… lu olup Kara Çelebizâde mahlûlünden Rûm'a nakl olundu sene 1042. Ve Monlâ Ahmed
Efendizâde
Nûh Efendi atalığı ile âsûde-hâl idi. Biri Rûm ve biri Anatolu idi.
Ve Hocazâde Abdullâh Efendi mükerrer Anatolu olup Kara Çelebizâde mahlûlünden Rûm'a nakl olundu sene 1042. Ve Monlâ Ahmed Efendizâde Nûh Efendi atalığı ile âsûde-hâl idi. Biri Rûm ve biri Anatolu idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 74b ·
metinde göster ·
… ır. Evvelâ Kapan hânı ve Halîm Beğ hânı ve Emîr Hüseyinoğlu hânı ve Seydî Ahmed
Efendizâde
Alî Çelebi hânı ve Buğday bâzârında Tennik hânı. Ammâ kârbânsarây-ı sebîl-i âm …
Ve cümle yedi hânı vardır. Evvelâ Kapan hânı ve Halîm Beğ hânı ve Emîr Hüseyinoğlu hânı ve Seydî Ahmed Efendizâde Alî Çelebi hânı ve Buğday bâzârında Tennik hânı. Ammâ kârbânsarây-ı sebîl-i âm birdir, çârsû içinde kârgîr binâ-yı azîm, merhûm Dâvûd Paşa'nındır kim âyende vü revendeye hasbeten-lillah menzilgâhdır. Yanında bir ayn-ı zülâli cereyân eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 345a ·
metinde göster ·
… âsiyyeli Kör Hüseyin Paşa'yı ve iki tuğlu Kara Sefer Paşa'yı ve Amasiyyeli Hacı
Efendizâde
gibi hânedân sâhibi kimesneleri dest-ber-kafa bağlı hûn ciğerleri dâğlı, çeşm-i …
ebyâtı üzre vakt-i seherde paşa cümle ordu etrâfına muhâfazacı askerleri koyup Bismillah ile altı bin salt güzîde urguncu ve yağmacı ve tâlâncı asker atlayup ılgar ile cânib-i kıbleye yedi sâ‘at gidüp Kankırı hâkinde Kurşumlıdağı eteğine vardıkda meğer Köprülü'nün çâşıdı varup "İşte Varvar Alî Paşa askeri geldi" deyince tarfetü'l-ayn içre Köprülü çarhası meydân-ı muhabbete çıkup Alî Paşa askeri dahi ileri varup çarha askeri gösterüp gerüde beş koldan kafadar kat kat asker koyup iki çarha birbirine dokuşup bir sâ‘at yahşı ceng-i perhaş [u] savaş olup bir sâ‘atden Köprülü tarafı aslâ dayanamayup münhezim olup beş aded eyâlet askeri kimi dendân-ı tîğdan geçerken kimi Lâ ilâhe illallah der, kimi Muhammedün Resûlullah der, kimi amân ve kimi yamân deyüp bu kadar mahlûk-ı Hudâ târumâr oldular. Köprülü askerin Varvarlı varup koyun kuzular gibi yalayup hayme ve hargâhları ve bâr ü bengâhları ve tevâbi‘at-ı bî-günâhların âhın alup küffâr gibi zincirleri gerdenlerine bend kılup esîr gibi bu kadar müslimîni keşan ber-keşân edüp atdan ve dondan ve katar u mehârdan ve'l-hasıl devlet-i dünyâdan ayrılmış, ömründe piyâde yürümemiş ve ka‘r-ı vakâr sâhibi muhteşem ağaları sekbân ve sarıcalar yalın ayak ve başı kabak piyâde yürüdüp kimin kırarlar, kimin esîr ve kimin âzâd ederler ve ba‘zısına "mâlını kande gömdün" der, işkence ederler ve kimi pây-beste ve dil-haste ve şikeste-beste bu kadar kavm, koyun sürüsü gibi giderlerdi. Ba‘zısını istedikleri yerde katl ederlerdi. Bu kadar fezâhatden mâ‘adâ Âl-i Osmân pâdişâhının üç tuğlu bir ihtiyâr-ı âlî-vakâr Köprülü Mehemmed Paşa'yı ve iki tuğlu Amâsiyyeli Kör Hüseyin Paşa'yı ve iki tuğlu Kara Sefer Paşa'yı ve Amasiyyeli Hacı Efendizâde gibi hânedân sâhibi kimesneleri dest-ber-kafa bağlı hûn ciğerleri dâğlı, çeşm-i pür-hûnları yaşlı ve bâğırları başlı Varvar Alî Paşa'nın tuğları önü sıra boğazlarında tavk-ı la‘net ile zincirler ile akd olunmuş eyle nâzenîn vücûdları ol şiddet-i hârda piyâde giderek "el-hükmü lillah" deyüp her ân ve her sâ‘atde cellâd-ı feleğe muntazır olup lisânlarında kelime-i Tevhîd gitmezdi. Gör felek atlasının hâlin kim bir ân evvel bu kadar kerr u ferr ve dârât [u] azamet sâhibi idiler. Bir ân-ı vâhidde cübbe ve destâra mâlik olmayup piyâde zencîr-keş olup sekbân ve sarıca elinde esîr oldular. Bu hâlde iken gözleri önünde tevâbi‘ [u] levâhıkların katl edüp kılıcının kanın cellâdlar paşaların üzerine silerlerdi. Hulâsa-i kelâm bir vezîr ve beş mîr-i mîrân-ı sâhib-îmân Varvar Alî Paşa'nın üç direkli otâğı sütûnlarında bâr-ı bend zincîrler ile bağlı ve sâ’ir mîr-i mîrânlar ve sâ’ir mîr-i livâlar ve gayrı a‘yân-ı kibârlar yüzü üstüne bağlı idi. Sâ’ir Köprülü ve Hüseyin Paşa ve Kara Sefer Paşa askerleri gayrı çadırlarda esîr [ü] gürisneler idi. Bu mâbeynde Varvar Alî Paşa'nın bir habbeye ve bir lipâçe cübbeye muhtâc ve aç u zevi'l-ihtiyâc olan piyâde seyis ve harbende ve akkâm ve meş‘alcileri ve kâse-şûyları birer katar bâr-ı sakîle ve bu kadar mâl-ı ganâ’ime ve beşer onar aded zırh u zıreh külâhlı ve katlâvî ve cebe vü cevşenli köçeklere mâlik olup Fir‘avn u Şeddâd gibi gurur hâsıl etdiler. Varvar Alî Paşa ise mansûr u muzaffer oldum, deyü enâniyyet da‘vâsında mu‘âmele etmeğe başladı. Ve henüz ısyân [u] tuğyânı zâhir ü bâhir oldu. Ve günden güne ordusunda haşerât-ı Cemâpûr cem‘ olmada. Ve etrâf-ı kazâlarda mîr-i mîrânlar asker sürmeğe ve zehâ’ir sürmeğe me’mûr oldular. Ve ba‘zı mîr-i mîrânlara evâmirler tahrîr edüp "Elbette eyâletin askeriyle bizim ordumuza gelesin ve illâ üzerine asker çekerim" deyü mü’ekked emirler tahrîr olundu. Ve ba‘zı ehl-i ırz ümerâ ve mîr-i mîrânlar ordusuna geldikde cümle otuz yedi bin asker oldu. Bu hâl ile kat‘-ı menâzil ve tayy-i merâhil ederek yine Kankırı sancağı hâkinde, menzil-i karye-i Bozoğlan nâm mahalle geldikde hakîr huzûruna varup "Gazânız kutlu olsun. Sultânıma inşâallah mansûr u muzaffer olursız demişdim. Hamd-i Hudâ düşmanları münhedim etdiniz. Ba‘de'l-yevm Cenâb-ı İzzet sizi hıfz [u]363b emânında edüp hemîşe düşmanlarınız böyle münhedim olup serleri ârâyiş-i nîze ola" deyü vâfir hoş-âmed kelimâtlar edüp "Sultânım! Şimden gerü bu kulunuza mektûblar ihsân edüp paşa oğlunuza beni gönderin" dedim. Feth-i kelâm edüp eydür: "Gördün mü Evliyâ'm! Bu kadar düşman askerin ân-ı vâhidde niçe târumâr eyleyüp kırup geçirdim ve niçe vezîrleri zincire urup keşân-ber-keşân götürürüm" dedikde "Gördüm sultânım! Aleyhi mâ-yestahıkku, lâkin merhamet edüp niçesin âzâd edüp Cenâb-ı Bârî sizin dahi niçe müşkil işleriniz âsân ide. Mücrimleriniz cümle ümmet-i Muhammed'dir. Bu kârhâne-i Âl-i Osmân'ın hâli budur. Ulü'l-emre itâ‘at edüp beğler ve paşalar biri biri üzre ceng ide gelmişlerdir. Size lâyık olan yine afv ile mu‘âmele eylemekdir. "Allahümme inneke afuvvun tuhibbü'l-afve fa‘fu annî" buyurmuşlar" dedikçe musırr olup bir âdem âzâd etmeyüp "Sabr eyle, beş on günden sonra görürsün. Hele Küçük Çavuş Paşa oğlum ve İpşir Paşa oğlum ve Şehsüvâroğlu Şehkadı Paşa oğlum ve niçe oğullarım dahi gelsinler dahi neler işlesem gerek" deyü aceb enâniyyet ile ba‘zı gurûrâne kelimâtlar etdi. Hakîr eyitdim "Yâ Sultânım! Bizim efendimize dahi mektûblar yazın. Anlar dahi ordu-yı İslâm cem‘iyyetine dâhil olup dahi ziyâde cem‘iyyet-i kübrâ olsun" dedim. "Hele şimden gerü iş bitdi. Anların gelmesine ihtiyâc kalmadı. Eğer gelirse safâ geldi, hoş geldi" dedi. Bir sâde-dil harem-i hâsda perveriş bulup
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 363a–363b ·
metinde göster ·
… ndi ve sâdât-ı kirâmdan müftî-i sâbık Kamışçızâde ve Mulaylı Alî Ağa ve Hüseyin
Efendizâde
.
Ta‘rif-i kibâr [u] eşrâf [u] a‘yân: Evvelâ Dilâverpaşazâde Murâd Paşa ve Müftî Efendi ve Nakîbü'l-eşrâf Efendi ve Alî Çavuş ve Çiğdelizâde ve Akkaş Ağa ve Kamışçızâde ve Mûsâ Efendi ve sâdât-ı kirâmdan müftî-i sâbık Kamışçızâde ve Mulaylı Alî Ağa ve Hüseyin Efendizâde.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 65a ·
metinde göster ·
… ir câmi‘-i pür envârdır. Derûn-ı câmi‘de dâ’imâ tevhîd [ü] tezkîr olur. Ve Mûsâ
Efendizâde
câmi‘i metîn binâdır.
Ve Kızıl câmi‘ bir minâreli ma‘bed-i kadîmdir. Ve Sivasî Efendi câmi‘i bir minâreli binâ-yı cedîd bir câmi‘-i pür envârdır. Derûn-ı câmi‘de dâ’imâ tevhîd [ü] tezkîr olur. Ve Mûsâ Efendizâde câmi‘i metîn binâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 75a ·
metinde göster ·
… Kopanlı Mustafâ Ağa ve Köse Serdâr Ahmed Ağa ve Behrâm Ağa ve ulemâlardan Balı
Efendizâde
Mustafâ Efendi şeyhdir ve Vâiz Receb Efendi ve Kadı Ömer Efendi ve Mevlevî Must …
Der-beyân-ı hâkimân-ı İştib: Evvelâ Rûmeli eyâletinde Köstendil sancağı hâkinde Köstendil beğinin hâssıdır kim voyvadası yüz âdem ile hükm-i hükûmât eder. şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve yüz elli akçe pâyesiyle şerîf kazâdır. Ve nâhiyesi cümle yüz beş pâre mutî‘ [ve] münkâd kurâlardır. Ve sipâh kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi ve bâcdârı ve şehir kethudâsı ve harâc ağası var ve eşrâf [u] a‘yândan bî-hadd ü bî-kıyâs kibâr-ı kübbârân muhteşem sâhib-i hânedân âdemler var, ammâ cümleden Küçük Zâim ve Çelebiler ve Ahmed Ağa ve Celîlzâde Mehemmed Ağa ve Yahyâ Ağa ve Zenberekçibaşı Mahmûd Ağa {ve Köstendil beği Osmân Beğ ve Baltacı Mehemmed Ağa ve Murâd Ağa ve Kopanlı Mustafâ Ağa ve Köse Serdâr Ahmed Ağa ve Behrâm Ağa ve ulemâlardan Balı Efendizâde Mustafâ Efendi şeyhdir ve Vâiz Receb Efendi ve Kadı Ömer Efendi ve Mevlevî Mustafâ Efendi ulemâ-yı mütebahhirîndendir ve} a‘yândır, ammâ iç el olmak ile kal‘a ağası ve neferâtları yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 37a ·
metinde göster ·
… îz Efendi ve Ca‘fer Efendi ve Bekü(?) ve İbrâhîm Beğzâde ve Alî Kethudâ ve Azîz
Efendizâde
Ahmed Ağa ve Mustafâ Efendi ve oğlu Alaybeği, bu mezkûrûndan mâ‘adâ niçe yüz ad …
Ammâ şimdi Mora yetmiş yük akçe muhassıllığı ile başka eyâlet olup vezâret etdiler. Ve bu şehr-i Gördüs paşa hâssı voyvadalığıdır. Ve üç yüz akçe pâyesiyle şerîf kazâdır. Meğara kazâsından alçakdır. Cümle 306 aded nâhiye kurâlarıdır. Ve şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve sipâh kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve kal‘a dizdârı ve iki yüz aded merdüm-hisârı ve muhtesib ağası ve bâcdârı ve harâc ağası ve şehir kethudâsı ve mi‘mâr ağası ve niçe yüz aded a‘yân-ı kibârları ve beğ ve beğzâdeler ve paşalar ve paşazâdeler var. Cümleden (---) paşa ve alaybeği ve Zekeriyyâ Efendi ve Azîz Efendi ve Ca‘fer Efendi ve Bekü(?) ve İbrâhîm Beğzâde ve Alî Kethudâ ve Azîz Efendizâde Ahmed Ağa ve Mustafâ Efendi ve oğlu Alaybeği, bu mezkûrûndan mâ‘adâ niçe yüz aded hânedân sâhibleri velî-ni‘am a‘yân-ı kibârlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 257b ·
metinde göster ·
Evvelâ fermân-ı vezîria‘zam ile yeniçeri efendisi olan Sarı Alî Efendizâde (---) Beğ efendimizle cezîre-i Girid'i dâ’iren-mâdâr tahrîr edüp seyâhat etdiğimiz kurâ ve kasabât kılâ‘ ve kastelleri ve yigirmi aded kazâlarda olan tokuz yüz aded kurâların iki kerre yüz bin aded re‘âyâ vü berâyâları ve cümle imâretlerin ayân u beyân eder:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 318a ·
metinde göster ·