Bu tâ’ife-i sayyâdân küheylân atlar üzre ellerinde
Edil
doğanları ve dal doğanları ve sunkur ve toykun ve karçığa ve şâhîn ve zağanos v …
Bu tâ’ife-i sayyâdân küheylân atlar üzre ellerinde Edil doğanları ve dal doğanları ve sunkur ve toykun ve karçığa ve şâhîn ve zağanos ve balaban ve çakır ve taştülek ve devlingec ve karakuş [ve] atmaca ve karagöz nâm bâzlar(lar)iyle tablbâzlarına turralar urarak terkilerinde sayd [ü] şikâr etdikleri kaz ve turna ve turac ve süğlün ve keklik ve çil ve ördek ve sürhâb ve balıkcıl ve toy ve karabatak şekilli avlar ile alayköşkü dibinden ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 190b ·
metinde göster ·
… likdir. Başka kazâsı ve yedi nâhiyesi vardır. Bir kaç kerre Moskov Kazağı karşu
Edil
nehrinden şaykalar ile gelüp Gîlân'ı ve bu Bakü nâhiyelerini nehb ü gâret etmiş …
Ve üç hammâmı var, ammâ Mirza Hân hammâmı gâyet rûşenâ hammâm-ı hoş-hevâdır. Çârsû-yı bâzârı ol kadar müzeyyen değildir. Lâkin sâhil-i bahrde Moskov serhaddi olmağıla güzîde şâhseven ve dizçöken askerleri vardır. Şirvân eyâletinde başka hânlıkdır kim üç bin askere ve on iki hâkime mâlikdir. Başka kazâsı ve yedi nâhiyesi vardır. Bir kaç kerre Moskov Kazağı karşu Edil nehrinden şaykalar ile gelüp Gîlân'ı ve bu Bakü nâhiyelerini nehb ü gâret etmişdir. Zîrâ karşu tarafı üç yüz mil Moskov diyârıdır. Hattâ ol sene bu kal‘ayı Özdemiroğlu Osmân Paşa feth edüp Devlet-i Âl-i Osmân'da Kubâd Paşa hâkim iken Acem'in tahrîkiyle Moskov Kazağı gelüp bu Bakü kal‘asın muhâsara edüp cümle küffâr dendân-ı tîğdan geçüp hâlâ cümle üstühânları sâhil-i bahrde bir püşte-i âlîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 314a ·
metinde göster ·
: Ammâ ru-yı arzda Cenâb-ı Bârî cümleden büyük Moskov diyârında nehr-i azîm Edil …
{Der-sitâyiş-i nehr-i azîm Edil}: Ammâ ru-yı arzda Cenâb-ı Bârî cümleden büyük Moskov diyârında nehr-i azîm Edil'i halk etmişdir kim tulû‘undan gurûbına gelince kırk mil ve elli mil arzı vardır. Ve umkı yigirmi kulaç ve otuz kulaç derindir. İbtidâ tulû‘ı Moskov diyârının cânib-i garbîsinde bahr-i Muhît kenarındaki dağlardan tulû‘ edüp yedi aylık yol cânib-i şarka cereyân edüp Heyhât sahrâsının şark tarafı nihâyetinde bahr-i Haraz'a (---) koldan derya-misâl mahlût olur. Moskov gemileri ve Acem'in Bakü ve Demirkapu ve Gilân gemileri bu nehre girüp Moskov'a tüccâr-ı sevdâgerân götürürler. Hattâ Murâd Hân-ı Sâlis'de Sokollu Mehemmed Paşa kal‘a-i Azak dibinden cereyan eden Ten nehrinin başı, Edil nehrine üç menzil olmağıla nehr-i Edil'den hafirler kazup nehr-i Ten'e mahlût etmeğe iki sene çalışup husûle gelmişken bi-emri Hayy [u] Kadîr şiddet-i şitâ gelüp asker kırılup cümle mühimmât anda kalup Moskov ahz eylemişdir. Eğer ol Edil ile nehr-i Ten birbirine mahlût olsa İslâmbol'dan gemilerle cümle asker-i İslâm cebehâne ve mühimmâtlarıyla Karadeniz'den Azak bahrine, andan nehr-i Ten ile tâ nehr-i Edil'e, andan gemiler ile Acem diyârında Demirkapu'yu ve Bakü'yü ve Şirvân [u] Şemâkı'yı ve Gîlân'ı bî-bâk ü bî-pervâ zabt etmek mümkin idi. Allahümme yessir. Hâlâ mülûk-ı Âl-i Osmân murâd edinse emr-i sehildir. Zîrâ Edil nehrine handaklar varmağa bir sâ‘atlik yer kalmışdır. Nehr-i Edil'in irtifâ‘ı âlîdir. Nehr-i Ten süflîdir. Ol ecilden nehr-i Edil deryâsı kal‘a-i Azağa gelirdi. Bu hakîrin Mehemmed Girây Hân asrında Edil handakları manzûrumuz olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 115a ·
metinde göster ·
… 'de Sokollu Mehemmed Paşa kal‘a-i Azak dibinden cereyan eden Ten nehrinin başı,
Edil
nehrine üç menzil olmağıla nehr-i Edil'den hafirler kazup nehr-i Ten'e mahlût e …
{Der-sitâyiş-i nehr-i azîm Edil}: Ammâ ru-yı arzda Cenâb-ı Bârî cümleden büyük Moskov diyârında nehr-i azîm Edil'i halk etmişdir kim tulû‘undan gurûbına gelince kırk mil ve elli mil arzı vardır. Ve umkı yigirmi kulaç ve otuz kulaç derindir. İbtidâ tulû‘ı Moskov diyârının cânib-i garbîsinde bahr-i Muhît kenarındaki dağlardan tulû‘ edüp yedi aylık yol cânib-i şarka cereyân edüp Heyhât sahrâsının şark tarafı nihâyetinde bahr-i Haraz'a (---) koldan derya-misâl mahlût olur. Moskov gemileri ve Acem'in Bakü ve Demirkapu ve Gilân gemileri bu nehre girüp Moskov'a tüccâr-ı sevdâgerân götürürler. Hattâ Murâd Hân-ı Sâlis'de Sokollu Mehemmed Paşa kal‘a-i Azak dibinden cereyan eden Ten nehrinin başı, Edil nehrine üç menzil olmağıla nehr-i Edil'den hafirler kazup nehr-i Ten'e mahlût etmeğe iki sene çalışup husûle gelmişken bi-emri Hayy [u] Kadîr şiddet-i şitâ gelüp asker kırılup cümle mühimmât anda kalup Moskov ahz eylemişdir. Eğer ol Edil ile nehr-i Ten birbirine mahlût olsa İslâmbol'dan gemilerle cümle asker-i İslâm cebehâne ve mühimmâtlarıyla Karadeniz'den Azak bahrine, andan nehr-i Ten ile tâ nehr-i Edil'e, andan gemiler ile Acem diyârında Demirkapu'yu ve Bakü'yü ve Şirvân [u] Şemâkı'yı ve Gîlân'ı bî-bâk ü bî-pervâ zabt etmek mümkin idi. Allahümme yessir. Hâlâ mülûk-ı Âl-i Osmân murâd edinse emr-i sehildir. Zîrâ Edil nehrine handaklar varmağa bir sâ‘atlik yer kalmışdır. Nehr-i Edil'in irtifâ‘ı âlîdir. Nehr-i Ten süflîdir. Ol ecilden nehr-i Edil deryâsı kal‘a-i Azağa gelirdi. Bu hakîrin Mehemmed Girây Hân asrında Edil handakları manzûrumuz olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 115a ·
metinde göster ·
… tâ gelüp asker kırılup cümle mühimmât anda kalup Moskov ahz eylemişdir. Eğer ol
Edil
ile nehr-i Ten birbirine mahlût olsa İslâmbol'dan gemilerle cümle asker-i İslâm …
{Der-sitâyiş-i nehr-i azîm Edil}: Ammâ ru-yı arzda Cenâb-ı Bârî cümleden büyük Moskov diyârında nehr-i azîm Edil'i halk etmişdir kim tulû‘undan gurûbına gelince kırk mil ve elli mil arzı vardır. Ve umkı yigirmi kulaç ve otuz kulaç derindir. İbtidâ tulû‘ı Moskov diyârının cânib-i garbîsinde bahr-i Muhît kenarındaki dağlardan tulû‘ edüp yedi aylık yol cânib-i şarka cereyân edüp Heyhât sahrâsının şark tarafı nihâyetinde bahr-i Haraz'a (---) koldan derya-misâl mahlût olur. Moskov gemileri ve Acem'in Bakü ve Demirkapu ve Gilân gemileri bu nehre girüp Moskov'a tüccâr-ı sevdâgerân götürürler. Hattâ Murâd Hân-ı Sâlis'de Sokollu Mehemmed Paşa kal‘a-i Azak dibinden cereyan eden Ten nehrinin başı, Edil nehrine üç menzil olmağıla nehr-i Edil'den hafirler kazup nehr-i Ten'e mahlût etmeğe iki sene çalışup husûle gelmişken bi-emri Hayy [u] Kadîr şiddet-i şitâ gelüp asker kırılup cümle mühimmât anda kalup Moskov ahz eylemişdir. Eğer ol Edil ile nehr-i Ten birbirine mahlût olsa İslâmbol'dan gemilerle cümle asker-i İslâm cebehâne ve mühimmâtlarıyla Karadeniz'den Azak bahrine, andan nehr-i Ten ile tâ nehr-i Edil'e, andan gemiler ile Acem diyârında Demirkapu'yu ve Bakü'yü ve Şirvân [u] Şemâkı'yı ve Gîlân'ı bî-bâk ü bî-pervâ zabt etmek mümkin idi. Allahümme yessir. Hâlâ mülûk-ı Âl-i Osmân murâd edinse emr-i sehildir. Zîrâ Edil nehrine handaklar varmağa bir sâ‘atlik yer kalmışdır. Nehr-i Edil'in irtifâ‘ı âlîdir. Nehr-i Ten süflîdir. Ol ecilden nehr-i Edil deryâsı kal‘a-i Azağa gelirdi. Bu hakîrin Mehemmed Girây Hân asrında Edil handakları manzûrumuz olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 115a ·
metinde göster ·
nehrine handaklar varmağa bir sâ‘atlik yer kalmışdır. Nehr-i Edil'in irtifâ‘ı â …
{Der-sitâyiş-i nehr-i azîm Edil}: Ammâ ru-yı arzda Cenâb-ı Bârî cümleden büyük Moskov diyârında nehr-i azîm Edil'i halk etmişdir kim tulû‘undan gurûbına gelince kırk mil ve elli mil arzı vardır. Ve umkı yigirmi kulaç ve otuz kulaç derindir. İbtidâ tulû‘ı Moskov diyârının cânib-i garbîsinde bahr-i Muhît kenarındaki dağlardan tulû‘ edüp yedi aylık yol cânib-i şarka cereyân edüp Heyhât sahrâsının şark tarafı nihâyetinde bahr-i Haraz'a (---) koldan derya-misâl mahlût olur. Moskov gemileri ve Acem'in Bakü ve Demirkapu ve Gilân gemileri bu nehre girüp Moskov'a tüccâr-ı sevdâgerân götürürler. Hattâ Murâd Hân-ı Sâlis'de Sokollu Mehemmed Paşa kal‘a-i Azak dibinden cereyan eden Ten nehrinin başı, Edil nehrine üç menzil olmağıla nehr-i Edil'den hafirler kazup nehr-i Ten'e mahlût etmeğe iki sene çalışup husûle gelmişken bi-emri Hayy [u] Kadîr şiddet-i şitâ gelüp asker kırılup cümle mühimmât anda kalup Moskov ahz eylemişdir. Eğer ol Edil ile nehr-i Ten birbirine mahlût olsa İslâmbol'dan gemilerle cümle asker-i İslâm cebehâne ve mühimmâtlarıyla Karadeniz'den Azak bahrine, andan nehr-i Ten ile tâ nehr-i Edil'e, andan gemiler ile Acem diyârında Demirkapu'yu ve Bakü'yü ve Şirvân [u] Şemâkı'yı ve Gîlân'ı bî-bâk ü bî-pervâ zabt etmek mümkin idi. Allahümme yessir. Hâlâ mülûk-ı Âl-i Osmân murâd edinse emr-i sehildir. Zîrâ Edil nehrine handaklar varmağa bir sâ‘atlik yer kalmışdır. Nehr-i Edil'in irtifâ‘ı âlîdir. Nehr-i Ten süflîdir. Ol ecilden nehr-i Edil deryâsı kal‘a-i Azağa gelirdi. Bu hakîrin Mehemmed Girây Hân asrında Edil handakları manzûrumuz olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 115a ·
metinde göster ·
… lmışdır. Nehr-i Edil'in irtifâ‘ı âlîdir. Nehr-i Ten süflîdir. Ol ecilden nehr-i
Edil
deryâsı kal‘a-i Azağa gelirdi. Bu hakîrin Mehemmed Girây Hân asrında Edil handa …
{Der-sitâyiş-i nehr-i azîm Edil}: Ammâ ru-yı arzda Cenâb-ı Bârî cümleden büyük Moskov diyârında nehr-i azîm Edil'i halk etmişdir kim tulû‘undan gurûbına gelince kırk mil ve elli mil arzı vardır. Ve umkı yigirmi kulaç ve otuz kulaç derindir. İbtidâ tulû‘ı Moskov diyârının cânib-i garbîsinde bahr-i Muhît kenarındaki dağlardan tulû‘ edüp yedi aylık yol cânib-i şarka cereyân edüp Heyhât sahrâsının şark tarafı nihâyetinde bahr-i Haraz'a (---) koldan derya-misâl mahlût olur. Moskov gemileri ve Acem'in Bakü ve Demirkapu ve Gilân gemileri bu nehre girüp Moskov'a tüccâr-ı sevdâgerân götürürler. Hattâ Murâd Hân-ı Sâlis'de Sokollu Mehemmed Paşa kal‘a-i Azak dibinden cereyan eden Ten nehrinin başı, Edil nehrine üç menzil olmağıla nehr-i Edil'den hafirler kazup nehr-i Ten'e mahlût etmeğe iki sene çalışup husûle gelmişken bi-emri Hayy [u] Kadîr şiddet-i şitâ gelüp asker kırılup cümle mühimmât anda kalup Moskov ahz eylemişdir. Eğer ol Edil ile nehr-i Ten birbirine mahlût olsa İslâmbol'dan gemilerle cümle asker-i İslâm cebehâne ve mühimmâtlarıyla Karadeniz'den Azak bahrine, andan nehr-i Ten ile tâ nehr-i Edil'e, andan gemiler ile Acem diyârında Demirkapu'yu ve Bakü'yü ve Şirvân [u] Şemâkı'yı ve Gîlân'ı bî-bâk ü bî-pervâ zabt etmek mümkin idi. Allahümme yessir. Hâlâ mülûk-ı Âl-i Osmân murâd edinse emr-i sehildir. Zîrâ Edil nehrine handaklar varmağa bir sâ‘atlik yer kalmışdır. Nehr-i Edil'in irtifâ‘ı âlîdir. Nehr-i Ten süflîdir. Ol ecilden nehr-i Edil deryâsı kal‘a-i Azağa gelirdi. Bu hakîrin Mehemmed Girây Hân asrında Edil handakları manzûrumuz olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 115a ·
metinde göster ·
… ehr-i Edil deryâsı kal‘a-i Azağa gelirdi. Bu hakîrin Mehemmed Girây Hân asrında
Edil
handakları manzûrumuz olmuşdur.
{Der-sitâyiş-i nehr-i azîm Edil}: Ammâ ru-yı arzda Cenâb-ı Bârî cümleden büyük Moskov diyârında nehr-i azîm Edil'i halk etmişdir kim tulû‘undan gurûbına gelince kırk mil ve elli mil arzı vardır. Ve umkı yigirmi kulaç ve otuz kulaç derindir. İbtidâ tulû‘ı Moskov diyârının cânib-i garbîsinde bahr-i Muhît kenarındaki dağlardan tulû‘ edüp yedi aylık yol cânib-i şarka cereyân edüp Heyhât sahrâsının şark tarafı nihâyetinde bahr-i Haraz'a (---) koldan derya-misâl mahlût olur. Moskov gemileri ve Acem'in Bakü ve Demirkapu ve Gilân gemileri bu nehre girüp Moskov'a tüccâr-ı sevdâgerân götürürler. Hattâ Murâd Hân-ı Sâlis'de Sokollu Mehemmed Paşa kal‘a-i Azak dibinden cereyan eden Ten nehrinin başı, Edil nehrine üç menzil olmağıla nehr-i Edil'den hafirler kazup nehr-i Ten'e mahlût etmeğe iki sene çalışup husûle gelmişken bi-emri Hayy [u] Kadîr şiddet-i şitâ gelüp asker kırılup cümle mühimmât anda kalup Moskov ahz eylemişdir. Eğer ol Edil ile nehr-i Ten birbirine mahlût olsa İslâmbol'dan gemilerle cümle asker-i İslâm cebehâne ve mühimmâtlarıyla Karadeniz'den Azak bahrine, andan nehr-i Ten ile tâ nehr-i Edil'e, andan gemiler ile Acem diyârında Demirkapu'yu ve Bakü'yü ve Şirvân [u] Şemâkı'yı ve Gîlân'ı bî-bâk ü bî-pervâ zabt etmek mümkin idi. Allahümme yessir. Hâlâ mülûk-ı Âl-i Osmân murâd edinse emr-i sehildir. Zîrâ Edil nehrine handaklar varmağa bir sâ‘atlik yer kalmışdır. Nehr-i Edil'in irtifâ‘ı âlîdir. Nehr-i Ten süflîdir. Ol ecilden nehr-i Edil deryâsı kal‘a-i Azağa gelirdi. Bu hakîrin Mehemmed Girây Hân asrında Edil handakları manzûrumuz olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 115a ·
metinde göster ·
… n ve Dağıstân mâbeynehümâlarında Tabesarây ve Heyhat sahrâsını ubûr edüp nehr-i
Edil
kenârında hâlâ diyâr-ı Maskov'da şehr-i Sarây ve Rûm'da Vize Sarâyı (---)(---) …
Bu rûy-ı arzda evvelâ Sarây isimli (---) aded şehr-i Sarây vardır. Evvelâ Anadolu'da Aksarây ve Acem ile Gürcistân ve Dağıstân mâbeynehümâlarında Tabesarây ve Heyhat sahrâsını ubûr edüp nehr-i Edil kenârında hâlâ diyâr-ı Maskov'da şehr-i Sarây ve Rûm'da Vize Sarâyı (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 132a ·
metinde göster ·
… ları tabur yapmağa demirden zencîrler ile bağlı arabaları var. Hâlâ nehr-i azîm
Edil
suyun cümle gemilerle geçüp Heyhât sahrâsı içinden ibtidâ Kırım'a varup andan k …
"Pâdişâhım, işde üç kerre yüz bin Maskov küffârı Vezîr Şeremet Ban ile ‘Hân seferdedir, ve Kırım boşdur’ deyü cümle küffâr Kırım vilâyeti üzre gitmededirler. İki yüz pâre topları var ve iki kerre yüz bin aded kâmil Kalmık kâfirleri imdâdları var. Cümle beş kerre yüz bin kâfir oldu ve yüz binden ziyâde bârhâne götürmeğe ve kondukları yere arabaları tabur yapmağa demirden zencîrler ile bağlı arabaları var. Hâlâ nehr-i azîm Edil suyun cümle gemilerle geçüp Heyhât sahrâsı içinden ibtidâ Kırım'a varup andan kal‘a-i Azağ'a gelüp Azağı ve Kazağı alsa gerek. Hâlâ Maskov'un (---) nâm kal‘ası üzre deryâ-misâl leşker ile gitmededirler. Bilin, âgâh olun, ana göre pâdişâhım bir tedârik görün. Bolay kim bu kâfire bir kırlıkda ve Heyhât sahrâsı çölünde râst gelesiz" deyü Hân hazretlerine Maskov'un Heşdek müselmânlarından böyle haber gelince Hân-ı âlîşân şâd-ı handân olup cemî‘i iş erleri kart kişiler ve kart atalıklar ve ot ağaları ile müşâvere edüp fi'l-hâl kendü yanında olan seksen yedi bin aded Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikârlarının cümle üsârâları ve mâl-ı ganâ’imlerin Kırım'a gönderdi, zîrâ Kırım Tatar ılgarıyla bir merhale yer kalmışdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 112a ·
metinde göster ·
"Belî, evvel iki kerre yüz bin Kalmık askeri bile idi. Sonra
Edil
suyu kenârında Moyinçak Şâh nâm pâdişâhları hasta olup babası olan Taysı Şâh, ‘ …
"Belî, evvel iki kerre yüz bin Kalmık askeri bile idi. Sonra Edil suyu kenârında Moyinçak Şâh nâm pâdişâhları hasta olup babası olan Taysı Şâh, ‘Oğlum hastadır, seferi bırağup gelesiz’ deyü Kalmığ'a haber gelince Kalmık dahi Şeremet Ban'dan izin istediklerinde izin vermeyüp mâl istediler mâl dahi vermeyüp inâd-ı muhâlefet etdiği ecilden Kalmık dahi Şeremet Ban'a küsüp yedi gündür Heyhât sahrâsına gitdiler" deyü Hân'a şâfî haber verdiklerinde derhâl bu kâfirlerin yigirmisin de dendân-ı tîğ ile murâdlarına ergirdiler, cân-ı habîslerini nîrâna gönderdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 112b ·
metinde göster ·
… bu şehre Sarây demesinin bir aslı dahi ibtidâ Cuci Hân diyâr-ı Mesköv'de nehr-i
Edil
kenârındaki Sarây şehrinden gelüp bu şehri amâr edüp nâmına Bâğçesarây dediler. …
Ve bu şehre Sarây demesinin bir aslı dahi ibtidâ Cuci Hân diyâr-ı Mesköv'de nehr-i Edil kenârındaki Sarây şehrinden gelüp bu şehri amâr edüp nâmına Bâğçesarây dediler. Ve bu şehrin tâ ortasındaki cereyân eden Salâcık şehrinden gelen Aşlama suyu gâyet müsta‘mel su olduğundan Çürüksu derler. Niçe değirmenleri deverân etdirüp ve niçe bin muzahrafât kâzûrâtları götürüp şehrin cânib-i garbî aşağısında cebehânelere ve niçe âsiyâb-ı mâlara ve niçe müşebbek bostânlara uğrayup Eski Yurd'a gider. Ba‘dehu andan aşağı nehr-i Kaçı’ya mahlût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 124b ·
metinde göster ·
Ve yine keşişleme cânibi kûh-ı Elburz kurbunda Tavustân Süleymân aşîretidir. Ve yine garbîsi tarafı Çerkezistân'dır. Ve yine şimâl tarafı Maskov'un Terek kal‘ası ve Ejderhân ve Alatır vilâyetleridir. Ammâ yıldız rûzgârı tarafı Heyhât sahrâsıdır kim Kalmığistân vilâyetleridir. Tâ Takühân'a ve tâ nehr-i Edil kenârında şehr-i Sarây'da nihâyet bulur Heyhât-ı deşt-i Kıpçak'dır. Kavm-i Noğay ve kavm-i Kılmah'ın çerâgâhları ve cevelângâhları bir vâdî-i hâmûndur kim nihâyeti yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 162a ·
metinde göster ·
… . Eğer su’âl olunursa Maskov vilâyeti Heyhât sahrâsının şimâli tarafında nehr-i
Edil
ve nehr-i Cayığ'ın öte tarafındadır, bu Dağıstân pâdişâhı ülkesinde nice kal‘a …
Hâlâ bu Başdepe nâm mahal Terek kal‘ası hudûdunda Maskov kralı hükmündedir. Eğer su’âl olunursa Maskov vilâyeti Heyhât sahrâsının şimâli tarafında nehr-i Edil ve nehr-i Cayığ'ın öte tarafındadır, bu Dağıstân pâdişâhı ülkesinde nice kal‘a ve nevâhî ve hâk-i pâke nice mâlik olabilir derse, nehr-i Edil ile donanması akup Bahr-i Harez'e girüp andan gemilerle Dağıstân çetinde Terek kal‘asına ve niçe kend [ü] nevâhîlere mâlikdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 162a ·
metinde göster ·
Hâlâ bu Başdepe nâm mahal Terek kal‘ası hudûdunda Maskov kralı hükmündedir. Eğer su’âl olunursa Maskov vilâyeti Heyhât sahrâsının şimâli tarafında nehr-i Edil ve nehr-i Cayığ'ın öte tarafındadır, bu Dağıstân pâdişâhı ülkesinde nice kal‘a ve nevâhî ve hâk-i pâke nice mâlik olabilir derse, nehr-i Edil ile donanması akup Bahr-i Harez'e girüp andan gemilerle Dağıstân çetinde Terek kal‘asına ve niçe kend [ü] nevâhîlere mâlikdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 162a ·
metinde göster ·
… lp Baymirza'dır. A‘yânları şehir içre olurlar. Niçe bini şehir hâricinde nehr-i
Edil
kenârında obalarıyla sâkin olurlar. Bunların dahi aslı Tatar'dır. Hemân Noğay g …
"Âdem senin ne çok pâdişâh dostların var. Sen bir ma‘lûm âdemsin" deyü hakîre ta‘zîm edüp me’kûlât [ü] meşrûbâtılarımız ile bir sarâyı konak verdi. Ammâ bir söz anlar bir kapudandır kim yigirmi bin askere ve yigirmi bin Heşdek müselmânları re‘âyâ-yı ümmet-i Muhammed'e mâlikdir kim şeb [ü] rûz Kalmık Tatarlarıyla ceng-i azîm ederler. Lâkin bu Heşdek re‘âyâsı olan ümmet-i Muhammedlerin üzerlerine hâkimleri yine kendülerden Kazan Alp Baymirza'dır. A‘yânları şehir içre olurlar. Niçe bini şehir hâricinde nehr-i Edil kenârında obalarıyla sâkin olurlar. Bunların dahi aslı Tatar'dır. Hemân Noğay gibi obalarıyla konup göçerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 168a ·
metinde göster ·
… rla ve Aksu ve Süd suyu ve Özi suyu ve Muş suyu ve Ten suyu Azak dibindedir. Bu
Edil
suyu ile Ten suyunun mâbeynleri bir konak yerdir. Ammâ bu mezkûr suların cümles …
Andan Ceyhûn ve Seyhûn ve Cihân-ı Rûm ve Araz ve Kür suyu ve Rûm'da Sava ve Drava ve Arda ve Meriç ve Tunca ve Tise ve Turla ve Aksu ve Süd suyu ve Özi suyu ve Muş suyu ve Ten suyu Azak dibindedir. Bu Edil suyu ile Ten suyunun mâbeynleri bir konak yerdir. Ammâ bu mezkûr suların cümlesinden azîm hakkâ ki bu Edil nehridir kim bundan azîm nehri hakîr gördüğüm yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 168b ·
metinde göster ·
… âbeynleri bir konak yerdir. Ammâ bu mezkûr suların cümlesinden azîm hakkâ ki bu
Edil
nehridir kim bundan azîm nehri hakîr gördüğüm yokdur.
Andan Ceyhûn ve Seyhûn ve Cihân-ı Rûm ve Araz ve Kür suyu ve Rûm'da Sava ve Drava ve Arda ve Meriç ve Tunca ve Tise ve Turla ve Aksu ve Süd suyu ve Özi suyu ve Muş suyu ve Ten suyu Azak dibindedir. Bu Edil suyu ile Ten suyunun mâbeynleri bir konak yerdir. Ammâ bu mezkûr suların cümlesinden azîm hakkâ ki bu Edil nehridir kim bundan azîm nehri hakîr gördüğüm yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 168b ·
metinde göster ·
… isre ve İbrâ’îl vilâyetleri önlerinde nehr-i Tuna dahi derindir, ammâ bu nehr-i
Edil
yigirmi ve yigirmi beş ve otuz mîl enli yerleri vardır. Ammâ kavm-i Heşdeklerin …
İbtidâ menba‘ı Maskov memleketinden gelüp Bahr-i Harez'e, ya‘nî Şirvân ve Gîlân ve Demirkapu denizine kırk yerden deryâ gibi olup girir. Her fırkasından niçe bin pâre gemiler diyâr-ı Maskov'a gidüp gelirler. Rûy-i arzda Nîl ve Etil'den lezîz ve amîk su yokdur. Lâkin nehr-i Tuna İshakçı ve Silisre ve İbrâ’îl vilâyetleri önlerinde nehr-i Tuna dahi derindir, ammâ bu nehr-i Edil yigirmi ve yigirmi beş ve otuz mîl enli yerleri vardır. Ammâ kavm-i Heşdeklerin rivâyetleri üzre altmış yetmiş mîl enli yerleri vardır deyü nakl etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 168b ·
metinde göster ·
… Baba Mansûr za‘îf ü nahîf olmak ile helâk mertebesine varup kâmil on gün nehr-i
Edil
kenârınca cânib-i şimâle gitdik. On birinci gün,
Ammâ bu mahallerde rûz-ı Kâsıma râst gelüp yedinci iklîm olmak ile ol kadar şiddet-i şitâlar çekmeğe başladık kim refîklerimizden Hindî Baba Mansûr za‘îf ü nahîf olmak ile helâk mertebesine varup kâmil on gün nehr-i Edil kenârınca cânib-i şimâle gitdik. On birinci gün,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 168b ·
metinde göster ·
… âyet-i Gîlân'dır kim bâlâda evsâfı tahrîr olmuşdur. Ammâ bu şehr-i Sarây nehr-i
Edil
kenârında iskele olmak ile amâr olmuşdur. Nehr-i Edil bu şehrin şimâlinden ve g …
Şekl-i zemîn-i şehr-i Sarây: Müverrihân-ı Acem Gîlân deryâsına Bahr-i Harez derler. Bu şehr-i Sarây Bahr-i Harez'in kenârından iki merhale yer ba‘îd cânib-i şimâlde nehr-i Edil-i azîm kenârında bir sevâd-ı azîm imiş. Hâlâ ol kadar amâr değildir. Andan Bahr-i Gîlân şehr-i Sarây'ın cânib-i şarkîsindedir ve ummân-ı Harez'in karşu tarafında üç yüz mîl Acem vilâyetinde vilâyet-i Gîlân'dır kim bâlâda evsâfı tahrîr olmuşdur. Ammâ bu şehr-i Sarây nehr-i Edil kenârında iskele olmak ile amâr olmuşdur. Nehr-i Edil bu şehrin şimâlinden ve garbından cereyân ederek gelüp Sarây'dan aşağı cenûba akup iki günden Bahr-i Harez'e bir fırkası mahlût olur. Nehr-i Edil kırk yerden Bahr-i Harez'e 169a mahlût olduğu bâlâda mevsûfdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 168b–169a ·
metinde göster ·
… mâ bu şehr-i Sarây nehr-i Edil kenârında iskele olmak ile amâr olmuşdur. Nehr-i
Edil
bu şehrin şimâlinden ve garbından cereyân ederek gelüp Sarây'dan aşağı cenûba a …
Şekl-i zemîn-i şehr-i Sarây: Müverrihân-ı Acem Gîlân deryâsına Bahr-i Harez derler. Bu şehr-i Sarây Bahr-i Harez'in kenârından iki merhale yer ba‘îd cânib-i şimâlde nehr-i Edil-i azîm kenârında bir sevâd-ı azîm imiş. Hâlâ ol kadar amâr değildir. Andan Bahr-i Gîlân şehr-i Sarây'ın cânib-i şarkîsindedir ve ummân-ı Harez'in karşu tarafında üç yüz mîl Acem vilâyetinde vilâyet-i Gîlân'dır kim bâlâda evsâfı tahrîr olmuşdur. Ammâ bu şehr-i Sarây nehr-i Edil kenârında iskele olmak ile amâr olmuşdur. Nehr-i Edil bu şehrin şimâlinden ve garbından cereyân ederek gelüp Sarây'dan aşağı cenûba akup iki günden Bahr-i Harez'e bir fırkası mahlût olur. Nehr-i Edil kırk yerden Bahr-i Harez'e 169a mahlût olduğu bâlâda mevsûfdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 168b–169a ·
metinde göster ·
… dan aşağı cenûba akup iki günden Bahr-i Harez'e bir fırkası mahlût olur. Nehr-i
Edil
kırk yerden Bahr-i Harez'e 169a mahlût olduğu bâlâda mevsûfdur.
Şekl-i zemîn-i şehr-i Sarây: Müverrihân-ı Acem Gîlân deryâsına Bahr-i Harez derler. Bu şehr-i Sarây Bahr-i Harez'in kenârından iki merhale yer ba‘îd cânib-i şimâlde nehr-i Edil-i azîm kenârında bir sevâd-ı azîm imiş. Hâlâ ol kadar amâr değildir. Andan Bahr-i Gîlân şehr-i Sarây'ın cânib-i şarkîsindedir ve ummân-ı Harez'in karşu tarafında üç yüz mîl Acem vilâyetinde vilâyet-i Gîlân'dır kim bâlâda evsâfı tahrîr olmuşdur. Ammâ bu şehr-i Sarây nehr-i Edil kenârında iskele olmak ile amâr olmuşdur. Nehr-i Edil bu şehrin şimâlinden ve garbından cereyân ederek gelüp Sarây'dan aşağı cenûba akup iki günden Bahr-i Harez'e bir fırkası mahlût olur. Nehr-i Edil kırk yerden Bahr-i Harez'e 169a mahlût olduğu bâlâda mevsûfdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 168b–169a ·
metinde göster ·
… kdir. Başka vezîr nâmında kapudan hâkimi vardır. Ve başka kırk pâre gemi sâhibi
Edil
nehri kapudanı vardır kim üç bin Kazak keştîbân cünûd-ı cünüblere mâlikdir.
Hâlâ dest-i Maskov'dadır, ammâ cümle re‘â[yâ]sı ve berâyâsı ve askerîsinin nısfı kavm-i Heşdek Tatarıdır kim mü’min ve muvahhid müslimlerdir. Ve nısf-ı askerîsi Maskov keferesidir kim cümle müslim ve kefere (---) aded güzîde leşkere mâlikdir. Başka vezîr nâmında kapudan hâkimi vardır. Ve başka kırk pâre gemi sâhibi Edil nehri kapudanı vardır kim üç bin Kazak keştîbân cünûd-ı cünüblere mâlikdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 169a ·
metinde göster ·
İklîm-i sâbi‘de Âl-i Osmân'ın hükmü Özdemiroğlu Osmân Paşa varduğu nehr-i
Edil
kenârıdır kim kal‘a-i Azak ile müşâ olduğundan Âl-i Osmân yedi iklîme hükm eder …
İklîm-i sâbi‘de Âl-i Osmân'ın hükmü Özdemiroğlu Osmân Paşa varduğu nehr-i Edil kenârıdır kim kal‘a-i Azak ile müşâ olduğundan Âl-i Osmân yedi iklîme hükm eder kim bir pâdişâh-ı zevi'l-iktidâra hâlâ müyesser olmamışdır. İlâ inkırâzı'd-devrân devlet-i Âl-i Osmâniyân mü’ebbed ola. Hattâ Özdemirzâde Osmân Paşa bu şehr-i Sarây'a mâlik olmuşdu, ammâ yine Maskov kralı istîlâ eyleyüp hâlâ hükm eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 169b ·
metinde göster ·
kenârında bir bâğ-ı hıyâbân içre bir çemenzâr soffa üzre medfûndur. Merkadinin …
Ziyâret-i Tahmûres Hân ibn Hûşeng Şâh: Nehr-i Edil kenârında bir bâğ-ı hıyâbân içre bir çemenzâr soffa üzre medfûndur. Merkadinin kaddi kâmil yetmiş yedi hatvedir kim dâ’iren-mâdâr somâkî sandûka içinde medfûndur. Bunun dahi seng-i mezârında abâ vü ecdâdıyla ve müddet-i saltanatı ile târîhi böyle tahrîr olunmuşdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 170b ·
metinde göster ·
… mâ kabri ol kadar tavîl değildir. Andan bir hayli mesâfe-i ba‘îde yerde, nehr-i
Edil
kenârında,
Ziyâret-i Toluy Hân: Bu Sarây şehrinde bir serâmed sivri kubbede medfûndur, ammâ kabri ol kadar tavîl değildir. Andan bir hayli mesâfe-i ba‘îde yerde, nehr-i Edil kenârında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 170b ·
metinde göster ·
kenârında hükm-i Maskov'da başka banlık kal‘adır kim on bin Mujik Kazağı ve on …
Bu dahi nehr-i Edil kenârında hükm-i Maskov'da başka banlık kal‘adır kim on bin Mujik Kazağı ve on bin Heşdek Tatarı ve bin kadar Kalmık Tatarı askere mâlik kal‘adır. Cümle yigirmi dörd sâ‘atde yigirmi dörd kapusu vardır. Çârsû-yı bâzârı ol kadar müzeyyen değildir, ammâ kenîse ve manastırlarının imâretleri aşk olsun zîrâ Balu Hân Gâzî asrında bu kenîseler cümle cevâmi‘ ve mesâcidler imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 172a ·
metinde göster ·
Bu şehr-i Balu Hân'ı dahi seyr [ü] temâşâ edüp yine nehr-i
Edil
kenârıyla taraf-ı şimâle bir gün gidüp yine şiddet-i anâ çekerek Mujik kâfiri i …
Bu şehr-i Balu Hân'ı dahi seyr [ü] temâşâ edüp yine nehr-i Edil kenârıyla taraf-ı şimâle bir gün gidüp yine şiddet-i anâ çekerek Mujik kâfiri içinde gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 172b ·
metinde göster ·
… s-ı şerîfi hükmü üzre a‘yân-ı kibârıyla müşâvere ederken bir Tatar gelüp "Hânım
Edil
suyu bu gece kıstadı", ya‘nî dondu deyü haber getirdikde hemân Timur Hân nehr-i …
"Bu diyârda ne kârım vardır" deyü Monla Nasreddîn-i Akşehrî ve (---)(---) ulemâlar ile Arapça nass-ı şerîfi hükmü üzre a‘yân-ı kibârıyla müşâvere ederken bir Tatar gelüp "Hânım Edil suyu bu gece kıstadı", ya‘nî dondu deyü haber getirdikde hemân Timur Hân nehr-i Edil'i buzlap âsân vech ile ubûr edüp gerüye döndü. Bu Mujik şehrinden içeri Maskov'a girmedi, döndü ve gitdi. Ammâ bu şehr-i Mujik dahi niçe zamân mu‘attal yatup ba‘dehu Maskov krallarından Serbaniska nâm kral-ı dâll amâr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 172b ·
metinde göster ·
: Bâlâda mevsûfdur. Ammâ bu rûy-i 173a arz yedi deryâ ortasında yüz seksen yed …
Evsâf-ı nehr-i Edil: Bâlâda mevsûfdur. Ammâ bu rûy-i 173a arz yedi deryâ ortasında yüz seksen yedi bin mîl ihâta eder bir cezîr[e-i] dünyâ-yı mu‘azzamdır. Bu dünyâ içre Cenâb-ı Allâh bu nehr-i Edil gibi nehr-i azîm halk etmemişdir. Ba‘zı yeri kırk elli mîl ve ba‘zı dar boğazları (...) otuz mîldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 172b–173a ·
metinde göster ·
… eder bir cezîr[e-i] dünyâ-yı mu‘azzamdır. Bu dünyâ içre Cenâb-ı Allâh bu nehr-i
Edil
gibi nehr-i azîm halk etmemişdir. Ba‘zı yeri kırk elli mîl ve ba‘zı dar boğazla …
Evsâf-ı nehr-i Edil: Bâlâda mevsûfdur. Ammâ bu rûy-i 173a arz yedi deryâ ortasında yüz seksen yedi bin mîl ihâta eder bir cezîr[e-i] dünyâ-yı mu‘azzamdır. Bu dünyâ içre Cenâb-ı Allâh bu nehr-i Edil gibi nehr-i azîm halk etmemişdir. Ba‘zı yeri kırk elli mîl ve ba‘zı dar boğazları (...) otuz mîldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 172b–173a ·
metinde göster ·
… e yüz bin Hıristiyânlarımız kırup bir şehzâdemiz katl edüp birin esîr edüp işde
Edil
suyun karşu geçdiler. Hele ben pâdişâhınıza varırsam bu Kalmık içün neler söyle …
"Sakının bunları Azağ'a koman. Azak Kazağıyla bir olup Azağ'ı elinizden alırlar, zîrâ bunlar eylik bilmez bir kavimdir. Bizim bu kadar yüz yıldan berü re‘âyâlarımızken işde şimdi isyân edüp iki kerre yüz bin Hıristiyânlarımız kırup bir şehzâdemiz katl edüp birin esîr edüp işde Edil suyun karşu geçdiler. Hele ben pâdişâhınıza varırsam bu Kalmık içün neler söyleyim" deyü elçi gazab-âlûd olup kükredi. Ve gürûh gürûh niçe bin kavm-i Heşdek nehr-i Edil'i geçerlerdi. Bundan sonra küffâr bu Heşdek'e bir söz söylemeğe kâdir olmadılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 173b ·
metinde göster ·
… , yüz elli bini bizim kralımızın bir oğlun öldürüp ve bir şehzâdemizi esîr edüp
Edil
suyun karşu Heyhât sahrâsına geçüp Osmânlı hudûduna girüp kaldılar. Biz de üzer …
"Şimden gerü siz bana râst geldiniz, hikmet oldu. Ba‘de'l-yevm siz bize lâzımsız. Mukaddemâ bu kardaşımız küçük elçilik ile Âl-i Osmân'a gitse gerek idi, ammâ şimdi gayri iş zuhûr edüp şehinşâh kralım beni büyük elçi ta‘yîn eyleyüp bin külçe envâ‘ından kürkler ve bir külçe tahta semmûr kürkler ve bin çift balık dişi ve elli çift doğan ve sunkur ve toykun kuşları ve iki bin çift la‘l-gûn telatinler ve bin külçe dâne semmûrlar ve üç çift beyâz semmûr kürkleri ve üç çift siyâh tilki kürkleri ve bir kantâr şemmâme amberler ve niçe bin gûne tuhaf u tefârûklardan mâ‘adâ pâdişâhınıza yüz kîse altun ve vüzerâ ve ulemâlarına ve gayri ser-i kârda olan a‘yân-ı kibârlara dahi gûnâ-gûn hedâyâlar ile yüz kîse altun dahi anlara götürürüm, zîrâ geçen günlerde bizim re‘âyâlarımızdan olan Heşdek kavminin yüz, yüz elli bini bizim kralımızın bir oğlun öldürüp ve bir şehzâdemizi esîr edüp Edil suyun karşu Heyhât sahrâsına geçüp Osmânlı hudûduna girüp kaldılar. Biz de üzerlerine asker çeküp varup savaş eylesek Osmânlıyla sulha muğâyir iş eylemiş oluruz. İmdi şimdi bu kadar hedâ-yı tuhaflar ile Osmânlıya gidüp şehzâdemizin leşin ve esîr olanı istemeğe gideriz. Besbelli siz Osmânlının bir vâcibü'r-ri‘âyâ kimesnesisiz. Ben sizin gibi âdemi gökde ararken yerde buldum. Elbette kralımıza gitmeden fâriğ olup bizimle kal‘a-i Azağ'a andan Devlet-i Osmânlıya bile gidüp niçe niçe işlerimize delâlet edüp hizmet-i şehinşâhımızda bulunup kraldan ziyâde lütfumuz görürsüz" deyüp hakîre ricâlar etdi. Hakîrin de cânına minnet ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 174b ·
metinde göster ·
… ddet-i şitâyı çekerek, ba‘zı kirmenlere(?) konarak on birinci günde yine nehr-i
Edil
kenârına geldik, ammâ yine Kalmık Tatarları havflerin çekmeğe başladık.
Evvelâ sergüzeşt [ü] serencâmımız ne dırâz edelim. Bu elçi on bin askeriyle acele üzre şehzâdesin halâsa gidüp on gün on gece Heyhât sahrâsı içre ol şiddet-i şitâyı çekerek, ba‘zı kirmenlere(?) konarak on birinci günde yine nehr-i Edil kenârına geldik, ammâ yine Kalmık Tatarları havflerin çekmeğe başladık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 174b ·
metinde göster ·
Bu mahalle Türk Or'u, ya‘nî Osmânlı handakı denmesinin vech-i tesmiyesi oldur kim sene 976 târîhinde Sultân Selîm-i Sânî asrında Sokollu vezîr-i a‘zamın re’y [ü] tedbîriyle Acem şâhından intikâm alup Şirvân ve Şamâkî ve Demirkapu ve Bakü kal‘alarında muhâfazada olan Özdemiroğlu Osmân Paşa'ya ve Hâdım Ca‘fer Paşa'ya ve Cığalzâde'ye ve Koca Ferhâd Paşa'ya imdâd ve mühimmât u levâzımât gitmesi âsân olmak içün Karadeniz'den gemiler cebehâne götürüp Azağ'a gide, andan nehr-i Ten ile şayka gemiler nehr-i Ten'in nehr-i Edil'e yakın yerine gemiler varup nehr-i Ten ile nehr-i Edil'in mâbeynleri bir günlük, iki nehri birbirlerine mahlût etmek içün Kefe paşası Çerkes Kâsım Paşa'yı ve Kırım hânı Semiz Mehemmed Geray'ı ve Eflak ve Boğdan askerlerin cümle 175a yüz bin kadar yer götürmez asker olup bu kadar kerre yüz bin aded kazma ve tahta ve balta ve külüng ve kürek ve niçe gûne mühimmât ve cebehâne ve yüz aded şâhî toplar ve gayri yüz bin gûne levâzımâtlar ile yüz bin asker ile bu şimdi bizim konduğumuz Türk Or'u nâm mahalde nehr-i Edil kenârında asker-i İslâm meks edüp ibtidâ düşmandan emîn olmalarıyçün bir tabur-ı azîm kazup cümle asâkir-i İslâm girüp nehr-i Edil'in bir kolun kazmağa başlayup kâmil sekiz ay Edil ile nehr-i Ten'in beynlerin kazup yemîn ü yesârına dağlar gibi handakın türâbların yığmışlar ve nehr-i Ten'i kâmil iki konak yere deryâ gibi getirmişler. Hemân iki nehrin arası birbirlerine kavuşmağa iki sâ‘atden eksik yer kalmışken hemân Tatar kavmi bizim askere fıs verüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 174b–175a ·
metinde göster ·
… e asâkir-i İslâm girüp nehr-i Edil'in bir kolun kazmağa başlayup kâmil sekiz ay
Edil
ile nehr-i Ten'in beynlerin kazup yemîn ü yesârına dağlar gibi handakın türâbla …
Bu mahalle Türk Or'u, ya‘nî Osmânlı handakı denmesinin vech-i tesmiyesi oldur kim sene 976 târîhinde Sultân Selîm-i Sânî asrında Sokollu vezîr-i a‘zamın re’y [ü] tedbîriyle Acem şâhından intikâm alup Şirvân ve Şamâkî ve Demirkapu ve Bakü kal‘alarında muhâfazada olan Özdemiroğlu Osmân Paşa'ya ve Hâdım Ca‘fer Paşa'ya ve Cığalzâde'ye ve Koca Ferhâd Paşa'ya imdâd ve mühimmât u levâzımât gitmesi âsân olmak içün Karadeniz'den gemiler cebehâne götürüp Azağ'a gide, andan nehr-i Ten ile şayka gemiler nehr-i Ten'in nehr-i Edil'e yakın yerine gemiler varup nehr-i Ten ile nehr-i Edil'in mâbeynleri bir günlük, iki nehri birbirlerine mahlût etmek içün Kefe paşası Çerkes Kâsım Paşa'yı ve Kırım hânı Semiz Mehemmed Geray'ı ve Eflak ve Boğdan askerlerin cümle 175a yüz bin kadar yer götürmez asker olup bu kadar kerre yüz bin aded kazma ve tahta ve balta ve külüng ve kürek ve niçe gûne mühimmât ve cebehâne ve yüz aded şâhî toplar ve gayri yüz bin gûne levâzımâtlar ile yüz bin asker ile bu şimdi bizim konduğumuz Türk Or'u nâm mahalde nehr-i Edil kenârında asker-i İslâm meks edüp ibtidâ düşmandan emîn olmalarıyçün bir tabur-ı azîm kazup cümle asâkir-i İslâm girüp nehr-i Edil'in bir kolun kazmağa başlayup kâmil sekiz ay Edil ile nehr-i Ten'in beynlerin kazup yemîn ü yesârına dağlar gibi handakın türâbların yığmışlar ve nehr-i Ten'i kâmil iki konak yere deryâ gibi getirmişler. Hemân iki nehrin arası birbirlerine kavuşmağa iki sâ‘atden eksik yer kalmışken hemân Tatar kavmi bizim askere fıs verüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 174b–175a ·
metinde göster ·
… bu iki nehir birbirine ne zamân karışır ve ne zamân bundan gemiler geçüp nehr-i
Edil
ile Bahr-i Harez'e varılır. Andan ne zamân deryâdan Demirkapu'ya ve Şirvân'a ve …
"Bu kışda ve kıyâmetde bu iki nehir birbirine ne zamân karışır ve ne zamân bundan gemiler geçüp nehr-i Edil ile Bahr-i Harez'e varılır. Andan ne zamân deryâdan Demirkapu'ya ve Şirvân'a ve Şamâkî'ya varılır" deyü askeri ıdlâl edüp bir gün,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 175a ·
metinde göster ·
… hlût olup Azak'dan nehr-i Ten ile azîm gemiler girüp nehr-i Edil'e varup nehr-i
Edil
ile Bahr-i Harez'e girüp andan asker-i İslâm'a her mühimmât ve her zahîre varma …
Ammâ eğer beş on gün dahi kazılsa nehr-i Edil'in bir fırkası nehr-i Ten'e mahlût olup Azak'dan nehr-i Ten ile azîm gemiler girüp nehr-i Edil'e varup nehr-i Edil ile Bahr-i Harez'e girüp andan asker-i İslâm'a her mühimmât ve her zahîre varmak âsân olup donanma gemilerimiz gitmek mümkin olurdu. Ve Gence ve Şirvân ve Şamâkî ve Şâbûrân ve Niyâzâbâd ve Demirkapu ve Bakü ve Gîlân kal‘aları ve vilâyetleri feth oldukdan sonra kızılbaş-ı bed-ma‘âşı ortadan kaldırmak âsân olurdu. Ammâ "El-abdü yüdebbiru vallâhu yukaddir" Cenâb-ı Kibriyâ'nın hikmeti var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 175a ·
metinde göster ·
aksa Heyhât sahrâsı ma‘mûr olur. Hattâ bu Or'da kalan cebehâneyi Sultân Selîm-i …
Ve bu hafirden nehr-i Edil aksa Heyhât sahrâsı ma‘mûr olur. Hattâ bu Or'da kalan cebehâneyi Sultân Selîm-i Sânî Sokollu Mehemmed Paşa'ya ödetmişdir. Mehemmed Paşa da Semiz Mehemmed Geray Hân'ı Kefe kal‘ası çârsûsunda boğazından salb etdirmişdir kim Tatar'ı zabt etmeyüp firâr etmişdir. Netîce-i kelâm, ibret-nümâ-yı temâşâgâh Or'dur, ya‘nî handakdır. Anıniçün bu mahalle Türk Or'u derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 175a ·
metinde göster ·
… ır içinde gâ’ib olur, ammâ ağaçdan zerre kadar nâm u nişân yokdur. Meğer nehr-i
Edil
ve nehr-i Cayık ve nehr-i Kuban kenârlarında ve nehr-i Ten ve nehr-i Güğümlü çe …
Ve bu kavm-i Kalmak'da olan hayvânât nahırâtın hisâbların Allâh bilir ve ol kadar hayvânâtların yerler kim deryâda katre ve güneşde zerre kadar eksilmez, zîrâ bu Heyhât sahrâsı eyle otlu yerlerdir kim at ve deve ve sığır çayır içinde gâ’ib olur, ammâ ağaçdan zerre kadar nâm u nişân yokdur. Meğer nehr-i Edil ve nehr-i Cayık ve nehr-i Kuban kenârlarında ve nehr-i Ten ve nehr-i Güğümlü çetlerinde ormanlar ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 175b ·
metinde göster ·
kenârınca on gün kâmil Maskov kal‘acıklarında kona göçe pekçe pekçe yürüyerek g …
Bu nehr-i Edil kenârınca on gün kâmil Maskov kal‘acıklarında kona göçe pekçe pekçe yürüyerek giderdik, ammâ nehr-i Ten kenârında olan kal‘aları cümle ağaçdan metîn kal‘alardır, zîrâ bu nehr-i Edil'in bu mahallerinin iki tarafları azîm dağlar ve azîm ormanlar olduğundan kal‘aları cümle ağaçdır. Evvelâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 180a ·
metinde göster ·
Bu on pâre kirmenlerden elçiye on bin kadar sığırlar ve koyunları hedâyâ verüp her kal‘ada konunca top şâdımânları ederlerdi. Ammâ 180b bu kal‘aların karşu Edil'in öte tarafında azîm kal‘alar görünü[p], anlardan dahi top şâdımânları sadâsı güc ile gelüp istimâ‘ olunurdu, zîrâ bu mahalde nehr-i Edil kırk elli mîl enlidir. Anıniçün karşu kal‘aların topları sadâsı güc ile gelirdi. Bu kal‘aları ayne'l-yakîn görüp esmâları ma‘lûmumuzdur, ammâ ilme'l-yakîn ve hakka'l-yakîn hâsıl edüp içlerine girmediğimizden esmâları ve eşkâlleri tahrîr olunmadı. Andan on birinci günde cânib-i şimâle giderken,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 180a–180b ·
metinde göster ·