… klar üzre iki tabaka dahi amûd-ı müntehâlar üzre tâk-ı Havernaklar üzre kubbe-i
eflâk
misilli bir kâse-i ser-nigûn ve rusâs-ı hâss-ı nîlgûn ile mestûr bir kubbe-i az …
"İşte ben de geldim" deyü zâhir olup hazîne-i mühimmâtı küşâde edüp yine Ayasofya'ya şürû‘ edüp cümle (---) yüz sommâkî amûdlar üzre tâk-ı nuh-tâklar üzre iki tabaka dahi amûd-ı müntehâlar üzre tâk-ı Havernaklar üzre kubbe-i eflâk misilli bir kâse-i ser-nigûn ve rusâs-ı hâss-ı nîlgûn ile mestûr bir kubbe-i azîm ma‘mûr etdiler kim felek-i atlas-ı bûkelemûnda böyle kubbe-i ibret-nümûn misl-i kablihâ ve ba‘dihâ binâ olunmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 34a ·
metinde göster ·
… tâbe serâhu bir kubbe-i âlî içinde medfûndur kim bu kubbenin nazîri bu kubbe-i
eflâk
altında yokdur. Zîrâ üstâd-ı şîrînkâr bir kubbe-i sağîr üzre bir kat kubbe-i âl …
Evsâf-ı hıyâban-ı merkad-i pür-envâr: Mihrâb önünde bir sehm-i tîrkeş menzili bir gül [ü] gülistân [u] hıyâban-ı nısf-ı cihân içre meşhed-i Süleymân Hân tâbe serâhu bir kubbe-i âlî içinde medfûndur kim bu kubbenin nazîri bu kubbe-i eflâk altında yokdur. Zîrâ üstâd-ı şîrînkâr bir kubbe-i sağîr üzre bir kat kubbe-i âlî dahi inşâ edüp biri {biri} içinde böyle musanna‘ kubbe bir diyârda vâkı‘ olmamışdır. Bu tarz-ı acîb ü garîb görülmemişdir. Ve bunda olan müşebbek ve mukarnas mermer tasnî‘âtları bir amâristânda yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 45a ·
metinde göster ·
… pâdişâhîde on çift âhû-yı Hoten gözlü rakkâs mehpâreler raksa âgâz etdüklerinde
eflâk
dahi çarh-ı semâ‘a başlayup huzûr-ı pâdişâhîde eyle bir fasl ederler kim Zühre …
Ardı sıra sırık hammâlları üzre gümrükhâne misâli bir kâh-ı Âzerbâycân içre havz u şâzrevânlar tasnîf edüp fevvâreleri pertâb edüp cereyân etmede., Niçe çârkâb yasdıklar ve incü dikme mak‘adlar ve Isfehân-ı nısf-ı cihân halîçeleri üzre hûr [u] gılmânlar kasr içre oturan erbâb-ı devletlere sükkerî ve mu‘amberîn kahve-i Yemenîler ve çay ve bâdyân ve sa‘leb ve mahleb bezl edüp bu kasr içre Gümrük Emîni Koca Alî Ağa ile latîfe ve şakalar ederler tâ ki alayköşkü'ne karîb vardıklarında çârkâb ve zer-ender-zer zerdûz cibinliklerin içinden kırk elli aded üstâd-ı kâmillerden hânende ve sâzendeler fasla başlayup alayköşkü dibinde tevakkuf edüp huzûr-ı pâdişâhîde on çift âhû-yı Hoten gözlü rakkâs mehpâreler raksa âgâz etdüklerinde eflâk dahi çarh-ı semâ‘a başlayup huzûr-ı pâdişâhîde eyle bir fasl ederler kim Zühre engüşt ber-dehen edüp Hüseyin Baykara fasılları ederek 179a ubûr edüp gümrük emîni ve tershâne emîni kasrdan taşra çıkup zemîn-bûs etdiklerinde Murâd Hân buyururlar kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 178b–179a ·
metinde göster ·
… lvele ve gulgule ve debdebe ve hengâme-i elîm ederler kim Zühre raks edüp tâs-ı
eflâk
çın çın ötüp geçerler.
Bu bâlâda tahrîr olunan on aded nefes ile dehânî sâzları cümle yek-dil, yek-cihet olup umûmen sâzende-i nağarazâncıyân neferât 500. Beş yüz nağarazenleriyle makâm-ı uzzâl ve şehnâzla bir fasl-ı azîm ve bir velvele ve gulgule ve debdebe ve hengâme-i elîm ederler kim Zühre raks edüp tâs-ı eflâk çın çın ötüp geçerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 208a ·
metinde göster ·
… lâzım gelir. Zîrâ ol mihrâbda olan hayâl-pesend nakş-ı Hıtâyîleri kerrûbiyân-ı
eflâk
bir direfş-i pâk urmağa kâdir değildir. Ve ancak bir kıble kapusu var kim bu ka …
Der-sitâyiş-i Câmi‘-i Çelebi Sultân Mehemmed ibn Yıldırım Bâyezîd Hân : Bu câmi‘ Yeşil İmâret nâmiyle meşhûr bir câmi‘-i pür-nûrdur. Bursa'nın cânib-i şarkîsinde Gökdere aşırı bir mürtefi‘ püşte üzre bir câmi‘-i musanna‘dır kim cemî‘î der-i dîvârları ser-â-pâ beyâz mermer-i hamdır ve iki kubbelidir. Tûlen yüz sekiz ayak ve arzan seksen ayakdır. İçinde aslâ sütûnlar yokdur. Mihrâb ve minberin ta‘rîf ve tavsîf edersek acz lâzım gelir. Zîrâ ol mihrâbda olan hayâl-pesend nakş-ı Hıtâyîleri kerrûbiyân-ı eflâk bir direfş-i pâk urmağa kâdir değildir. Ve ancak bir kıble kapusu var kim bu kapunun yemîn [u] yesârında, tâ tâk-i âlîsine çıkınca kat-ender-kat girih girih zîh zîh girişme ve islimî ve rûmîler ve zülf-i niğâr-ı pür-kâr nakşları olunmuşdur kim Behzâd ve Licân-i Hitâyî kâğıd üzre mû kalemle tahrîr etmeğe kâdir [de]gillerdir. Ammâ bu üstâd-ı mermer-bür bu kapuya kâmil üç yıl mermer-i hâm üzre direfş pîşe urup yed-i tûlâsın ayân edüp sâhib-i binâ Mehemmed Hân'dan üç senede kırk bin altun alup "Yeşil İmâret kapusu kırk bin altuna olmuşdur" deyü dâsitân-ı dûstândır. Hakkâ kim seyyâhân-ı berr [u] bihâr mâbeyninde memdûh-ı âlem bir bâb-ı mu‘allâ-yı müsellemdir. Bu câmi‘-i behişt-âsâda ibret-nümâ zîbâ san‘atlar ve gûnâ-gûn tasarruflar etmişlerdir kim ehl-i vasf anın midhatinde âciz ü kâsırdır. Netîce-i kelâm, bu câmi‘ bir tarz-ı acîb ve bir tavr-ı garîb üzre tarh olunmuşdur kim hüsn cihetinde ve letâfeti yüzünde vech-i arzda böyle bir kâr-ı insân binâ olunmamışdır. Hülâsa-i kelâm, hüsn [u] letâfeti ve kâr [u] zerâfeti hadd-i vasfdan hâric ve beyândan âricdir. Yeşil Câmi‘ nâmıyla müsemmâ olmasının aslı, cümle kıbâbları ve bir tabaka minâresi tâcı cümle yeşil Kâşî çîn(i) ile mestûr olup zümrüd-i üstüvân gibi âfitâb şu‘lesinden şa‘şa‘a urur, anınçün Yeşil İmâret derler. Taşra hareminde çınar-ı müntehâlar ile müzeyyen bir câmi‘dir. Manzûrumuz olduğu üzre şehr-i Bursa içre böyle münakkaş câmi‘ yokdur. Seyyâhların takrîrleri üzre, "Gayrı diyârlarda dahi böyle dâr-ı Hudâ görmedik" derler. Vesselâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 224b ·
metinde göster ·
, Rabbu'l-‘ızze yüz kırk sekiz cibâl-i azîm halk edüp rûy-ı zemîne kilid urmuşdu …
Evvelâ Hâlık-ı eflâk, Rabbu'l-‘ızze yüz kırk sekiz cibâl-i azîm halk edüp rûy-ı zemîne kilid urmuşdur kim vech-i arza zelzele vâkı‘ oldukda bu dağlar mismâr gibi zemîni zabt eder. Bu kûh-ı azîmlerin hakkında Hallâk-ı âlem Kur’ân-ı Azîm'inde buyurur. Âyet Arapça buyurmuşlardır. Tefsîr-i şerîfinde "mekâlîd", kilid ile tefsîr olunmuşdur. Ya‘nî "Habîbim, biz dağları yer yüzüne kilid gibi kilidleyüp halk etmişiz", diğer âyet-i şerîf Arapça âyetleri bu ma‘nâyı îhâm eder. Ve seyyâhân-ı hukemâ-yı kudemâ eyle vâkıf-ı esrâr olup yazmışlar kim "İklîm-i evvelde 19 cebel-i azîmdir, iklîm-i sânide 27 cebeldir, iklîm-i sâlisde 31 cebeldir, iklim-i râbi‘de 24 kûhdur, iklîm-i hâmisde 29 cebeldir, iklîm-i sâdisde 36 dağdır, iklîm sâbi‘de 32 cibâl-i azîmlerdir" deyü cümle coğrâfiyye, Atlas Minor'da, Paya Monat'da (?) ve cümle hey’et kitâblarında bu cebel-i azîmler böyle tahrîr olunmuşdur. Ammâ cümle cebellerin başı Cebel-i "Kâf"dır kim Cenâb-ı Bârî, hakkında âyet Arapça âyeti nâzil olmuşdur kim cebel-i Kâf dünyayı ihâta etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 229b ·
metinde göster ·
… seccâde edüp Muhammed Buhârî Sarı Saltık Bây'ı Kâfiristân'a gönderüp Dobruca ve
Eflâk
ve Boğdan ve Leh ve Moskov'da çok gazâlar edüp "Saltık" nâmıyla iştihâr verdi. …
Bu takdîrce sâdât-ı Horâsân'ın, Hünkâr hakkında sahîhü'n-neseb olduğuna şübheleri yokdur. Şüphe eden âsim olur, el-ıyâzen billah. Ammâ Tevârih-i Ayn-ı Âlî'de böyle tahrîr eylemiş, lâkin karîne yakındır. Ammâ künye-i ecdâdlarıyla tahrîr eylemiş. Evvelâ Seyyid Muhammed Hacı Bektâş b. Seyyid Mûsâ Nişâbûrî b. Seyyid İshak es-Sâkin-i Râye b. Seyyid İbrâhîm-i Mükerremü'l-Askerî b. Seyyid Mûsâ eş-şehîr bi-Ebî Sebha b. Seyyid İbrâhîm el-Murtazâ el-Asgar b. el-İmâm Mûsâ Kâzım rahmetullahi aleyhim ecma‘în. Fe lâcerem İbrâhîm el-Mücâb Muharrem Sultân-ı Horâsân İmâm-ı Alî b. Mûsâ Rızâ'nın li-ebin ve ümmin birâder-i kihteridir. Zirâ ki imâm-ı velâyet-me’âb İbrâhîm-i Mücâb ve Abbâs ve Kâsım ve Hamza nâm büzürgvârân-ı me‘âlî {cenâb-ı} cümle bir anadan olmağla İmâm Mûsâ'nın otuz yedi evlâdı miyânında memdûh ve mümtâz olmuşlardı. Ya‘nî ki sıfât-ı "Necmetü'n-nübüvve" diye şöhret bulmuşlardı. Pes Hacı Bektâş-ı Velî'nin peder-i azîzi Seyyid Mûsâ-yı Mükerrem, "Nişâbûrî" lakabıyla şöhret bulmuşdur. İmâm Mûsâ Rızâ vefâtından sonra Horâsân vilâyetinden göçüp şehr-i Nişâbûr'da sâkin oldular. Anda Şeyh Ahmed nâm bir azîzin Hateme nâm bir duhterin alup Hacı Bektâş-ı Velî ol kerîmeden tevellüd etdi ve beyne's-sıbyân salâh [u] diyânetle ser-efrâz olup Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî'nin halîfelerinden Şeyh Lokmân ki Horâsân erenlerindendir. Vâlid-i büzürgvârı Hacı Bektâş'ı Şeyh Lokmân'a tilâmîzliğe verüp Hacı Bektâş anlardan ulûm-ı zâhire ve bâtınayı tahsîl eyledi. Azîz hazretleri Horâsân'da ulu sultân idi. Hatta İmâm Ca‘fer asrında olmağıla İmâm-ı Ca‘fer mübârek kendü hırka-i şerîfin Bâyezîd-i Bistâmî eliyle mezbûr Şeyh Lokmân hazretlerine giydirdi ve "Bu hırka sâhibi geldikde emânetdir, anlara teslîm eyle" deyü emâneten gönderüp teberrüken Şeyh Lokmân giyüp yine hıfz etdiler. Anlar dahi cemî‘î Horâsân erenleri huzûrunda hırkayı Hacı Bektaş-ı Velî'ye teslîm edüp tevhîd [u] tezkîr ile hırkayı Bektâş-ı Velî giymişlerdir kim hâlâ fukarâ-yı Bektâşiyânın giydikleri on iki imâm işâretli on iki terkli tâc-ı beyâz ve cübbe yenli abâ-yı beyâz hırka idi. Ammâ irşâdı Hoca Yesevî'den görüp Rûm erenlerinden olmağla izin taleb edüp yedi yüz fukarâ ile Seyyid Muhammed-i Buhârî-i Saltık ile Hacı Bektâş'ı Rûm'da Osmâncığa gönderüp Mevlânâ-yı Rûmî ve Hacı Bektâş-ı Velî ve Şems-i Tebrîzî ve Muhyiddîn-i Arabî ve Karaca Ahmed Sultân ve gayrı yetmiş kibâr-ı evliyâullahların bin yirde haşr olup sohbet-i hâs edüp Orhân Gâzî asrında Hacı Bektaş-ı Velî iştihâr bulup yeniden çeri ya‘nî yeni-çeri peyda edüp Rûm diyârların Orhân ile ma‘an feth edüp yedi yüz fukarâlarının cümlesin feth olunan şehrlerde sâhib-i seccâde edüp Muhammed Buhârî Sarı Saltık Bây'ı Kâfiristân'a gönderüp Dobruca ve Eflâk ve Boğdan ve Leh ve Moskov'da çok gazâlar edüp "Saltık" nâmıyla iştihâr verdi. Anınçün hâlâ Rûm'da yedi yüz âsitâne-i Bektaşiyân vardır. 234a Ba‘dehû Hacı Bektâş-ı Velî sene (---) târîhinde yine Orhân hilâfetinde merhûm olup Orhân, cenâze-i Sultân'a hâzır olup Kırşehri'nde defn etdiler. Rahmetullahi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 233b–234a ·
metinde göster ·
… n kılâ‘ları ve niçe yüz büleydeleri feth edüp bir senede yedi kerre Anadolu'dan
Eflâk
ve Boğdân'a geçüp feth etdiğiyçün Emîr Sultân Yıldırım lafzıyla mülakkab edüp " …
Evvelâ Rûmeli'nde Üsküp kurbunda feth-i kal‘a-i Kıratova ve Üsküp ve Vidin ve Vodine ve Hıroz ve Yanbolu ve Silistre ve Uruscuk ve Yergögi ve Nigebolu ve Anadolu'da Alaşehr ve Beğşehri ve Seydîşehri ve diger Konya ve Aydın ve Saruhan ve Ayasuluk ve Milâs ve Balat ve Teke ve Menteşe ve diğer Osmâncık ve Kastamonu ve Amasiyye ve Aksarây ve Niğde ve Kayseriyye ve Sivas ve Erzincân ve Malatiyye, bu zikr olunan kılâ‘ları ve niçe yüz büleydeleri feth edüp bir senede yedi kerre Anadolu'dan Eflâk ve Boğdân'a geçüp feth etdiğiyçün Emîr Sultân Yıldırım lafzıyla mülakkab edüp "Yıldırım Hân" dediler. Ol sene İslâmbol'u derya-misâl askerle muhasara edüp zor-ı bâzû ile kadı nasb edüp icrâ-yı şer‘-i mübîn olurdu. Unkapanı'ndan tâ Gül Câmi‘e varınca yedi yüz hâne-i müslimîn ile ma‘mûr olup Aya Kapusu'nun iç yüzünde Sirkeci Tekyesi mahkeme ve Gül Câmi‘ ibâdethâneleri idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 234b ·
metinde göster ·
… fçabolu ve Köprülü ve tekrâr Eflağı ve Boğdan'ı harâca kesüp Urusçuk karşusunda
Eflâk
hudûdunda Tuna kenarında kal‘a-i Çöl ya‘nî Yergögü kal‘asın binâ edüp asker kod …
Evvelâ Rûmeli'nde feth-i kal‘a-i Peravadi ve Ofçabolu ve Köprülü ve tekrâr Eflağı ve Boğdan'ı harâca kesüp Urusçuk karşusunda Eflâk hudûdunda Tuna kenarında kal‘a-i Çöl ya‘nî Yergögü kal‘asın binâ edüp asker kodu. Anadolu'da kal‘a-i Mudurnu ve tekrâr feth-i Kastamonu, niçe feth [u] fütûhâtlar edüp iki yüz altmış hutbesi tilâvet olunur. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 235b ·
metinde göster ·
… az ve Hayduşak ve Leh ve Çeh ve Korol ve Tut ve Kırako ve Rus on iki kavmdir ve
Eflâk
ve Boğdan ve Sirce ve İsfah ve Felemenk ve Dunkarkız ve Danimarka ve İngilis ve …
Acem'den hâsıl olan keferelerin ibtidası Menûçehr'in evlâdlarından dördü firâr edüp Eğre cânibinde tavattun edüp "Siz kimsüz?" deyü su‘âl etdiklerinde "Men-i çehâruz" ya‘nî "dörd âdemiz" dediler. Men-i çâr'den galat "Macar" kavmi oldular kim on beş aded kavm keferelerdir. İbtidâ Orta Macar [ve] Erdel Macar ve Seykel ve Saz ve Hayduşak ve Leh ve Çeh ve Korol ve Tut ve Kırako ve Rus on iki kavmdir ve Eflâk ve Boğdan ve Sirce ve İsfah ve Felemenk ve Dunkarkız ve Danimarka ve İngilis ve Nemse ve İngiltere ve Dış Fransa ve Hırvad [ve] Macar ve Boşnak anlardandır. (---)(---)(---)(---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 256a ·
metinde göster ·
… -) mâh-ı (---) minde (---) Girây Hân ile seksen bin Kırım askeri ve yigirmi bin
Eflâk
ve Boğdan cündi ve Erdel-i erzel kralı ile Azak altından kalkup kal‘a-i Azak di …
Azak kal‘ası altında sene (---) mâh-ı (---) minde (---) Girây Hân ile seksen bin Kırım askeri ve yigirmi bin Eflâk ve Boğdan cündi ve Erdel-i erzel kralı ile Azak altından kalkup kal‘a-i Azak dibinde deryâya mahlût olan nehr-i Tün'i bunlar ile ve atlar ile yaldayup karşu tarafa geçüp yine bir dahi nehr-i Ulu Tün'i geçmeğe ihtimâm-ı tâm edüp sekiz kerre yüz bin atları nehr-i Ulu Tin'e urunca bi-emrillah nehr-i Tün bügenüp su az akmağa başlayınca hemân Tatar Hân beş-on bin atlı kapu kuluyla nehr-i Ulu Tün'in alt tarafından suya urup bügenmüş su özengilerine çıkmadan Hân hazretleri karşu tarafa ubûr etdi. Ve gayrı asker-i Tatar sadak ve savat ve kûpalların tulumlar içre koyup at kuyruklarına bağlayup bir sâ‘atde sekiz kerre yüz bin küheylân ağırmak atlar Ulu Tün nehr-i azîmin geçüp yigirmi bir sâ‘atde cânib-i garba Heyhât sahrâsı içre Tatar ılgarıyla gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 262b ·
metinde göster ·
… r ile niçe bin mücâhidîn bu semtlerden mâl-ı ganâyimler aldıkları sene Nigebolu
Eflâk
krallarından Uruscuk nâm bir kral-ı bed-nâm bu kal‘ayı binâ edüp Dobruca kralı …
Ta‘rîf-i iskele-i azîm ve bender-i kadîm kal‘a-i Uruscuk: İbtidâ bânîsi Hazret-i Ömer ibn Abdülaziz hilâfetinde ümmet-i Muhammed Şâm'dan birkaç kerre İslâmbol üzre hurûc edüp Kostantiniyye'yi muhâsara etdiklerine ılgar ile niçe bin mücâhidîn bu semtlerden mâl-ı ganâyimler aldıkları sene Nigebolu Eflâk krallarından Uruscuk nâm bir kral-ı bed-nâm bu kal‘ayı binâ edüp Dobruca kralı üzre teğâllübe kasd etmişdi. Âhir-i kâr bu kal‘a altında vakt-i şitâda Ruscuk kralı buz üzre ayş [u] nûş ederken buz kırılıp cümle tevâbi‘ [u] levâhıkıyla gark olup nûşı hamr iken nehr-i Tuna olup ıyşi nîş oldu. Bu kral-ı dâllin ahvâlin Yanvan Târîhi'nde hûb yazmışdır. Ba‘dehû bu Ruscuk kal‘asına Dobruca kral istîlâ etmişdir. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân fethidir. Bâ ceng-i azîm içinde olan Eflâk küffârı kayıklarla Tuna üzre karşı cânibe firâr ederlerken cümlesi gark-ı âb oldular. Ba‘dehû Yıldırım Hân ile Timur hâdisesi zuhûr edüp Yıldırım Hân mahbûsen merhûm olup Devlet-i Âl-i Osmân muhtell [ü] müşevveş-ahvâl iken Eflâk ve Boğdan kralları ferce bulup nehr-i Tuna'nın beri cânibinde ne kadar kılâ‘-ı metîneler ve hısn-ı hasîneler var ise istîlâ etdiler. Ba‘dehû Çelebi Sultân Mehemmed Rûm'a müstakil pâdişâh olunca yer götürmez askerle gelüp bu Ruscuk kal‘asın feth edüp fâtih-i sânî oldu. Ve bu Ruscuk kal‘asında iki bin pâre kayık ve donanma ile karşu geçüp meks edüp tabur-ı azîmler hafr edüp sene (---) târîhinde Yergöğü kal‘asın binâ edüp cümle Eflağ [u] Boğdan'ın fitne vü fesâdcıları katl edüp bakıyyetü's-seyfin harâca kesüp yeniden kral nasb etdi. Ba‘dehû bu şehir Süleymân Hân tahrîri üzre Silisre eyâletinde Nigebolu sancağı hükmünde subaşılıkdır ve üç yüz pâyesiyle şerîf kazâdır. Ve nâhiyesi cümle (---) aded ma‘mûr kurâdır. Müftî ve nakîbi ve sipâh kethüdâyeri ve serdârı ve gümrük emîni ve muhtesibi ve şehir kethüdâsı ve bâcdârı ve kal‘a dizdârı ve (---) aded 112b kal‘a neferâtları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 112a–112b ·
metinde göster ·
… sene (---) târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân fethidir. Bâ ceng-i azîm içinde olan
Eflâk
küffârı kayıklarla Tuna üzre karşı cânibe firâr ederlerken cümlesi gark-ı âb ol …
Ta‘rîf-i iskele-i azîm ve bender-i kadîm kal‘a-i Uruscuk: İbtidâ bânîsi Hazret-i Ömer ibn Abdülaziz hilâfetinde ümmet-i Muhammed Şâm'dan birkaç kerre İslâmbol üzre hurûc edüp Kostantiniyye'yi muhâsara etdiklerine ılgar ile niçe bin mücâhidîn bu semtlerden mâl-ı ganâyimler aldıkları sene Nigebolu Eflâk krallarından Uruscuk nâm bir kral-ı bed-nâm bu kal‘ayı binâ edüp Dobruca kralı üzre teğâllübe kasd etmişdi. Âhir-i kâr bu kal‘a altında vakt-i şitâda Ruscuk kralı buz üzre ayş [u] nûş ederken buz kırılıp cümle tevâbi‘ [u] levâhıkıyla gark olup nûşı hamr iken nehr-i Tuna olup ıyşi nîş oldu. Bu kral-ı dâllin ahvâlin Yanvan Târîhi'nde hûb yazmışdır. Ba‘dehû bu Ruscuk kal‘asına Dobruca kral istîlâ etmişdir. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân fethidir. Bâ ceng-i azîm içinde olan Eflâk küffârı kayıklarla Tuna üzre karşı cânibe firâr ederlerken cümlesi gark-ı âb oldular. Ba‘dehû Yıldırım Hân ile Timur hâdisesi zuhûr edüp Yıldırım Hân mahbûsen merhûm olup Devlet-i Âl-i Osmân muhtell [ü] müşevveş-ahvâl iken Eflâk ve Boğdan kralları ferce bulup nehr-i Tuna'nın beri cânibinde ne kadar kılâ‘-ı metîneler ve hısn-ı hasîneler var ise istîlâ etdiler. Ba‘dehû Çelebi Sultân Mehemmed Rûm'a müstakil pâdişâh olunca yer götürmez askerle gelüp bu Ruscuk kal‘asın feth edüp fâtih-i sânî oldu. Ve bu Ruscuk kal‘asında iki bin pâre kayık ve donanma ile karşu geçüp meks edüp tabur-ı azîmler hafr edüp sene (---) târîhinde Yergöğü kal‘asın binâ edüp cümle Eflağ [u] Boğdan'ın fitne vü fesâdcıları katl edüp bakıyyetü's-seyfin harâca kesüp yeniden kral nasb etdi. Ba‘dehû bu şehir Süleymân Hân tahrîri üzre Silisre eyâletinde Nigebolu sancağı hükmünde subaşılıkdır ve üç yüz pâyesiyle şerîf kazâdır. Ve nâhiyesi cümle (---) aded ma‘mûr kurâdır. Müftî ve nakîbi ve sipâh kethüdâyeri ve serdârı ve gümrük emîni ve muhtesibi ve şehir kethüdâsı ve bâcdârı ve kal‘a dizdârı ve (---) aded 112b kal‘a neferâtları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 112a–112b ·
metinde göster ·
… ım Hân mahbûsen merhûm olup Devlet-i Âl-i Osmân muhtell [ü] müşevveş-ahvâl iken
Eflâk
ve Boğdan kralları ferce bulup nehr-i Tuna'nın beri cânibinde ne kadar kılâ‘-ı …
Ta‘rîf-i iskele-i azîm ve bender-i kadîm kal‘a-i Uruscuk: İbtidâ bânîsi Hazret-i Ömer ibn Abdülaziz hilâfetinde ümmet-i Muhammed Şâm'dan birkaç kerre İslâmbol üzre hurûc edüp Kostantiniyye'yi muhâsara etdiklerine ılgar ile niçe bin mücâhidîn bu semtlerden mâl-ı ganâyimler aldıkları sene Nigebolu Eflâk krallarından Uruscuk nâm bir kral-ı bed-nâm bu kal‘ayı binâ edüp Dobruca kralı üzre teğâllübe kasd etmişdi. Âhir-i kâr bu kal‘a altında vakt-i şitâda Ruscuk kralı buz üzre ayş [u] nûş ederken buz kırılıp cümle tevâbi‘ [u] levâhıkıyla gark olup nûşı hamr iken nehr-i Tuna olup ıyşi nîş oldu. Bu kral-ı dâllin ahvâlin Yanvan Târîhi'nde hûb yazmışdır. Ba‘dehû bu Ruscuk kal‘asına Dobruca kral istîlâ etmişdir. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân fethidir. Bâ ceng-i azîm içinde olan Eflâk küffârı kayıklarla Tuna üzre karşı cânibe firâr ederlerken cümlesi gark-ı âb oldular. Ba‘dehû Yıldırım Hân ile Timur hâdisesi zuhûr edüp Yıldırım Hân mahbûsen merhûm olup Devlet-i Âl-i Osmân muhtell [ü] müşevveş-ahvâl iken Eflâk ve Boğdan kralları ferce bulup nehr-i Tuna'nın beri cânibinde ne kadar kılâ‘-ı metîneler ve hısn-ı hasîneler var ise istîlâ etdiler. Ba‘dehû Çelebi Sultân Mehemmed Rûm'a müstakil pâdişâh olunca yer götürmez askerle gelüp bu Ruscuk kal‘asın feth edüp fâtih-i sânî oldu. Ve bu Ruscuk kal‘asında iki bin pâre kayık ve donanma ile karşu geçüp meks edüp tabur-ı azîmler hafr edüp sene (---) târîhinde Yergöğü kal‘asın binâ edüp cümle Eflağ [u] Boğdan'ın fitne vü fesâdcıları katl edüp bakıyyetü's-seyfin harâca kesüp yeniden kral nasb etdi. Ba‘dehû bu şehir Süleymân Hân tahrîri üzre Silisre eyâletinde Nigebolu sancağı hükmünde subaşılıkdır ve üç yüz pâyesiyle şerîf kazâdır. Ve nâhiyesi cümle (---) aded ma‘mûr kurâdır. Müftî ve nakîbi ve sipâh kethüdâyeri ve serdârı ve gümrük emîni ve muhtesibi ve şehir kethüdâsı ve bâcdârı ve kal‘a dizdârı ve (---) aded 112b kal‘a neferâtları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 112a–112b ·
metinde göster ·
… de âdem deryâsı olur. Halkı cümle Ulah Boğdan ve Bulkarca kelimât ederler, ammâ
Eflâk
lisânın fasîh bilirler. Ve halkı gâyet sahiyyü'l-vücûd ve garîb-dost, ehl-i zev …
Bu şehir içre haftada bir azîm bâzâr durup çârsû ortası meydân-ı azîminde âdem deryâsı olur. Halkı cümle Ulah Boğdan ve Bulkarca kelimât ederler, ammâ Eflâk lisânın fasîh bilirler. Ve halkı gâyet sahiyyü'l-vücûd ve garîb-dost, ehl-i zevk, muhibb-i garîbü'd-diyâr âdemlerdir kim bây [u] gedâya ni‘metleri mebzûldür. Zîrâ bir ganîmet şehirdir. On kavun bir penezedir. Her kavun onar vakıyye gelir. Penez, gümüş ile bakırlı bir gûne Eflâk keferesi hattıyla meskûk akçedir, ana penez derler. Tuna kenarındaki benderlerde ve şehirlerde râyicdir. Gayri şehirlerde geçmez bir gûne bakır akçedir. Ve on karpuz yine bir peneze ve bir vakıyye ekmek bir peneze ve bir vakıyye lahm bir peneze ve bir teneke bal dörd peneze ve bir vakıyye yağ on peneze. Her metâ‘ ana göre kıyâs oluna. Bir ganîmet şehirdir. Bu büleydenin garbîsi cânibinde nehr-i Tuna'ya mahlût olan nehr-i Lum cânib-i cenûbda tâ Kızanlık dağlarında Tur ve Akutaran ve Kabirova dağların[dan] gelir âb-ı hayât sudur. Kırk elli gûne lezîz mâhîleri olur. Hattâ Tuna sâhilinde sâkin olan kimesneler mâbeyninde bir âdem semîn ü cesîm olsa "Lum suyu balığı gibi semiz olmuş" deyü darb-ı mesel olmuşdur. A‘yân [u] eşrâfından Çavuşzâde Çelebiler Paşanın hânesi sâhibi idi. Ve Serdâr Alî Beşe,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 112b ·
metinde göster ·
Bu şehir içre haftada bir azîm bâzâr durup çârsû ortası meydân-ı azîminde âdem deryâsı olur. Halkı cümle Ulah Boğdan ve Bulkarca kelimât ederler, ammâ Eflâk lisânın fasîh bilirler. Ve halkı gâyet sahiyyü'l-vücûd ve garîb-dost, ehl-i zevk, muhibb-i garîbü'd-diyâr âdemlerdir kim bây [u] gedâya ni‘metleri mebzûldür. Zîrâ bir ganîmet şehirdir. On kavun bir penezedir. Her kavun onar vakıyye gelir. Penez, gümüş ile bakırlı bir gûne Eflâk keferesi hattıyla meskûk akçedir, ana penez derler. Tuna kenarındaki benderlerde ve şehirlerde râyicdir. Gayri şehirlerde geçmez bir gûne bakır akçedir. Ve on karpuz yine bir peneze ve bir vakıyye ekmek bir peneze ve bir vakıyye lahm bir peneze ve bir teneke bal dörd peneze ve bir vakıyye yağ on peneze. Her metâ‘ ana göre kıyâs oluna. Bir ganîmet şehirdir. Bu büleydenin garbîsi cânibinde nehr-i Tuna'ya mahlût olan nehr-i Lum cânib-i cenûbda tâ Kızanlık dağlarında Tur ve Akutaran ve Kabirova dağların[dan] gelir âb-ı hayât sudur. Kırk elli gûne lezîz mâhîleri olur. Hattâ Tuna sâhilinde sâkin olan kimesneler mâbeyninde bir âdem semîn ü cesîm olsa "Lum suyu balığı gibi semiz olmuş" deyü darb-ı mesel olmuşdur. A‘yân [u] eşrâfından Çavuşzâde Çelebiler Paşanın hânesi sâhibi idi. Ve Serdâr Alî Beşe,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 112b ·
metinde göster ·
… le Eflâkândır. Netîce-i merâm gâyetü'l-gâye intihâ-yı serhaddir. Niçe yüz kerre
Eflâk
kâfiri isyân edüp ibtidâ bu kal‘ayı muhâsara etdüğü zamânımızda on kerre ma‘lûm …
Sene 816 târîhinde ibtidâ bânîsi Çelebi Sultân Mehemmed'dir. Özi eyâleti sancağı hükmünde hâsdır. Ve yüz elli akçe başka kazâdır. Nevâhîleri ve kethüdâyeri ve serdârı yokdur. Kal‘ası Tuna kenarında bir düz çemenzâr yerde şekl-i murabba‘ beyâz ahcâr ile mebnî bir kal‘a-i müdevver-i kavîdir kim dâ’iren-mâdâr cirmi bir adımdır. İçinde Mehemmed Hân câmi‘i ve dizdârı ve üç yüz neferâtı ve mehterânı ve cebehânesi 113a var. Ve sağîr ü kebîr şâhâne elli aded topları var. Ve cânib-i şarka bir demir kapusu var. Etrâfında handakı nehr-i Tuna ile mâl-â-mâl olup kapusu önünde zemberekli asma cisri var. Ve kal‘adan taşra varoşu etrâfında tabur handakı var. Ve kapusu önünde âyende vü revende mihmâna ârâmgâhı içün bir tahta ile mebnî bir kasrı var. Ve Tuna kenarında bir azîm limanı var. Hâlâ neferâtıyla başka kapudanı var. Tuna defterdârından vazîfe-i mu‘ayyeneleri var. Ve bu kal‘anın cânib-i şarkîsinde yine sâhil-i Tuna'da bir ma‘mûr varoşu var. Cümle altı yüz hâne bâğlı ve bâğçeli cümle şındıra tahta seksen aded esvâk-ı muhtasarı var. Lâkin cümle ahâlî-i re‘âyâsı Eflâk'dir ve varoş hüddâmları cümle Eflâkândır. Netîce-i merâm gâyetü'l-gâye intihâ-yı serhaddir. Niçe yüz kerre Eflâk kâfiri isyân edüp ibtidâ bu kal‘ayı muhâsara etdüğü zamânımızda on kerre ma‘lûmumuzdur. Ammâ bu kal‘a gâyet kâr [u] kisb yeridir ve ankâ kimesneler vardır. Cümleden bây Yergöğülü Hüseyin Ağa, bin kiseye mâlik kimesnedir. Paşa anın hânesinde mihmân olup paşaya üç gün ziyâfet-i azîm edüp beher yevm birer at ve üçer kîse verüp ol kadar bal ve yağ verdi kim ta‘bîr olunmaz. Ve Eflâk Beği Mati'den yedi araba akmişe-i fâhire ve yüz araba zahîre ve bir hınto münakkaş ve mutalla‘ koçi araba hedâyâ gönderüp içinde seksen kîse-i Eflâkî var idi. Ve bir tavla çıpgın bârgîr ve bir tavla yorga cıbırtay at pîşkeş geldi. Ve sâ’ir ağavâtlara dahi yüz re’s bârgîr hedâyâ gelüp bir yorga bârgîr dahi bu hakîre değdi. (---)(---)(---) .
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 112b–113a ·
metinde göster ·
… vm birer at ve üçer kîse verüp ol kadar bal ve yağ verdi kim ta‘bîr olunmaz. Ve
Eflâk
Beği Mati'den yedi araba akmişe-i fâhire ve yüz araba zahîre ve bir hınto münak …
Sene 816 târîhinde ibtidâ bânîsi Çelebi Sultân Mehemmed'dir. Özi eyâleti sancağı hükmünde hâsdır. Ve yüz elli akçe başka kazâdır. Nevâhîleri ve kethüdâyeri ve serdârı yokdur. Kal‘ası Tuna kenarında bir düz çemenzâr yerde şekl-i murabba‘ beyâz ahcâr ile mebnî bir kal‘a-i müdevver-i kavîdir kim dâ’iren-mâdâr cirmi bir adımdır. İçinde Mehemmed Hân câmi‘i ve dizdârı ve üç yüz neferâtı ve mehterânı ve cebehânesi 113a var. Ve sağîr ü kebîr şâhâne elli aded topları var. Ve cânib-i şarka bir demir kapusu var. Etrâfında handakı nehr-i Tuna ile mâl-â-mâl olup kapusu önünde zemberekli asma cisri var. Ve kal‘adan taşra varoşu etrâfında tabur handakı var. Ve kapusu önünde âyende vü revende mihmâna ârâmgâhı içün bir tahta ile mebnî bir kasrı var. Ve Tuna kenarında bir azîm limanı var. Hâlâ neferâtıyla başka kapudanı var. Tuna defterdârından vazîfe-i mu‘ayyeneleri var. Ve bu kal‘anın cânib-i şarkîsinde yine sâhil-i Tuna'da bir ma‘mûr varoşu var. Cümle altı yüz hâne bâğlı ve bâğçeli cümle şındıra tahta seksen aded esvâk-ı muhtasarı var. Lâkin cümle ahâlî-i re‘âyâsı Eflâk'dir ve varoş hüddâmları cümle Eflâkândır. Netîce-i merâm gâyetü'l-gâye intihâ-yı serhaddir. Niçe yüz kerre Eflâk kâfiri isyân edüp ibtidâ bu kal‘ayı muhâsara etdüğü zamânımızda on kerre ma‘lûmumuzdur. Ammâ bu kal‘a gâyet kâr [u] kisb yeridir ve ankâ kimesneler vardır. Cümleden bây Yergöğülü Hüseyin Ağa, bin kiseye mâlik kimesnedir. Paşa anın hânesinde mihmân olup paşaya üç gün ziyâfet-i azîm edüp beher yevm birer at ve üçer kîse verüp ol kadar bal ve yağ verdi kim ta‘bîr olunmaz. Ve Eflâk Beği Mati'den yedi araba akmişe-i fâhire ve yüz araba zahîre ve bir hınto münakkaş ve mutalla‘ koçi araba hedâyâ gönderüp içinde seksen kîse-i Eflâkî var idi. Ve bir tavla çıpgın bârgîr ve bir tavla yorga cıbırtay at pîşkeş geldi. Ve sâ’ir ağavâtlara dahi yüz re’s bârgîr hedâyâ gelüp bir yorga bârgîr dahi bu hakîre değdi. (---)(---)(---) .
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 112b–113a ·
metinde göster ·
Niçeler Ziştova derler. Niçeler Ziştavi derler. Niçeler Ziştva derler. Ammâ sebeb-i tesmiyyesi Zişva nâm bir Eflâk hatmanı binâsıdır kim Gâzî Hudâvendigâr Rûmeli'n feth [ü] fütûh etmeğe başladıkda anın havfinden Ziştva bu kal‘ayı binâ edüp ol ecilden Ziştva kal‘ası derler. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Sultân Bâyezîd-i Velî fethidir. Nigebolu sancağı hâkinde voyvadalıkdır. Ve yüz elli akçe kazâdır. Ve cümle (---) aded nâhiye kurâlârıdır. Kethüdâyeri ve serdârı vardır. Kal‘ası, nehr-i Tuna kenarında bir yalçın püşte üzre şekl-i murabba‘ seng-binâ bir küçücük kal‘a-i ra‘nâdır. Cânib-i şarka bir kapusu var. Derûn-ı kal‘ada dizdârhânesi ve bir câmi‘i ve neferâthânesi ve kifâyet mikdârı cebehânesi ve bir kaç şâhî topları var. Ve Tuna'ya nüzûl eder su yolları vardır. Ammâ cirmi ne kadar olduğu ma‘lûmum değildir. Yedi aded kullesinin zirve-i a‘lâları tahta şındıra örtülüdür. Ammâ kal‘anın hâricinde yine sâhil-i Tuna'da varoşu üç yüz hânedir. Cümle şındıra tahta örtülü bâğlı ve bâğçeli hânelerdir. Ensesi dere ve depeli bağlardır. Bir câmi‘i ve bir hânı var. Hammâmı yokdur. Ve yigirmi aded dükkân-ı muhtasarı vardır. Re‘âyâsı ekseriyyâ Eflâk ve Bulkar'dır. Ve a‘yânı yokdur. Ammâ bâğları çokdur. Ve hevâsı latîfdir. Andan (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 113a ·
metinde göster ·
… . Hammâmı yokdur. Ve yigirmi aded dükkân-ı muhtasarı vardır. Re‘âyâsı ekseriyyâ
Eflâk
ve Bulkar'dır. Ve a‘yânı yokdur. Ammâ bâğları çokdur. Ve hevâsı latîfdir. Andan …
Niçeler Ziştova derler. Niçeler Ziştavi derler. Niçeler Ziştva derler. Ammâ sebeb-i tesmiyyesi Zişva nâm bir Eflâk hatmanı binâsıdır kim Gâzî Hudâvendigâr Rûmeli'n feth [ü] fütûh etmeğe başladıkda anın havfinden Ziştva bu kal‘ayı binâ edüp ol ecilden Ziştva kal‘ası derler. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Sultân Bâyezîd-i Velî fethidir. Nigebolu sancağı hâkinde voyvadalıkdır. Ve yüz elli akçe kazâdır. Ve cümle (---) aded nâhiye kurâlârıdır. Kethüdâyeri ve serdârı vardır. Kal‘ası, nehr-i Tuna kenarında bir yalçın püşte üzre şekl-i murabba‘ seng-binâ bir küçücük kal‘a-i ra‘nâdır. Cânib-i şarka bir kapusu var. Derûn-ı kal‘ada dizdârhânesi ve bir câmi‘i ve neferâthânesi ve kifâyet mikdârı cebehânesi ve bir kaç şâhî topları var. Ve Tuna'ya nüzûl eder su yolları vardır. Ammâ cirmi ne kadar olduğu ma‘lûmum değildir. Yedi aded kullesinin zirve-i a‘lâları tahta şındıra örtülüdür. Ammâ kal‘anın hâricinde yine sâhil-i Tuna'da varoşu üç yüz hânedir. Cümle şındıra tahta örtülü bâğlı ve bâğçeli hânelerdir. Ensesi dere ve depeli bağlardır. Bir câmi‘i ve bir hânı var. Hammâmı yokdur. Ve yigirmi aded dükkân-ı muhtasarı vardır. Re‘âyâsı ekseriyyâ Eflâk ve Bulkar'dır. Ve a‘yânı yokdur. Ammâ bâğları çokdur. Ve hevâsı latîfdir. Andan (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 113a ·
metinde göster ·
… er şeb tablhâne çalınup pâsbânlar "Allah yekdir yek!" deyü feryâd ederler. Zîrâ
Eflâk
serhaddidir. Husûsan Tuna nehri buz olduğu mahalde cümle ibâdullah zî-kıymet eş …
Bu kal‘a cümle yigirmi altı kulledir ve iki kapudur. Biri cânib-i şarka mekşûf çârsû kapusudur. İki kat demir bâb-ı kavîdir. Bu kapu kullesi içinde bir mescidi var, pencereleri cihân-nümâdır. Ve bu kapu dibinde bir demir pencere vardır. Bârân-ı rahmet oldukda cümle kal‘anın seylâbı bu pencereden taşra cereyân eder. Ve bir kal‘a kapusu dahi cânib-i garba nâzırdır. Kal‘a içindeki yukaru çârsûya çıkar. Bu kapunun iç yüzünde zindân-ı medyûn u kâtildir. Bu kapu mâbeyninde bir tuç âdem pençesi vardır. Salsâl'in elciği imiş. Acâ’ib büyük pençedir. Ve yine bu aralıkda at geymleri, bu dahi iki kat bâb-ı cedîddir. Cümle kal‘a neferâtları bunda dîdebânlık ederler. Dizdâr bu kal‘ada sâkin olup her şeb tablhâne çalınup pâsbânlar "Allah yekdir yek!" deyü feryâd ederler. Zîrâ Eflâk serhaddidir. Husûsan Tuna nehri buz olduğu mahalde cümle ibâdullah zî-kıymet eşyâların aşağı şehirden bu kal‘aya korlar. Tâ bu mertebe serhaddir. Düşman ile beynlerinde ancak nehr-i Tuna vardır. Ve bu kal‘a içre cümle altı yüz hânedir. Cümle kâr-ı kadîm kiremit ile mestûr beyt-i ma‘mûrlardır. Cümleden Çerkes Ömer Ağa hânesi ve (---)(---)(---)(---)(---)(---) .
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 113b ·
metinde göster ·
ve Boğdan ve Bulkardır. Ve cümle halkı fasîh Eflâk ve Bulkar lisânı tekellüm ed …
Ve cümle bin aded ma‘mûr u müzeyyen dükkânlardır. Ve gâyet izdihâmdır. Zîrâ bender şehirdir. Ve bir metîn bezzâzistânı vardır. Cemî‘i ehl-i hıref mevcûddur. Ammâ derzileri çokdur ve üstâd-ı kâmillerdir. Çerkezî tarzı kırık esbâb biçerler. A‘yân eşrâfı atlas ve kemha ve prankon çuka giymeğe mâyillerdir. Vasatü'l-hâl kimesneleri cümle elvân boğası giyerler. Ve ednâ hâlli kimesne hâline göre esbab giyüp başlarına Tatar kalpağı giyerler. Zîrâ re‘âyâsı ekseriyyâ Çıtak kavmidir ve Eflâk ve Boğdan ve Bulkardır. Ve cümle halkı fasîh Eflâk ve Bulkar lisânı tekellüm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 114a ·
metinde göster ·
… ekseriyyâ Çıtak kavmidir ve Eflâk ve Boğdan ve Bulkardır. Ve cümle halkı fasîh
Eflâk
ve Bulkar lisânı tekellüm ederler.
Ve cümle bin aded ma‘mûr u müzeyyen dükkânlardır. Ve gâyet izdihâmdır. Zîrâ bender şehirdir. Ve bir metîn bezzâzistânı vardır. Cemî‘i ehl-i hıref mevcûddur. Ammâ derzileri çokdur ve üstâd-ı kâmillerdir. Çerkezî tarzı kırık esbâb biçerler. A‘yân eşrâfı atlas ve kemha ve prankon çuka giymeğe mâyillerdir. Vasatü'l-hâl kimesneleri cümle elvân boğası giyerler. Ve ednâ hâlli kimesne hâline göre esbab giyüp başlarına Tatar kalpağı giyerler. Zîrâ re‘âyâsı ekseriyyâ Çıtak kavmidir ve Eflâk ve Boğdan ve Bulkardır. Ve cümle halkı fasîh Eflâk ve Bulkar lisânı tekellüm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 114a ·
metinde göster ·
… n sol tarafında Macaristân'dan ve eyâlet-i Eğre'den ve eyâlet-i Tımışvâr'dan ve
Eflâk
ve Boğdan'dan ne kadar geçid vermez nehr-i azîmler Tuna'ya mahlût olursa anı be …
Ammâ nehr-i Tuna'nın sol tarafında Macaristân'dan ve eyâlet-i Eğre'den ve eyâlet-i Tımışvâr'dan ve Eflâk ve Boğdan'dan ne kadar geçid vermez nehr-i azîmler Tuna'ya mahlût olursa anı beyân eder,ve billahi’t-tevfîk
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 116a ·
metinde göster ·
… r bir günde ubûr olunur, birbirlerine karîbdir. Cümle Erdel yaylalarından gelüp
Eflâk
hudûdunda Tuna'ya mahlût olur. Geçit vermez bataklı ve çataklı sulardır.
Nehr-i Ormaniçse: Erdel'den gelüp Tuna'ya, nehr-i Lavaho ve dahi nehr-i Selorin ve dahi Rojvovay ve nehr-i Arciş. Bu beş nehir bir günde ubûr olunur, birbirlerine karîbdir. Cümle Erdel yaylalarından gelüp Eflâk hudûdunda Tuna'ya mahlût olur. Geçit vermez bataklı ve çataklı sulardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 116b ·
metinde göster ·
Hamd-i Hudâ bu mahalde Tuna'nın Eğre ve Tımışvâr ve
Eflâk
ve Boğdan tarafında mahlût olan otuz bir aded geçit vermez suları dahi tamâm ol …
Hamd-i Hudâ bu mahalde Tuna'nın Eğre ve Tımışvâr ve Eflâk ve Boğdan tarafında mahlût olan otuz bir aded geçit vermez suları dahi tamâm olup Tuna'nın yemîn ü yesârında cümle altmış altı nehr-i azîmler mahlût olur kim gemiyle geçmeğe muhtâc enhâr-ı azîmlerdir. İnşâallah her biri mahalliyle râst geldikleri kal‘aları ve şehirleriyle ve her nehir tulû‘ [u] gurûbu ve lezzetiyle tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 116b ·
metinde göster ·
117a tarafına ubûr edüp hedâyâlar aldığın ve adl-i adâletin nakl edüp Kudde K …
Ezîn-cânib yine sadede rücû‘ edelim. Uruscuk şehrinin zevk [u] safâsın ederken Âsitâne-i sâ‘atdet'den Serbevvâbân-ı âlî Bayrâm Ağa kırk kapucıyla paşaya hatt-ı şerîfler getirüp Kudde Kethüdâ'yı kayd-bend ile der-i devlete fermân-ı hümâyûn olup Melek Ahmed Paşa efendimiz "Emir pâdişâhımın" deyüp Kudde Kethüdâ'yı Uruscuk kal‘asına haps edüp ol ân mektûblar tahrîr olunup "Hâzır ol Evliyâm, Kaya Sultân'ıma gidersin" deyüp yüz altun harçlık alup ol ân mektûbları alup şehir kenarında âlem-i ağyârdan bî-haber atlarıma süvâr olup Ruscuk'dan cânib-i kıbleye bir gicede kal‘a-i Piravadi, andan bir günde şehr-i Kırkkenîse, andan Topcular'da Kaya Sultân'a varup bu hakîri hareme alup verâ-yı perde-i zenbûrîden hakîri söyleyüp paşanın Eflâk 117a tarafına ubûr edüp hedâyâlar aldığın ve adl-i adâletin nakl edüp Kudde Kethüdâ'yı kayd-bend ile kapucubaşı berberbaşı Bayrâm Ağa mübâşeretiyle Uruscuk kal‘asında haps olunduğun Kaya Sultân'a bir bir takrîr etdikde Kaya Sultân gırîv yerine saçın perîşân edüp gûyâ bir Husrevânî küpe binüp azrak câdûya dönüp "Vallahi Evliyâ Çelebi, benim paşamın kethüdâsı uğuruna iki bin kisem giderse her çi bâd-âbâd ben bunu Siyâvuş Kazağa komam" deyüp koçusuna binüp doğru Siyâvuş Paşa hâtûnu Receb Paşa kerîmesi hânıma sultâna varup "Tiz kocan çağır gelsin!" dedikde Siyâvuş Paşa hareme girüp "Safâ geldin sultânım!" dedikde hemân Kaya Sultân "Bre zâlîm Siyâvuş! Efendin Sultân Murâd'ın vâlidesi, benim büyük vâlidemi şehîd etdin. Kocam her kankı mansıb-ı âlî alırsa üstünden alırdın. Âhir mührü dahi alup şimdi kethüdâsın haps edüp katl etmek mi istersin? Paşam ile akrabâ değil misiz ve babam Murâd Hân tâbe serâhın sen çukadârı, paşam silâhdârı olup kırk ellişer yıllık hukûkunuz yok mu? Paşamın kethüdâsın hapisden ıtlâk eyle. Yoksa ceddim rûhiyçün seni melâmet ederim, bu mühürden selâmet bulamazsın" deyü gazab ile cevâb verdikde Siyâvuş Paşa eydür: "Sultânım, senin paşanda pâdişâhın bin kisesi vardır. Kudde Kethüdâ yediyle alınmışdır. Gelsin, muhâsebesin görüp yine paşasına gitsin" deyince "Benim paşam üç bin kise kalemiyye avâ’idin kapu arası hazînesine koyup edâ-yı deyn edüp bin kîse geçmişi vardır. Defter-i pâdişâhîye mürâca‘at olunsun. Fi'l-vâkı‘ ehlimin hazîne-i pâdişâhîye deyni var ise ben edâ edeyim. Ne istersin benim paşamın kethüdâsından?" deyüp gazab-âlûd olup andan kalkup vâlide sultâna ve sa‘âdetlü pâdişâha ve kızlarağası kâtil-i koca vâlide Dîv Süleymân Ağa'ya varup niçe yerlere dahi devr-i ebvâb edüp sarâyına geldi. Üçüncü gün Kudde Kethüdâ'yı koçu içre kayd-bend ile Silâhdâr ocağına teslîm edüp haps edüp bin kise taleb etdiklerinde ol gün Kaya Sultân'ın tahrîkiyle Siyâvuş Paşa'nın başına kıyâmet kopup Siyâvuş Paşa dîvân-ı pâdişâhîye varınca Kızlarağası Dîv Süleymân Ağa "Ver mührü bre sefîh oğlan!" deyüp zor-ı bâzû ile mührü Süleymân Ağa Siyâvuş Paşa'dan alup Gürcî Mehemmed Paşa'ya mührü verüp Gürcî müstakil vezîria‘zam olup Siyâvuş Paşa'yı bostâncıbaşı kayığıyla Akdeniz'e nefy edüp sarâyında cümle mâl [u] menâlin zabt edüp kendüleri uryân kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 116b–117a ·
metinde göster ·
Sebeb-i tesmiyesi (---)(---)(---)(---)(---) ve bânîsi (---)(---)(---)(---)(---) . İbtidâ fâtihi sene 793 târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân'dır. Esmâ-i büldân içre müverrihler bu hısn-ı hasîne "Dâr-ı Eflâk" derler. Ammâ cümle ârifler "Dâr-ı Gâziyân-ı sedd-i îmân" derler. Hakkâ ki Uruscuk kal‘ası ve bu Silistre kal‘ası nehr-i Tuna kenarında sedd-i metîn olma vakt-i şitâda nehr-i Tuna buz olduğu vakit Eflâk ve Boğdan kâfiri tâ Edirne'ye dek iki günde şebhûn ederdi. Hudâ-yı Müte‘âl bu kılâ‘ları âfât-ı dehrden masûn [u] mahfûz eyleye, âmîn. Süleymân Hân kânûnu üzre Özi eyâletinin tahtgâhıdır. Lâkin hazîne defterdârı ve timar defterdârı ve defter emîni ve defter kethüdâsı ve çavuşlar kethüdâsı ve emîni ve kâtibi yokdur. Zîrâ sonradan eyâlet-i Rûmeli'nden ifrâz olup eyâlet olmuşdur kim eyâleti cümle sekiz sancakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 117b ·
metinde göster ·
… r-i Tuna kenarında sedd-i metîn olma vakt-i şitâda nehr-i Tuna buz olduğu vakit
Eflâk
ve Boğdan kâfiri tâ Edirne'ye dek iki günde şebhûn ederdi. Hudâ-yı Müte‘âl bu k …
Sebeb-i tesmiyesi (---)(---)(---)(---)(---) ve bânîsi (---)(---)(---)(---)(---) . İbtidâ fâtihi sene 793 târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân'dır. Esmâ-i büldân içre müverrihler bu hısn-ı hasîne "Dâr-ı Eflâk" derler. Ammâ cümle ârifler "Dâr-ı Gâziyân-ı sedd-i îmân" derler. Hakkâ ki Uruscuk kal‘ası ve bu Silistre kal‘ası nehr-i Tuna kenarında sedd-i metîn olma vakt-i şitâda nehr-i Tuna buz olduğu vakit Eflâk ve Boğdan kâfiri tâ Edirne'ye dek iki günde şebhûn ederdi. Hudâ-yı Müte‘âl bu kılâ‘ları âfât-ı dehrden masûn [u] mahfûz eyleye, âmîn. Süleymân Hân kânûnu üzre Özi eyâletinin tahtgâhıdır. Lâkin hazîne defterdârı ve timar defterdârı ve defter emîni ve defter kethüdâsı ve çavuşlar kethüdâsı ve emîni ve kâtibi yokdur. Zîrâ sonradan eyâlet-i Rûmeli'nden ifrâz olup eyâlet olmuşdur kim eyâleti cümle sekiz sancakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 117b ·
metinde göster ·
ve Boğdan sancakları iltizâm ile olup sancaklarında timar ve ze‘âmet yokdur. Am …
Livâ-yı Silistre: Paşa sancağı tahtıdır. İki sancak dahi iltizâm ile zabt olunur. Biri Eflâk'dır ve biri Boğdan'dır. Kâfiristân olmağıla beğleri her sene devlet-i aliyye tarafına biner kise-i Rûmî hizmet edüp mansıbları kendülere her sene mukarrer olur. İsyânları zuhûr ederse elleri vilâyetleri nehb [ü] gâret olunup katl-i âm olunurlar. Ammâ bu Eflâk ve Boğdan sancakları iltizâm ile olup sancaklarında timar ve ze‘âmet yokdur. Ammâ hîn-i seferde Eflâk ve Boğdan ve Silistre paşasıyla sefer eşüp üçer bin kefere askeri getirüp hizmet-i pâdişâhî oldukda kal‘alar meremmâtına ve handaklar tathîrine ve kal‘aya toprak sürüp top çitleri yapmağa me’mûrlardır. Ve kırk bin asker dahi Bucak Tatarı derler, cebe vü cevşenli ve sadaklı ve savanlı ve zora batar yigitlerdir. Paşa her kankı sefere gitse bile me’mûrlardır. Paşası da hâssına göre cebelüsiyle sefer eşer. Hâssı 4.489.665 akçedir. Kendi sancağında erbâb-ı zü‘amâsı 75, erbâb-ı timarı 422 vardır. Cümle eyâletinde ze‘âmet 188 ve cümle eyâleti timarı 1186. Hîn-i gazâda bu eyâlet-i Özi'de kânûn üzre cebelüleriyle paşa askeriyle ve kırk bin Bucak Tatarıyla ve üç bin Eflâk ve üç bin Boğdan askeriyle elli altı bin asker olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 117b ·
metinde göster ·
… ları iltizâm ile olup sancaklarında timar ve ze‘âmet yokdur. Ammâ hîn-i seferde
Eflâk
ve Boğdan ve Silistre paşasıyla sefer eşüp üçer bin kefere askeri getirüp hizme …
Livâ-yı Silistre: Paşa sancağı tahtıdır. İki sancak dahi iltizâm ile zabt olunur. Biri Eflâk'dır ve biri Boğdan'dır. Kâfiristân olmağıla beğleri her sene devlet-i aliyye tarafına biner kise-i Rûmî hizmet edüp mansıbları kendülere her sene mukarrer olur. İsyânları zuhûr ederse elleri vilâyetleri nehb [ü] gâret olunup katl-i âm olunurlar. Ammâ bu Eflâk ve Boğdan sancakları iltizâm ile olup sancaklarında timar ve ze‘âmet yokdur. Ammâ hîn-i seferde Eflâk ve Boğdan ve Silistre paşasıyla sefer eşüp üçer bin kefere askeri getirüp hizmet-i pâdişâhî oldukda kal‘alar meremmâtına ve handaklar tathîrine ve kal‘aya toprak sürüp top çitleri yapmağa me’mûrlardır. Ve kırk bin asker dahi Bucak Tatarı derler, cebe vü cevşenli ve sadaklı ve savanlı ve zora batar yigitlerdir. Paşa her kankı sefere gitse bile me’mûrlardır. Paşası da hâssına göre cebelüsiyle sefer eşer. Hâssı 4.489.665 akçedir. Kendi sancağında erbâb-ı zü‘amâsı 75, erbâb-ı timarı 422 vardır. Cümle eyâletinde ze‘âmet 188 ve cümle eyâleti timarı 1186. Hîn-i gazâda bu eyâlet-i Özi'de kânûn üzre cebelüleriyle paşa askeriyle ve kırk bin Bucak Tatarıyla ve üç bin Eflâk ve üç bin Boğdan askeriyle elli altı bin asker olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 117b ·
metinde göster ·
… e kânûn üzre cebelüleriyle paşa askeriyle ve kırk bin Bucak Tatarıyla ve üç bin
Eflâk
ve üç bin Boğdan askeriyle elli altı bin asker olur.
Livâ-yı Silistre: Paşa sancağı tahtıdır. İki sancak dahi iltizâm ile zabt olunur. Biri Eflâk'dır ve biri Boğdan'dır. Kâfiristân olmağıla beğleri her sene devlet-i aliyye tarafına biner kise-i Rûmî hizmet edüp mansıbları kendülere her sene mukarrer olur. İsyânları zuhûr ederse elleri vilâyetleri nehb [ü] gâret olunup katl-i âm olunurlar. Ammâ bu Eflâk ve Boğdan sancakları iltizâm ile olup sancaklarında timar ve ze‘âmet yokdur. Ammâ hîn-i seferde Eflâk ve Boğdan ve Silistre paşasıyla sefer eşüp üçer bin kefere askeri getirüp hizmet-i pâdişâhî oldukda kal‘alar meremmâtına ve handaklar tathîrine ve kal‘aya toprak sürüp top çitleri yapmağa me’mûrlardır. Ve kırk bin asker dahi Bucak Tatarı derler, cebe vü cevşenli ve sadaklı ve savanlı ve zora batar yigitlerdir. Paşa her kankı sefere gitse bile me’mûrlardır. Paşası da hâssına göre cebelüsiyle sefer eşer. Hâssı 4.489.665 akçedir. Kendi sancağında erbâb-ı zü‘amâsı 75, erbâb-ı timarı 422 vardır. Cümle eyâletinde ze‘âmet 188 ve cümle eyâleti timarı 1186. Hîn-i gazâda bu eyâlet-i Özi'de kânûn üzre cebelüleriyle paşa askeriyle ve kırk bin Bucak Tatarıyla ve üç bin Eflâk ve üç bin Boğdan askeriyle elli altı bin asker olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 117b ·
metinde göster ·
kâfiristânı olmağıla gâyet serhad olup ziyâdesiyle havf olunur.
İmârât-ı derûn-ı kal‘a : 118b Evvelâ kal‘a kapusu üzre müfîd [ü] muhtasar Yıldırım Hân'ın bir tahta minâreli küçük câmi‘i vardır, fevkânîdir. Yüz yigirmi sinne bâliğ bir mübârek hâl sâhibi mü’ezzini var. Ve bir serî‘ hamele-i Kur’ân-ı azîm hâfız-ı Kelâmullah Mısrî imâmı var. Yedi sâ‘atde Hazret-i Furkân-ı mecîdi bilâ-ifrât u tefrît hatm-i şerîf ederdi. Ve orta kulle ve cebehâne kullesi ve gılâl anbarları ve yiğirmi aded neferât hâneleri var. Dizdârı u imâm ve mü’ezzinânı ve niçe neferâtları ve topçuları vardır. Ve sağîr ü kebîr kırk pâre şâhî ve zarbzen ve kolomborna şayka ve saçma topları vardır. Ammâ balyemez topları yokdur. Ekseriyyâ topları Tuna'ya nâzırdır. Bir kaç şâhâne topları kara tarafında handak kenarında paşa sarâyına nâzırdır. Zîrâ vüzerâların sarâyı kal‘a önünde Tuna kenarına vâkı‘ olmuşdur. Bu kal‘anın her gice dîdebânları "Allah yekdir yek" deyü nigehbânlık edüp nevbet beklerler. Zîrâ şiddet-i şitâ olup Tuna donduğu zamân karşu Tuna aşrısı Eflâk kâfiristânı olmağıla gâyet serhad olup ziyâdesiyle havf olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 118a–118b ·
metinde göster ·
… mâ bu nehr-i Tuna yah-bend olsa bu şehir gâyet ganîme olur. Zîrâ Tuna buzu üzre
Eflâk
ve Boğdan ve gayri niçe kurâ ve büldân taraflarından niçe yüz bin câmûs-ı kazak …
Ammâ Tuna buzu çözüldükden sonra emn-i emân olur. Ammâ Tuna buzu Alaman-ı bî-emân diyârından berü sökün edüp cereyân etdikde bu kal‘a dîvârının kaddi seksen zirâ‘-ı âlî iken niçe kerre Tuna buzu biri biri üzre kat-ender-kat yığılup kal‘a dîvârından içeri buz pâreleri girüp evler harâb etmişdir. Tâ bu mertebe dağlar gibi buzlar gelüp her buz pâresi birbirine urdukda top gibi sâ‘ika verir. Ammâ bu nehr-i Tuna yah-bend olsa bu şehir gâyet ganîme olur. Zîrâ Tuna buzu üzre Eflâk ve Boğdan ve gayri niçe kurâ ve büldân taraflarından niçe yüz bin câmûs-ı kazaklarıyla buz üzre odunlar ve belvan direkler ve gayri me’kûlât [u] meşrûbâtlar gelir. Ve niçe bin aded Silistre şehbâzları mahbûblarıyla Tuna buzu üzre haymelerin kurup ayş [u] ışret edüp mehterhâneler ile cümle dilberânlar buz kayarlar, garîb temâşâdır. Kimi pâbuç ile kimi na‘lin ile kimi kızak ile kimi iki elinde harbe deyenek ile ayak üzre buz kayarak şehirden şehire berk-i hâtif gibi gider. Ve eğer ıyd-ı şerîfe müsâdif olursa nehr-i Tuna üzre azîm salıncaklar kurulup âşık ma‘şuk birbirlerine kolan çeküp sallanırlar. Zîrâ Tuna buzu altı yedi karış donar. Şiddet-i şitâ şedîd olsa on karış donup beş ay nehr-i Tuna sedd olduğun biliriz, aceb hikmet-i Allah'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 118b ·
metinde göster ·
… emler kızak kayarken rakîk buzlara gelüp gark olur. Ve niçe Tuna gâzîleri karşu
Eflâk
ve Boğdan diyârlarına şeb-revânî esvâblar giyüp Eflâk ve Boğdan mahbûb u mahbûb …
mazmûnu içre bu solugan delikleri garîb u acîb temâşâgâh yerlerdir. Ammâ yanına varılıp mâhîler aslâ sayd olunmaz, mümkin değildir. Zîrâ bu mahallenin buzu bi-emrillah gâyet rakîk olur. Ammâ ba‘zı zamân niçe kızaklar buna geçüp gark olur. Ve niçe âdemler kızak kayarken rakîk buzlara gelüp gark olur. Ve niçe Tuna gâzîleri karşu Eflâk ve Boğdan diyârlarına şeb-revânî esvâblar giyüp Eflâk ve Boğdan mahbûb u mahbûbelerin serîka edüp İslâm ile müşerref olurlar. Ve niçe bin âdem Tuna üzre buz kayarken ra‘d gibi şakıyup giderken bir perende atup yine aslâ tetiğin bozmayup kayarak gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 118b ·
metinde göster ·
ve Boğdan mahbûb u mahbûbelerin serîka edüp İslâm ile müşerref olurlar. Ve niçe …
mazmûnu içre bu solugan delikleri garîb u acîb temâşâgâh yerlerdir. Ammâ yanına varılıp mâhîler aslâ sayd olunmaz, mümkin değildir. Zîrâ bu mahallenin buzu bi-emrillah gâyet rakîk olur. Ammâ ba‘zı zamân niçe kızaklar buna geçüp gark olur. Ve niçe âdemler kızak kayarken rakîk buzlara gelüp gark olur. Ve niçe Tuna gâzîleri karşu Eflâk ve Boğdan diyârlarına şeb-revânî esvâblar giyüp Eflâk ve Boğdan mahbûb u mahbûbelerin serîka edüp İslâm ile müşerref olurlar. Ve niçe bin âdem Tuna üzre buz kayarken ra‘d gibi şakıyup giderken bir perende atup yine aslâ tetiğin bozmayup kayarak gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 118b ·
metinde göster ·
… 119b vüzerâlarından Sinân Paşa binâsıdır kim bu şehre yigirmi sene vâlî olup
Eflâk
ve Boğdan'ı mutî‘ [u] münkâd edüp harâç-güzâr etmişdir. Bu şehr içre bundan gay …
Bu varoş-ı imâr içre şehr-i Silisre cümle (---) aded mihrâbdır. Evvelâ cümleden şehrin cenûbîsi tarafında binâ-yı azîm Kurşumlu câmi‘, câmi‘-i selâtîn-misâl evc-i feleğe ser çekmiş bir kubbe-i azîmli minberi ve mihrâbı ve mahfili tarz-ı kadîm sâde güzeli değildir. Taşra haremi ve talebe hücreleri ile ârâste bir beyâz seng-binâ minâre-i mevzûn ile pîrâste olmuş câmi‘-i pür-nûrdur. Sene (---) târîhinde Sultân 119b vüzerâlarından Sinân Paşa binâsıdır kim bu şehre yigirmi sene vâlî olup Eflâk ve Boğdan'ı mutî‘ [u] münkâd edüp harâç-güzâr etmişdir. Bu şehr içre bundan gayri kurşumlu câmi‘ yokdur. Ancak bir kıble kapusu vardır. Ve Eski câmi‘ bir minâreli kiremit örtülü câmi‘dir. Ve Akkapu câmi‘i ve Mahkeme câmi‘i ve Bâzâryeri câmi‘i ve Harâccı câmi‘i, cemâ‘at-ı kesîrelidir. Ve Kal‘a câmi‘i Yıldırım Bâyezîd Hân'ındır. Ve Melek Ahmed Paşa Musallâsı, Tuna kenarında bir çemenzâr ibâdetgâh-ı azîmdir. Bunlardan mâ‘adası mahalle mesâcidleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 119a–119b ·
metinde göster ·
… r. A‘yânı akmişe-i fâhire ve çuka-i gûnâ-gûn giyerler. Ve ekseriyyâ cümle halkı
Eflâk
ve Boğdan tüccârlarıdır. Vasatü'l-hâl olan fukarâları hâline göre elvân bezlere …
Ve mahbûb u mahbûbesi meşhûrdur. Çağatayî ve Rûm Nogayı gözlü, çıtak sözlü, beyâz Bulgar yüzlü dilberânları olur. Ekser vasatü'l-kâme tüvânâ ve zeberdest ve ehl-i zevk âdemleri olur. A‘yânı akmişe-i fâhire ve çuka-i gûnâ-gûn giyerler. Ve ekseriyyâ cümle halkı Eflâk ve Boğdan tüccârlarıdır. Vasatü'l-hâl olan fukarâları hâline göre elvân bezlere kaplı kürkler giyüp başlarına Tatar kalpağı giyerler. Askerî tâ’ifesi yine Tatar gibi eğerli atlara süvâr olup sadak taşırlar. Bunlar Tatar seferinde yortarlar Tatar-şeh kavmidir. Ammâ bunlar başka Dobruca kavmidirler. Tatar ve Bulkar ve Boğdan ve Eflâk'dan mütevellid olmuş kavm-i Çıtak'dır. İbtidâ Âl-i Osmân'da Orhân Gâzî evlâdı Süleymân Şâh askerlerinden tenâsül bulup kalmışlardır. Andan Yıldırım Bâyezîd Hânî’de Tatar ile şehir müzeyyen olup vâlideleri Tatar ve Bulgar ve Eflâk ve Boğdan olup bir gûne Çıtak kavmi olmuşlardır. {Aşağı altıncı kâğızda yazılmışdır, tekrâr yazılmaya}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 120a ·
metinde göster ·
… rım Bâyezîd Hânî’de Tatar ile şehir müzeyyen olup vâlideleri Tatar ve Bulgar ve
Eflâk
ve Boğdan olup bir gûne Çıtak kavmi olmuşlardır. {Aşağı altıncı kâğızda yazılmı …
Ve mahbûb u mahbûbesi meşhûrdur. Çağatayî ve Rûm Nogayı gözlü, çıtak sözlü, beyâz Bulgar yüzlü dilberânları olur. Ekser vasatü'l-kâme tüvânâ ve zeberdest ve ehl-i zevk âdemleri olur. A‘yânı akmişe-i fâhire ve çuka-i gûnâ-gûn giyerler. Ve ekseriyyâ cümle halkı Eflâk ve Boğdan tüccârlarıdır. Vasatü'l-hâl olan fukarâları hâline göre elvân bezlere kaplı kürkler giyüp başlarına Tatar kalpağı giyerler. Askerî tâ’ifesi yine Tatar gibi eğerli atlara süvâr olup sadak taşırlar. Bunlar Tatar seferinde yortarlar Tatar-şeh kavmidir. Ammâ bunlar başka Dobruca kavmidirler. Tatar ve Bulkar ve Boğdan ve Eflâk'dan mütevellid olmuş kavm-i Çıtak'dır. İbtidâ Âl-i Osmân'da Orhân Gâzî evlâdı Süleymân Şâh askerlerinden tenâsül bulup kalmışlardır. Andan Yıldırım Bâyezîd Hânî’de Tatar ile şehir müzeyyen olup vâlideleri Tatar ve Bulgar ve Eflâk ve Boğdan olup bir gûne Çıtak kavmi olmuşlardır. {Aşağı altıncı kâğızda yazılmışdır, tekrâr yazılmaya}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 120a ·
metinde göster ·
… feteyân, şecî‘ [u] bahâdırân, Yıldırım Bâyezîd Hân bu diyârı Sırp ve Bulgar ve
Eflâk
ve Boğdan kavmi elinden feth edüp Tatar ile Anadolu kavminden askerî tâ’ifesi k …
Bu tâ’ife-i feteyân, şecî‘ [u] bahâdırân, Yıldırım Bâyezîd Hân bu diyârı Sırp ve Bulgar ve Eflâk ve Boğdan kavmi elinden feth edüp Tatar ile Anadolu kavminden askerî tâ’ifesi kopup bu tâ’ife-i mezkûr birbirleriyle ihtilât edüp tenâsül bularak mâbeynehümâlarında bir gûne kelimât [u] ıstılâhât peydâ edüp yine birbirleri mâbeyninde tekellüm ederler, herkes anlayamaz. Ol kelimâtlardan ba‘zısı bu lûgatlardır. Evvelâ:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 125a ·
metinde göster ·
… skender-i Zülkarneyn dediler. Bir kavlde otuz iki seneye bir karn derler kim bu
eflâk
otuz iki yılda devr eder. İskender iki kerre devr-i felek karnı sâhibi olmağile …
Bu kal‘a-i atîkin ibtidâ bânîsin ve sebeb-i tesmiyyesin beyân idelim. Evvelâ müverrihân-ı Rûm u Arab u Acem, müverrih-i hakîkî Mıkdısî ibn Beyhakî Yarmenî ve bi-kavli Hazret-i Sultân Şerefeddîn-i Abbâsî ki, Şerefnâme sâhibidir, kim Âl-i Abbâsiyân'dan hân-ı âlîşânın cedd-i ızâmıdır. Anların kavl-i sahîhleri üzre İskender'in iki et pâresinden pekçe alnında iki boynuzları olduğundan İskender-i Zülkarneyn dediler. Bir kavlde otuz iki seneye bir karn derler kim bu eflâk otuz iki yılda devr eder. İskender iki kerre devr-i felek karnı sâhibi olmağile Zülkarneyn dediler, ammâ lisân-ı Arab'da karn boynuza derler. Esahh-ı rivâyet boynuzu olduğundan Karneyn dediler. Ammâ İskender bu boynuzların veca‘ından bir sâ‘at hâb-ı râhata varamazdı ve cemî‘i hukemâları ana ilâc bulamazdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 222a ·
metinde göster ·
u Boğdan kralları elinde Salsâl tahtı olan Akkirmân kal‘asın döğerken iki seyyâ …
nassı vardır. Bu fermân-ı Yezdân'dan sonra İskender sedd-i Ye’cûc'u yedi yılda binâ etdi ammâ "Fütühatâ" lafzı târîhinde Sultân Bâyezîd-i Velî Karadeniz sâhilinde nehr-i Turla kenârında Eflâk u Boğdan kralları elinde Salsâl tahtı olan Akkirmân kal‘asın döğerken iki seyyâh papas gelüp "Yenidünyâ nâm bir dünyâ bulduk" deyü müjde etdiler. Devr-i dünyâdan berü ve hubût-ı Âdem'den sonra ne işidilmiş ve ne görülmüş, hâlâ üç bu dünyâ kadar yeri bulundu, ammâ ne zamân halk oldu, {benî Âdem} halkıyla memlû bir dünyâdır kim hâlâ hâlini Hallâk-ı âlem bilir, nâ-ma‘lûm-ı ahvâl bir dünyâ-yı cedîddir" deyü {haber verdiler}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 397a ·
metinde göster ·
… işgâl ve efrûhte etmez ve çerâğân oldukda niçe kerre yüz bin şererleri nücûm-ı
eflâk
gibi zemîne zıyâ verir. Cümle halk-ı kârbân anın şu‘lesinden cânib-i erba‘aya b …
İbret-i mutalsam-ı diğer: Şehr-i Musul'un cenûbunda bir merhale ba‘îd Alî Hammâmı kurbünde âteşgede-i Erdeşîr var idi. Hazret'in mevlûdüne gelince âteş-i Nemrûd gibi yanardı. Leyle-i mevlûd-ı Nebî'de söndü ammâ hâlâ niçe kerre tılsımâtın te’sîriyle yanmışdır. Kimesne ol nâr-ı rûşeni işgâl ve efrûhte etmez ve çerâğân oldukda niçe kerre yüz bin şererleri nücûm-ı eflâk gibi zemîne zıyâ verir. Cümle halk-ı kârbân anın şu‘lesinden cânib-i erba‘aya bir günlük yol leyle-i muzlimde rûşen gibi giderler. Hâlâ kâhîce zâhir olur. Hatta sene 1059 târîhinde Melek Ahmed Paşa efendimizle Bağdâd'dan ma‘zûl olup Alî Hammâmı mahallinden güzer ederken ol gice bu âteşgede çerâğânına râst gelüp sekiz sâ‘atde şu‘le-i enver içre ubûr etdik. Niçe kimesne ma‘den-i kibrîtdir ve niçeler ma‘den-i neftdir dediler. Aslı âteşgede-i Erdeşîr'dir kim tılsımât-ı garîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 403a ·
metinde göster ·