… altun yaldızlı top vardır. Cümle lu‘bedebâz cündîler at bırağup ol topa hadeng
endaht
edüp uran pehlivânlar[a] ihsânlar olur.
Evsâf-ı mesîregâh-ı Tarabefzûn : Cümle (---) aded teferrücgâhdır. Evvelâ Zağanos kapusundan taşrada Kavak meydânı, cümle paşalar ta‘tîl günleri askeriyle ol fezâda silâhşorluk edüp cirid oynarlar bir vâsi‘ meydân olmağıla tâ ortasında üç kat gemi direklerin birbirine bend edüp dikmişlerdir. Tâ zirve-i a‘lâsında bir altun yaldızlı top vardır. Cümle lu‘bedebâz cündîler at bırağup ol topa hadeng endaht edüp uran pehlivânlar[a] ihsânlar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 253b ·
metinde göster ·
… smillah ile bizzât kendüleri birkaç taşları râh-ı müslimînden alup aşağı dereye
endaht
edince azamet-i Hudâ dörd bin mikdârı pîr [u] civân atlarından nüzûl edüp ma‘be …
Direklibel: Ne‘ûzü billah bir teng ü târ u sengsâr cân bâzârı yerdir kim bir âdem kayalar üzre çıkup taş yuvarlasa bin âdemi helâk eder. Bir tüfenkli hod kuş uçurtmaz. Böyle bir mel‘ûn boğazdır kim Rûm u Arab u Acem'de Direklibel deyü meşhûr-ı âfâkdır. Direklibel demeğe bâ’is oldur kim ya‘nî kayaların altları kûh-ı bî-sütûn gibi boşdur. Münhedim olup tarîk-ı âmmı sedd etmesin deyü niçe sâhib-i hayrâtlar mezkûr kayaların altlarına azîm çam ve ardıç direkleri dayamış, anınçün Direklibel demek ile şöhret bulmuşdur. Hemân bu mahalde paşa efendimiz atından nüzûl edüp Bismillah ile bizzât kendüleri birkaç taşları râh-ı müslimînden alup aşağı dereye endaht edince azamet-i Hudâ dörd bin mikdârı pîr [u] civân atlarından nüzûl edüp ma‘ber-i nâs üzre olan taşları aşağı dereye atup bir tarafdan çeng[-]i harbîler çalınup Allah Allah ile bir sâ‘atde yolu eyle tathîr eylediler kim râh-ı tahterevân ve tarîk-ı kal‘a-i Revân ve Hemedân oldu. Anı dahi bu keyfiyetle geçüp Osmâncık'dan berü 9 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 280a ·
metinde göster ·
… anın burc [u] bârûlarından ve leb-i deryâda âmâde olan kullelerden ol kadar top
endaht
edüp şâdmânîler oldu kim kal‘a-i Bakü mürg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde …
Ve niçe sultânlar dahi cümle sûr libâsların geyinüp muhteşemâne 314a arz-ı kâlây ederek on binden mütecâviz çapur askeri gibi derme çatma ve Terekeme ve Moğol ve Boğol ve Kımık ve Kumuk ve Kılmak ve Gökdolak ve Moğan ve Kazak tâ’ifelerinden ecnâs-ı mahlûkât âriyetî libâçe ve libâslar ile pür silâh olup kerrenây ve nefîr-i Efrâsiyâb'ların çalarak ve kös-i Hâkânîleri ve tablların ve tabl-bâzların döğerek balaban ve cura sûrnâ fasılları ederek bir alay-ı İrân-zemîn gösterdiler kim diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olunmaz. Hemân bu asker içinden Revân hânı at bırağup gelirken refîkımız Şemahı hânı eydür "Hey Evliyâ Aka! Mine heze Revân hânı geledir" dedikde hân gelüp ibtidâ hakîr ile at üzre görüşüp musâfaha idişüp ba‘dehû Bakü hânıyla bilişüp ve Gîlân hânıyla öpüşüp tâ Bakü kal‘asına üç sâ‘atde varınca âşnâ olduk. Andan zeyl-i Bakü'ye varınca kal‘anın burc [u] bârûlarından ve leb-i deryâda âmâde olan kullelerden ol kadar top endaht edüp şâdmânîler oldu kim kal‘a-i Bakü mürg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup hakîre hayli cebe satdılar. Meğer bu Bahr-i Haraz'ün karşu garb cânibinde Moskov kralının Ejderhân ve Balhân ve Sarây ve Haşdek ve Türk kal‘alarından elçiler gelüp sûr içün hedâyâlar getirmişler. Bu top şâdmânlarının bir aslı da anlara kal‘anın cebehânesi ve istihkâmın göstermek imiş. Bu hâl üzre kal‘a-i Bakü'ye bin elli yedi senesi mâh-ı Muharrem'inin evvel cum‘a gününde dâhil olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 313b–314a ·
metinde göster ·
olunup paşa konağına nüzûl edüp cümle a‘yân-ı kibâr ile ehl-i esnâf-ı sığâr hed …
Evvelâ şehr-i Engürü'ye konakcımız tuğlar ile şehre dâhil olunca mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübîne varup cümle a‘yân-ı vilâyet: "Paşanız Erzurûm'a kapanup celâlî olmak istedi. Töhmet-i sâbıkası zâhir oldu. Ve hâlâ on bin asker cem‘ edüp Varvar Alî Paşa ile celâlî olmağa müttefiklerdir. Biz sizi pâdişâhın kal‘asına komazız" derler. "Ammâ paşa efendimizin çerâğ-ı efrûhteleri çok olmağıla üç gün müsâfir olup kakılıksın", dediler. Fâtiha tilâvet edüp mahkeme tarafından cümle iki bin yaftalı konaklar yazılup paşayı Çavuşzâde'nin hânesine kondurmağa karâr verirler. Ertesi gün bir alay-ı azîm ile kal‘a-i Ankara'ya dâhil olmuşuzdur kim eyle alayı Engüri halkı görmemişdir. Cümle halk istikbâle çıkup kal‘adan yigirmi pâre "Safâ geldin" topları endaht olunup paşa konağına nüzûl edüp cümle a‘yân-ı kibâr ile ehl-i esnâf-ı sığâr hedâyâların arz edüp geldiler. Hakîr beş yüz akçe müvellâ sâdât-ı kirâmdan Kederzâde hânesinde mihmân olup doğru merkad-i pür-envâr-ı Hacı Bayrâm-ı Velî âsitânesine yüzüm sürüp rûh-ı şerîfiyçün bir hatm-i şerîfe şurû‘ edüp ahd-i misâkımız üzre Balıkhisâr karyesinde Cenâb-ı Bârî'nin haber [u] âgâhımız yoğiken ihsân eyledüğü kiselerden yüz guruş nezrimi Tekye-i Bayrâm-ı Velî fukarâlarına taksîm edüp hayr du‘âlarıyla şerefyâb olup şehrin temâşâsına ibtidâ eyledik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 356a ·
metinde göster ·
… da bulunalım" deyüp âbdest alırken gözü şehîd oldukda ayağından na‘linin hevâya
endaht
etdükde Akka'yı muhâsara eden fetâ-yı müslimîn azharun mine'ş-şems görürler kim …
Ba‘dehû Selâhaddîn {merhûm oldukdan sonra} Tâhir Baybars halîfe iken "Nitekim Akka kal‘ası dest-i küffârdadır, yine Kuds'e istîlâları mukarrerdir" deyü yer götürmez asker-i deryâ-misâl ile berren ve yedi yüz pâre gemiyle bahren Akka kal‘asın Tâhir Baybars muhâsara edüp kâmil yedi sene zîr-i kal‘ada bâğ dikdiler. Evlâd [u] ensâb sâhibi oldular. Ammâ yine kal‘anın fethi mümkin olmadı. Zîrâ bu Akka kal‘ası gibi ol asrda böyle bir kal‘a-i Kahkahâ yok idi. Âhır bir gice Hazret-i Melikü't-Tâhir rü’yâsında görür kim bu gazâda Haleb şehrindeki Şeyh Âbidîn Efendi olmayınca bu kal‘a feth olmaz derler. Hemân Tâhir Baybars, Haleb'e bir muhabbetnâme ile âdem ılgarup üç günde Haleb'e varup mektûb-ı muhabbet-uslûbu şeyhe tapşırınca şeyh me’âl-i kelâm-ı anlayup "el-Emru emrüküm!" deyüp na‘leynin üzre âbdest alırken hemân şeyhin bir gözü şehîd olur. "Sübhânallah der. Var âdem elhamdü lillah. İşte bu ân kal‘a feth olur" deyü sağ ayağından na‘leynin çıkarup gazab ile hevâya atup "Var Melik Tâhir'e bizden selâm eyle. Gazâları kutlu olsun, deyü haber eyle. İşte ol gazâda âlem-i bâtında cenk ederken bir gözceğimiz şehîd oldu" deyü merdüm-i dîdesin bir hokkaya koyup mezkûr kâsıd ile çeşm-i şerîfin kal‘a-i Akka altında Tâhir Baybars'a gönderüp kâsıd üç günde Akka kal‘asına geldikde görse kim kal‘a zîr u zeber olup yerde yitüp cümle guzât-ı müslimîn kal‘aya dâhil olup ibâdetgâh-ı müslimîn olmuş. Kâsıd Melik Tâhir'e gelüp şeyhin selâmıyla çeşm-i şerîfin 41a verüp cümle guzât-ı muvahhidîn âlem-i hayretde kalır. Meğer mezkûr Şeyh Âbidîn hazretleri "Nola da‘vete icâbet gazâda bulunalım" deyüp âbdest alırken gözü şehîd oldukda ayağından na‘linin hevâya endaht etdükde Akka'yı muhâsara eden fetâ-yı müslimîn azharun mine'ş-şems görürler kim bir na‘lîn ber-hevâ tayrân ederek gelüp sîne-i pür-kîne sûra bir kerre niçe darb ederse bi-emrillah taşra handak kenarında olan kal‘a dîvârına bir zelzele-i azîm isâbet edüp cümle burc [u] bârûları ka‘r-ı zemîne geçüp cümle esâsları hevâya nâzırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 40b–41a ·
metinde göster ·
… e firkatelerin filandıra ve bayraklar ile müzeyyen edüp topların ve tüfenglerin
endaht
ederek niçe bin fişeng-i havâyîler ve badaluçka ve âsumânîler evce münkalib olu …
Ve ba‘zı hânedân sâhiblerinin mevlûdları ve sûrları oldukda ol gece bürkenin cânib-i erba‘asındaki sarâyları kanâdîller ile tezyîn edüp kayıkların ve firkatelerin filandıra ve bayraklar ile müzeyyen edüp topların ve tüfenglerin endaht ederek niçe bin fişeng-i havâyîler ve badaluçka ve âsumânîler evce münkalib olup sehm-i nücûm gibi nüzûl eder. Ve niçe bin bahrî fişengler birbirleriyle gavvâs-vâr şinâverlik edüp dalup mâhîleri pûhte ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y132b ·
metinde göster ·
edüp Mısır içi ra‘dvâr güm güm gürler. Bu sadâ âsûde olunca mukaddemâ ileri gid …
Bu tertîb dârât [u] azamet ile paşa Azebler kapusundan taşra çıkınca kal‘adan yetmiş seksen pâre şâhî darbzenler ve kolumburuna toplar endaht edüp Mısır içi ra‘dvâr güm güm gürler. Bu sadâ âsûde olunca mukaddemâ ileri giden yeniçeri askerinden bir sadâ-yı Allâh Allâh gülbâng kopar kim na‘ra-i Allâh Allâh ile ve sadâ-yı gülbâng-i Muhammed ile Mısır içi mâl-â-mâl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y152b ·
metinde göster ·
… in deve yükü me’kûlât [u] meşrûbâtlar dahi gelüp Ezlem beği andan dahi topların
endaht
edüp tayy(?) sûrların çalup azm-i râh-ı Ezlem edüp kat‘-ı menâzil ve tayy-ı mer …
Üçüncü gün vakt-i Şâfi‘îde topların atup nefîrlerin ve kös-i rıhletlerin çalup dörd sâ‘atde menzil-i Bürke'ye varup anda dahi üç gün meks edüp azamet-i Hudâ Şarkıyye ve Garbiyye Kalyûbiyye ve Buhayre ve Reşîd ü Dimyât'dan yedi bin sekiz bin deve yükü me’kûlât [u] meşrûbâtlar dahi gelüp Ezlem beği andan dahi topların endaht edüp tayy(?) sûrların çalup azm-i râh-ı Ezlem edüp kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek on günde Akabe kal‘asına varır. Anda bir gün meks edüp sulanup cemî‘i develeri su ile yükledüp sekizinci günde Ezlem kal‘ası sahrâsına dâhil olunca bunlardan bir yaylım top u tüfeng atılup kal‘adan dahi bir yaylım top u tüfengler atılup cümle asâkir ve tüccâr kal‘anın dibinde tâ bir sâ‘at yere varınca huccâc yolunun tarafeynine ordu-yı bâzâr çadırları kurulup herkes cüz’î ve küllî metâ‘ın meydân-ı mahabbete çıkarup arz-ı kâlây ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y206b ·
metinde göster ·
… u şehrin cânib-i şimâlî tarafında Nîl-i mübârek kenârında cümle keştîler lenger
endaht
olup cümle cüyûş-ı muvahhidîn ehl-i züvvâr merâkiblerden taşra çıkup niçe bin h …
Lisân-ı Arabda (---) demekdir. Bu şehrin cânib-i şimâlî tarafında Nîl-i mübârek kenârında cümle keştîler lenger endaht olup cümle cüyûş-ı muvahhidîn ehl-i züvvâr merâkiblerden taşra çıkup niçe bin haymeler ile meks edüp iki gün ikâmet edüp cemî‘i kurâlardan kirâ hamîrleri ve bagalları ve cemâlleri gelüp cümle bârhânelerin tahmîl etmeğe meşgûl olup giden gidenin olur. Ba‘zı cânlar yevm-i hamîsi ve yevm-i cum‘ayı anda edüp ziyâretler eder. Zîrâ bu Zifte ile Seyyid Ahmed el-Bedevî mâbeyni beş malaka yerdir ve beş sâ‘at karîbdir, şöyle ma‘lûm ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y280b ·
metinde göster ·
… mi sekiz yüz elli adımdır. Sagîr ü kebîr yüz pâre topları vardır. Her top-ı kûp
endaht
olundukda ejder-i heft-ser gibi gıjgırup limanın cânib-i erba‘asın muhâfaza ede …
Ba‘dehu Selîm Hân İskenderiyye'yi feth edüp bu kal‘anın taşrasından bir kat dahi burc [u] bârûlu bir sedd-i metîn kal‘a inşâ etmişdir kim deryâ göğüs verüp durur. Cümle serâmed toplar bu rıbâtdadır. Hakkâ ki sedd-i Selîm Hân'dır. Ve dâ’iren-mâdâr bu kal‘anın cirmi sekiz yüz elli adımdır. Sagîr ü kebîr yüz pâre topları vardır. Her top-ı kûp endaht olundukda ejder-i heft-ser gibi gıjgırup limanın cânib-i erba‘asın muhâfaza eder. Ammâ on aded topları var kim misli meğer Kanije kal‘asında ve Eğre'de ve Budin'de ve Rodos kal‘asında ola, bu cümlesi kırkar vukiyye demir gülle atar. Ve on pâre şayka topları içinde âdem oturur, taş gülle atar, biri bir kerre düşmen gemisine isâbet etse, kifâyet eder. Bu toplar havfından limana giren küffâr kalyonları mutî‘ olup gümrük verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y325a ·
metinde göster ·
… hazîne-i sükker içün on ikişer pâre kadırga geldikde bu tershâne önünde lenger
endaht
olup Y 326b yatırlar. Ve deryâ beğlerine teferrüc içün ârâmgâh bir kasr-ı âlî …
Ve Kadırga limanı kenârında tershâneler vardır. Cümle azebistân odaları ve neferât ağaları ve çorbacı ve odabaşıları bu mahalde sâkinlerdir. Cümle yigirmi bölük ve yigirmi aded odalardır. Tershâne mahzenlerinde cümle âlât [u] mühimmât-ı keştî ile mâl-â-mâldir. Her sene bârûd-ı siyâh ve kilâr-ı âmire ve hazîne-i sükker içün on ikişer pâre kadırga geldikde bu tershâne önünde lenger endaht olup Y 326b yatırlar. Ve deryâ beğlerine teferrüc içün ârâmgâh bir kasr-ı âlî vardır, sâhil-i bahrdedir. Ve bir Tershâne dîvânhânesi dahi vardır, cümle levendât-ı gurebâya mihmânhâne-i bî-minnetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y326a–Y326b ·
metinde göster ·
… gâr te’sîr etmez. Sekiz rûzgârdan emîn bir liman-ı azîmdir. Ammâ gemiler lenger
endaht
olduğu zamân demiri yıldız rûzgârı üzre bırağup yatalar.
Ve kal‘anın kıble ve cenûbuna vâki‘ olmuş bir liman-ı azîmi var. Bin pâre gemi alur, latîf demir dutar limandır. Garbdan ve lodosdan ve kıbleden ve gündoğ(r)usundan emîn ârâmgâhdır, ammâ sehl poyraz ve yıldız ve karayel te’sîr eder. Ammâ yıldız rûzgârı üzre limandan bir mîl ba‘îd ufak ufak kayalar ve dökündüler vardır, rûzgâr te’sîr etmez. Sekiz rûzgârdan emîn bir liman-ı azîmdir. Ammâ gemiler lenger endaht olduğu zamân demiri yıldız rûzgârı üzre bırağup yatalar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y330a ·
metinde göster ·
Üç kantâr gelir bir seng-i hârâyı mancınıkdan atdılar, taş karakuş gibi havâda perrân giderek aşağı şehrin hâricinde bostânlar içre düşdü. Q 316bP 313b Ve birin dahi endaht etdiler, tâ Nîl'in karşu cânibinde seke seke sahrâlara çıkdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y396a ·
metinde göster ·
… Ve yevm-i ıydde ve yevm-i leyle-i Ramazân hilâlinde hakîre rağmen cümle topları
endaht
edüp kös velvelesi ve neft ü katrân çerâğânı cihânı zeyn etdi, ve tâ sabâha dek …
Ve kal‘a kapuları üzre fîl-i kebîr inciklerinden demir bendler sarılmış topları vardır, hayli gülbâng verir. Bir sefer-i seriyyeye gitseler bu fîl üstühânı topların develere yükledüp götürürler. Ve yevm-i ıydde ve yevm-i leyle-i Ramazân hilâlinde hakîre rağmen cümle topları endaht edüp kös velvelesi ve neft ü katrân çerâğânı cihânı zeyn etdi, ve tâ sabâha dek bir hây hûy velvele etdiler kim gûyâ sûr-ı hümâyûndur. Ve Habeş Zengîleri ve Mendebiyye Zengîleri bu şehri nehb [ü] gârete geldiklerinde haber topları atdıklarında tarfetü'l-ayn içre etrâfdan yetmiş seksen bin zâğî kavm uçup kal‘ada meks edüp imdâd ederler. Berberî bu Mendebiyye kavminden gâyet havf üzredirler. Anlar müslim değillerdir, haşr ü neşri inkâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y415a ·
metinde göster ·
… yimmakâm olmuşdu, tâli‘ine yedi pâre Portakal gemisi gelüp kal‘a altında lenger
endaht
olup yatdılar ve kırk bin guruş gümrük verdiler.
Eğer paşa ağası bunlar ile hüsn-i ülfet ederse kakule ve incü ve zebât ve âbinûş ve fîl dişi ve gergerdân boynuzu, bu makûle şeylerden hüsn-i rızâları ile gümrük verirler. Hakîr vardıkda Kara Nâ’ib kethudâsı Mehemmed Ağa kâyimmakâm olmuşdu, tâli‘ine yedi pâre Portakal gemisi gelüp kal‘a altında lenger endaht olup yatdılar ve kırk bin guruş gümrük verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442a ·
metinde göster ·