… ejdehâsı, yetmiş tâsdan geçme semm-i helâhillerdir. {Pîrleri Reşâd ibn Muhammed
Ekber-i
Yemenî'dir. Yüz yigirmi sene mu‘ammer olup kabri cezâyir-i Ummân'dadır}.
"Dikiciler, sikiciler, çekiciler, çekişciler bekârlarız" deyü feryâd ederek ubûr ederler. Gûyâ ecinne askerleridir. Allâhümme âfinâ. Herbiri birer âdem ejdehâsı, yetmiş tâsdan geçme semm-i helâhillerdir. {Pîrleri Reşâd ibn Muhammed Ekber-i Yemenî'dir. Yüz yigirmi sene mu‘ammer olup kabri cezâyir-i Ummân'dadır}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 195b ·
metinde göster ·
… â esnâf-ı paşmakcıbaşı: Dükkân yetmiş, neferât yüz yetmiş, pîrleri Muhammed ibn
Ekber-i
Yemenî'dir. Selmân-ı Pâk'in otuz birinci şed bağladuğı pîrlerdendir. Paşmakcıla …
Evvelâ esnâf-ı paşmakcıbaşı: Dükkân yetmiş, neferât yüz yetmiş, pîrleri Muhammed ibn Ekber-i Yemenî'dir. Selmân-ı Pâk'in otuz birinci şed bağladuğı pîrlerdendir. Paşmakcılar ve pabuccular ve çizmecilerin silsilesi Muhammed ibn Ekber-i Yemenî'ye müntehîdir. Kabr-i münevveri yine Yemen'de Aden şehrinde dâr-ı ademde âsûde-hâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 195b ·
metinde göster ·
… pîrlerdendir. Paşmakcılar ve pabuccular ve çizmecilerin silsilesi Muhammed ibn
Ekber-i
Yemenî'ye müntehîdir. Kabr-i münevveri yine Yemen'de Aden şehrinde dâr-ı ademde …
Evvelâ esnâf-ı paşmakcıbaşı: Dükkân yetmiş, neferât yüz yetmiş, pîrleri Muhammed ibn Ekber-i Yemenî'dir. Selmân-ı Pâk'in otuz birinci şed bağladuğı pîrlerdendir. Paşmakcılar ve pabuccular ve çizmecilerin silsilesi Muhammed ibn Ekber-i Yemenî'ye müntehîdir. Kabr-i münevveri yine Yemen'de Aden şehrinde dâr-ı ademde âsûde-hâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 195b ·
metinde göster ·
… erinde bir kimesneyi sâhib-i seccâde eyleseler yine du‘âlarını pîrimiz Muhammed
Ekber-i
Yemenî deyü yâd ederler. Andan paşmakcılardan sonra,
Bunlar kâr-ı kadîm olup imâm-ı A‘zam ve Hümâmü'l-akdem paşmağı yapmak ile pabuccu bekârlarıyla alayda gitmeği revâ görmeyüp başka alay ile kavvâfâna yamak oldular. Pabuccu bekârlarının dahi pîrleri bunların pîridir. Ammâ haffâfânın müstakillen pîrleri yokdur. Sonradan iştihâr bulmuş bir tâ’ifedir. Lâkin teferrüclerinde bir kimesneyi sâhib-i seccâde eyleseler yine du‘âlarını pîrimiz Muhammed Ekber-i Yemenî deyü yâd ederler. Andan paşmakcılardan sonra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 195b ·
metinde göster ·
… ân-ı dikiciyân: Dükkân 80, neferât 100, pîrleri Ebü's-selâm ibn 196a Muhammed
Ekber-i
Yemenî'dir. Bunların dükkânları Bezzâzistân-ı Atîk kurbünde Acıçeşme cenbinde b …
Esnâf-ı attârân-ı dikiciyân: Dükkân 80, neferât 100, pîrleri Ebü's-selâm ibn 196a Muhammed Ekber-i Yemenî'dir. Bunların dükkânları Bezzâzistân-ı Atîk kurbünde Acıçeşme cenbinde başka bir çârsûdur kim pabuc ve paşmak ve çizme kâlıbları ve çiriş ve iğne ve sıntırâş ve bıçkı ve pabuccu dezgâhı kütükleri ve miyâne ve şâne ve nevregân ve tilsimân ve muşta ve sünsâr ve mest cenderesi bu gûne eşyâlar ile seyishâneler üzre ubûr eder musallî cemâ‘atdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 195b–196a ·
metinde göster ·
Esnâf-ı çizmeciyân: Dükkân 100, neferât 500, pîrleri yine Muhammed
Ekber-i
Yemenî'dir. Bunlar dükkânların sarı ve kırmızı ve âsumânî ulemâ çizmeleriyle ze …
Esnâf-ı çizmeciyân: Dükkân 100, neferât 500, pîrleri yine Muhammed Ekber-i Yemenî'dir. Bunlar dükkânların sarı ve kırmızı ve âsumânî ulemâ çizmeleriyle zeyn edüp ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 196a ·
metinde göster ·
… olunan cümle esnâf teferrüclerinde bir gulâmları revâne oldukda ibtidâ Muhammed
Ekber-i
Yemenî deyü du‘â edüp sonra kendü pîr [ü] pîş-i kademlerin yâd ederler. Ba‘dehu …
Bu bâlâda tahrîr olunan cümle esnâf teferrüclerinde bir gulâmları revâne oldukda ibtidâ Muhammed Ekber-i Yemenî deyü du‘â edüp sonra kendü pîr [ü] pîş-i kademlerin yâd ederler. Ba‘dehu paşmakcıbaşının güzîde askeri pür-silâh ubûr edüp ardı sıra vaka‘ u vakâr ile kavvâfbaşı ve paşmakcıbaşı at başı berâber âriyetî iç gulâmlarıyla pür-silâh olup dahi ardları sıra tablhâne-i Âl-i Osmân ile ceng-i harbîler çalarak ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 196a ·
metinde göster ·
Ecrâm-ı kal‘a-i Bâb-ı hadîd: Sebeb-i tesmiyesi oldur kim bânî-i evveli olan İskender-i Zülkarneyn bu sedde bir demir kapu inşâ edüp nigehbânlar komuş idi. Tâ Enûşirvân asrına gelince ol bâb, hadîd olmağıla Demirkapu nâmıyla müsemmâ bir kal‘a-i üstüvârdır. Ba‘dehû bânî-i sânisî Enûşirvân'dır. Ba‘dehû bânî-i sâlisi Yezdcird Şâh'dır. Bânî-i râbi‘-i Şâh İsmâ‘îl'dir. Bânî-i hâmisi Özdemirzâde Osmân Paşa'dır kim ilâ yevminâ-hâzâ sedd-i Kahkahâ bir kal‘a-i metîndir. Kûh-ı Argın ve kûh-ı Düneb dâmenlerine vâki‘ olmuşdur. Bir cânib-i garba Bahr-i Haraz kenarına vâki‘ olup cümle esâs dîvârını talattum-ı deryâ döğer. Bu dîvârları Yezdcird Şâh'dan sonra Haraz Şâh binâ etdüğün leb-i deryâda İskele kapusu üzre Fârisî ebyât ile târîhi tahrîr olunmuşdur. Ve yine bu deryâ cânibinde İskender'in binâ etdüğü sedd-i hâytlar deryâda müstağrak olduğu nümâyândır. Ammâ arîz [u] azîm, dîvâr-ı kadîm imiş. Mülûk murâd edinse ol dîvârdan kal‘aya gelince liman olmak mümkün idi. Hâlâ burc [u] bârûları bahr içre âşikâredir. Bu deryâ tarafı dîvârı kûh-ı bâlâya varınca tûlu bir ok menzili deryâ kenarıdır ve deryâdan yine kal‘a ensesindeki kûha 317a varınca kal‘anın arzı bir puta oku menzilidir. Bu kal‘a ilm-i hendese üzre bir püşte-i âlîde şekl-i muhammes binâ olunmuşdur kim bu hakîrin, gerçi dahi kesret-i seyâhati yokdur ammâ bu tarh [u] tarz üzre bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn ve havâleden emîn kal‘a görmedim ve üstâd-ı mühendis [ve] bennâ-yı âkıbet-endîş bu kal‘ayı üç bölük inşâ etmiş ve cümle üç aded metîn ve kavî üç kat hakkâ ki demir kapulardır. Kal‘anın bir bölüğü şark cânibine, safh-ı cebele hâ’ildir. İkinci kapu şehr içine meftûhdur. Ve cânib-i kûh-ı Argın'a hâ’il olan dîvârda iki kapu vardır ve aşağı şehre mekşûf iki bâb-ı kavî dahi vardır. Biri Müskür kapusudur kim cânib-i şarkda nâhiye-i Müskür'e mekşûf olduğiyçün Bâb-ı Müskür derler. Bundan hurûc edenler at arabalarıyla üç günde kal‘a-i Şemahı'ya ererler. Ve bir kapu dahi cânib-i cenûba, Deşt-i Kıpçağ'a ve Kırım ve Çerkezistân'a Dağıstân'a gider. Dağıstân'a at arabası işlemez amma Moskov'un Türk kal‘asına ve vilâyet-i Kazan'a ve Deşt-i Kıpçağ'a cümle at arabaları işler. Ve bu kal‘anın üçüncü bölüğü cânib-i bahre düşmüşdür. İçinde ol kadar âbâdân yokdur. Henüz Karçığa Hân kal‘a müstahfızânları ve dizçökenler içün hâneler binâ ederdi ve Gîlân ve Bakü tarafından gelen tüccâr-ı sevdâgerlerin at arabaları bu hisâriçe bölüğünde mâl-â-mâl olup durur. Zîrâ bu diyârda taş ve sarp râh [u] güzergâh olmamağile cümle at arabaları işler. Ve deryâdan niçe bin keştîler işler. Anınçün ganîmetdâr diyâr bir kal‘a-i üstüvârdır. Bu hisâb üzre bu kal‘anın dâiren-mâdârında ve enderûn [u] bîrûnında cümle (---) aded kapulardır. Ve kal‘anın şekl-i murabba‘ı dâiren-mâdâr on bir bin altmış adımdır. Ve yetmiş kulle-i azîmlerdir kim her birinde gurebân [u] mücerredân içün birer medrese ve birer mescid mukarrerdir. Talebelerine Bakü kal‘asından çerâğ içün siyâh neft ta‘ayyün edüp rûz [u] şeb matbah-ı Keykâvûs'dan çobra-i gendümlerin suhte ve atlara merreteyn bezl-i it‘âm ederler. Bir nezâketle ulemâya kal‘ayı hıfz [u] hırâset etdirirler. Ve bu mezkûr yetmiş kulleden mâ‘adâ kal‘anın etrâfında cümle yedi bin altmış dendân-ı bedendir. Her şeb-i muzlimde ve gayr-ı mâhtâbda neft yağıyla kal‘ayı çerâğân ederler. Zîrâ eğer berren ve eğer bahren on üç kavm-i adüvv-i cânîsi vardır. Evvelâ deryâda Moskov Kazağı kâfiri gemilerle her bâr gelüp taşra nevâhîleri gâret eder. Ammâ zeyl-i hisâra gelemez. Leb-i deryâda yetmiş pâre balyemez topları vardır. Cümlesi Âl-i Osmân toplarıdır kim, mücellâ ve musaykalı şa‘şa‘asından âdemin reng-i rûyları nümâyândır. Ve bir hasm-ı kavîsi cânib-i garbîsinde Âl-i Osmân ve Tatar-ı Kırım ve Kalmahdır. Ve cânib-i cenûbunda Çerâkise kavmidir. Ve kıble cânibinde adüvv-i ekberi Dağıstân'ın Kumuk kavmidir. dahi cânib-i şarkîsine meyyâl düşmanı Tomris Hân ülkesi Gürcîstânıdır. Ol ecilden her şeb suhtevât ve dizçöken nökerât ve neferât ve çıplaklar burc [u] bârûlar üzre "Hudâ hûb" deyü feryâd edüp keşik beklerler. Ve cümle düşmanlarının havf [u] haşyetinden kal‘aya hâ’il bir hayli mesâfe-i ba‘îdeden kûh-ı Düneb nâmıyla bir cebel-i âlî vardır, çengelistân ve hıyâbândır, anda şeb [u] rûz elli nefer nigehbân-ı tülüngiyân âmâde durup bu kal‘a üzre bir tarafdan bir yâğı ve bâğî ve zâğî urguncu asker zâhir ü bâhir olsa hemân ol kûhda yığılmış hizemlere âteş urup ahâlî-i kal‘ayı âgâh ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 316b–317a ·
metinde göster ·
âmedânî: Hikmet-i Hudâ biz bu şehirde iken Cezâyir'den ve Tarabulus'dan beş pâr …
Der-acâ’ibât-ı gazâ-yı ekber-i âmedânî: Hikmet-i Hudâ biz bu şehirde iken Cezâyir'den ve Tarabulus'dan beş pâre korsan gâziyân levendân gemileri orsa bayraklar açup pupa eyyâm-ı müsâ‘id ile gelirken hemân kal‘a önünde olan Sipanca adası ardından iki aded kâfir kalyonları her biri dağ gibi seksener pâre yatırtma tuç top çeker Freng kalyonları bizim Cezâyirli kalyonları önlerine çıkadüşdü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 270a ·
metinde göster ·
Bu pabuc dikenlerin ve tâcirlerinin pîrleri Muhammed-i
Ekber-i
Yemenî'dir, Selmân-ı Fâris belin bağladı, yüz yigirmi sene mu‘ammer olup kabri …
Bu pabuc dikenlerin ve tâcirlerinin pîrleri Muhammed-i Ekber-i Yemenî'dir, Selmân-ı Fâris belin bağladı, yüz yigirmi sene mu‘ammer olup kabri Cezâ’ir-i Ummân'dadır ya‘nî Basra diyârındadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y173b ·
metinde göster ·
Minyâvî: İki yüz hâneli Minye köyünde bâğ u bostân nahlistân içinde medfûndur. …
eş-Şeyh İbrâhîm-i Ekber-i Minyâvî: İki yüz hâneli Minye köyünde bâğ u bostân nahlistân içinde medfûndur. Yılda bir kerre mâh-ı Receb'de mevlûd-ı azîmi olup cemiyyet-i kübrâ olur. Her tarîk meşâyihleri fukarâları ile bâğçelerde tevhîd ü tezkîr edüp sohbet-i hâssu'l-hâs ederler. Bâğ sâhibleri mâni‘ olmaduğından gayrı meşâyih fukarâlara meyve hedâyâ getirir mu‘tekid halkı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y350a ·
metinde göster ·