A‘yân [u] eşrâfı elbise-i fâhireler geyüp sâ’ir vasatü'l-hâl tüccâr ehl-i hırefleri kudretine göre siyâb-ı kasîrler geyerler. Ve zenâneleri çuka ferrâce ve başlarına ve dülbend izâr ve yüzlerine kıl nikâb ile selâmiyye dîbâ takya geyüp gâyet mü’eddebâne hareket ederler. Ve bu şehrin mahbûbu ve mahbûbesi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 134a ·
metinde göster ·
… dâsten-i atîk gibi zî-kıymet cevâhir makûlesi eşyâlar satılmaz, Cümle harîre ve
elbise-i
fâhireye müte‘allik metâ‘lar bey‘ olunur. Bu ehl-i bedâstenin pîrleri (---) (-- …
Bunun dahi zîr-i zemînleri kavîdir ve serâpâ kurşumlu kubbelerdir. İçinde cümle altı yüz dollâbdır. Ve cümle bin aded neferâtlardır. Ammâ bunda Bedâsten-i atîk gibi zî-kıymet cevâhir makûlesi eşyâlar satılmaz, Cümle harîre ve elbise-i fâhireye müte‘allik metâ‘lar bey‘ olunur. Bu ehl-i bedâstenin pîrleri (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 201b ·
metinde göster ·
… ve kâtibi ve cümle (---) aded mücevvezeli ve ablak sorguçlu küheylân atlar üzre
elbise-i
fâhireye müstağrak olmuş çavuşlar selâma durdular ve Kör Abdüsselâm ve Rahtavân …
Menzil-i karye-i Harasta : Üç yüz hâneli ve bâğlı ve bâğçeli ve bir câmi‘li ma‘mûr (---) köydür. Burada cemî‘i a‘yân-ı Şâm hedâyâlarıyla paşaya gelüp müşerref olup cümle hedâyâları makbûl olup yüz elli kadar hedâyâ gelen at ve kısrakları cümle ağavâtlarına ihsân eyleyüp sâ’ir me’kûlât [u] meşrûbât makûlesi pîşkeşler ile paşanın cümle askeri bây olup hakîre dahi Nâşifzâde'nin hedâyâ gelen atın cümle bisâtıyla ihsân eyledi. İrtesi ale's-sabâh el-azamet-i Hüdâ Şâm-ı cennet-meşâm askeri temevvüc-i deryâ-misâl cûş [u] hurûşa gelüp zırh-ı zirih külâh ve cebe ve cevşene ve gayri âlât-ı silâha müstağrak olup şah-râha iki cânibine kat-ender-kat selâma duranın cıda ve sinân ve hışt ve mızrâğından sahrâ-yı Şâm ormanistâna döndü ve yalman nîzeler şa‘şa‘ası çeşm-i insânı hırelendirdi. Cümle a‘yân [u] eşrâf ve ulemâ vü sulehâ ve meşâyihân ü e’imme ü hutebâ vü mollalar ve sâdât-ı kirâmlar tevâbi‘leriyle atlar üzre selâma durup Emîr-i Hac Sinân Paşa başka asker-i alay gösterüp selâma durdu. Andan Türkmân oğulları İsâ ve Mûsâ Ağa ve Abdüllâm oğulları ve Sinân Paşa oğulları ve Kâsım Ağazâde ve Nasıfoğlu Mehemmed Efendi ve Şâm defterdârı ve Şâm kethüdâyeri ve Şâm çavuşlar kethüdâsı ve emîni ve kâtibi ve cümle (---) aded mücevvezeli ve ablak sorguçlu küheylân atlar üzre elbise-i fâhireye müstağrak olmuş çavuşlar selâma durdular ve Kör Abdüsselâm ve Rahtavân Mustafâ Ağa ve Keyvânoğulları ve Sıfet Hâkimi Yavaşça Mehemmed Ağa ve Sâlih Ağa ve Hüseyin Ağa (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 28b ·
metinde göster ·
… ‘yân-ı kibâr-ı künnâr: Bir sınıfı da erbâb-ı hizmet ağavâtlardır. Elvân çukalar
elbise-i
fâhireler giyüp reftâr ederler. Vasatü'l-hâl olan ehl-i hırefi hâline göre akça …
Der-vasf-ı a‘yân-ı kibâr-ı künnâr: Bir sınıfı da erbâb-ı hizmet ağavâtlardır. Elvân çukalar elbise-i fâhireler giyüp reftâr ederler. Vasatü'l-hâl olan ehl-i hırefi hâline göre akça ve gökçe ve pakça libâs giyerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 135a ·
metinde göster ·
… var ve hamusu iki aded hân-ı hâcegânı var, cemî‘i zî-kıymet akmişe-i fâhire ve
elbise-i
nâdireler bî-kıymet bulunur.
Ve olancası üç aded mahalle mescidi var ve barısı bir aded medrese-i sûhtevâtları var ve bardesi dörd aded mekteb-i sıbyânı var ve olandası iki aded tekyegâh-ı fukarâsı var ve hamusu iki aded hân-ı hâcegânı var, cemî‘i zî-kıymet akmişe-i fâhire ve elbise-i nâdireler bî-kıymet bulunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 181b ·
metinde göster ·
… îm âvân ve ol kadar şem‘dân ve buhûrdân ve ol kadar akmişe-i fâhire ve ol kadar
elbise-i
nâdireler ve ol kadar kemyâb makûlesi cevâhir-i zî-kıymetler ve cemî‘i düyûr-ı …
Ve kal‘ada olan 4a küffârlar bu vâveylâyı işidüp niçe yüz aded toplar atmağa başlayup hemân kal‘adan küffâr hınzîr gibi çıkup cümlesi bize hücûm edüp biz dahi bir elbeşti kadarca ceng edüp ba‘dehu sahrâya doğru yan verince küffâr bî-haber bizi kovarak sahrâya çıkup atlıları ve yayanları bî-tâb u bî-mecâl kaldıkda cümlemiz bir kerre "Dönek kaytavul" deyü kâfir üzre dönüp der-akab bu sahrâ-yı vâsi‘de küffârı ortaya alup ân-ı vâhidde cümlesin tu‘ma-i şemşîr edüp bakıyyetü's-seyfleri kal‘alarına firâr ederlerken bizler dahi akîblerince kal‘aya girüp hamd-i Hudâ bir âsân vech ile kal‘a zabt olunup kal‘a kapuların sedd edüp kâmil yedi sâ‘at-i nücûmî bu kal‘a içinde meks edüp meymene vü meysereyi bî-bâk ü bî-pervâ vilâyet sâhibi gibi cümle kâfir karılarına ve kızlarına ta‘âmlar pişirdüp ba‘de't-ta‘âm bu şehr-i azîmden ol kadar sîm âvân ve ol kadar şem‘dân ve buhûrdân ve ol kadar akmişe-i fâhire ve ol kadar elbise-i nâdireler ve ol kadar kemyâb makûlesi cevâhir-i zî-kıymetler ve cemî‘i düyûr-ı gamâmelerden ol kadar mücevher putları ve zeheb-i hâlisden salîbeler ve yedi yüz aded hemân bıtrîk ve kıssîs ve ruhbânlar esîr oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 3b–4a ·
metinde göster ·
… azarak ol kadar mâl-ı ganâ’im ve ol kadar zî-kıymet akmişe-i fâhire ve ol kadar
elbise-i
nâdireler bulunup "Neyleyelim bunlar yenmez" deyü aslâ bir metâ‘-ı kemyâba naza …
Hemân Âl-i Osmân'ın askeri ac u zâc ve bir hıntaya muhtâc, kal‘anın içine aç kurd koyuna girir gibi girüp Ferhâd-vâr ferhâdî külüngler ile kal‘anın der-i dîvârları ve zîr-i zemînlerin kazarak ol kadar mâl-ı ganâ’im ve ol kadar zî-kıymet akmişe-i fâhire ve ol kadar elbise-i nâdireler bulunup "Neyleyelim bunlar yenmez" deyü aslâ bir metâ‘-ı kemyâba nazar etmeyüp hemân açlıkdan zahîre ararlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 17b ·
metinde göster ·
… Her ne metâ‘ murâd edinsin dîbâ ve şîb ü zerbâf ve gûnâ-gûn akmişe-i fâhire ve
elbise-i
nâdireler mevcûddur. Mahbûb u mahbûbeleri bî-hisâb ve cümle âşık-perestlerdir.
Ve bu şehrin tûlı Matra dağı zeylinden kıbleye tûlânîsi kâmil sekiz bin adımdır. Cümle sekiz 40b aded kârgîr binâ kal‘a-misâl manastırları var kim her birinin çanlık kulleleri eflâke kad keşân olup her manastırlarda beşer altışar yüz aded kıssîs ve bıtrîk ve pîr-i muğânları ve pençe-i âfitâb mûğ-pîçeleri var. Ve iki yüz aded hurde kenîseleri var. Ve cümle bin altmış aded dükkânlardır kim cümlesinde pençe-i âfitâb kızlar ve kâlîme avretler dükkânlarda oturup metâ‘ların âşikâre fürûht ederler, aslâ ayıb değildir. Her ne metâ‘ murâd edinsin dîbâ ve şîb ü zerbâf ve gûnâ-gûn akmişe-i fâhire ve elbise-i nâdireler mevcûddur. Mahbûb u mahbûbeleri bî-hisâb ve cümle âşık-perestlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 40a–40b ·
metinde göster ·
… i yüz mikdârı kârgîr dükkânlardır. Ammâ bunda Sipâh bâzârı olup âlet-i harbe ve
elbise-i
fâhireye müte‘allik metâ‘lar bey‘ olunur.
Biri dahi Yeni bezâztân derler. Bu dahi kâr-ı köhne ve kubbe-i âlîler ile gâyet ma‘mûrdur. Cümle mevcûdat kâlâ-yı vâlây melbûsât ve zî-kıymet hevâyicât bunda bî-kıymet firâvândır. Ve Eski hammâm kurbunda bezzâzistân-misâl iki başı kapulu bir şâhrâhın tarafeyni yüz mikdârı kârgîr dükkânlardır. Ammâ bunda Sipâh bâzârı olup âlet-i harbe ve elbise-i fâhireye müte‘allik metâ‘lar bey‘ olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y37b ·
metinde göster ·
… -ı silâhları ile müzeyyen ederler. Ve cümle develeri sancağ u bayrağ u gûnâ-gûn
elbise-i
fâhire ile tezyîn edüp dükkân dükkân atları ve develeri gezdirüp her dükkândan …
Hattâ Kâşif Hasan Ağa'nın emîrâhûru ve seyisbaşısı ve sârbânbaşıları yedek atları âlât-ı silâhları ile müzeyyen ederler. Ve cümle develeri sancağ u bayrağ u gûnâ-gûn elbise-i fâhire ile tezyîn edüp dükkân dükkân atları ve develeri gezdirüp her dükkândan birer para alırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y290b ·
metinde göster ·