe şehri harâbdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 348a ·
metinde göster ·
… ş. Şikâyet etmeyüp hamd etseler Cenâb-ı Allah ehl-i a‘râfa i‘tidâl-i hevâ ihsân
edermiş
. Ammâ bu A‘râf cennet ve cehennem mâbeyninde olmağile {ehl-i A‘râf} tabaka-i ev …
Bi-emri Hayy-ı Kadîr bu A‘râf'ın hevâsı eyle imiş kim ehl-i A‘râf şiddet-i şitâdan şikâyet etseler bi-emri Hudâ şiddet-i hâr olurmuş. Şikâyet etmeyüp hamd etseler Cenâb-ı Allah ehl-i a‘râfa i‘tidâl-i hevâ ihsân edermiş. Ammâ bu A‘râf cennet ve cehennem mâbeyninde olmağile {ehl-i A‘râf} tabaka-i evvelde olan ehl-i cennetin ayş u işretlerin ve sürûr u şâdımânların görüp tahassür çeküp âyet sûre-i Amme Arapça derler ammâ sol tarafda cehennemde muhalledün bi'n-nâr olanların azâb-ı elîmlerin görüp Cenâb-ı Allah'a hamd ederler. A‘râf böyle bir cây-ı mâbeyn-i râhat [u] meşakkatdir. Yine anlara da tesellî-i hâtır veren Hâllâk-ı âlemdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 394b ·
metinde göster ·
… be-hükm-i tılsım ol horos kanat kakup "Kukırı ku" deyü ötüp kal‘a ahâlîsin âgâh
edermiş
.
Mukaddemâ kefere zamânında bu kapu üzre bir kulle-i bâlâ var imiş. Ol kulle üzre bir mutalsam tuç horos var imiş. Kaçan kim bu kal‘aya bir yağî ve dağî bağî gelse be-hükm-i tılsım ol horos kanat kakup "Kukırı ku" deyü ötüp kal‘a ahâlîsin âgâh edermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 118b ·
metinde göster ·
… l‘ûn-ı pelîd imiş kim niçe esîr olan ümmet-i Muhammed'e böyle îzâ ve işkenceler
edermiş
. Herkes aleyhi mâ yestahık deyü mel‘ûna la‘net tekrâr etdiler.
Ba‘dehu kapudanı meydân-ı siyâsetde en en doğrayup niçe kıt‘a lahmından kendüye yedirdiler ve kızgın tasları başına geydirdiler ve at dağlağılarıyla vücûdun dağladılar, derisin yüzüp kal‘a kapusuna çarmıha gerüp mıhladılar. Esîrlerin nakli üzre meğer bu kapdan-ı mel‘ûn gâyet cebbâr ve anîd mel‘ûn-ı pelîd imiş kim niçe esîr olan ümmet-i Muhammed'e böyle îzâ ve işkenceler edermiş. Herkes aleyhi mâ yestahık deyü mel‘ûna la‘net tekrâr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 23b ·
metinde göster ·
Ve cemî‘i sokakları şatranc nakşı tarh olunmuş serâpâ kaldırım döşelidir. Ve her köşede gûnâ-gûn eşkâl-i garîbe vü acîbe tasvîr olunmuş tılsımâtlar. Hattâ bir tılsımât cin kapusunın yanına karîb bir küçük kal‘a kapusu dahi var, bu kapudan taşra bir adım ba‘îd bir serâmed küçük kubbe altında bilâ-teşbîh Hazret-i Îsâ'yı bir haça gerüp ellerinden ve ayaklarından gümüş eğseriler ile haça mıhlamışlar. Bir garâ’ib ü acâ’ib taşdan oyup vücûd-ı Îsâ ceseden tasvîr etmişler, ya‘nî kâğızda tasvîr olunmuş gibi değildir, hemân kalıb-ı benî Âdem gibi bir timsâldir kim kaddi hâlâ benî Âdem kadlerinin üçü kadar vardır. Üstâd-ı nakkâş sâhib-i suver buna bir tîşe urup eyle bir mermer-bürlük san‘atın icrâ etmiş kim gûyâ haça mıhladıkları zahminden bir bükâ-âlûd çehresi göstermiş kim gûyâ bir sihr-i füsûndur. Ve bir kec-gerdân ve bir kec-nigâh gösterüp gûyâ dîde-i nergislerinden çekîde çekîde katarât-ı nem katre-i yem akar gibi göstermiş. San‘at-ı mutalsam budur kim bu sûret-i Îsâ evâil-i a‘sâr kelimât edüp herkese nice olup olacağın ve âhir demde nice öleceğin söyleyüp gözünden yaşlar cereyân edüp ellerinden ve ayaklarından eğseri zahmı yerlerinden kanlar cereyân edermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 29b ·
metinde göster ·
… r düşman gelir" deyü tedârik görürlermiş ve her sâ‘atde üçer kerre bâng-ı horos
edermiş
.
"Kaçan Budin üzre bir yağı ve bâğî düşman gelir olsa bu tuç horos kanat kakup sayha urmağa başlar. Andan bilirlermiş kim kal‘a üzre bir düşman gelir" deyü tedârik görürlermiş ve her sâ‘atde üçer kerre bâng-ı horos edermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 87a ·
metinde göster ·
… mîzleri var, demirden bir gûne çarhları var. Hîn-i ma‘rekede ata bununla mahmîz
edermiş
, musanna‘ demir mahmîzdir. Ve bu kapudan taşra Makla deresi üzre niçesi ze‘âmet …
Andan Felemet kapusu bu dahi garb cânibine mekşûf iki kat kapudur ve iki kat kârgîr dîvârlı kal‘adır. Ve cümle dörd kapusu vardır ve kapusu önünde asma cisrler ile ubûr olunur metîn dervezelerdir. Ve bu Felemet kapusu üzre Kara Mahmûd Ağa'nın asılmış çizmesi mahmîzleri var, demirden bir gûne çarhları var. Hîn-i ma‘rekede ata bununla mahmîz edermiş, musanna‘ demir mahmîzdir. Ve bu kapudan taşra Makla deresi üzre niçesi ze‘âmet ve niçeleri mülk-i ibret-nümâ su değirmenleri vardır. Ve bu Felemet kapusu dibinde kemer altından Makla deresi kalın ve metîn demir pençerelerden su girüp bu varoş-ı azîmi iki bölüp şehr içre niçe su değirmenleri ve bâğ u bâğçeli hânedân-ı azîmleri var. Andan bu varoşun tâ ortasında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 37b ·
metinde göster ·
… bu sarâyın yol üzre âlîce bir adâlet köşkü var, anda hânlar görinüş edüp dîvân
edermiş
kim tahta örtülü ve sâfî altun alemli bir köşkdür. Ve hâlâ bu sarâyda cebehâned …
Ve bu sarâyın yol üzre âlîce bir adâlet köşkü var, anda hânlar görinüş edüp dîvân edermiş kim tahta örtülü ve sâfî altun alemli bir köşkdür. Ve hâlâ bu sarâyda cebehâneden gayri bir şey yokdur, ammâ hânlara müte‘allık eşyâlar çokdur. Dâ’imâ kapusu makfûl durur. Hattâ bâb-ı musanna‘ı üzre tahrîr olunan târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 123b ·
metinde göster ·
… erbâycân şâhı Uzun Hasan Şâh'ı yayan yanısıra yürüdüp konakdan konağa musâhebet
edermiş
, anı dahi eyle mermere kazmış.
Ve bu deşt-i Kıpçak'da Beşdepe nâm mahalde bir yığma depe üzre bir kalın mermer amûd-ı müntehâ var. Bunu Timur Hân alâmet içün ihdâs edüp cemî‘i harâb etdiği şehirleri ve kılâ‘-ı metîneleri ve on sekiz aded pâdişâhları mutî‘ [u] münkâd ve emrine râm edüp önü sıra on sekiz pâdişâhları etek der-meyân etdirüp yayan konakdan konağa yayan yürütdüğü pâdişâhlar esmâların ol mezkûr amûda yazmış. Ammâ Âzerbâycân şâhı Uzun Hasan Şâh'ı yayan yanısıra yürüdüp konakdan konağa musâhebet edermiş, anı dahi eyle mermere kazmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 170b ·
metinde göster ·
… kerre yüz bin yerde âsâr-ı binâları zâhirdir. Ve nehr-i Yaman su bu şehri ihâta
edermiş
. Hâlâ yolları hâk-i pâk-i rimâl ile leb-ber-leb olup mürûr-ı eyyâm ile nehr-i Y …
Ciniviz keferesi binâsıdır (...) depe başında bir vîrân harâb kal‘adır. Timur Hân harâb etdiğine "harâb" lafzı târîh vâki‘ olmuşdur, sene 803, zîrâ zamân-ı kadîmde şehr-i azîm imiş. Hâlâ niçe kerre yüz bin yerde âsâr-ı binâları zâhirdir. Ve nehr-i Yaman su bu şehri ihâta edermiş. Hâlâ yolları hâk-i pâk-i rimâl ile leb-ber-leb olup mürûr-ı eyyâm ile nehr-i Yaman bu harâb kal‘a altından akmaz olmuş. Andan 2 [sâ‘atde],
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 192b ·
metinde göster ·
… nın kefere zamânında cereyân eder âb-ı hayât suları kehrîzler ile gelüp cereyân
edermiş
, ammâ şimdi suyu olmadığından cümle hânedânların dam u bâmlarından nâzil olan b …
Der-fütûhât-ı hânedân: Cümlesi üç yüz aded Şeddâdî-misâl binâlı kâ[r]gîr ve metîn serâpâ kiremit örtülü kal‘a-misâl evlerdir, ammâ bâğçeleri yokdur. Lâkin cümle hânedânlarının revzen ve şâhnişîn ve soffaları(?) tâklarından sahrânın bâğ u bâğçeleri ve serâpâ mezâri‘âtları ve müşebbek bostânları temâşâ olunur, ammâ zâlim kal‘anın kefere zamânında cereyân eder âb-ı hayât suları kehrîzler ile gelüp cereyân edermiş, ammâ şimdi suyu olmadığından cümle hânedânların dam u bâmlarından nâzil olan bârân-ı rahmet her hânenin su sarnıçlarına cem‘ olup mâh-ı Temmûz'da buz pâresi olup andan isti‘mâl edüp yağmur suyuna muhtâclardır. Niçe kimesneler aşağı varoş şehrinin âb-ı hayât kuyularından çemenderlerle su getirdüp andan nûş edüp def‘-i atşân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 251b ·
metinde göster ·
… kubbecik olmuşdur. Eflâtûn-ı ilâhî ol kubbecik üzre oturup halka va‘z u nasîhat
edermiş
. Etrâfı eyle hûrde mermerden oyma müşebbek gilvi ve medîne ve fürûş kafesler va …
Bu mezkûr altı aded sütûncuklar üzre altı aded hûrde musanna‘ kemerciklerdir. Ve her kemerciklerin uçları bir yere gelüp bir küçük kubbecik olmuşdur. Eflâtûn-ı ilâhî ol kubbecik üzre oturup halka va‘z u nasîhat edermiş. Etrâfı eyle hûrde mermerden oyma müşebbek gilvi ve medîne ve fürûş kafesler vardır. Ve cümle kemerciklerin uçları bir yere gelüp bir küçük kubbecik olmuşdu. Ol kubbeciğin tâ ortasında köpük gibi bir beyâz mermerden bir kille-i Tebrîz tasvîr olunmuşdur kim bu dahi bir sihr-i i‘câz mermerden bir san‘at-ı temâşâdır. Ve bu kürsînin tâ ortasındaki etrâf-ı erba‘ası sâfî servi ağacından oyulmuş parmaklıklardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 252a ·
metinde göster ·
… de çeşme-i aynü'l-hayâtlar var imiş kim her hânedânda birer âb-ı nâblar cereyân
edermiş
. Şimdiki hâlde yolları harâb olup çeşme yerleri râygândır.
Der-aded-i çeşme-sâr-ı âb-ı hayât: Kefere zamânında bu şehir içre cümle yüz on sekiz yerde çeşme-i aynü'l-hayâtlar var imiş kim her hânedânda birer âb-ı nâblar cereyân edermiş. Şimdiki hâlde yolları harâb olup çeşme yerleri râygândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 253b ·
metinde göster ·
. Ve bir mektûbu elden ele verüp tâ Eğriboz'a ve istife'ye ve Gördüs şehrine ula …
El-hâsıl bu şehri piyâde bir âdem üç günde devr edermiş. Ve bir mektûbu elden ele verüp tâ Eğriboz'a ve istife'ye ve Gördüs şehrine ulaşdırırlarmış. Hâlâ bu şehirden ol iki sâ‘atlik yer tâ Ejder limanına varınca serâpâ bâğ u bâğçe ve müşebbek bostânların içlerinde niçe yüz bin imâret eserlerinden kubâblar ve tâk-i Kisrâlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 254b ·
metinde göster ·
… Süleymân zamânı başka kapudanı var imiş, beş pâre firkate ile deryâyı muhâfaza
edermiş
. Ba‘dehu ref‘ olmuş, ammâ hakkâ ki bu asırda bu kal‘aya bir deryâ kapudanı lâzı …
Ve cümle (---) aded kal‘a neferâtları vardır. Muhtesibi ve bâcdârı ve şehir kethudâsı ve portoyor[oz]ları vardır. Süleymân zamânı başka kapudanı var imiş, beş pâre firkate ile deryâyı muhâfaza edermiş. Ba‘dehu ref‘ olmuş, ammâ hakkâ ki bu asırda bu kal‘aya bir deryâ kapudanı lâzımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 276b ·
metinde göster ·
Ve bu ulu handakdan taşra olan on iki aded mezkûr tabya-i azîmlerin altlarında cümle üç bin iki yüz aded çatal çatal yollu lağımlardır kim yollarına niçe yârânlar ile meş‘aller ve fânûslar ve yel mûmları yakup geze geze gâ’ib olayazup bîm ü haşyetden gerüye dönüp cümle küffârın lağımât hazînelerin kat-ender-kat bağlu hâzır ve müheyyâ durur görüp engüşt ber-dehen edüp âlem-i hayretde kaldık. Mel‘ûn küffâr zîr-i zemînde köstebek sıçanı gibi şinâverlik edermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 311b ·
metinde göster ·
… tathîr edüp kaldırımlar ve âb-ı hayât kaynak çeşmeler ve çemenzâr soffalar binâ
edermiş
. Hâlâ ol kûh-ı sa‘b içre ne kadar âsâr-ı hayrât güzer etdik ise mezkûr dervîşin …
Hâkimü'l-vakt dahi harâmîlerin bir şey'in almayup cümle dervîşe ihsân edüp başına turna telleri takup cümleden melik yakın nüdemâlarından eyleyüp dervîşe bu şehir içre bâğ u bâğçe ve bir hâne verüp bir bikr-i nâ-şüküfte verüp Demirci şehrinde kalır. Karîbü'l-ahd olmağla Dervîş Şecî‘'i görmüş âdemlerden istimâ‘ etdik. Nitekim mezkûr dervîş hayâtda imiş, bu Demirci belinde kurd ile koyun yağ u bali gezerlermiş. Ve Dervîş her sene başına bu kadar bin âdem cem‘ edüp ol sa‘b dağ u râğın râhların ve muğaylân ve hâr [u] hâşâklerin tathîr edüp kaldırımlar ve âb-ı hayât kaynak çeşmeler ve çemenzâr soffalar binâ edermiş. Hâlâ ol kûh-ı sa‘b içre ne kadar âsâr-ı hayrât güzer etdik ise mezkûr dervîşin tîri Y 24a berekâtıyla olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y23b–Y24a ·
metinde göster ·
… Hâlâ âsâr-ı türâb zâhir ü bâhirdir. Ve bu koldan Sarı Rüstem Paşa kal‘a-kûpluk
edermiş
. Hâlâ kal‘anın sîne-i pürkînesinde niçe bin gülle-i hadîd âşikâredir.
Ve bu Karanlık kapunun iç yüzü eğri ve büğrü yol ile dörd kat kapudur. Ammâ bu kapu önünün handakı gâyet ensizdir ammâ gâyet amîkdir. Ve ensiz olduğu ecilden bu kal‘aya Süleymân Şâh toprağı bu mahalden sürmüşlerdir. Hâlâ âsâr-ı türâb zâhir ü bâhirdir. Ve bu koldan Sarı Rüstem Paşa kal‘a-kûpluk edermiş. Hâlâ kal‘anın sîne-i pürkînesinde niçe bin gülle-i hadîd âşikâredir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y115b ·
metinde göster ·
… inden mâ‘adâ herkesin kapusu önüne sığırıyla varup cümle şehir halkına süd bezl
edermiş
. Ulu ziyâretgâhdır. Ve Şeyh Hâmid hazretleri Kilis yolu üzredir. Ve Hurme Hâtûn …
Ve Azez'in şimâlinde Şeyh Hazret-i İlyâs ve Azez'e karîb Şeyh Alîyyü'l-Yemânî ve Şeyh Abdullâh Nu‘mânî, İmâm-ı A‘zam hazretlerinin evlâd-ı zevi'l-ihtirâmıdır. Ve Şeyh Nâsıreddîn ve Şeyh Karaca ve Şeyh Alîyyü'l-Me‘âzî ya‘nî südcü. Bir sığırı var imiş. Kendü kifâf-ı nefsinden mâ‘adâ herkesin kapusu önüne sığırıyla varup cümle şehir halkına süd bezl edermiş. Ulu ziyâretgâhdır. Ve Şeyh Hâmid hazretleri Kilis yolu üzredir. Ve Hurme Hâtûn.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y168a ·
metinde göster ·
. Ve ibtidâ yoğurd ve peynir yapmak Hazret-i İbrâhîm'den kalmışdır. (---)(---) …
Ve bu câmi‘deki makâmında bir beyâz taşdan bir tekne-i çârkûşe (---)(---)(---)(---)(---)(---) var idi. İneği anın içine sağup yoğurd edüp kifâflanırlardı. Ba‘de'l-kifâf ümmetine bezl edermiş. Ve ibtidâ yoğurd ve peynir yapmak Hazret-i İbrâhîm'den kalmışdır. (---)(---)(---)(---)(---)(---) Ve yoğurdcuların pîri ana müntehîdir. Ve beyâz ineği bunda sağduğu içün Haleb, "süd sağmağa" derler. Şehb, "beyâz"a derler. Anıniçün (---)(---)(---)(---)(---)(---) "Halebü'ş-şehbâ" deyü tesmiye olunur. Q 76bP 76b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y171a ·
metinde göster ·
. İbret-nümâ mutalsam bir gâr-ı yetîmdir ki vâcibü's-seyrdir.
Ve bu kapudan taşra handak içre şark cânibine gidüp yüz adımda handak içre kesme kayadan Dîvler mağârası, Süleymân Nebî dîvleri bunda haps edermiş. İbret-nümâ mutalsam bir gâr-ı yetîmdir ki vâcibü's-seyrdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y209b ·
metinde göster ·
. Hâlâ bend ü zencîr yerleri zâhirdir. Cür’et eden girüp temâşâ ederler, zîrâ bi …
Ve altı serâpâ mağâra mağâra zîr-i zemînlerdir. Hazret-i Süleymân dîvleri bunda haps edermiş. Hâlâ bend ü zencîr yerleri zâhirdir. Cür’et eden girüp temâşâ ederler, zîrâ bir muzlim ü mahûf yerdir. Hâlâ ecinne yatağı olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y215a ·
metinde göster ·
… i Mûsâ bilâ-vâsıta âye[t]: Arapça nassı üzre Cenâb-ı Bârî ile bin bir kelimât
edermiş
. Hakîr dahi bî-edebâne ol mahalle varup rek‘ateyn salât-ı Q 94aP 94a hâcet …
Bu mahalde Tûr-ı Zeytâ'nın ziyâretleri tamâm olup her bir âsitânede birer Fâtiha-i şerîf tilâvet edüp savâbın âsitâne sâhiblerinin rûh-ı şerîflerine hibe eyleyüp bu Tûr-ı Zeytâ'nın şarkında bir püşte üzre (---) nâm bir mahaldir. Cemî‘i enbiyâ bu mahalde Cenâb-ı Bârî'ye tazarru‘ [u] nâlişler edüp du‘â ederlermiş. Ve Hazret-i Mûsâ bilâ-vâsıta âye[t]: Arapça nassı üzre Cenâb-ı Bârî ile bin bir kelimât edermiş. Hakîr dahi bî-edebâne ol mahalle varup rek‘ateyn salât-ı Q 94aP 94a hâcet kılup dünyâda emn [ü] emân âhir nefesde îmân isteyüp bu âsî yüzüm hâk-âlûd edüp bükâlar eyledim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y219a ·
metinde göster ·
… nde sâkin Âl-i Umûr Urbânı bunları uryân edüp emvâl [ü] erzâkların nehb ü gâret
edermiş
. Bu karyede bir câmi‘ vardır. Câmi‘e muttasıl bir kubbe-i beyâz vardır. Anda,
Karye-i Sa‘îr: Yetmiş seksen evli bir Arab karyesidir. Ba‘zı zamân şâm hâkinde sâkin Âl-i Umûr Urbânı bunları uryân edüp emvâl [ü] erzâkların nehb ü gâret edermiş. Bu karyede bir câmi‘ vardır. Câmi‘e muttasıl bir kubbe-i beyâz vardır. Anda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y232b ·
metinde göster ·
… t-meşâm içinde bir cennet dahi yaparmış ve bizim Hazret-i Yezîd'i anda secdegâh
edermiş
" deyü cemî‘i Yezîdîler âşikâre olup bir senede ol kadar mâl geldi kim hisâbın C …
"Bire meded! Timur Sultân bizim Hazret-i Yezîd'i severmiş. P 102b şâm-ı cennet-meşâm içinde bir cennet dahi yaparmış ve bizim Hazret-i Yezîd'i anda secdegâh edermiş" deyü cemî‘i Yezîdîler âşikâre olup bir senede ol kadar mâl geldi kim hisâbın Cenab-ı Bârî bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y241b ·
metinde göster ·
Ve bu cebelde ziyâret-i Ebü's-Selc: Dâ’imâ şâm'a kar taşıyup halka bezl
edermiş
. Hazret-i Risâlet ile şâm'a gelüp girmeyüp Y 253a bu cebelde kalmışdır. Sahâb …
Ve bu cebelde ziyâret-i Ebü's-Selc: Dâ’imâ şâm'a kar taşıyup halka bezl edermiş. Hazret-i Risâlet ile şâm'a gelüp girmeyüp Y 253a bu cebelde kalmışdır. Sahâbe-i kirâmdandır. Bir kubbe-i sağîrde medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y252b–Y253a ·
metinde göster ·
… r bir bî-hâsıl çölistân yerdir. Suyu dahi yokdur. Sâ’ir zamân huccâc bunda meks
edermiş
. Ammâ bu senede teng mahal olmağile iki konağı bir edüp şeb [u] rûz ârâm etmeme …
Menzil-i Kâ‘a'l-basît bi-atıyye: ya‘nî Kuru Konak derler bir bî-hâsıl çölistân yerdir. Suyu dahi yokdur. Sâ’ir zamân huccâc bunda meks edermiş. Ammâ bu senede teng mahal olmağile iki konağı bir edüp şeb [u] rûz ârâm etmemeğile bunda dahi yükleri yıkmadan yine kûs-i rıhlet çalınup mahûf u muhâtara yerleri ubûr ederek 13 sâ‘at dahi gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y267a ·
metinde göster ·
… Ana Cebel-i (---) derler. Hazret-i Risâlet ol kûh üzre çıkup dâ’imâ anda ibâdet
edermiş
.
Ve bu mesâcidlerin cenûbunda bâğlar içinde bir münevver cebel-i sağîre vardır. Ana Cebel-i (---) derler. Hazret-i Risâlet ol kûh üzre çıkup dâ’imâ anda ibâdet edermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y278a ·
metinde göster ·