… Hûşeng Şâh'dır kim cemî‘i cüyûş içre bundan hâzır-bâş silâh olmazdır kim dâ’imâ
elde
hâzır-bâşdır, "Dur kılıcım kınından çıkarayım" demeğe muhtâc değildir. Ammâ bu …
Esnâf-ı mızrakcıyân: Dükkân 105, neferât 400, demirlerin yapan yine Hazret-i Dâvûd'dur ammâ mızrak ile asker peydâ eden ibtidâ Hûşeng Şâh'dır kim cemî‘i cüyûş içre bundan hâzır-bâş silâh olmazdır kim dâ’imâ elde hâzır-bâşdır, "Dur kılıcım kınından çıkarayım" demeğe muhtâc değildir. Ammâ bu cıda ve sinân Arab'a mahsûsdur, anlar acâyib kullanır. Tatar tâ’ifesi tüfeği ve mızrağı gördükde aklı gidüp "Âyâ bu silâhları nice kullanırlar" deyü hayrân olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 181b ·
metinde göster ·
Ba‘dehu su olan gümüşe bir gûne tîz-âb dahi koyup yine şîşede kaynadup ol dahi haşhâş dânesi gibi şîşenin dibinde hâlis gümüş kalır kim artık kal etmeğe ihtiyâc kalmayup su gümüşü derler, bu dahi elde ezilir, sırmadan hâlis gümüşdür. Bu 187b tîz-âbı Hazret-i Süleymân peydâ edüp uyuz olan dîvlere dürtüp gerlikden halâs olurlarmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 187a–187b ·
metinde göster ·
… yiye yiye cânımıza tâk deyüp ciğerlerimiz cılk oldu. Âhir bu kal‘ayı Âl-i Osmân
elde
komaz. Bıldır otuz bir bin Hıristiyanımız mürd oldu. Hâlimiz âhir neye müncer o …
{Müşâvere-i kefere-i Kazak-ı Azak}: "Sene-i mâzîde güç ile Âl-i Osmân elinden kurtulduk. Bu kış bize Tatar göz açdırmayup bir tarafdan imdâdımız gelmedi ve bir cânibden kış bizi helâk etdi. Bir tarafdan kaht [u] galâ ve bir tarafdan Tatar-ili vilâyetimiz harâb u yebâb edüp akrabâ ve ta‘allukâtlarımız esîr-i kayd-bend etdiler. Ve bizler dahi Tatar havfinden bu kışda kal‘adan taşra baş çıkarmağa dermânımız olmayup kal‘ayı ta‘mîr u termîm edemeyüp cebehâneden bir vukıyye barudumuz kalmayup sâ’ir âlât-ı silâh ve mühimmâtdan dahi bir şey kalmayup cümle on bin Hıristiyan kaldık. İşte şimdi yine Âl-i Osmân donanmasıyla deryâ-misâl asker ile gelmede. Azak balığı yiye yiye cânımıza tâk deyüp ciğerlerimiz cılk oldu. Âhir bu kal‘ayı Âl-i Osmân elde komaz. Bıldır otuz bir bin Hıristiyanımız mürd oldu. Hâlimiz âhir neye müncer olur. Hemân Tatar ve Âl-i Osmân kal‘ayı muhâsara etmeden bırağalım, yohsa Osmânlının bu gelişinden halâs olmak yokdur", deyüp bir gün kal‘ayı bırağup cümle top u tüfenk ve yât u yarâğların Tün suyu gemilerine tahmîl edüp karârları firâra mübeddel olup nehr-i Tün kenarınca Çerkes-kirmâna ve Horas-kirmâna ve Tuzla-kirmâna ve gayrı kal‘a-i dârü'l-bevârlarına gidüp karâr etdiler. Beri cânibden Tatar Hân ile Kal‘a-i Azak altına giderken nehr-i Süd kenarında bir kaç Kazak-ı Ak keferesi dil dutulup Azak Kal‘asından küffârın firâr etdüğün anlardan istimâ‘ edüp ol gün ol gice çapula seğirdir gibi ılgar edüp mâh-ı (---) günü Kal‘a-i Azak altına dâhil olup deyyâr-ı âdem âdemî-zâtdan bir cân bulmayup hirre ve kutta ve kelb ve mûş ve funguzdan bile zî-rûh kısmı bir eser bulunmayup kal‘anın der-i dîvârından ancak bir Ceneviz kullesi kalmış. Bu ahvâl-i pür-meserreti bahren Âsitâne tarafına Tatar Hân arz edüp on birinci gün Moskov kralının çâşıtları Âsitâne tarafından gelirken Tatarlar giriftâr-ı bend edüp Hân huzûrunda fesâhat üzre bî-bâk ü bî-pervâ dediler kim "Biz kırk kimesne ile der-i devletde çâşıdız. Deryâ-misâl asker ile Âl-i Osmân geliyor. Kal‘ayı bırağup kaçasız. Sâ’ir zamâna kıyâs etmeyesiz deyü haber gönderdik. Biz dahi kal‘aya gelirken Tatar'a giriftâr olduk. Emr hânındır" dedikde üçünün dahi şirb-kelle ve pâf-gövde (?) olup cân-ber-cehennem gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 263b ·
metinde göster ·
… armağa, paşanın cümle iç gılmân-ı hâssalara haberdâr olup hançer belde ve kabza
elde
âmâde olup Haseki ve Çavuş berk-i hazân-misâl dir dir ditreyüp kapunun eşiğin b …
Bu şehr içre on gün meks edüp seyr [u] temâşâ ederken mukaddemâ bâlâdâ Körköy nâm mahalde gelen Murâd Haseki ve Çavruzcu Çavuş'u dörd gün haps edüp Sâlih Paşa karındaşı Murtaza Paşa'ya ulak Sâlih'i gönderüp "Gâfil me-bâş, başın gider" deyü mektûblar göndermişdi. Hikmet-i Hudâ "el-Abdü yüdebbiru vallahu yukaddir" tatar Sâlih dörd gün mukaddem gidüp Nusaybin nâm şehr-i harâbe vardıkda bir gice at üzre sar‘a dutup depesi üzre menzil-i hânda ser-nigûn olup mebhût olup meyyit-i müteharrik-misâl yatar. Beri tarafda paşanın dörd gün sonra gönderdiği Murâd Haseki, Murtazâ Paşa'ya yetişüp "Sa‘âdetli Pâdişâh, sultânımı kapudan paşa eyledi. Müjde bizimdir" deyü birer semmûr kürk ve birer kîse harc-ı râh sikke-i hasene verüp râh-ı Bağdâd'dan avdet edüp Diyârbekir'de Bezikîoğlu hânesinde Murtazâ Paşa meks etdüğü mahalde Murâd Haseki ve Çavruzcu Çavuş "emr pâdişâhın" deyüp Murtazâ Paşa'nın başına kapucularla üşüp kellesin teninden cüdâ edüp onuncu günde ânî gördük, şehr-i Merzifon'a Murâd Haseki ve Mülakkab Çavuş mahkemeye gelüp Murtazâ Paşa ile Çaylak Kapucıbaşı'nın baş kutular ile mahkemede emânet koyup paşaya geldiklerinde, ne kâdirler paşanın yanına bî-haber varmağa, paşanın cümle iç gılmân-ı hâssalara haberdâr olup hançer belde ve kabza elde âmâde olup Haseki ve Çavuş berk-i hazân-misâl dir dir ditreyüp kapunun eşiğin bûs edüp saff-ı na‘lde ayak üzre karâr etdiklerinde paşa eydür: "Bre kâfirler! Ol mazlûm Murtazâ Paşa'yı niçe katl etdiniz. Ben hod sizin cemî‘î esbâblarınızı ve eğer ve teğeltilerinizi aramış idim. Sizde 348a kapudanlıkdan gayrı hatt-ı şerîf görmedim. O, merhûmun katli hattın kande hıfz etmişdiniz. Allah'ı severseniz doğru söylen" deyü yemîn verdikde hemân Murâd Haseki "Vallahi devletli Vezîr! Biz emir kuluyuz, fermân pâdişâhındır. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 347b–348a ·
metinde göster ·
… imâd etmeyüp, at kuru kafa olursa da başından gem eksik olmayup licâm-ı zimâmın
elde
zabt edesin" demekdir ve cânib-i (---) mükesser.
Ba‘dehû sene 569 tis‘a ve sittîn ve hamse mi’e târîhinde seng-trâş ile Sultân Mu‘izzeddîn Kılıç Arslan b. Mes‘ûd inşâ edüp metânet verüp bânî-i râbi‘ olmuşdur ve bir eyvân-ı dîvânhâne-i sultânî etmişdir kim ol asrda eyvân-ı kisrâdan nişân verirdi. Zelzeleden münhedim olup ba‘dehû sene (---) târîhinde Keykubâd-ı Selçukî ta‘mîr ü termîm edüp bir handak-ı azîm inşâ edüp umkı on bir zirâ‘dır ve arzı elli zirâ‘dır ve kaddi surî otuz zirâ‘-ı melik-i âlîdir ve taşra katındaki hisâr-ı üstüvârı dîvârı dâ’iren-mâdâr on bir bin germe adımdır ve cümle (---) aded bürûclardır ve cümle (---) aded dendân-ı bedenlerdir ve cümle (---) aded kal‘a kapularıdır. Cânib-i (---) nâzır Atbâzârı kapusu üzre zencirler üzre asılmış bir kuru at kafasına gem urup ibret-nümâ olmağıçün komuşlardır. Zîrâ bu memleket fârisü'l-hayl sipâh diyârıdır. Anlara nasîhat olsun içün "Avrete ata i‘timâd etmeyüp, at kuru kafa olursa da başından gem eksik olmayup licâm-ı zimâmın elde zabt edesin" demekdir ve cânib-i (---) mükesser.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 11a ·
metinde göster ·
iken bizim peymânımız dahi doldurup ecel câmın bize nûş etdirir ve sizlere kal‘ …
Sebeb-i tesmiyyesi (---)(---)(---)(---)(---)(---) Mâ-tekaddem kal‘asını Dobruca kralı oğlu Filvara binâsıdır. Mehîb ü sa‘b u kavî kal‘a imiş. Sene (---) târîhinde Yıldırım Hân feth etmede usret çeküp ba‘de'l-feth kal‘asın münhedim edüp taşların Karadeniz'e dökmüşdür. Hâlâ leb-i deryâda bir püşte-i âlî üzre rahnedâr olmuş sûrunun temelleri zâhir ü bâhirdir. Ol asrda bu kal‘a küffârı gemilerine süvâr olup Kefe kal‘asında Ceneviz kralına firâr ederler. Zîrâ ol asırda Karadeniz sâhilinde olan yedi yüz yetmiş pâre kal‘aların cümlesi Ceneviz kralı hükmünde idi, illâ İslâmbol kurbunda Terkoz kal‘ası ve Amasra kal‘ası ve Sinop kal‘ası ve Tarabefzûn kal‘aları Kostantin Urûmu elinde idi. Ba‘dehû Kefe kal‘asını ve Azak kal‘asın dahi Sultân Bâyezîd-i Velî be-dest-i Gedik Ahmed Paşa feth edince Karadeniz etrâfında aslâ Ceneviz küffârının alâkası kalmayup emân ile İslâmbol Boğazı'ndan taşra cezîre-i Sakız'larına gidüp ol cezîre-i müzehhebi dâr-ı bevâr edindiler. Tâ Süleymân Hân asrına dek anda sâkin olup ba‘dehû sulha mugâyir işler görüp keştîler ile Mısr'a giden huccâc-ı Müslimîni esîr etmeleri sebebiyle Süleymân Hân'ın fermân-ı şerîfleriyle Koca Piyâle Paşa yüz yetmiş pâre kadırga ile cezîre-i Sakız mukâbelesinde Çeşme nâm Anadolu kenarında lenger-endaht olup yatdı. Beri tarafda küffâr-ı bedgirdâr-ı murdâr âlet-i mülâhaza mu‘tâd-ı bed-hâhları üzre cümle kapudanlar ve kral u zâdeler ve cümle kefere vü fecerenin iş erleri hedâyâ ile Piyâle Paşa'ya buluşup hedâyâları makbûle geçdikden sonra Piyâle Paşa'ya bir kaç piyâle bâde nûş edüp eydür "Bre kâfirler, bu Sakız cezîresi huccâc-ı Müslimînin ve gayri ibâdullahın memerri ola. Niçün âyende vü revende tüccâr, züvvâr mahlûk-ı Hudâyı rencîde-i hâtır edüp dil-haste ü şikeste-beste edersiz?. Tiz pâdişâha bu Sakız cezîresin teslim edin. Yohsa cümlenizi şimdi dendân-ı tîğdan geçiririm" deyü kasem-billah edüp hedâyâ ile gelen yedi yüz aded iş erlerin bi'l-cümle kayd-bend edüp Bismillah ile "Tevekkülen ala'llah!" deyüp salpa demir isa'seren sebük yelken edüp cezîre-i Sakız'ın Kiremitlik nâm mahalde lenger bırağup der-akab karaya asker ve balyemez top çıkarup kayd-bend etdüğü kral zâdelerden vâveylâ ve vâveledâ mektûblarıyla "Elbette kal‘ayı veresiz, yohsa sarhoş Piyâle'nin piyâlesi elde iken bizim peymânımız dahi doldurup ecel câmın bize nûş etdirir ve sizlere kal‘a-i Sakız içre zevk-i dünyâyı ferâmûş etdirir" deyü üsârâ küffârlardan bu gûne varak alup ber-mu‘tâd elçi ile kal‘a-i Sakız'a gönderüp küffâr-ı murdâr bu hâli istimâ‘ edince hey kralzâdelerimiz ve cümle a‘yân-ı devletimiz kılıçdan geçer, havfiyle bi-emri Hüdâ cümle küffâr-ı Ceneviz meşveret ile vere verüp akd-i sulh edüp kal‘a-i Sakız'ı Piyâle Paşa'ya cümle cebehânesi ve hazîneleriyle teslîm edüp kendiler Malta hükmünde olan cezîre-i Rodos'a gemileriyle yıkılup dâr-ı bevârlarında karâr edüp kaldılar. Feth-i târîh-i Sakız (---)(---)(---)(---)(---) .
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 125b ·
metinde göster ·
Budin ve Belgrad ve Edirne gibi dâr-ı gâziyân sevâd-ı mu‘azzamlarımız
elde
iken inşaallah Ganim târîhinde Kızılelma ve Pâris ve Kurtuba ve Lonçat ve Beç v …
Budin ve Belgrad ve Edirne gibi dâr-ı gâziyân sevâd-ı mu‘azzamlarımız elde iken inşaallah Ganim târîhinde Kızılelma ve Pâris ve Kurtuba ve Lonçat ve Beç ve Prag ve Donkarkız ve Danimarka ve Felemenk'e varınca feth olup bu seksen yedi bin mil cezîrei dünyâda millet-i nasârâdan bir kefere kalmayup cümle ümmet-i Muhammed ile bu arsa-i âlem mâl-â-mâl ola" deyü Muhyiddinü'l-Arabî işâret buyurmuşlardır. Cümle nasârâ Yeni dünyâ bulunup onda gidüp nasârânın dâr-ı bevârları ola deyü ehl-i rümûzu âgâh etmişlerdir. Hemân Cenâb-ı İzzet dest-i Âl-i Osmân'da olan büldân u kılâ‘larımızı imâr edüp cüyûş-ı muvahhidîn ile pür olup şa‘şa‘a-i Muhammedî ziyâd-ber-ziyâd olup inkırâzu'd-deverân devlet-i Âl-i Osmân mü’ebbed olup bilâd-ı selâse olan Bursa ve İslâmbol ve Edirne ilâ mâşâallah beliyyât-ı dehrden mahfûz olup hemişe ma‘mûr u âbâdân ola. Ezîn-cânib,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 149a ·
metinde göster ·
… ın feth-i şikârların müyesser ede. İnşâallah bu pây-taht-ı sânî Edirne-i Yunanî
elde
iken dâr-ı diyâr-ı Alaman u Kızılelma-yı bî-emân dahi feth olur. Hemân padişâh- …
Bu makâm-ı dilküşânın ihyâsına sebeb Sultân Mehemmed Hân olup makâm-ı Hızır'a güyâ henüz Hazret-i Hızır erüp ürd-i behişt edüp bu âşiyândan şâhin-misâl süzülüp Erdel diyârında Şebeş ve Lagoş ve Arat ve Yanova Varat kal‘aların şikâr etdi. Hudâ-yı Bîçûn niçe bin kal‘aların feth-i şikârların müyesser ede. İnşâallah bu pây-taht-ı sânî Edirne-i Yunanî elde iken dâr-ı diyâr-ı Alaman u Kızılelma-yı bî-emân dahi feth olur. Hemân padişâh-ı Zıllullah bu şehr-i Edirne'de Hıdırlık sarâyında Hazret-i Hızır-vâr mu‘ammer ü ber-karâr ola. Ve tekye-i Hıdırlık dahi inkirâzu'd-deverân imâr ola, bi-hakkı Seyyidi'l-mürselîn. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 158a ·
metinde göster ·
… ân'da bakla gibi türmüs nâm bir habbe olur. Anı un edüp sabun gibi el yıkarlar.
Elde
olan ta‘âmın zifirin izâle eder, ana dokat derler.
Lisân-ı Arab'da Dokat, ya‘nî Arabistân'da bakla gibi türmüs nâm bir habbe olur. Anı un edüp sabun gibi el yıkarlar. Elde olan ta‘âmın zifirin izâle eder, ana dokat derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 20a ·
metinde göster ·
… zre sarp kal‘alar yokdur, lâkin bu Hırsova anlardan sarpdır, lâkin garîbdir. İç
elde
olmak ile iltifât olunmayup Melek Ahmed Paşa kadr [u] kıymetin bilüp amâr etdi, …
Nehr-i Tuna kenârında böyle âlî serâmed kal‘anın biri dahi Nigebolı kal‘ası ve biri Budin serhaddinde Belgrad'ın iç kal‘ası ve birisi yine ol serhadde Varadin kal‘ası ve biri Üstürgon ve biri buna karîb Vişegrad kal‘asıdır kim gayrı kaya üzre sarp kal‘alar yokdur, lâkin bu Hırsova anlardan sarpdır, lâkin garîbdir. İç elde olmak ile iltifât olunmayup Melek Ahmed Paşa kadr [u] kıymetin bilüp amâr etdi, zîrâ karşu tarafı cümle Eflâk kâfiristânıdır. Andan aşağı karşusu Boğdan kâfiristânının Tomarova ve Kalas ve İbrâ’il {ve Maçin} kâfiristânlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 68b ·
metinde göster ·
… erâtları ve cebehâneleri ve nâzük topları aşağı hisârlara ref‘ olup bu kal‘a iç
elde
kaldı ve ihtiyâc dahi değildir.
Nâhiyesi (---) aded kurâdır. (---) Müftîsi ve nakîbüleşrâf vekîli ve dizdârı ve kethüdâyeri ve emîni ve bâcdârı ve muhtesibi vardır, zîrâ bender iskeledir, ammâ Boğazhisârlar yakın olmak ile dizdârı ve neferâtları ve cebehâneleri ve nâzük topları aşağı hisârlara ref‘ olup bu kal‘a iç elde kaldı ve ihtiyâc dahi değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 87b ·
metinde göster ·
… e bir fenâca hammâmcığı var. Gayrı bezzâzistân ve imâristânları yokdur, zîrâ iç
elde
yoldan hâric sapa yere vâki‘ olmuş garîb diyârdır.
Ve bir tekye ve üç mekteb-i sıbyân ve bir küçük hân ve yetmiş aded dükkân-ı esnâfân var ve bir fenâca hammâmcığı var. Gayrı bezzâzistân ve imâristânları yokdur, zîrâ iç elde yoldan hâric sapa yere vâki‘ olmuş garîb diyârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 127b ·
metinde göster ·
… ağlar üzre sâfî bâğlar ve havâsı letâfetinden halkı sağlardır, lâkin kal‘ası iç
elde
olmak ile elzem ve levâzımdan olmamağile ol kadar ma‘mûr değildir, ammâ sehel ş …
Zemîn-i kal‘a-i Serfice: Topraklı bir sivri küçük püşte üzre vâki‘ olmuş şekl-i müselles bir şeddadî kârgîr seng binâ ve bir sûr-ı ra‘nâ küçük kal‘adır, ammâ iki cânibi yüksek havâleli dağlar ve dağlar üzre sâfî bâğlar ve havâsı letâfetinden halkı sağlardır, lâkin kal‘ası iç elde olmak ile elzem ve levâzımdan olmamağile ol kadar ma‘mûr değildir, ammâ sehel şey ile imârı mümkündür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 181a ·
metinde göster ·
… er imiş, lâkin hâlâ odaları günden güne vîrân olmadadır, zîrâ bu kal‘a şimdi iç
elde
olmak ile amâr etmeğe muhtâc değildir, ammâ yine dizdârı ve elli aded müsellah …
Ancak garb tarafında bir küçük varoşu var, ol cânibde bir kesme kaya sehel handakı çâh-ı gayyâ-misâl bir hafr-i amîkdir. Gâzî Porça zamânında böyle küçük kal‘adan bin aded güzîde bahâdır gâzîler pür-silâh ve cürd atlı çıkup ol vilâyetlere ve Belgrad'a "El-amân" dedirüp Tuna kenârında esbâb yaykayan kızları alup şâhin yuvasına gelir gibi Havâle'ye gelirlermiş ve hâlâ ol gâzîlerin odaları kal‘a içre kat-ender-kat küçük küçük daracık odacıklardır kim cümle mücerredler imiş, aslâ evliler değillermiş, ammâ cümlesi yetmiş tasdan geçmiş semm-i helâhiller imiş, lâkin hâlâ odaları günden güne vîrân olmadadır, zîrâ bu kal‘a şimdi iç elde olmak ile amâr etmeğe muhtâc değildir, ammâ yine dizdârı ve elli aded müsellah neferâtları ve kifâyet mikdârı cebehânesi ve birkaç şâhî topları ve bir câmi‘i ve zîbâ su sarnıçları ve beş aded hânesi var, havlısı gâyet daracıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 32a ·
metinde göster ·
Niçe müverrihler yazdılar, ammâ bu hakîr ü kemter fakîr kalîlü'l-bizâ‘a pür-taksîr bu gazâ-yı azîmde bulunup alâ kadri'l-imkân bu yüzden müsevvede etdik. İnşâallâhu Ta‘âlâ bu mecmû‘a-i nâ-matbû‘umuzu ser-rişte elde olduğu üzre tas[h]îhe geçirüp gayri kürrâslar tahrîr etdikde "El-ma‘nâ fî batni'ş-şâ‘iri" üzre dahi matbû‘ ve merbût tahrîr olunur. Kusûruna nazar olunmayup dâmen-i afv ile setr edeler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 107a ·
metinde göster ·
… ederiz. Zîrâ vilâyetimiz şiddet-i şitâ kânı olmak ile teşeniş maraz[ı] vardır.
Elde
kolda ve başda olan bizlerdeki yaradan âdem helâk olur. Husûsan cerâhat âdemin …
"Bu da ne güzel pâk mezheb ve sünnet ferâ’izler ve ne güzel pâk edebdir, ammâ zekerin bir âdem kesmek bu fenâ mezhebdir. Bu bizim memleketlerimizde bir âdem bir âdemden bir katre kan akıtsa biz ol âdemi katl ederiz. Zîrâ vilâyetimiz şiddet-i şitâ kânı olmak ile teşeniş maraz[ı] vardır. Elde kolda ve başda olan bizlerdeki yaradan âdem helâk olur. Husûsan cerâhat âdemin eyle cümle tamarları cem‘ olduğu zekeri kesesin, elbette teşeniş olmak mukarrerdir. Ne ân ki bir âdem yetmiş seksen ve yüz yaşına gire, ‘Yeni mezhebin sünnetidir sikinizin uçlarını kesün’ deyü tenbîh etsen deli olan bu sünneti kabûl etmez. Ve Allâh'ın emr etdiği teklîflerden müşted bir teklîf-i mâlâ-yutâkdır kim zekerin kesmiş âdemler helâk olması mukarrerdir, hele dahi ma‘sûmlarımızı kesüp sünnet ederek halkı kılındıralım. Ve evvel bahârda emir Allâh'ın ibtidâ ben sünnet olayım, yohsa bu vakt-i şitâda bu 131b bizim vilâyetimize bu sünnet teklîfi el vermez" dedikde Mu‘âz ibn Cebel eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 131a–131b ·
metinde göster ·
… -be-câ bedenleri ve ebrâcları harâbcadır. Cebehânesi ve topları yokdur, zîrâ iç
elde
olmak ile cebehâne ve dizdârı ve neferâtları yokdur. Ancak Yahûdîleri çokdur.
Bir sahrâya vâki‘ olmuş havâlesiz şekl-i murabba‘ tula binâ bir kal‘a-i zîbâ cümle kârgîr seng ra‘nâ hisâr-ı üstüvârdır. Girdâ-gird cirmi bin adım bir küçük kal‘adır, ammâ içinde cuhûddan gayri kimesne yokdur. Bu kal‘anın nısfı âyende vü revendegânlara mihmânsarây hânlardır ve birez yeri meydândır. Ammâ bu kal‘anın handakı yokdur. Cümle iki aded kapuları vardır. Bir kapusu cânib-i kıbleye çârsû meydânına nâzırdır. Ve bir kapusu taraf-ı şarka nâzırdır. Câ-be-câ bedenleri ve ebrâcları harâbcadır. Cebehânesi ve topları yokdur, zîrâ iç elde olmak ile cebehâne ve dizdârı ve neferâtları yokdur. Ancak Yahûdîleri çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 208b ·
metinde göster ·
… înin zahrında Şeddâdî seng-i tırâş bir kal‘a-i savaş imiş. Mürûr-ı eyyâm ile iç
elde
kalup kal‘a lâzım olmadığı ecilden câ-be-câ hisâr ebrâcları rahnedâr olup durur …
Sebeb-i tesmiyesi oldur kim Selenik nâm kral-ı dâllın karısı binâ etmeğile Avrethisârı derler. Fâtihi sene (---) târîhinde Gâzî Evrenos'dur. Hisâr-ı üstüvâr bir till-i refî‘a-i azîm üzre bir vâdînin zahrında Şeddâdî seng-i tırâş bir kal‘a-i savaş imiş. Mürûr-ı eyyâm ile iç elde kalup kal‘a lâzım olmadığı ecilden câ-be-câ hisâr ebrâcları rahnedâr olup durur, ammâ sehel himmet ile amâr olmak mümkindir. El-hâlete hâzihi içinde dizdârı ve neferâtları ve cebehâneleri yokdur. Bu kal‘a Selânik sancağı hâkinde nâhiye kurâlı ma‘mûr kazâdır. Selânik'in cânib-i şimâlîsi ve taraf-ı garbîsindedir. Bu kal‘a ile Selânik mâbeyni iki konakdan eksikdir. Sür‘at ile giden Selânik'e bir günde gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 213a ·
metinde göster ·
hayrâtı olan Sultân Süleymân'ın makbûl iken maktûl olan Gâzî İbrâhîm Paşa vakfı …
Ve bu elde hayrâtı olan Sultân Süleymân'ın makbûl iken maktûl olan Gâzî İbrâhîm Paşa vakfı olmak ile mütevellîsi de iki yüz asker ile bir tarafın muhâfaza edüp cemî‘i dekâkînlerden kirâların ve bâc [u] bâzârların cem‘ edüp câmi‘lerinin talebe-i mürtezikalarına vazîfe-i mu‘ayyenelerin verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 242a ·
metinde göster ·
iken kâfir gemileri gelmeden salpa demir edüp bir yaylım top ve tüfeng şâdımânl …
Hikmet-i Hudâ sene 1077 mâh-ı Cemâziye'l-âhir'inde bir gece Kapudan Kaplan Paşa Çanak limanına seksen pâre kalyon ve seksen pâre kadırgalar ile gelüp on iki bin aded gûnâ-gûn güzîde asker ve lağımcılar ve beldâr[â]nlar ve niçe kerre yüz bin kantâr bârûd-ı siyâh ve niçe yüz bin top güllesi ve kazgan kumbaralar ve niçe kerre yüz bin elvân cebehâneler ve niçe kerre yüz bin aded çuval un ve buğday ve pirinç ve sâ’ir hubûbât ve koyun ve kuzu [ve] keçiler ve niçe bin çuval pasdırmalar ve niçe kerre yüz bin elvân mühimmât [u] levâzımâtlar getirüp ol gece fi'l-hâl sabâha dek cümle eşyâ-yı bâr-ı sakîlleri karaya döküp Sadrıa‘zama defterleriyle mektûblar gönderüp hemân ol ân eyyâm-ı müsâ‘id elde iken kâfir gemileri gelmeden salpa demir edüp bir yaylım top ve tüfeng şâdımânları edüp bâdbân-ı murâdların açup deryânın bir tarafına teveccüh edüp gitmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 289a ·
metinde göster ·
… l siyâh dîvârlardır, zîrâ intihâ-i serhad olmayup Rûmeli diyârının ortasında iç
elde
kalmış bî-nef‘ kal‘a olduğundan iltifâtdan mahrûmdur.
Ammâ iç kal‘adan mâ‘adâ bu kal‘anın göl tarafında aslâ büyük kal‘a dîvârları yokdur, zîrâ evc-i âsımâna berâber kad çekmiş kayalar olmağile dîvârları yokdur ve lâzım da değildir. Lâkin aşağı varoş tarafı ikişer kat metîn kal‘a dîvârları vardır kim kırk arşın âlî ve beş arşın arîz dîvârlardır. Lâkin kâr-ı kadîm olmağile ba‘zı yerleri câ-be-câ rahnedâr olup abûsu'l-vech-misâl siyâh dîvârlardır, zîrâ intihâ-i serhad olmayup Rûmeli diyârının ortasında iç elde kalmış bî-nef‘ kal‘a olduğundan iltifâtdan mahrûmdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 346b ·
metinde göster ·
… llâ seng-i tırâş bir sa‘b sûr-ı savaş metîn bir hısn-ı hasîn kal‘adır. Lâkin iç
elde
olmak ile gözden bırağılup câ-be-câ ba‘zı yerleri mürûr-ı eyyâm ile münhedim ol …
Kal‘anın eşkâli: Kıbleden yıldız rûzgârı cânibine tûlânî vâki‘ olmuş bir yalçın boz kaya üzre şekl-i şem‘dân-misâl bir Şeddâdî mücellâ seng-i tırâş bir sa‘b sûr-ı savaş metîn bir hısn-ı hasîn kal‘adır. Lâkin iç elde olmak ile gözden bırağılup câ-be-câ ba‘zı yerleri mürûr-ı eyyâm ile münhedim olmağa yüz dutmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 357b ·
metinde göster ·
… ş dervezelerdir. Hattâ bir iki kapularının tahta kanatları yerde yatır, zîrâ iç
elde
iç kal‘adır, düşmandan aslâ havf [ü] haşyetleri yokdur. Ve bu iç kal‘a içinde c …
Eşkâl-i iç hisâr: Garba nâzır büyük kal‘a dîvârının bir köşesine muttasıl bir Şeddâdî seng binâ bir sûr-ı ra‘nâcıkdır kim cirmi sekiz yüz adımdır. Ve iki aded kapusu var. Biri şark tarafına meftûh kal‘a içine nâzırdır. Biri garb semtine mekşûf olup taşra aşağı Çelipa mahallesine yokuş aşağı ener iç kal‘a kapusudur kim cenûb tarafına meyyâl kapudur. Ammâ bu mezkûr yedi aded kapuların cümlesi karaağaç tahtasından dervezelerdir kim demir kapular değildir, zîrâ her bir kapular düşmandan gizli kulleler aralarında pinhân olmuş dervezelerdir. Hattâ bir iki kapularının tahta kanatları yerde yatır, zîrâ iç elde iç kal‘adır, düşmandan aslâ havf [ü] haşyetleri yokdur. Ve bu iç kal‘a içinde cümle kırk elli aded kiremit örtülü hânelerdir. Ve bir aded câmi‘-i Bâyezîd Hân'dır. Ve cebehânesi azdır. Altı pâre topları vardır. Ve köhne binâ anbârları ve su sarnıçları ve dizdâr hânesi var, gayri âsâr-ı binâ yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 357b ·
metinde göster ·
… mil tecessüs ederdim ki sermâye-i girân-mâye-i vücûd-ı kuvvet ve kuvâ ve kudret
elde
iken sevdâ-ger-i âhiret olup cihânı geşt [ü] güzâr ederek hâs u âmdan el çeküp …
bu ebyâtlara ve bu nass-ı kâtı‘lara i‘tikâd-ı tâm ile mu‘tekid olup hemân Cenâb-ı Bârî'den dünyâda emn [ü] emân, âhir nefesde îmân ricâsında olup âlem-i seyâhatde bir mürşid-i kâmil tecessüs ederdim ki sermâye-i girân-mâye-i vücûd-ı kuvvet ve kuvâ ve kudret elde iken sevdâ-ger-i âhiret olup cihânı geşt [ü] güzâr ederek hâs u âmdan el çeküp çirkâb-ı dünyâdan el yuduk. Zîra cemî‘i erzâkımız Allâh üzredir. Beyt: Y 2a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y1b–Y2a ·
metinde göster ·
… rîr olunur. Zîra "El-ma‘nâ fî batnı'ş-şâ‘ir" dir. Ve hamd-i Hudâ ser-rişte dahi
elde
ve dilde
Ve bu eyâlet iklîm-i râbi‘dedir. Arz-ı beledi (---)(---) ve tûl-i nehârı (---)(---)(---)(---) anıniçün âb [u] hevâsı şiddet üzredir. Ve eğer bu şehrin evsâfın murâdımız üzre tahrîr eylesek tatvîl-i kelâm olur, ammâ inşâallâh bu müsevvedât tas[h]îha geçdikde mufassal tahrîr olunur. Zîra "El-ma‘nâ fî batnı'ş-şâ‘ir" dir. Ve hamd-i Hudâ ser-rişte dahi elde ve dilde
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y13b ·
metinde göster ·
… zler ve dîdebânları düşman gözler. Ve şeb [u] rûz cümle topları ağızlı ve fitîl
elde
hâzır olduğu gibi düşmanı dahi hâzırdır.
Bu sekiz rûzgârdan emîn bir liman-ı kemîndir ki kenâra bir koltuk bağlayup yatılır. Ve kadırgalar içinde olan forsalardan dahi havf olunup kadırga basamazlar, zîrâ liman ağzında Mendirek kal‘ası kirpi-misâl topları ile ejder-i heft-ser gibi şikâr gözler, gıdâ üzler ve dîdebânları düşman gözler. Ve şeb [u] rûz cümle topları ağızlı ve fitîl elde hâzır olduğu gibi düşmanı dahi hâzırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y116b ·
metinde göster ·
… mücellâ kal‘a-i rûşen binâ-yı şîrîndir ve cümle (---) kapudur. Âheste reviş ile
elde
devât ve kalem,
Ve kal‘ası çöl ü çölistânda kara kayalı ve kara ufak taşlı kayalar mâbeyninde şekl-i muhammes bir metîn ü müstahkem kara taş ile mebnî bir kal‘a-i kâvîdir. Ammâ bu binâ üzre beyâz kireç badana urup gûyâ bir dürr-i yektâ gibi mücellâ kal‘a-i rûşen binâ-yı şîrîndir ve cümle (---) kapudur. Âheste reviş ile elde devât ve kalem,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y279b ·
metinde göster ·
bir arka kaşıyacak şart ve sünnetdir. Y 304b Zîrâ tâ Arafât'dan dönüp Mîne bâ …
Ammâ elde bir arka kaşıyacak şart ve sünnetdir. Y 304b Zîrâ tâ Arafât'dan dönüp Mîne bâzârında kurbânlar kesilüp esbâb geymeyince tırnağile kaşınmak yokdur. Eğer kaşınırsan bir kurbân-ı cinâye lâzımdır. Anıniçün cümle huccâcın elinde birer arka kaşıyacağı vardır. Netîce bir uryân dervîş olup alâyık-ı dünyâdan berî olursun.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y304a–Y304b ·
metinde göster ·
… ce cümle sekbân ve sarıca bayrakları ile kat-ender-kat pür-silâh ve çatal fitîl
elde
seyf-i kâtı‘ belde gülbang-ı Muhammedî dilde cümlesi piyâde olup kara belâ-yı n …
Bu sancağ u bayrağdan tâ paşaya gelince cümle sekbân ve sarıca bayrakları ile kat-ender-kat pür-silâh ve çatal fitîl elde seyf-i kâtı‘ belde gülbang-ı Muhammedî dilde cümlesi piyâde olup kara belâ-yı nâgehânî gibi bî-emân kavm-i cebbâr zü'l-cenâheyn-vâr paşa-yı kâmkârı ortaya alup bölükbaşıları paşanın rikâbında yürürlerdi. Paşa dahi içerden zıreh kerevke geymiş idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y312a ·
metinde göster ·
… m-i yallâh edüp hazîne odasına girüp birer kat hırka-i Bektaşiyân Y 42b geyüp
elde
teber-i Müslimî(n), belde sapan-ı Dâvûdî, serlerimizde âfitâbe-i Vâhidî['yi] ke …
mısra‘ı mazmûnu üzre kasem-i yallâh edüp hazîne odasına girüp birer kat hırka-i Bektaşiyân Y 42b geyüp elde teber-i Müslimî(n), belde sapan-ı Dâvûdî, serlerimizde âfitâbe-i Vâhidî['yi] kec kılup bellerimize mümessek cild-i telâtîn tennûre-i la‘lgûnu bend kılup bir heybe mecmû‘a-i tuhef ve birer post ve birer ehrâm ketfimize urup meğer bir çemender hâzır etmiş, kitâbları ve ehrâmları hımâra tahmîl edüp vakt-i sabâh âlem ağyârdan bî-haber iken Tarabefzûn'dan taşra çıkup yola revâne olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y42a–Y42b ·
metinde göster ·
… irirdi. Ve Nûbe diyârında zer-i hâlis tibiri vardır, altunu kâfûrî balmûmu gibi
elde
ovalanur ve yuvalanur, eyle nerm [ü] râm altunu olur. Ve cebel-i Ahzar'da ve Ev …
Hâsıl olan ma‘âdinleri bildirir: Ayn-ı Mûsâ'da cebel-i Becâmîm'de altun olur, ammâ nef‘i şey’-i kalîldir. Ve Sa‘îd-i âlî'de zümürrüd ma‘deni râyegândır, Circeli Alî Beğ dâ’imâ istihrâc etdirirdi. Ve Nûbe diyârında zer-i hâlis tibiri vardır, altunu kâfûrî balmûmu gibi elde ovalanur ve yuvalanur, eyle nerm [ü] râm altunu olur. Ve cebel-i Ahzar'da ve Evcile'de ve Karalar vilâyetinde ve'l-hâsıl bu Mısır cezîresinde müverrih-i âlemlerin tahrîri üzre yedi yüz yerde tibiri vardır, derler, çoğu Karalar vilâyetinde kalmış bir alay behâyim makûlesi âdem içinde kalmışdır. May Bornu vilâyetinde altun tibirin katır boncuğıyla mübâdele ederler; andan kıyâs oluna kim altun anlarda ne kadar bî-rağbet imiş. Ve Mısır'da cibiz ma‘deni vardır, ya‘nî alçı ma‘deni taş vardır. Ve bâlâda mahalliye niçe ma‘âdinlerin evsâfları tahrîr olunmuşdur, ammâ Mısır'da niçe bin nâ-ma‘lûm ma‘âdinler vardır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y240b ·
metinde göster ·