… übîn kılıç ile âşikâre olduğu ecilden cümle ehl-i hırefe takaddüm olundu. Cümle
ehl-i sefer
ve ehl-i hazar bu esnâfa muhtâcdır kim her müslimin hânesinde elbette birer şem …
Dükkân-ı seyyâfân 205, ve cümle neferât 1007 dîn-i mübîn kılıç ile âşikâre olduğu ecilden cümle ehl-i hırefe takaddüm olundu. Cümle ehl-i sefer ve ehl-i hazar bu esnâfa muhtâcdır kim her müslimin hânesinde elbette birer şemşîr-i âteş-tâb lâzımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 181a ·
metinde göster ·
Cümlesi ondur. Bunlara ehl-i sefer ve âyende vü revende konup göçer bâd-ı hevâ hâne-i bî-minnetlerdir. Taraf-ı vakfa bir habbe vermeyüp konup göçer mihmân-sarâylardır. {Kârbân-sarây-ı Alî Paşa, kâr-ı Mi‘mâr Sinân}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 226b ·
metinde göster ·
… r. Niçeler bunâ zâhib olmuşlar, "Belâ on, tokuzu da hîledir" demişler. Hakkâ ki
ehl-i sefer
olup fetâ olanlara silâhşorluk ve küştegîrlik elzem-i levâzımındandır. Zîrâ sün …
El-hâsıl bu zikr olunan hîle-i küştegîrânın biriyle amel edüp hasmının bir mahallin gâfil bulup andan atup intikâm olur. Zîrâ pehlivânlar mâbeyninde zorbâzû erlikdir. Ammâ bâb-ı hîle erlikden erlikdir. Zîrâ atalar lisânında "Erlik on, tokuzu hîle" demişler. Niçeler bunâ zâhib olmuşlar, "Belâ on, tokuzu da hîledir" demişler. Hakkâ ki ehl-i sefer olup fetâ olanlara silâhşorluk ve küştegîrlik elzem-i levâzımındandır. Zîrâ sünnet-i Resûldür kim Hazret-i Mefhâr-i Mevcûdât Ebû Leheb ve Ebû Cehil la‘înler ile güleşüp ikisini de taşlamadan yenüp çehre-i murdârları kanarada kan yalamış kelb-i akûr ağzına dönmüşler idi. Mehâbet ü salâbetli bir san‘atdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 158b ·
metinde göster ·
… hata komamışlardır. Fi'l-cümle her biri birer hâne-i bî-minnetde meks edüp yine
ehl-i sefer
namâzın ikişer rek‘at farz kılup ehl-i hazer değillerdir. Devletinizde şu Haleb …
Tayyaroğlu Ahmed Paşa eydir: "Behey Murtazâ Paşa karındaşım, bizim bu bir alay âdemlerimiz yolumuza mâldan ve cândan ve başdan olup derd-i belâ-yı râh çekmişlerdir, harc-ı râha sıkılmışlardır ve niçe kerre sefer serencâmların görmüşlerdir. Hâlâ serlerin birer girde bâliş-i râhata komamışlardır. Fi'l-cümle her biri birer hâne-i bî-minnetde meks edüp yine ehl-i sefer namâzın ikişer rek‘at farz kılup ehl-i hazer değillerdir. Devletinizde şu Haleb kal‘asında birkaç gün huzûr etseler mahzûz oluruz. Felek-i kec-rev eğer vefk-i murâdımız üzre deverân ederse bir gün kalkar gideriz. Görelim, şu giden arzlardan ne haber zuhûr eder?" deyü hatm-i kelâm edüp Tayyaroğlu dahi Haleb içinden askerinin taşra çıkdığından hazz etmeyiyor. Sarı Ken‘ân Paşa dahi eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 73b ·
metinde göster ·
içün / Vaz‘ eyledi bu hân-ı safâhâneyi paşa / Bir mevzi‘-i zîbâ ve latîf olduğı …
Bir hayr-ı azîm eyleyüp ehl-i sefer içünVaz‘ eyledi bu hân-ı safâhâneyi paşaBir mevzi‘-i zîbâ ve latîf olduğıyçün buNazmî dedi târîhini zî mevzi‘-i zîbâ.Sene 953.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 51b ·
metinde göster ·
… z, elbette bize verin" deyü üzerimiz hücûm edince biz dahi bir alay cânı acımış
ehl-i sefer
âdemler hâs ağası efendimizin başına üşüp kendüye ve tevâbi‘lerine balta ve kül …
"Bu başları ve bu davulları ve haçlı bayrakları kanda götürürsüz, elbette bize verin" deyü üzerimiz hücûm edince biz dahi bir alay cânı acımış ehl-i sefer âdemler hâs ağası efendimizin başına üşüp kendüye ve tevâbi‘lerine balta ve külüngler urup bir kötek çekdik kim ta‘bîr olunmaz, zîrâ bu köyde yatdığımız gece cemî‘i hırsız kefereleri üzerimize taslît edüp tâ vakt-i sabâha dak bîdâr kaldık. Hamd-i Hudâ anın da intikâmın aldık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 54b ·
metinde göster ·
… i Bahr-i Harez'i ferâmûş edüp tâze cân buldum. Bu nehirden cümle keştîbânlar ve
ehl-i sefer
tüccârânlar sulanup yine fî-emânillâh deyüp tehlike gemisine süvâr olup rîh-ı t …
Ammâ bu Bahr-i Harez'de mezkûr Kanlı Söyünç nehr[i] kenârında iki gün istirâhat etdik. Bu nehr-i azîm Dağıstân kûhlarından ve Açıkbaş dağlarından gelüp Demirkapu'dan üç menzil ba‘îd Bahr-i Harez'e mahlût olur. Bir fırkası nehr-i Terek'e mahlût olur âb-ı hayâtdan nişân verir bir berrâk nehirdir. Hattâ Özdemiroğlu Osmân Paşa bu nehir deryâya mahlût olduğu yerde Tatar askerinin Kırım'dan gelmesine muntazır olup kırk gün nehr-i Söyünç kenârında meks edüp bir ma‘bedgâh-ı musallâ inşâ edüp gûnâ-gûn dıraht-ı müntehâlar diküp hâlâ bir ok menzili yer bir hıyâbân gül-i gülistân ve koyahdır kim anda bir sâ‘at âsâyiş eden âdem tâze cân bulur. Hakkâ ki hakîr bu cây-ı ma‘bedhânede ibâdet edüp secde-i şükr edince musîbet-i Bahr-i Harez'i ferâmûş edüp tâze cân buldum. Bu nehirden cümle keştîbânlar ve ehl-i sefer tüccârânlar sulanup yine fî-emânillâh deyüp tehlike gemisine süvâr olup rîh-ı tayyibe ile yedinci sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 166b ·
metinde göster ·
… ‘ âb-ı nâbdır. Bu çeşmesâr üzre sâhibü'l-hayrât bir kasr-ı âlî inşâ edüp cemî‘i
ehl-i sefer
garîbü'd-diyâr kimesneler anda cem‘ olup görüşüp bilişirler, bir mecma‘u'l-irfâ …
Ve cümle 22 aded âb-ı hayât çeşmesârları vardır. Cümleden çârsû içinde hânlar önünde dörd gözlü çeşme-i ayn-ı zülâl-i cân-perveri var kim her uyûnu lülelerinden âdem bâzûsu kalınlığı cereyân edüp andan taşup aşağı Tabahâne ibret-nümâ çârsûsuna gider gâyet lezîz ve nâfi‘ âb-ı nâbdır. Bu çeşmesâr üzre sâhibü'l-hayrât bir kasr-ı âlî inşâ edüp cemî‘i ehl-i sefer garîbü'd-diyâr kimesneler anda cem‘ olup görüşüp bilişirler, bir mecma‘u'l-irfân kasr-ı zîbâdır. Dahi cümle çeşmesârların âb-ı revânları cümle Gâzî yaylasından gelir. Lâkin bu şehre göre suyu azdır. Mürûr-ı eyyâm ile yolları rahnedâr olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 230b ·
metinde göster ·
… ---) (---)(---) ından Zeydî mezhebdir derler. Nikâh-ı mut‘a oldur kim bir âdem
ehl-i sefer
olsa (---)(---)(---)P 148b bir aya dak bir guruşa if‘âl bâbına çekmeğe kav …
Ve serâpâ şâfi‘iyyü'l-mezheblerdir. Ba‘zılar (---)(---)(---)(---) ından Zeydî mezhebdir derler. Nikâh-ı mut‘a oldur kim bir âdem ehl-i sefer olsa (---)(---)(---)P 148b bir aya dak bir guruşa if‘âl bâbına çekmeğe kavl edüp bir aydan ücretin verüp ol herîf-i zarîf âhar diyâra gider. Eğer iktizâ edüp kalırsa bir guruşa ve beş guruşa ol avret ile bir kavil dahi edüp yâhûd bir gayri avreti alup murâd [u] merâmı üzre geçinirler. Buna nikâh-ı mut‘a derler. Y 359a Bu şehr-i Mekke'de zamân-ı kadîmde olurmuş. Ol ecilden ehl-i Mekke mezmûmlardır. Ammâ asrımızda hakîr bu ahvâle vâkıf olmadık. Anlara iftirâdır, pâk mezheb çelebilerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y358b–Y359a ·
metinde göster ·