On dördüncü, evsâf-ı emîn-i çuka anbârı: (---) emîn bir, neferât yüz
elli ve
yeniçeri ocağından tâ’ife (---) bir oda nefer ile çuka nâzırıdır. Âl-i Osmân'ın …
On dördüncü, evsâf-ı emîn-i çuka anbârı: (---) emîn bir, neferât yüz elli ve yeniçeri ocağından tâ’ife (---) bir oda nefer ile çuka nâzırıdır. Âl-i Osmân'ın seksen bin yeniçerisine Selânik'den gelen mâvî çukayı bu anbâra koyup yılda bir kerre leyle-i Kadir'de bu anbâr açılup kul kethudâsı ve sâ’ir ocak ağaları ve anbâr emîni ve anbâr çorbacısı hâzır olup yüz altmış iki odanın cümle odabaşıları neferâtlarıyla gelüp bölük bölük ve cemâ‘at cemâ‘at gelüp kânûn-ı pâdişâhî üzre ale'l-umûm onar arşın çukaların ve birer asdar sarıkların ve birer asdâr gömleklerin alup üç gün üç gecede tamâm olup pâdişâha hayr du‘â ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 177a ·
metinde göster ·
bin beş yüz" deyü nidâ ederek kavvâflara ma‘lûm bir hisâbdır kim müşterî bu ili …
"Pabucum rûzgâr ölüsü, üç yüz kırk ve beş yüz elli ve bin beş yüz" deyü nidâ ederek kavvâflara ma‘lûm bir hisâbdır kim müşterî bu ilimden haberdâr değildir, ammâ hilâf etmeyüp aldığı pabuc mestlere hisâbları üzre rakam edüp satdıkda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 195b ·
metinde göster ·
altmış mikdârı saz örtülü ahurları var ve şark tarafında mahsûldâr bostânları v …
Bu kal‘adan taşra garb tarafında elli ve altmış mikdârı saz örtülü ahurları var ve şark tarafında mahsûldâr bostânları var kim Kırım vilâyetine bu bostânlar içinden gidilir ve buna Kılburun kal‘ası denmesinin aslı oldur kim bu 56b kal‘anın lodos cânibi Karadeniz'dir ve poyraz cânibi Özü suyudur. Bu ikisi mâbeyninde kıl gibi bir incecik kumsal on iki sâ‘at uzun dil gibi tâ şarkdan garba gelince bu ince burunun garbî ucunda bir kal‘acık olduğundan Kılburun derler ve eyle dil gibi bir Kılburun'dur kim her bâr Karadeniz fırtınası ince burnu atlayup nehr-i Özü'ye Özü dahi gâhice Karadeniz'e atlar bir ince kıl gibi burun nihâyetinde olmağile Kılburun derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 56a–56b ·
metinde göster ·
… keraste ve balık ve kazma ve çapa ve kürek verüp haklaşdıkdan sonra kendüye yüz
elli ve
iki yüz kîse ve yigirmi kîse ve ba‘de'l-harc ve'l-mesârıf beş kîse kalmamış emî …
Başka balık kassâbları ve sayyâdları vardır kim şeb [ü] rûz bu kapan ağzın bekleyüp gelen balıkları sayd ederler, zîrâ balık ol dar boğaza gelüp bir dahi dönemez. Agreb ve garâ’ibden san‘at-ı şeytândır ve bir Tuna gemisi gelse mezkûr kapanın iplerin koyverüp 66a gemiler tarfetü'l-ayn içre geçerken meğer ol mahalde fakîr balıklar fürce bulup geçüp Karadeniz'de yaylalara varup yumurta döker, ammâ Karadeniz'den balıklar Tuna'ya gelse giremezler. Gerçi ol tarafda kapan yokdur, ammâ cümle çit ile mesdûddur. Tâ ki şiddet-i şitâ olup yedi aydan sonra balık kalmayup kış geldikde bu dalyanları ve sarâyları emîn ağa sökdürüp yine Tuna'nın iki tarafına keraste ve direkleri dağlar gibi yığılır, zîrâ bu dalyana emîn ağanın yüz kîse masrûfu gider, ammâ beş yüz kîse kâr edüp kal‘a neferâtları ulûfelerin kebe ve keçe ve keraste ve balık ve kazma ve çapa ve kürek verüp haklaşdıkdan sonra kendüye yüz elli ve iki yüz kîse ve yigirmi kîse ve ba‘de'l-harc ve'l-mesârıf beş kîse kalmamış emîn-i medyûnlar vardır, zîrâ Cenâb-ı Kibriyâ'nın ol mâyide mahlûku kanında nice bed ve berekât olur. Bir kerre anı gören andan ibret alup böyle ibret-nümâ bir dalyan-ı temâşâgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 65b–66a ·
metinde göster ·
… lerin ardlarına düşüp yetişdikleri yerde kıra kıra rûz-merre başların kırkar ve
ellişer ve
yüzer ve ikişer yüz yüzülmüş tuzlu tulum başlar eyâlet eyâlet Haleb'e gelüp pây …
"Erebildikleriniz 75a yerde erüp başların kesüp mâl-ı ganâ’imleri sizin kelleleri bizim" deyince Murtazâ Paşa'dan bu fermânı avân-ı mutî‘ân işidince hemân ol ân cümle sipâhân-ı paşalıyân ve deli ve gönüllüyân, celâlîlerin ardlarına düşüp yetişdikleri yerde kıra kıra rûz-merre başların kırkar ve ellişer ve yüzer ve ikişer yüz yüzülmüş tuzlu tulum başlar eyâlet eyâlet Haleb'e gelüp pâymâl-i rimâl bu minvâl üzre yedi günde kâmil yedi bin kelle ale't-tevâlî gelüp galtân olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 74b–75a ·
metinde göster ·
… ar ve bahâr sâhibi iskemle çeker vakâr sâhibi ve esbâb-ı ihtişâmlı ve kırkar ve
ellişer ve
yüzer ve yüz ellişer tevâbi‘ u levâhık sâhibi müte‘azzım kapucubaşılar kim her …
Alay-ı kapucubaşılar: Cümle üç yüz aded katar ve bahâr sâhibi iskemle çeker vakâr sâhibi ve esbâb-ı ihtişâmlı ve kırkar ve ellişer ve yüzer ve yüz ellişer tevâbi‘ u levâhık sâhibi müte‘azzım kapucubaşılar kim her biri bir mîr-i mîrânlığa lâyık ve ba‘zıları eyâlet sâhibi vezîr oldular. Eyle ağalar kim cümle iç ağaları zırh [u] zereh-külâha müstağrak cilfidân ve ma‘nek ve tarîkî ve musâfaha ve kebîşe ve havvâre ve mahmûdî ve hamîdî atlara süvâr olup altı pâre âlât-ı yancığa ve bahrî hotaslı atlar ile ubûr edüp selâma durdular. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 81b ·
metinde göster ·
yüzer aded kelleler her dîvânda kelle paça olup na‘ş-ı benî Âdem ile Filedar sa …
Ve her gün rûz-merre kırkar ve ellişer ve yüzer aded kelleler her dîvânda kelle paça olup na‘ş-ı benî Âdem ile Filedar sahrâsı zeyn olmağa başlayup zemîn hûn-ı insândan la‘lgûn olup yine sinekler ordu-yı İslâma üç günde istîlâ edüp herkes cânlarından bîzâr olmağa başlayup âhir cümle leşleri arabalar ile asesbaşı Nilüfer suyuna dökerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 85a ·
metinde göster ·
… mışdı ve Ayas Paşa topu ve Süleymân Hân'ın on iki pâre topları ellişer karış ve
ellişer ve
kırkar vukıyye demir gülle atar. Tâ Akdeniz boğazında yigirmi mîl ba‘îd yerden …
Bu kal‘a-i sedd-i İskender'de olan toplar Âl-i Osmân'da değil rûy-ı arzda bir pâdişâh böyle toplara mâlik olmamışdır. Cümle sağîr ü kebîr (---) aded ejder-misâl toplardır. Hattâ bir topun içinde bir eskici işleyüp kulacın açup pabuç diker ve halkalı top ve küpeli top ve süglün top ve servi top ve nakışlı top ve burmalı top acâ’ib ü garâ’ibdir. Hakîr 90b bu topun içine girüp diz çeküp oturdum. Başım topun üst dudağına dokunmağa bir karış kalmışdı ve Ayas Paşa topu ve Süleymân Hân'ın on iki pâre topları ellişer karış ve ellişer ve kırkar vukıyye demir gülle atar. Tâ Akdeniz boğazında yigirmi mîl ba‘îd yerden kuş uçurmaz toplardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 90a–90b ·
metinde göster ·
… e içre dağlar gibi ağaç toplar var kim her birine birer âdem sığar ve kırkar ve
ellişer ve
yüz vukıyye taş atar ağaç topların envâ‘ları var kim hadd [ü] hasrların Hudâ-yı …
Bu cebehâne içre dağlar gibi ağaç toplar var kim her birine birer âdem sığar ve kırkar ve ellişer ve yüz vukıyye taş atar ağaç topların envâ‘ları var kim hadd [ü] hasrların Hudâ-yı Bîçûn bilir, ammâ cümlesi kara ağaçdan ve palasanta ve dişbudak ve çemşîr ve sarma ağacından toplardır. Niçe bini hâzır ve müheyyâ durup niçe bininin tahtalarında rakam yazılıdır. Çemberleriyle her top tahtaları yığın yığın durur, ammâ kadd ü kâmetleri ol kadar uzun değildir. Gûyâ su varulları tahtası gibi perdâht olup rakamlı tahtalardır, ammâ kalınlığı âdem beli ve ennilikde direk gibi sarp dişbudak ağaçlarıdır. Hîn-i mahalde bir mesâfe-i ba‘îdeye dördünü ve beşini bir arabaya koyup fi'l-hâl meydân-ı ma‘rekede demir çemberlerin geçirüp yigirmi ve otuz kerre atılır. Ba‘zısı on kerre atılup ağzı ve falyası yanar, anı bırağup birin dahi atarlar. Niçe bin aded bu gûne ağaç toplar var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 69b ·
metinde göster ·
… zâm ve freng zahmeti ve gayri emrâz-ı muhtelifeler olmazdır. İki yüz ve iki yüz
elli ve
üç yüz yaşında mu‘ammer olup ömr-i tabî‘îsi ki gele başın dutamayup başı omuzun …
Ve bu kavimlerde aslâ tâ‘ûn ve sancı ve zâti'l-cenb ve hüvâm ve hummâ ve ağrı hastalığı ve cüzâm ve freng zahmeti ve gayri emrâz-ı muhtelifeler olmazdır. İki yüz ve iki yüz elli ve üç yüz yaşında mu‘ammer olup ömr-i tabî‘îsi ki gele başın dutamayup başı omuzuna düşe, ol gün mürd olup yâ yere gömerler veyâ âteşe yakarlar veyâ suya atarlar veyâhûd meyyitlerin yerler. Mezheblerine ve kur‘alarına göre amel etdikleri dahi mahalliyle tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 176a ·
metinde göster ·
… ırk elli tavla at bağlayup kırk elli bin koyun sâyelenir. Ve her haşebesi kâmil
ellişer ve
altmışar karış ihâta eder. Ve aşağıda büyük vücûdun yedi nefer gulâmla gücile d …
Büyük servi: Bu edîm-i arzın akâlîm-i seb‘asında ve rub‘-ı meskûnunda misli yokdur, zîrâ Cenâb-ı Hallâk-ı Sannâ‘-ı Lem-yezel bâğbân Rabbi'l-izzet'in nazarı ta‘alluk etmiş bir serv-i ahdar-gûn zümürrüd-vâr bir dıraht-ı azîmdir kim bu kevn-i atlâs-ı bûkalemûn-ı felekde nazîri yokdur. Lâkin gayri servler gibi serâmed değildir. Cümle dörd çataldır ve cümle üç yüz altmış aded şâhaları evc-i âsımâna ve yemîn ü yesâra nihâller salup zıll-ı himâyesinde kırk elli tavla at bağlayup kırk elli bin koyun sâyelenir. Ve her haşebesi kâmil ellişer ve altmışar karış ihâta eder. Ve aşağıda büyük vücûdun yedi nefer gulâmla gücile dirâğûş etdik. Bir âdem dahi başından destârın bozup bu serv-i serâmedi dülbendiyle ihâta etdi, bi't-temâm. Ammâ bu serv-i ibret-nümânın tâ zirve-i a‘lâsında bir köhne delik vardır. Andan bal arıları âşiyân edinüp bal yaparlar. Her sene bu serv sâhibi bal mevsiminde bu dırahta çıkup yüz vukıyye bal çıkarup vilâyet vilâyet a‘yân-ı kibârlara hedâyâ gönderir ammâ Hudâ âlimdir bu vech-i arzda eyle bir râyiha-i tayyibeli asel-i musaffâ sun‘-ı Hudâ halk olunmamışdır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 261b ·
metinde göster ·
… ârdır. 310b Ammâ dolma Şeddâdî rıhtım toprağı ile ba‘zı dîvârının yerleri yüz
elli ve
ba‘zı yeri yüz altmış ve yüz yetmiş ve yüz seksen ayak enli horasânî binâ rıhtı …
Ve dahi kara tarafındaki kal‘a dîvârı ile metânet üzre binâ olunmuşdur kim rûy-ı dîvârları fîl cüssesi kadar iri taş dîvârları cümle yigirmişer ayak enli Şeddâdî rıhtım küfeke taşlı dîvârdır. 310b Ammâ dolma Şeddâdî rıhtım toprağı ile ba‘zı dîvârının yerleri yüz elli ve ba‘zı yeri yüz altmış ve yüz yetmiş ve yüz seksen ayak enli horasânî binâ rıhtım dîvârlardır. Ve dâ’iren-mâdâr kal‘a üstü dîvârı Haleb meydânı gibi sahrâlardır. Hattâ ba‘de'l-feth Vezîria‘zam Yü[k]sek tabya üstünde asâkir-i İslâm ile gûnâ-gûn cilit oynadup mehterhâneler çalınırdı, tâ bu mertebe sahrâ-misâl kal‘a dîvârıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 310a–310b ·
metinde göster ·
seksen yıldan berü ölmüş âdemlerin esmâların akrabâları yâd edüp elbette her bâ …
Kırk elli ve seksen yıldan berü ölmüş âdemlerin esmâların akrabâları yâd edüp elbette her bâzâr günü ol merhûmun rûhiyçün cümle ta‘allukâtları ücretler ile niçe âdemler dutup âmedânî bir evde bir feza‘ u çeza‘ ve nâliş [ü] vâveylâ kopup bu kafile ağlayu ağlayu sağular sağlayup feryâd ederler kim ol şehirde bâzâr günleri feryâd u nâliş vâveylâ kopup feza‘ u çeza‘dan âdem bu şehirde duramaz. Anıniçün bu şehre hakîr şehr-i nâliş dedim. Ammâ garâbet anda kim ücret ile dutulan avretler ve âdemlerin alâkaları yok iken yüz yıllık ölü içü[n] akrabâlarından ziyâde nice ağlayup eşk-i çeşm-i ciğer-hûn dökebilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 355a ·
metinde göster ·
… üz kal‘ada böyle bir sedd-i İskender kâr-ı insân görmedim. Ba‘zı dîvârı kırk ve
elli ve
altmış ayak enli rıhtım şeddâdî taş dîvârdır.
El-hâsıl rûy-i arzda im‘ân-ı nazar ile temâşâ etdiğim üç bin yedi yüz kal‘ada böyle bir sedd-i İskender kâr-ı insân görmedim. Ba‘zı dîvârı kırk ve elli ve altmış ayak enli rıhtım şeddâdî taş dîvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y113b ·
metinde göster ·
… eyâletinde Silifke sancağı hâkinde paşa hâssıdır. Ve voyvada hükm eder. Ve yüz
elli ve
üç yüz akçe ile sadâka olunur kazâ-yı şerî‘atdir.
Sene (---) târîhinde Karamanoğlu Ermen kralı elinden yedi yıl muhâsara edüp âhirü'l-emir fethi müyesser olmayup hîle ile uğurlayup mutasarrıf olmuşdur. Adana eyâletinde Silifke sancağı hâkinde paşa hâssıdır. Ve voyvada hükm eder. Ve yüz elli ve üç yüz akçe ile sadâka olunur kazâ-yı şerî‘atdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y142a ·
metinde göster ·
… mâr ve erbâb-ı zü‘amâ yokdur. Ve kethudâyeri ve yeniçeri serdârı yokdur. Ve yüz
elli ve
üç yüz pâyesile sadaka olunur şerîf kazâdır.
Ve sancağında alaybeği ve çeribaşı ve erbâb-ı tîmâr ve erbâb-ı zü‘amâ yokdur. Ve kethudâyeri ve yeniçeri serdârı yokdur. Ve yüz elli ve üç yüz pâyesile sadaka olunur şerîf kazâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y167b ·
metinde göster ·
… em birer kurbân eylese beş kerre yüz bin kurbân olur. Ammâ yigirmi, otuz, kırk,
elli ve
yüz kurbân eder a‘yân vardır.
Ve cümle Urbân koyunların bu Mîne bâzârına getirmeseler bi-emrillâh cümle ganemleri uyuz olur. Ve yetmiş bin huccâc derler, ammâ beş kerre yüz bin huccâc olur, her âdem birer kurbân eylese beş kerre yüz bin kurbân olur. Ammâ yigirmi, otuz, kırk, elli ve yüz kurbân eder a‘yân vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y324b ·
metinde göster ·
Ammâ hakîre bu ba‘îd değildir. Deşt-i Kıpçağ'da Y 36a iki yüz iki yüz
elli ve
üç yüz yaşında ata ener ve biner Kalmuk Kalmah Kalmuh Tatarı gördük. Riyâzât [u …
Ammâ hakîre bu ba‘îd değildir. Deşt-i Kıpçağ'da Y 36a iki yüz iki yüz elli ve üç yüz yaşında ata ener ve biner Kalmuk Kalmah Kalmuh Tatarı gördük. Riyâzât [u] perhîz ne idüğin bilmezken yine ol kadar mu‘ammer olurlar. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y35b–Y36a ·
metinde göster ·
… r-ı pâdişâhîden köyü dellâl mezâd (---)(---)(---)(---)(---)(---) edüp kırk
elli ve
yüz kîseye dek mahlûl köğler satılup cümle re‘âyâsı ve gayrı terekesiyle mezâd- …
Ve kısm-ı râbi‘i bir mültezim merhûm olsa köğü mîrîye kalup paşa tarafından dâr-ı pâdişâhîden köyü dellâl mezâd (---)(---)(---)(---)(---)(---) edüp kırk elli ve yüz kîseye dek mahlûl köğler satılup cümle re‘âyâsı ve gayrı terekesiyle mezâd-ı sultânî (---)(---)(---)(---)(---)(---) fürûht olan mâlın paşa almak kânûn-ı Selîm Hân oldu. Ve ol beledi alan mültezim hîn-i tahrîrde [[(---) (---) (---)]] aldıysa beher sene mâlın mevâcib ve surre-i Mekke [ve] Medîne içün verüp mâ-bâkî bir(?) kîse ve yüz kîse dahi olursa ve ne kadar fâ (---)(---)(---)(---)(---)(---) ’iz olursa dahi kendü mâlı olup köyü amâr edüp hâl-i hayâtında ol köye mutasarrıf olup fevtinde kendi (---)(---)(---)(---)(---)(---) evlâdına intikâl etmeyüp yine mîrî olmak kânûn olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y58a ·
metinde göster ·
… ‘mûr u mevcûddur. Her gelen Mısır mollâları evkâf başına birer altun alır. Kırk
elli ve
yüz altun aldığı evkâf vardır. Bu evkâfların rızka ve feddânlarından ve gayrı a …
Ve on tokuzuncu hazîne Gazâlî defteri üzre Kemâl Paşazâde Mısır'ı ibtidâ tahrîr etdüği üzre yetmiş yedi bin evkâf idi, hâlâ on iki bini ma‘mûr u mevcûddur. Her gelen Mısır mollâları evkâf başına birer altun alır. Kırk elli ve yüz altun aldığı evkâf vardır. Bu evkâfların rızka ve feddânlarından ve gayrı akârâtlarından iki Mısır hazînesi tahsîl olup mürtezikaya vazîfe verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y63a ·
metinde göster ·
… btidâ Mısır'a dâhil oldukda ekalli her vakıfdan birer altun ve beşer ve onar ve
elli ve
yüzer altun alduğı evkâf-ı azîmler vardır kim kadıasker efendi cümleye nâzır-ı …
Bu câmi‘lerden mâ‘adâ mahrûse-i Mısır içre ne kadar bin vakfullâh var ise kadıasker efendinin der-defterindedir. Zîrâ ibtidâ Mısır'a dâhil oldukda ekalli her vakıfdan birer altun ve beşer ve onar ve elli ve yüzer altun alduğı evkâf-ı azîmler vardır kim kadıasker efendi cümleye nâzır-ı nuzzâr ve teftîşlerine me’mûr. Cümle evkâf anların der-defterinde mastûrdur kim (---)(---) evkâfdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y105b ·
metinde göster ·
… lurlar. Ve cemî‘i mültezimîn dahi murâdı üzre Q 217b Rûm yiğitlerinden kırkar
ellişer ve
yüzer nâmdâr ve fetâ yiğitler yazup köğlerin zabt edüp hükm [ü] hükûmet ederler …
Andan Y 159a cümle keşşâf Kıbtî senesinin Bâbe ve Henûr ayında kendü askeriyle vilâyetin tahtîre ya‘nî ekin ekmeğe gidüp iki aydan yine Mısır'a gelir, andan cemî‘i keşşâf yedi bölükden kânûn-ı Selîm Hânî üzre muhâfazacılar alup her kâşif bin, bin beş yüz atlı asker ile Circe hâkimi vilâyetlere çıkup menâsıblarına mutasarrıf olurlar. Ve cemî‘i mültezimîn dahi murâdı üzre Q 217b Rûm yiğitlerinden kırkar ellişer ve yüzer nâmdâr ve fetâ yiğitler yazup köğlerin zabt edüp hükm [ü] hükûmet ederler. Artık kâyimmakâmlar ve yedi ocak izniyle ta‘yîn olan müsellimlerin hükmü cârî değildir, hükm [ü] hükûmât cümle kâşiflerindir. Ve Nîl tuğyânında isyân edüp kurâ ve kasabâtları nehb [ü] gâret edenleri zemîni götüren gâv-ı ahmer boynuzunda pinhân olmuşsa bir tedbîr-i ahsen ile sayd edüp eşedd-i ukûbet ile cümle refîklerin alâ mehil söylede söylede cümlesin ele getirüp hayâtlarında derilerin yüzüp ellerin ve ayakların kırup cümle P 214b nehb [ü] gâret olan mâlları tahsîl edüp cümlesin ıslâh-ı âlem içün katl edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y158b–Y159a ·
metinde göster ·
… 178b⟧ Nefer on âdemdir. Hânelerinde olur. Bunların kârları Allâhümme âfinâ kırk
elli ve
yüz aded kavm-i May Bornî ve Câcûvî ve Kırmankî ve Bağaniskî Habeşî ve Fûncî ve …
Esnâf-ı cerrâh-ı cellâb: Y 178b Nefer on âdemdir. Hânelerinde olur. Bunların kârları Allâhümme âfinâ kırk elli ve yüz aded kavm-i May Bornî ve Câcûvî ve Kırmankî ve Bağaniskî Habeşî ve Fûncî ve Afnuvî siyâh-çerde ma‘sûmları tavâşî etmeğiçün ba‘de't-ta‘âm za‘ferânlı şerbet verüp ale't-tertîb yüz iki yüz ibâdullâh ma‘sûmları dizüp bir ucdan ustura ile zeker ve hayâların kesüp zekeri yerine bir kamış sokup vilâyet-i Sûdân'da hâsıl olur bir nebâtât gubârıdır, anı eküp bi-emrillâh kanı munkatı‘ olur. Ve üstüne santa ağacı yaprağı tozu ve dahi üstüne siyâh yağlı meşin pâreleri koyup şermût bez pâreleri ile sarup cümle ma‘sûmları bu hâl üzre kat‘-ı tenâsül eder. On nefer bî-rahm [ü] bî-emân cellâbedir kim yüzlerinde ve gözlerinde nûrsuz ve uğursuz abûs zişt ve esmer-çehre âdemlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y178a–Y178b ·
metinde göster ·
… hhusuna me’mûrdur. Senede bir kerre yoklayup en ednâ vakıfdan bir altun ve kırk
elli ve
yüz, iki yüz, beş yüz ve bin altun alduğı evkâflar vardır.
Sultân Selîm Mısır'ı feth etdükde Hayra Beğ Mısır vezîri olup Kemâl Paşazâde Ahmed Efendi Mısır'a kadıaskeri olup Gazâlî kalemiyle hakkânı(?)[evkâf-ı(?)] Mısır'ı tahrîr etdiklerinde nefs-i Mısır içre yetmiş yedi bin evkâfullâh imiş. Hâlâ on iki bini ma‘mûr [u] âbâdândır. Her gelen Mısır mollâları emr-i pâdişâhîyle bu evkâfullahların teftîş ü tefahhusuna me’mûrdur. Senede bir kerre yoklayup en ednâ vakıfdan bir altun ve kırk elli ve yüz, iki yüz, beş yüz ve bin altun alduğı evkâflar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y215a ·
metinde göster ·
Ve her gemiler Nîl kenârında lenger endahte olup her bir gemide kırk
elli ve
yüz, ikişer yüz bayrağ u sancağ u filandıra ve niçe bin kanâdîller ile zeyn ede …
Ve her gemiler Nîl kenârında lenger endahte olup her bir gemide kırk elli ve yüz, ikişer yüz bayrağ u sancağ u filandıra ve niçe bin kanâdîller ile zeyn ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y303a ·
metinde göster ·
… st püşte üzre Şeddâdî-misâl seng-i hârâdan nişân verir. Her taşı tûlen ve arzan
ellişer ve
altmışar karış seng-i hârâlardır. Ve şekl-i müseddes binâ olunmuş iki kat bir k …
Ve bu kal‘a-i Firdâniye tâ Nûh Necî evlâdı Ken‘ân Nûh Nebî ile gemiye girmeyüp mürted oldu, bi-kavli âteş-perest anın binâsıdır derler. Bir buhayre-i âb-ı hayâtın kenârında bir pest püşte üzre Şeddâdî-misâl seng-i hârâdan nişân verir. Her taşı tûlen ve arzan ellişer ve altmışar karış seng-i hârâlardır. Ve şekl-i müseddes binâ olunmuş iki kat bir kal‘a-i kat-ender-katdır. Ve dâyiren-mâdâr cirmi üç bin adımdır. Ve şarka nâzır âbinûş dırahtlarından bir kapusu var. Ve derûn-ı kal‘ada bin mikdârı tûbdan kârgîr-binâ evlerdir. Ammâ niçe bin hânesi zîr-i zemînde gâr-ı cahîmlerdir kim Mugân kavmi anda olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y400b ·
metinde göster ·