suları hammâm suyu gibi olup ve magâralar içi ol kadar germâ olur ki niçe garîb …
Hikmet-i sırr-ı acîbe vü garîbe: Şehr-i Harbîd'in kıblesi tarafındaki bâğlar içre yalçın kayalarda magârâ-yı azîmler vardır. Anda mâh-ı temmûz olunca cereyân eden uyûnlar donup buz olur. Ol şiddet-i hârda bu yah-pâre buzlardan halk isti‘mâl edüp ciğerleri tâzelenir. Eyyâm-ı temmûz gidüp şiddet-i şitâ gelince cümle buzlar eriyüp suları hammâm suyu gibi olup ve magâralar içi ol kadar germâ olur ki niçe garîbü'd-diyâr anda varup hammâm gibi gusl eder. Garâ’ib bunda kim şiddet-i hârda ıssı olup şiddet-i şitâda bürûdet üzre olacağiken Fâ‘il-i Muhtâr Allah sun‘ın izhâr içün böyle halk etmiş. Âyet (---)(---)Arapça
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 83b ·
metinde göster ·
Husûsan bu hâk-i Bağdâd ve Kûfe ve Ummân'da şiddet-i hârdan kurşum
eriyüp
mahv olur. Ol kadar ıssı hevâsı vardır. Ammâ bi-emri Hudâ benî Âdeme ve gayrı h …
Husûsan bu hâk-i Bağdâd ve Kûfe ve Ummân'da şiddet-i hârdan kurşum eriyüp mahv olur. Ol kadar ıssı hevâsı vardır. Ammâ bi-emri Hudâ benî Âdeme ve gayrı hayvâna mü’essir değildir. İllâ hikmet-i Hudâ bu diyârda arslanı ısıtma dutar, o da taraf-ı Hak'dan bir rahmetdir. Eyle olmasa diyâr-ı Bağdâd'da esed derdinden bir âdem çöle çıkamazdı. Ammâ hikmet-i Hayy-ı Kadîr Hazret-i Alî kasabasında asla hummâ ve tâ‘ûn ve zâtü'l-cenb misilli emrâz-ı muhtelife yokdur. İllâ maraz-ı zahîr çokdur. Ve hevâsı gâyet latîf olduğundan cümle ahâlîsi ten-dürüstlerdir. Ve bu âsitâneye bir marîz gelse bi-emr-i Hudâ cemî‘i illetinden pâk olur ve bu âsitânenin bâb-ı mu‘allâsı cânib-i (---) meftûh bir bâb-ı sa‘âdetdir kim cemî‘i selef pâdişâhları atebe-i âlîsi ve süflîsi ve bâb-ı şerîfinin cenâhları ve halka vü mismâr ve miftâh ü kıfilleri cümle (---)(---) mebnî bir bâb-ı musanna‘dır kim cihân meddâhlarının zebânları midhatinde kâsır ve küttâbların kalemleri kâsirdir. Ve bu derveze-i cinândan içeri cümle ahâlî-i züvvâr duhûl etdikde âdem gûyâ hayât-ı câvidân bulup mesrûr [u] handân olur. Bu kubbe-i bülendin tâ vasatında sandûka içre ol Dâmâd-ı Hazret-i Resûl-i Ekrem ve güzîde-i imâm-ı muhterem ol Düldül-süvâr Alî mehbit-i nûr-ı Hudâ'ya müstağrak olup gazanfer fer esed-i heybet-misâl yatır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 356a ·
metinde göster ·
… cümle zift döşenmişdir. Aslâ mermer ve ruhâm döşeli değildir. Zift ısıcak sudan
eriyüp
fenâ bulmak ihtimâli yokdur ve eyle suhûniyyet üzre sudur kim yumurta pişer ve …
Hâsıl-ı kelâm her lisânda birer gûne ismi vardır. Ve Rûm u Arab u Acem'de niçe yüz ılıcalara girüp seyr [ü] temâşâ etmişiz ammâ menâfi‘ cihetinde bu mertebe hâsiyetli germâb-ı latîf görmedim. Yetmiş yedi gûne emrâz-ı muhtelifeye dâ-i devâ olduğundan mâ‘adâ Allahümme âfinâ burnu ve dudakları düşmüş fireng zahmetine mübtelâ olmuş kimesneler kırk gün girüp âb-ı germâbında aç karnına nûş etse bi-emrillah vücûdu kırk günde dürr-i beyz-âsâ olur. Zîrâ bizzât Hazret-i Alî'nin nazargâhı olduğundan ve bir kubbe-i havzını Hazret-i Alî binâ etdiğinden Alî Hammâmı derler. Öbir kıbâblarını Âl-i Abbâsiyân selâtînleri binâ etmişlerdir. Her sene cânib-i etrâfında niçe bin kara çadırlı Kürd ve gûye-i Türkman u Urbân ve Acem-i uryân gelüp meks edüp her bir milel kırk gün meks edüp cümle marîzleri dâ-i devâ bulup giderler ammâ garâbet andadır kim bu germâbların havzları içre cümle zift döşenmişdir. Aslâ mermer ve ruhâm döşeli değildir. Zift ısıcak sudan eriyüp fenâ bulmak ihtimâli yokdur ve eyle suhûniyyet üzre sudur kim yumurta pişer ve koyun paçası ve kellesi ütülenir. Ve bu zemînin şehr-i Şat aşrı karşusu (---) hâkidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 404b ·
metinde göster ·
… şiddet-i hârdan yerler yarılup anda kovanlar bal yeyüp yağmur yağdıkda balları
eriyüp
bal mumları yer yüzüne çıkup alırlar.
Me’kûlât [ü] meşrûbâtının memdûhâtından balı ve yağı ve bal mumu gâyet çokdur. Hattâ bir nev‘a bal mumu yerde biter. şiddet-i hârdan yerler yarılup anda kovanlar bal yeyüp yağmur yağdıkda balları eriyüp bal mumları yer yüzüne çıkup alırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 107b ·
metinde göster ·
Bu merkûm loplar birbirinden lezîz ve ter ü tâze loplardır. Ammâ aşk olsun lop lop tenâvül edene ve reşk olsun müşklü lopa. Gerçi bir küçük esmerü'l-levn bir tîndir, ammâ tenâvül edenin demâğı müşk ü anber-i hâm râyihasından mu‘attar meşâm-ı dil [ü] cân olur. Ve vefret üzre tenâvül etsen gâyet seri‘u'l-hazm bir sun‘-ı Girdigâr'dır. Aslâ harâret [ü] yübûseti yokdur. Ve sâ’ir incîrler gibi çok olmayup zamânı tîz mürûr eder. Ve sâ’ir enâcîrler gibi kuruyup vilâyet vilâyet gitmez, zîrâ gâyet letâfet [ü] nezâfetinden eriyüp mahv olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y92a ·
metinde göster ·