… ---) târîhinde mâh (---)} Ucalı Sefer Re’îs nâm bir kimesnenin şaykasına üç yüz
elli nefer
kimesne ile gemiye girüp ol gice keştî içre yatup muhavvif ve muhatara vâkı‘ala …
Evsâf-ı menzil-i kal‘a-ı Balıklava: Bu diyâr-ı Kırım'ın âb [u] hevâsı ve imâret [u] âsârların seferlere gitmeden bir vakt-i ta‘tîl bulmadığımızdan evsâf-ı Kırım'ı tahrîre cür’et edemedik. Bu Balıklava kal‘asın evsâfın dahi tahrîr etmeğe mübâşeret edecek mahalde {sene (---) târîhinde mâh (---)} Ucalı Sefer Re’îs nâm bir kimesnenin şaykasına üç yüz elli nefer kimesne ile gemiye girüp ol gice keştî içre yatup muhavvif ve muhatara vâkı‘alar gördüm. Def‘-i belâ içün taşrada ba‘zı fukaralara tasadduklar verüp yine gemiye girüp salpa demir edüp sandal ile limandan taşra çıkup Arapça ve dahi Arapça nass-ı kâtı‘ı üzre sa‘d-i sâ‘ate nazar etmeyüp ve dâ’ire-i ricâlü'l-gaybe amel etmeyüp yıldız rûzgârıyla yelken yırtup mütevekkilen-ala'llâh deyüp muvâfık-ı eyyâm ile bir gün bir gice pupa gidüp Karadeniz'in tahmînen ortasına vardık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 264b ·
metinde göster ·
… eryâda giderken ânî gördük; büyük gemi başdan kıça varınca iki pâre olup üç yüz
elli nefer
yolcu ve tüccâr ve dörd yüz mikdârı memâlik keştîbân ehl-i tüccâr sadâ-yı Allah …
âyetiyle kelime-i şehâdete meşgûl oldum, anı gördüm bir kaç kefereler geminin sandalını ipinden çeküp sandala atılınca sâ’ir keştîbânlar dahi geminin öte tarafından deryâya kendülerin birer tahta pâreleri ve gayrı eşyâlar ile deryâya döküldüler. Hemân hakîr dahi yedi cân refîklerimizle dal-kılıç olup sandala atladığımız gibi sandal içre olan kefereler sandalın ipin kesüp iki kefere bizim üzerimize dal-bıçak olup Ayntâblı Şerîf Ramazân Çelebi'yi memesi üstünden urunca hemân yedi kişi dal-kılıç olup sandal içre el kaldıran sekiz kâfire kılıç urup dördün katl edüp dördü havfinden kendülerin deryâya atdılar. Sandal ancak bizim refîklerimiz yedi kişiye münhasır olup sandal içre olan bâr-ı sakîlleri deryâya atup sandal sehl hiffet bulup temevvüc-i deryâda giderken ânî gördük; büyük gemi başdan kıça varınca iki pâre olup üç yüz elli nefer yolcu ve tüccâr ve dörd yüz mikdârı memâlik keştîbân ehl-i tüccâr sadâ-yı Allah rehâ buldurup cümlesi rûy-ı deryâda her biri birer sened ile şinâverlik edüp kimi gark-ı deryâ, kimi mellâh-ı bî-pervâ kimi bir levha pâresi üzre rehâ bulup çârsû-yı cân bâzârında bî-zer ü pürzâr-ı bâzâr etmede. Ba‘zısı cân u başı ile şinâverlik ederek bizim sandalımız üzre gelirken Kıssahân Emîr Çelebi gelüp anı kolundan yapışup sandala alınca dahi gayrılar birer takrîb ile bizim sandala geliyorlar, anı bildik kim bizim sandal dahi kesret-i âdemden gark olması mukarrerdir. Hemân yedi kişi dal-kılıç olup gelen âdemlere kılıç havâle edüp pârelenen gemiden sehl alarka olup gemiden nâm [u] nişâ[n] ve benî Âdemden bir cân nümâyân olmaz oldu. Cân başımıza düşüp kâh evc-i âsumâna [urûc u] kâh ka‘r-ı amîka nüzûl edüp sandal içinden kavuklarımızla su dökmeden ve şiddet-i şitâdan bî-tâb ve bî-mecâl kaldık. Ânî gördük Menkub Kadısı Alî Efendi, deniz mâliki gibi gavvâslık ederek bizim sandalımıza yakın gelüp gûyâ Cenâb-ı Bârî yârı kılup kudret eliyle Alî Efendi'yi bizim sandala koyup on kişi olduk. Yine Yâsin-i şerîf tilâvet ederek deryâya su dökerek gideriz ammâ cümlemiz hayât emniyyesinden me‘yûs olmuşuz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 265a ·
metinde göster ·
… neb nâmıyla bir cebel-i âlî vardır, çengelistân ve hıyâbândır, anda şeb [u] rûz
elli nefer
nigehbân-ı tülüngiyân âmâde durup bu kal‘a üzre bir tarafdan bir yâğı ve bâğî v …
Ecrâm-ı kal‘a-i Bâb-ı hadîd: Sebeb-i tesmiyesi oldur kim bânî-i evveli olan İskender-i Zülkarneyn bu sedde bir demir kapu inşâ edüp nigehbânlar komuş idi. Tâ Enûşirvân asrına gelince ol bâb, hadîd olmağıla Demirkapu nâmıyla müsemmâ bir kal‘a-i üstüvârdır. Ba‘dehû bânî-i sânisî Enûşirvân'dır. Ba‘dehû bânî-i sâlisi Yezdcird Şâh'dır. Bânî-i râbi‘-i Şâh İsmâ‘îl'dir. Bânî-i hâmisi Özdemirzâde Osmân Paşa'dır kim ilâ yevminâ-hâzâ sedd-i Kahkahâ bir kal‘a-i metîndir. Kûh-ı Argın ve kûh-ı Düneb dâmenlerine vâki‘ olmuşdur. Bir cânib-i garba Bahr-i Haraz kenarına vâki‘ olup cümle esâs dîvârını talattum-ı deryâ döğer. Bu dîvârları Yezdcird Şâh'dan sonra Haraz Şâh binâ etdüğün leb-i deryâda İskele kapusu üzre Fârisî ebyât ile târîhi tahrîr olunmuşdur. Ve yine bu deryâ cânibinde İskender'in binâ etdüğü sedd-i hâytlar deryâda müstağrak olduğu nümâyândır. Ammâ arîz [u] azîm, dîvâr-ı kadîm imiş. Mülûk murâd edinse ol dîvârdan kal‘aya gelince liman olmak mümkün idi. Hâlâ burc [u] bârûları bahr içre âşikâredir. Bu deryâ tarafı dîvârı kûh-ı bâlâya varınca tûlu bir ok menzili deryâ kenarıdır ve deryâdan yine kal‘a ensesindeki kûha 317a varınca kal‘anın arzı bir puta oku menzilidir. Bu kal‘a ilm-i hendese üzre bir püşte-i âlîde şekl-i muhammes binâ olunmuşdur kim bu hakîrin, gerçi dahi kesret-i seyâhati yokdur ammâ bu tarh [u] tarz üzre bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn ve havâleden emîn kal‘a görmedim ve üstâd-ı mühendis [ve] bennâ-yı âkıbet-endîş bu kal‘ayı üç bölük inşâ etmiş ve cümle üç aded metîn ve kavî üç kat hakkâ ki demir kapulardır. Kal‘anın bir bölüğü şark cânibine, safh-ı cebele hâ’ildir. İkinci kapu şehr içine meftûhdur. Ve cânib-i kûh-ı Argın'a hâ’il olan dîvârda iki kapu vardır ve aşağı şehre mekşûf iki bâb-ı kavî dahi vardır. Biri Müskür kapusudur kim cânib-i şarkda nâhiye-i Müskür'e mekşûf olduğiyçün Bâb-ı Müskür derler. Bundan hurûc edenler at arabalarıyla üç günde kal‘a-i Şemahı'ya ererler. Ve bir kapu dahi cânib-i cenûba, Deşt-i Kıpçağ'a ve Kırım ve Çerkezistân'a Dağıstân'a gider. Dağıstân'a at arabası işlemez amma Moskov'un Türk kal‘asına ve vilâyet-i Kazan'a ve Deşt-i Kıpçağ'a cümle at arabaları işler. Ve bu kal‘anın üçüncü bölüğü cânib-i bahre düşmüşdür. İçinde ol kadar âbâdân yokdur. Henüz Karçığa Hân kal‘a müstahfızânları ve dizçökenler içün hâneler binâ ederdi ve Gîlân ve Bakü tarafından gelen tüccâr-ı sevdâgerlerin at arabaları bu hisâriçe bölüğünde mâl-â-mâl olup durur. Zîrâ bu diyârda taş ve sarp râh [u] güzergâh olmamağile cümle at arabaları işler. Ve deryâdan niçe bin keştîler işler. Anınçün ganîmetdâr diyâr bir kal‘a-i üstüvârdır. Bu hisâb üzre bu kal‘anın dâiren-mâdârında ve enderûn [u] bîrûnında cümle (---) aded kapulardır. Ve kal‘anın şekl-i murabba‘ı dâiren-mâdâr on bir bin altmış adımdır. Ve yetmiş kulle-i azîmlerdir kim her birinde gurebân [u] mücerredân içün birer medrese ve birer mescid mukarrerdir. Talebelerine Bakü kal‘asından çerâğ içün siyâh neft ta‘ayyün edüp rûz [u] şeb matbah-ı Keykâvûs'dan çobra-i gendümlerin suhte ve atlara merreteyn bezl-i it‘âm ederler. Bir nezâketle ulemâya kal‘ayı hıfz [u] hırâset etdirirler. Ve bu mezkûr yetmiş kulleden mâ‘adâ kal‘anın etrâfında cümle yedi bin altmış dendân-ı bedendir. Her şeb-i muzlimde ve gayr-ı mâhtâbda neft yağıyla kal‘ayı çerâğân ederler. Zîrâ eğer berren ve eğer bahren on üç kavm-i adüvv-i cânîsi vardır. Evvelâ deryâda Moskov Kazağı kâfiri gemilerle her bâr gelüp taşra nevâhîleri gâret eder. Ammâ zeyl-i hisâra gelemez. Leb-i deryâda yetmiş pâre balyemez topları vardır. Cümlesi Âl-i Osmân toplarıdır kim, mücellâ ve musaykalı şa‘şa‘asından âdemin reng-i rûyları nümâyândır. Ve bir hasm-ı kavîsi cânib-i garbîsinde Âl-i Osmân ve Tatar-ı Kırım ve Kalmahdır. Ve cânib-i cenûbunda Çerâkise kavmidir. Ve kıble cânibinde adüvv-i ekberi Dağıstân'ın Kumuk kavmidir. dahi cânib-i şarkîsine meyyâl düşmanı Tomris Hân ülkesi Gürcîstânıdır. Ol ecilden her şeb suhtevât ve dizçöken nökerât ve neferât ve çıplaklar burc [u] bârûlar üzre "Hudâ hûb" deyü feryâd edüp keşik beklerler. Ve cümle düşmanlarının havf [u] haşyetinden kal‘aya hâ’il bir hayli mesâfe-i ba‘îdeden kûh-ı Düneb nâmıyla bir cebel-i âlî vardır, çengelistân ve hıyâbândır, anda şeb [u] rûz elli nefer nigehbân-ı tülüngiyân âmâde durup bu kal‘a üzre bir tarafdan bir yâğı ve bâğî ve zâğî urguncu asker zâhir ü bâhir olsa hemân ol kûhda yığılmış hizemlere âteş urup ahâlî-i kal‘ayı âgâh ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 316b–317a ·
metinde göster ·
… nde kal‘ası bir yalçın kaya üzre şekl-i murabb‘a küçük kal‘adır. Dizdârı ve yüz
elli neferâtları
ve iki yüz mikdârı hâneleri vardır, ammâ çârsû-yı bâzârı yokdur. Pasin kazâsı n …
Evsâf-ı kal‘a-i Mijingird : Erzurûm eyâletinde Horasân beği hükmünde kal‘ası bir yalçın kaya üzre şekl-i murabb‘a küçük kal‘adır. Dizdârı ve yüz elli neferâtları ve iki yüz mikdârı hâneleri vardır, ammâ çârsû-yı bâzârı yokdur. Pasin kazâsı niyâbetidir. Süleymân Hân'ın bir câmi‘i var ve bir hammâm-ı muhtasarı ve bir hânı var, bâğı ve bâğçesi yokdur, ammâ mezâri‘inde mahsûlâtları çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 323a ·
metinde göster ·
… âh İsmâ‘îl destinden Süleymân Hân feth etmişdir. Hâkimi kal‘a dizdârıdır ve yüz
elli neferâtı
vardır ve niyâbetdir. Kal‘ası havâlesiz bir kaya üzre şekl-i muhammes Şeddâdî t …
Evsâf-ı kal‘a-i Moğazbird: Hâk-i Gürcîstân'da Kars eyâleti hükmünde kânûn-ı kadîm üzre mir-i lîvâ tahtı idi. Niçe kerre kızılbaş istîlâ edüp ülkesi harâb u yebâb olmağıla hâlâ Kars nevâhîleridir. Kal‘asın İrân-zemîn şâhları hânlarından Moğaz Hân binâsıdır. Ba‘dehû Akçakoyunlu destine, andan Şâh İsmâ‘îl destinden Süleymân Hân feth etmişdir. Hâkimi kal‘a dizdârıdır ve yüz elli neferâtı vardır ve niyâbetdir. Kal‘ası havâlesiz bir kaya üzre şekl-i muhammes Şeddâdî taş binâ bir küçük kal‘a-i ra‘nâdır. Lâkin küçük kal‘acıkdır. Cümle altı yüz kadar bâğlı ve bâğçeli ve taşra varoşlu hâneleri var. Câmi‘ ve hân ve hammâmı ve on aded dükkânı var. Gayrı imâret-i âlîlerinden bir âsâr-ı binâ yok bir serhaddir. Bu kal‘anın dibinden nehr-i Arpaçayı cereyân eder. İbtidâ tulû‘ı Gürcîstân câniblerinden gelüp bu mahalden ubûr ederek Araz'a altı sâ‘at karîb yerde kend-i Tekletî dibinde nehr-i Araz'a mahlût olur, ab-ı hayât Arpaçayı'dır. Ve bu Moğazbird, Acem'in Şorakil kal‘ası hâkiyle müşâdır. Lâkin Şorakil kal‘ası dest-i Acem'de kalup cümle Şurakil nevâhîleri Kars hükmünde kalmışdır. Mabeyne-hümâsında mezkûr Arpaçayı hâlâ hâli üzre hudûddur. Bu nehrin karşu şark tarafı Acem'dir. Beri, garb tarafı Kars hâkidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 325a ·
metinde göster ·
… ellah asker alır. Yüz elli akçe kazâdır. Müftî ve nakîbi yokdur. Dizdârı ve yüz
elli neferâtı
vardır. Kars kuluyla ma‘an vazîfe-i mu‘ayyenelerin alırlar. Kal‘ası bir sahrâ-y …
Evsâf-ı kal‘a-i Zârşed, intihâ-yı serhadd-i Serâmed: İrân-zemîn şâhları binâsıdır. Bunda hayli Acem zâr-ı şedîd çekerek dendân-ı tîğdan geçdikleriyçün bu kal‘aya Zârşed deyü nâm verirler. Hâlâ eyâlet-i Kars'da sancak beği tahtıdır. Mîr-i livâsının hâssı (---) akçedir. Timarı (---) ve ze‘âmeti (---) alaybeğisi ve çeribaşısı vardır. Hîn-i gazâda cümle bin iki yüz müsellah asker alır. Yüz elli akçe kazâdır. Müftî ve nakîbi yokdur. Dizdârı ve yüz elli neferâtı vardır. Kars kuluyla ma‘an vazîfe-i mu‘ayyenelerin alırlar. Kal‘ası bir sahrâ-yı ferah-fezâda bir püşte üzre Şeddâdî seng-binâ çâr-kûşe ve ma‘mûr kal‘a-i ra‘nâdır. Ammâ ol kadar büyük değildir. Dâiren-mâdâr cirmi ma‘lûmum değildir. Cümle enderûn [u] bîrûnunda hâk-i amber-i pâkli üç yüz hânelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 325a ·
metinde göster ·
… lerindendir. Derûn-ı kal‘ada iki yüz mikdârı neferât hâneleri ve dizdârı ve yüz
elli neferâtları
vardır. Bir câmi‘i ve su sarnıçları ve gılâl anbârları ve yedi sekiz aded hûrde …
Evsâf-ı menzil-i kal‘a-i Koca: Yine Kocakaya nâmıyla meşhûrdur bir püşte-i bülendin üstünde gerçi küçük kal‘adır ammâ Karahisâr-ı Şarkî'den sarp hisâr-ı üstüvârdır. Burc [u] bârûları cümle yed-i kudret ile mebnîdir. Ve yekpâre yerli kayadandır, kâr-ı benî Âdem değildir. Kal‘aya urûc etmeğe bir râhı ve bir bâbı vardır. Gayrı yerden çıkılmak muhaldir. Ebrâcları ve dendân-ı bedenleri nâdirdir. Cümle kesme kayalardır. Niçe kerre Karayazıcı ve Sa‘îd Arab ve Kalenderoğlu nâmân celâlîler muhâsara edüp bir tarafdan zafer etmeğe kâdir olmayup hâ’ib ve hâsir gitmişlerdir. Ammâ sene 476 târîhinde Âl--i Dânişmendî'den Melîk Gâzî, Rûm keferesi destinden dest-i kahr ile feth edüp ba‘dehû Yıldırım Hân destine girmişdir. Lâkin bânisi ma‘lûmum değildir. Hâlâ (---) hâkinde Köprü kazâsı nevâhîlerindendir. Derûn-ı kal‘ada iki yüz mikdârı neferât hâneleri ve dizdârı ve yüz elli neferâtları vardır. Bir câmi‘i ve su sarnıçları ve gılâl anbârları ve yedi sekiz aded hûrde topları ve kifâyet mikdârı cebehânesi dahi vardır. Ammâ hammâmı ve hânları ve bezzâzistânı ve sâ’ir imâretleri yokdur. Lâkin bir kaç dükkânları vardır. Cümle halkı çam ağacından boduç ta‘bîr ederler, lisân-ı Türkî'de emzikli bardaklara boduç derler, anı yaparlar. Ve çöğür ve tanbûr ve tanbûra ve ravza ve karadüzen ve şarkî ve yonkâr nâm sâzları yapup kâr edüp ehl-i hevâ, ehl-i saz çoğu bî-namâz Etrâk halkıdır. Andan kalkup cânib-i şimâle ma‘mûr kurâları Deşan dağı eteğinden geçüp (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 348a ·
metinde göster ·
… r kulle-i kavîsi Fâtih-i Yemen Sinân Paşa binâsıdır. Dizdârı ve merdim-i hisârı
elli nefer
ile bunda sâkinlerdir. Sekiz rüzgâr-ı zûr-kârdan emîn liman-ı kebîri vardır. Ak …
Leb-i deryâda İskender-i Kübrâ binâsıdır. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Melikü't-Tâhir İşpaniye keferesi elinden feth etmişdir. Ba‘dehû sene 922 târîhinde Selîm Şâh'a emân ile vermişlerdir. Sayda hâkinde voyvadalıkdır ve kazâdır. Ve kal‘ası leb-i deryâda bir kal‘a-i azîm ve liman-ı kebîri var. Hâlâ câ-be-câ yerleri mündehimdir. Cirmi altı bin adımdır. Ve üç mahalle ve üç yüz toprak örtülü hâneleri ve bir câmi‘i ve bir hammâmı ve esvâk-ı muhtasarı ve bir deyr-i ma‘mûru var, cümle kefere Aleksandır'ın ma‘bedgâhıdır deyü i‘tibâr ederler. Bu mahalde cümle keferelerdir ammâ aslâ lisân-ı Rûmî bilmeyüp Arabî tekellüm ederler ve yemîn etseler "Vahad Allah, bi-sırrı Hazret-i Şem‘ûn" derler. Ve bu kal‘a bir kumsal yerde vâki‘ olmağıla leb-i deryâda limana nâzır bir kulle-i kavîsi Fâtih-i Yemen Sinân Paşa binâsıdır. Dizdârı ve merdim-i hisârı elli nefer ile bunda sâkinlerdir. Sekiz rüzgâr-ı zûr-kârdan emîn liman-ı kebîri vardır. Akka limanında gemiler kışlamayup burda yatarlar ammâ kum deryâsı günden güne şehri gark-ı rimâl etmededir. Zamân-ı kadîmde kum tılsımâtı olmak üzre bir amûd-ı âlî var imiş. Ma‘ânoğlu defîne vardır deyü amûdı münhedim edüp kum bu şehre dâhil olmağa başlar. Niçe gûne evsâfları bu kal‘a-i Sûr'un yine Mekke-i Mükerreme'ye gitdiğimiz sene Şâm Tarablusu evsâfıyla mufassal tahrîr olunmuşdur. Bu kal‘ayı seyr [u] temâşâ edüp mahall-i ma‘hûdda cümle asker Nakura Boğazı'n geçmek içün hâs u âm müşâvere edüp Sıfet hâkimi çarhacı olup kırk bayrak sekban sarıca askeri nısfu'l-leylde pür-silâh olup Nakura Boğazı'na varup hâlî bulup pusu yerlerine sepişüp cümle bahâdırân âmâde hâmûş-bâş yatdılar. Ol gice Dürüzîlerden yedi aded çaşıt dutulup Paşa'ya geldükde söyledüp aslâ amân vermeyüp Sûr kal‘ası önünde kelleleri tenlerinden tîğ-ı Murtezâ ile galtân olup ale's-sabâh Nakura Boğazı'ndan feryâdcılar gelüp "Bre Sultânım, pusuda olan asâkir-i İslâm'ı Dürüzî basup gâlib gelüp bizim bayraklar mağlûb olmada. Hâlâ ceng-i azîmdir" deyünce mukaddemâ ileri kırk bayrak piyâde Sayda-i Berût ve Sıfet askeri gidüp imdâd yetişir. Paşa dahi atlanup cümle asker ile bir sâ‘atde imdâda yetişüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 38b ·
metinde göster ·
tevâbi‘lerim yüz elli aded Pinyaniş Kürdleriyle yollayup hakîr elli âdem ile Rû …
Hemân hakîr cümle koyunları ve paşa hedâyâların ve benim hedâyâlarım cümle elli aded tevâbi‘ime teslîm edüp bizim Alî Beğ'i anlara serdâr edüp "Tiz ale's-sabâh bu mâlları Şâh Gediği'nden içeri Osmânlı ülkesine Gâzîkıran ocağına düşüregörün ve illâ, olmaya kim Kotur deresine girmeyesiz ve durmayup eğlenmeyüp cümle koyunları ta Van'a süresiz. Andan paşa yigirmi {bin} koyunu öşür deyü ala. Zirâ batmış mâl idi. Mukaddemâ giden yigirmi bin koyunlar ashâblarına kifâyet eder ve paşanın dest-i şerîfin bûs ederiz." deyü bunlara tenbîh edüp hânın huzûrunda paşanın mektûbların verüp koyunlarla elli nefer tevâbi‘lerim yüz elli aded Pinyaniş Kürdleriyle yollayup hakîr elli âdem ile Rûmiyye'de kaldım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 292b ·
metinde göster ·
… bize refîk-i yâr-ı sâdık verüp Murtezâ Paşa Ağası Alî Ağa'nın yüz âdemi ile ve
elli nefer
bizim âdemimiz ile cümle dörd yüz elli âdemle Rûmiyye'den çıkup cânib-i cenûba …
Evvelâ Rûmiyye'den üç yüz Acem nökerlerin hân bize refîk-i yâr-ı sâdık verüp Murtezâ Paşa Ağası Alî Ağa'nın yüz âdemi ile ve elli nefer bizim âdemimiz ile cümle dörd yüz elli âdemle Rûmiyye'den çıkup cânib-i cenûba Rûmiyye deryâsı kenârıyla giderken Asvene kûhları sağ tarafımızda kalup niçe yüz aded İremezât misilli kurâlar geçüp 4 sâ‘atde yine Çevlân Sünnîlerdir. Andan yine cenûba 6 sâ[atde],
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 297a ·
metinde göster ·
… la yollayup sebük-bâr kaldım. Ve Murtezâ Paşa Ağası Alî Ağa karındaşımızın dahi
elli nefer
âdemi kalup Tebrîz hânı ana da bir kise guruş ve bir at ve bir yorga verdi. Hud …
Evvelâ Tebrîz hânından bu hakîr bir kise guruş harcırâh ve bir kat esvâb (---) ve iki re’s bisâtıyla kara çubuk atlarından mu‘teber at ve iki re’s çapar yorğa alaca at-ı sâfinât ve bir pençe-i âfitâb Gürcî gulâm-ı mehtâb verüp şâhrâhımız üzre olan hânlara ve sultânlara kâmil yetmiş kıt‘a muhabbetnâme varaklar verdi kim hândan hâna ve sultândan sultâna mu‘azzez ve mükerrem ubûr idevüz ve elli aded kişi kendi nökerlerinden refîk verüp bizimle elli âdem kalup mâ‘adâsın Van'a hânın hedâyâlarıyla yollayup sebük-bâr kaldım. Ve Murtezâ Paşa Ağası Alî Ağa karındaşımızın dahi elli nefer âdemi kalup Tebrîz hânı ana da bir kise guruş ve bir at ve bir yorga verdi. Hudâ ol ağadan râzı ola, bir sebük-rûh ve halîm ü selîm ve bir refîk-i yâr-ı sâdık ve hem-râh-ı muvâfık kimesne imiş kim anlar dahi seyâhate tâlib ü râğıblar imiş. Diyâr-ı Acem'i tûlen ü arzen yemîn ü yesâra gezmeğe azîmet etdiğimizde aslâ tereddüd-i kelâm etmeyüp evvelâ Bismillah ile Tebrîz hânıyla vedâlaşup Tebrîz'in cânib-i şarkîsinde beş fersah ba‘îd,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 304a ·
metinde göster ·
… diniz?" deyü cümle ser-i kârda olan kimesnelerden serâperde-i Hüsrev önünde yüz
elli nefer
mankâle âdemlerin kellelerin bedenlerinden cüdâ etdirir.
"Bre mel‘ûnlar, ben size vakfullahdan bu kadar bî-hisâb cebehâne verdim. Ol Sîn kal‘asın ben eyle metîn eyledim ki bir ay muhâsarâya tahammül ederdi. Bâri üç gün cenge tahammül ederdi. Bi-emrillâh iki günde ben imdâda giderdim. Niçün ceng etmeden Sîn kal‘asın bu kadar mâl-ı firâvân ile Kızılbaş'a verdiniz?" deyü cümle ser-i kârda olan kimesnelerden serâperde-i Hüsrev önünde yüz elli nefer mankâle âdemlerin kellelerin bedenlerinden cüdâ etdirir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 320a ·
metinde göster ·
Hâlâ derûn-ı kal‘ada bir câmi‘i ve buğday anbârı ve yüz
elli neferâtın
müfîd [ü] muhtasar hâneleri ve dizdârı var, ammâ derûn-ı hisârda çârsû-yı bâzâr …
Hâlâ derûn-ı kal‘ada bir câmi‘i ve buğday anbârı ve yüz elli neferâtın müfîd [ü] muhtasar hâneleri ve dizdârı var, ammâ derûn-ı hisârda çârsû-yı bâzâr ve hân ve hammâmdan bir nişân yokdur, lâkin taşra varoşunda iki yüz hasır örtülü fukarâ hâneleri ve bir hânı ve bir kesîf hammâmı var. Bâğ u bâğçesi ve bâzârı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 35a ·
metinde göster ·
… dan gelir. Bu mahallin cümle dağları ve taşları kirec taşıdır. Bu menzilde dahi
elli nefer
celâlîler katl olundu ve ellisi İzmit şehrine alıkondu.
Bu mahal bostâncıbaşı hükmünde kireccibaşı zabtında olmak ile bostâncıbaşı sa‘âdetlü pâdişâha bir ziyâfet-i azîm etmişdir. Cümle asâkir-i Âl-i Osmân def‘-i cî‘ân edüp batınları melân olup pâdişâha iki at ve on kîse pîşkeş çeküp Köpürlü'ye dahi bir at ve üç kîse harc-ı râh verdi, zîrâ bu iskele, bostâncıbaşılara mahsûs bir kirechâne-i mahsûldârdır kim İslâmbol'a cümle kirec bundan gelir. Bu mahallin cümle dağları ve taşları kirec taşıdır. Bu menzilde dahi elli nefer celâlîler katl olundu ve ellisi İzmit şehrine alıkondu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 81a ·
metinde göster ·
… etîn küçük kal‘adır. Dâ’iren-mâdâr cirmi bin adımdır. İçinde bir câmi‘i ve kırk
elli neferât
evleri ve cebehâne ve şâhî topları ve dizdârı ve kırk aded kulu vardır. Hân ve …
Sene 961 Süleymân Hân ümerâlarından Malkoç Beğ fethidir. Bânîsi ma‘lûmum değildir, ammâ bu kal‘anın ismi lisâ[n]-ı Latince (---)(---) Virlika'dır. (---)(---) rinde hâlâ Kilis sancağı hâkinde bir taşlık içinde bir sa‘b ve metîn küçük kal‘adır. Dâ’iren-mâdâr cirmi bin adımdır. İçinde bir câmi‘i ve kırk elli neferât evleri ve cebehâne ve şâhî topları ve dizdârı ve kırk aded kulu vardır. Hân ve hammâmları ve çârsû-yı bezzâzistânı ve imâretleri yokdur. Ancak bâğları ve lezîz balı çokdur. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 138b ·
metinde göster ·
… yle şerîf kazâdır ve nâhiyesi cümle (---) aded kurâdır. kal‘a dizdârı ve üç yüz
elli neferâtı
ve sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve şehir voyvadası ve harâc ağası ve m …
Bir hâkim-i şer‘leri şeyhülislâm ve nakîbüleşrâf ve üç yüz akçe pâyesiyle şerîf kazâdır ve nâhiyesi cümle (---) aded kurâdır. kal‘a dizdârı ve üç yüz elli neferâtı ve sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve şehir voyvadası ve harâc ağası ve muhtesib ağası ve mi‘mâr ağası ve şehir kethüdâsı ve topçubaşı ve cebecibaşı ve bâcdârı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 182b ·
metinde göster ·
… fere kapudanları ve papasları ve irşekleri ve şagları ve birovları bir yere yüz
elli nefer
küffârlar gelüp ser-i kârda olanlarından ve gayri keferelerden cem‘ olup müşâve …
Ba‘dehu küffâr mezkûr esîr ümmet-i Muhammedleri kırup cümle söz başı olan kefere kapudanları ve papasları ve irşekleri ve şagları ve birovları bir yere yüz elli nefer küffârlar gelüp ser-i kârda olanlarından ve gayri keferelerden cem‘ olup müşâvere ve turvin ederlerken bir küffâr-ı âkıbet-kâr ihtiyârı eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 117b ·
metinde göster ·
… â ol gece bizler bî-cân olup aslâ hâb-ı râhat görmeyüp ale's-sabâh bizi getiren
elli nefer
yiğit refîklerimiz koyvermeyüp bu şehirden dahi kırk nefer yiğitleri refîk alup …
Ammâ ol gece bizler bî-cân olup aslâ hâb-ı râhat görmeyüp ale's-sabâh bizi getiren elli nefer yiğit refîklerimiz koyvermeyüp bu şehirden dahi kırk nefer yiğitleri refîk alup yine dağlar ve taşlar ve mahûf muhâtara yollar aşup cânib-i kıbleye anâ çekerek 7 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 150a ·
metinde göster ·
Ve bu Nazarete'de sâkin olan müsâfirîn üzre bir soltat ağası
elli nefer
kâfirleri ile dîdebân durur. Hattâ bu Nazarete'de kırk gün oturmamış bir metâ‘ı …
Ve bu Nazarete'de sâkin olan müsâfirîn üzre bir soltat ağası elli nefer kâfirleri ile dîdebân durur. Hattâ bu Nazarete'de kırk gün oturmamış bir metâ‘ı şehre getürmeli olsalar elbette ol metâ‘ın 151a bir ucuna ve yâhûd bir bir kenârına sirke sürüp nevbet bekleyen kefereler mezkûr metâ‘ları şehre götürüp bey‘ ederler, ya‘nî zu‘m-ı bâtıllarınca ol metâ‘a sirke sürülmek ile tâ‘ûn şehre ol metâ‘ ile bile girmeye derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 150b–151a ·
metinde göster ·
… râr etdiler, ammâ bizim gâzîlerden on yedi yiğit şehîd olup anda defn etdik. Ve
elli nefer
kefere-i Dobra-Venedik dahi hazîne-i pâdişâhî üzre ceng ede ede ellisi mürd olu …
Der-akab bin aded gâzîler ile ol gün ılgarup hapahap Venedikli Uskok kâfirleri ile germâ-germ cengde iken yetişüp aslâ meydân-ı ma‘reke boğazına varmayup hemân Uskok kâfirlerinin Kotur'a firâr edecekleri derelere pusular koyup ve atlı ve yayanlarımızla dağlara çıkup ceng mahalli boğazı üzre havâleye çıkup aşağıdaki kâfirlere bir yaylım kurşumu serpüp tarfetü'l-ayn içre üç yüzden mütecâviz küffâr kurşum zahmından serpilüp cân ber-cehennem gitdiklerinde hemân Uskok kâfirleri hazîneden geçüp cân bâzârına düşüp gerü Kotur'a cân havliyle firâr ederken hemân bizim 160a mukaddemâ pusuda koduğumuz guzât-ı müslimîn Allâh deyüp kâfire hücûm edüp cenâhân ceng-i germâ-germde iken bizler dahi gerüden yetişüp cümle küffârları ortaya alup topa dutulmuş maymuna, okla urulmuş hınzîra döndürüp ân-ı sâ‘atde üç yüz kâfir dahi dendân-ı tîğ-ı âteş-tâbdan geçüp kelleleri galtân olup bakıyyetü's-süyûflarından azı dağları penâh edinüp firâr etdiler, ammâ bizim gâzîlerden on yedi yiğit şehîd olup anda defn etdik. Ve elli nefer kefere-i Dobra-Venedik dahi hazîne-i pâdişâhî üzre ceng ede ede ellisi mürd olup ol mahalde anları da meşad etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 159b–160a ·
metinde göster ·
Menzil-i kasaba-i Nevesin: Bâlâda mevsûfdur. Yine bir gece mihmân olup bundan
elli nefer
pandur yiğitlerinden refîkler alup cânib-i cenûba ne‘ûzü billâh ol mahûf u muhâ …
Menzil-i kasaba-i Nevesin: Bâlâda mevsûfdur. Yine bir gece mihmân olup bundan elli nefer pandur yiğitlerinden refîkler alup cânib-i cenûba ne‘ûzü billâh ol mahûf u muhâtara Uskok yatağı ve harâmîler durağı olan (---) dağı yüz bin renc [ü] anâ ile ol şiddet-i hârda ol sa‘b sengistânı aşarken âhir bir su sarnıcında sehel istirâhat edüp andan 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 160b ·
metinde göster ·
… a eyâletinde ve Hersek sancağı hâkinde paşanın hâssı olup hâkimi voyvadadır kim
elli nefer
âdemiyle adâlet edüp hükm-i hükûmât eder.
Hâlâ ol zincîr cisrin mahallinde Süleymân Hân bir cisr-i ibret-nümâ etmişdir kim bu felek-i atlasda ana mu‘âdil bir püll-i kebîr yokdur. Mahallinde vasf olunur, ammâ bu şehr-i ma‘mûr[u] bizzât Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân sene (---) târîhinde feth edüp Bosna eyâletinde ve Hersek sancağı hâkinde paşanın hâssı olup hâkimi voyvadadır kim elli nefer âdemiyle adâlet edüp hükm-i hükûmât eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 164a ·
metinde göster ·
… ral ve gayri krallar Topraklık tarafından döğerlerken hemân Kanije gâzîlerinden
elli nefer
cân Kanije buheyresi içre uryânen girüp ağızlarına birer kamış alup su içinde k …
Beş yüz kadar atlıları vardır ve hâlâ bin kadar ayağı neybeli benâm esîrleri var kim Kireçhâne nâm zindânlarında mahpûslardır. Hattâ Kız kralın vezîri ve Danimarka kralının oğlu mahpûsdur, zîrâ Kız kral ve gayri krallar Topraklık tarafından döğerlerken hemân Kanije gâzîlerinden elli nefer cân Kanije buheyresi içre uryânen girüp ağızlarına birer kamış alup su içinde kamış ile soluk alup karşu tarafa çıkup Kız kralın vezîrin kapup anı da bir kamış ile suya koyup beri Kanije'ye selâmete çıkarırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 182b ·
metinde göster ·
… erîf kazâdır. Ve Budin yeniçerisi serdâr ve kethudâyeri ve kal‘a dizdârı ve yüz
elli nefer
merdüm-hisârı ve muhtesibi ve bâcdârı ve harâc emîni ve şehir kethudâsı ve kapu …
Ve hâlâ kânûn-ı Süleymân Hân üzre bu kal‘a Budin eyâletinde Sirem-mânend-i bâğ-ı İrem sancağı toprağında Budin askeri tarafından zabt olunur on yük akçeye iltizâm emînlikdir. İskelesinde Budun ağalarından bir muhteşem ağa yetmiş seksen hidmetkârıyla hükûmet eder. Şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve a‘yân-ı kibâr-ı eşrâfı vardır. Ve kânûn üzre yüz elli akçe pâyesiyle şerîf kazâdır. Ve Budin yeniçerisi serdâr ve kethudâyeri ve kal‘a dizdârı ve yüz elli nefer merdüm-hisârı ve muhtesibi ve bâcdârı ve harâc emîni ve şehir kethudâsı ve kapudanı ve mi‘mâr ağası ve yedi aded kal‘a ağaları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 32b ·
metinde göster ·
… îr kulle-i bâlâsı etrâfı gâyet metîn palanka-i şekl-i murabba‘dır. Ve cümle yüz
elli neferi
vardır. Varoşu ve çârsû-yı bâzârı ve hân hammâmı yok gâyet cezîre-i bî-amân yer …
Bu dahi Budin eyâletinde subaşılıkdır. Bu kal‘a aslâ manzûrumuz olmamışdı. Bir kızlık ve bir kıtlık amânsız yerde ve bir dere içre bir câmi‘li ve bir kârgîr kulle-i bâlâsı etrâfı gâyet metîn palanka-i şekl-i murabba‘dır. Ve cümle yüz elli neferi vardır. Varoşu ve çârsû-yı bâzârı ve hân hammâmı yok gâyet cezîre-i bî-amân yerdir. Hattâ bunu dahi Erdel seferi senesinde Zirinoğlu taşra varoşın âteşe urup orta hisâr olan çâr-kûşe kullesi dahi varoş âteşinden ihrâk olup içinde üç yüz aded mahlûk-ı Hudâ ümmet-i Muhammed ihrâk olmuş. Ba‘dehu İsmâ‘îl Paşa bu kal‘ayı dahi müceddeden metânet üzre evvelkiden 77b a‘lâ ta‘mîr ü termîm edüp müstevfâ cebehâneler kor, ammâ hâlâ bâğ u bostânları ma‘mûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 77a–77b ·
metinde göster ·
Ammâ hâlâ bir hâkimi dahi gümrük emînidir kim liman kapusu dibinde elli nefer tevâbi‘âtleriyle âyende vü revende gemilerden öşr-i sultânî alup azîm emânetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 139a ·
metinde göster ·
Kalmıklar yediler ve yağların yüzlerine ve gözlerine ve vücûdlarına sürüp kemik …
Ve ol sâ‘at bu âdem leşi kebâbını kırk elli nefer Kalmıklar yediler ve yağların yüzlerine ve gözlerine ve vücûdlarına sürüp kemiklerin yere gömdüler. Acîb ü garîb temâşâdır, ammâ Allâhümme âfinâ, eğer Rûm'un ve eğer Kırım'ın Badrak Tatarların dutup esîr etseler ahşama komayup kur‘a atmadan âdemi pişirüp yerler. Böyle bir merdüm-hor kavimdirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 176b ·
metinde göster ·
… ir kapusu var. İçinde dizdâr evi var, gayri şey yokdur. Ve dizdârı ve cümle yüz
elli neferâtları
Sayada iskelesi emîninden ulûfelerin alırlar. Ve bu kulların hâneleri kal‘adan …
Kal‘ası evc-i âsımâna berâber Kahkahâ-vâr bir kal‘a-i bâlâdır kim Rûmeli'nde eyle bir kal‘a-i bî-hemtâ yokdur. Meğer Mora cezîresinde Gördüs kal‘ası ola, yâhûd Benefşe kal‘ası ola. Ammâ bunun cirmi dâ’iren-mâdâr dörd yüz adımdır ve gâyet metîn Şeddâdî taş binâdır. Şark ile garb mâbeynine nâzır bir kapusu var. İçinde dizdâr evi var, gayri şey yokdur. Ve dizdârı ve cümle yüz elli neferâtları Sayada iskelesi emîninden ulûfelerin alırlar. Ve bu kulların hâneleri kal‘adan iki bin [adım] aşağı nehr-i Yenice ve nehr-i Kuryeleş ikisi birbirine mahlût olduğu yerde[dir],
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 353b ·
metinde göster ·
… âyeri ve nakîbi ve şeyhülislâmı yokdur. Ammâ yeniçeri serdârı ve dizdârı ve yüz
elli neferâtı
vardır.
Silifke sancağında paşa hâssı ve voyvadalığıdır. Ve yüz elli akçe kazâ-i Ma‘mûriyye'dir. Ve kurâsı otuz pâre nâhiye köyleridir. Bin guruş hâsıl olur kazâdır. Kethudâyeri ve nakîbi ve şeyhülislâmı yokdur. Ammâ yeniçeri serdârı ve dizdârı ve yüz elli neferâtı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y140b ·
metinde göster ·
… hülislâmı ve nakîbüleşrâfı ve kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve dizdârı ve yüz
elli neferâtı
vardır. Ve a‘yân [u] eşrâfı ve ulemâ ve sulehâsı ve e’imme ve meşâyih ve hutebâ …
Şeyhülislâmı ve nakîbüleşrâfı ve kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve dizdârı ve yüz elli neferâtı vardır. Ve a‘yân [u] eşrâfı ve ulemâ ve sulehâsı ve e’imme ve meşâyih ve hutebâsı çok bir sevâd-ı mu‘azzam şehr-i kadîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y145a ·
metinde göster ·
evlerinden gayri bir şey yokdur. Ve her âdemi komazlar. Dâ’imâ dîdebânları Dürû …
Kal‘a içinde ancak dizdâr ve imâm ve mü’ezzin ve elli neferât evlerinden gayri bir şey yokdur. Ve her âdemi komazlar. Dâ’imâ dîdebânları Dürûzîden havf edüp muhâfaza ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y189a ·
metinde göster ·
… rûz dizdârı ve neferâtları mevcûddur. İçinde dizdâr ve imâm ve mü’ezzin ve yüz
elli neferâtdan
gayri kimesne giremez. Bunda dahi bir câmi‘ ve âb-ı hayât sarnıcları vardır. Ce …
Bu kal‘a dahi şekl-i murabba‘ bir sa‘b mendirekdir. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi üç yüz adımdır ve gâyet metîndir. Deryâdan bir minâre kaddi bâlâdır. Cümle topları limana nâzırdır. şeb [u] rûz dizdârı ve neferâtları mevcûddur. İçinde dizdâr ve imâm ve mü’ezzin ve yüz elli neferâtdan gayri kimesne giremez. Bunda dahi bir câmi‘ ve âb-ı hayât sarnıcları vardır. Cenûba nâzır bir demir kapusu vardır. Ammâ bu limana büyük keştîler giremez. Dökündülü kayalı yerler vardır. Cümle rûzgârdan emîn a‘lâ liman olmak ile alarkada lenger-endâht olup yatırlar. Ammâ yıldız ve karayelden ihtirâz lâzımdır, zîrâ limanın ol rûzgârlara ağzı küşâdedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y190a ·
metinde göster ·
… mûr u âbâdân kulle-i metîni var, Sinân Paşa binâsıdır. Dizdârı ve merdüm-hisârı
elli neferdir
.
Ve bu Sûr kal‘ası bir kumsal yerde vâki‘dir. Leb-i deryâda limana nâzır bir ma‘mûr u âbâdân kulle-i metîni var, Sinân Paşa binâsıdır. Dizdârı ve merdüm-hisârı elli neferdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y196a ·
metinde göster ·
… . Ve şimâle Y 203b nâzır iki kat demir kapusu vardır. Ve derûn-ı kal‘ada kırk
elli neferât
hâneleri vardır. Ve Sıfet livâsı hudûdunda subaşılıkdır. Ve (---) nâhiyedir.
Sene (---) târîhinde şâm-ı şerîf ve Kudüs-i şerîf ve Mısır mâbeynlerinde emn-i tarîk olsun içün fâtih-i Yemen Sinân Paşa binâsıdır. Bir çemenzâr vâsi‘ yerde şekl-i murabba‘ bir kâ[r]gîr binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi altı yüz adım kal‘adır. Dizdârı ve yüz elli merdüm-i hisârı vardır. Ve şimâle Y 203b nâzır iki kat demir kapusu vardır. Ve derûn-ı kal‘ada kırk elli neferât hâneleri vardır. Ve Sıfet livâsı hudûdunda subaşılıkdır. Ve (---) nâhiyedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y203a–Y203b ·
metinde göster ·
hâneleri ve bir câmi‘i ve bir hammâmcığı var, ammâ çârsû-yı bâzârdan Y 260a a …
Ve kal‘a içre elli neferât hâneleri ve bir câmi‘i ve bir hammâmcığı var, ammâ çârsû-yı bâzârdan Y 260a alâmet yokdur. Ve kal‘a içinde cümle mahzenlerdir. Paşaların ve emîrü'l-haccın ve kilar emîninin ve'l-hâsıl cümle hacca gidecek mâl-ı mîrî gılâl ve sâ’ir tüccârın me’kûlât [u] meşrûbât metâ‘ları bunda beş altı ay mukaddem mahzen mahzen leb-ber-lebdir. Ve cümle huccâc-ı müslimîn bu kal‘anın dibinde cereyân eden nehr-i Hürreyân'dır kim cânib-i şarkda Busrâ dağlarından gelüp cânib-i garba cereyân ederek Minye buhayresine mahlût olur. Huccâc bu nehri cisirden ubûr edüp karşu cânibde bu nehir kenârında Hüseyin Paşa hazretleri otağın kurup meks edüp sâ’ir huccâc-ı müslimîn dahi kol kol hayyâmâtları ile meks etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y259b–Y260a ·
metinde göster ·
Hakîr İbrâhîm Paşa-yı Mostarî asrında Mısır'da kisve nâzırı olduğumuzdan ma‘lûmumuzdur. (---) nâm mahalde (---) pâre ma‘mûr u âbâdân kurâları vardır, evkâf-ı azîmdir. Senevî yüz yetmiş kîse-i Mısrî îrâdı vardır. Emîni ve nâzırı yigirmi kantâr harîr alup siyâha boyadırlar. Ve yigirmi vukıyye sîm-i hâlis ve iki bin dinâr-ı frengî ile sırma edüp Mısır'da Yûsuf köşkünde yüz elli nefer üstâd-ı kâmil zerbâflar gelüp mâh-ı Mevlûdun gurresinde kârhânelerin kurup sırmaları mebrûm edüp şuğle şürû‘ ederler. Kâmil sekiz ay işleyüp mâh-ı Şevvâl'in (---) günü nümûne-i kârların Mısır vezîri huzûruna iletüp arz-ı ma‘rifet ederler. A‘lâ, bî-nazîr ise vâlî-i Mısır ihsânlar edüp serçeşmelerine hil‘at-i fâhireler ihsân olunup dahi takayyüdlüce işlerler. Ammâ alimallâh bu üstâdların kârhânelerin görmeyen rûy-i arzda bir şey görmüş değildir kim ta‘bîr ü tavsîf ve temdîh ile anlanılmaz, zîrâ mısra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y342a ·
metinde göster ·
… i var. Kal‘a içinde bir câmi‘i ve bir hammâm-ı muhtasarı ve bir at değirmeni ve
elli neferât
hâneleri vardır.
Leb-i deryâya karîb bir alçak düz kumlu fezâda sengîn-bünyad bir metîn kal‘a-i ferâh-âbâddır. şekl-i murabba‘ dâ’iren-mâdâr dörd yüz adımdır. Ve sekiz kullesi ve garba nâzır bir demir kapusu üzre Süleymân Hân târîhi var. Kal‘a içinde bir câmi‘i ve bir hammâm-ı muhtasarı ve bir at değirmeni ve elli neferât hâneleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y378b ·
metinde göster ·
… edün-aleyh âdemi olur, Mısırlı'dan değildir. Senevî kırk Mısrî kîse hâsıl olur.
Elli nefer
halîfesi vardır. Bir âdem esâmesin ferâgat edüp gayra tevcîh olsa vazîfesine gö …
Andan aşağı dîvân hâcesi mukâbeleci efendidir. Yedi bölük neferâtının defterleri ve mevâcibât terakkîleri ve girüp çıkmaları anın kalemiyle olur. Bu dahi Mısır vezîrinin bir mu‘temedün-aleyh âdemi olur, Mısırlı'dan değildir. Senevî kırk Mısrî kîse hâsıl olur. Elli nefer halîfesi vardır. Bir âdem esâmesin ferâgat edüp gayra tevcîh olsa vazîfesine göre bir şehriyyesin alup nısfın mukâbeleci alır, mâ‘adâsın gayrı halîfeler bahş-ı kalenderî kılındırup kaldurup ederler. Ve gayrı derâmetleri dahi çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y62a ·
metinde göster ·
… rına karşu gelir. İbtidâ subaşı Bâb-ı Nâsır'dan içeri üç yüz aded kavvâsıyla ve
elli nefer
zebânî cellâd-ı bî-amânları ile yolları tevsî‘ ü tathîr ederek ubûr edüp ardı s …
Andan iptidâ paşalı askerin ağırlıkları ile şehre yollayup herkes konaklarına meks edüp pâk libâsların geyüp yine alaylarına karşu gelir. İbtidâ subaşı Bâb-ı Nâsır'dan içeri üç yüz aded kavvâsıyla ve elli nefer zebânî cellâd-ı bî-amânları ile yolları tevsî‘ ü tathîr ederek ubûr edüp ardı sıra paşalı tatarları atbaşı berâber ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y65a ·
metinde göster ·
… mâmlarda ve hânlarda ibrîkler ile gezdirüp fürûht ederler. On bir dükkân ve yüz
elli neferât
.
Buhârlı şerbetciyân: Bunların câ-be-câ dükkânları vardır, ammâ ekseriyyâ hammâmlarda ve hânlarda ibrîkler ile gezdirüp fürûht ederler. On bir dükkân ve yüz elli neferât.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y167b ·
metinde göster ·
… lekciyân: Gavriyye sâkıyesi dibinde ve Eski Mısır'da ve gayrı yerde, dükkân yüz
elli, neferât
bin kâmil. Balgamî eşribe ve ma‘âcîn hokkaları yaparlar kim gûyâ kâr-ı Çîn'dir. …
Hırfet-i çömlekciyân: Gavriyye sâkıyesi dibinde ve Eski Mısır'da ve gayrı yerde, dükkân yüz elli, neferât bin kâmil. Balgamî eşribe ve ma‘âcîn hokkaları yaparlar kim gûyâ kâr-ı Çîn'dir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y168b ·
metinde göster ·