Bu esnâfların dükkânlarında olan la‘l [u] yâkût ve zeberced ve
elmâs
, pîrûze şa‘şa‘asından âdemin merdüm-i dîdeleri hîrelenüp âdem hayrân olur. Ve m …
Bu esnâfların dükkânlarında olan la‘l [u] yâkût ve zeberced ve elmâs, pîrûze şa‘şa‘asından âdemin merdüm-i dîdeleri hîrelenüp âdem hayrân olur. Ve muğ-pîçeleri dahi zer-ender-zere ve cevâhire gark olup gûnâ-gûn akmişe-i fâhireler ile mülebbes olup ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 186b ·
metinde göster ·
: Kârhâne yedi, neferât kırk beş adeddir. Bunların ma‘rifeti bir esnâfa benzemez …
Esnâf-ı elmâs-bür ya‘nî hakkâk-i elmâs: Kârhâne yedi, neferât kırk beş adeddir. Bunların ma‘rifeti bir esnâfa benzemezdir. Kara taşdan elmâs-ı hâmları pâre pâre çıkarup her parçasın kurşumlu direfşler içine koyup âdem çevirir dollâblar üzre koyup yine kurşumdan çarhlarda elmâs bürâdeleri eğüp hâm elmâslar çarhlar üzre deverân ede ede berrâk olur. Ba‘dehu yine bir cânibin kurşuma koyup ol tarafı dahi pâk olur. Murâdı üzre çâr-kûşe mi ve bâdemî mi ve şeşhâne ederse edüp pâk eder görmeğe muhtâc bir çarh-ı dollâblı kârhânedir. Zîrâ elmâs ol kadar sengîn ve berkdir kim kurşum ne kadar nerm ise Cenâb-ı Bârî ana hasm halk edüp elmâsı kurşum hakk eder, aceb hikmetdir. Ve elmâsdan zî-kıymet cevher yokdur. Zîrâ (---) diyârda ma‘deni azdır. Âteşe girdikce berrâk olur. Altun dahi âteşde pâk olur. Anıniçün bu iki ma‘den "Yâ Azîz" ismine mazhar olup azîz [u] makbûl olmuşlardır. Ammâ sâ’ir cevâhirler âteşden cümle fenâ bulurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 187b ·
metinde göster ·
… irefşler içine koyup âdem çevirir dollâblar üzre koyup yine kurşumdan çarhlarda
elmâs
bürâdeleri eğüp hâm elmâslar çarhlar üzre deverân ede ede berrâk olur. Ba‘dehu …
Esnâf-ı elmâs-bür ya‘nî hakkâk-i elmâs: Kârhâne yedi, neferât kırk beş adeddir. Bunların ma‘rifeti bir esnâfa benzemezdir. Kara taşdan elmâs-ı hâmları pâre pâre çıkarup her parçasın kurşumlu direfşler içine koyup âdem çevirir dollâblar üzre koyup yine kurşumdan çarhlarda elmâs bürâdeleri eğüp hâm elmâslar çarhlar üzre deverân ede ede berrâk olur. Ba‘dehu yine bir cânibin kurşuma koyup ol tarafı dahi pâk olur. Murâdı üzre çâr-kûşe mi ve bâdemî mi ve şeşhâne ederse edüp pâk eder görmeğe muhtâc bir çarh-ı dollâblı kârhânedir. Zîrâ elmâs ol kadar sengîn ve berkdir kim kurşum ne kadar nerm ise Cenâb-ı Bârî ana hasm halk edüp elmâsı kurşum hakk eder, aceb hikmetdir. Ve elmâsdan zî-kıymet cevher yokdur. Zîrâ (---) diyârda ma‘deni azdır. Âteşe girdikce berrâk olur. Altun dahi âteşde pâk olur. Anıniçün bu iki ma‘den "Yâ Azîz" ismine mazhar olup azîz [u] makbûl olmuşlardır. Ammâ sâ’ir cevâhirler âteşden cümle fenâ bulurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 187b ·
metinde göster ·
… eşhâne ederse edüp pâk eder görmeğe muhtâc bir çarh-ı dollâblı kârhânedir. Zîrâ
elmâs
ol kadar sengîn ve berkdir kim kurşum ne kadar nerm ise Cenâb-ı Bârî ana hasm h …
Esnâf-ı elmâs-bür ya‘nî hakkâk-i elmâs: Kârhâne yedi, neferât kırk beş adeddir. Bunların ma‘rifeti bir esnâfa benzemezdir. Kara taşdan elmâs-ı hâmları pâre pâre çıkarup her parçasın kurşumlu direfşler içine koyup âdem çevirir dollâblar üzre koyup yine kurşumdan çarhlarda elmâs bürâdeleri eğüp hâm elmâslar çarhlar üzre deverân ede ede berrâk olur. Ba‘dehu yine bir cânibin kurşuma koyup ol tarafı dahi pâk olur. Murâdı üzre çâr-kûşe mi ve bâdemî mi ve şeşhâne ederse edüp pâk eder görmeğe muhtâc bir çarh-ı dollâblı kârhânedir. Zîrâ elmâs ol kadar sengîn ve berkdir kim kurşum ne kadar nerm ise Cenâb-ı Bârî ana hasm halk edüp elmâsı kurşum hakk eder, aceb hikmetdir. Ve elmâsdan zî-kıymet cevher yokdur. Zîrâ (---) diyârda ma‘deni azdır. Âteşe girdikce berrâk olur. Altun dahi âteşde pâk olur. Anıniçün bu iki ma‘den "Yâ Azîz" ismine mazhar olup azîz [u] makbûl olmuşlardır. Ammâ sâ’ir cevâhirler âteşden cümle fenâ bulurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 187b ·
metinde göster ·
… mâl-ı firâvânın hadd [ü] hasrı yokdur. Köşe köşe la‘l [u] yâkût ve zümürrûd ve
elmâs
yığın yığın ve Ungurus altunu ve guruşları aslâ ve kat‘â kîseler ile olmayup he …
Andan Lagoş kralın hazînesine girüp görse kim anda olan mâl-ı firâvânın hadd [ü] hasrı yokdur. Köşe köşe la‘l [u] yâkût ve zümürrûd ve elmâs yığın yığın ve Ungurus altunu ve guruşları aslâ ve kat‘â kîseler ile olmayup hemân zîr-i zemînlerde memlû olup âlât-ı silâhın ve cebehâne-i gûnâ-[gû]nun hisâb [u] kitâbın Cenâb-ı Bârî bilir. Süleymân Hân bu vaslalara ve bu kal‘a-i Kızılelma'ya mâlik olduğundan hazz edüp buyururlar kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 74b ·
metinde göster ·
… elmâsı kuzu sûretine eli ayağı ve başı ve boynuzlarıyla koyunca ne kadar büyük
elmâs
olmak gerek kim bu mertebeye koyup kuzu sûreti ola. Hattâ bu hakîr çâsâr huzûru …
Ammâ boğazında asılı elmâsdan bir kuzu sûreti var, kırk kırât gelir. Garâbet bunda kim üstâd hakkâk bu elmâsı kuzu sûretine eli ayağı ve başı ve boynuzlarıyla koyunca ne kadar büyük elmâs olmak gerek kim bu mertebeye koyup kuzu sûreti ola. Hattâ bu hakîr çâsâr huzûruna kırk elli günde niçe yüz kerre varup gâyet dikkat ile mezkûr kuzuyu temâşâ ederdim. Hakkâ ki kırk elli kırât gelir elmâs kuzudur kim boğazında sallanup durur, esbâb-ı ihtişâmı hemân budur gayri şey’i yokdur. Gûyâ hemân bir siyâh roklalı papasdır kim her bâr boynundaki kuzuyu eline alup nazar edüp yine koynuna kor.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 67a ·
metinde göster ·
Ammâ boğazında asılı elmâsdan bir kuzu sûreti var, kırk kırât gelir. Garâbet bunda kim üstâd hakkâk bu elmâsı kuzu sûretine eli ayağı ve başı ve boynuzlarıyla koyunca ne kadar büyük elmâs olmak gerek kim bu mertebeye koyup kuzu sûreti ola. Hattâ bu hakîr çâsâr huzûruna kırk elli günde niçe yüz kerre varup gâyet dikkat ile mezkûr kuzuyu temâşâ ederdim. Hakkâ ki kırk elli kırât gelir elmâs kuzudur kim boğazında sallanup durur, esbâb-ı ihtişâmı hemân budur gayri şey’i yokdur. Gûyâ hemân bir siyâh roklalı papasdır kim her bâr boynundaki kuzuyu eline alup nazar edüp yine koynuna kor.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 67a ·
metinde göster ·
… ınızın vezîr mührü nice pâdişâhlarınıza dedelerinden kalmış ise bu kuzu tasvîri
elmâs
dahi iki bin altı yüz yıldan berü çâsârlara dedelerinden intikâl edüp, ‘Cihân p …
"Hazret-i Îsâ Hazret-i Allâh'ın yanında kuzu sıfatlı ve kuzu gibi halûk ve yavaş ve kuzu gibi meler ve enîs ü mûnis kuzu sıfatlı olduğundan sizin pâdişâhlarınızın vezîr mührü nice pâdişâhlarınıza dedelerinden kalmış ise bu kuzu tasvîri elmâs dahi iki bin altı yüz yıldan berü çâsârlara dedelerinden intikâl edüp, ‘Cihân pâdişâhları bu eşkâlde ve bu kıt‘ada böyle elmâsa mâlik olmuşdur’ {dediler}. Ve her bâr kral bu kuzuya nazar etmesinin aslı, kaçan kim kral bir kimesneye gazab-âlûd olsa ‘Pâdişâhlar Îsâ gibi kuzu olmak gerekdir’ deyü kuzuya bakup celâl-i gazabı teskîn olur" deyü cevâb [verdi].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 67a ·
metinde göster ·
… ermiş. Ammâ bu tâc on iki terkdir. Her terki aralarında sıra sıra la‘l yâkût ve
elmâs
ve zümürrûd incüsü çokdur ve ağzının kenâreleri dâ’iren-mâdâr altı sıra fındık …
Ve gorona ve tâc ve manlifke ve (---)(---)(---)(---)(---)(---) derler. Her lisânda birer gûne ismi vardır. Hakîr dikkatle niçe kerre temâşâ etdim, Rûm'un buğday kîlesi kadar bir müdevver sivri Edhemî külâhı gibi {bir şeydir}. Allâhu a‘lem gönden ve telatinden ola, zîrâ sâfî murassa‘ ve cevâhirinden üstü olmak ile içerisi ne idiği ma‘lûmum değildir. Ancak muşammâlı ve mukavvâlı kuka keçe külâh gibi tak tak öter katıdır. Zamân-ı kadîmde böyle musanna‘ ve murassa‘ değil imiş. Her gelen kral-ı dâll i‘tibâr edüp birer şey yapdırup sâfî cevâhirle zeyn olmuş kim bin Mısır hazînesi mâl değer ve ana bahâ yetişmez de derler. Hemân hakkâ ki on sekiz kral on sekiz aded zencîr edüp depesinde bir cevâhir halkaya zencîrleri bağlayup tâcı bir yere salb etmek içün bu silsileleri etmişler, ammâ bu zencîrin her birine bahâ yetişmez derler, ammâ her bâr bu zencîrler ile bu tâc durmazmış, zîrâ zencîrlerin çengâlleri geçmedir. Esbâb-ı ihtişâm günleri ve böyle bir âlî-kadr elçi günleri zencîrleri koyup tâcı yerine korlarmış, ba‘dehu yine Prak kal‘asına götürürlermiş. Ammâ bu tâc on iki terkdir. Her terki aralarında sıra sıra la‘l yâkût ve elmâs ve zümürrûd incüsü çokdur ve ağzının kenâreleri dâ’iren-mâdâr altı sıra fındık kadar dürr-i yetîm beyâz incüler mâbeyninde yeşil damla zümürrûd dizilüp beyâz ve yeşil tâca eyle hüsün vermiş kim çeşm-i insân hîrelenir. Bu gûne ve bu eşkâlde bir tâc-ı İskender'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 67b ·
metinde göster ·
… ov kralının başvezîri olan Sarı Şeremet Vezîr Ban ki anın koynunda üç yüz kıt‘a
elmâs
ve yetmiş aded dürr-i yetîm incüler ve kırk kıt‘a la‘l-i Bedahşânlar ile esîr o …
Bâ-husûs Maskov kralının başvezîri olan Sarı Şeremet Vezîr Ban ki anın koynunda üç yüz kıt‘a elmâs ve yetmiş aded dürr-i yetîm incüler ve kırk kıt‘a la‘l-i Bedahşânlar ile esîr olup avrediyle Hân huzûruna getirüp dest-beste dil-haste edüp pâyine iki kat kalın demir neybeler urup karısıyla ikisin bir araba içre kayd etdiler. Ve cümle elmâs cevâhirlerin aldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 115b ·
metinde göster ·
… alın demir neybeler urup karısıyla ikisin bir araba içre kayd etdiler. Ve cümle
elmâs
cevâhirlerin aldılar.
Bâ-husûs Maskov kralının başvezîri olan Sarı Şeremet Vezîr Ban ki anın koynunda üç yüz kıt‘a elmâs ve yetmiş aded dürr-i yetîm incüler ve kırk kıt‘a la‘l-i Bedahşânlar ile esîr olup avrediyle Hân huzûruna getirüp dest-beste dil-haste edüp pâyine iki kat kalın demir neybeler urup karısıyla ikisin bir araba içre kayd etdiler. Ve cümle elmâs cevâhirlerin aldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 115b ·
metinde göster ·
… nder-kat ayak üzre dururlar. Ve her sûretin ayakları altlarında la‘l u yâkût ve
elmâs
ve zümürrûd ve zeberced ve seylân ve pîrûze ve aynü'l-hurr u aynü'l-hirr ve ayn …
Ve biri biri üzre her mahlûk timsâlleri kat-ender-kat ayak üzre dururlar. Ve her sûretin ayakları altlarında la‘l u yâkût ve elmâs ve zümürrûd ve zeberced ve seylân ve pîrûze ve aynü'l-hurr u aynü'l-hirr ve aynü's-semek ve kehribâr ve kerpiç kerpiç altunlar ve gümüşler pâymâl-i rimâl yatırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 154a ·
metinde göster ·
… ar idi. Oğlu Moyinçak Şâh dahi eyle libâs geymişdi, ammâ tâcı üzre püsküller ve
elmâs
taş yok idi. Bunlar pâdişâhlarına kendi ıstılâh lugâtları üzre Taysı Şâh derler …
Bizzât Taysı Şâh ol şiddet-i şitâda sığın derisi kürkünü üzerine ters geymiş idi. İçinde yine sığın yavrusu derisinden Özbek libâsı gibi peşli deriden haftanı var idi. Ve kuşağı at derisi kayışından idi. Ve çakşırı mâvî keçeden idi. Mest yerine yine çakşırla yapılmış keçe idi. Başında kalpağı kırmızı tilki kürkünden olup üzeri bir beyâz deri idi. Lâkin kalpağının depesinde gûnâ-gûn harîr pâreciklerinden püskülleri olup aralarında yumurta kadar bir delikli elmâsı var idi. Oğlu Moyinçak Şâh dahi eyle libâs geymişdi, ammâ tâcı üzre püsküller ve elmâs taş yok idi. Bunlar pâdişâhlarına kendi ıstılâh lugâtları üzre Taysı Şâh derler. Oğluna ve vezîri makâmında olanlara Moyinçak Şâh derler. Obaları ve derimleri cümle deve yünü keçedendir. Ve cümle sığın ve kaplan ve at ve koyun postlarıyla döşeli bârgâhları var. Yanlarında tuzdan ve katrândan azîz ve lezîz bir şey yokdur. Kendüleri ve cümle hayvânâtları tuzsuz olmaz. Ve katrânı karıları zebat ve kala-misk yerine kulaklarının ardlarına sürerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 175b ·
metinde göster ·
… stânı yokdur, ammâ cemî‘i dünyâda olan eşyâ-yı z[î]-kıymet 366a la‘l yâkût ve
elmâs
ve zümürrüd ve dîbâ ve şîb ü zerbâf ve kâmhâ-yı dârây ve niçe bin gûne akmişe-i …
Ammâ bu şehrin âbâdânına göre kârgîr binâlı bezzâzistânı yokdur, ammâ cemî‘i dünyâda olan eşyâ-yı z[î]-kıymet 366a la‘l yâkût ve elmâs ve zümürrüd ve dîbâ ve şîb ü zerbâf ve kâmhâ-yı dârây ve niçe bin gûne akmişe-i fâhireler mevcûdlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 365b–366a ·
metinde göster ·
… âf ve dârâyî ve kemhâ-yı atlâs ve katîfe ve sereng ve la‘l yâkût ve zümürrüd ve
elmâs
ve seylân ve zeberced ve fîrûze ve incü ve akîk-i Yemenî ve aynü'l-hırr ve aynü …
Ve cemî‘i esnâfânların birer mahalde sâkin oldukları çârsûları vardır. Ve niçe yüz bin guruşa mâlik ağır bâzergânlar mezkûr kal‘a-misâl olan yerdeki dükkânlarda ve müte‘addid kiremitli kârgîr binâlı evlerde sâkin olup cümle dîbâ şîb ve zerbâf ve dârâyî ve kemhâ-yı atlâs ve katîfe ve sereng ve la‘l yâkût ve zümürrüd ve elmâs ve seylân ve zeberced ve fîrûze ve incü ve akîk-i Yemenî ve aynü'l-hırr ve aynü'l-hir ve aynü's-semek ve niçe bin gûne cevâhir-i kâmyâb makûlelerin bu meydân-ı mahabbete koyup her dükkânçenin rûyı bezekistân-ı arûsek nakş-ı nigârhâne-i Çîn-misâl olup her metâ‘-ı nâdirât girân-bahâlara fürûht olunur, zîrâ bu kal‘a gibi hân bâzârı mahfûz yer olmak ile her ki[me]sne metâ‘-ı zî-kıymetin rûy-ı dükkâna çıkarır. 376a Ammâ bu ağır bâzergânlardan mâ‘adâsı taşra panayır çârsûsundaki dükkânlarda ve çadırlarında bey‘ u şirâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 375b–376a ·
metinde göster ·
… lup ümm-i rûhullâhdır. Ve gerdeninde olan incü-yi dürr-i yetîm ve la‘l yâkût ve
elmâs
beş Mısır hazînesi mâl var. Ve gûnâ-gûn heyâkiller var kim her biri birer kâfir …
Ve bu deyrin cânib-i erba‘ası niçe yüz zî-kıymet sandalîlerdir kim herbiri birer kralın ve birer kefere-i kibârın yâdigârıdır. Ve şark cânibinde bir tâk altında Meryem Ana timsâli var, gûyâ Hazret-i Îsâ'yı âlem-i sabâvetinde dirâgûş eylemiş. Bu dahi gûyâ zî-rûh olup ümm-i rûhullâhdır. Ve gerdeninde olan incü-yi dürr-i yetîm ve la‘l yâkût ve elmâs beş Mısır hazînesi mâl var. Ve gûnâ-gûn heyâkiller var kim her biri birer kâfirelerin teberrüküdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y223a ·
metinde göster ·
… r-zer hâlîçeler ile mefrûşdur. Ve kubbe içi serâpâ lâ’l ve yâkût ve zümürrüd ve
elmâs
ile müzeyyen kanâdîller var kim her biri birer Rûm harâcı değer, birer pâdişâhı …
Ve bu âsitânenin içi zer-ender-zer hâlîçeler ile mefrûşdur. Ve kubbe içi serâpâ lâ’l ve yâkût ve zümürrüd ve elmâs ile müzeyyen kanâdîller var kim her biri birer Rûm harâcı değer, birer pâdişâhın hedâyâsıdır. Ve altun şem‘dân ve çerâğdân ve buhûrdân ve gülâbdânlar var kim bunlar dahi birer vüzerâ-yı sâhib-re’ylerin hayrâtlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y229a ·
metinde göster ·
Ve bir mücevher kuflu var kim sâfî zer-i hâlis üzre
elmâs
ve lâ’l [ü] yâkût ile murassa‘ bir kufl-i gencîne-i enbiyâdır ve hayrât-ı Züley …
Ve bir mücevher kuflu var kim sâfî zer-i hâlis üzre elmâs ve lâ’l [ü] yâkût ile murassa‘ bir kufl-i gencîne-i enbiyâdır ve hayrât-ı Züleyhâ'dır. Mısır'dan gönderüp yine bir Mısır hazînesi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y229a ·
metinde göster ·
ve mercân ve kehrübâr ve pîrûze ve seylân akîk ve Yemenî ve aynü'l-hur ve ayn-ı …
Ve incü ve la‘l yâkût ve zümürrüd ve elmâs ve mercân ve kehrübâr ve pîrûze ve seylân akîk ve Yemenî ve aynü'l-hur ve ayn-ı semek makûlesi girân-bahâ zî-kıymet cevâhir her dükkânda yığın yığın fürûht olunmada. Ve incüler ve mercân ve kehrübâr tesâbîhleri şebeke-i semek-misâl rûy-ı dekâkînlere zeyn edüp lü‘lü ve mercânı küme küme âvîzeler edüp zeyn ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y327a ·
metinde göster ·
ve la‘l yâkût ve zümürrüd ve pîrûze ve akîk u Yemenî ve Seylân cebellokum ve ay …
Ve ba‘zı cevher-fürûş dükkânlarında elmâs ve la‘l yâkût ve zümürrüd ve pîrûze ve akîk u Yemenî ve Seylân cebellokum ve aynü'l-hur ve aynü'l-hir ve aynü's-semek ve zeberced ve şebçerâğ makûlesi girân-bahâ cevâhirleri rûy-ı dükkânçelere çıkarup arz-ı kâlây edüp şehr-i Mekke'ye şems-i âteş-tâb tâb verdikde şems-i cihângîr mezkûr cevâhirlere te’sîr etdükde şa‘şa‘asından merdüm-i çeşm-i nergis hîrelenirdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y331b ·
metinde göster ·
… ymân'ın defînesin bulup altun mandalar içinde bî-had [ü] bî-kıyâs lâ’l yâkût ve
elmâs
ve zümürrüd bulup ve niçe bin Husrevânî küpleri mümessek zer-i hâlis ile mâl-â- …
Ve Âl-i Emeviyyûn'dan Velîd bin Abdülmelik zamân-ı hilâfetinde bin pâre gemi ile Mağrib-zemînde diyâr-ı Endelüs'de medîne-i Tulayt[ul]a'yı feth etdükde Hazret-i Süleymân'ın defînesin bulup altun mandalar içinde bî-had [ü] bî-kıyâs lâ’l yâkût ve elmâs ve zümürrüd bulup ve niçe bin Husrevânî küpleri mümessek zer-i hâlis ile mâl-â-mâl bulup Şâm-ı şerîfde câmi‘-i Ümeyye ve bu Mekke-i mükerremeyi ol kadar tezyîn eyledi kim gûyâ Cennet-i Adn oldu. Ve yedi kantâr zer-i hâlisden ibtidâ mîzâb-ı rahmeti bunlar inşâ etdirdi. Ammâ bâr-ı sakîl olmak ile her bâr ol bâr-ı mîzâb düşerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y340b ·
metinde göster ·
… âhir makûlesi ve akmişe-i fâhire-i nâdire dîbâ ve şîb ü zerbâf ve lâ‘l yâkût ve
elmâs
ve zümürrüd ve dürr-i yetîm lü’lü’-i şehvâr ve hurmüz-i dürdâne ve müşk ü amber …
Ve bu hân dükkânlarından mâ‘adâ her hânede zî-kıymet cevâhir makûlesi ve akmişe-i fâhire-i nâdire dîbâ ve şîb ü zerbâf ve lâ‘l yâkût ve elmâs ve zümürrüd ve dürr-i yetîm lü’lü’-i şehvâr ve hurmüz-i dürdâne ve müşk ü amber-i hâm ve abîr-i gül-fâm ve zebâd ve ıtr-ı şâhî ve kâdî ve mâhî ve kâfûrî ve sünbül-i hıtâyî ve'l-hâsıl cemî‘i dünya kâlâyi fürûht olunup yük bağlanup yük çözülür bir bender şehr-i mu‘azzamdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y356b ·
metinde göster ·
… gûn hücreli mücevher zî-kıymet sandûklar kim herbir hücreleri içi lâ‘l yâkût ve
elmâs
ve zümürrüd ve seylân ve pîrûze ve ayn-ı semek ve aynü'l-hir ve akîk-i Yemenî v …
Dahi ardı sıra boğça boğça gûnâ-gûn akmişe-i fâhireler ve Kandehârî ve hezârî köse destârlar ve Hindustân şugulü serîr-i bî-nazîr ve püsûs-kârî sihr-i mübîn mertebesi pîş-tahtalar ve gûnâ-gûn hücreli mücevher zî-kıymet sandûklar kim herbir hücreleri içi lâ‘l yâkût ve elmâs ve zümürrüd ve seylân ve pîrûze ve ayn-ı semek ve aynü'l-hir ve akîk-i Yemenî ve lü’lü’ [ü] mercân ile leb-ber-leb idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y365a ·
metinde göster ·
Hâcib fî şuhûr sene seb‘ ve ışrîn ve seb‘imi’e [727] ve kemâluhu sene selâsîn m …
Emera bi-inşâi hâze'l-mekâni'l-mübârek el-fakîr Emîr Elmâs Hâcib fî şuhûr sene seb‘ ve ışrîn ve seb‘imi’e [727] ve kemâluhu sene selâsîn min hicreti'n-nebeviyyeti'l-Muhammediyye.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y100b ·
metinde göster ·
Andan tokuz aded yedekler kim herbiri la‘l, cevâhir, zümürrüd ve
elmâs
ve la‘l-i Bedahşân'a gark olmuş cümle altun zencîrli ve murassa‘ eğerli ve incü …
Andan tokuz aded yedekler kim herbiri la‘l, cevâhir, zümürrüd ve elmâs ve la‘l-i Bedahşân'a gark olmuş cümle altun zencîrli ve murassa‘ eğerli ve incü dikme abâyîli küheylân atlardır kim herbiri birer Rûm harâcı değer yedeklerdir. Ve bu sâfinâtü'l-ciyâd misilli yedekleri keşân-ber-keşân yedekciler çeküp anlar dahi mülebbes ve başlarında mücevvezeler ve kırmızı şalvârlar ve ayaklarında Çerkezî fillarlar ile esb-i tâzîleri arz-ı kâlâ ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y188a ·
metinde göster ·