İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

elek*

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
35
isabet
28 cümle/beyitte
13,0
milyonda
tüm derleme göre
2
eserde geçiyor
11
farklı biçim
33 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi3413,9
Dede Korkut Kitabı130,8

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bağlamlar 1–35 / 35

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“elek*” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 3a 160. Esnâf-ı dükkân-ı uncıyân ve kavm-i un elekciyân ve esnâf-ı buğday çalkacıyân ve garbulciyân.
EÇS I 3a 160. Esnâf-ı elekciyân ve esnâf-ı nişastacıyân ve kavm-i güllâccıyân ve zümre-i beksumâtcıyân.
EÇS I 114b–115a Ve Elekçi Dîvânesi: Bî-zebân bir dîvâne idi. Bi-emrillâh elekden gayrı bir şey tenâvül et …
EÇS I 114b–115a Ve Elekçi Dîvânesi: Bî-zebân bir dîvâne idi. Bi-emrillâh elekden gayrı bir şey tenâvül etmezdi. Elbette lekçi avretleri bu dîvânenin yanı sıra g …
EÇS I 114b–115a … tleri bu dîvânenin yanı sıra gezüp murâd edindiği âdeme işâret edüp ol âdem bir elek alıverüp fi'l-hâl eleği pâreleyüp çemberin atup bürüncüğün helvâ gibi ağzın köp …
EÇS I 160b Esnâf-ı un elekciyân : Kârhâneleri değirmenler ve furunlardır, neferât cümle 3000, bunlar ekseriyyâ M …
EÇS I 160b … yüzleri ve gözleri ve esvâbları cümle beyâz un olup arabalar üzre ellerinde un elekleri , dillerinde "illâ yansuru's-sultân yâ sultân" diyerek ubûr ederler. {Pîrleri Ra …
EÇS I 161a Esnâf-ı elekciyân : Dükkân 239, neferât 500, pîrleri eş-Şeyh Fidyân-ı Acemî'dir. Kabri Şîrâz'dadır …
EÇS I 161a … i eş-Şeyh Fidyân-ı Acemî'dir. Kabri Şîrâz'dadır. Bunlar at kılından ve harîrden elekler yapup kâr ederler. Bunlar dahi ordu-yı İslâm'da lâzımlı esnâfdır. Ekmekciler al …
EÇS I 163a … ylarında yamak olup tahtırevânlar üzre gûnâ-gûn kum sâ‘atleri bağlayup kumların elekler ile eleyerek ubûr ederler. Pîrleri mukaddemâ Hazret-i Yûsuf gârda iken evkât-ı …
EÇS I 213b … küp pâk [ü] rakîk eleyüp, andan hamîr edüp furunda pişirüp, ba‘dehu cüllâb edüp eleklerden süzüp içine mî‘âd şekeriyle bir gece yatup ale's-sabâh kâse kâse satarken üzeri …
EÇS I 213b … r. Evvel pâk balı şerbet edüp içine hümül kökü koyup âteşde germâ-germ kaynadup eleklerden süzüp bir iki günlük olunca bir kâsesi âdeme Şirvânî yayla türkîsin ırladır. Ağ …
EÇS III 162b … zarîf ü nazîf pençe-i âfitâb-ı meh-tâb gazzâz mahbûbları var kim parmaklarında elekleri seyr olunup uşşâk-ı bî-tâb çehrelerine sırma teli gibi sarılırlar, sûk-ı uşşâkâ …
EÇS IV 308b … fesâdın iktizâsına göre bu vakf-ı dünyâda bu şehr-i Nihâvend niçe bin elden ele elekden ve çember-i felekden geçüp sene 940 târîhinde Süleymân Hân asrında Koca Ferhâd …
EÇS VI 75b … nüp kal‘a-i Uyvar'ı ve kal‘a-i Komaran altların cümle asâkir-i İslâm çalkayarak elekden geçirüp bu kadar mâl-ı ganâ’imle kırkıncı günde Ciğerdelen nâm kal‘adan nehr-i …
EÇS VI 131b … le yakın bir ekmekhâne kârhânesi var. Cümle beş aded furundur, ammâ cümle ununu eleklere âdem koyup âdem yapışmadan sâ‘at zembereği gibi zemberekler üçer kat eleklerden …
EÇS VI 131b … u eleklere âdem koyup âdem yapışmadan sâ‘at zembereği gibi zemberekler üçer kat eleklerden rakîk ve beyâz un elenir. Bu dahi garîb san‘atdır.
EÇS VI 131b … ğirmenin çarhların deverân etdürüp âdem yapışmadan unlar öğünüp üçer dörder kat elekler içine unlar dökülüp yine çarhlar hareket etdikçe üç dörd gûne unlar öğünür. Ve …
EÇS VI 158b … hemmed Paşa yanında ancak iki bin âdem kalup cümle guzât üç gün üç gece dağları elekden geçirüp ol kadar esîr ve zahîre ve hayvânât (ve) makûlesi getirdiler kim hadd [ …
EÇS VII 51a … elenüp başka başka çıkar. Hâlâ ki değirmen birdir ve âdem yapışmadan dörd gûne elekden bu felekde un elenir. Ve böyle niçe gûne vâcibü's-seyr abâ ve kebe ve çuka ve g …
EÇS VII 111a … up Durujunka Kazağıyla Karadeniz etrâf[ın] urmak isterdi. Bunun dahi memleketin elekden dest-i felekden geçirüp elli pâre gemilerin nehr-i Tasma üzre gelüp ihrâk edüp …
EÇS VII 118a–118b … ltışar yüz boza Bekrîsi Tatarlar leb ber-lebdir, zîrâ pâk ü pâkîze sıfâtlı ince elekden geçmiş koyu ve lezîz ilik gibi boza işleyüp üç vukıyye bozayı bir Kırım akçesin …
EÇS VII 128a … gûnâ-gûn meşrûbât: Evvelâ niçe yüz âb-ı hayât sularından mâ‘adâ ilik gibi ince el[ek]den geçmiş Tatar bozası ve dörd beş günlük at südü kımızı ve yağı alınmamış yoğurd …
EÇS IX Y252b … âteş tîğden (---) geçirüp Salâhaddîn Yûsuf'un evâsıt-ı ahdinde bunu dahi felek elekden geçirüp şâm içinde (---) medfûndur.}
EÇS IX Y284b … Hamd-i Hudâ biri de isâbet etmeyüp bunları cellâd-ı felek ele alup vücûdlarını elek elek edüp bir bir söyledirler:
EÇS IX Y284b … -i Hudâ biri de isâbet etmeyüp bunları cellâd-ı felek ele alup vücûdlarını elek elek edüp bir bir söyledirler:
EÇS X Y20b dir. Selâtîn-i Etrâk'den el-Melik el-Mansûr Seyfeddîn Kalavân el-Ekfî el-Alânî es-Sâlihî, Çerâkese ve Abaza kavminin velî-ni‘metleridir kim âl-i Çerâ …
EÇS X Y125a Ba‘dehu cemî‘i edviyeleri ince elekden geçmiş hâzırbaş olup evzânları üzre vezn edüp Rûm'un mükerrer kaynamış hâlis ba …
EÇS X Y166b Esnâf-ı elekciyân : Bunlar elek ve garbul yaparlar. Cümle yüz yetmiş dükkândır ve neferât üç yüzdü …
EÇS X Y166b Esnâf-ı elekciyân: Bunlar elek ve garbul yaparlar. Cümle yüz yetmiş dükkândır ve neferât üç yüzdür. Andan,
EÇS X Y169b Ehl-i hıref-i elekciyân-ı dakîk: Bunların furunlarında un alırlar. Neferât iki yüz. Ve,
EÇS X Y240a Beng-i bâde: Rûm balı ile esrârı ısladup bir gece mayalanup sabâh elekden süzüp yeşil reng bir bâde-i beng-i pür-reng bî-ceng olur kim bir ayak içen ayağ …
EÇS X Y264a Bu hayrât [u] hasenâtların ekseri sâhibü'l-hayrât Sultân Muhammed el-Ekrâd ve Sultân el-Melik el-Kâmil binâsıdır.
EÇS X Y312b … e gâsûl hâkisterin alup Mısır'da ve gayrı diyârlarda değirmenlere çeküp ba‘dehu elekden geçirüp âteş-i germ-â-germde natrûn ile kal edüp gûnâ-gûn şîşeler ve kanâdîl ve …
DK Muk. 31 … üŋ baḳāsı olmaz yimek gerekdür 'avrat aydur neyleyeyim bu yıḳılaçak ivde un yoḳ elek yoḳ deve degirmeninden gelmedi