… n tabbâğhâne ve yüz meyhâne ve üç bozahâne var. Ammâ Küpeli Yahûdî'nin mümessek
elma
suyu ve tiryandafila Rûm'un misket şarâbı, harâbâtî erenleri içre meşhûrdur. Zî …
Ve cümle altı yüz dekâkînlerdir. Gerçi bezzâzistânı yokdur ammâ cemî‘i zî-kıymet bî-kıymet firâvân bulunur. Ve elli dükkân tabbâğhâne ve yüz meyhâne ve üç bozahâne var. Ammâ Küpeli Yahûdî'nin mümessek elma suyu ve tiryandafila Rûm'un misket şarâbı, harâbâtî erenleri içre meşhûrdur. Zîrâ bâğlarında olan misket üzümü meğer Akdeniz Boğazı'nda Bozcaada'da ola. Ve Yahûdî pîçelerinin terbiye etdikleri şeftâlûları hoş-hordur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 124a ·
metinde göster ·
ve emrûd ve zerdâlû ve kiraz ve şeftâlû ağaçlarında yine meyveleri dahi cümle s …
Bunların alayında şekerden selviler ve şekerden elma ve emrûd ve zerdâlû ve kiraz ve şeftâlû ağaçlarında yine meyveleri dahi cümle sükkerdendir. Görenler anı kudret meyvesi dırahtı sanır ibret-nümâ temâşâgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 174a ·
metinde göster ·
… ı şey satmazlar. Bu ehl-i san‘at cümle pür-silâh olup arabalar üzre dükkânların
elma
ve turunc ve nâr ve şeftâlû ve gûnâ-gûn âlûlar ile kârhânelerin zeyn ederler ki …
Dükkân 1007, neferât 3000, bunların pîri dahi bakâlların pîri Azî ibn en-Nebbâş'dır. Lâkin bu tâ’ife yaş meyve satarlar, gayrı şey satmazlar. Bu ehl-i san‘at cümle pür-silâh olup arabalar üzre dükkânların elma ve turunc ve nâr ve şeftâlû ve gûnâ-gûn âlûlar ile kârhânelerin zeyn ederler kim ta‘bîr olunmaz. Ve turunc ve elma ve kayısı ve zerdâlû ve nâr ağaçları yapup her birin kızaklar üzre ellişer âdem çekerek azîm meyve dırahtların köküyle yerden çıkarup böyle tezyîn ederler. Ve yine kızaklar üzre azîm münakkaş köşklerde havz u şâzrevânlar revân olup kasrların cânib-i erba‘asın limon ve turunc ve kübbât ve kestâne ve nârları iplere dizüp köşkleri müzeyyen edüp içlerinde bâzârcılar oğlanlarıyla bâzâr edüp halk üzre limon ve turunc ve kestâne nisâr ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180a ·
metinde göster ·
… gûnâ-gûn âlûlar ile kârhânelerin zeyn ederler kim ta‘bîr olunmaz. Ve turunc ve
elma
ve kayısı ve zerdâlû ve nâr ağaçları yapup her birin kızaklar üzre ellişer âdem …
Dükkân 1007, neferât 3000, bunların pîri dahi bakâlların pîri Azî ibn en-Nebbâş'dır. Lâkin bu tâ’ife yaş meyve satarlar, gayrı şey satmazlar. Bu ehl-i san‘at cümle pür-silâh olup arabalar üzre dükkânların elma ve turunc ve nâr ve şeftâlû ve gûnâ-gûn âlûlar ile kârhânelerin zeyn ederler kim ta‘bîr olunmaz. Ve turunc ve elma ve kayısı ve zerdâlû ve nâr ağaçları yapup her birin kızaklar üzre ellişer âdem çekerek azîm meyve dırahtların köküyle yerden çıkarup böyle tezyîn ederler. Ve yine kızaklar üzre azîm münakkaş köşklerde havz u şâzrevânlar revân olup kasrların cânib-i erba‘asın limon ve turunc ve kübbât ve kestâne ve nârları iplere dizüp köşkleri müzeyyen edüp içlerinde bâzârcılar oğlanlarıyla bâzâr edüp halk üzre limon ve turunc ve kestâne nisâr ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180a ·
metinde göster ·
… alkan ve ne kurut ve ne yazma ve ne kımız ve ne balısıca ve ne tostagansa ve ne
elma
suyu ve ne bal suyu ve ne mübtecel suyu ve ne arpa suyu ve ne darçın suyu ve ne …
Hakîr bu kadar âlüfte ve âşüfteler ile meyhâne ve bozahâne ve kahvehâne yasdandık, Hak Sübhânehû ve Ta‘âlâ âlimü's-sırrı ve'l-hafiyyâtdır kim bu kutu bozasıyla ve Mısır'ın pirinc subyasıyla ve Kırım'da maksıma derler bir gûne yine kutu bozasına benzer bir bozadır, bu üçünden gayrı içmek müyesser olmamışdır kim rahm-ı mâderden müştak olalı me’kûlât [ü] meşrûbâtın mükeyyifâtlarından ömrüm içinde ne tütün, ne kahve, ne çay ve ne bâdyân ve ne kışır ve ne sa‘leb ve ne mahleb ve ne pivo ve ne med ve ne şarâb ve ne şarâb-ı nâb ve ne vişnâb ne nâr şarâbı ve ne hurmâ şarâbı ve ne dud şarâbı ve ne karpuz şarâbı ve ne koknâr şarâbı ve ne avşıla şarâbı ve ne ipsime şarâbı ve ne ıslama şarâbı ve ne mavuza şarâbı ve ne bedevine şarâbı (---)(---)(---)(---)(---)(---) ve ne müselles şarâbı ve ne misket şarâbı ve ne fışfış şarâbı ne nârdenk şarâbı ve ne bozon şarâbı ve ne hümül şarâbı ve ne rakı ve ne gülefsen ve ne horilka ve ne firna ve ne sudina ve ne poloniyye ve ne hardaliyye ve ne ramazâniyye ve ne imâmiyye ve ne boza ve ne talkan ve ne kurut ve ne yazma ve ne kımız ve ne balısıca ve ne tostagansa ve ne elma suyu ve ne bal suyu ve ne mübtecel suyu ve ne arpa suyu ve ne darçın suyu ve ne kibrît suyu ve ne göydürme suyu (---)(---) ve ne afyon ne berş, ne nûşdâr, ne cevâriş, ne mukîm, ne Bayrampaşa habbı, ne şarâbiyye, ne benglik, ne kara pehlivân, ne habb-ı uşşâkî ve ne habb-ı rahîkî ve ne habb-ı safâyî ve ne habb-ı cedvâr ve ne habb-ı şifâ ve ne habb-ı şâhî, ne habb-ı ferah ne ma‘cûn-ı kâkvîh ve ne ma‘cûn-ı cihân-bahş ve ne ma‘cûn-ı dil-şâd ve ne ma‘cûn-ı kaysûn ve ne ma‘cûn-ı miş ve ne ma‘cûn-ı felâsife ve ne ma‘cûn-ı pîrecân ve ne ma‘cûn-ı dil-küşâ (---)(---)(---)(---) ancak dilber-lebi ma‘cûnuna mübtelâ olup sîm-i hâlis hokka dehânından devâ-yı inşirâh-ı sadr içün gâhî be-gâhî kimesnenin haber [u] âgâhı yok iken bu hakîr dilber ma‘cûnun isti‘mâl ederiz. Pederimiz merhûm dahi bu keyf ile âlûde idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 213a ·
metinde göster ·
… sekiz babası bir yire cem‘ olup harâmzâdesinin eline sâhib-i zinâ vâlidesi bir
elma
verüp oğlan elmayı kankı zânîye verirse babası oldur, deyü hükm edüp ba‘dehû av …
Ahvâl-i kabâyil-i İt-til: Lisân-ı Moğolîde İt-til demek köpek lisânlı demekdir. Ya‘nî ceng mahallinde bir gûne av‘av ve va‘va‘ eder kelb-i akûr kavm-i lecûcdur. Meselâ Mardin kal‘ası kurbunda Melek Ahmed Paşa efendimizle kırdığımız Sincar dağındaki Saçlı Kürdü gibi yigirmi bin mikdârı kavm-i nâ-pâk ve Hakdan bî-bâk bed-mezheb ve bed-meşreb ve cîfe-hâr ve har-süvâr-ı bî-dîn, murdâr kavmdirler, ammâ su’âl eylesen "Hazret-i Hamza neslindeniz" derler. Savm u salât ve hacc [u] zekât vermezler ve edâ-yı alâ mâ-farazallah nedir bilmezler. Bir avreti yedi sekiz kişi alup tezvîc ederler. Ol nisvân-ı sahib-i ussândan bir şakî veled-i zinâsı hâsıl olsa yedi sekiz babası bir yire cem‘ olup harâmzâdesinin eline sâhib-i zinâ vâlidesi bir elma verüp oğlan elmayı kankı zânîye verirse babası oldur, deyü hükm edüp ba‘dehû avret anın hükmünde olup kimesne müdâhale edemez ve Acem diyârında mum söndürürler, deyü meşhûr olan bu kavm-i habîsin içindedir. Yohsa gayrı diyârda görmedik ve istimâ‘ etmedik. Ammâ her diyârda teberrüken şâh pabucundan su içmeleri mukarrerdir kim şâhlarına ve hânlarına gâyet mutî‘ kavmlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 311a ·
metinde göster ·
… İrem desem hatâ yok / İrem bağında bu denlü safâ yok / Biter şeftâlû vü emrûd u
elma
/ Olur zerdâlüsü mânend-i hurma / Nice medh etmeyim ben bu cinânı / Ki zîrâ yok …
Ki kande varsa anın bir mizânbıDöner üstünde niçe âsiyâbıNedir anda olan bağ u besâtînNedir ezhâr ile dürlü reyâhînNedir anda olan enhâr-ı cârîGönüllerde komaz aslâ gubârıAna bâğ-ı İrem desem hatâ yokİrem bağında bu denlü safâ yokBiter şeftâlû vü emrûd u elmaOlur zerdâlüsü mânend-i hurmaNice medh etmeyim ben bu cinânıKi zîrâ yokdurur bu şehre sânîVerüp vakfiyyetine Âl-i SelçukBu hâli bilmiş idi cümle mahlûkTelef olmuş idi ol vakf cerrâsMukarrer eylemişdi Âl-i Âbbâs
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 18a ·
metinde göster ·
… ezârî nâm bir gûne elma'sı olur kim ve râhin ruh râhin mesel-i tüffâh-misâli bu
elma
hakkındadır. Lezzetde gûyâ İslâmbol kurbunda Kocaeli sancağında misket elması g …
Sitâyiş-i me’kûlât [u] meşrûbât: Evvelâ beyâz ve hâs ekmeği ve çöreği ve böreği ve bâğlarında hezârî nâm bir gûne elma'sı olur kim ve râhin ruh râhin mesel-i tüffâh-misâli bu elma hakkındadır. Lezzetde gûyâ İslâmbol kurbunda Kocaeli sancağında misket elması gibi râyiha-i tayyibeli bir müdevver tüffâhdır. Dâ’imâ tenâvül eden cemî‘i emrâz-ı muhtelifeden felâh bulur. El-hâsıl rub‘-ı meskûnda nazîri yokdur ve hadîkalarında Agırbinik üzümü Şâm'ın Zeynî üzümünden ter ü lezîz engûrdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 83a ·
metinde göster ·
… ider, özge temâşâdır. Bu mısra‘ı anların hakkındadır. Husûsan la‘l-gûn tebekanî
elma
yanaklı ve kiraz dudaklı, şîrîn sözlü ve ala gözlü Bulgar güzelleri olur kim he …
Ve haftada bir kerre bu şehr içre bâzâr-ı azîm durup yigirmi otuz bin âdem Dizdâr köyünden ve Köprü köyünden ve Çenek'den ve'l-hâsıl etrâf kurâlardan âdem deryâsı cem‘ olup ol kadar 110b mahbûb u mahbûbe niçe âfitâb [ü] âfitâbe cüvânlar cem‘ olur kim görenin aklı gider, özge temâşâdır. Bu mısra‘ı anların hakkındadır. Husûsan la‘l-gûn tebekanî elma yanaklı ve kiraz dudaklı, şîrîn sözlü ve ala gözlü Bulgar güzelleri olur kim her birinin nigâhında yüz bin hüsn-i nazarı vardır. Her biri hüsn-i cemâlde ve lütf-ı i‘tidâlde olup geysû-yı müşk-bârların çîm ender-çîm ve ham-ender ham edüp kelimâtları mevzûn lü’lü dişleri gûyâ dürr-i meknûn tendürüst duhter-i nâ-şüküfteleri vardır. Her biri bâzâr-ı hüsn içre metâ‘ın meydâna çıkarup hüsn-i ülfet ile bey‘ (u) şirâ edüp kâr ederler. Zîrâ bu şehrin âb [u] hevâsı latîfdir. İklîm-i (---) vasatında olmağıla hevâsı mu‘tedildir. Ve âbdâr engürü memdûhdur. Ve cemî‘i halkı tüccârdır. Ve Latin kavmi gâyet çokdur. Başka bir mahalledir. Ve bir mahalle Yahûdîsi var. Ve iki kefere deyri var. Bu şehirde üç gün meks edüp paşaya üç ziyâfet-i azîm edüp birer gulâm ve bir salihli küheyl at hedâya verdiler. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 110a–110b ·
metinde göster ·
… ı Hudâdır kim asla bir renge müşâbehetleri yokdur. Hatta bir hânede beş on aded
elma
olsa râyiha-i tayyibesinden âdemin dimâğı mu‘attar olur. (...)(...) misl-i tüf …
Bu Malatıyye'nin yedi tevir elması İzmit şehrinde misket elması ve ferik elmasından lezîz ve âbdâr Hudâyî mümessek elması olur ammâ Kefe diyârının Sudak elması kadar iri değildir. Ancak otuz kırk dirhem gelir. Lâkin Cenâb-ı Perverdigâr bu Malatıyye elmalarına bir gûne renk vermişdir kim kırmızısı, kırmızı-sarısı ve yeşili ve gayrı elvânları cümle sun‘-ı Hudâdır kim asla bir renge müşâbehetleri yokdur. Hatta bir hânede beş on aded elma olsa râyiha-i tayyibesinden âdemin dimâğı mu‘attar olur. (...)(...) misl-i tüffâh ve billahi i‘tasam (...) ibâreti bu Malatıyye {elması} hakkında ola. Hatta bu Malatıyye zurefâları ve nâzenîn havâtinleri bu elmalar dırahtında iken şem‘-i asel ile bu elmalara ebyât-ı eş‘âr tahrîr ederler ve niçeler kâğıda ebyât-ı münâsibleri mıkrâs-ı lâ ile oyup elmalar üzre yapışdırup ol elmalar dırahtında iken kisb-i hevâdan tarâvet buldukda ve kamerin te’sîrinden rengâmîz hâsıl edüp elma kemâlin buldukça mezkûr kâğıdların ve şem‘-i asellerin altından al ve beyâz ve sarı hüsn-i hatlı beytler hâsıl olur kim her biri gûyâ birer sihr-i mübîndir. Bu elmaları ba‘dehû vilâyet vilâyet a‘yân [u] kibârlara ve bizzât pâdişâhlara hedâyâ götürürler. Bu dahi bir diyâra mahsûs değildir. Ve yedi gûne ayvası olur, danesi birer vukiyye gelir, ammâ papa ayvası ve ekmek ayvası gâyet âbdâr ve lezîzdir ve müşk-i anber-i hâmdan ziyâde râyiha-i tayyibesi var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 195b ·
metinde göster ·
… iken kisb-i hevâdan tarâvet buldukda ve kamerin te’sîrinden rengâmîz hâsıl edüp
elma
kemâlin buldukça mezkûr kâğıdların ve şem‘-i asellerin altından al ve beyâz ve …
Bu Malatıyye'nin yedi tevir elması İzmit şehrinde misket elması ve ferik elmasından lezîz ve âbdâr Hudâyî mümessek elması olur ammâ Kefe diyârının Sudak elması kadar iri değildir. Ancak otuz kırk dirhem gelir. Lâkin Cenâb-ı Perverdigâr bu Malatıyye elmalarına bir gûne renk vermişdir kim kırmızısı, kırmızı-sarısı ve yeşili ve gayrı elvânları cümle sun‘-ı Hudâdır kim asla bir renge müşâbehetleri yokdur. Hatta bir hânede beş on aded elma olsa râyiha-i tayyibesinden âdemin dimâğı mu‘attar olur. (...)(...) misl-i tüffâh ve billahi i‘tasam (...) ibâreti bu Malatıyye {elması} hakkında ola. Hatta bu Malatıyye zurefâları ve nâzenîn havâtinleri bu elmalar dırahtında iken şem‘-i asel ile bu elmalara ebyât-ı eş‘âr tahrîr ederler ve niçeler kâğıda ebyât-ı münâsibleri mıkrâs-ı lâ ile oyup elmalar üzre yapışdırup ol elmalar dırahtında iken kisb-i hevâdan tarâvet buldukda ve kamerin te’sîrinden rengâmîz hâsıl edüp elma kemâlin buldukça mezkûr kâğıdların ve şem‘-i asellerin altından al ve beyâz ve sarı hüsn-i hatlı beytler hâsıl olur kim her biri gûyâ birer sihr-i mübîndir. Bu elmaları ba‘dehû vilâyet vilâyet a‘yân [u] kibârlara ve bizzât pâdişâhlara hedâyâ götürürler. Bu dahi bir diyâra mahsûs değildir. Ve yedi gûne ayvası olur, danesi birer vukiyye gelir, ammâ papa ayvası ve ekmek ayvası gâyet âbdâr ve lezîzdir ve müşk-i anber-i hâmdan ziyâde râyiha-i tayyibesi var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 195b ·
metinde göster ·
… kâsırdır. Bu herîf-i zarîf tâze cân bulup üç günde ter ü tâze la‘l-gûn tabekânî
elma
yanaklı bir âdem oldu. Niçe bin bunun emsâli kimesnelere Mesîh-âsâ hayât verir.
Zîrâ anlar evvel asrın benî Âdemine göre hukemâlar idi. Ammâ bu hân asrın za‘îf ve nahîf âdemlerinin tabî‘atine göre nabz-şinâs-ı hâzık ve fassâd-ı kâmildir. Hatta seksen yıllık bir za‘îf ü nahîf lades kemiğine dönmüş bir berş-nâk ve afyon esîri herîfe muklalar verüp hammâma koyup buna bir ilac etmişdir kim vasfında lisân kâsırdır. Bu herîf-i zarîf tâze cân bulup üç günde ter ü tâze la‘l-gûn tabekânî elma yanaklı bir âdem oldu. Niçe bin bunun emsâli kimesnelere Mesîh-âsâ hayât verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 227b ·
metinde göster ·
… eylân ve taşdökân kısa belli ve öküz bilekli ve dibek karınlı ve sumak burunlu,
elma
göz, semîn ü cesîm ve kesimi güzel mahbûb-ı Mahmûdî atları olur kim Kürdistân'd …
Cümle Ekrâdı şâhbâz u gâzî Muhammedî kavmidir kim bunlarda olan küheylân ve taşdökân kısa belli ve öküz bilekli ve dibek karınlı ve sumak burunlu, elma göz, semîn ü cesîm ve kesimi güzel mahbûb-ı Mahmûdî atları olur kim Kürdistân'da böyle at olmazdır. Bend-i Mâhîsindeki sayd olunan mâhîler dahi cümle memdûhdur. Ammâ imâret-i ebniyyeleri gayr-i memdûhdur. Ancak bir Ulucâmi‘i ve bir Şeref Hân sarâyı ve bir hammâmı ve bir hânı ve bâğ u bostânı ve kifâyet mikdârı dükkânı vardır. Ammâ âb u hevâsı ve engürü memdûhdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 246a ·
metinde göster ·
… caeli'nde misket elması ve Rûm'da Köstendil elması ola, ammâ bu Van'da ol kadar
elma
olur kim ehl-i teferrüc birbirleriyle elma cengi ederler ve âbdâr Engürü ve Abb …
Der-vasf-ı me’kûlât-ı müsmirrât: Evvelâ memdûh meyvesinden on iki gûne al yanaklı tebekânî ve cângüli ve seylânı ve zağafranı ve Şâmî nâmân tüffâhları olur kim misli meğer Kırım diyârında Sudak elması yahûd Kocaeli'nde misket elması ve Rûm'da Köstendil elması ola, ammâ bu Van'da ol kadar elma olur kim ehl-i teferrüc birbirleriyle elma cengi ederler ve âbdâr Engürü ve Abbâsî ve melece emrûdu olur kim misli yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 258b ·
metinde göster ·
… elması ola, ammâ bu Van'da ol kadar elma olur kim ehl-i teferrüc birbirleriyle
elma
cengi ederler ve âbdâr Engürü ve Abbâsî ve melece emrûdu olur kim misli yokdur.
Der-vasf-ı me’kûlât-ı müsmirrât: Evvelâ memdûh meyvesinden on iki gûne al yanaklı tebekânî ve cângüli ve seylânı ve zağafranı ve Şâmî nâmân tüffâhları olur kim misli meğer Kırım diyârında Sudak elması yahûd Kocaeli'nde misket elması ve Rûm'da Köstendil elması ola, ammâ bu Van'da ol kadar elma olur kim ehl-i teferrüc birbirleriyle elma cengi ederler ve âbdâr Engürü ve Abbâsî ve melece emrûdu olur kim misli yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 258b ·
metinde göster ·
… e şehrinin at gemilerinden (---) şehrinin Gucurât kutnîlerinden ve Duvrak şehri
elma
ve ayvalarından hedâyâlarımız verüp yine şehr-i Basra içre birkaç eyyâm cân soh …
Andan gemilere süvâr olup karşu tarafda yine şehristân-ı Arab kal‘a-i Basra; hamd-i Hudâ selâmetle dâhil olup Basra hâkimi Hüseyin Paşa velî-ni‘metimize ve Murtezâ kethudâsı karındaşımıza Huveyze şehrinin at gemilerinden (---) şehrinin Gucurât kutnîlerinden ve Duvrak şehri elma ve ayvalarından hedâyâlarımız verüp yine şehr-i Basra içre birkaç eyyâm cân sohbetleri etmeğe başladık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 365b ·
metinde göster ·
… ve minkârı yırtıcı kuş burnu gibi değil bir küçük kuşdur. Evc-i âsumânda gıdâsı
elma
kabuğu duhânıdır ve suyu çiğ ve kırağıdır derler.
Ve kavm-i murg-ı hümâ hâlâ vilâyet-i Çîn ve vilâyet-i Semenkân üzre ve cebel-i Kâf verâsı üzre çokdur. Aslâ yere konmaz, ber-hevâ bulutlar içre âşiyânları vardır. Beyzasın hevâdan zemîne bırağup beş yüz yıllık yoldan beyzası zemîne inince yavrusu zemîne inmedin âsumâna urûc eder. Aslâ vücûdu hayâtda iken kimse görmemişdir. Ammâ lâşesin bu hakîr Evliyâ-yı pür-taksîr diyâr-ı Acem'de Gencikulu Hân hazînesinde görmişim. Gûyâ ebâbîl kıt‘asında münakkaş bir murg-ı zeyrekdir. Kanatları kırlangıç cenâhları gibi sivridir ammâ kanatları ucunda birer karış kadar bükülmüş teller ucunda birer çengel-misâl tırnakları vardır ve ayaklarında dahi çengelli tırnakları var ve minkârı yırtıcı kuş burnu gibi değil bir küçük kuşdur. Evc-i âsumânda gıdâsı elma kabuğu duhânıdır ve suyu çiğ ve kırağıdır derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 396a ·
metinde göster ·
İznikmit kurbünde Kocaeli sâkinlerinden bir müteverri‘-hâl sâhibi sulehâ-yı ümmetden mazanne-i kerâme büdelâ-meşreb bir âdem idi. Kocaeli'nden akrabâları buna misket ve Fireng elması gönderdiklerinde bu dahi İslâmbol a‘yânlarına ve bizzât Sultân Ahmed ve Sultân Mustafâ ve Sultân Osmân ve Gâzî Murâd Hân'a varınca "Güzel âdem, güzel elma, armağan alma." deyü cümleye elma armağan verdiğinden Armağanî Mehemmed Efendi derlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 396b ·
metinde göster ·
… e Gâzî Murâd Hân'a varınca "Güzel âdem, güzel elma, armağan alma." deyü cümleye
elma
armağan verdiğinden Armağanî Mehemmed Efendi derlerdi.
İznikmit kurbünde Kocaeli sâkinlerinden bir müteverri‘-hâl sâhibi sulehâ-yı ümmetden mazanne-i kerâme büdelâ-meşreb bir âdem idi. Kocaeli'nden akrabâları buna misket ve Fireng elması gönderdiklerinde bu dahi İslâmbol a‘yânlarına ve bizzât Sultân Ahmed ve Sultân Mustafâ ve Sultân Osmân ve Gâzî Murâd Hân'a varınca "Güzel âdem, güzel elma, armağan alma." deyü cümleye elma armağan verdiğinden Armağanî Mehemmed Efendi derlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 396b ·
metinde göster ·
… riliçse kal‘asından büyükdür, ammâ âdemi azdır. Nehr-i Özü kenârında bâğçeli ve
elma
ve erikli ve amrudlu ve yulaf çavdarlı yigirmi aded kiliseli ve beş yüz aded dü …
Leh hâkinde Durujunka hatmanı hükmünde Kazak-ı Ak vilâyetinin tâ ortasında şehre mânend bir derbend kenddir kim Çehriliçse kal‘asından büyükdür, ammâ âdemi azdır. Nehr-i Özü kenârında bâğçeli ve elma ve erikli ve amrudlu ve yulaf çavdarlı yigirmi aded kiliseli ve beş yüz aded dükkânlı köydür, ammâ kal‘ası yokdur. Anıniçün Lomovat derler. Urus lisânı üzre Lomovat (---) derler.(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 47b ·
metinde göster ·
… lir bir kaplıca yoğurd iki peneze ve on beş yumurta bir peneze ve bir arka yükü
elma
ve soğan ve hıyar ve kabak ve lahana ve pırasa ve sarmısak birer penezedir, amm …
Hattâ üç yüz dirhem hâs ve beyâz ekmek bir akçeye ve altı peneze koyun eti beş peneze kuzu eti ve üç peneze sığır eti ve üç vukıyye gelir bir kaplıca yoğurd iki peneze ve on beş yumurta bir peneze ve bir arka yükü elma ve soğan ve hıyar ve kabak ve lahana ve pırasa ve sarmısak birer penezedir, ammâ pirinç ve kahve ve şeker pahâlıdır, zîrâ bu şehre Selânik on iki konakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 116a ·
metinde göster ·
… k ile evsâfları tahrîr olunmuşdu. Ammâ bu Yaboka, ya‘nî lisân-ı Sırfça Yabloka "
Elma
köyü" demekdir, Belgrad-ı behişt-âbâd mukâbelesinde nehr-i Tuna'dan ayrılmış bi …
Bâlâdaki kurâlar mukaddemâ birkaç kerre ubûr olmak ile evsâfları tahrîr olunmuşdu. Ammâ bu Yaboka, ya‘nî lisân-ı Sırfça Yabloka "Elma köyü" demekdir, Belgrad-ı behişt-âbâd mukâbelesinde nehr-i Tuna'dan ayrılmış bir azmak kenârında bir ma‘mûr üç yüz hâneli Eflak ve Bulgar ve Sırf kefereleri köy ve ze‘âmetdir. Ve mezkûr kurâlar ve ubûr etdiğimiz cümle sahrâlar serâpâ Tımışvar eyâleti idi, bu arada tamâm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 31b ·
metinde göster ·
yanaklı ve la‘l-gûn kiraz dudaklı ve marâl gazâlî gözlü ve şîrîn sözlü ve münev …
Âb [u] hevâsı letâfetinden bu karyede al tebekânî elma yanaklı ve la‘l-gûn kiraz dudaklı ve marâl gazâlî gözlü ve şîrîn sözlü ve münevver yüzlü Bulgar ve Urûm kızları olur. Hudâ-ı Hallâk'a ayândır gûyâ her biri birer bânû-yı perîzâdlardır kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz. Misilleri meğer Şâm-ı cennet-meşâm kurbunda şehr-i Havrân güzelleri ola. Bu belîdede Harâccı Mustafâ Ağa karındaşımızla dahi mülâkât olup bizi bir bâğ-ı Merâmda kondurup cemî‘i me’kûlât [u] meşrûbâtımız ta‘yîn etdiğinden mâ‘adâ hakîre bir at ihsân etdi kim ne at bir hüssân-ı sâfinât misilli mu‘teber at.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 53b ·
metinde göster ·
… k kulağız alup cânib-i garba Bakvan dağları içre giderken azamet-i Hudâ erik ve
elma
ve emrûd ve kızılca ve yer vişnesi ve çilek nâm meyveler dağlarda pâymâl-i rimâ …
Bu kal‘adan Hacı Paşa elli yiğit refîk kulağız alup cânib-i garba Bakvan dağları içre giderken azamet-i Hudâ erik ve elma ve emrûd ve kızılca ve yer vişnesi ve çilek nâm meyveler dağlarda pâymâl-i rimâl olup yatup bu ni‘met-i fâkiheleri yeyüp 3 sâ‘atde gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 16a ·
metinde göster ·
… k. Lâkin iki başında dilleri keler dili gibi, ammâ gözleri yok, karnı bir büyük
elma
kadar karnını yarup içi leb ber-leb kırmızı kırmızı hurda sovulcanlar {çıkdı}. …
Herîf-i mezbûrdan tâ vakt-i asr olunca tahtânî ve fevkânî ol kadar ameller edüp bed râyihalı kara katrânlar ve niçe bin sovulcanlar çıkarken {dübüründen} üç karış kadar tûlı yılan gibi beyâz alaca ve üstü sümüklü iki ucunda gelincik başı gibi başları var, ammâ dişleri yok. Lâkin iki başında dilleri keler dili gibi, ammâ gözleri yok, karnı bir büyük elma kadar karnını yarup içi leb ber-leb kırmızı kırmızı hurda sovulcanlar {çıkdı}. Anlar dahi kendi gibi ayaksız ve gözleri kör sovulcanlar idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 63a ·
metinde göster ·
… ân misilli bâğ u bâğçe bu köyde peydâ olmuşdur. Bu kend-i ma‘mûr içinden nehr-i
Elma
cereyân edüp Balıklağa ve Corguna ve İnkirmân {ve Çadır} dağlarından gelüp bu m …
Bir dere içine vâki‘ olmuş bâğlı ve bâğçeli ve âb [u] hevâsı latîf mesîregâh teferrücgâh bir vâdîde vâki‘ olmuşdur. İbtidâ cezîre-i Kırım'da ravza-i Rıdvân misilli bâğ u bâğçe bu köyde peydâ olmuşdur. Bu kend-i ma‘mûr içinden nehr-i Elma cereyân edüp Balıklağa ve Corguna ve İnkirmân {ve Çadır} dağlarından gelüp bu mahalde Karadeniz’e mahlût olur. Bu nehr-i Elma kenârında bâğ-ı İremden nişân verir nûreddîn sultân sarâyında bir gece mihmân olup hakkâ ki pâdişâhâne zevk u safâlar edüp niçe bin bülbüllerin nağamât-ı hoş-elhânların istimâ‘ edüp rûh-efzâ demler etdik. Diyâr-ı Kırım'da bu bâğın misli yokdur, meğer Bâğçesarây kurbunda Aşlama Bâğı ola. Bu bâğ-ı Elma'da Nûru'd-dehr Sultân bir kasr-ı müşeyyed binâ ederken hakîr râst gelüp bi'l-bedâhe bu târîh kasrın kitâbelerine tahrîr olunmuşdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 119b ·
metinde göster ·
… rmân {ve Çadır} dağlarından gelüp bu mahalde Karadeniz’e mahlût olur. Bu nehr-i
Elma
kenârında bâğ-ı İremden nişân verir nûreddîn sultân sarâyında bir gece mihmân o …
Bir dere içine vâki‘ olmuş bâğlı ve bâğçeli ve âb [u] hevâsı latîf mesîregâh teferrücgâh bir vâdîde vâki‘ olmuşdur. İbtidâ cezîre-i Kırım'da ravza-i Rıdvân misilli bâğ u bâğçe bu köyde peydâ olmuşdur. Bu kend-i ma‘mûr içinden nehr-i Elma cereyân edüp Balıklağa ve Corguna ve İnkirmân {ve Çadır} dağlarından gelüp bu mahalde Karadeniz’e mahlût olur. Bu nehr-i Elma kenârında bâğ-ı İremden nişân verir nûreddîn sultân sarâyında bir gece mihmân olup hakkâ ki pâdişâhâne zevk u safâlar edüp niçe bin bülbüllerin nağamât-ı hoş-elhânların istimâ‘ edüp rûh-efzâ demler etdik. Diyâr-ı Kırım'da bu bâğın misli yokdur, meğer Bâğçesarây kurbunda Aşlama Bâğı ola. Bu bâğ-ı Elma'da Nûru'd-dehr Sultân bir kasr-ı müşeyyed binâ ederken hakîr râst gelüp bi'l-bedâhe bu târîh kasrın kitâbelerine tahrîr olunmuşdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 119b ·
metinde göster ·
… ler. Ammâ vakt-i bahârda her dıraht-ı meyvedârın şükûfeleri küşâde olup erik ve
elma
ve emrûd ve kiras [ve] vişne çiçekleri kaçan küşâde olduğu mahalde âdem râyiha- …
Ve cemî‘i vilâyetlerden hânlara hedâyâ gelen şükûfe-i hezâr-gûnların râyiha-i tayyibeleri âdemin dimâğların mu‘attar eder. Husûsan Anatolu'da Bakrazbeli müşk-i Rûmî soğanları ve Tarabefzûn karanfîllerinin kanırtmaçları ve İslâmbol’un zerrîni ve Monla Çelebi’nin ablak lâlesi ve Çelebi Cüce’nin filandıra lâlesi ve Kâğızhâne lâlesi ve gûnâ-gûn şakâyık-ı nu‘mânîler ve İstanköy sünbülleri ve niçe yüz bin gûne hedâyâ gelen çiçek soğanlarının şükûfeleri bu bâğ-ı kûhistân içre zeyn olup görenler ve bu bâğ içre girenler gûyâ cennet-i huld-i berîne girdik zann ederler. Ammâ vakt-i bahârda her dıraht-ı meyvedârın şükûfeleri küşâde olup erik ve elma ve emrûd ve kiras [ve] vişne çiçekleri kaçan küşâde olduğu mahalde âdem râyiha-i tayyibelerinden sermest olup bu bâğ-ı İremezâtü'l-ımâd gûyâ fânî cihânın Firdevs-i berîn-misâli olur. Ammâ bu hıyâbân-ı latîf bu Mehemmed Geray Hân asrında böyle müzeyyen olmuşdur, zîrâ bir sâhib-i tab‘ ve bir sâhib-i cûd-ı keremkârî hân-ı âlîşândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 124a ·
metinde göster ·
… â şeceresinden henüz kopmuş gibi lezîzdir. Hulâsa-i kelâm Sudak elması gibi bir
elma
olmazdır. Hudâ ziyâde ede.
Elması rub‘-ı meskûnda yokdur. Hattâ Malatiyye Aspuzu bâğının nâzlı elmasından ve Rûmeli'nde Köstendil bâğı elmasından bu Sudak tüffâhı meşhûr-ı âfâkdır kim misk-i amber gibi râyiha-i tayyibesi vardır. Hattâ musannifîn ve mü’ellifînden (---)(---) kimesne 136b(---) nâm kitâbı dibâcesinde "Ve râhin râhı râhın misle tüffâh ve billâhi i‘tasım, ammâ yasım" dediği tüffâh bu Sudak bâğı elmasıdır kim İzmit sancağı müşâsında Kocaeli şehrinin misket elmasından lezîz ve hoşhor ve ho[ş]-lezzet bu Sudak yablokasıdır kim asfaru'l-levn sekizi bir vukıyye gelüp içinde çekirdeği çıkar(?) tüffâhdır kim tenâvül edenin dimâğları mu‘attar olup gâyet mukavvîdir. Hattâ beyâz kutular içinde pembelere bu elmaları sarup sarmalayup Kırım hânlarına ve sultânlar vüzerâlarına niçe yüz kutu elmayı hedâyâ götürürler. Husûsan niçe bin kutular ve niçe yüz sepetler ile pembeye sarılmış mümessek elmaları gemilerle tâ İslâmbol'da Âl-i Osmân pâdişâhına ve ulemâya ve vüzerâya hedâyâ götürürler. Henüz letâfeti ve halâveti bâkî olup tûl-ı zamânda rengine tağayyür gelmeyüp gûyâ şeceresinden henüz kopmuş gibi lezîzdir. Hulâsa-i kelâm Sudak elması gibi bir elma olmazdır. Hudâ ziyâde ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 136a–136b ·
metinde göster ·
… leri köyüdür. Bir mükellef câmi‘li ve hammâmlı ve birkaç dükkânlı sehel erik ve
elma
bâğçeli kasaba-misâl ma‘mûr köydür.
Cümle Tatarları Güleçli Ahmed Efendi hazretlerinin bıyıkları tırâş dörder ve beşer sakal telli gâyet köse Tatar sopuları, ya‘nî sofîleri köyüdür. Bir mükellef câmi‘li ve hammâmlı ve birkaç dükkânlı sehel erik ve elma bâğçeli kasaba-misâl ma‘mûr köydür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 142b ·
metinde göster ·
… ostânlardır kim acâ’ib kavunu ve karpuzu olur. Ve bu varoşun üç aded yerlerinde
elma
ağaçları ve vişne ve erik ağaçları var, ammâ sovukdan değme zamânda meyve verme …
Ve bu mahalde tâ yukaru nehr-i Ten kenârında olan kulle-i Şâhîn'e varınca bir sâ‘atlik yer cümle müşebbek bostânlardır kim acâ’ib kavunu ve karpuzu olur. Ve bu varoşun üç aded yerlerinde elma ağaçları ve vişne ve erik ağaçları var, ammâ sovukdan değme zamânda meyve vermezlermiş, ammâ bostânları latîf olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 185b ·
metinde göster ·
… nından çıkup cânib-i garbda nehr-i Kuban'a yakın ahlad armudu ve göğem ve kızıl
elma
ve pelid meyveleri yiyerek (---) sâ‘at seğirdüp elhamdü lillâhi te‘âlâ nehr-i a …
Bu Yamançe Karaağaç ormanından çıkup cânib-i garbda nehr-i Kuban'a yakın ahlad armudu ve göğem ve kızıl elma ve pelid meyveleri yiyerek (---) sâ‘at seğirdüp elhamdü lillâhi te‘âlâ nehr-i azîm Kuban kenârında bir azîm ormanistân içine girüp tahassun etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 190b ·
metinde göster ·
… oturup bahârlı ıssı şerbetler ve ıssı çobralar yeyüp yatdık. Ve ahlad emrûdu ve
elma
ve göğem erikleri fasılların etdik.
Hamd-i Hudâ ne hakîr ve ne memlûk refîklerimi âteş başına komayup dipide ve boranda ağaçlar altında kar üzre oturup bahârlı ıssı şerbetler ve ıssı çobralar yeyüp yatdık. Ve ahlad emrûdu ve elma ve göğem erikleri fasılların etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 190b ·
metinde göster ·
… tâ bir salkım üzümde yetmiş gûne dâne verir üzüm ağaçları ve bir söğüd ağacında
elma
ve şeftâlû verir ağaçlar ve niçe kerre yüz bin tud ağaçlarının her birinde envâ …
Hattâ bir salkım üzümde yetmiş gûne dâne verir üzüm ağaçları ve bir söğüd ağacında elma ve şeftâlû verir ağaçlar ve niçe kerre yüz bin tud ağaçlarının her birinde envâ‘ından tut meyvesi hâsıl olur dud ağaçları ve her salkımı kırkar ellişer vukıyye gelir engûrü ve seksen gûne âbdâr emrûd ağaçları ve kırk gûne elması ve gûnâ-gûn âbdâr kirazları ve vişne ve kaysısı ve âbdâr âlûları ve alû[-yı] buhârâî ve âlû-yı mardini ve âlû-yı berekâtlısı ve ceviz ve kestânesi ve kızılcık ve 324a bâdemi ve'l-hâsıl cemî‘i Eskidünyâ ve Yenidünyâ meyveler dırahtları mevcûd olduğundan mâ‘adâ yeni dünyânın niçe kerre yüz bin gûne şükûfeleri ve Rûm ve Arab u Acem ve Hind ü Sind ve Frengistân ve Hoten ve Hıtâ ve Çîn ü Fağfûr ve Mâçîn vilâyetlerinin şükûfeleri ile bu bâğ-ı Arhonoz müzeyyen olmuşdur. Cümleden biri yüz yigirmi hâneli mâvî ve beyâz ve yeşil sünbülleri olur kim bu dünyâda görülmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 323b–324a ·
metinde göster ·
… essekdir. Âdemin demâğın misk-i abîrî râyihası mu‘attar eder. Ve bir gûne hurde
elma
ağaçlarında elması olur, subhâne'l-Hallâk rub‘-ı meskûnda nazîrin görmedim. Ve …
Ve turunc ve kebbât ve hummâs ve ağaç kavununun envâ‘ları var. Ve türlü türlü P 28b âlû ve şeftâlû ve zerdâlû ve kaysı Q 28b ve Fransa eriği ve Şâm fısdığı ve Frenk incîri ve Rûm incîrinin sekiz gûne incîri olur kim lezzeti demâğı dü şakk eder. Hattâ bir gûne fındık kadar yeşil hurde incîri olur gâyet lezîz ve mümessekdir. Âdemin demâğın misk-i abîrî râyihası mu‘attar eder. Ve bir gûne hurde elma ağaçlarında elması olur, subhâne'l-Hallâk rub‘-ı meskûnda nazîrin görmedim. Ve bu bâğda hâsıl olan âbdar ve dânedâr kiraz vişne ve siyâh dud rub‘-ı meskûnda yokdur, meğer Rûm'da Tekirdağı şehrinde ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y54b ·
metinde göster ·
… . Ancak şöyle bir bâğdır kim içinde âdem gâyib olur. Yetmiş bin nâr ve incîr ve
elma
ve emrûd ve şeftâlû ve sâ’ir eşcârât-ı müsmirât vardır. Ol bâğ-ı ferah-fezâ içr …
Ve bu şehirden evler mâbeyninde yokuş aşağı gidüp şehirden taşra sâfî bâğ u bâğçeler içre ubûr ederek nîm sâ‘atde Ahmed Ağa'nın bâğ-ı İrem hânesinde bir hafta zevk u safâlar etdik. Eğer bu bâğ-ı İrem sarâyın evsâfın tahrîr etsek tatvîl-i kelâm olur. Ancak şöyle bir bâğdır kim içinde âdem gâyib olur. Yetmiş bin nâr ve incîr ve elma ve emrûd ve şeftâlû ve sâ’ir eşcârât-ı müsmirât vardır. Ol bâğ-ı ferah-fezâ içre olan üzüm ağaçlarının hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür. Tâ Güzelce Alî Paşa üç bin forsa esîrine binâ etdirmiş. Senede yedi bin guruş mahsûl verir bakçe-i pür akçedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y108a ·
metinde göster ·
[[(---) (---) (---)]] bir kal‘adır. Ve halkı gâyet fakîrü'l-hâldir. Ve bu şehri …
Ve bu şehirde limon ve turunc ve incîr ve enâr ve elma [[(---) (---) (---)]] bir kal‘adır. Ve halkı gâyet fakîrü'l-hâldir. Ve bu şehrin cisri, Takyanus binâsıdır. On yedi gözdür derler [[(---) (---) (---)]] bir cisr-i azîmdir. Meşhûr-ı âfâk cisirlerin biri dahi budur. Ve bu cisrin mahkeme tarafı başında kal‘a kapusu [[(---) (---) (---)]] ederler. Ve cisir başında bir bâcdâr odası var. Anda bâc alınur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y148b ·
metinde göster ·
… hve bir mukaşşer tüffâh verirler. Zîrâ be-kavl-i hukemâ ba‘de'l-hammâm bir âdem
elma
yese kuvvet-i basarı ve dûrbîn-i nazarı ziyâde olup menîsi yerine kâ’im olup vü …
nassına (---) gusl edüp tâ'ib ü tâhir ve pâk zâhir olup taşra çıkdıkda şart-ı vâkıf tarafından hammâmcı gâsile bir fincân kahve bir mukaşşer tüffâh verirler. Zîrâ be-kavl-i hukemâ ba‘de'l-hammâm bir âdem elma yese kuvvet-i basarı ve dûrbîn-i nazarı ziyâde olup menîsi yerine kâ’im olup vücûda takviyet verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y246a ·
metinde göster ·
Ve cümle âteşgedeler sönüp tâk-ı Kisrâ ve kubbe-i Ayasofya ve Kızıl
Elma
kubbesi ve cümle deyr-i dünyâ deyyâr bir diyârda kalmayup münhedim olup bu beyt …
Ve cümle âteşgedeler sönüp tâk-ı Kisrâ ve kubbe-i Ayasofya ve Kızıl Elma kubbesi ve cümle deyr-i dünyâ deyyâr bir diyârda kalmayup münhedim olup bu beyt-i şerîfi üzre bir yeşil bulut sâyebân oldu. Tâ müddet-i medîde altmış üç sene ömr-i nâzenînlerinde ol bulut Hazret-i Risâlet üzre sâyebân idi. Her ne cânibe müteveccih ola ol ebr-i ahzar bile revâne olurdu ve Hazretin sâyesi zemîne düşmezdi. İllâ bârân-ı rahmet nâzil olsa Hazret-i Risâlet'in fermânıyla ol bulut bir tarafa durup Hazret-i Resûl matar-ı rahmete müstağrak olup yine emirleri ile ol ebr re’s-i Resûl üzre ber-karâr olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y351a ·
metinde göster ·
… e] devlet-i belâ-yı ekber Venedik ve devlet-i Dobra-Venedik. Ve vilâyet-i Kızıl
Elma
devlet-i Rim Papa: cümle keferelerin başıdır kim anları beyân eder.
Ve on ikinci fasıl: Rûy-ı arzda ne kadar müşrikîn kralları var ise anı beyân eder. Evvelâ Keyûmers evlâdından âl-i Dâdyân dörd tabakadır, evvelâ devlet-i Kisrâ ve âl-i Dâdiyân-ı Gürcistân ve âl-i Gürciyân ve âl-i Açıkbaş ve âl-i Güril ve âl-i şavşâd ve âl-i Mikril ve âl-i tâcdâr ya‘nî kavm-i Macar ve kral-ı dâll-i Maskov ve kral-ı Leh ve kral-ı Çeh [ve] kral-ı Erdel Macarı ve Orta Macar ve İsfac kralı ve Felemenk kralı ve devlet-i Danimarka ve devlet-i Donkarkız ve kral-ı çâsâr-ı inperator-ı Nemse ve devlet-i kral-ı İngilis. Ve devlet-i Küçük Q 157b Macar, Yedi Hersek'dir, evvelâ Zirinoğlu ve Beganoğlu ve Nadajoğlu ve Kepanoğlu ve şavaroğlu Vaşvaroğlu ve Dodoşkaoğlu. [Ve] devlet-i belâ-yı ekber Venedik ve devlet-i Dobra-Venedik. Ve vilâyet-i Kızıl Elma devlet-i Rim Papa: cümle keferelerin başıdır kim anları beyân eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y452a ·
metinde göster ·
… cebinden ve koynundan yılan ve akreb ve çıyan çıkarır. Ve ba‘zı âdemin cebinden
elma
ve emrûd ve şeftâlû ve üzüm çıkarır, hâlen ki ol meyvelerin mevsimi değildir. V …
Ve bu herîfler ba‘zı âdemin yanına gelüp ol âdemin haberi âgâhı yok iken cebinden ve koynundan yılan ve akreb ve çıyan çıkarır. Ve ba‘zı âdemin cebinden elma ve emrûd ve şeftâlû ve üzüm çıkarır, hâlen ki ol meyvelerin mevsimi değildir. Ve ba‘zı âdemin koynundan âteş yâhûd su çıkarır. Ve ba‘zı âdeme işâret edüp sarığın gösterir, herîf başından sarığın çıkarınca sarığından su cereyân etmeğe başlar yâhûd bir yılan ve akreb çıkup hemân herîf sarığın yere urup ser-bürehne bî-destâr firâr eder. Merhûm İbrâhîm Paşa bu gûne şakalara mâ’il idi. Ammâ hakkâ ki sihr-i i‘câz mertebesi bir ma‘rifetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y231a ·
metinde göster ·