İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

ekber

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
122
isabet
108 cümle/beyitte
45,2
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
1
farklı biçim
24 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi12249,8

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bulunan biçimler

Sözcük profili →

Bağlamlar 1–50 / 122

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“ekber” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 7a … ürsî'yi tilâvet eyle, Bilâl Sübhanallâh desin, sen Elhamdü lillâh, Bilâl Allâhu ekber desin, sen âmîn âmîn de. Ve cümle cema‘ât ale'l-umûm tevhîd ederiz. Ba‘dehu sen …
EÇS I 7a–7b … âm hakîr Âyetü'l-kürsî, Bilâl Sübhânallâh; hakîr Elhamdü lillâh ve Bilâl Allâhu ekber deyüp Bilâl-i Habeşî ile müselsel mü’ezzinlik hidmetinde olup ba‘de'd-du‘â bir …
EÇS I 21a … mâl-ı ganâyimle vâsıl olup cümle Şâm askeri ihtiyâcdan berî oldular. Bu gazâ-yı ekber bir târîhde olmamışdır.
EÇS I 37a … Sultân Selîm-i Sânî asrında tâ‘ûn-ı azîm olup şehr-i İslâmbol içre eyle tâ‘ûn-ı ekber olur kim İslâmbol'un yigirmi yedi kapusundan taşra beher yevm üç bin âdem cenâz …
EÇS I 61a Fî gurre-i Rebi‘ü'l-evvel sene 1027. Sultân Ahmed'in ekber evlâdı idi.
EÇS I 84b–85a … Olmaya illâ hayr" deyüp Yanova altından 85a bism-i İlâh ile niyyetü'l-gazâ-yı ekber bi-kasd-ı mu‘în [u] mühîn kâfir Kara Hasan deyüp kemerine iki yerden gayret kıl …
EÇS I 99a … Nefsi ol kadar ibrâm [ü] ilhâh edüp mümkün olup paça yemeyüp nefsi ile cihâd-ı ekber eder. Âhir huzûruna bir sahan sirkeli ve sarımsaklı paça getirdüp nefsine hitâb …
EÇS I 149a "Azametullâh râ tekbîr Allâhu ekber , Allâhu ekber" deyüp çâr-yâr aşkına çâr tekbîr edüp
EÇS I 149a "Azametullâh râ tekbîr Allâhu ekber, Allâhu ekber " deyüp çâr-yâr aşkına çâr tekbîr edüp
EÇS I 170a Esnâf-ı dutkalcıyân: Kârhâne 70, neferât 300, pîrleri Muhammed Ekber ibn Hazret-i Ebûbekir es-Sıddîk'dır. Başcıların pîri olmak ile dutkal dahi yapa …
EÇS I 170a … ıdlar bu mektûbu Mısır a‘yanlarına verecek gün hikmet-i Hudâ Mısır'dan Muhammed Ekber av tarîkiyle çıkup bu Mekke neccâbına râst gelüp cümle mektûbların elinden alup …
EÇS I 170a … f-ı Şerîf Hıms'ın iç kal‘ası câmi‘indedir. Hazret-i Osmân'ın şehâdeti, Muhammed Ekber yüzünden olmuşdur.
EÇS I 189a Dükkân 200, neferât 500, pîrleri Muhammed Ekber ibn Hazret-i Ebûbekir'dir kim Hazret-i Resûl huzûrunda Hazret-i Alî beline şed …
EÇS II 234a … n birde Kosova cenginde üç kerre yüz bin kâfiri dendân-ı tîğdan geçirüp gazâ-yı ekber etmişken küffâr-ı hâk-sâr leşlerin temâşâ ederken Miloş Koblaki nâm kâfir leşle …
EÇS II 248b–249a … n Kosova cenginden sonra Ebü'l-Feth'in bu gazâsı gibi Âl-i Osmân'da bir gazâ-yı ekber olmamışdır. Bu gazâdan on üç {sene mukaddem Sultan} Ebü'l-Feth Mehemmed Hân der …
EÇS II 293a–293b … eyve-i gûnâ-gûn ve avşıla şerbetleri kal‘a hâkimi sultândan gelüp ol gîce ıyd-ı ekber edüp iki gün meks edüp nehr-i Karış kenarında iki cânibde kasr-ı âlîleri temâşâ …
EÇS II 346a Eş-Şeyh-i Ekber'den irşâd olup {ba‘dehû Şeyh-i Ekber yerine halîfe olmuşdur} ulu sultândır. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır. Hâlâ ik …
EÇS II 348b Ve cümle yedi tekye-i dervîşândır. Şeyh-i Ekber tekyesi ve Kâdirî tekyesi ve Halvetî tekyesi (---) (---) (---) meşhûr tekyelerd …
EÇS III 18a … adetle ola dâ’im küşâde / Olupdur nâzır-ı vakf-ı peyâmber / Muîn ola ana Allahü Ekber / Ola vakfın re‘ayası safâda / Analar hayr ile dâim du‘ada / Tekellüfden, meşak …
EÇS III 45b–46a … ümmetinden biri İslâm ile müşerref olmadıklarından Cenâb-ı Bârî anlara tâ‘ûn-ı ekber verüp şehr-i Askalân'dan taşra firâr ederlerken Cenâb-ı Allah Cibrîl-i Emîn'e e …
EÇS III 141b–142a … stimâ‘ edüp eydür: "Süleymân garîb, kırk sekiz yıldır cihâd-ı gazâ edüp cihâd-ı ekber etmedi. Niçe yüz bin mahlûk-ı Hudâ'yı kırarak şimdi bizim himâyemizde olan koru …
EÇS IV 209a … lbaş'un başların şimşîr-i İslâm ile tırâş etdiklerinde Murâd Hân eydür: "Allahu Ekber , Diyârbekir'de Rûmiye şeyhi bu gâzânun böyle olacağın keşf etmiş idi. Hakkâ ki …
EÇS IV 268a … oldukda Vekîl-harc İbrâhîm Ağa, paşanın atı önünde kırk aded koyunları "Allahu ekber " tekbîriyle kurbân etdikde, hemân üç dane koyunun ayakları bendi şeşilüp boğazl …
EÇS IV 284b … ı derûnu var idi. Lâkin {hakkından gelmeğe} me’mûr değil idim. Hakkâ ki gazâ-yı ekber etmişsiz. Cenâb-ı İzzet gazânız mübârek eyleye ve sultânıma mektûb-ı muhabbet-ü …
EÇS IV 287a … enbiyâ nahs olmaz. Sen dahi vü men dahi hâssu'l-hâs Evliyâyız ve bizler sa‘d-ı ekber halk olunmuşuz. Elbette bu mühre baş urdum." deyü ibrâm-ı tâm ile ricâ etdiğin …
EÇS IV 305b … d oldular. Hâlâ üstühânları yığın yığın zâhir ü bâhirdir. Bu dahi bir nuhûset-i ekber idi. Hattâ bizler {şimdi} Serâv şehri içre seyr ü temâşâ tarîkiyle kahvehâneler …
EÇS IV 347b Velîkin cümleden ekber olupdur Şeyh Cîlânî
EÇS IV 354a–354b … âmil olanlar eyitdiler: "Bu Mu‘âviye mevlûdü günü böyle ceng-i azîm olup nahs-ı ekber oldu. Âhir Mu‘âviye ile Alî 354b mâbeynleri ceng ü cidâl ve harb ü kıtâl ile …
EÇS IV 362b Nehr-i Sandîl-i ekber : Şatt'dan ayrılup Basra nevâhîlerin saky eder. Bu mahallerden tâ Lahsa ve Ummân …
EÇS IV 372a … hr-i (---) mahlût olur. Bu mahalden ale's-seher kalkup altun cisrin yine Zarb-ı Ekber nehri üzre geçüp 9 sâ‘atde kıbleye,
EÇS IV 395a–395b … avl-i Cerîr-i Taberî ve be-kavl-i Keşşâf hazretleri ve Sultânu'ş-şüyûh Hazret-i Ekber Arabî ya‘nî eş-Şeyh Muhyiddînü'l-Arabî bunlar müttefekun aleyhdirler kim evvelâ …
EÇS V 18b … a‘yân-ı Erzurûm Hüseyin Ağa'ma cümle ri‘âyet eylesin" deyü fermân edince Allâhu ekber yedi günde herîf mâla müstağrak olup neye uğradığın bilmedi. Ve Paşa'nın ta‘yîn …
EÇS V 32b … up cümle gördüğüm vâkı‘alar min evvelihi ve âhirihi hâtırıma hutûr edüp "Allâhu ekber " deyü ber-zânû olup bism-i İlâh ile bed’-i kelâm edüp eyitdim:
EÇS V 33a … lebi söyledikçe Paşa tâze cân bulup sözü anlanır olup söylemeğe başladı. Allâhu ekber acîb hikmet-i sırr-ı Hudâ'dır deyü halk vâlih olup hamd-i Hudâ Paşa sehel ifâka …
EÇS V 63b "Allâhu ekber , acîb temâşâ" deyüp mektûbları okuyup mefhûmu ma‘lûmları olup,
EÇS V 75a Hamd-i Hudâ bir gazâ-yı ekber olmuşdur kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz.
EÇS V 75a kat‘ı burhânıyla cümle celâlîleri katl etdikleriyçün anların katline gazâ-yı ekber deriz.
EÇS V 83a "Beni sevenler ri‘âyet eylesin" dedikde, Allâhu ekber cümle vüzerâ ve vükelâ ve musâhibînler mezkûr çelebiye ol kadar ihsân u in‘âmla …
EÇS V 136b … kâfirin dahi cümleleri böyle mel‘ûnlardır. Bunları cümle katl edersen, gazâ-yı ekber edersiz" deyü serhad gâzîler bunların katllerin ricâları hayyız-ı kabûlde vâki‘ …
EÇS V 136b Hemân Paşa eyitdi: "Allâhu ekber , tîz-e yeniçeri ağası bu sabâh sana ve Tekeli Paşa kethüdâsına ve bizim Evliyâ' …
EÇS V 139a Böyle gazâ-i ekber ol sene-i mübârekede nasîb oldu kim böyle bir fütûhât-ı cemîle ma‘lûmumuz değil …
EÇS V 146b Sadâ-yı na‘ra-i Allâhu ekber çıkdı askerden
EÇS VI 15b … ânib-i garba giderken bir alay gâziyân-ı mücâhidâ[n] bir yere cem‘ olup "Allâhu Ekber Arapça " deyüp ta‘accüb-künân söyleşirler. Hakîr dahi at depüp ileri vardım.
EÇS VI 18a İbret-nümâ-yı ekber : Bu bir temâşâdır kim ta‘bîr olunma[z]. Kırk aded hâs ve beyâz ekmeklerin her b …
EÇS VI 48a–48b … Âhir Kaya Sultân'ı alt edüp yenerdi ve bir yılda kırk sekiz kerre böyle cihâd-ı ekber ederdi. Kesret [ü] vefret üzre cemmâ‘ değil idi.
EÇS VI 74a Andan Süleymân Hân'ın üçüncü seferi sene 932 sahrâ-yı Mihaç-ı ekber gazâsı olup Ungurus Kralı Lagoş kral Mihaç batağında gark olup yedi kerre yüz b …
EÇS VI 77a Hulâsa-i kelâm bu gazâ-yı ekber dahi bir pâdişâh-ı âlî-tebâr zamânında olmayup kâmil on iki gün on iki gece dağ …
EÇS VI 98b … a içre girmiş üç yüz aded cürd atlı gâziyân-ı Anadolu kâfirin kal‘asına tâ‘ûn-ı ekber gibi girüp küffâra eyle bir sâtûr-ı Muhammedî ururlar kim küffârı kıra kıra iç …
EÇS VI 104a Der-tahkîk-i netîce-i âkıbet-i kâr-ı gazâ-yı ekber sahrâ-yı Ciğerdelen
EÇS VI 143b … belîğ-i şâhîler vârid olunca Ahmed Beğ bir yüğrük beğ olup şeb [ü] rûz cihâd-ı ekber ederek bi't-temâm Hersek vilâyetini [feth edüp] Hersekoğlu Ahmed Paşa'nın {taht …