… ik bir mücrim yoldaşları ele girse haps ederdi. Bir gün bu Deli Çelebi pederine
elem-zede
olup "sabâh ölürsün" der.
Sultân-ı melâmiyyûn ve büdelâ-yı mecâzibûn mahbûbü'l-kulûb-ı benî âdem ve mesîregâh-ı her dem Dîvâne Burnaz Mehemmed Çelebi ve eş-şehîr Sabâh Sabâh Delisi: Pederi, fâtih-i Eğre Mehemmed Hân'dan berü (---) ocağında çavuş kethudâsı olup kânûn-ı kadîm üzre yeniçeri ağaları kola bindikde Deli Çelebi pederi dahi bile kol dolaşup kendülere müte‘allik bir mücrim yoldaşları ele girse haps ederdi. Bir gün bu Deli Çelebi pederine elem-zede olup "sabâh ölürsün" der.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 115a ·
metinde göster ·
olup "Bin deyenek uram" deyü yemîn eder. Âhir Süleymân Hân vâlidesi Kostanta'ya …
Bir kerre bu Kostanta Süleymân şehzâdeye elem-zede olup "Bin deyenek uram" deyü yemîn eder. Âhir Süleymân Hân vâlidesi Kostanta'ya bin altun verüp cürmün afv etmeği ricâ eder, ricâsı makbûle geçmeyüp bin altunu Süleymân Hân'a haddeden tel çekdirüp beş yüz çubuk tel etdirüp beş yüz çubuk tel ile şehzâde Süleymân'ın pâyine iki kerre darb edüp bin deyenek olmuş olup Şehzâde Süleymân âzâde olduğu meşhûr-ı âfâkdır. Hattâ hakîr ol pîr Kuyumcu Kostantın'ı bir kaç kerre görmek olmuş idi. Pâdişâhlara girüp nakl edüp cemî‘i tekâlifden berî bir deyrî ve diri koca kefere idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 186a ·
metinde göster ·
oldukda def‘-i gam içün huzûrunda on iki makâm yigirmi dörd şu‘be ve yigirmi dö …
"Bizim hidmetimiz pâdişâhıma her bâr lâzımız kim bir cânibe müteveccih olsa mehâbet [u] salâbet, şân, şöhret [ü] şevket içün dosta düşmana karşu tabl, kudüm, nefîrin döğerek gider. Bâ-husûs ceng mahallinde guzât-ı müslimîni cenge terğîb edüp yüz yigirmi koldan ceng tablına ve kös-i hâkânîlere turralar urulup asker-i İslâmı cenge kılındırmağa sebeb oluruz. Bâ-husûs pâdişâhım bir şeye elem-zede oldukda def‘-i gam içün huzûrunda on iki makâm yigirmi dörd şu‘be ve yigirmi dörd usûl ve kırk sekiz terkîb ilm-i mûsikârdan fasl edüp pâdişâhım mesrûr olur. Hukemâ-yı kudemâ kavlince sâz [ü] söz ve hânende ve mahbûb rakkâs âdemin rûhuna safâ verir. 202b Bu gûne rûha gıdâ verici esnâflar hod bize mensûbdur. Sen ki mi‘mârbaşısın, senin cümle esnâfın Ermenî ve Urum kefereleri ve egserci Çingâneler ve löküncü ve suyolcu Arnavudlar ve lağımcı ve necisli Ermenîlerdir kim cümle esnâfın mezmûm u menhûs kâfirlerdir. Pâdişâhım biz bu esnâfı üzerimize tasaddur etdirmeziz. Cümle mehterhâne ocağı halkı kırılmağı irtikâb ederiz. Irz-ı pâdişâhî yok mıdır kim bir alay haşerât alayımıza tekaddüm edeler. Bâ-husûs her yerde alem-i Resûlullâh olursa ol alayda tabl-ı Âl-i Osmânî gerekdir" deyü ser-i mehterân ve serkâr-ı sâzendekâr bu gûne da‘vâ-yı merd edince çalıcı mehterler mukaddem alay etmek içün fermân-ı şehriyârî oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 202a–202b ·
metinde göster ·
… de ve burnu deliklerinde bile kehleleri vardır, ammâ kendüleri pire ve kehleden
elem-zede
olmak yokdur. Vücûdları hod tüğlü bir ak kelb gibi olmağile kehleden mürekkeb b …
Ammâ güvercin ibtidâ zemînin yâbisin bu cebel-i Sincâr'da bulmuşdur. Anınçün Nûh Nebî'den hayr du‘â almışdır. Hâlâ bu cebel-i Sincâr'ın kayalarında olan kebûter âşiyânlarının hisâbın Allahu Rabbi'l-âlemîn bilir kim her rakkâsı evc-i âsumâna tayerân etdükde âfitâb-ı âlem-tâbın zıyâsın bürüyüp zemîni muzlim eder. Ve kehle ve pire ve akrep ve çıyan bu cebel-i Sincâr'da halk olduğiyçün Kürd halkı üstünde olan pire ve kehle hisâbın yine kendüleri bilir. Hattâ başına bî-dermân olan saçlı Sincâr dağı Kürdünün saçında ve sakalında kehleler âşiyân edüp döl döş sâhibi kevâhileler vardır. Hattâ kulaklarının içinde ve burnu deliklerinde bile kehleleri vardır, ammâ kendüleri pire ve kehleden elem-zede olmak yokdur. Vücûdları hod tüğlü bir ak kelb gibi olmağile kehleden mürekkeb bir alây gûl-i beyâbân kavm-i bî-imân [u] bî-amândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 213a ·
metinde göster ·
… ! Bre ha sen bunu unutma ha!" deyü bir nidâ etdi. Monlâ Muhammed bildi kim paşa
elem-zede
olmuşdur. Hemân ejderhâyı eyle bir kerre deverân edüp ejderiyle paşa katarının …
Bu hâl-i pür-melâli paşa görüp "Bre Monlâ Muhammed mel‘ûn! Bre ha sen bunu unutma ha!" deyü bir nidâ etdi. Monlâ Muhammed bildi kim paşa elem-zede olmuşdur. Hemân ejderhâyı eyle bir kerre deverân edüp ejderiyle paşa katarının altına gelüp "Paşa, seni Eyzed-i Yezdân'a ısmarladım. Yâhû du‘âlar sinni!" deyüp ejderine süvâr olarak hânın bâğ kapusundan taşra çıkup alâ mele’i'n-nâs dağlara gidüp gâ’ib olup cümle halk yine meydân-ı ma‘rekeye cem‘ olup herkes ta‘accübâne kîl u kâl ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 232a ·
metinde göster ·
… şetm-ı fâhiş etmek ebedü'l-ebed mu‘tâdları değil idi. Hattâ bir kimesneye gâyet
elem-zede
olsa "Bire hayâsız, bire nâmerd" lafzından mâ‘adâ bir lafz-ı kabîh elfâz-ı düre …
Ve bir kimesneye şetm-ı fâhiş etmek ebedü'l-ebed mu‘tâdları değil idi. Hattâ bir kimesneye gâyet elem-zede olsa "Bire hayâsız, bire nâmerd" lafzından mâ‘adâ bir lafz-ı kabîh elfâz-ı dürer-bârlarından sâdır olmamışdı. Ve hakîr dâ’imâ hüsn-i rızâları ile olup bir ân izn-i şerîflerinden gayri yerde hareket etmezdim. Ve dâ’imâ râzdaş ve sırdaş ve hâldaş ve yoldaş ve karındaşı idim. Ve dükeli ezmânda nedîm-i hâssı ve muhâtabı idim. Ve hakîr hakkında bir kelâm-ı mürrin aslâ işitmedim. Her bâr lütf-i şermende ve bende ve hâkister-efkendesi idim. Hemân Cenâb-ı Bârî garîk garîk-i rahmet eyleye. Şimden gerü bize düşen anlara hayr du‘âdır. Rahmetullâhi aleyh. Rûhiyçün Allâh rızâsıyçün el-fâtiha. (---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 46a ·
metinde göster ·