… izmerâtların asvât-ı hazînlerine âdem mebhût ve mütehayyir kaldılar. Ba‘dehu bu
erganonu
guzât-ı müslimîn pâre pâre etdiler. Ba‘dehu bu erganonhâne kasrın mü’ezzinlere …
Ve bir mahfil-misâl bir kasrı üzre erganon-ı Dâvûdîsi var idi. Sadrıa‘zam istimâ‘ etmek içün papas esîrlere {bu erganon sâzın} çaldırup bu kadar sâz-ı ciğersûz-ı mizmerâtların asvât-ı hazînlerine âdem mebhût ve mütehayyir kaldılar. Ba‘dehu bu erganonu guzât-ı müslimîn pâre pâre etdiler. Ba‘dehu bu erganonhâne kasrın mü’ezzinlere mahfil-i münîf etdiler. Ve bu deyrin bir nâkûshâne kullesi var idi, top güllesiyle sehel yıkdılar. Sonra çâr-kûşe bir minâre-i bânghâne-i Muhammedî etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 131a ·
metinde göster ·
Ve bu körüklerin yanlarında tûlânî dikilüp durur nerdübânları var. Kaçan kim küffârın bir bednâm günlerinde bu erganonu çalmak murâd edindiklerinde bu erganon ilminde mâhir üstâd-ı kâmil sâhir kefereler var kim her biri kavl-i edvâr kitâbı üzre ilm-i mûsîkârda Ferîdü'd-dehr olup gûyâ her biri Feysagores-i Tevhîdî ve Abdullâh-ı Fâryâbî ve Gulâm Şâdî ve Hüseyin Ba[y]kara mertebesinde üstâdlar gelüp bu erganon bisâtlarının çarhlarını ve burguların burup ve cemî‘i mizmarât zemaratları kurup {mezkûr} körükleri çekmeğe başlarlar, ammâ bu körüklerin yanlarında olan nerdübânlardan tavâşî Nemse gulâmları çıkup âmâde dururlar. Kaçan kim körüklerin üst tahtası nihâyetine çıkup aşağı enerken hemân tavâşî gulâmlar nerdübânlardan enüp körüklerin tahtalarına binüp körükler ile aşağı bile enerken körüklerden bir gûne rîh-ı sarsar zâhir olur kim hakkâ cemî‘i sâzları sarsup her sâzdan birer gûne sadâ zâhir olup istimâ‘ olunur kim işiden âdemler vâlih ü hayrân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 60a ·
metinde göster ·
… endir, zîrâ âdemin cümle vücûdındaki tüğleri ülperir. Elhâsıl ümmî olan âdem bu
erganonu
dinlese Dâvûd-ı Nebî ve Îsâ Rûhullâh mu‘cizesidir der. Ol erganon ise ne kerâme …
Ammâ gerçi Nemse Zebûr âyetlerin okurlar, ammâ Hazret-i Dâvûd'a kıbel-i Hak'dan nâzil olduğu gibi lisânı (---)(---) üzre değildir, Nemse küffârı lisânına tercüme etmişlerdir kim mahallinde tahrîr olunur yakında, ammâ bu erganon gerçi Deccâl sadâsı gibi bir mehîb ü mûhiş sadâ-yı ciğer delendir, zîrâ âdemin cümle vücûdındaki tüğleri ülperir. Elhâsıl ümmî olan âdem bu erganonu dinlese Dâvûd-ı Nebî ve Îsâ Rûhullâh mu‘cizesidir der. Ol erganon ise ne kerâmet ve ne mu‘cizedir. Ancak sihr-i i‘câz bir ma‘rifet sâzların cem‘iyyetidir kim istimâ‘ eden âdemlerin akılları perîşân olur. Ve bu deyr içre başpapasın bednâm günlerinde çıkup va‘z u nasîhat edecek bir kürsîsi var. Bunun dahi vasfında lisân kâsırdır. Ve bir mahfel dahi krallara mahsûs bir maksûre-i kâr-ı pür-füsûs var kim üstâd-ı Nemse yed-i tûlâsını hakkâ ki ayân u beyân etmişdir kim üstâd mühendisîn mi‘mâr-ı selef var makdûrun sarf edüp ol bennâ-yı bânî bu mahmelde ve bu deyr-i musanna‘da niçe bin gûne tasarruflar etmiş kim atlas-ı felek-i dehr-i denîde eyle bir kârgerlik bir mi‘mâr-ı selef etmemişdir. Meğer üstâd-ı ezel böyle kâr-ı bu'l-aceb ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 60b ·
metinde göster ·