… rler. İnşâallahu Te‘alâ ol semtin seyâhati müyesser oldukda tahrîr olunur. Kırk
elli senede
bir kerre Kalmuklar yetmiş seksen 230a bini bir yere cem‘ olup Kûh-ı Kâf ziyâ …
Ammâ Moskov tarafında buz deryâsı tokuz ay şitâdan müncemid olup Kalmuk küffârları ol buz deryâsı üzre yetmiş günlük buzu beş gün beş gice geçüp Kûh-ı Kâf dibinde bilâ teşbîh ka‘belerine varırlar, anların lisânı üzre Kûh-ı Kâf‘a Kalmuk kavmi "Yıldırak Tav" derler. İnşâallahu Te‘alâ ol semtin seyâhati müyesser oldukda tahrîr olunur. Kırk elli senede bir kerre Kalmuklar yetmiş seksen 230a bini bir yere cem‘ olup Kûh-ı Kâf ziyâretin edüp yine buz deryâsının donu çözülmeden girü vatanlarına avdet ederler. Kûh-ı Kâfı İskender'den sonra Kalmuk tâ’ifesinden gayri görmüş benî Âdem yokdur, {illâ Kalmuklar görür}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 229b–230a ·
metinde göster ·
… ın şimâlinde Adilcevâz kal‘ası kurbundaki Sübhân dağında hâlâ mahbûs durup kırk
elli senede
bir sadâsı istimâ‘ olunup yetmiş seksen senede bir kerre beş on gün Sübhân kaya …
Van eyâleti hükmünde Van deryâsı sâhilinde Taht-ı Van subaşılığına iki menzildir. Bitlis'e bir menzil-i dırâz-ı azîmdir. Tevârîh-i Şerefnâme kavli üzre bu medîne-i Muş Âzerbâycân-ı Ermen şehirlerinden bir şehr-i azîm idi. Âd ibn Şeddâd Van deryâsı zemîninde evc-i âsumâna beraber bir sedd-i âlî binâ edüp, hâşâ sümme hâşâ Cenâb-ı Rabbü'l-İzzet ile ceng etmeğe kasden ol seddi Şeddâd itmâm etdikde Cibrîl-i emîn emr-i İlâh ile ol seddin zîrinden kanât urup evc-i asmâna ol kadar çıkardı kim cümle bennâların feza‘ [u] ceza‘ların cemî‘i kerrûbiyân istimâ‘ edüp Allah'ın azabından isti‘âze ederlerdi. Ol binâyı Cibrîl-i emîn dörd pâre edüp rûy-ı zemîne eyle urdu kim bir pâresinden Karadeniz zâhir oldu, bir pâresi zarbından bahr-i Hazer zâhir oldu ve bir pâresinden Tebrîz deryâsı âşikâre oldu ve bir pâresi zarbından bu Van deryâsı zâhir olup gayri ammâllerin kamusu itleri ve ester ü üştürleriyle taş taşırlarken cümle taş olmuşlardır. Hâlâ cümle mahlûk-ı Hudâ Van deryâsı garbî sâhilinde Râhova nâm mahalde taş olan mahlûklar kimi berpâ durur kimi çöküp yüklenmiş durur, kimi münhedim olmuş durur temâşâ-yı ibret-nümâdır. Ba‘dehû Van deryâsının şimâlinde Adilcevâz kal‘ası kurbundaki Sübhân dağında hâlâ mahbûs durup kırk elli senede bir sadâsı istimâ‘ olunup yetmiş seksen senede bir kerre beş on gün Sübhân kayasından kuyruğu çıkan ejder-i heft-ser ol asırda rehâ bulup cemî‘i Nemrûdîleri tenâvül edüp bi-emr-i Hayy-ı Kadîr yine mezkûr ejder Sübhân dağındaki gârına girüp mahbûs olur. İnşâ’allah bu ejder dahi Van-ı sedd-i îmân seyâhatinde manzûrumuz olduğu minvâl üzre tahrîr olunur. Ba‘dehû yine Nemrûd-i la‘în kavmine Cenâb-ı Hayy-i Kadîr Muş sahrâsından bir fâre-i azîm hâsıl edüp cümle Nemrûdîleri tenâvül edüp şehr-i Muş ahâlîsin helâk etdüğüyçün şehr-i Mûş derler. Zirâ bu şehir kurbunda mûşun tulû‘ etdüğü gâr-ı azîm nümâyândır. Bu gâr içinde olan gûnâ-gûn fâre ve sıçan ve pündika ve mûş bir diyârda yokdur. Ammâ bi-emri Hudâ İskender Filikos'u tılsımı sebebiyle Muş sahrâsına aslâ sıçan olmaz. Ammâ kadîm zamânda mûş-ı kebîr sebebiyle mûş şehri derler. Sene (---) târîhinde Âl-i Osmân üzre Timur-ı bî-nûr hurûc etdikde bu şehr-i Muş'u ve kal‘asın harâb [u] yebâb ve halkın kebâb ü hânelerin turâb edüp hâlâ âsâr-ı azîmleri zâhir ü bâhirdir. Ancak bir kasaba-misâl bir ma‘mûr büleydedir kim Muş sahrâsında ağzında bir cebelin zeylindedir. Bu şehr-i harâbın seyr [u] temâşâ edüp ertesi cânib-i şimâle yine sahrâ-yı Muş içre (---) sâ‘atde gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 87a ·
metinde göster ·
… r olup Sultân Celâyir bunlara şehr-i Ahlad'ı temlîkiyyet üzre ihsân eyleyüp yüz
elli senede
şehr-i Ahlad'ı imâr edüp sâkin oldular. Ve cümle akrabâ vü ta‘allukâtları bunla …
Ba‘dehû günden güne harâb olmasına sebeb birbirlerinin hakların yumurta ile yediklerinden harâb olmuşdur. Ba‘dehû Âzerbaycân pâdişâhlarından Şâh Celâyir imâr etdikde Âl-i Osmân'ın ecdâd-ı ızâmlarından Ertuğrul dedesi Kaya Alp Bay ve anın karındaşı Bayındır Hân ve Ertuğrul babası 239a Süleymân Bay kim Urfa kurbünde Ca‘ber kal‘ası dibinde nehr-i Furât'a gark olmuşdur. Bu mezkûrûn Âl-i Osmân ecdâdları Cengiz Tatarı derdinden diyâr-ı Mâhân'ı terk edüp diyâr-ı Ahlad'da Sultân Celâyir'e gelüp boybeği olup sâkin olurlar. Bunlar yine Tatar-ı Cengiz'in kardeş evlâdları idiler. Bir alây şecî‘ ü dilîr erler idi. Sultân Celâyir Akkoyunlu pâdişâhı olmağile bu tâ’ifeye Akçakoyunlu derler. Asılları Mâverâü'n-nehir'in mâverâsından diyâr-ı Mâhânîlerdir. Bu Ahlad'dan ne cânibe sefer etdilerse bi-emrillahi Ta‘âlâ mansûr [u] muzafer olup Sultân Celâyir bunlara şehr-i Ahlad'ı temlîkiyyet üzre ihsân eyleyüp yüz elli senede şehr-i Ahlad'ı imâr edüp sâkin oldular. Ve cümle akrabâ vü ta‘allukâtları bunların zevk u safâların ve her bâr mansûr [u] muzaffer olup gazâ mâlıyla muğtenim oldukların istimâ‘ edüp diyâr-ı Mâhân'dan Âl-i Dânişmendiyye ile hicret edüp bu şehr-i Ahlad'a gelüp ol kadar evlâd-ı evlâdları tenâsül bulup kayser-zemîn diyârlar feth ederek bây olup Rûm'a Arab u Acem'e velvele saldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 238b–239a ·
metinde göster ·