! Bizim Venedik kâfiriyle sulh [u] salâhımız vardır. Sulha mugâyir bir iş işleme …
Evvelâ sene (---) târîhinde Sultan Ahmed Hân asrında sen vücûde geldiğin sene Atmeydânı'nda yedi aded vezîr ve a‘yân-ı kibâr sarâyların münhedim edüp yerlerine yeni câmi‘in esâsına şürû‘ olunup kırkar ellişer zirâ‘ melikî hafrlar kazılup ızkara temeline mübâşeret olunup bir senede kâmil esâs-ı binâ rûy-ı arza berâber oldukda cümle hâs u âm ve sulehâ-yı ümmetden kimesneler ve ilm-i eflâkden haberdâr müneccimler ilm-i mîkât ve kıble-nümâ ile ibtidâ du‘â ü senâ ile bin aded kurbânlar ile makâm-ı mihrâb vaz‘ olundu. Ve Kalender Paşa temele mu‘temed ve nâzır olup Kara Sünbül Alî Efendi temel kâtibi ve kadısı olup üstâdımız Evliyâ Efendi temel imâmı olup Üsküdarî eş-Şeyh Hazret-i kutbu'l-aktâb Mahmûd Efendi temel şeyhi ve Mahmûd Çelebi ve Kara Mahmûd Ağa ve gayrı kırk kimesne-i hoş-elhân temel mü’ezzinleri olup rûz-merre ale'd-devâm binânın itmâmına cidd u cehd, sa‘y [u] ihtimâm etmede. Bir gün merhûm Sultân Ahmed Hân, câmi‘in harem yeri ki, Koca Mehemmed Paşa'nın sarâyı yerinde ancak bir kasr-ı münakkaş kalmışdı, anda bir çetr-i mülemma‘ kurulup cümle vüzerâ ve vükelâ ve ulemâ ve sulehâ ve meşâyıh [u] sâdât ve a‘yân [u] eşrâf ve sığâr u kibâra bir ziyâfet-i âlî olmuşdur kim bu ni‘met-i uzmâ sûr-ı hümâyûn-ı hıtân-ı Ahmed Hân'da olmamışdır. Cümle ricâlullah ba‘de't-ta‘âm hayr du‘â edüp herkes vatanına gitdikde merhûm Sultân Ahmed Hân çetr-i mülemma‘ı içre Üsküdarî Mahmûd Efendi ve Evliyâ Efendi ve Kara Sünbül Alî Efendi ve Cerrâh Şeyhi İbrâhîm Efendi ve sultân-ı hânendegân Musâhib Dervîş Ömer Gülşenî ve biz hakîr huzûr-ı pâdişâhîde ber-zânû kalup Sultân Ahmed Hân bu cümleye hitâb edüp eydür "İnşâallahu Te‘âla bu câmi‘imiz itmâm bulup rûşen ma‘bedhâne olur. Hudâ itmâmın müyesser eyleye" buyururlar. "Ammâ bu câmi‘e bir evkâf-ı azîm lâzımdır" deyince hemân huzzâr-ı meclisde 274a olanlardan Evliyâ Efendi ve Üsküdarî Mahmûd Efendi buyururlar kim "Pâdişâhım niyyetü'l-gazâ deyüp bir diyârı feth edin. Andan cümle imârâtı ve mahsûlât-ı cizyesin bu câmi‘-i şerîfinize vakf edin. Gör e ecdâd-ı ızâmın Süleymân Hân tâbe serâha bizzât kendüleri cezîre-i Malta [ve] Rodos'u feth edüp ve cezîre-i İstanköy ve cezîre-i Hereke ve cezîre-i İlyaki ve cezîre-i Sönbeki kal‘alarını feth edüp cümle câmi‘ine vakf eyleyüp, hâlâ tevliyet-i azîmdir, cümle ecdâdlarınızın evkâflarından Süleymân Hân evkâfından metîn ve kavî evkâf-ı azîm yokdur. Bolay kim Pâdişâhım, siz de Akdeniz'de cezîre-i Girid'i Venedik küffârı elinden feth edüp İslâmbol'dan Mısır'a giden tüccâr ve züvvâr-ı huccâc-ı müslimînin ma‘beri küffâr gemilerinden pâk olaydı" denildikde hemân Cerrâh Şeyhi İbrâhîm Efendi ve Üsküdarî Mahmûd Efendi bu niyyet-i hâlisa içün, Allah rızâsiçün Fâtiha denilüp cümle huzzâr-ı meclisin hâs u âmmı Fâtiha-i seb‘u'l-mesânî tilâvet edüp el yüze sürülüp cümle hâzırûn "İnşâallahu Te‘âlâ du‘âmız icâbet kurbunda vâkı‘ olmuşdur. Erde ve geçde ol cezîre feth olur. Lâkin hemân ol cezîrenin fethi esbâbına sa‘y-ı beliğ etmek gerekdir" dediklerinde hemân Sultân Ahmed Hân aleyhi'r-rahmeti ve'r-rıdvân eydür: "Ammâ efendiler! Bizim Venedik kâfiriyle sulh [u] salâhımız vardır. Sulha mugâyir bir iş işlemek şân-ı şehinşâhlara lâyık-ı Muhammedî değildir. Ne bahâne ile ahd-şikenlik idelim. Bâ-husûs hâlâ Anadolu eyâletlerinde Karayazıcı ve Sa‘îd Arab ve Kalenderoğlu ve Cennetoğlu nâmân celâlîler gibi hasm-ı kavîlerimiz derdinden bîzâr olup asker-i deryâ-misâlimiz ile Serdâr-ı mükerrem Murâd Paşa lalam anların def‘iyle mukayyeddir. Niçe sefer açup cezîre-i Girid'i feth idelim" dediklerinde Evliyâ Efendi eydür "Pâdişâhım üçüncü gün serdârın cümle celâlîyi katl edüp on ikinci gün pâdişâhıma müjde gelir. Ol celâlîlerin devâm [u] sebâtları yokdur. Seyl suyu gibi geçkincidir. Serdârın Murâd Paşa, anların leşini kuyulara doldurup nâmına Kuyucu Murâd Paşa deyü tevârîhlere tahrîr oluna" deyü keşf eder. Hakîkatü'l-hâl, Murâd Paşa cümle celâlîyi Haleb ve Aziz ve Kilis altında dendân-ı tîğdan geçirüp leşlerini kuyulara doldurduğu müjdesi Sultan Ahmed'e gelince pâdişâh-ı halûk, inşirâh-ı sadr [u] zevk-i derûn hâsıl eder. Hemân ol sâ‘at Üsküdarî Mahmûd Efendi eydür "Pâdişâhım! Gazân mübârek ola, Ammâ beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 273b–274a ·
metinde göster ·
… oldu ve hortladı desene" deyü Kürde hitâb edüp yanında olan nedîmlerine eydür: "
Efendiler
! Revân kal‘asının elden gitmesi bir Kara Murtezâ dünyâdan gitmesine değmez mi?" …
Hikâye-i udhiketü'l-acîbe, güfte-i Molla Yahyâ-yı Şâmî: Sene 1045 târîhinde Revân kal‘asında mahsûr olan Murtezâ Paşa'yı muhâfaza içün Tabanıyassı Mehemmed Paşa efendimizle kal‘a-i Erzurûm'da kırk bin asker ile meştâda iken kal‘a-i Revân'ı Şâh muhâsara etdüğü haberi gelince Erzurûm'dan elli bin asker ile Revân'da Murtezâ Paşa'nın istihlâsına gitdikde bir mızrak boyu karı sökerek yüz bin renc-i anâ çekerek Erzurûm'dan iki merhale olan Deveboynu nâm mahalle yedi günde gücile varup kar üzre hayme ü hargâhlarımız kurup ol gice anda dipi ve boran ve kızıl kıyâmet çekerek andan yatup ale's-sabâh cümle çadırları kar bürümüş ve cemî‘i ümmet-i Muhammed üşümüş ve üç bin gurebânın elleri ve pâları donmuş, çürümüş ve niçe yüz at ve deve donmuş. Çadırları bozmağa ve ne atları kardan taşra çıkarmağa imkân olmayup Tabanıyassı ba‘zı piyâde ağaların Hasankal‘ası'na ve gayri kurâ ve kasabâtlara âdemler gönderüp on binden mütecâviz eli kürekli ve çapalı ve kazmalı re‘âyâ vü berâyâlar Deveboynu mahallinde yol açdılar. Ol gice yine azîm vezni üzre berf-i rahmet hazînesi yağup dere ve depe beyâz şepe ile leb-ber-leb olmuş. Ale's-sabâh yine cemî‘i yolları re‘âyâ vü berâyâlar tathîr etdükçe dipi ve borandan yine "Ne reh ne râh pür-peydâ. mazmûnunca on iki gün bu mihnet-i şedâ’idi çekmeden cümle ibâdullah ve sâ’ir mahlûk-ı Hudâ bîzâr olup cümle asâkir-i mihnet-zede Tabanıyassı Mehemmed Paşa üzre guluvv-i âm edüp "Behey Paşa bizi kırır mısın? Revân kal‘asın şâh alırsa bahâr eyyâmında 52a yine hâh nâ-hâh şâh-ı bî-penâh-ı gümrâhdan alırız. Hemân kalk Erzurûm'a gidelim" dediklerinde âkıbet-endîş paşa eydür: "Yâ pâdişâha sonra ne cevâb verelim?" dedikde cümle asker: "Biz cümlemiz pâdişâha arz ederiz. Siz dahi telhîs edüp azîz başın içün bu ibâdullahı Erzurûm'un bu sovuk cehenneminden halâs eylen, hemân dönelim!" deyü cümle asker vâveylâ vü feryâd etdiler. Âhiru'l-emr Deveboynun aşamayup Revân imdâdına gidemeyüp cümle asker-i İslâma avdet fermân olunup bu kadar mâl-ı hazâ’in ve cebehâne ve hayme vü hargâh ve bâr-ı bengâh Deveboynu nâm mahalde kar içinde kalup Tabanıyassılı Yavaşça Mehemmed Ağa nâmında bir ağamız cânından bîzâr olup kemerinden iki bin sikke-i hasene altunu ol beyâbânı kar bürümüş çadırı mahallinde gökyüzüne nazar edüp bir gök bulut pâresin nişân edüp zemîni hançer ile kazup ol hafircik içre mezkûr kemeri iki bin altun ile zemîne defn edüp "İşte bu semâdaki bulut, altındaki altunuma nişândır" deyüp cümle deve ve katarın çeküp düşe kalka Erzurûm'a gelüp yedi ay meştâda iken Avnik kal‘ası ve Ziyâeddîn kal‘ası câniblerinden Ekrâd beğleri ayağı likanlı ve pâları paçılalı birkaç Kürd âdemleri gelüp "Revân kal‘asın Murâd Hân yedi günde aldı. Hâlâ şâh yedi ayda döğe döğe alalı yedi gündür ve Revân kal‘asında olan ümmet-i Muhammedi kılıçdan geçirdi ve kal‘a milk-i mevrûsumdur, deyü Revân'da karâr edüp derûn-ı Revân'a yetmiş bin asker muhâfazacı kodu" deyü bu gûne muvahhaş haberi getirdikde Tabanıyassı efendimiz eydür "Kal‘a-i Revân gitdiyse cehenneme ammâ ol serdar kara dînli Kara Murtezâ niçe oldu?" dedi. Haber getiren Kürd eydür "Murtezâ Paşa gördü kim kal‘a içindeki asker amân ile kal‘ayı şâha verdiler. Ol dahi haste-hâl idi. Hemân parmağındaki elmas mührini yudup ciğeri pâre pâre olup merhûm oldu" deyince Tabanıyassı eydür: "Bre mürd oldu ve hortladı desene" deyü Kürde hitâb edüp yanında olan nedîmlerine eydür: "Efendiler! Revân kal‘asının elden gitmesi bir Kara Murtezâ dünyâdan gitmesine değmez mi?" deyüp safâ ve sürûr edüp Kürde bî-hisâb mâl ihsân edüp şâh-ı Acem'in Revân'a istîlâ etdüğün Murâd Hân'a telhîs edüp ulaklar ile gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 51b–52a ·
metinde göster ·
Ve a‘yândan müte‘ayyin hânedân sâhiblerinden Şemsîzâde Çelebi ve Alîmî
Efendiler
ve Ibrî Efendi ve Balı Efendi ve Serdâr Alî Beşe ve Arabacızâde ki meşhûru bunl …
Ve a‘yândan müte‘ayyin hânedân sâhiblerinden Şemsîzâde Çelebi ve Alîmî Efendiler ve Ibrî Efendi ve Balı Efendi ve Serdâr Alî Beşe ve Arabacızâde ki meşhûru bunlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 107a ·
metinde göster ·
Hikmet-i İlâh-ı Lemyezel Bitlîs şehrinin niçe yüz aded ulemâ vü sulehâ vü a‘yân [u] kibârından âdemler {gelüp} Paşanın hâk-i pâyine yüzler sürüp niçe yüz kîse va‘deler edüp hânı ricâ etdiler. Mümkin olup ricâları bir vech ile kabûl olmayup paşa eyitdi: "Efendiler, bu tedârik, evvel Van'dan kendüye nâme gönderüp şerî‘ate da‘vet etdiğim mahalde gerek idi. Şimden gerü ben bu kadar deryâ-misâl askerle renc [ü] anâ çekerek geldik. Bugünkü gün ya taht ola ya baht, varın söylen vaktine hâzır olsun." deyü cümle ahâlî-i Bitlîs'i tehî-şuğl giru döndürdü. Zirâ cenge âmâde olmağiçün cümle asker-i İslâm'a tenbîh [ü] te’kîdler olunup herkes gusl edüp vasiyyetler edüp hâzır-bâş olmuşlardı. (---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 267b ·
metinde göster ·
… Ağa ve Dizdâr Mehemmed Ağa ve Hâncızâde ve Kapudanzâde Efendi ve Ahaveyn Çelebi
Efendiler
ve şît Efendi bunlardır.
Der-zikr-i eşrâf [u] a‘yân: Bî-hadd ü bî-kıyâsdır, ammâ velî-ni‘amlarımız bunlardır ki zikr olunur. Evvelâ Koca Mûsâ Paşalı Koca Yûsuf Ağa ve Ramazân Ağa ve Dizdâr Mehemmed Ağa ve Hâncızâde ve Kapudanzâde Efendi ve Ahaveyn Çelebi Efendiler ve şît Efendi bunlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 114b ·
metinde göster ·
… Kadızâde İbrâhîm Paşa oğlunuz kahvealtı yerken çavuşbaşı ve Muhâsebeci Mehemmed
Efendiler
geldikde bir çavuş gelüp, kendülerin Sadrıa‘zam istemiş, atına binüp gitdi. Çav …
"Sultânım, Kadızâde İbrâhîm Paşa oğlunuz kahvealtı yerken çavuşbaşı ve Muhâsebeci Mehemmed Efendiler geldikde bir çavuş gelüp, kendülerin Sadrıa‘zam istemiş, atına binüp gitdi. Çavuşbaşı ve Mehemmed Efendi paşanın çadırında kaldı" dediğimde hemân Serdâr Ali Paşa'nın rûyı rengi mütegayyir olup eyitdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 115b ·
metinde göster ·
, pek müşkil midir? Âyâ bu vilâyet-i Kırım'a ibtidâ kavm-i Tatar ne asırda mâlik …
"Cânım efendiler, pek müşkil midir? Âyâ bu vilâyet-i Kırım'a ibtidâ kavm-i Tatar ne asırda mâlik oldu? Ve ibtidâ müstakil fâtih hâkim olanlar kimlerdir? Ve hân deyü ve Geray deyü neden isim kodular?" deyü paşa su’âl edince hemân Kırım kadı‘askeri olan fuzalâ’ü'd-dehrden Murtezâ Alî Efendi buyurdular kim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 198a ·
metinde göster ·
… ân tekyesi hareminde medfûndur. Ve Şeyhzâde Abdurrahmân Efendi ve eş-Şeyh Necmî
Efendiler
dahi Emîr Efendi tekyesinde medfûnlardır. Rahmetullâhi aleyhim ecma‘în.
Ve yine âfitâb-ı nihânî, kamer-i zindegânî, eş-Şeyh Hazret-i Lâyihî Efendi, ya‘nî Erdebîlîzâde nâmıyla müte‘ârif bir gavvâs-ı bahr-i ma‘ânî imiş. Bu azîz-i merkûm dahi Emîr Sultân tekyesi hareminde medfûndur. Ve Şeyhzâde Abdurrahmân Efendi ve eş-Şeyh Necmî Efendiler dahi Emîr Efendi tekyesinde medfûnlardır. Rahmetullâhi aleyhim ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 222a ·
metinde göster ·
… rîğ eyledi târâc-ı mülk-i ma‘rifeti, / Hemîşe böyle sitemhîz olur felek dâdâ, /
Efendiler
bu du‘â ile diyelim târîh, / Vukıyyezâde'ye Hak rahmet eylesün ebedâ. / Sene 10 …
Dirîğ eyledi târâc-ı mülk-i ma‘rifeti,Hemîşe böyle sitemhîz olur felek dâdâ,Efendiler bu du‘â ile diyelim târîh,Vukıyyezâde'ye Hak rahmet eylesün ebedâ.Sene 1074.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 367b ·
metinde göster ·
… 37b⟧ P 37b Sığla hâkinde hâsdır. Ve yüz elli akçe mezmûm kazâdır. Hattâ kudât
efendiler
mabeyninde "Bu efendi kazâ-yı Mandalı yemişdir, andan ma‘zûl olmuşdur" deyü lât …
Bu dahi Q 37bP 37b Sığla hâkinde hâsdır. Ve yüz elli akçe mezmûm kazâdır. Hattâ kudât efendiler mabeyninde "Bu efendi kazâ-yı Mandalı yemişdir, andan ma‘zûl olmuşdur" deyü lâtife-gûne bir darb-ı mesel kalmışdır. Kethudâyeri yokdur, ammâ serdârı ve a‘yânı vardır. Ve şehri bir düz yerde yüz hâneli ve bâğ u bâğçeli ve hân ve câmi‘ ve mesâcid ve hammâm ve mekteb-i sıbyânlı ve âb [u] hevâsı latîf kasabadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y73a ·
metinde göster ·
… vîş Muhammed Hindî-i Lâhorî kendü mâlıyla binâ edüp Konya'da Mevlânâzâde Çelebi
Efendiler
izniyle şeyh olmuşdu. Ammâ zamân-ı seyâhatimizde vâ‘ız u nâsıhı Gemici Alî Ağaz …
Ve şehr-i Ka‘be içre yetmiş sekiz tekye-i meşâyih-i kibâr vardır. Cümlesinde müsâfirîn ü mücavirîn ile mâl-â-mâldir. Ammâ cümleden Mu‘allâ'da âsitâne-i Hazret-i Mevlânâ bir bâğ-ı İrem-misâl bir ferah-fezâ mevlevîhânedir kim semâ‘ [u] safâhânesi ve müte‘addid fukarâlar hücreleri ve câ-be-câ gül [ü] gülistân içre maksûreleri ve fıskıyye ve havz u selsebîl ile müzeyyen bir mesîregâh [u] ârâmgâh bir makâm-ı hânkâhdır. Cümle zürefâ-yı Mekke ve erbâb-ı ma‘ârif-i şehr-i Bekke zarîfleri bu mecma‘hânede cem‘ olup zevk [u] safâ edüp âyîn-i Mevlânâ ederler. Bu âsitâneyi Dervîş Muhammed Hindî-i Lâhorî kendü mâlıyla binâ edüp Konya'da Mevlânâzâde Çelebi Efendiler izniyle şeyh olmuşdu. Ammâ zamân-ı seyâhatimizde vâ‘ız u nâsıhı Gemici Alî Ağazâde Ferhâd Çelebi seccâdenişîn şeyh idi. Mağz-ı Kur’ân olan Mesnevî ü Ma‘nevîde tekmîl-i fünûn edüp ilm-i tasavvuf gavvâsı bir bahr-i ma‘ârif zât-ı şerîf idi. Y 355a Hattâ serdâr-ı mu‘azzamımız olan veliyy-i ni‘am Hüseyin Paşa hazretleri efendimiz deryâ-misâl asker-i İslâm ile Mekke-i mükkerremeye teşrîf buyurduklarında şeyh-i mezkûr paşa hazretlerin hıyâbân-ı mevlâhâneye da‘vet edüp cümle iç huddâmları ile anda meks edüp tekyenin hâricinde çetr-i mülemmâ‘lar tınâb tınâba kurılup sâ’ir huccâc ve asâkir dahi hayme [vü] hargâhları ile bîrûn-ı vâdî-i Ebtah'da yigirmi gün yigirmi gece meks edüp mezkûr şeyh ile sohbet-i hâs olundu. Gâyetü'l-gaye ma‘mûr [u] âbâdân tekye-i uşşâkân mevlevîhâne-i mecma‘ü'l-irfân ve cây-i ferah-ı cân tekye-i dervîş-i cihândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y354b–Y355a ·
metinde göster ·
… Ammâ Cânpûlâdzâde Hüseyin Paşa mukâbelecisin dîvânda oturmak fermân edüp sâyir
efendiler
gibi halîfeleriyle otururdu. Ve Mısır dîvânında paşanın dîvân efendisi bir köşe …
Lâkin bu mukâbeleciler başka bir yerde halîfeleri ile sâkin olurlar. Ammâ Cânpûlâdzâde Hüseyin Paşa mukâbelecisin dîvânda oturmak fermân edüp sâyir efendiler gibi halîfeleriyle otururdu. Ve Mısır dîvânında paşanın dîvân efendisi bir köşede oturur. Yigirmi iki kîse küşûfiyye senevî avâyidi var. Gayrı tayârât hedâyâsından gayrı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y62a ·
metinde göster ·
! Göreyim sizi, bu sene basîret üzre olup bir hoşca hıfz [u] hırâset üzre olup s …
"Yâ şeyh efendiler! Göreyim sizi, bu sene basîret üzre olup bir hoşca hıfz [u] hırâset üzre olup sene-i mâziyeden ziyâde şâdumânlar edüp Mevlûdü'n-nebî edin. Zîrâ şa‘â’ir-i İslâmdır" deyü mü’ekkid tenbîh edince cümle meşâyihân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y290a ·
metinde göster ·