… ki aded körükleri câmûs derilerindendir, her körüğü onar ruhbân çeküp bir körük
enüp bir
körük kalkup rûzgârları birer san‘at ile bu zeyn olan sâzların çarhlarına dokun …
{Der ta‘rîf-i sâz-ı erganûn:} Bu erganûn 300 aded rûzgâr düdüğü sâzlardır. Her deyrde birer mü’ezzin mahâfilleri üzre mezkûr sâzlar zeyn olup iki aded körükleri câmûs derilerindendir, her körüğü onar ruhbân çeküp bir körük enüp bir körük kalkup rûzgârları birer san‘at ile bu zeyn olan sâzların çarhlarına dokunup çalar. Ve ağızla çalınacak sâzlara yine körüklerin rîhları isâbet edüp çaldıkda her sâzın yine deliklerine güderiden parmak gibi şeyler deliklere basup usûl ile sadâ verir. Ammâ bu cümle üç yüz sâzların muharriki körüklerin rûzgârları ve zenbereke ve çarhlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 203a ·
metinde göster ·
İbrâhîm Paşa efendimiz dahi bu re’y-i ahsen ile cânib-i erba‘asın bu tertîb üzre karavulları berk edüp kendü askeriyle Lara dağı ve Lak bayırları zeylinde atından enüp bir seccâde üzre oturup cümle gâziyâna alay çavuşları tenbîh etdiler kim "Kimse âteş yakmaya ve hây hûy ve feza‘ u çeza‘ etmeye ve tüfeng atmayup tütün âteşi ve fitil nârı göstermeyüp herkes yerinde sâbit kadem olup askerden taşra gezişmeye, her kes atlarının dizginleri elinde pür-silâh âmâde duralar" deyü İbrâhîm Paşa askerine bu yüzden alay çavuşlarla tenbîh ü te’kîdler edüp vakt-i ışâ dahi oldukda edâ-yı salât olup herkes küme küme cavk cavk olup yârânlarıyla zevk u şevke meşgûl oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 100b ·
metinde göster ·
… ehennem yıkılup pâymâl-i rimâl olurlardı. Bir kâfirin cür’eti yok idi kim atdan
enüp bir
lâşe-i murdârların alup bir tarafa çıkara. Cümle kâfirler atdan ense binemez, b …
Ammâ bu küffârlar fârisü'l-hayl değillerdir. Bunlara cerîd-bâz gâziyân-ı şehbâzlarımız hışt urdukça Hudâ âlim u dânâdır kâfirin demir katlavîlerinden hıştlar kâfirin sîne-i pür-kînelerinden güzer edüp arkasından birer ikişer karış yalman gösterüp atdan tepeleri üzre cân ber-cehennem yıkılup pâymâl-i rimâl olurlardı. Bir kâfirin cür’eti yok idi kim atdan enüp bir lâşe-i murdârların alup bir tarafa çıkara. Cümle kâfirler atdan ense binemez, binse enemez. Tâ bu mertebe Halpuz kâfirlerin çoğu uyluklarından eğerlerine bağlı idi. Bu makûle kâfirleri bu sahrâd[a] topa dutulmuş maymuna döndürüp kıra kıra tamâm olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 102b ·
metinde göster ·
… et demet cem‘ edüp şemm ederek bu Çemerne yaylasından cânib-i garba yokuş aşağı
enüp bir
gün gidüp tekrâr bu kadar baş ve bu kadar dil esîr ile serhaddin âyîni üzre tüf …
Hulâsa-i kelâm Hersek diyârının göbeğinde cihân-nümâ bir kûh-ı ibret-nümâdır. Bu kûhda olan çârsû-yı bâzârı ve âdem deryâsın temâşâ edüp ertesi günde bu yaylada hâsıl olan sünbül ve zerrîn ve müşg-i Rûmî ve karanfil ve şakâyık ve nîlüfer ve zanbak ve gayri gûnâ-gûn ezhârları demet demet cem‘ edüp şemm ederek bu Çemerne yaylasından cânib-i garba yokuş aşağı enüp bir gün gidüp tekrâr bu kadar baş ve bu kadar dil esîr ile serhaddin âyîni üzre tüfeng şâdumânları ederek gülbâng-ı Muhammedîler çekerek 10 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 160a ·
metinde göster ·
… dakı üzre zencîr ile asılmış cisrden geçüp cânib-i kıbleye yüz adım yokuş aşağı
enüp bir
kat kapu dahi olup bu bâb-ı azîm taraf-ı cenûba nâzırdır.
Ve bu kapu üzre bir azîm tabya vardır, cânib-i erba‘aya Sedd-i İskender-vâr sedd olup bunda dahi azîm serâmed balyemez topları olup bu tabya üzre bir sâ‘at kullesi var kim çanının sadâsı bir konak yerden istimâ‘ olunup ve bu kapunun kemeri altında bir küçük kapu dahi vardır, andan aşağı varoşa otuz ayak nerdübân-ı hacer ile enilir küçük kapudur. Ammâ büyük kapuda dâ’imâ zencîr gerilidir. Ve taşrasında handakı üzre zencîr ile asılmış cisrden geçüp cânib-i kıbleye yüz adım yokuş aşağı enüp bir kat kapu dahi olup bu bâb-ı azîm taraf-ı cenûba nâzırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 37a ·
metinde göster ·
… bu Çufud kal‘asında ve Menkûb kal‘asında olup her sabâh bu kal‘adan yokuş aşağı
enüp bir
sâ‘atde Bâğçesarây'da dükkânlarına varup gelirler. Ve bu kal‘anın cânib-i erba‘ …
Hakkâ ki bir diyârda böyle çufud kal‘ası yokdur. Vilâyet-i Kırım'ın 123a ve Bâğçesarây'ın cemî‘i ehl-i dükkân cuhûdları ve ankâ Yahûdî bâzergânları bu Çufud kal‘asında ve Menkûb kal‘asında olup her sabâh bu kal‘adan yokuş aşağı enüp bir sâ‘atde Bâğçesarây'da dükkânlarına varup gelirler. Ve bu kal‘anın cânib-i erba‘asındaki kayalara cuhûdlar niçe kerre yüz bin kayaları dağlar gibi yığmışlar. Hîn-i muhâsarada (...) düşmana kayalardan aşağı el kayaları atalar, zîrâ ön son tüfeng ve top atamazlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 122b–123a ·
metinde göster ·
… n buhûr ûd miskler yakarlar. Hamd-i Hudâ bu dergâhı da ziyâret edüp andan aşağı
enüp bir
sâ‘atde,
Bu mehbıt-ı pür-envâr kubbe-i âlî içre kabr-i münevveresinin cânib-i erba‘asında ol kadar Kelâm-ı İzzet ve çerâğdân ve kandîldân ve şem‘dân ve gûnâ-gûn âvîzeler var kim bir Mısır hazînesi mâl eder. Cümle fukarâlar her züvvârın üzerlerine mâ-i gülâb nisâr edüp gûnâ-gûn buhûr ûd miskler yakarlar. Hamd-i Hudâ bu dergâhı da ziyâret edüp andan aşağı enüp bir sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 207a ·
metinde göster ·
… miz uryân olup birer zıbun ile daracık kayalar içre teper aşağa delikden deliğe
enüp bir
sâ‘atda tâ ka‘r-ı zemînde makâm-ı işrâkıyyûn ve makâm-ı Meşşâ’iyyûnlara varup t …
Ve bu mahalde bir derk-i esfel-misâl bir kehf-i azîm vardır. Papaslar balmûmları yakup cümlemiz uryân olup birer zıbun ile daracık kayalar içre teper aşağa delikden deliğe enüp bir sâ‘atda tâ ka‘r-ı zemînde makâm-ı işrâkıyyûn ve makâm-ı Meşşâ’iyyûnlara varup temâşâ etdik. Cümle bu tâ’ife cümle bu kehflerde ifnâ-yı vücûd edüp birbirleriyle bî-zebân kelimât edüp tahsîl-i ulûm-ı felsefiyyât ederlermiş. Ammâ bu gârların cümlesi hüdâyîdir, benî âdem kârı değildir. Ve kayalar arasından aydınlık gelecek yerleri vardır. Her gârda ve her seng-i hârâda niçe yüz bin hukemâların esmâları ve gûnâ-gûn ibret-nümâ hatlar ve tasvîrâtlı hatlar var kim gûyâ İslâmbol'da Atmeydânı'nda çâr-kûşe dikili taşın hatlarıdır. Ve herkes bu gâra girüp temâşâ etdiğin taşa kazup yazmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 255b ·
metinde göster ·
… olup şimdi dâr-ı emân bir kân-ı bî-îmân kefere kal‘ası olup atlarımızdan cümle
enüp bir
kayığa pür-silâh süvâr olup kal‘a-i Suda'ya geçdik.
Menzil-i kal‘a-i Apokoron: Bunun dahi evsâfı bin yetmiş yedide tahrîr olunmuşdur. Andan yine cânib-i garba Suda limanı kenârında deverân ederek yüz mîl limanın temâşâ edüp ağzı yıldız cânibine nâzır bir liman-ı azîm olduğu ve kal‘a-i Sud[a] bu limanın intihâsında Hanya tarafı hâkine karîb olup taş atsan Suda kal‘asına erişür olduğu mukaddemâ bu dahi bâlâda tahrîr etdiğimizde içine girmedik idi, zîrâ ol zamân dâr-ı harb olup şimdi dâr-ı emân bir kân-ı bî-îmân kefere kal‘ası olup atlarımızdan cümle enüp bir kayığa pür-silâh süvâr olup kal‘a-i Suda'ya geçdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 320b ·
metinde göster ·
… mâna çıkup niçe kerre yüz bin dıraht-ı sun‘-ı Hudâ'yı temâşâ ederek yokuş aşağı
enüp bir
hayli yer gidüp,
Andan cânib-i şimâle giderken Muştalı yaylasın (---) sâ‘atde evc-i âsımâna çıkup niçe kerre yüz bin dıraht-ı sun‘-ı Hudâ'yı temâşâ ederek yokuş aşağı enüp bir hayli yer gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 377b ·
metinde göster ·
… et-i Yahyâ'nın kabr-i şerîfin açup on yedi kademe taş nerdübân ile zîr-i zemîne
enüp bir
kubbe-i pür-envâr içinde bir âdem kaddi sommâkî amûd üzre bir mücevher altun te …
"Pâdişâhım Y 242b bu mel‘ûn Yezîdîler'in sebebiyle câmi‘-i Ümeyye içinde Hazret-i Yahyâ bile yandı. Amân pâdişâhım şu âteşi teskîn edelim. Amân cığı" deyince deryâ-misâl cünûd-ı Tatar der-akab lâşe-i murdâr-ı Yezîdî'den derûn-ı câmi‘i mülevvesâtdan tathîr edüp niçe bin şîşe gülâblar nisâr edüp müşk ü ûd ve amber-i hâm ihrâk edüp Hazret-i Yahyâ'nın kabr-i şerîfin açup on yedi kademe taş nerdübân ile zîr-i zemîne enüp bir kubbe-i pür-envâr içinde bir âdem kaddi sommâkî amûd üzre bir mücevher altun tepsi içinde Hazret-i Yahyâ'nın ser-i sa‘âdetleri âsûde durur ve müvâcehe-i şerîflerinde bir mücevher kandîl şu‘ledâr var. Bunları gördükde Timur şâh yüzün yere sürüp ibâdet eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y242a–Y242b ·
metinde göster ·
… eyr [ü] temâşâsı ne ola?" deyü cebel-i Tûr-ı Sînâ'dan aşağı ba‘zı ruhbânlar ile
enüp bir
vâsi‘ dere içre gül [ü] gülistân ve bâğ u bostânlı İremezâtü'l-imâd misilli bir …
Hakîr gördüm ki kal‘a-i Tûr leb-i deryâda bir küçük kal‘acıkdır. "Anın seyr [ü] temâşâsı ne ola?" deyü cebel-i Tûr-ı Sînâ'dan aşağı ba‘zı ruhbânlar ile enüp bir vâsi‘ dere içre gül [ü] gülistân ve bâğ u bostânlı İremezâtü'l-imâd misilli bir hıyâbân-ı Acem bir bâğ u bâğçeleri var kim gûyâ Konya'nın Merâm'ı ve Malatıyye'nin Aspuzu'sudur. Latîf elması ve emrûdu ve nârı ve ayvası ve engûrü olur kim gûyâ müsmirât-ı Hoy menend Ordubâr-ı Acemdir. Tûr gemileri ile meyvesi Süveys'e gelüp andan Mısır'a gelüp meyve ile Mısır ganîmet olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y381a ·
metinde göster ·
Hamd-i Hudâ Mekke'den kalkup Bedr-i Huneyn'e geleceğimiz gece üzerimize Arab
enüp bir
hayli ceng etdiğimiz bâlâda tahrîr olunmuşdur. Ol mahallerde sıkılup vücûdumda …
Hamd-i Hudâ Mekke'den kalkup Bedr-i Huneyn'e geleceğimiz gece üzerimize Arab enüp bir hayli ceng etdiğimiz bâlâda tahrîr olunmuşdur. Ol mahallerde sıkılup vücûdumda bir harâret olmuşdu. Bu yılan maslûkasından iki fincân nûş edüp bir haftada vücûdumda zerre ve şemme illet kalmayup vücûdum sîm-i hâlise dönüp ten-dürüst oldum ve niçe nef‘in müşâhede etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y123b ·
metinde göster ·