… n sebebin Tevârîh-i Yûnâniyân'da eyle tahrîr etmişler kim Kostantîn gâyet cimâ‘
edici
idi. Roma şehrinde cüzâm zahmetine mübtelâ olup kaş ve kirpik ve saç ve sakal c …
Hikâye: Mecûsî mezhebinden çıkup Mesîh mezhebine girmesinin sebebin Tevârîh-i Yûnâniyân'da eyle tahrîr etmişler kim Kostantîn gâyet cimâ‘ edici idi. Roma şehrinde cüzâm zahmetine mübtelâ olup kaş ve kirpik ve saç ve sakal cümle dökülüp burnunun orta direği düşeyazup Şâm cinine döneyazdı. Cemî‘i Frengistân ve Alman vilâyetin ve Sırf u Bulgar ve Arab u Acem hukemâları cümle bir yere gelüp aslâ birisi derdine bir devâ edemeyüp âhir Kostantîn cümlenizi kırarım dedikde bir nâ-hekîm-i mel‘ûn Mecûsî, dîn-i Îsâ'ya hıyâneten eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 13a ·
metinde göster ·
… Ma‘nisa'da ve Konya'da işlene. Ve Tershâne-i Âmire'de üstâd-ı kâmil keştî binâ
edici
marankozlar var kim cemî‘i kâfiristânda nazîrleri yokdur. Her ne gûne hinarda b …
Ve tabbâğânının kârlarından sarı sahtiyânı ve kırmızı köselesi meşhûr-ı âlemdir. Ve Piyâlepaşa sûkunda gûnâ-gûn keçe külâhlar meğer Ma‘nisa'da ve Konya'da işlene. Ve Tershâne-i Âmire'de üstâd-ı kâmil keştî binâ edici marankozlar var kim cemî‘i kâfiristânda nazîrleri yokdur. Her ne gûne hinarda bir keştî murâd edinsen ana göre binâ edüp gûyâ tasvîr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 127a ·
metinde göster ·
kavmdir. Elzem-i levâzımından olmağile askerî tâ’ifesi ve ulemâ ve hukemâ esnâf …
Ve bu tâ’ife-i çiftçi ve bâğbânlar ni‘met hâsıl edici kavmdir. Elzem-i levâzımından olmağile askerî tâ’ifesi ve ulemâ ve hukemâ esnâflarından sonra bu çiftci tâ’ifesi takdîm olundu. Zîrâ esnâf-ı kadîmdir. Dîn direği, nân pâresi ve cân pâresi bunların kârıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 159a ·
metinde göster ·
… ve cümle (---) neferâtdır (---). Ve bu arada cümle me’kûlât [ü] meşrûbât fürûht
edici
alayları tamâm oldu}.
{Bu bâzârbaşı esnâfları cümle beş esnâfdır ve cümle (---) dükkândır ve cümle (---) neferâtdır (---). Ve bu arada cümle me’kûlât [ü] meşrûbât fürûht edici alayları tamâm oldu}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 181a ·
metinde göster ·
… , ya‘nî baka kaldım ve "ebbe", ya‘nî ta‘accüb etmek ve "keremceli", ya‘nî eylik
edici
ve (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evvelâ "cömerdim kaldım", ya‘nî baka kaldım ve "ebbe", ya‘nî ta‘accüb etmek ve "keremceli", ya‘nî eylik edici ve (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 96a ·
metinde göster ·
… poyraz cânibinde olan Yukaru mahallede çârsû-yı bâzâr-ı hüsn yokdur, belki âzâr
edici
dilâzâr bâzârları vardır. Ve bu şehir sâhil-i nehr-i Tuna'da bir sahrâda olmak …
Ve âmmeten şâhrâhları pâk kaldırım taş döşelidir, ammâ kal‘anın poyraz cânibinde olan Yukaru mahallede çârsû-yı bâzâr-ı hüsn yokdur, belki âzâr edici dilâzâr bâzârları vardır. Ve bu şehir sâhil-i nehr-i Tuna'da bir sahrâda olmak ile cümle hâneleri bâğ u bâğçeli ve havz u şazrevânlıdır ve şehirden bir sâ‘at ba‘îd olan dağları bâğlar zeyn etmişdir kim be-kavl-i bâğ ağası cümle yigirmi altı bin bâğ dölüm hakkı verir deyü nakl etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 58a ·
metinde göster ·
… ler ve karatavuklar ve sarıasmalar ve gûnâ-gûn safîr urup hoş-elhân ile nağamât
edici
murğân-ı andelîbânların hurde şâhnişîn kafesleri var.
Ve cemî‘i köşe başlarında vâki‘ olmuş şâhnişînlerin yanlarında birer gûne tel kafes örülmüş gûnâ-gûn kıbâblı küçük şâhnişînler var kim anlarda bülbüller ve papağallar ve tûtîler ve karatavuklar ve sarıasmalar ve gûnâ-gûn safîr urup hoş-elhân ile nağamât edici murğân-ı andelîbânların hurde şâhnişîn kafesleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 57b ·
metinde göster ·
… ât-ı gûnâ-gûn hâsıl olur. Bir kîlesi elli kîle mahsûl verir, ammâ halkı zirâ‘at
edici
değildir. Cümle çerçi ve boncukcu ve bıçakçı ve kuyumcudur ve çoğu bî-kayd temb …
Bu şehrin zemîni bir vâsi‘atü'l-aktâr ve bir rahîsatü'l-eş‘âr bir dâr-ı diyârdır. Deyyâr bu vilâyetlerde mânendi yokdur, zîrâ cemî‘i dağ u bâğ u râğ u ırağ u yakınları cümle nebâtât-ı gûnâ-gûn hâsıl olur. Bir kîlesi elli kîle mahsûl verir, ammâ halkı zirâ‘at edici değildir. Cümle çerçi ve boncukcu ve bıçakçı ve kuyumcudur ve çoğu bî-kayd tembelân-ı Horâsân gibi elleri eldivandan çıkmayup ayş-ı işrete meşgûller olduklarından vilâyetleri ekserî zamânda kıllet üzredir, zîrâ dâ’imâ şehri âdem deryâsıdır. Cemî‘i zamânda buğday ve arpası Macaristân ve Totlıkıstân vilâyetlerinden gelüp şehirleri sehel ganîmet olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 71b ·
metinde göster ·
ehl-i hıref dekâkîn-i müfîd [ü] muhtasarlar inşâ edüp herkes dükkânların zeyn e …
Ve rûz-ı ıydeynlerin üç gün üç gecelerinde bu havz-ı azîmlerin etrâflarında cemî‘i me’kûlât [u] meşrûbât fürûht edici ehl-i hıref dekâkîn-i müfîd [ü] muhtasarlar inşâ edüp herkes dükkânların zeyn edüp gecelerde dükkânların niçe bin kanâdîller ile çerâğân edüp bey‘ [ü] şirâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 218a ·
metinde göster ·
, dağlar gezici, cândan bezici, âdem kesici rehzenlik ederler. Bu garîb cân bunl …
Sergüzeşt: Dervîş Şecî‘ nâm bir âşık câna on kan edici, dağlar gezici, cândan bezici, âdem kesici rehzenlik ederler. Bu garîb cân bunların onun dahi ok ile kanların türâba döküp vücûdların hâke salar. Hikmet-i Hudâ bir sehm-i kazâ kemânından dürüst çıkup bir çam dırahtına râst gelüp perrân geçüp hâlâ ol nâvek çam ağacının sîne-i pür-kînesinde üç âdem kaddi bâlâda kadanmış yelekleri derûn-ı şecerde peykân-ı tîr iki karış taşrada yalman gösterüp durur. Hakkâ ki dürüst şast sâhib-i kemândâr pehlivân imiş. Anıniçün Oklu Çam beli derler. Ve on maktûl harâmîler dahi mezkûr çam dibinde ecel câmın nûş edüp hâlâ mest olup tâ ilâ yevmi'l-kıyâm vâdî-i hâmuşânda yatırlar. Hakîr dahi bu mahalden havf [u] haşyetimizden pür-silâh hâmûş-bâş âmâde güzer etdik, ammâ bî-cân ve bî-mecâl ubûr etdik, zîrâ gâyet mel‘ûn bî-amân beldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y23b ·
metinde göster ·
marankoz neccârları ve hâne neccârları ve tüccârları ve gavvâs-ı bihârları ve F …
Ammâ memdûhât-ı sanâyi‘âtından gemi binâ Y 62b edici marankoz neccârları ve hâne neccârları ve tüccârları ve gavvâs-ı bihârları ve Ferhâd-misâl kûhkenleri ve mermer-bür taşkenler ve mâhî ve murgân sayyâdları ve keştîbân mellâhları ve her esnâf-ı mütenevvi‘anın memdûhu bu şehre mahsûsdur. Ve bu diyârda hâsıl olan harîr-i gûnâ-gûn-ı latîf Bursa'da ve Acem Lahîcân'ında ve Mora cezîresi Kalamatası'nda olmak ihtimâli yokdur. Ve bunda işlenen Sakız atlası ve kemhâsı ve Sakız kîsesi ve elvân elvân akmişe-i fâhiresi Haleb ve Şâm ve Mardin'de yokdur. Ve cemî‘i halkı ehl-i zevkdir. Ayş [u] işrete mâlik cümle erbâb-ı ma‘ârif sâlik garîb-dost halîm ve selîm âdemlerdir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y62a–Y62b ·
metinde göster ·
… getirirler. Cemî‘i vilâyetin benderidir. Ve cümle halkı tüccârdır ve gemi binâ
edici
neccârdır. Ve cemî‘i gılâl ve me’kûlât u meşrûbât ve ahşâbât bu Bulak'da mevcûd …
Ve cemî‘i esvâkları ol kadar izdihâmdır kim âdem deryâsından omuz omuzu sökmez. Zîrâ ekâlîm-i seb‘anın âdemleri bu benderdedir. Cümle yedi iklîm metâ‘ların götürüp getirmededir. Yılda on bin pâre gemi ve kayasa ve cerim ve firkate ve şayka ve kalyeta gelüp Rûm'dan ve Nîl'le Fûncistân'dan metâ‘ getirirler. Cemî‘i vilâyetin benderidir. Ve cümle halkı tüccârdır ve gemi binâ edici neccârdır. Ve cemî‘i gılâl ve me’kûlât u meşrûbât ve ahşâbât bu Bulak'da mevcûd olup ganîmet benderdir. Ve dahi iskele başında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y135a ·
metinde göster ·
: Mısır'ın cemî‘i ayak yolları keriz değildir, cümle kuyulardır. Her sene bu lağ …
Hıref-i lağımcı, ya‘nî beytü'l-halâ tathîr edici: Mısır'ın cemî‘i ayak yolları keriz değildir, cümle kuyulardır. Her sene bu lağımcı esnâf tathîr edüp taşra kömlüğe dökerler. Bu esnâfın dükkânları yokdur, lâkin her sabâh Salîbe'de ve Rûmeli meydânında ve gayrı köşelerde kazma kürekleri ve zenbîlleri ile dururlar. Cümle bin iki yüz âdemdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y168b ·
metinde göster ·
… elüp zevk ederler. Ve niçe yüz hayme ve hargâh ile me’kûlât [u] meşrûbât fürûht
edici
tüccâr gelüp meks edüp azîm ordu-yı bâzâr olur. Ve niçe yüz züvvâr çadırları ge …
Ve bu mevlûd geceleri içün Mısır'ın a‘yân [u] eşrâfları beş on gün mukaddem İmâm Şâfi‘î kasabasında beşer onar guruşa hâneleri îcâr ile dutup ehl [ü] iyâli ve me’kûlât [u] meşrûbâtları ile gelüp zevk ederler. Ve niçe yüz hayme ve hargâh ile me’kûlât [u] meşrûbât fürûht edici tüccâr gelüp meks edüp azîm ordu-yı bâzâr olur. Ve niçe yüz züvvâr çadırları geceler kanâdîller ile ve minâreler ve her hânenin dam [u] bâmları niçe kerre yüz bin kanâdîller ile çerâğân edüp şehri tezyîn ederler. Netîce-i kelâm midhatinde kilk-i dür-nisâr dilim dilimdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y223a ·
metinde göster ·
Türkîce ma‘nâsı: Sen âzâd olmuş kullardan ve yeni yetişmişlerden ve ibâdet
edici
askerden ve yabandan gelüp Arab içinde kalmış Nebat tâ’ifesinden korkun, demekd …
Türkîce ma‘nâsı: Sen âzâd olmuş kullardan ve yeni yetişmişlerden ve ibâdet edici askerden ve yabandan gelüp Arab içinde kalmış Nebat tâ’ifesinden korkun, demekdir. Diğer hatt-ı âhar:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y234a ·
metinde göster ·
… lî'den ve Mısır'dan gelir. Bu diyârın kavmi za‘îf ü nahîf olduklarından zirâ‘at
edici
kavm değillerdir. Yohsa Nîl kenârlarında pembe ve ketân ve bersîm ve simsim [ve …
Nîl içinde bir cezîre-i azîmde şekl-i murabba‘ tula-binâ bir küçük kal‘adır. Fîl inciğinden vâfir toplar atdı. Handakı ve çârsû-yı bâzârdan bir imâret yokdur. Y 402b Ancak minâresiz bir câmi‘i vardır. Bu kal‘a Berberistân hükmünde olmağile Berbere melikine ol kadar hedâyâ geldi kim ta‘bîr olunmaz. Hedâyâ bu diyârlarda bezdir, andan azîz bir şey yokdur, ol dahi Sa‘îd-i âlî'den ve Mısır'dan gelir. Bu diyârın kavmi za‘îf ü nahîf olduklarından zirâ‘at edici kavm değillerdir. Yohsa Nîl kenârlarında pembe ve ketân ve bersîm ve simsim [ve] fûl ve rüz ve ades ekseler altun biter. Ammâ bir alay behâyim makûlesi kuru kadîd ve anîd ü abîd kavmdirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y402a–Y402b ·
metinde göster ·
… e binâ-yı ra‘nâlardır. İlâ'l-ân amâr olmada bir rûşen-âbâd ve bir şehr-i dilşâd
edici
yerdir. Ve serâpâ kârgîr sengîn bünyâd ve tula ve cibs ile âbâd olmuş şehr-i la …
Ve cümle tokuz bin altmış bin büyût-ı zîbâlar ve binâ-yı ra‘nâlardır. İlâ'l-ân amâr olmada bir rûşen-âbâd ve bir şehr-i dilşâd edici yerdir. Ve serâpâ kârgîr sengîn bünyâd ve tula ve cibs ile âbâd olmuş şehr-i latîfdir. Ve sütûhları bi't-tamâm kirec ile mestûrdur. Ve her hânenin ve her sarây-ı âlîlerin bâbları kal‘a kapuları gibi muhteşemâne dervezelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·