İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

ele*

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
365
isabet
331 cümle/beyitte
135,3
milyonda
tüm derleme göre
5
eserde geçiyor
40+
farklı biçim
42 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi355145,0
Dede Korkut Kitabı7215,8
Manichaica I-III1485,7
Kur’an Tercümesi Rylands Nüshası126,3
DLT’deki Türkçe parçalar1344,7

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bağlamlar 1–50 / 365

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“ele*” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
Man T II D 173d-329–335 … v sözleyü umagay kim ol ern(e)ŋ köŋ(ü)lin y(a)rutsar yme agı bar(a)m köziŋe neŋ elenmegey yme neçe otaçı otın birle k(e)lser anı otayu umagay
KuT Ku. T. 30/10b1–2 93 eletiŋler bu köŋlekimni kemşiŋ anı atam yüzi üze kelgey körgen keldürüŋler maŋa boḍnuŋuz …
DLT III, 25 Teġme iwet ışḳa körüp turġıl ele / Çaḳmaḳ çaḳıp iwse ḳalı uḍnur yula
EÇS I 3a 160. Esnâf-ı dükkân-ı uncıyân ve kavm-i un elekciyân ve esnâf-ı buğday çalkacıyân ve garbulciyân.
EÇS I 3a 160. Esnâf-ı elekciyân ve esnâf-ı nişastacıyân ve kavm-i güllâccıyân ve zümre-i beksumâtcıyân.
EÇS I 24a "Cenâb-ı Bârî yârî kılup fursatı bana verüp seni ele getirüp yine seninle zânû-be-zânû kelimât edüp ta‘zîm ederem ammâ ben senin eli …
EÇS I 25b–26a "Beğim sen elem çekme; bu kal‘anın fâtihi sen olasın deyü âlem-i şehzâdeliğinde sana tebşîr etm …
EÇS I 27b–28a … ve bu kadar sıbyân [u] 28a nisvân esîr-i giryân oldu deyü giryân olduğunuzda ' Elem çekme beğim, İslâmbol'u feth edeceğiz günde gâret olan Akka'dan gelmiş akîde ve …
EÇS I 80b … lâvet edüp mefhûmu ma‘lûmları olunca emr-i pâdişâhîyi bûs edüp başı üzre koyup " el-emrü emrüküm" deyüp ağaya üç kîse guruş ve bir semmûr kürk ve on çavuşa ellişer guru …
EÇS I 80b … inşâ’allâh ben dahi lalam ile ol câniblere azîmetim vardır" dedükde İpşir Paşa eleminden zerd-rû olup meyyit-i müteharrik oldu. Melek zemîn-bûs eder şekilli olup pâdişâ …
EÇS I 108a el-Mevlâ Şemseddîn Ahmed el-Ensârî eş-şehîr Monlâ Ahmed Efendi: Âzerbâycân'da Karabâğ Gence'sindendir. Hazret-i Şe …
EÇS I 114b–115a Ve Elekçi Dîvânesi: Bî-zebân bir dîvâne idi. Bi-emrillâh elekden gayrı bir şey tenâvül et …
EÇS I 114b–115a Ve Elekçi Dîvânesi: Bî-zebân bir dîvâne idi. Bi-emrillâh elekden gayrı bir şey tenâvül etmezdi. Elbette lekçi avretleri bu dîvânenin yanı sıra g …
EÇS I 114b–115a … tleri bu dîvânenin yanı sıra gezüp murâd edindiği âdeme işâret edüp ol âdem bir elek alıverüp fi'l-hâl eleği pâreleyüp çemberin atup bürüncüğün helvâ gibi ağzın köp …
EÇS I 114b–115a … sıra gezüp murâd edindiği âdeme işâret edüp ol âdem bir elek alıverüp fi'l-hâl eleği pâreleyüp çemberin atup bürüncüğün helvâ gibi ağzın köpürderek yiyüp çeşm-i mes …
EÇS I 115a … Çelebi pederi dahi bile kol dolaşup kendülere müte‘allik bir mücrim yoldaşları ele girse haps ederdi. Bir gün bu Deli Çelebi pederine elem-zede olup "sabâh ölürsü …
EÇS I 115a … ik bir mücrim yoldaşları ele girse haps ederdi. Bir gün bu Deli Çelebi pederine elem-zede olup "sabâh ölürsün" der.
EÇS I 139b … 'i bu mahall-i gazabda sekiz çubuk urup "Sekiz seneye hilâfete işâretdir. Oğlan elem çekme zikr eyle, zikr târîhinden sonra te’dîbimle meydân-ı hilâfet senindir, al …
EÇS I 149a … endinin beline bağlayup elindeki asâyı şâkirdi eline verüp rû-be-rû sağ el, sağ ele alup iki baş parmaklar taşra kalup bî‘at ü ahd âyetin ale'l-ittifâk huzzâr-ı me …
EÇS I 151a … z lâzımdır kim yol bula. Nitekim Miftâhü'l-ikbâl nâm kitâbda Câbir ibn Abdullâh el-Ensârî , Hazret-i Alî'den bu ebyâtı nakl eder.
EÇS I 159b … lükbaşıları vardır. Bunlar dahi arabalar üzre dükkânlarında ekmek yaparak ve un eleyerek azîm ekmekleri sırık hammâllarına tahta-pûşlar üzre götürdüp iki tarafda olan s …
EÇS I 160b Esnâf-ı un elekciyân : Kârhâneleri değirmenler ve furunlardır, neferât cümle 3000, bunlar ekseriyyâ M …
EÇS I 160b … yüzleri ve gözleri ve esvâbları cümle beyâz un olup arabalar üzre ellerinde un elekleri , dillerinde "illâ yansuru's-sultân yâ sultân" diyerek ubûr ederler. {Pîrleri Ra …
EÇS I 161a Esnâf-ı elekciyân : Dükkân 239, neferât 500, pîrleri eş-Şeyh Fidyân-ı Acemî'dir. Kabri Şîrâz'dadır …
EÇS I 161a … i eş-Şeyh Fidyân-ı Acemî'dir. Kabri Şîrâz'dadır. Bunlar at kılından ve harîrden elekler yapup kâr ederler. Bunlar dahi ordu-yı İslâm'da lâzımlı esnâfdır. Ekmekciler al …
EÇS I 163a … ylarında yamak olup tahtırevânlar üzre gûnâ-gûn kum sâ‘atleri bağlayup kumların elekler ile eleyerek ubûr ederler. Pîrleri mukaddemâ Hazret-i Yûsuf gârda iken evkât-ı …
EÇS I 163a … ak olup tahtırevânlar üzre gûnâ-gûn kum sâ‘atleri bağlayup kumların elekler ile eleyerek ubûr ederler. Pîrleri mukaddemâ Hazret-i Yûsuf gârda iken evkât-ı salâtı bilmek …
EÇS I 176a … nîmet olmuş üsârâları cümle gılmân u cevârîleri zeyn edüp piyâdece sürü sürü el ele verüp gûnâ-gûn pençe-i âfitâb mahbûb u mahbûbeleri alay alay alayköşkü dibinden …
EÇS I 186a Bir kerre bu Kostanta Süleymân şehzâdeye elem-zede olup "Bin deyenek uram" deyü yemîn eder. Âhir Süleymân Hân vâlidesi Kostanta'ya …
EÇS I 202a–202b … lup asker-i İslâmı cenge kılındırmağa sebeb oluruz. Bâ-husûs pâdişâhım bir şeye elem-zede oldukda def‘-i gam içün huzûrunda on iki makâm yigirmi dörd şu‘be ve yigirmi dö …
EÇS I 205b–206a … idi. Kaçan bunlar mûm sofrası kadar yedi yerde câm celâcilli sadefkârî dâ’ireyi ele alup ibtidâ,
EÇS I 213b … e ve küplerde hıfz edüp bey‘ ederlerdi. Pirinci değirmenden çeküp pâk [ü] rakîk eleyüp , andan hamîr edüp furunda pişirüp, ba‘dehu cüllâb edüp eleklerden süzüp içine m …
EÇS I 213b … küp pâk [ü] rakîk eleyüp, andan hamîr edüp furunda pişirüp, ba‘dehu cüllâb edüp eleklerden süzüp içine mî‘âd şekeriyle bir gece yatup ale's-sabâh kâse kâse satarken üzeri …
EÇS I 213b … r. Evvel pâk balı şerbet edüp içine hümül kökü koyup âteşde germâ-germ kaynadup eleklerden süzüp bir iki günlük olunca bir kâsesi âdeme Şirvânî yayla türkîsin ırladır. Ağ …
EÇS I 214b Açıldı çün bezm-i elest devr eyledi peymânesi
EÇS II 227b–228a … -vâr dalup bir dilberin huzuruna çıkup selâm verir. Kimi bir biri üzre çıkup el ele olup aşağı zeber-dest âdemler deverân edüp üstünde çelebiler gûnâ-gûn lu‘bedebâ …
EÇS II 227b–228a … etmeyüp yatarlar. Ba‘zı zaman cümle âşıkân-ı sâdıkan yek dil, yek cihet olup el ele verüp keştî-bânların "[Hey] yâ Mevlâ" sadâları gibi bir hây-hûy ile el ele deve …
EÇS II 227b–228a … p el ele verüp keştî-bânların "[Hey] yâ Mevlâ" sadâları gibi bir hây-hûy ile el ele deverân etdikçe havz-ı azîm içre olan mâ-i tâhir girdâb-ı bahr-i Ummân gibi dev …
EÇS II 238b–239a Ve eş-Şeyh Abdüllatîf Makdisî ibn 239a Abdurrahmân ibn Alî ibn Gânim el-Ensârî'dir : Bunlar Konya'ya varup Sadreddîn-i Konevî hazretlerin ziyâret ederken türbe-i p …
EÇS II 240b … bâr keştîye süvâr {olup} sehl eyyâm ile Mudanya'dan çıkup temevvüc-i deryâ bizi ele alup Urfa mancılığı gibi salına salına çalkanup bir günde cânımızdan bîzâr olup …
EÇS II 253b … kırmızı ve bir musaykal sarı sahtiyân satılır. Ne hoş sahtiyân olur deyü elden ele girerken bir ârif-i billah dervîşin eline girüp sahtiyâna nazar ederken görse k …
EÇS II 264b–265a mazmûnunca rüzigâr, rûzgâr[ı] şiddet üzre ele alup azametu'llâh bin elli (---) Safer'inin dördüncü günü bizi temevvüc-i deryâ …
EÇS II 274a–274b … li müte’ellim olup bükâ-âlûd oldular. Hemân Mahmûd Efendi eydür: "Hey beğim! Ne elem çekersin, sözü verenden alan uslu gerek. İbtidâ sernâmelerinde cezîre-i Girid'i …
EÇS II 274b Ba‘dehû pâdişâh, Venedik mel‘ûnu nâmesinin eleminden def‘-i gam içün "Şehzâde-i âzâdelerim lu‘bede-bâzlık etsinler" deyü destûr-ı şâ …
EÇS II 275a … Ahmed Hân eydür "Ne hikmetdir kim elçi nâmesi kırâ’at olunaldan berü gumûm [u] elem beni almışdı. Def‘-i gam içün şehzâdeleri oynadırken birkaçının burunları kanay …
EÇS II 278a … lli bin Etrâk tâ’ifesi vardır. Nâhiye-i Kızılöz ve nâhiye-i Alacaöz ve nâhiye-i Eledîvân ve Birdîvân ve İkidîvân ve Üçdîvân ve Dörddîvân ve'l-hâsıl yedi dîvâna varınca …
EÇS II 283b târîh olup Elez vilâyetin feth etdüğü mahallerinde tahrîr olunur. Ez-în-cânib, Paşa-yı âlî-vakâ …
EÇS II 292a … ve sığır ve at ve katır ile guzât-ı müslimîn muğtenim oldu. Ammâ Şuşik beğinin ele girmesiyçün ile vilâyete âdemler gidüp bir Gök dolak tülüngi çaşıt bulup Serdâr …
EÇS II 314b–315a … sönmeyüp ıhrak-bi'n-nâr olur. Anınçün her neft ma‘deninin kenarında dağlar gibi elenmiş hâk-i pâk âmâde yığılmış durur. Bir neft ma‘denine bir şerer isâbet etse hemân …
EÇS II 337b … i‘âsında olsalar ve haddinden tecâvüz edüp yukarudan aşağı mu‘âmelesin edenleri ele alup her ne mertebede ise ana haddin bildirüp Ahfeş-i mü’ellifin keçisine bindi …