âfitâb ü âsumâna efser ü deyhim / Yazıldı resm-i Osmânî ile teşrîfine târîh / C …
Yine kadr ü şeref buldu serîr-i mülk-i OsmânîErişdi âfitâb ü âsumâna efser ü deyhimYazıldı resm-i Osmânî ile teşrîfine târîhCülûs-ı pâdişâh-ı dâd-ger Sultân İbrâhîm.Sene 1049.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 76a ·
metinde göster ·
… dan Karadeniz aşağı doğru Akdeniz'e eyle cereyân eder kim ubûr eden gemilere ok
erişmez
, berk-i hâtif gibi ubûr ederler.
Ba‘dehu Kazak bundan içeri girmeğe kâdir olmayup ahâlî-yi kasabâtlar hıfz [u] emânda oldular. Bu kal‘alar Karadeniz'in bir dar boğazı ağzında vâkı‘ olmuşdur. Mâbeynehümâları nısf mîldir. İki cânibin halkı birbirleri ile savt-ı Dâvûdî ile kelimât edüp istimâ‘ ederler. Ammâ bu boğazdan Karadeniz aşağı doğru Akdeniz'e eyle cereyân eder kim ubûr eden gemilere ok erişmez, berk-i hâtif gibi ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 138b ·
metinde göster ·
… na bir elif çekerdi, derhâl kanı dinerdi. Bu esrâra bir pehlivân-ı sîmyâyî akıl
erişdiremediler
. Sûrnâ böyle bir mukallid pehlivân idi, hakkâ kim pehlivânlıkdır. Ve,
Ve Mukallid Sûrnâ Ahmed Çelebi: Mezkûr Şengül Çelebi'nin bürâderidir. Ammâ bu dahi ferîd-i asr mukalliddir, her taklîdde pür-mahâretdir. Kendi tiryâkî olmağile kaçan tiryâkî taklîdi etse âdem {dem-}beste olup hayrân olur. Tiryâkî tütün doğrarken, elin bıçağile kesüp bir san‘at ile parmağından ol kadar kan akıdırdı kim âhir akıl dâ’iresinden çıkup bî-hûş sehel yatup kalkdıkda yine parmağından kan alâ-mele’i'n-nâs cereyân etmededir. Andan "Şimdi bir vâkı‘amda gördüm, senin bu kanın dinmek ihtimâli yokdur illâ bir dilber oğlan kanına yapışup alnına süre deyü şimdi vâkı‘amda gördüdüm" deyü bir tâze cüvâne parmağından akan kanıyla Sûrnâ'nın alnına bir elif çekerdi, derhâl kanı dinerdi. Bu esrâra bir pehlivân-ı sîmyâyî akıl erişdiremediler. Sûrnâ böyle bir mukallid pehlivân idi, hakkâ kim pehlivânlıkdır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 212a ·
metinde göster ·
Evsâf-ı kal‘a-i şehr-i Serîrü'l-lân: Kadîm-i evvelde kal‘ası Hürmüz-i Tâcdâr ibn Enûşirvân binâsıdır. Bu şehr üzre niçe mülûk mâlik olmağiçün ceng [ü] cidâl ve harb [u] kıtâl ide ide Dağıstân şâhı elinden Acem Şâhı Kör Hudâbende istîlâ etdikde bir dahi Dağıstân ve Gürcîstân ve Âl-i Osmân tama‘ edüp istîlâ etdükde mütehassın olmasınlar deyü kal‘asın münhedim edüp hâlâ şehri dest-i Acem'de Eriş kal‘ası hâkimi hükmünde kûh-ı Elburz dâmeninde zamân-ı kadîmde Dağıstân pâdişâhının taht-ı kadîmi bu şehr-i azîm idi. Tevârîh-i Dağıstân'da bu şehri ibtidâ Hazret-i Süleymân kûh-ı Elburz'u Belkıs Hâtûn ile ve yer götürmez ins [u] cîn ve cemî‘î emrine râm olan mahlûkât ile kûh-ı Elburz'u seyr [u] temâşâya geldikde ber-hevâ tayarân eden serîrin bu şehrde koyup andan kûh-ı Elburz'ı temâşâ edüp bu şehri imâr edüp serîri bunda kalmağile şehr-i Serîrü'l-lân deyü tesmiye olunmışdır. Ya‘nî serîr-i taht-ı Süleymân'dır. Lân, luğat-i Fârisî'de yuva'dır, bir lüğatde serîr seyrân idicidir. Ya‘nî "Gezici yuva" şehri demek ola. Anın içün şehr-i Serîrü'l-lân derler. Hâlâ bir püşte-i hevâdâr üzre hıyâbân-ı Acem bir mesîregâh yerdir, serîr-i Süleymân'ın yeridir, derler, sahîhdir. Bâbü'l-ebvâb ve Şemahı ve Niyâzâbâd şehirlerinin mâbeynine vâkı‘ olmuş şehr-i kadîmdir. Lâkin üç serhad mâbeyninde kalmak ile ol kadar imâristân değildir. Ve hevâsı burûdet üzre olmağıla bâğı ve bâğçesi azdır. Cümle üç bin hâk-ı pâk ile mestûr hânelerdir. Câmi‘leri vardır, lâkin dest-i Acem'de olmağıla cemâ‘atden garîb câmi‘lerdir. Yedi hammâm ve on bir kârbânsarâyı ve yetmiş aded çârsû-yı bâzâr dükkânları vardır. Bir şeb müsâfir olmağıla ol kadar temâşâ edemedik. Ammâ yine hânlıkdır ve kadılıkdır. Kelenteri ve münşî ve darûgası ve bin mikdârı nökeri ve dizçökeri ve şâhçöreği yiyüp bende-i şâhdırlar, lâkin Sünnî âdemleri çokdur. Cümlenin kâr [u] kesbleri pembe bezi cüllâhlarıdır. Ammâ âb [u] hevâsının letâfetinden Serîrü'l-lân mahbûbu gâyet memdûhdur. Cümle pembe mezâri‘lerini ve müşebbek bostânlarını rey edecek âb-ı hayâtları cânib-i garbîsinde kûh-ı Elburz'dan tulû‘ edüp cereyân ederek nehr-i Kür'e rîzân olur. Âb-ı hayâtdan nişân verüp niçe yüz âsiyâbları vardır. 318b Andan yine cânib-i kıbleye (---) sâ‘at gidüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 318a–318b ·
metinde göster ·
bir pîr-i fânî çoban-ı Germiyânî var idi. Bir gün bu hakîr esnâ-yı kelâmda eyit …
{Hikâyet-i garîbe vü acîbe-i ahvâl-i ganem}: Bu hakîr pederinin Sücâh Balı nâmında Ebü'l-feth Sultân Mehemmed'e erişmiş bir pîr-i fânî çoban-ı Germiyânî var idi. Bir gün bu hakîr esnâ-yı kelâmda eyitdim: "Cânım Sücâh Balı! Bu sinn-i sâl-i müddet-i medîd ömr içinde ibret-nümâ ne gördün?" dedim. Herîf-i çoban-ı zarîf eyitdi: "Bir gün Kütahiyye'de Sultânbağı dağında babanın koyunların otladırken hemân koyun köpeklerinden Çomaran ve Karaman ve Toraman ve Alabaş ve Palu nâm kelb-i mu‘allimler bir kerre hav hav deyüp dağlar içine girince hemân cümle koyunlar târımâr olup ormanlar içinde otlamağı bırağup serserî gezüp seğirde seğirde temâm olup ben de koyunların ardına düşdüm. Anı gördüm ki ba‘zı koyunun ağzında bir siyâh keçe pâresi ve ba‘zısının ağzında hurma yaprakları çiğner. Hurma yaprağı ise Arabistân'da olur, Kütahiyye'de olmaz. Ve ba‘zı koyun ağzında deri pâreleri çiğneyüp koyunların ağzı köpürür. Ve bir iki koyunun ağızlarında hasır pâreleri var. Koyunlar hasırları çiğnedikçe koyunun ağzından "Bre meded gitdim, bre kaf kaf, bije bije vay!" deyü feryâdlar gelir. Hemân seğirdüp koyunun birisinin ağzından bir alaca dokunmuş hasır pâresin alup bir cânibe atdım, anı gördüm hasır pâresi çayırlık içine girüp "Semif semif senindir!" deyüp gâ’ib oldu ammâ elim âteş gibi yanar. Elime bakdım işte doksan yedi yıldır ol hasıra yapışalı işte elim böyle kudretden yeşil boyalıdır {ve elim dâ’imâ misk gibi kokar}. Andan babanın ve benim koyunum ne kadardığının hisâbın bilmeyüp sonra Celâlî Cennetoğlu ve Kalenderoğlu ve Karayazıcı nâm Celâlîler babanın ve benim yüz yetmiş yedi bin koyunlarımızı alup ol zamândan berü çobanlığı ferâğat edüp ihtiyâr oldum." deyü Sücâh Balı koyunların ecinne kavmin yediğin böyle takrîr [ü] tenkîl eyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 396a ·
metinde göster ·
… k ma‘nûkan hürre şehîd etdiler ve katl îcâb eder hâli yok iken rütbe-i şehâdete
erişüp
livâ-i Hazret-i Hamza sâyesinde haşr oldu. Rahmetullâhi aleyh rahmeten vâsi‘a.
Defterdârzâde Defterdâr Mehemmed Paşa'yı içeri çağırup, "Siyâvuş Lala'mın fevtiyçün En‘âm okudup şehîd eden ve cülûs etmek murâd eden sen misin?" deyü söyletmeden bilâ-te’hîr efendimiz Gâzî Mehemmed Paşa-yı mazlûmu nâ-hakk ma‘nûkan hürre şehîd etdiler ve katl îcâb eder hâli yok iken rütbe-i şehâdete erişüp livâ-i Hazret-i Hamza sâyesinde haşr oldu. Rahmetullâhi aleyh rahmeten vâsi‘a.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 18a ·
metinde göster ·
… -ı top-ı kûpdan niçesi helâk olmada ve niçesi dağlara kaçarken el vilâyet halkı
erişüp
taraf taraf hücûmlar eyleyüp bu kadar küffâr karârı firâra dönüp cân baş halâsı …
Paşa ta‘âmı bırağup "Bire at" deyüp bilâ-rikâb çakal ata süvâr olup ol ân yetmiş aded sekbân ve sarıca bayrakları ve muhâfazaya me’mûr olan Silisre ve Kırkkilise ve Nigebolı ve Çirmen ve Vidin [ve] Vize sancaklarının erbâb-ı zu‘amâsı ve erbâb-ı tîmârı ve paşanın yedi bin aded ağavâtları esb-i sabâ-sür‘atlerine süvâr olup fi'l-hâl Varna şehri ile Galata köyü arasına varup bâğlar içre cümle asker piyâde olup kemîngâhlarda âmâde olunca hemân küffâr-ı hâksâr Kazak-ı Ak bî-bâk u bî-pervâ yigirmi pâre şaykasıyla kenâra yanaşup altı pâre gemisi deryâya açıldı, ammâ yine kenârdan ayrılmazlardı. Beri tarafda Kazak-ı Ak-ı bed-ahlâk bî-havf [ü] haşyet şehri âlân u tâlân ve nehb ü gârete başlayup şehr-i Varna içre Rûm keferesinden gayrı bir cân kalmayup cümle dağlara zî-kıymet mâllarıyla firâr etmişlerdi, ammâ yine Varna Urûmları içre bir vâveylâ vü feza‘ ü çeza‘ kopdu kim istimâ‘ edenlerin ciğeri hûn-ı siyâh olur. Hemân paşa-yı müdebbir şehir içini yağma eden Kazaklara aslâ bakmayup hemân cümle asker ile ale'l-gafle bâğlar içinde leb-i deryâda olan Urus-ı menhûsun kayıkları üzre hücûm edüp kayıklara bir yaylım kurşum urunca şayka içre olan küffâr-ı bed-girdâr-ı murdâr bu hâli görüp sademât-ı kurşuma tahammül edemeyüp salpa demir edüp 29b bi'z-zarûrî alarka olup şehri gârete çıkan cümle küffâr meydânda kalup cân başlarına düşüp aldıkları mâl-ı ganâ’imi bırağup serseri gezerken kal‘a-i Varna'dan ve limanda yatan şaykalardan Kazağa eyle toplar urup darebât-ı top-ı kûpdan niçesi helâk olmada ve niçesi dağlara kaçarken el vilâyet halkı erişüp taraf taraf hücûmlar eyleyüp bu kadar küffâr karârı firâra dönüp cân baş halâsıyçün leb-i deryâda olan şaykalarına gelüp gördüler kim deryâya alarka olmuşlar. Hemân cân başlarına sıçrayup kimi silâhın bırağup deryâya girüp yüzer. Kimi karaya cân atup cândan bezer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 29a–29b ·
metinde göster ·
… kal‘a-i Kinin'i döğmeğe başladıklarında, ol gün Fazlî Paşa'ya bu haber-i mûhiş
erişdikde
ol gün ol gece Fazlî Paşa başına yigirmi bin asker-i İslâm cem‘ edüp Hilevne sa …
Hattâ sene (---) târîhinde Fazlî Paşa Bosna eyâletine mutasarrıf iken Köprez nâm sahrâda muhâfaza edüp dururken bu Kinin kal‘asın Hırvat ve İslavin ve Dodoşka memleketlerinin ceneralleri ve kralları olan la‘în ve baş kapudanları olan Hoysek nâm bî-dîn ve Venedik ceneraliyle piyâde ve süvârîden yigirmi bin aded müşrikîn ve bizim re‘â[yâ] vü berâyâmız iken Fireng'e tâbi‘ olup Uskok olan fâcirîn ve niçe bin milel-i müşrikîn-i bed-âyînlerden cümle doksan bin aded kâfir-i dâllin bir yere cem‘ olup kal‘a-i Kinin'i muhâsara edüp yedi yerden yetmiş yedi aded balyemez ve adûya amân vermez top-ı kûplar ile kal‘a-i Kinin'i döğmeğe başladıklarında, ol gün Fazlî Paşa'ya bu haber-i mûhiş erişdikde ol gün ol gece Fazlî Paşa başına yigirmi bin asker-i İslâm cem‘ edüp Hilevne sahrâsında meks eder. Anda yigirmi bin asker dahi cem‘ olup hemân "Tevekkülen-alallâh" deyüp kırk bin güzîde salt asker-i kerrâr ile bilâ-tevakkuf ılgar edüp nısfu'l-leylde kal‘a-i Kinin kurbunda bir virbelistân, ya‘nî söğüdlük içre pinhân olup yatırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 139a ·
metinde göster ·
… ile döğerken on yedinci gün Rûmeli Beğlerbeğisi Mustafâ Paşa eyâleti askeriyle
erişüp
Yenihisâr altında cümle küffârları meterislerinde iken basup dendân-ı tîğdan ge …
Küffâr-ı murdâr asâkir-i İslâma bu hezîmeti görüp cümle küffâr domuz topu olup ol sene 1001 mâh-ı Muharrem'inde Yenikal‘ayı muhâsara edüp cidd [u] ihtimâm ile döğerken on yedinci gün Rûmeli Beğlerbeğisi Mustafâ Paşa eyâleti askeriyle erişüp Yenihisâr altında cümle küffârları meterislerinde iken basup dendân-ı tîğdan geçirirler. Bakıyyetü's-seyf olan küffârlar firâr ederlerken hikmet-i Bârî yârî kılmayup cümlesi Hasan Paşa askeri gark olduğu nehr-i Küpe urup cümle anlar dahi gark-ı âb-ı gazab oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 155b ·
metinde göster ·
… bin üsâ[râ]lar ve mâl-ı firâvânlar ile ahâlî-i Budin'i ganîmet edüp vakt-i şitâ
erişmeden
cümle asâkir-i İslâm vatanlarına sâlimîn ü gânimîn revâne olurlar.
Gerçi ol zamân kal‘a-i Üstürgon dest-i kâfirde imiş, ammâ Budin kralı Yanoş krala tâbi‘ imiş. Yine bu kadar mâl-ı ganâ’imle guzât-ı müslimîn kal‘a-i Budin altına gelüp niçe bin üsâ[râ]lar ve mâl-ı firâvânlar ile ahâlî-i Budin'i ganîmet edüp vakt-i şitâ erişmeden cümle asâkir-i İslâm vatanlarına sâlimîn ü gânimîn revâne olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 75b ·
metinde göster ·
… ir gün Tatar Hân gelüp asker-i İslâm'a imdâd etmediler. Âhir şiddet-i şitâ dahi
erişü[p]
kal‘a-i Uyvar'ı bırağup Budin'e gitdiler.
Ba‘dehu sene 1008 târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis asrında Serdâr İbrâhîm Paşa ve Cığalzâde Sinân Paşa Üstürgon kal‘asın küffâr elinden halâs etmeğe bu Uyvar kal‘asın ibtidâ muhâsara etmeği re’y-i ahsen görüp kal‘a-i Uyvar'a sarılup kâmil yetmiş gün döğdüler, altı aded tabyasından birin alamadılar ve bir gün Tatar Hân gelüp asker-i İslâm'a imdâd etmediler. Âhir şiddet-i şitâ dahi erişü[p] kal‘a-i Uyvar'ı bırağup Budin'e gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 108b ·
metinde göster ·
… r acâ’ib lâzımlı kal‘a yeri dar boğazdır. Bir tüvânâ yiğit taş atsa karşuya taş
erişir
.
Lisân-ı Latince (---) demekdir. Nova tarafında kâfirin Perast kal‘asına karîb Kotur boğazının ağzında bir daracık boğazdır. Zamân-ı kadîmde bunda bir kulle-i azîm var imiş. Ba‘dehu küffâr Sultân Osmân zamânı zorbalara altun yedirüp bu Veriga kullesin yıkdırmışlar, ammâ bir acâ’ib lâzımlı kal‘a yeri dar boğazdır. Bir tüvânâ yiğit taş atsa karşuya taş erişir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 158a ·
metinde göster ·
… eşer havânlı ve ibret-nümâ Macar çarhlı musanna‘ değirmenlerdir kim âdemin aklı
erişmez
bir gûne vâcibü's-seyr değirmenlerdir kim nehr-i Makla çevirir garîb temâşâgâh- …
Sene 1068 târîhinde Köpürlü Mehemmed Paşa binâ etdirmişdir, zîrâ bu eyâletde Köpürlü Mehemmed Paşa çok vâlî olup cemî‘i kâfiristânı sındırup bu kal‘a-i Egre'ye mahabbet etdiğinden sadrıa‘zam oldukda bu Bârûthâne kal‘asın amâr etmişdir. Bâğ-ı İremden nişân verir bir mesîregâh üç gözlü ve her gözleri beşer havânlı ve ibret-nümâ Macar çarhlı musanna‘ değirmenlerdir kim âdemin aklı erişmez bir gûne vâcibü's-seyr değirmenlerdir kim nehr-i Makla çevirir garîb temâşâgâh-ı Şeddâdî çâr-kûşe binâ altı kulleli ve bir demir kapulu kal‘a-i metîndir kim cirmi dâ’iren-mâdâr beş yüz adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 37b ·
metinde göster ·
… r kapusun açdırup on bin aded güzîde Badrak ve Şıdak Tatarlarıyla Hân leşkerine
erişüp
Hân hazretleri yanında cümle iki kerre yüz bin asker olup hemân Hân hazretleri …
Yine ol gece Or kal‘amızın kapusun Selîm Geray Sultân ve Hacı Geray Sultân ve Kırım Geray Sultânlar Or kapusun açdırup on bin aded güzîde Badrak ve Şıdak Tatarlarıyla Hân leşkerine erişüp Hân hazretleri yanında cümle iki kerre yüz bin asker olup hemân Hân hazretleri "Bismillâh niyyetü'l-gazâ" deyüp vilâyet-i Maskov'a deryâ-misâl asker ile müteveccih olup azamet-i Hudâ iki kerre yüz bin cüyûş-ı muvahhidînin sekiz kerre ve tokuz on kerre yüz bin alaşa atları olur, deryâ-yı benî âdem ve devâbât Bahr-i Ummân talattumu gibi temevvüc edüp atlandıklarında âdem deryâsı çalkanup fecc-i amîk-vâr bahr-i âdem akup zemînin gubârı evc-i âsumâne peyveste olup bir dırahtın kökleri üzre esb-i sabâ-sür‘at ayakları uğrasa ol ağacın kökleri sofî misvâkı gibi tiftik tiftik olur, allâhümme afûnâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 112a ·
metinde göster ·
ol 113b beyâbânda küffârı at üzre râst gelüp ne Tatar askerinden ve ne küffâr …
Bir gün bir gece küffâra âmedâne erişüp ol 113b beyâbânda küffârı at üzre râst gelüp ne Tatar askerinden ve ne küffârın cünûd-ı cünübünden bir merd-i ferdin burnu kanamadan cümle küffârın hınto arabalarıyla avret ve oğlan ve mâl-ı hazâ’inlerinin ardları ve önlerin çevirüp on pâre balyemez topları ve cebehâne ve tüfengleriyle mâh-ı (---) gününde cümle küffâra el kaldırtmadan esîr-i bend-i zencîr edüp bir alay-ı azîm ile ser-nigûn haçlı peykerleri ve tabl [u] nefîr ve erganon nâkûsların çaldırarak küffârın taburu önünden ubûr ederlerken ba‘zı Tatar-ı bî-rahimler küffârın koca papaslarını ve sıbyân uşaklarını kılıçlar ile küffâra karşu pâre pâre ederek ubûr etdiklerinde derûn-ı taburda olan küffâr-ı hâksârlar bu hâl-i ahvâl-ı perîşân-ı pür-melâlleri görüp âlem-i hayretde kalup bildiler kim dahi taburlarına bir cânibden imdâd gelmek muhâldir. Tabur içinde sît u sadâları kesilüp yatdılar. Ba‘dehu cümle kartlar ve atalıklar ve cümle ot ağaları ve iş erleri,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 113a–113b ·
metinde göster ·
… acı göl kenârında üç yüz aded toprak örtülü ve dîvârları sığır tezeği ve deryâ
eriştesiyle
binâ olunmuş evlerdir. Cümle halkı cabalıkdır kim gölden kaya kaya tuz çıkarup …
Menzil-i karye-i Tuzla: Bir acı göl kenârında üç yüz aded toprak örtülü ve dîvârları sığır tezeği ve deryâ eriştesiyle binâ olunmuş evlerdir. Cümle halkı cabalıkdır kim gölden kaya kaya tuz çıkarup tuz emînine verirler. On bin guruş hâsıl olur emânetdir. Elimizde olan yarlığı emîn görüp vâfir ri‘âyet edüp bir altun ulûfemizi verüp bizimle gelen refîkleri kaytarup gayri sekbânlar hâzırladı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 117b ·
metinde göster ·
… . Ve cümle evlerinin dîvârları toprak kerpiçidir ve iki kerpiç mâbeynleri deryâ
eriştesi
ve çürük samandır, ammâ ne pek metîn dîvârları olur. Ammâ çölistân yer olmak il …
Menzil-i karye-i Kocamak: Mezkûr kurâlar cümle kırlıkda ağaçsız ve bâğ u bâğçesiz cümle halkı sığır tezeği ve deve kemresi ve at tersi yakarlar ve dâ’imâ tezek kokarlar. Lâkin gâyet ekinleri çok olur. Hattâ bir kîlesi elli altmış kîle verir. Ve cümle evlerinin dîvârları toprak kerpiçidir ve iki kerpiç mâbeynleri deryâ eriştesi ve çürük samandır, ammâ ne pek metîn dîvârları olur. Ammâ çölistân yer olmak ile susuz yurtlardır. Yüzer ve seksener ve ellişer kulaç kuyularından atları sığır tulumlarıyla sular çeküp hayvânâtları ve kendilerin sıvarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 117b ·
metinde göster ·
Ertesi gün bizim Hân dahi Dağıstân pâdişâhına ziyâfet tertîb edüp bizim Hân Sultân Mahmûd'un istikbâline çıkup hemân bizim Hân yüz adım alarkada Dağıstân pâdişâhını gör[dü]kde belinden kılıcın ve başından şıpırtma kalpağın çıkarup atından piyâde olduğun Dağıstân pâdişâhı göricek hemân ol dahi yüz adım mesâfe-i ba‘îdeden atından yayan olup birbirlerine yayan erişüp sarılaşup görüşüp öpüşüp "Hoş geldin cânım, safâ geldin pâdişâhım" deyü birbirine ta‘zîm ü tekrîm ederek atlarına süvâr olup Hân'ın sarâyına Sultân Mahmûd gelüp bir ziyâfet-i azîm olup ba‘de'z-ziyâfe Hân Dağıstân pâdişâhına bir mücevher eğerli ve oyanlı at ve iki kız ve iki Çerkez gulâmı ve bir Maskov kapudanı esîr hedâyâlar verüp Sultân Mahmûd sarâyına gidüp bu hakîr şehrin temâşâsına meşgûl oldum.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 163b ·
metinde göster ·
… iyye'nin serâmed topları Kandiye'yi şıpır şıpır döğer ve Kandiye'nin de topları
erişir
ammâ sovuk gelir, zîrâ bâlâya atılan top bî-fer gelir.
Bu inâdiyye'den Kasro kal‘ası bir sâ‘at yer olup ayak altında görünür. Tâ ol kadar kal‘a-i şâhîdir. Hattâ inâdiyye'nin serâmed topları Kandiye'yi şıpır şıpır döğer ve Kandiye'nin de topları erişir ammâ sovuk gelir, zîrâ bâlâya atılan top bî-fer gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 287b ·
metinde göster ·
… bu limanın intihâsında Hanya tarafı hâkine karîb olup taş atsan Suda kal‘asına
erişür
olduğu mukaddemâ bu dahi bâlâda tahrîr etdiğimizde içine girmedik idi, zîrâ ol …
Menzil-i kal‘a-i Apokoron: Bunun dahi evsâfı bin yetmiş yedide tahrîr olunmuşdur. Andan yine cânib-i garba Suda limanı kenârında deverân ederek yüz mîl limanın temâşâ edüp ağzı yıldız cânibine nâzır bir liman-ı azîm olduğu ve kal‘a-i Sud[a] bu limanın intihâsında Hanya tarafı hâkine karîb olup taş atsan Suda kal‘asına erişür olduğu mukaddemâ bu dahi bâlâda tahrîr etdiğimizde içine girmedik idi, zîrâ ol zamân dâr-ı harb olup şimdi dâr-ı emân bir kân-ı bî-îmân kefere kal‘ası olup atlarımızdan cümle enüp bir kayığa pür-silâh süvâr olup kal‘a-i Suda'ya geçdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 320b ·
metinde göster ·
… e kemâ yenbağî takrîri emr-i muhâl olup bu esnâda vakt-i şitâ ve şiddet-i sermâ
erişmeğile
alâ tarîkı'l-muhâfaza kalmak müşâvere olunup meterisler handak kenârlarında kar …
Evvelâ hamd ol Hâlık-ı Bîçûn'a kim bu sene-i mübârekde Kandiye kal‘asının fethi müyesser olup der-i devlet-masîre bu yüzden fetihnâme-i küstâhâne tahrîr olundu kim hâliyâ cezîre-i Girid ahvâl-i hasret-me’âli istihbâr olunur ise zîr-i nîlgûn tâk-ı lem-yekün mislühâ fi'l-âfâk olan Kandiye kal‘asının ibtidâ muhâsarasından 326b kemend-i feth-i teshîre gelince vâki‘ olan cidâl ü harb [ü] kıtâl ve darb ma‘lûm-ı cümle-i âlem ve mefhûm-ı kâffe-i ümem olup lâkin ol kal‘a-i metîne Deryâ-yı Sefîd'in sedd-i sedîdi ve umûmen Frengistân'ın âhenîn kilîd-i mekîni olmağla vâki‘ olan gazâ-yı kebîreyn ve cihâd-ı azîmeyn nakl-i takdîr-i bedîde gelüp muvahhidîn tahsîl-i sürûr-ı lâ-yuhsâ ve cünûd-ı zafer-karîn tekmîl-i hubûr-ı gayr-i ihsâ etmek muhakkak olmağla bir ay ceng-âşûbdan mıkatta-ı husûmet ü adâvete değin sûret-pezîr olan harb ü darbdan mümkinü't-takrîr olan vech üzre ihtisâr-ı ahbâr olunup ve'l-hâsıl kal‘a-i mezbûre bin yetmiş yedi senesinde vâki‘ olan mâh-ı Zilhicce'nin gurresinde cevânib-i erba‘asında muhâsara ve ma‘rûf olan Yüksek tabyadan garb (garb) tarafında leb-i deryâda vâki‘ olan metânet ile iştihâr bulan Kızıl tabyaya varınca meterislere mübâşeret ve mevâzı‘ adî(?) sekiz yerden mütecâviz kal‘a-kûb ra‘d-âşûb balyemez toplar tabya dîvârlarına havâle olup yevmen fe-yevmen meterisler handaklara doğru sürülüp ejder-dem ve âteş-fem top-ı serâmedler ile leylen ve nehâr kal‘a dîvârı ve tabyaları döğülüp lâkin kal‘a-i üstüvârın cânib-i berrîsi husûsan meterisler önünde nakş-ı dîvâr-ı kal‘anın esâs-ı ibret-nümâsı ekseriyyâ kemerler üzre mebnî olunup âlât-ı harb ile müştemil sanâyi‘-i garîbeler ile memlû olduğundan mâ‘adâ handakı iki yüz zirâ‘-ı Mekkî'den mütecâviz âriz ve kemâl mertebe amîk olup ale'l-ittisâl parmaklık cengleri vefret üzre olup kal‘adan munfasıl ve handak-ı kebîrden hâric tabya-i azîmeler dahi birbirlerine mukârin olup her birisi birer kal‘a-i metîn ve kûh-ı Demâvend-vâr temkîn mânendi olup cehâresin ve ka‘r-ı zemînlerin feth [u] teshîre her dirsek tabyaları mâni‘ olup ale'l-husûs sa‘âdetlü sadr-ı âlî-mikdâr hazretlerinin kolunda vâki‘ metânet ve istihkâm ile meşhûr [u] müte‘ârif olan Kanlı tabyanın etrâf [u] cevânibi kat-ender-kat parmaklıklar ve şaranpavlar ve domuz damları ve zîr-i hâkde cengci tabyaları ve ka‘r-ı zemînde beşer altışar kat lağımları âteş-i harbile memlû ve mâ-fevki top ve kumbaralar ile meşhûn olup vech-i meşrûh üzre mevâni‘-i garîbelerin ta‘tîl ü teshîr ve zîr-i hâkde olan düşmen-i dînin lağımları ibtâl ve mânend-i kal‘a-i metîn olan Kanlı tabya lağımlarıyla ma‘dûmu'l-eser ve zemîni zabt [u] rabta girüp handaklarına duhûl müyesser olunca vâki‘ olan ceng [ü] cidâl ve tarafeynden atılan lağım ve kazan kumbaraların tahrîr [ü] tavsîfi kalem-i serî‘u'l-beyân kendü lâl ve kemâ yenbağî takrîri emr-i muhâl olup bu esnâda vakt-i şitâ ve şiddet-i sermâ erişmeğile alâ tarîkı'l-muhâfaza kalmak müşâvere olunup meterisler handak kenârlarında karâr-dâde olup cemî‘i meterislerde i‘tidâl-i hevâ olunca meks ü ârâm ve ikdâm [u] ihtimâm ile meterislerde kıyâm olunup cünûd-ı muvahhidîn hiddet-i sermâda ve şiddet-i bürûdetde bilâ-hâ’il nâzil olan berf ü bârân leyl [ü] nehâr meterisler içre revân-ı seyl-i bî-pâyân meşakkatlerin uğur-ı dîn-i mübînde mahz rahmet bilmek[l]e ale'd-devâm peykâr olup bu hâl-i pür-melâl üzre mürûr-ı sermâ ubûr edüp sürûr-ı i‘tidâl-i hevâ mukârin olmağile asâkir-i deryâ-mevc fevc fevc ikdâm-ı cenge kıyâm ve ahz-ı intikâm ve kal‘anın feth [ü] teshîrine bezl-i ikdâm olunup cânib-i bahrden leb-i deryâ ile iki koldan meterislere girilmesin savâb-dîd-i cumhûr-ı asâkir-i zafer-mezâhir olmağla Kızıl tabya mukâbelesinde kadîmî meterislerden leb-i deryâya varınca meterisler ve medd ü tertîb olunup ve şark cânibinde Aktabya kurbunda Göllük ta‘bîr olunduğu mahalde leb-i deryâ ile tershâneye doğru ve ma‘rûf olan Kumlu tabyaya varılmak üzre meterisler mübâşeret olunup lâkin Kızıl tabya câniblerinde vâki‘ olup sa‘âdetlü sadrıa‘zam hazretlerinin kolunda vâki‘ olan meterisler önünde leb-i deryâ ile Taşlık ve Göllük tarafında kumluk olmağile iki koldan gayri dahi leb-i deryâ ile meterisler mübâşereti emr-i muhâl iken mücâhidân-ı gâziyân-ı dîn-i mübîn ve mübârizân-ı zafer-karîn uğur-ı dîn-i mübînde gayret ü hamiyyeti devlet-i uzmâ ve meşakkat ü zahmeti sa‘âdet-i ukbâ müşâhedesiyle cümle huzûr-ı râhatı vücûdlarına harâm mesâbesinde edüp cümle guzât hâb u râhat-ı istirâhati terk ü bî-ârâm edüp iki koldan meterisler içün mesâfe-i ba‘îdelerden zahrlıklarıyla toprak nakliyle meterisler i‘mâl olunup mavâzi‘-i gayriden ra‘d-gerdân-ı su‘bân-demâr balyemez top-ı kal‘a-kûblar getirüp tabya siperlerine vaz‘ edüp kal‘anın rû-yı dîvârlarına ve cümle tabyalarına topları havâle edüp kal‘anın dîvâr-ı tabyaları günden güne vîrân ve ser-nigûn olup limana gemilerinin hurûc [u] duhûlüne toplar mâni‘ olup lâkin a‘dây-ı dîn-i dûzah-karîn dahi zikr olunan iki koldan asıl dîvârdan gayri handaklardan hâric ve leb-i deryâda vâki‘ olan zîr-i hâkde ceng tabyaların püskürme lağımlar ile memlû ve mükemmel edüp bâ-husûs Kızıl tabyayı sanâyi‘-i ebniye ile metânet üzre edüp sedd-i râh olacak hiyel-i harbi müştemil mevâni‘-i acîbeler ile müretteb etmeğile cânibeyn-i mezkûreynde bir mertebe sanâyi‘-i acîbe ve garîbeler ihdâs ve bir derece mevâni‘-i takrîbe 327a îcâd eylemişdir kim zu‘m-ı fâsid ve hayâl-i kâsidleri üzre humâre dîn ve kumâre nusret-i karîn olup guzât-ı dîn yanına varmak ve karîb yanaşmak değil ejder-dehân âteş-feşân topların kesretinden ve lağım ve kumbaraların vefretinden nerre-i dîv-i Süleymânî yanına varmak değil bir hayli mesâfe-i ba‘îdeden mürûr etmek emr-i muhâl olup zi-dehşet-nişân lağımlar ve kumbaralar vefretinden ankâ-yı lâ-mekân evc-i a‘lâda tayerân-ı adem muhâl tasavvur ile kasd-ı guzât-ı islâmîden bî-bâk ve âheng-i kümât-ı Rahmâniyyeden bî-pervâ olup lâkin cünûd-ı müslimîn-i sâhib-kırân ve asâkir-i gîtî-sitân
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 326a–327a ·
metinde göster ·
… viz paturuna nâm kalyonlar ile yigirmi binden ziyâde küffâr-ı dûzah-karâr imdâd
erişüp
a‘dâ-yı müşrikîn takviyet ve germiyyet bulup âteş-i cengî fürûzân olup bu hâl ü …
Bu eyyâm-ı nusret-encâmda sa‘âdetlü Kapudan Kaplan Mustafâ Paşa hazretleri donanma-i hümâyûn ile Hanya'dan ordu-yı hümâyûna dâhil olup Göllük'de müşârun-ileyh Haleb vâlîsi Ebü'l-hayr Kethudâ İbrâhîm Paşa koluna bir alay-ı azîm ile gidüp anda meks etdikde Su kullesine göz açdırmayup bir gecede niçe yerlerin rahnedâr edüp sene (---) mâh-ı Muharremü'l-Harâm'ın yigirmi ikinci gün bu kolda dahi cebehâne ve müstevfâ ıhzâr olunmağile meterislere mübâşeret olunup iki koldan serdengeçdi yeniçeriler ve bir koldan serdengeçdi sipâhîler tersâhâneye doğru meterisler alup üç kol dahi meterisler günden güne ileri kal‘aya yür[üy]üp Haleb vâlîsi İbrâhîm Paşa ve Anatolu askerleri top ile münhedim olmuş yerlerden Kumlu tabyaya doğru kal‘aya duhûl olmak üzre yürüdülüp içerüde mahsûr olan düşmen-i bî-dîn dahi ziyâde zebûn ve bî-dermân olmuş iken küffârın istinsâr ve dervîze eyledüğü mülûk-i nasârâdan Efrence ve Duka ve Papa ve Malta küffârlarından seksenden mütecâviz paturuna nâm kalyonlar ile yigirmi binden ziyâde küffâr-ı dûzah-karâr imdâd erişüp a‘dâ-yı müşrikîn takviyet ve germiyyet bulup âteş-i cengî fürûzân olup bu hâl üzre nâ’ire-i kıtâl iştigâlde iken imdâddan gelen kilâb-ı Françelenin leşker-i hezîmet eseri sene (---) mâh-ı Muharremü'l-harâmın yigirmi altıncı gün alâ hîni gafletin Şâfi‘î vaktinde deryâ tarafından cümle küffâr gemileri cümle meterisleri toplayup germâ-germ ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâlde iken hikmet-i Bârî yârî kılup Sadrıa‘zam kolunda karakatır nâm bir topa Kulkethudâsı Zülfikâ[r] Ağa nice âteş etdiyse bi-emri Hayy [u] Kadîr top güllesi kalyonun bârûd anbârına isâbet edüp ân-ı sâ‘atde kalyonun kıçı ve başı ve güverte ve palavraları ve cümle direkleri ve serenleri hevâya perrân uçup nass-ı kâtı‘ üzre
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 328a ·
metinde göster ·
… ûy-i zemîn kemândârları zemînden zirve-i senge tîr perrân etseler nısfına ancak
erişir
. Ve bu kal‘anın tâ zirvesine urûc etmeğe seng-i hârâyı Ferhâdvâr kesüp yol etmi …
Ve bu kayanın cânib-i erba‘ası eyle mücellâ kayadır kim rûy-i zemîn kemândârları zemînden zirve-i senge tîr perrân etseler nısfına ancak erişir. Ve bu kal‘anın tâ zirvesine urûc etmeğe seng-i hârâyı Ferhâdvâr kesüp yol etmişler. Kâmil üç bin elli kademe kesme kaya nerdübândır. Her kademesi nısf mi‘mâr zirâ‘ıdır. Bu râh üzre ba‘zı ârâmgâh yerler kesmişler. Kayanın etrâfına dolanarak ubûr olunur. Ammâ at ve katır ve hımâr çıkamaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y29a ·
metinde göster ·
… âf kurâlardan on bin tüfeng-endâz Melemen şehbâzları ricâlü'l-gayb ile gâyibâne
erişirler
idi.
Halkı cümle Cezâyir esbâbı geyerler. Ammâ şecî‘ u bahâdır dilâver er yiğitler değillerdir. Sehel bahâne ile şöyle metîn kal‘ayı kâfire verüp bu kadar mâl-ı ganâ’im nehb ü gâret olup bu kadar bed-nâmlık oldu. Bir sâ‘at ceng etseler etrâf kurâlardan on bin tüfeng-endâz Melemen şehbâzları ricâlü'l-gayb ile gâyibâne erişirler idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y40b ·
metinde göster ·
… şekl-i müdevver yigirmi kulleli bir küçük kal‘adır. P 60a Ve deryâya topları
erişir
. Rodos cezîresinin cenûbunda bir burun ucunda evc-i âsumâna ser-çekmiş bir kal‘ …
Ve bir yoldan gayri yolu yokdur. Gayri yerleri şâhin ve zağanoz kuşu yuvalı yalçın kayalar[dır]. Ve (---) nâzır bir kapusu var. Ve şekl-i müdevver yigirmi kulleli bir küçük kal‘adır. P 60a Ve deryâya topları erişir. Rodos cezîresinin cenûbunda bir burun ucunda evc-i âsumâna ser-çekmiş bir kal‘a-i ibret-nümâdır. Rûy-i zemînde misli olmayan Van kal‘ası ve Mardin ve Q 60a Şebin Karahisârı ve Afyon Karahisârı bu beş pâre kal‘a ki desti Âl-i Osmân'da yed-i kudret kal‘asıdır. Ammâ bu Lindos kal‘ası mezkûr kal‘alardan metîn ve müstahkemdir. Eyle bir kal‘a-i bî-emândır ki Sultân Süleymân Hân Rodos kal‘asına yüz yigirmi kerre yürüyüş edüp zafer buldu. Ammâ bu Lindos vere ile feth olmasa içinde zahîresi oldukdan sonra yüz yıl muhâsaradan bî-pâk [ü] bî-pervâ bir Sedd-i İskender'dir. Lâkin küçükdür. Cirmi dâ’iren-mâdâr dörd yüz adımdır. Ammâ hisâr-pîçesi ile sekiz yüz adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y123a ·
metinde göster ·
Ayn-ı Jerjîb: Bundan kırk sabâh ve ahşam nûş eden kişinin bülûhiyyeti gidüp eyle âkıl u dânâ olup hıfzı bir mertebeye erişe kim efvâh-ı nâsdan istimâ‘ etdüği kelimâtları fî'l-hâl hıfz edüp unutduğu ma‘nâlar hâtırına gelüp akl-ı Arasto ola. Bâkî ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y197b ·
metinde göster ·
… kâhin kızın verüp Hazret-i Nûh'a kurbiyyet hâsıl etdi. Vakt-i zamân-ı Tûfân ki
erişdi
Hazret-i Nûh ile gemiye cümle ta‘allukâtiyle binüp Tûfân'dan halâs oldu.
Ba‘dehu Hazret-i Nûh'un Hâm adlu bir oğlu var idi. Hâm'ın bir oğlu Bayzar idi. Bu Bayzar'a Kalîmûn kâhin kızın verüp Hazret-i Nûh'a kurbiyyet hâsıl etdi. Vakt-i zamân-ı Tûfân ki erişdi Hazret-i Nûh ile gemiye cümle ta‘allukâtiyle binüp Tûfân'dan halâs oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y5b ·
metinde göster ·
… ndu. Cümle a‘yân [u] eşrâfa destûr-ı şâhî bir mevhibe-i ilâhîdir kim ol günlere
erişen
cânlar zer-ender-zere müstağrak olup gürûh gürûh birbirlerine varup ıyd mübârek …
Ve bu ıyd-ı umûm alayı dahi bu gûne tahrîr olundu. Cümle a‘yân [u] eşrâfa destûr-ı şâhî bir mevhibe-i ilâhîdir kim ol günlere erişen cânlar zer-ender-zere müstağrak olup gürûh gürûh birbirlerine varup ıyd mübârek derler. Ve bu günlerde Mısır içinde aslâ bir evde şerbet içilmez, subya ta‘bîr etdikleri pirinç bozası içilir, bâlâda evsâfı tahrîr olunmuşdur. Ammâ bu günlerde üç dörd gün mukaddem yapup içine şeker ve darçın ve karanfîl koyup birez dilberân olduğu mahal bir hümûzetcik müşâhede olunduğu mahal zâlim gâyet nâfi‘ ve mukavvî ve müferrihdir ve def‘-i harâret eder. Bu dahi Mısır'a mahsûsdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y183b ·
metinde göster ·
… tdikleri bu hazînedir kim Ramazân ıyd-ı şerîfinin mevâcibine bi-eyyi vechin kân
erişse
gerekdir kim beher sene bin iki yüz Mısrî kîse hazînedir.
Ammâ on iki Mısır hazînesi mâl-ı pâdişâhîye müte‘allıkdır, anlar dahi beyân olunur. Ammâ bu Hazîne-i kübrâ içün dîvân-ı Mısır'da ve Âsitâne-i sa‘âdetde mâl-ı pâdişâhîdir, deyü feryâd etdikleri bu hazînedir kim Ramazân ıyd-ı şerîfinin mevâcibine bi-eyyi vechin kân erişse gerekdir kim beher sene bin iki yüz Mısrî kîse hazînedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y194a ·
metinde göster ·
… tra su girmeyüp bâbların Y 430a içerden sed edüp kapanınca vakt-i Temmûz dahi
erişüp
âsumândan üç ay eyle matarlar boşanup bu mücellâ taşlar üzre yağan toprakları b …
Andan cemî‘i ibâdullâh bu toprak üzre her neye mâlik ise hâk-i amber-pâk üzre gece ve gündüz zirâ‘at ederler. Ekser zirâ‘atleri darıdır, zîrâ çok mahsûl verir. Andan Kârhâne sâhibi bu tohm üzre semâdan kifâyet mikdârı matar nâzil edüp ertesi cümle sahrâlar çemenzâr olur, Bâğbân Hudâ murâdı üzre bu diyârı saky edüp kırkıncı günde terekeleri hâsıl olup mahsûllerin alup mağârâları içine koyup herkes nafakaları ile bay olup balık yağların da hâzırlayup mağârâlarına cümle ibâdullâh kapanırlar. Ammâ bu Q 332a gârlarının P 329a bâbların eyle sed edüp yekpâre taşdan kapaklar etmişlerdir kim iki taşın imtizâcı mahallinden bir katra su girmeyüp bâbların Y 430a içerden sed edüp kapanınca vakt-i Temmûz dahi erişüp âsumândan üç ay eyle matarlar boşanup bu mücellâ taşlar üzre yağan toprakları bu vilâyetlerden seyl-i revân sürüp Nîl'e döker. Nîl dahi seylden cûş-ı hurûşa gelüp ol kırmızı toprak çamuriyle Temmûz'da cereyân ederek Mısır'a gelmesinin sebebi bu vilâyet-i Cersinka'ya yağan toprak sebebiyle Mısır'a Nîl kırmızı çamur gelüp üç ay diyâr-ı Mısır Cennet çamuruna gark olup Nîl çekildikçe bu çamur üzre fellâhîn zirâ‘at edüp ganîmet olurlar. İşte Temmûz'da cümle sular eksilüp Nîl-i mübârek ziyâde olup kırmızı çamur gelmesinin aslı bu bizim vardığımız vilâyet-i Cersinka'ya yağan yağmurlar ve türâblar sebebiyledir, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y429b–Y430a ·
metinde göster ·
… vura, ya vurayazasın, bunlar seni çadırlara yetişdirmeyüp Arab atları ile sana
erişirler
. Bu sevdâdan ferâgat eyle" deyü hâtıra bu ilhâm olup,
"Sen bunlara meydâna çıkup ok atınca ya vura, ya vurayazasın, bunlar seni çadırlara yetişdirmeyüp Arab atları ile sana erişirler. Bu sevdâdan ferâgat eyle" deyü hâtıra bu ilhâm olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·
hatmile âhir tamâma / Dedim ey Evliyâ bu (---) târîh / (---)(---)(---)(---) …
Eş‘âr-ı mesnevî:Bi-hamdillâh ki bu evrâk-ı defterTemâmet yazılup kalmadı ebterNihâyet yoğiken böyle kelâmaErişdi hatmile âhir tamâmaDedim ey Evliyâ bu (---) târîh(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y451a ·
metinde göster ·