… eksen ayakdır. İçinde aslâ sütûnlar yokdur. Mihrâb ve minberin ta‘rîf ve tavsîf
edersek
acz lâzım gelir. Zîrâ ol mihrâbda olan hayâl-pesend nakş-ı Hıtâyîleri kerrûbiyâ …
Der-sitâyiş-i Câmi‘-i Çelebi Sultân Mehemmed ibn Yıldırım Bâyezîd Hân : Bu câmi‘ Yeşil İmâret nâmiyle meşhûr bir câmi‘-i pür-nûrdur. Bursa'nın cânib-i şarkîsinde Gökdere aşırı bir mürtefi‘ püşte üzre bir câmi‘-i musanna‘dır kim cemî‘î der-i dîvârları ser-â-pâ beyâz mermer-i hamdır ve iki kubbelidir. Tûlen yüz sekiz ayak ve arzan seksen ayakdır. İçinde aslâ sütûnlar yokdur. Mihrâb ve minberin ta‘rîf ve tavsîf edersek acz lâzım gelir. Zîrâ ol mihrâbda olan hayâl-pesend nakş-ı Hıtâyîleri kerrûbiyân-ı eflâk bir direfş-i pâk urmağa kâdir değildir. Ve ancak bir kıble kapusu var kim bu kapunun yemîn [u] yesârında, tâ tâk-i âlîsine çıkınca kat-ender-kat girih girih zîh zîh girişme ve islimî ve rûmîler ve zülf-i niğâr-ı pür-kâr nakşları olunmuşdur kim Behzâd ve Licân-i Hitâyî kâğıd üzre mû kalemle tahrîr etmeğe kâdir [de]gillerdir. Ammâ bu üstâd-ı mermer-bür bu kapuya kâmil üç yıl mermer-i hâm üzre direfş pîşe urup yed-i tûlâsın ayân edüp sâhib-i binâ Mehemmed Hân'dan üç senede kırk bin altun alup "Yeşil İmâret kapusu kırk bin altuna olmuşdur" deyü dâsitân-ı dûstândır. Hakkâ kim seyyâhân-ı berr [u] bihâr mâbeyninde memdûh-ı âlem bir bâb-ı mu‘allâ-yı müsellemdir. Bu câmi‘-i behişt-âsâda ibret-nümâ zîbâ san‘atlar ve gûnâ-gûn tasarruflar etmişlerdir kim ehl-i vasf anın midhatinde âciz ü kâsırdır. Netîce-i kelâm, bu câmi‘ bir tarz-ı acîb ve bir tavr-ı garîb üzre tarh olunmuşdur kim hüsn cihetinde ve letâfeti yüzünde vech-i arzda böyle bir kâr-ı insân binâ olunmamışdır. Hülâsa-i kelâm, hüsn [u] letâfeti ve kâr [u] zerâfeti hadd-i vasfdan hâric ve beyândan âricdir. Yeşil Câmi‘ nâmıyla müsemmâ olmasının aslı, cümle kıbâbları ve bir tabaka minâresi tâcı cümle yeşil Kâşî çîn(i) ile mestûr olup zümrüd-i üstüvân gibi âfitâb şu‘lesinden şa‘şa‘a urur, anınçün Yeşil İmâret derler. Taşra hareminde çınar-ı müntehâlar ile müzeyyen bir câmi‘dir. Manzûrumuz olduğu üzre şehr-i Bursa içre böyle münakkaş câmi‘ yokdur. Seyyâhların takrîrleri üzre, "Gayrı diyârlarda dahi böyle dâr-ı Hudâ görmedik" derler. Vesselâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 224b ·
metinde göster ·
… ahâfili ve kıble kapusundaki hendese-i ilm-i mi‘mârî evsâfların ta‘bîr ü tavsîf
edersek
tatvîl-i kelâm olur. Ancak diyâr-ı Rûm'da bu câmi‘-i rûşen-binânın nazîri şehr- …
Mesîregâh câmi‘-i Ahmed Paşa: Cümle kubâbları ve imâreti ve medrese ve mektebi serâpâ kurşum örtülü câmi‘-i pür-nûrdur kim vasfında lisân kâsırdır. Eğer mihrâb ve minberi ve mü’ezzinân mahâfili ve kıble kapusundaki hendese-i ilm-i mi‘mârî evsâfların ta‘bîr ü tavsîf edersek tatvîl-i kelâm olur. Ancak diyâr-ı Rûm'da bu câmi‘-i rûşen-binânın nazîri şehr-i Üsküb'de Yahyâ Paşa câmi‘i ola. Ammâ bu ma‘bedgâh-ı behiştin haremi bir diyârda yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 219b ·
metinde göster ·
… ular. İnşâ’allâh yine biz Medîne'ye müteveccih oluruz. Lüft eylen, eğer intikâl
edersek
bizi yine Medîne-i münevvereye götüresiz" deyü vasıyyet ederler. Hikmet-i Hudâ …
"Hazret-i Risâlet bize yine Medîne mansıbın ihsân buyurdular. İnşâ’allâh yine biz Medîne'ye müteveccih oluruz. Lüft eylen, eğer intikâl edersek bizi yine Medîne-i münevvereye götüresiz" deyü vasıyyet ederler. Hikmet-i Hudâ ol gece gemide intikâl edüp bir gayri gemi ile vücûdunu vasıyyeti üzre Medîne-i münevvereye götürüp Bakî‘de medfûndur. Rûm tarzı seng-i mezârı ma‘lûm-ı ünâs. Anıniçün kabr-i Na‘şu'l-vusûl derler. Rahmetullâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y300a ·
metinde göster ·