ta‘yîn olunup etrâf vilâyetlerden niçe bin araba zehâyirler gelüp cem‘ oldu. Me …
Menzil-i karye-i Ayrık Sahrâsı'nda meks olunup cânib-i erba‘aya karavullar ta‘yîn olunup etrâf vilâyetlerden niçe bin araba zehâyirler gelüp cem‘ oldu. Mezkûr karye-i Ayruk, Kızılırmağın şimâl tarafında olmağıla Kankırı sancağı hâkinde yüz evli evkâf-ı azîm köydür. Bir câmi‘i vardır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 362a ·
metinde göster ·
… ar Alî Paşa'nın askeri içinde bir güft [ü] gû olup asker pür-silâh olup cânib-i
erba‘aya karavullar
ta‘yîn olunup (---) paşa çarkaya (---) paşa dümdâr ta‘yîn olunup cümle asker ha …
Karye-i Sarı, nâm mahalle kondukda Varvar Alî Paşa'nın askeri içinde bir güft [ü] gû olup asker pür-silâh olup cânib-i erba‘aya karavullar ta‘yîn olunup (---) paşa çarkaya (---) paşa dümdâr ta‘yîn olunup cümle asker hayme ve hargâhlarında pür-silâh âmâde olup cenge müterakkıb olup durdular. Hakîrin cân başıma sıçrayup paşanın ciğer-kûşesi beğden su’âl edüp "Bu ne fetret u ısyân u tuğyândır kim asker birbirine girüp hâzır-baş oldu" dedim. Hazînedâr eyitdi "Vallahi Evliyâ Çelebi! Şimdi çâşıdımız geldi. Köprülü Mehemmed Paşa üzerimize gelmeğe hatt-ı şerîf ile serdâr olmuş ve Amasiyyeli Kör Hüseyin Paşa ve Divriği Beği Kara Sefer Paşa ve niçe paşalar cem‘ olup yarınki gün ceng-i azîmdir" dedikde hakîr paşanın yanına varup paşa eydür: "Gördün mü Evliyâ Çelebi! Ben seninle bileyim ve yoluna kurbânım diyenlerden biri Köprülü Mehemmed Paşa dörd eyâlet sancâğı askeriyle üzerime geliyor" dedi. Hakîr eyitdim: "Bundan size hisse var paşa. Sultânıma mektûbunda yazduğu mâddenin biri dahi budur kim seninle bile olurum, diyenlere i‘timâd etme. Seni meydânda korlar, deyü tahrîr etdiği mevâdd-ı kebîrin biri dahi budur. Ammâ bi-emrillah bunda nesne yokdur. Geçende Kızılırmak kenarında Kum Baba Sultânı ziyâret etdiğiniz gün bir teveccüh-i tâm ile İlâhî beni şerm-sâr edüp halk mâbeyninde yüzüm 363a kara eyleme deyü hayr du‘â etdiğinde bildim ki ol du‘â hedef-i icâbetde kabûl oldu. İnşâallah mansûr [u] muzaffer olup selâmet bulursun". Lâkin afv ile ol gün mu‘âmele edüp mehibbâten niçe nasîhat-âmîz cevâblar ile muzaffer olmuş, tebşir etdim. Ol mahalde paşa "cümle asker âmâde olsun" deyü tenbîh ü te’kîd edüp cümle âlât-ı silâh meydân-ı muhabbete dökülüp cebe ve cevşenler giyilüp nısfu'l-leyle dek cümle asker âlât-ı silâha müstağrak olup her biri birer Sâm [u] Nerîmân-akrân pehlivânlara döndüler. Beyt
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 362b–363a ·
metinde göster ·
… n içre pinhân eyleyüp çıt-a-çıt tınâb tınâba haymelerimiz ile meks edüp cânib-i
erba‘aya karavullar
ta‘yîn olundu. Zîrâ çöl pâdişâhının bu kadar mâl-ı erzâkı nehb ü gâret olundu. …
Menzil-i sahrâ-yı Sincâr: Bu mahalde bir ma‘mûr köy var imiş, Urbân harâb etmiş. Cümle mâlı bu harâbistân içre pinhân eyleyüp çıt-a-çıt tınâb tınâba haymelerimiz ile meks edüp cânib-i erba‘aya karavullar ta‘yîn olundu. Zîrâ çöl pâdişâhının bu kadar mâl-ı erzâkı nehb ü gâret olundu. Bu çölistânda bir gice dağ derûnundan şebhûn edüp bizi basar mülâhazasıyla cümle asker ol gice sabâha dek pür-silâh olup âmâde keşik beklediler. Sabah ki oldu, hamd-i Hudâ Urbândan bir kara görünmeyüp yine kös-i rıhletler çalınup yine cânib-i şimâle ol çölistân içre (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 217a ·
metinde göster ·
… aymelerin bir yere yıkup develeri ve katırları cümle bir yere cem‘ edüp cânib-i
erba‘aya karavullar
ta‘yîn edüp sabâha dek bîzâr ve bîdâr olduk. Zîrâ bu mahallin hırsızı Tercil ve …
Menzil-i Hâsçayır: Bu mahalde cümle refîklerimiz ile hayme vü hargâhlarımız kurup paşanın cümle çergeleri ve sâ’ir haymelerin bir yere yıkup develeri ve katırları cümle bir yere cem‘ edüp cânib-i erba‘aya karavullar ta‘yîn edüp sabâha dek bîzâr ve bîdâr olduk. Zîrâ bu mahallin hırsızı Tercil ve Atak ve Mührani ve Kulp'dan berü sökün edüp geldikde Allahümme âfinâ "Sürmeden gözü, ağızdan sözü çalarlar" ve gâyet cengâver ve dilâver ve harâmîlikde hünerverlerdir, ammâ bu mahal Hazzo hâkidir. Andan (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 220a ·
metinde göster ·
… ak dörd aded şâhrâh yollar alıkoyup mâ‘adâ kat-ender-kat haymeler konup cânib-i
erba‘aya karavullar
kondu.
Ve Pinyanişî beği altı bin bahâdır ile sağ ince karavula ta‘yîn olundu. Ve Gâzîkıran beği solkola ince karavula fermân olunup ba‘dehû bu Ezgal köyünden kalkup Van deryâsı kenârıyla Rahova nâm sahrâda Çalış çayırında cümle asker paşa otağın ortaya alup herkes kollu kollarınca yerlü yerlerine tınâb tınâba çıt-a-çıt kurup ordu-yı İslâm içre ancak dörd aded şâhrâh yollar alıkoyup mâ‘adâ kat-ender-kat haymeler konup cânib-i erba‘aya karavullar kondu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 262b ·
metinde göster ·
… ir köşesinde bir çemenzâr yerde tahte'l-kahve tenâvül etmeğe nüzûl edüp cânib-i
erba‘aya karavullar
koduk. Hikmet-i Hudâ asker-i bî-pâyânın kesretinden ve yağmacı ve kavm-i talanc …
Âhir "Himmetü'r-ricâl takli‘u'l-cibâl" deyüp yanında olan Ekrâd ümerâlarıyla ol kûh-ı bülendin zirvesinde meşveret edüp "İnşâallah hücûm günü sen şu mahalden ve sen şu dereden ve sen şu depeden ve sen şu püşteden atlı ve yayan yürüyüş edersüz." deyü on sekiz aded ümerâlara hücûm idecek yerlerin gösterüp "Şehr-i Bitlîs'in etrâfında sizler hâzır olup biz aşağı Rahova sahrâsında Van askeriyle ve Hakkarî askeriyle ve benim on iki bin askerimle büyük meterislere hücûm edüp "Allah Allah" deyüp balyemez toplara âteşler etdikde sizler dahi bu me’mûr etdiğim on sekiz yerden şehr-i Bitlîs'e hücûm edin, ammâ askerinize tenbîh ü te’kîd edin, evvel hân arısın söndürelim, sonra hânın balın yiyelim. Gayri re‘âyâ vü berâyâya ve ehl [ü] ıyâle vaz‘-ı yed edüp hâneleri nehb ü gâret etmesinler. Ancak hemân hânı ele getirsinler ve hânın bâğını kabz edüp kal‘ayı muhâsara etsinler" tenbîh etdikde cümle be-ser [ü] çeşm deyüp bu müşâvere-i hayr üzre yemîn billah ile Fâtiha-i seb‘u'l-mesânî tilâvet olunup paşa ile ordu-yı İslâm cânibine giderken Rahova sahrâsının bir köşesinde bir çemenzâr yerde tahte'l-kahve tenâvül etmeğe nüzûl edüp cânib-i erba‘aya karavullar koduk. Hikmet-i Hudâ asker-i bî-pâyânın kesretinden ve yağmacı ve kavm-i talancının vefretinden ordu-yı İslâm'dan bir alây şikârcı âdemler dağ taş ve kemîngâh dereler ve râh bilmezler birer mağaracı kimesneler ale'l-ittifâk şehr-i Bitlîs'in etrâfın nehb ü gâret etmeğe giderken meğer hân tarafından kemîngâh içre altı yüz aded güzîde asker-i Rujikiyân var imiş. Bizim asker yağmacısı bu hân askeri üstüne uğrayup bir azîm ceng edüp biz paşa ile otururken bir tüfeng sadâsı istimâ‘ etdik, ammâ ne idüğü ma‘lûmumuz olmayup paşa-yı müdebbirden ol mahalle âdem varınca bizim yağmacılardan iki yüz âdemi hân askeri amân vermeyüp kılıçdan geçirüp cümlesi câm-ı şehâdeti nûş ve gam-ı dünyâyı ferâmûş edüp kellelerin hâna götürürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 264b ·
metinde göster ·
… n Serdâr Sinân Paşa sinânın destine alup niçe beğleri ve beğlerbeğileri cânib-i
erba‘aya karavullar
ve çarhalar ta‘yîn edüp Alî Fakı nâm bir paşayı ve Deli Dızman Beğ'i çarhacı ta …
Yine şâh-ı Acem istîlâ edüp sene 995 târîhinde Murâd Hân-ı Sâlis vüzerâlarından Cığaloğlu Sinân Paşa Bağdâd-ı behişt-âbâddan deryâ-misâl asker ile Hemedân üzre gelirken Şâh Abbâs-ı Evvel haber alup Kürdistân hâkimi Şâhverdi Hân bir mürtedd-i benâm şâha henüz kul olup şâhdan tâc geymiş idi. Şâh-ı gümrâh Şâhverdi Hân'a istimâletler verüp vezîri pâyesinde edüp başına ablak-ı şâhî ve kemerine bir murassa‘ şemşîr-i pâdişâhî bend kılup ve Korkmaz Hân'ı ve birkaç dilâver sultânları kırk bin "Benem, diğer nîst" diyen güzîde askere bu hânları ve sultânları başbuğ edüp asker-i İslâm üzre gönderüp şehr-i Hemedân kurbünde kûh-ı bülendler içre cüyûş-ı bed-ma‘âş-ı evbâş kemîngâhlarda hâmûş-bâş olup yatırlar. Çûn asker-i İslâm zîr-i Hemedân'a meks-i hıyâm edüp ota otluğa giden huddâmândan niçe kimesneler giriftâr-ı bend-i belâ olurlar. Hemân Serdâr Sinân Paşa sinânın destine alup niçe beğleri ve beğlerbeğileri cânib-i erba‘aya karavullar ve çarhalar ta‘yîn edüp Alî Fakı nâm bir paşayı ve Deli Dızman Beğ'i çarhacı ta‘yîn edüp der-ân Kızılbaş-ı kallâş bu iki dilîrin üstüne düşüp ceng kızışup ikisi de şehîd olup beri tarafdan hemân asker-i İslâm Kızılbaş üzre "Allah" deyüp hücûm edince mukaddemâ kemîngâhlarda pinhân olan Sorserânlar dahi pocalardan çıkup "Şâh, şâh!" diyerek Hemedân sahrâsında deryâ-misâl iki ceyş-i azîm birbirlerine karılup katılup bir ceng-i sultânî ve neberd-i İrânî olur kim yedi sâ‘atde kanlar dem-nühûr-vâr cereyân eder. Görseler kim Nihâvend tarafında yeşil alemler ile bir asker gelüp Âl-i Osmân askeri içine girerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 311a ·
metinde göster ·
… ihsân edüp sahrâ-yı Bender'de asker cem‘ olmasıyçün üç gün tekâ‘üd ile cânib-i
erba‘aya karavullar
fermân olundu, zîrâ bu kal‘a-i Bender tâ kâfiristânın kat(?) ortasıdır.
Kal‘a-i Bender nümâyân oldukda el-azametullâh kal‘a-i Bender askeri cümle dokuz bin aded pür-silâh mükellef ü mükemmel asker Paşa'ya istikbâle çıkup alay-ı azîm ile gülbâng-ı Muhammedî çekerek kal‘a altına varıldıkda kal‘adan bir yaylım top [u] tüfengler atılup zemîn [ü] âsumân sadâ-yı top-ı kûpdan lerzenâk olup Paşa efendimiz dârât [u] kerr ü feriyle serâperdesinde meks edüp istikbâle çıkan kal‘a neferâtlarına bir kîse bahşîş ihsân edüp sahrâ-yı Bender'de asker cem‘ olmasıyçün üç gün tekâ‘üd ile cânib-i erba‘aya karavullar fermân olundu, zîrâ bu kal‘a-i Bender tâ kâfiristânın kat(?) ortasıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 37b ·
metinde göster ·
ve çarkacılardan ileri çaşıtlar ta‘yîn olunup cümle cünûd-ı cünübân-ı taraban p …
Anda meks olunup cânib-i erba‘aya karavullar ve çarkacılardan ileri çaşıtlar ta‘yîn olunup cümle cünûd-ı cünübân-ı taraban pür-silâh âmâde oldular. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 101a ·
metinde göster ·
… . Ol gece cümle arabaları tabur çatup cümle esîrleri muhkem bağlayup ve cânib-i
erba‘aya karavullar
koyup üç yüz yiğitden bir kişi eksik sabâha dak bîdâr âmâde durup cümle hayvânl …
Bir dar boğazdır kim diller ile ta‘bîr olunmaz. Ol gece cümle arabaları tabur çatup cümle esîrleri muhkem bağlayup ve cânib-i erba‘aya karavullar koyup üç yüz yiğitden bir kişi eksik sabâha dak bîdâr âmâde durup cümle hayvânları da zabt [u] rabt edüp ale's-sabâh on dörd sâ‘at giderken yüz bin renc [ü] anâ ve havf u haşyet çekerek Pisan dağın aşup nâçâr Jidvar kal‘ası önünde yatdık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 3b ·
metinde göster ·
konulup ol gece anda mihmân olundu. Ve cânib-i erba‘ada olan kurâ vü kasabât-ı …
Andan nefîr-i rıhletler çalınup nîm sâ‘at gidüp nâhiye-i Çik karyesinde meks olunup cânib-i erba‘aya karavullar konulup ol gece anda mihmân olundu. Ve cânib-i erba‘ada olan kurâ vü kasabât-ı ma‘mûrelere çeteye gitdiler, sâlimîn ü gânimîn gelüp vâsıl oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 22a ·
metinde göster ·
… bî-dinleri uğuruna fedâ olunup Seykel kal‘ası altına ol şiddet-i hârda cânib-i
erba‘aya karavullar
ta‘yîn olunup meks olundu.
"Derûn-ı kal‘ada yedi nâhiye askeri cümle on sekiz bin Hıristiyan askerdir ve sâ’ir re‘âyâ vü berâyâsı bî-hisâbdır. Ve bunda olan yat [u] yarağ ve cebehâne ve mühimmât [u] levâzımâtların vefreti ve içinde olan kefere vü fecerelerin kesreti hadd-i ihsâdan mütecâvizdir. Bu kal‘a fethinde su‘ûbet çekersiz belkim bir gece içerden küffâr şeb-hûn ede, zîrâ bir kerre Leh kralına eyle edüp Leh askerin kal‘a altından kaçırup kal‘ayı Leh elinden halâs etmişlerdir" deyü giriftâr olan diller böyle haber verdiklerinde dillerin dilleri bedenlerinden cüdâ, ba‘zısı bî-dinleri uğuruna fedâ olunup Seykel kal‘ası altına ol şiddet-i hârda cânib-i erba‘aya karavullar ta‘yîn olunup meks olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 23a ·
metinde göster ·
… aded asâkir-i mü’minân ile bu sahrâda çet-a-çet tınâb tınâba meks edüp cânib-i
erba‘aya karavullar
ta‘yîn olunup ol gece bu sahrâ-yı lâlezârda şem‘-i asel ve şem‘-i revgan ve niç …
Çünki sene 932 de Süleymân Hân kâmil yüz bin aded asâkir-i mü’minân ile bu sahrâda çet-a-çet tınâb tınâba meks edüp cânib-i erba‘aya karavullar ta‘yîn olunup ol gece bu sahrâ-yı lâlezârda şem‘-i asel ve şem‘-i revgan ve niçe kerre yüz bin meş‘aleler ile çerâğân edüp şeb-i muzlimleri rûz-ı rûşen olur. Ale's-sabâh çaşıtlar gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 65a ·
metinde göster ·
… r mîr-i mîrânlar Kile sahrâsı hâricinde dağlar ve bâğlar içre meks edüp cânib-i
erba‘alarına karavullar
ta‘yîn eylediler. Tâ bu mertebe asâkir-i İslâm'ın kesret [ü] vefreti var idi, z …
Cemî‘i kâfiristânda eyle meşhûrdur kim "Bu Budin altındaki sahrâ âdem deryâsıyla leb-ber-leb olup kîle gibi dolarsa ol askere mukâ[ve]met olmaz" derler. "Eğer Kile sahrâsı dolmaz ise ol asker ile mukâvemet mümkündür" deyü bu sahrâya anıniçün Kile sahrâsı derler, ammâ Hudâ âlimdir bu sene-i mübârekede bu Gerz İlyâs dağından bu ordu-yı İslâmı temâşâ etdiğimde Hudâ'ya ayândır, Kile sahrâsı çet-a-çet tınâb tınâba âdem deryâsı meks etdiğinden mâ‘adâ bu sahrâ-yı bî-pâyânın cânib-i garbı ve cenûbu ve kıblesi tarafında olan dağlar ve bâğlar içre Sivas vezîri Hasta Ken‘ân Paşa ve Mar‘ayş vezîri Sührâb Mehemmed Paşa ve Çatrapatrazâde Ali Paşa ve Cân Arslan Paşa 89b ve Kurd Paşa ve bizim efendimiz Kadızâde İbrâhîm Paşa ve niçe mîr-i mîrânlar ve gayri sâde ümerâlar mezkûr Kile sahrâsında bir tengetir haymecik kuracak yer bulmayup yer götürmez askerleriyle cümle mezkûr mîr-i mîrânlar Kile sahrâsı hâricinde dağlar ve bâğlar içre meks edüp cânib-i erba‘alarına karavullar ta‘yîn eylediler. Tâ bu mertebe asâkir-i İslâm'ın kesret [ü] vefreti var idi, zâdekâllâhu Ta‘âlâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 89a–89b ·
metinde göster ·
… ar cümle askerleriyle bu tabur içine hayme vü hargâhlarımızla meks edüp cânib-i
erba‘amıza karavullar
koyup her gece muhâfaza edüp âmâde dururduk, zîrâ bu tabur mahalli küffârın Uyv …
Bu Ciğerdelen taburu hakkâ ki sarp taburdur. Hattâ efendimiz Kadızâde İbrâhîm Paşa ile ve Sührâb Mehemmed Paşa ve Kaplan Paşa ve Hısım Mehemmed Paşa ve'l-hâsıl yedi aded mîr-i mîrânlar ve birkaç ümerâlar cümle askerleriyle bu tabur içine hayme vü hargâhlarımızla meks edüp cânib-i erba‘amıza karavullar koyup her gece muhâfaza edüp âmâde dururduk, zîrâ bu tabur mahalli küffârın Uyvar kal‘ası ve Komaran cezîresi tarafıdır. Hemân bu küffâr tarafında fakîr Ciğerdelen kal‘ası var, gayri kal‘a yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 99b ·
metinde göster ·
… dan mâ‘adâ yüz yetmiş altı aded sancakbeğleri kol kol sahrâ-yı Uğvar'ın cânib-i
erba‘asına karavullar
beklemeğe ve ota ve otluğa giden at ve oğlanların ve karakullukçuların hıfz [u] …
Ve bu vüzerâlardan mâ‘adâ yüz yetmiş altı aded sancakbeğleri kol kol sahrâ-yı Uğvar'ın cânib-i erba‘asına karavullar beklemeğe ve ota ve otluğa giden at ve oğlanların ve karakullukçuların hıfz [u] hırâset etmeğe me’mûr oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 110b ·
metinde göster ·
… kal‘a-i Uyvar'ın top altına girüp çet-a-çet tınâb tınâba meks edüp yine etrâf-ı
erba‘aya karavullar
ta‘yîn olundu. Ve ol ân Hazret-i Risâlet-penâhın sancağ-ı şerîfin ve cümle hazî …
Ve cümle asâkir-i İslâm eski yurd yerlerinden kalkup Uyvar'ın top altındaki çemenzâr sahrâya asker-i nusret-me’ser nakl olunmalarıyçün fermân-ı vezîr-i dilîr vârid olup cümle ordu-yı İslâm kanûn-ı kadîmeleri üzre kal‘a-i Uyvar'ın top altına girüp çet-a-çet tınâb tınâba meks edüp yine etrâf-ı erba‘aya karavullar ta‘yîn olundu. Ve ol ân Hazret-i Risâlet-penâhın sancağ-ı şerîfin ve cümle hazîne-i pâdişâhîyi derûn-ı kal‘ada hıfz edüp cümle asâkir-i İslâm âsûde-hâl oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 119b ·
metinde göster ·
koyup bir sâ‘at istirâhat edüp ta‘âm yerken Hudâ âlim ü dânâdır bu fezâ-yı çeme …
Bu kasabadan dahi elli aded güzîde tüfeng-endâz piyâde yiğit refîkler alup bu kasabanın ensesinde Morina yaylasın yüz bin renc [ü] anâ ile aşup bu yaylanın çemenzâr ve şükûfezâr ve gül [ü] gülistân ve enhârları cârî ve revân yerlerine geldikde tâze cân bulup Cân mezra‘asında hâsıl olmuş gûnâ-gûn sîm ü zerrîn ve müşg-i Rûmî ve nergisleri demet demet değşirüp atlarımızla şükûfeler içre yuvarlanup cânib-i erba‘amıza karavullar koyup bir sâ‘at istirâhat edüp ta‘âm yerken Hudâ âlim ü dânâdır bu fezâ-yı çemenistânda hâsıl olan nebâtât-ı gûnâ-gûn şükûfelerin râyihası demâğımızı mu‘attar edüp hayât bulduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 148b ·
metinde göster ·
… üp meks etdikde elini vilâyetini harâb u yebâb etmeğe cümle asker gidüp cânib-i
erba‘amız[a] karavullar
koduk.
Bu dahi sedd-i İskender-vâr bir hisâr-ı üstüvârdır. Nehr-i Pâk kenârında şekl-i muhammes bir Şeddâdî binâ nümâyân idi, ammâ âteş-i Nemrûdu havfinden yanına varılmayup bir hayli mesâfe-i ba‘îdeden cümle asâkir-i İslâm ile ubûr edüp Rodolse nâm bir göle arka verüp meks etdikde elini vilâyetini harâb u yebâb etmeğe cümle asker gidüp cânib-i erba‘amız[a] karavullar koduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 185a ·
metinde göster ·
… p yorgun kalmış atlardan iki yüz kadar atları koyup zevk u safâlar edüp cânib-i
erba‘amıza karavullar
koyup nısfu'l-leyle dek bî-dermân yatdık, ammâ kan yutduk, zîrâ etrâfımızı kâfi …
Bu kal‘a altında bî-bâk ü bî-pervâ atlara yem kesdirüp Tatarvârî kazanlar asup yorgun kalmış atlardan iki yüz kadar atları koyup zevk u safâlar edüp cânib-i erba‘amıza karavullar koyup nısfu'l-leyle dek bî-dermân yatdık, ammâ kan yutduk, zîrâ etrâfımızı kâfir almışdı kim cümle ihrâk olan kal‘aların küffârları hâne berdûş olup ayak üzre katana olmuşlar idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 2b ·
metinde göster ·
… ol gece nehr-i Raba kenârınca gidüp nısfu'l-leylde atlara yem kesdirüp cânib-i
erba‘amıza karavullar
koyup yatdık. Vakt-i Şâfi‘îde âfitab(?) bir mızrak boyu çıkduğu mahalde anı gör …
Bildik kim ordu-yı İslâm yakındır, ammâ bizim de atlarımızın yemleri ve bizim yeyeceklerimiz kalmayup ne çâre ol gün ol gece nehr-i Raba kenârınca gidüp nısfu'l-leylde atlara yem kesdirüp cânib-i erba‘amıza karavullar koyup yatdık. Vakt-i Şâfi‘îde âfitab(?) bir mızrak boyu çıkduğu mahalde anı gördük, dün gece kaçan kulağızımızı önümüzden(?) berü at boynuna düşmüş har har soluyarak gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 7b ·
metinde göster ·
… âkir-i İslâm bir sâ‘at ba‘îd Bakvan nâm bir derenin kenârında meks edüp cânib-i
erba‘aya karavullar
fermân olundu, zîrâ bu kal‘anın katanası gâyet şecî‘ ü bahâdır cerî mel‘ûnları …
Ba‘dehu sene 1006 târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis asrında küffâr hîle ile kal‘a-i Yanık'a ağaç top atup zafer bulup içine leşkerin koduğu sene kal‘a-i Papa'yı ve kal‘a-i Tata'yı ve bu kal‘a-i Pespirim'i alup ilâ hâze'l-ân dest-i küffârda kalup amâr olmuşdur. Hâlâ bu mahalde asâkir-i İslâm bir sâ‘at ba‘îd Bakvan nâm bir derenin kenârında meks edüp cânib-i erba‘aya karavullar fermân olundu, zîrâ bu kal‘anın katanası gâyet şecî‘ ü bahâdır cerî mel‘ûnları olur. Hattâ altı bin cürd atlısı vardır, derler. Kal‘ası bir ormanlı dağlar içre
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 26b ·
metinde göster ·
Bir göl kenârında bir harâb deyr kurbunda meks edüp cânib-i
erba‘aya karavullar
gitdi, zîrâ küffârın vilâyeti içinde ve dahi sene 1005 târîhinde mâh-ı Rebî‘ule …
Bir göl kenârında bir harâb deyr kurbunda meks edüp cânib-i erba‘aya karavullar gitdi, zîrâ küffârın vilâyeti içinde ve dahi sene 1005 târîhinde mâh-ı Rebî‘ulevvelin beşinci gününde Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis ibn Sultân Murâd Hân-ı Sâlis asrında yedi kral ile bizzâ[t] Sultân Mehemmed bu Hırıştoş yaylasında ceng-i azîm etdiği arbedegâhdır. Bu ceng-i azîmi niçe müverrihân-ı Rûm gûnâ-gûn tahrîr etmişlerdir, ammâ karîbü'l-ahd olup pederim merhûm Dervîş Mehemmed Ağa bile olmağile anlardan istimâ‘ etdiğimiz üzre ve bu Eğre ihtiyârları takrîri üzre sehel tahrîr edelim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 39a ·
metinde göster ·
… ‘[y]în etdi kim "Küffârın imdâdı ve zahîresi kayıklar ile geçmeye" deyü cânib-i
erba‘aya karavullar
kodular.
Eyle sarp tabur etmiş kim bir tarafdan bir vech ile bu tabura rahne verüp zafer bulmak mümkin olmayup bir top menzili ba‘îd yere cümle asâkir-i Tatar ile alacıklarımızı kurup taburun üç tarafın kamadık, ammâ su tarafı kamanmak mümkin olmayup ol tarafdan kâfire imdâd ve zahîreleri gelir. "Ne çâre" deyü Safî Geray Sultân'ı suyun yukaru cânibinde bir boğaz yere on bin aded güzîde Tatar askeri ve iki bin tüfengli sekbânlar ile mezkûr Süd boğazına ta‘[y]în etdi kim "Küffârın imdâdı ve zahîresi kayıklar ile geçmeye" deyü cânib-i erba‘aya karavullar kodular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 113a ·
metinde göster ·
Bu bârhâne-i ganâ’imle Kırım'a giderken beşer altışar sâ‘at ileri cânib-i erba‘aya karavullar ta‘yîn olunup Kalmık Tatarı küffârları havfinden basîret üzre giderek âhır cümle Kırım halkı ken[g]eş ve meşveret edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 115b ·
metinde göster ·
… e bir zevk u safâlar etdik. Ammâ ale's-sabâh yine de’b-i kadîmimiz üzre etrâf-ı
erba‘aya karavullar
koyup cümle arabaları küren çatup ve Kalmık esîrlerin atlarıyla ortaya alup yor …
Ba‘dehu bu Cibilli nâm mahalde ol gece niçe yaban donbaylarını sayd u şikâr edüp bu mahalle gelince Kalmık havfinden aslâ âteşler yakmayup dururduk. Bu gece sazlara ve kamışlara âteşler edüp semiz dombay kebâbları pişirüp ve Azak'dan getirdiğimiz söğüş koyun etleri ve ekmekleri cümle buz olmuşdu, baltalarla pişmiş koyunları pâreleyüp kimin kazanda yine pişirüp kimini âteşde yine kebâb edüp ıssı edüp ekmeklerin de küllere gömüp ol gece bir zevk u safâlar etdik. Ammâ ale's-sabâh yine de’b-i kadîmimiz üzre etrâf-ı erba‘aya karavullar koyup cümle arabaları küren çatup ve Kalmık esîrlerin atlarıyla ortaya alup yorta yorta giderken bir kar yağmağa başlayup ol gün kıble cânibine seğirdüp vakt-i asrda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 189a ·
metinde göster ·
… erin ve sığın ve dombay etlerin pişirüp zevk u safâlar etdik, ammâ yine cânib-i
erba‘amıza karavullar
kor idik. Ve Heyhât sahrâsında bundan gayri yerde ağaçlı orman yokdur, ammâ neh …
Hamd-i Hudâ bu Yamançe Karaağaç mahalline dek Azak'dan selâmetle gelüp bu ormanlık içine girüp azîm âteşler yakup yaban atları etlerin ve deve etlerin ve sığın ve dombay etlerin pişirüp zevk u safâlar etdik, ammâ yine cânib-i erba‘amıza karavullar kor idik. Ve Heyhât sahrâsında bundan gayri yerde ağaçlı orman yokdur, ammâ nehr-i Edil ve nehr-i Cayık ve nehr-i Kuban ve Bahr-i Harez kenârlarında ormanistânlar gâyet çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 190b ·
metinde göster ·
… lar içre meterislere koyup Kalmık havfinden ve Çerkez hırsızı derdinden cânib-i
erba‘aya karavullar
koyup nehr-i Kuban'dan ağırlıkları buz üstünden karşu tarafa geçirmeğe cidd-i i …
Ve bu gece bu hıyâbân etrâflarına karavul koyup ve her tarafa köşe-bend yüzer yüz ellişer kadar tüfeng-endâz yigitleri ormanlar içre meterislere koyup Kalmık havfinden ve Çerkez hırsızı derdinden cânib-i erba‘aya karavullar koyup nehr-i Kuban'dan ağırlıkları buz üstünden karşu tarafa geçirmeğe cidd-i ihtimâm edüp cümle ağırlık karşu tarafa geçüp beri tarafda salt atlılar kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 190b ·
metinde göster ·
… areket edüp Akabe'den avdet edüp bir otlu ve sulu vâdî içinde meks edüp cânib-i
erba‘asına karavullar
koyup der-akab Akabe'de başımıza böyle akabe-i ikâb-ı elîm geldi deyü üç gün üç …
Hikmet-i Hudâ, sene 1089 Muharrem'inde Abdurrahmân Paşa Mısır mütevellîsi iken Akabe beği bu kadar mâl-ı hazâyin ile Akabe boğazına varup Şâm tarafından Benî Zühd ve Benî Reşîd ve Âl-i Umûr kabîleleri haşerâtları Akabe askeri ile Akabe'de bir ceng-i azîm edüp bir yaylım top [u] tüfeng atup yüz mikdârı Y 207b Urbân-ı uryân helâk olup cümle Urbân Akabe boğazın alup meks etdiler. Beri tarafdan Akabe serdârı âkılâne hareket edüp Akabe'den avdet edüp bir otlu ve sulu vâdî içinde meks edüp cânib-i erba‘asına karavullar koyup der-akab Akabe'de başımıza böyle akabe-i ikâb-ı elîm geldi deyü üç gün üç gecede neccâb Abdurrahmân Paşa hazretlerine haber gelince hikmet-i Hudâ dîvân-ı pâdişâhî idi, cümle erbâb-ı dîvân engüşt ber-dehen edüp vâlih [ü] hayrân olup devletli vezîr,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y207a–Y207b ·
metinde göster ·
… şarkî tarafında çetâçet kat-ender-kat bir yerde mazbût konulup ol gece cânib-i
erba‘aya karavullar
koyup vakt-i sabâhda cümle ağırlık menzil yerinde kalup cümle cengâver asâkir-i …
Sahrâ-yı İdrîs'in şarkî tarafında çetâçet kat-ender-kat bir yerde mazbût konulup ol gece cânib-i erba‘aya karavullar koyup vakt-i sabâhda cümle ağırlık menzil yerinde kalup cümle cengâver asâkir-i dilâver ile mütevekkilen alallâh deyüp ceng fîlleri ile mancınık ve topları ileri koyup azm-i cânib-i düşmen etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y400a ·
metinde göster ·