… e İpşir ol Kürd'den istedi, ol âdem İpşir'e bu ekmeği vermedi. Ammâ gâyet lezîz
ekmekdir
. Bir kerre sana Van'ın iç kal‘asında böyle bir nân-pâre verdim. Al imdi bu dahi …
Ve min'l-bedâyi‘-i rü’yâ-yı sâliha: Bu gice menâmımda merhûm ve mağfûrun leh tâbe serâh ve ce‘ale'l-cenneti misvâh efendim Sultân Murâd merhûmu gördüm ki elinde bir hâs ve beyâz Tophâne somunu var. "Ahmed bu somunu gördün mü, hayli lezîz nân-pâredir. Bunu Kürdistânlı bir âdem pişirir. Bu ekmeği bir kerre İpşir ol Kürd'den istedi, ol âdem İpşir'e bu ekmeği vermedi. Ammâ gâyet lezîz ekmekdir. Bir kerre sana Van'ın iç kal‘asında böyle bir nân-pâre verdim. Al imdi bu dahi eyle bir nân-pâredir, safâ-yı hâtır ile tenâvül edüp mansûr u muzaffer olup ye" deyü elime ol hubuz pâresin verüp dest-i şerîfin bûs edüp "Pâdişâhım bu ekmeğe kan bulaşmış, niçe tenâvül olunur?" dedim. "Ol kanlı pâreden kızım İsmihân Kaya'm hâtûnuna gönder, yıkayup tenâvül etsin ve bir parçasın Bitlis Hânı'na ver, mâ‘adâsın sen ye" dediler. Ve aceb vâkı‘adır, hayr ola, dediler. Hakîr dahi ta‘accüb edüp "Seyecîü inşâallah hayrun"dur, dedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 182a ·
metinde göster ·
… memdûhu: Evvelâ hâs ve beyâz mekik ekmeği demek ile ma‘rûf mekik-misâl bir söbü
ekmekdir
. Misli meğer Şâm'da ola. Ve zerdâlûsü ve serv dırahtı ve zeytûnu ve incîri ve e …
Ve bu şehrin me’kûlât Y 31a[u] meşrûbât sanâyi‘âtının memdûhu: Evvelâ hâs ve beyâz mekik ekmeği demek ile ma‘rûf mekik-misâl bir söbü ekmekdir. Misli meğer Şâm'da ola. Ve zerdâlûsü ve serv dırahtı ve zeytûnu ve incîri ve engûrü ve limon ve turuncu şehri tezyîn etmiş bâğ-ı İrem-misâl bir sevâhil şehirdir. Bunda iki gün tekâ‘üd edüp Şevkî Çelebi ve Mahmûd Ağa ve Mırz Ağa ile vedâlaşup kıble cânibine düz sahrâlar içre niçe amâristân kurâlar ubûr ederek dördüncü sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y30b–Y31a ·
metinde göster ·
… ile su çeküp sarnıclara doldururlar. Ammâ temâşâsına varan âdemlere cân otu ki
ekmekdir
, anı verirler ve kuş südü ki yumurta ve baldır, anı tahte'l-kahve getirüp müsâf …
Yalçın kayasının garb cânibi fîl hortumu gibi nehr-i Nîl üzre uzanmışdır, altından Nîl-i mübârek cereyân eder. Bu kaya üzre çerhler ile râhibler Nîl'den yüz kulac habl-ı metîn ile su çeküp sarnıclara doldururlar. Ammâ temâşâsına varan âdemlere cân otu ki ekmekdir, anı verirler ve kuş südü ki yumurta ve baldır, anı tahte'l-kahve getirüp müsâfirîne azîm i‘zâz [u] ikrâm ederler. Mihmân olan kimesnelere dîbâ ve şîb ü zerbâf câmehâblar getirüp sabâha dek mûğpîçeleri gûnâ-gûn hizmet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y364a ·
metinde göster ·