… rınızı âyîniniz üzre defn edün" deyü izin verüp Şeyh Maksûd maksûd [u] murâdına
erüp
derhâl kendünün üç yüz fukarâsı ve üç yüz Baba Ca‘fer Sultân tevâbi‘iyle kazma …
"Cümle şühedâlarınızı âyîniniz üzre defn edün" deyü izin verüp Şeyh Maksûd maksûd [u] murâdına erüp derhâl kendünün üç yüz fukarâsı ve üç yüz Baba Ca‘fer Sultân tevâbi‘iyle kazma ve çapalar peydâ edüp İslâmbol içre ne kadar bin şehîdler var ise cümlesin şehîd oldukları mekânlarda defn eder. Ve Kocamustafâpaşa mahallinde üç bin Sahâbeyi defn eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 22a ·
metinde göster ·
… erd-i kebîrin ve ol cengde Gavrî Sultân câm-ı eceli nûş edüp lezzetinin gavrine
erüp
cengde Gavrî'nin gâ’ib olduğun ve Mısır'da oğlu Sultân Muhammed pâdişâh olup sa …
Zîrâ bu [Su]kemerli Mustafâ Çelebi {cümlesinden müsin idi. Hattâ} Müftî's-sakaleyn Kemâl Paşazâde hazretlerinin telâmîzlerinden tekmîl-i fünûn etmiş bir zû-fünûn müfessir ü muhaddis ü müverrih bir kimesne idi. Hattâ Kemâl Paşa huddâmı olmaları cihetiyle Sultân Selîm-i Evvel ile Mısır fethinde yigirmi beş yaşına bâliğ bir fetâ yiğit idim deyü Selîm Şâh'ın Sultân Gavrî ile Mercidâbık'da olan ceng-i azîmin ve Sahrâ-yı Kâkûn'da olan neberd-i kebîrin ve ol cengde Gavrî Sultân câm-ı eceli nûş edüp lezzetinin gavrine erüp cengde Gavrî'nin gâ’ib olduğun ve Mısır'da oğlu Sultân Muhammed pâdişâh olup sabîdir deyü kul yine hal‘ edüp yerine Sultân Tûmânbay Mısır'a pâdişâh olup tâ Mısır feth olunca Sultân Tûmânbay Selîm Hân ile yigirmi üç yerde ceng edüp Mısır nice feth olduğun kaçan kim [Su]kemerli Mustafâ Çelebi hikâye etdükde hakîr âlem-i hayretde kalırdım. Gâyet mü’min ü muvahhid ü mu‘temed âdem idi. Mezkûr Fransa kıralı kızının sergüzeşt [ü] serencâmların anların nakl-i sahîhinden istimâ‘ edüp tahrîr etmişizdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 28b ·
metinde göster ·
Ve feth-i Beytü'l-mukaddes ve Gazzetü'l-Hâşim Gazze ve Remle on yedi pâre kal‘aları ile feth olup bir sene Şâm-ı cennet-meşâmda meştâ edüp andan sene (---)(---) ayında Kâkûn sahrâsında Sultân Gavrî ile ceng-i azîm edüp Gavrî Hân bu gazâda âhiret gavrına erüp şehîd olup cümle asker-i Çerâkis-i nâkes dendân-ı tîğdan geçüp bakıyyetü's-seyflerin akîbince Selîm Hân Mısır'ı muhâsara edüp kâmil (---) ay ceng-i azîm edüp sene 922 târîhinde Sultân Selîm şivey şivey lafzı târîh olup üç yüz pâre şehriyle ve yedi bin pâre kurâsıyla eyâlet-i Mısır'ı feth edüp Hayrebeği Mısır hâkimi ve Kemâl Paşazâde Ahmed Efendi'yi kadı‘asker edüp Mekke ve Medîne zabt [u] rabt olunup Selîm Hân hâdimü'l-Haremeyni'ş-şerîfeyn olup kılıcı arşa asdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 42b ·
metinde göster ·
… ânû-be-zânû olup Ahmedleri elinden ni‘met yiyüp İbrâhîm berekâtın bulup Murâdla
erüp
Tarîk-i Muhammedî kitâbın tilâvet edüp anda hatm-i kelâm eyle" deyü bu gûne rum …
"Ey Tokatlı Dervîş Ömer tîz sadef içre bir dürr-i yetîm gibi pinhân oldun, yürü Rûm'da seni Sarı Süleymân ister. Seyyidvar gazâsında bile bulunup Süleymân'ın anda netîce-i merâmında bulunup Rûm'da seccâde-nişîn post sâhibi ol" deyü mübârek seccâde-i şerîflerin verüp "Ol bir Âl-i Osmân pâdişâhıyla zânû-be-zânû olup Ahmedleri elinden ni‘met yiyüp İbrâhîm berekâtın bulup Murâdla erüp Tarîk-i Muhammedî kitâbın tilâvet edüp anda hatm-i kelâm eyle" deyü bu gûne rumûzlar edüp keşf ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 70a ·
metinde göster ·
… ir ay dahi zîr-i zemînde ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kitâl edüp âhir vakt-i şitâ
erüp
cümle guzât-ı müslimîn keştîlere mâl-â-mâl olup bî-feth rucû‘ edüp Âsitâne-i sa …
İbtidâ sene (---) târîhinde Maskov küffârı Karadeniz sâhilinde Azak kal‘asına Tatar Hân'ın batîü'l-hareke olması sebebiyle kal‘a-i Azağ'a Kazak istîlâ edüp deryâ-misâl asker ile yedi yüz pâre yelken gemilere bu kadar bin asker mâl-â-mâl olup kal‘a-i Azağ'ı kâmil (---) ay muhâsara edüp darabât-ı top-ı kûpdan kal‘anın der [ü] dîvârında bir alâmet kalmayup cümle küffâr-ı sakar-karâr hâl-i hayâtlarında ka‘r-ı zemîne girüp bir ay dahi zîr-i zemînde ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kitâl edüp âhir vakt-i şitâ erüp cümle guzât-ı müslimîn keştîlere mâl-â-mâl olup bî-feth rucû‘ edüp Âsitâne-i sa‘âdete geldiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 77a ·
metinde göster ·
"İnşâ’allâh Dervîş Alî bu ânda murâd [u] maksûduna erüp şehîdân-ı deşt-i Kerbelâ savâbına bu yevm-i âşûrâda nâ’il olursun" {deyü} elindeki çoçtura kumkumadan Dervîş Alî'nin eline vurup Dervîş Alî ol câmdan bir kaç nefes çekdi ve bir kerre na‘ra edüp uryân olup berber dükkânına girince Kapanî Efendi hakîre {eyitdi}:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 113a ·
metinde göster ·
… öyleşmekden ise ölüsüyle söyleşmek gerek" deyü atına süvâr olup fi'l-hâl paşaya
erüp
"Dur a bre .mlı kahbe" deyüp paşaya dal-kılıç olup paşa yedi âdemiyle Katırcıoğ …
Evvelâ Kara Haydar nâm şakî bir kadıyı katl eyleyüp Sultân İbrâhîm Hân'ın cülûsunda ısyân [u] tuğyân edüp niçe sene şakâvet edüp Sakaltutan-beli'nde ve Köprübeli'nde ve Felâketbeli'nde ve Direklibel'de ve Çengâllıbel'de ve Sarmaşıklıbel'de ve Domalıçbeli'nde ve İzmir kurbunda Sabuncubeli'nde bunun emsâli niçe yüz bellerde niçe bin kârbânı basup bellerinden kemerin yasup harâmîlik ederdi. Âhir Kara Mustafâ Paşa fermânıyla Anadolu eyâletinde nefîr-i am çıkup Kara Haydar'ı Işıklı nâm kasaba kurbunda bir hâne içre kapanup hâneye ateş edüp cümle tevâbi‘i cız-bız kebâbı gibi büryân olup Kara Haydar cân havliyle taşra çıkup katl edüp kelle-i murdârın der-i devlete gönderüp cemî‘î tarîk-ı âmlar emn [ü] emân oldu. Ammâ Kara Haydaroğlu nâm bir veled-i zinâsı zuhûr edüp babası mel‘ûnun kanın taleb 373a içün Anadolu vilâyetinde yigirmi sancak yerde niçe yüz bin ibâdullahı râhatda komayup tâ cülûs-ı Mehemmed Hân'ın ibtidâsına gelince üç eyâlet yeri harâb u yebâb eyleyüp bir vech ile ele girmek muhâl oldu. Hattâ bu hakîrin Engüri kurbunda Balıkhisâr nâm karyede ale'l-gafle râst geldiğimiz mel‘ûnlardır kim mukaddemâ evsâfları beş ay mukaddem tahrîr olunmuşdur. Âhir-ı zamân-ı saltanat-ı İbrâhîm Hân evâhirinde Melek Ahmed Paşa efendimizin ağalarından sâbıkan Türkmân Ağası Abaza Kara Hasan Ağa'ya hatt-ı şerîfler gidüp "Kara Haydaroğlu'nun ya başı, ya başın" deyü istimâlet emirleri gidüp kayd-ı hayât ile Hasan Ağa'ya ba‘de edâ-yı hizmet Türkmân ağalığı ta‘ahhüd olunup Hasan Ağa dahi bin kadar şehbâz u nâmdâr iş erleri ve dağ u râğ serverlerinin bahâdır [u] hünerverlerin başına cem‘ edüp bir gün Söğüd dağı nâm mahalde Kara Haydaroğlu'nu yataklandurup andan firâr eder. Ba‘dehû andan başına iki yüz nâm-ı be-nâm vâcibü'l-izâle cem‘ edüp Katırcıoğlu ve Akyakalıoğlu ve Oynağanlıoğlu ve Yeğen Hüseyin ve Kara Memi nâm hârâmîlerle şehr-i Isparta dağlarında ve Söğüd kûhlarında ve Aydın cebellerinde ve Sarıhan illerinde gezüp ehl-i tüccâr-ı berr [u] bihârı rencîde etdüğü İbrâhîm Hân'ın mesmû‘-ı hümâyûnları olup Anadolu eyâletine mutasarrıf Vezîr Küçük Çavuş Paşa cümle Anadolu eyâletiyle varmak fermân-ı şehriyârî olup on bin askerle âsî ve harâmî mezkûrların üzerine varup Karahisâr altında iki asker birbiriyle mukâbele ve mukâtele ederken bi-emri Hudâ Kara Haydaroğlu vâcibi yedi yüz âdemiyle on bin derme ve çatma Anadolu askeri içine aç kurd koyuna girer gibi girüp askeri bozup kimin kırup kimin âzâd edüp ol mahalde Anadolu Valisi bir vezîr-i dânâyı kayd-bend ile Kara Haydaroğlu'nun önüne getirüp ırz-ı pâdişâhî vardır deyü Kara Haydaroğlu, Küçük Çavuş Paşa'yı atıyla ve donuyla ve bir kaç yakın huddâmıyla bir dahi hazretin sancağıyla üzerime gelme deyü ahd [ü] yemîn verüp âzâd eder. Bu esnâda paşanın ve gayrı Anadolu askerinin bâr [u] bengâhı ve hayme vü hargâhı ganâ’imiyle Katırcıoğlu nâm şimşîr-bâz eli kolu kan bî-îmân u bî-amân gelüp cümle şikârı Kara Haydaroğlu'nun önüne kodukda paşanın tuğ u sancağ ve bayrağ u tabl [u] alemin Kara Haydaroğlu görüp "Katırcıoğlu! İşte Allah bizi tuğ ve sancak ve tabl [u] alem sâhibi dağ paşası etdi" dedikde Katırcıoğlu eydür: "Neyleyeyim, paşayı ele getiremedim. Gidinin yöğrük atları var imiş ve bir kaç ..kilgen oğlanları var imiş, elimden kurtuldu" deyince Kara Haydaroğlu eydür: "Bre şimdi paşayı kayd-bend ile önüme eli bağlı ve ciğeri dâğlı getirdiler. Hâline merhamet edüp bir dahi üzerime gelmeyeceğine yemîn verüp âzâd etdim. İşte şimdi gitdi" deyince Katırcıoğlu eydür: "Bre gerçek mi? Ya sonra yine deryâ-misâl askerle üzerimize gelirse bizi öküz boynuzunda isek de bizi kırar. Hay Kara Haydaroğlu! Allah belâcığın versin. Bre ne âzâd etdin. Onların dirisiyle söyleşmekden ise ölüsüyle söyleşmek gerek" deyü atına süvâr olup fi'l-hâl paşaya erüp "Dur a bre .mlı kahbe" deyüp paşaya dal-kılıç olup paşa yedi âdemiyle Katırcıoğlu'na hamle edüp Katırcıoğlu'nun bir âdemin katl edüp birine dahi sataşırken Katırcıoğlu paşaya bir satûr-ı Katırcı niçe urursa kellesin terkiye alup yedi gulâmın kayd-bend edüp kelleyle ve atları ve gulâmlarıyla Kara Haydaroğlu önüne gelince Haydaroğlu ağlayup "Katırcıoğlu! Şimden gerü biz dahi başımız tedârükün görelim. Âhir işimiz tamâm oldu. Hemân gerçekden asker yazup Kara Yazıcı ve Sa‘îd Arab ve Kalenderoğlu gibi ili vilâyeti urup celâlî olalım. Yâhûd deryâ-misâl asker ile Acem diyârında bir yer feth edüp anda karâr idelim" dedi. Katırcıoğlu eydür: "Bre iki el bir baş içindir. İpden kazıkdan kurtulmuş yiğit yazalım, mâl verelim, mâl alalım" deyüp niçe yüz harcu's-seyf ip sürüyenleri başlarına cem‘ edüp Kırşehri ve Beğşehri ve Akşehri ve Seydîşehri ve Eskişehri ve Alaşehri ve gayrı büleyde ve şehirleri harâb u yebâb ve halkın kebâb u hânelerin türâb ederek günden güne ısyân [u] tuğyânları ziyâde olup niçe ümmet-i Muhammed'in ehl [u] ıyâllerin alup kırmızı şâl ile kafadârları gibi gezdirüp fi‘l-i şenî‘lere başladılar. Hikmet-i Hudâ cülûs-ı Mehemmed Hân'ın ertesi günü Kara Haydaroğlu katli hakkında yine Abaza Kara Hasan Ağa'ya hatt-ı şerîfler gidüp "Dünyâ âsûde-hâl ola" deyü bu târîh mısra‘ı mazmûnunca (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 372b–373a ·
metinde göster ·
… yâsına sebeb Sultân Mehemmed Hân olup makâm-ı Hızır'a güyâ henüz Hazret-i Hızır
erüp
ürd-i behişt edüp bu âşiyândan şâhin-misâl süzülüp Erdel diyârında Şebeş ve Lag …
Bu makâm-ı dilküşânın ihyâsına sebeb Sultân Mehemmed Hân olup makâm-ı Hızır'a güyâ henüz Hazret-i Hızır erüp ürd-i behişt edüp bu âşiyândan şâhin-misâl süzülüp Erdel diyârında Şebeş ve Lagoş ve Arat ve Yanova Varat kal‘aların şikâr etdi. Hudâ-yı Bîçûn niçe bin kal‘aların feth-i şikârların müyesser ede. İnşâallah bu pây-taht-ı sânî Edirne-i Yunanî elde iken dâr-ı diyâr-ı Alaman u Kızılelma-yı bî-emân dahi feth olur. Hemân padişâh-ı Zıllullah bu şehr-i Edirne'de Hıdırlık sarâyında Hazret-i Hızır-vâr mu‘ammer ü ber-karâr ola. Ve tekye-i Hıdırlık dahi inkirâzu'd-deverân imâr ola, bi-hakkı Seyyidi'l-mürselîn. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 158a ·
metinde göster ·
Ba‘dehû cümle vüzerâ vü vükelâ ve ulemâ ü sulehâ ve kibâr-ı kübbâr cümle huzûr-ı pâdişâhîye varup müşâvere etdiler. "Ayâ mühri kime versek?" dediler. Ol mahalde Melek Ahmed Paşa efendimiz dahi nümâyân olup atından nüzûl edüp menkale pehlivân-vâr pertâb ederek Çemensoffa nâm mahalde huzûr-ı pâdişâhîye gelüp Hâsodabaşı Rûm Hasan Ağa, paşanın önüne düşüp götürdükde, paşa zemîn-bûs etmek mu‘tâdı olmadığından "es-Selâmu aleyk pâdişâhım!" deyü du‘â vü senâ ederek pâdişâh-ı Cem-haşmet müvâcehesine varup şeref-i takbîl-i enâmil-i pâdişâhî ile şâdkâm olup muhassılu'l-merâma erüp sâ’ir vüzerâlar üzre tekaddüm edüp vaka‘-ı vekârıyla tâ saff-ı âlîde karâr edüp ber-karâr oldu. Derhâl sa‘âdetlü pâdişâh-ı âlî-cenâb sa‘âdetle mü’eddebâne ber-zânû olup buyurdular kim "Bak a vüzerâlarım, benim hâssaten murad [u] merâmımdır. Bir merdin ilkâsıyla ve bir ferdin iltimâsıyla değil ancak kendi zâde-i tab‘-ı karîhamdan mühr-i şerîfim Melek Ahmed Paşa lalama sadâret-i uzmâmı ihsân etmişim" deyince hemân Melek Ahmed Paşa efendimiz üç kerre pertâb edüp dest ber-zemîn edüp eydür "Padişâhım, nutk-ı dürer-bârın cân bulsun içün mühr-i şerîfin aldım, kabûl eyledim. Ammâ nitekim Anadolu'da İpşir Paşa ve Seydî Ahmed Paşa ve Tayyâroğlu Ahmed Paşa ve Mirza Paşa ve Kara Hasan Paşa ve sâ’ir aşkıyâ ve Celâlî vü Cemâlîler ve zorba zorba sekbân u sarıca haşerâtları köğden köğe tavuk kırup lokmacılık edüp niçe bin ibâdullahı müte’ezzî edüp ehl [ü] ıyâl-ı re‘âya vü berâyâ pâymâl-i rimâl olup ili vilâyeti anlar harâb u yebâb ederlerken bir vezîrin mühre mâlik olup zabt u rabt edüp adl [u] adâlet edüp tahsîl-i mâl edemez. Mâh be-mâh cemî‘i 174a kullarun mevâcib taleb edüp Tershâne-i âmire mühimmâtı lâzım olup beher sene kırk yedi bin kîse-i Rûmî mesârif lâzım. Anadolu tarafından ise cemî‘i hâs-ı harâclardan bir akçe gelmeyüp cânib-i şark tavâ’if-i mülûke döndü. Pâdişâhım! Bu abd-i kemterin akl-ı kâsırı üzre ve benim hüsn-i rızâm, hüsn-i zannım üzre mühr-i şerîfi İpşir Paşa lalana ihsân eyle. Ale'l-acele der-i devlete gelsin. Anadolu'da cümle ibâdullah zalemelerin şûr-ı şerlerinden emîn olsun. Mâldâr u umûr-dîde bir vezîr-i atîkdir. Gelsin bir azîm donanma inşâ etsin. Anadolu ve Rûmeli'nden cezîr-i Girid'e âdem deryâsın sürüp kendüsü dahi serdâr-ı mu‘azzam olup cezîre-i Girid'i kal‘a-i Kandiyesi'yle feth edüp cezîre-i Korfoz'u ve kal‘a-i Zadra'yı feth edüp berr ü bahrde Mısır yolları emn [ü] emân olup sulh [u] salâhlar olsun. Ve İpşir Paşa lalan da bir kerre mühür sâhibi olup mühr-i Süleymânî ne ma‘nâ idüğün bilüp mührün çaşnisi ne lezzetde idüğün bilsin," deyüp bu mertebe kelâm-ı müşâvereden sonra hâmûş-bâş oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 173b–174a ·
metinde göster ·
"Erebildikleriniz 75a yerde erüp başların kesüp mâl-ı ganâ’imleri sizin kelleleri bizim" deyince Murtazâ Paşa'dan bu fermânı avân-ı mutî‘ân işidince hemân ol ân cümle sipâhân-ı paşalıyân ve deli ve gönüllüyân, celâlîlerin ardlarına düşüp yetişdikleri yerde kıra kıra rûz-merre başların kırkar ve ellişer ve yüzer ve ikişer yüz yüzülmüş tuzlu tulum başlar eyâlet eyâlet Haleb'e gelüp pâymâl-i rimâl bu minvâl üzre yedi günde kâmil yedi bin kelle ale't-tevâlî gelüp galtân olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 74b–75a ·
metinde göster ·
… ile firâr edüp Ahmed Beğ ma‘şûkası olan İşpanya bânûsun alup murâd [u] merâmına
erüp
kal‘a miftâhların Sultân Mehemmed Hân'a müjde ile gönderir.
Hemân ol gün Ebü'l-feth'den elli bin güzîde cürd atlı asker alup birkaç pâre şâhî toplar ile Üsküp kal‘asından ılgarup kat‘-ı menâzil ederek gelüp kal‘a-i Mileşova'yı muhâsara edüp darebât-ı top-ı kal‘a-kûp ile döğe döğe kal‘ayı feth etdikde babası bir hîle ile firâr edüp Ahmed Beğ ma‘şûkası olan İşpanya bânûsun alup murâd [u] merâmına erüp kal‘a miftâhların Sultân Mehemmed Hân'a müjde ile gönderir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 143a ·
metinde göster ·
… oldu, ammâ asâkir-i muvahhidînden dahi yedi yüzden ziyâde âdem rütbe-i şehâdete
erüp
huld-ı berîne kadem kaldırırlar.
Âhır ale's-seher "Allâh Allâh" sadâsıyla cümle cündullâh kal‘aya yürüdüler ve biri birleri ardınca ta‘kîb edüp kal‘a gediklerine girdiler, ammâ bu kal‘a küffârın bilâ teşbîh Ka‘beleri mesâbesinde olmağile yetmiş bin küffâr-ı dûzah-karâr cân u başların bâtıl dînleri uğurlarına fedâ edüp ol kadar ceng-i cidâl ve harb-i kıtâl edüp on binden mütecâviz küffâr üç gedikde biri biri üzre leş leşe çet-a-çet oldu, ammâ asâkir-i muvahhidînden dahi yedi yüzden ziyâde âdem rütbe-i şehâdete erüp huld-ı berîne kadem kaldırırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 12b ·
metinde göster ·
… oy beği ve Mihaç beği ve iki aşağı bölük sipâhî ağaları şehîd olup eyyâm-ı şitâ
erüp
Kâsım'dan on yedi gün sonra küffâr yine Ustolni-Belgrad'ı muhâsara edeyim deyü …
Dizdârı ve Peçoy beği ve Mihaç beği ve iki aşağı bölük sipâhî ağaları şehîd olup eyyâm-ı şitâ erüp Kâsım'dan on yedi gün sonra küffâr yine Ustolni-Belgrad'ı muhâsara edeyim deyü kal‘a altında meks etdikde görse kim mukaddemâ kendülerinin kazdıkları meterislerden bir âsâr-ı hafir kalmamış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 13a ·
metinde göster ·
… ri paşa sarâyı bâğ-ı Merâm'dır. Bunda bir hafta sâkin olup murâd [u] merâmımıza
erüp
cân sohbetleri etdik. Lâkin bu şehrin akar suları yokdur, cümle dörd yerde âb-ı …
Bu varoş kal‘anın kıble tarafında bâğlı ve bâğçeli ve müşebbek bostânlı varoş-ı azîmdir kim cümle 14 mihrâbdır. Cümleden Pîrî Paşa câmi‘i, babası Mütedeyyin Paşa câmi‘i. El-hâsıl beşinde salât-ı Cum‘a edâ olunur, mâ‘adâ mahalle mesâcidleridir. Ve cümle iki bin aded kiremit ile mestûr tahtânî ve fevkânî mükellef vâsi‘ sarâylar var. Cümleden ma‘mûr u müzeyyen biri paşa sarâyı bâğ-ı Merâm'dır. Bunda bir hafta sâkin olup murâd [u] merâmımıza erüp cân sohbetleri etdik. Lâkin bu şehrin akar suları yokdur, cümle dörd yerde âb-ı hayât kuyuları vardır. Ve gâyet ganîmet şehirdir. Hatta bir at yemi bir kuş gözü akçeye ve bir kuzu on akçeye ve bir araba kavun ve karpuz beş peneze bey‘ olunur. Ve cümle re‘âyâsı Macar değildir, kefere-i Eflakândır. Bu mahaller gayri Macaristân'dan değildir, Baçka ve Laşka vilâyetleri add olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 79a ·
metinde göster ·
… u Bereket Hân Cingiz Hân yerine müstakil hân olup bin gün ana dahi hidâyetullâh
erüp
derûn-ı dilden ve cân [u] gönülden bende-i Sübhân olup ibtidâ Tatar'da kendüyi …
Netîce-i kelâm Cingiz Hân merhûm oldukdan sonra oğlunun oğlu Bereket Hân Cingiz Hân yerine müstakil hân olup bin gün ana dahi hidâyetullâh erüp derûn-ı dilden ve cân [u] gönülden bende-i Sübhân olup ibtidâ Tatar'da kendüyi sünnet etmek bundan kalmışdır kim yüzer ikişer yüz nefer âdemleri bir yerden sünnet etdirüp 198b üç gün üç gece toy düğünler edüp sürûr [u] şâdımânlar ile ömr-i nâzenînin zevk u safâ ile geçirirdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 198a–198b ·
metinde göster ·
… bir yılda rahm-i mâderden müştak olur. Kızları sekiz ve tokuz yaşında bülûğuna
erüp
on yaşında vaz‘-ı haml eder. Gulâmları onunda on birinde ve on ikisinde bâliğ o …
Ammâ ba‘zı evlâdları sekiz ayda ve yedi ayda dünyâya gelir, ammâ kızları kâmil bir yılda rahm-i mâderden müştak olur. Kızları sekiz ve tokuz yaşında bülûğuna erüp on yaşında vaz‘-ı haml eder. Gulâmları onunda on birinde ve on ikisinde bâliğ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 319b ·
metinde göster ·
Ve Mevlevîhâne kapusu dibinde Hoca Dûr, karîbü'l-ahd bir ulu bâzergânmış. Bir kerre Leyle-i Kadre erüp ale's-sabâh yetmiş katâr deve zî-kıymet cevâhir makûlesi eşyâsın cemî‘i fukarâya bezl eder. Ve cümle memlûklerin i‘tâk edüp mâl-ı ganâyimle herbirin behremend edüp kendüsi mâsivâdan el çeküp Mevlevîhâne yerinde dörd ay mu‘ammer olup ba‘dehu Arapça emrine fermânber olup kurb-i Mevlâ'ya müteveccih olup hâlâ kabr-i münîri Mevlevîhâne kapusu dibinde medfûndur. Ve Dede Şücâ’eddîn,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y167a ·
metinde göster ·
Cümle halk yavuz gümân etdiklerine peşimân oldular. Hazret-i Mûsâ ol taşa
erüp
üstünden hırka-i peşmînesin alup mübârek tenine geyüp elindeki asâ ile ol taşı …
Cümle halk yavuz gümân etdiklerine peşimân oldular. Hazret-i Mûsâ ol taşa erüp üstünden hırka-i peşmînesin alup mübârek tenine geyüp elindeki asâ ile ol taşı on iki kerre urup on iki delik oldu. Derhâl ol taş bi-emrillâh lisâna gelüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y244a ·
metinde göster ·
… u kadar heccân ve hussân-ı küheylân ile yedi gün ve yedi gece berk-i hâtif gibi
erüp
cümle ahâlî-i Medîne'yi alâ-tarîkı'z-ziyâfe da‘vet edüp cümlesine nigerân eder. …
"şu zâlimler beni kabrimden çıkarmak isterler. Senin gelmene müfevvâz olunmuşdur. Bunda sırrullâh var, elbette yetiş" dedikde der-akab Nûreddîn hâbdan bîdâr olup bu kadar heccân ve hussân-ı küheylân ile yedi gün ve yedi gece berk-i hâtif gibi erüp cümle ahâlî-i Medîne'yi alâ-tarîkı'z-ziyâfe da‘vet edüp cümlesine nigerân eder. Ammâ menâmında Hazret-i Risâlet'in şu zâlimler deyü gösterdiği âdemler yok. Nûreddîn-i şehîd eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y254b ·
metinde göster ·
cümle Mısırlıyı dendân-ı kılıçdan ve yalman-ı rumhden geçirüp ale'l-gafle bu ka …
Ol sene huccâc huzûr ile hac edemeyüp Mısır askeri Mısır'a giderken vâdî-i Nâr mahallinde Hamûde nâm şerîf akîb-i askere erüp cümle Mısırlıyı dendân-ı kılıçdan ve yalman-ı rumhden geçirüp ale'l-gafle bu kadar ibâdullâhı şehîd ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y311a ·
metinde göster ·
… -i beyzâsın görüp etdikleri Y 383a bed-gümâna peşîmân olup Hazret-i Mûsâ taşa
erüp
üstündeki hırka-i peşmînesin geyüp elindeki asâ ile ol taşa on iki kerre darb e …
Bir gün Mûsâ aleyhisselâm Nîl sâhilinde uryân olup havâyicin bir küçük taş üzre koyup Nîl'e girüp gasl etdükde taşra çıkup esvâbın taş üstünden alam derken bi-emrillâh ol taş yerinden kopup Mûsâ'nın esvâbıyla Mısır içine taş gitmede. Mûsâ uryân kalmamak içün taşın ardına düşüp tâ Mısır içine uryânen Mûsâ girüp cümle ahâlî-i Mısır Hazret-i Mûsânın dürr-i beyz-âsâ vücûd-ı şerîfin ve yed-i beyzâsın görüp etdikleri Y 383a bed-gümâna peşîmân olup Hazret-i Mûsâ taşa erüp üstündeki hırka-i peşmînesin geyüp elindeki asâ ile ol taşa on iki kerre darb edüp on iki delik oldukda derhâl ol hacer-i rahnedâr bi-emrillâh lisâna gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y382b–Y383a ·
metinde göster ·
… den çıkar gibi çıkup "avanta kanalya" deyüp berg-i hâtif gibi küffâr gemilerine
erüp
bi-emrillâh on iki pâre gemiye top u tüfeng atdırmayup feth edüp keşân-ber-keşâ …
Ba‘dehu anda lenger-endaht olup ba‘zı nasârâ karaya çıkmak Y 28b sadedinde iken beri tarafda Sultân Mehemmed'in karadan enen iki yüz pâre hâzırbâş firkateleri ile şâhkulu Re’îs ejder ininden çıkar gibi çıkup "avanta kanalya" deyüp berg-i hâtif gibi küffâr gemilerine erüp bi-emrillâh on iki pâre gemiye top u tüfeng atdırmayup feth edüp keşân-ber-keşân çekerek Tershâne bâğçesine getirirken içindeki Fransa kefereleri lehce-i mahsûsları ile;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y28a–Y28b ·
metinde göster ·
… de yaban kazına doğan salup ardı sıra at bırağup atdan tekerlenince başına zahm
erüp
merhûm olup Bolayır'da bir kubbe-i pür-envârda medfûndur. Hattâ Y 40a câmi‘ v …
Ba‘dehu Süleymân Paşa Bolayır nâm mahalde yaban kazına doğan salup ardı sıra at bırağup atdan tekerlenince başına zahm erüp merhûm olup Bolayır'da bir kubbe-i pür-envârda medfûndur. Hattâ Y 40a câmi‘ ve imâreti ve tekyesi vardır. Vefâteş sene 760. Rahmetullâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y39b–Y40a ·
metinde göster ·
… up hamd-ı Bîçûn tîr-i ârzûmuz hedef-i nişâna ve tedbîr-i çüst ü çâlâklık pâyâna
erüp
Mısır-ı Kâhire'ye dâhil olup bir gün kesb-i havâ ve tarâvet-i bahbah safâ etmeğ …
Ammâ bu hakîr-i pür-taksîr otuz yedi sene on yedi pâdişâhlık yerde niçe tilâl ü cibâl ve tîh-i rimâl aşarak on sekizinci pâdişâhlık yer Ka‘be-i şerîfdir kim cümlenin maksûd [u] merâmı oldur, hamd-i Hudâ sene 1082 târîhinde anda hac tavâf edüp Mısır'a seyâhat ederek on tokuzuncu pâdişâhlık yerimiz olup hamd-ı Bîçûn tîr-i ârzûmuz hedef-i nişâna ve tedbîr-i çüst ü çâlâklık pâyâna erüp Mısır-ı Kâhire'ye dâhil olup bir gün kesb-i havâ ve tarâvet-i bahbah safâ etmeğiçün inân-ı ihtiyârı ele alup çârpâ ve sâfinâta süvâr olup Eski Mısır olan Fustât ve Emsûs ve Makdonya ve Mısrâyim ve Ümmü Dünyâ ve Kâhire-i Mu‘izziyye nâmlarıyla müsemmâ olan ol hasretü'l-mülûkü gördüm ki hakkâ ki zamân-ı kadîmde nâm [u] nişânı dâsitân-ı dûstân olduğu kadar var imiş, alâyimât-ı âsâr-ı binâları cihânı dutmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y76a ·
metinde göster ·
"Vallâhi bu kenze bu ayı müvekkil idi. Babam beni bu vasıla getürüp vaslıma
erüp
bu mâldan mâl alup günde birer koyun alup getirir yedirirdim ve bana cimâ‘ eder …
"Vallâhi bu kenze bu ayı müvekkil idi. Babam beni bu vasıla getürüp vaslıma erüp bu mâldan mâl alup günde birer koyun alup getirir yedirirdim ve bana cimâ‘ ederdi. İşte senin sebebinle ben dahi halâs oldum. Şimden sonra bu mâl-ı Kârûn sana kaldı. Ne dilersen eyle" der.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y100a ·
metinde göster ·
şen [ü] şâdumân olmuş ârif-i billâh cânlar var kim her biri bir celâl sâhibi âş …
Ve on bir medrese ve altı dârü'l-kurrâ ve üç dârü'l-hadîs ve kırk mekteb-i sıbyân-ı ebcedhân ve altı tekye-i dervîşân. Cümleden sâhil-i Nîl'de, fevkânî tekye-i İbrâhîm-i Gülşenî'dir. Otuz aded erbâb-ı ma‘rifetden tekmîl-i fünûn edüp Gülşenî'den rûşene erüp şen [ü] şâdumân olmuş ârif-i billâh cânlar var kim her biri bir celâl sâhibi âşıklardır. Hattâ Seyyid Ahmed el-Bedevî mevlûdu günleri bu âsitânede iki gün iki gece a‘yân-ı Mısır'a ziyâfetleri olup mevlûdü'n-nebî edüp cümle âşıkân hidmet-i pîr [ü] civânda olup tevâzu‘ meskenet birle hizmet ederler, ale's-sabâh Bedevî gemileri alay-ı azîm ile avm ederler. Azîm âsitâne-i Gülşenîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y134b ·
metinde göster ·
… fethinde gazâ mâlındın alınan koyunlara çoban olup ganemleri ra‘y ederken kadre
erüp
leyle-i Kadir'de ikisi cân birliğiyle teslîm-i rûh edüp Amr ibnü'l-Âs hazretler …
Kabr-i şakîk Bostânü'r-Râ‘î hazretleri ve kabr-i Seyyidler [Bo]stanü'r-Râ‘î hazretleri: Bunlar ikisi birâderler imiş, Sahâbe-i kirâmdan olup Mısır fethinde gazâ mâlındın alınan koyunlara çoban olup ganemleri ra‘y ederken kadre erüp leyle-i Kadir'de ikisi cân birliğiyle teslîm-i rûh edüp Amr ibnü'l-Âs hazretleri cenâze namâzların kılup Mescidü'l-Velve cenbinde defn etmişlerdir. Hâlâ her sene leyle-i Kadir'de üzerlerine nûr yağar, rahmetullâhi aleyhim. şeyh Kakâ‘î rahmetullâhi aleyh kavlince mescid-i Velve ile mescid-i Mahmûd ma‘bed-i kadîmdir ve du‘â müstecâbdır, buyurmuşlar. Hadd-i zâtinde aceb rûhâniyyet vardır. Ve ehl-i hâl ba‘zı sulehâ-yı ricâl eksik değildir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y257b ·
metinde göster ·
eş-şeyh Seyyid Abdülvâhid: Her sene leyle-i Kadir'e
erüp
genc-i devlete mâlik bir mün‘im pâdişâh-ı fukarâ imiş. Kubbe-i pür-envârında ac …
eş-şeyh Seyyid Abdülvâhid: Her sene leyle-i Kadir'e erüp genc-i devlete mâlik bir mün‘im pâdişâh-ı fukarâ imiş. Kubbe-i pür-envârında aceb rûhâniyyet var. Yedi gün bir âdem ziyâret etse elbette gedâ ise bay olur, derler. Bunları dahi ziyâret edüp yine gemi ile beri tarafda Nehâriyye'ye ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y300b ·
metinde göster ·
… vânâtlar ile ülfet edüp vâdî-i hâmûnda sâkin idi. Ba‘dehu kendüye hidâyet-i Hak
erüp
kutbiyyete kadem basar. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır. Ve buna karîb bir kubb …
eş-Şeyh Şehzâde Yahyaddîn ibn Sultân Nâsıruddîn, sultân-ı Mısır: Bu şehzâde-i cüvânbaht tâc [u] tahtı terk edüp hâk-i mezelletde fenâ fillâh abâsı ve kabâsın geyüp beyâbânda hûş [u] tuyûr ile ve rumh-ı bî-emânlı cebel-i Ahzar sübû‘ları ve sâyir yırtıcı hayvânâtlar ile ülfet edüp vâdî-i hâmûnda sâkin idi. Ba‘dehu kendüye hidâyet-i Hak erüp kutbiyyete kadem basar. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır. Ve buna karîb bir kubbede,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y309a ·
metinde göster ·
Ba‘dehu Salâhaddîn ibn Eyyûb İskenderiyye'ye hâkim olup ol sene Adududdevle Freng kâfiriyle yek-dil olup Salâhaddîn'i İskenderiyye içre muhâsara edüp âhir Salâhaddîn sulh ile Adududdevle vezîri Şâver'e müşâvere ile verüp her sene anlar dahi Salâhaddîn'e ellişer bin altun verüp Salâhaddîn İskenderiyye (---)(---)(---) yine âl-i Fâtımiyyîn'den Adud'a verdi. Adud dahi kendüye imdâda gelen Freng'e İskenderiyye'nin nısfın verüp ol sene Freng Mısır'da istîlâ edüp Mısır içre Freng'in (---)(---) verdi bir hâkimi zabt ederdi. Tâ ki sene 564 târîhinde her tarafdan küffâr-ı dûzâh-karârın imdâd-ı küllîsi erüp mülkiyyet üzre iklîm-i Mısır'a mutasarrıf olup İskenderiyye'yi hod evlâ bi't-tarîk cây-i menâs edindiler.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y317b ·
metinde göster ·
Selîm Hân dahi bu vâdîde seksen bin mükemmel asker-i cengâver ile Sultân Gavrî'yi iki kerre yüz bin askeriyle münhedim edüp Gavrî Sultân cengin gavrına erüp sultânlığı ol meydân-ı ma‘rekede bırağup Haleb'e andan Şâm'a andan Mısır'a firâr etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y318b ·
metinde göster ·
eş-şeyh Hazret-i Kenâniyye es-Sâdât: Bir kubbe-i âlîde medfûnlardır. Cümle kırk bir kibâr-ı evliyâlar bir yerde medfûnlardır. Zamân-ı kadîmde kırk biri de harâmîler imiş, hidâyetullâh erüp cümlesi velî olmuşlardır. Ser-tâcları kutbü'l-aktâb pişvâ-yı tarîk Kenânî hazretleridir. Senede bir kerre mevlûd-ı azîmi olup kırk elli bin âdem cem‘ olup haymelerinde on gün on gece tevhîd-i sultânî olur. Mâ-tekaddem Malaka meydânında bu mevlûdu Urbân-ı uryân aşkıyâsı basup ordu-yı bâzârı nehb [ü] gâret edüp hayli âdem şehîd ederler. Derhâl şehr içinden kırk bir yeşil imâmeli ve eşheb atlı eli mızraklı âdemler zuhûr edüp cümle harâmîleri katl edüp yine şehre girüp gâyib olurlar. Bu menâkıb karîbü'l-ahd olup yetmiş senedir. Ol asırdan berü mevlûda ehl-i züvvâr gelmeyüp cem‘iyyet olmaz imiş. Hakîr bu ahvâli istimâ‘ eyleyüp Mansûre kâşifi Turna Mustafâ Beğ'e hitâben mü’ekkid buyurdular, Cânpûlâdzâde Hüseyin Paşa efendimizden alup eyâlet-i Mansûre'de dellâllar nidâ edüp bin seksen dördde kırk elli bin âdem gelüp cem‘iyyet-i kübrâ oldu. Hamd-i Hudâ hakîr dahi birkaç sene hâzır idim. Her sene terakkîli âdem deryâsı olmadadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y354a ·
metinde göster ·