… a‘zı hâtûnlara kîse ve sabun sürüp gûnâ-gûn hizmetler edüp 'Bu senin karnındaki
erkekdir ve
bu senin karnındaki dişicedir. Kızım olsun ismini Râbi‘a ko' deyü muğayyebât-ı …
Menâkıb-ı Pîr Dede: Ebü'l-feth Gâzî pederi Murâd Hân-ı Sânî, bu Merzifon şehrinde câmi‘ ve hân [ve] medrese binâ ederken münâfıkîn ve münkirînler, Pîr Dede Sultân'ı Murâd Hân'a geçüp pâdişâhı "Pîr De[de] nisvânlar ile hammâma girüp ba‘zı hâtûnlara kîse ve sabun sürüp gûnâ-gûn hizmetler edüp 'Bu senin karnındaki erkekdir ve bu senin karnındaki dişicedir. Kızım olsun ismini Râbi‘a ko' deyü muğayyebât-ı hamsdan dem urup böyle kâfir ve zındîk ve mülhid ve bî-mezheb cevlâkî ışıkdır", deyü ol kadar iftirâ-yı mahzlar ederler kim hemân Murâd Hân gazab-âlûd olup niyyetü'l-gazâ deyüp kılıç kuşanup bu hammâmda Pîr Dede Sultânı hammâmı içre futa kuşanmış görür. Ammâ taşrada şallâk u mallâk ve uryân gezer bir mecâzibûndan er kimesne imiş. Murâd Hân eydür: "Bre mel‘ûn ışık! Sen niçün bu kadar ümmeti Muhammedin nâ-mahrem havâtînleriyle hammâma girüp niçe nisvân-ı sâhib-ısyâna kîse sürersin" didikde "Beğim! Ben dîn-i mübîn-i a‘lâ çobanının hizmetkârıyım. Ol hâtûnlar dîn [ü] îmân damızlığıdır. Anlardan kibâr-ı kümmelîn ve ulemâ-yı müfessirînler müştak olur. Ben anlara seyislik edüp timar etmeğiçün hammâma girmek değil, eben böyle kârgîr hammâm dîvârına girerim" deyü Bismillah ile hammâmın cânib-i şarkîsinde olan dîvâra girer. Hâlâ mübârek arkası dîvâra gömülüp te’sîr etdüğü yer zâhir ü bâhirdir. Sultân Murâd eydür "Dede! Ben seni şu kılıç ile şer‘-i Resûl üzre katl 347a etmeğe geldim" deyü Dede üzre kılıç çekerek De[de] eydür "Murâd Beğ! Şer‘ ile zâhir edâ-yı hizmet etdin, ammâ bu işe me’mûr değilsin. Sığala oğlu elinden kâfirler İzmir kal‘asın aldı. Timur-leng alamamışken Firenk ile Urum istîlâ edüp {aldı}. Var halâs edüp fâtih-i İzmir ol ve şu ekmeği ye" deyü hammâmın iki kıt‘a beyâz mermerin zemînden koparup mermeri hamîr gibi yoğurup ramazân pidesi gibi iki ekmeği söbüce edüp tırnak ile tırnaklayup birin Murâd Hân'a verir, "Var İzmir'i feth eyle" der. Birin Şehzâde Ebü'l-feth'e verüp "İkinci hılâfetde Mehemmed İslâmbol'u feth edüp bu etmeği İslâmbol'da ye" deyü Şehzâde Ebü'l-feth'e İslâmbol'un fethin dahi tebşîr etdükde Murâd Hân, Dede Pîr Sultân'ın pâyine yüz sürüp ba‘dehû mu‘tekid-i tâmmı olup İzmir'i feth eder. Yigirmi altı seneden sonra Ebü'l-feth İslâmbol'u feth edüp babası Murâd Hân ve Ebü'l-feth Hân, Pîr Dede Sultân'ın âsitânesine üç yüz altmış altı pâre kurâ vakf ederler. Ve bu Merzifon şehri de ol sultânın evkâfıdır. Dârü's-sa‘âde ağaları nâzırıdır. Her sene birer mütevellîsi gelüp evkâf kurâların üç yüz atlı ile zabt edüp imâretin ve âyende vü revendeye ni‘meti ve şa‘îrin ve üç yüz du‘â-gûyân ve müsebbihîn ve mu‘arrifîne vazîfe-i mu‘ayyenelerin verir. Hâlâ ol mezkûr beyâz mermer ekmekler Pîr Dede Sultân arkasıyla dîvâra girdiği nişân yanında iki add ekmekler âşkâredir. Bu hammâm bu gûne ziyâretgâh-ı azîmdir. Hasta girse bu hammâma bi-emrillah şifâ bulur. Netîce-i merâm bu hammâm-ı dilküşânın medhinde cemî‘î şâirler âcizlerdir. İlm-i sîm[y]â ile Ebu Alî Sînâ hakîmin binâ etdüğü hammâma mu‘âdil bir hammâm-ı ziyâretgâh-ı cân-sitândır. Andan bu şehr-i rûşen-âbâdın cemî‘î hânelerinin şâhnişîn ve derveze ve revzenleri kıble cânibine sahrâ-yı Merzifon'a nâzırdır. Bâd-ı sabâ rîhı bu şehr içre deverân etdüğünden cemî‘î ahâlîsi tendürüstlerdir. Niçe bigi ehl [u] iyâliyle Merzifon'un ensesindeki Deşan dağı yaylağına çıkup altı ayda anda Türkmân kabîleleriyle yayla fasılları ederler. Bu yaylanın vasfında lisân-ı meddâhân kâsırlardır. Bu yayla tâ kadîm-i evvelde Âl-i Dânişmendiyân ile diyâr-ı Mâhân-ı Horâsân'dan gelüp bu diyârı feth idelden beri bu yayla Deşan oğullarına temlîken kayd-ı hayât ile an-anhü ile mülk-i mevrûslarıdır. Deşan oğulları Seydî Beğ nâm bir benâmın hâlâ mülküdür. Yayla hakkın niçe yüz bin devâbâtdan alır. Ve bu yayladan niçe yüz âb-ı hayâtlar cereyân edüp nısfı Merzifon şehrinin bâğ u bâğçelerin saky eder. Ve cümle nevâhî kurâlarının mezra‘a yerlerin reyy eder. Bu Merzifon diyârının hâli oldur kim bârân-ı rahmet ne kadar nâzil olsa elbette yine Deşan dağlarının âb-ı revânlarıyla mezra‘alarını reyy etmeseler mahsûl vermez. Ammâ hubûbâtı ol kadar vefret üzre olur kim Arapça nassı üzre bir buğday dânesinden yigirmi ve on beş karındaş çıkup her sünbülde yüzer dâne olduğu hînde bir kilesi seksen kile mahsûl verir, arz-ı mahsûldârdır. Elbette mezra‘aları susuz olmaz. Anınçün bu Merzifon'da Deşan yaylasından cereyân eden uyûn-ı zülâllerin mîrâv ağası vardır. Deşan oğulları da andan hâsıl ola[n] mâl-ı firâvândan hisse verirler, yahşi ağalıkdır. Bu nehirler üzre ağalar olmasa Merzifon halkı birbirlerini katl ederlerdi. Yine el’ân niçe gavgalar olur. Ve Deşan yaylasından cereyân eden uyûn-ı câriyelerin bir fırkası Köprü şehrine akup bâğ ve besâtîn ve mezâri‘âtların saky eder. Ve bir fırkası Lâdik şehri ovasında Kavza kadılığı nâhiyesine akar. Ve bir bölük nehri cânib-i şimâle Osmâncık tarafında ovalara akup cemî‘î bâğları ve besâtînleri reyy eder. Böyle bir kûh-ı azîm ve yaylağ-ı kadîm Deşan dağıdır kim şehr-i Merzifon'a hayât veren bu Deşan dağı uyûnlarıdır. Ve bu şehr-i Merzifon bayırlı yerlere vâkı‘ olup arkasın Deşan dağına vermişdir ve Amasiyye bu şehrin kıblesinde on beş sâ‘atdir. Ve şehr-i Lâdik on iki sâ‘at yerdir ve Osmâncık on altı sâ‘at yerdir ve Gümüş şehri on sâ‘at yerdir ve kasaba-i Gergerân sekiz sâ‘atlik ve Deşan dağının şimâl cânib-i eteğinde Koca kal‘ası Köprü şehrine nâzırdır. Ol kal‘aya varınca (---) sâ‘at yerdir. Ve Merzifon'dan çıkup Deşan dağın aşup şimâle (---) sâ‘at gidüp şehr-i Köprü'dür ve yine Merzifon'dan üç menzilde cânib-i şimâle kal‘a-i Samsun'a varılır, Merzifon'un iskelesidir. Ba‘zılar Sinop iskelesine giderler, ammâ Samsun Merzifon'a karîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 346b–347a ·
metinde göster ·
… mler manzûrumuz olmamışdır. Hakkâ ki nazargâh-ı evliyâ vü enbiyâdır. Lâkin biri
erkek ve
biri dişidir. Yigirmi otuz salkım hurma verüp bir danesin teberrüken Frenkler b …
Rivâyet-i gayr: Ba‘zı ulemâ-yı Akye, Cenâb-ı İzzet Bukâ‘ sahrâsındaki cebelü'l-Lübnân'a üç kerre tecellî-i Cemâl etdükde hicâb-ı cemâl-i Rabbi'l-İzzet'den üç kerre bu nahller ser-ber-zemîn secde etdüğine alâmetdir" derler. El-hâsıl hurmâ-yı azîmlerdir kim Basra ve Lahsa ve Cevâzir ve Bağdâd-ı behişt-âbâd ve Mısır-ı Kâhire Mu‘izzeddîn'de böyle hurmâ-yı azîmler manzûrumuz olmamışdır. Hakkâ ki nazargâh-ı evliyâ vü enbiyâdır. Lâkin biri erkek ve biri dişidir. Yigirmi otuz salkım hurma verüp bir danesin teberrüken Frenkler bulsalar yüz altuna alırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 43b ·
metinde göster ·
… âdem başı kat‘ etmiş gibi kanlı suyu akup ol nahl kurur. Ve bi-emri Hudâ hurma
erkek ve
dişidir. Erkek hurma aslâ meyve vermez ve erkek hurmadan bir haşebi dişi hurman …
Netîce-i hilkat-i nahl-i hurma: Çünki Cenâb-ı İzzet benî Âdeme hayât verüp civârına da‘vet etdikde tîn-i Âdem'den hâk-i amber-pâk-i zemîn-i Kûfe'de kalup emr-i Hak ile ibtidâ nahl-i hurma hâk-i Kûfe'de Tennûr suyu kenârında halk olunmuşdur. Anınçün hâk-i Kûfe ve Irâk'da ve Medâyin'de ve Ummân'da hurma ormanı cihânı zeyn etmişdir. Kaddi benî Âdem gibi serâmeddir ve başı vardır, bergleri târumâr olmuş kâkülleridir. Haşeblerin kat‘ etsen asla zarar etmez dahi ziyâde biter. Meselâ benî Âdem'in lıhye ve kâküllerin kat‘ etsen dahi dırâz olur. Ammâ hurmanın başın kat‘ etsen yahûd başında beynîsi var, anı kat‘ etsen âdem başı kat‘ etmiş gibi kanlı suyu akup ol nahl kurur. Ve bi-emri Hudâ hurma erkek ve dişidir. Erkek hurma aslâ meyve vermez ve erkek hurmadan bir haşebi dişi hurmanın kalıba sokulsa cimâ‘ etmiş kadar dişi hurma hazz edüp yigirmi ve otuz salkım hurma verir ve her hoşe salkımı kırkar ve ellişer batman gelir. Ve dişi hurma gûyâ nisâ gibi hayz görür. Ve üç bin sene hurma mu‘ammer olur, derler ve şecere-i zeytûn dahi eyle mu‘ammer olur. Ve hurma ağacının üç yüz aded menfa‘ati ve üç yüz hâssası vardır. Dıraht-ı hurmanın bir şey’i hebâya gitmez, niçe yüz elvân haşeb olup hâneler içün levha ve amûd ve giranlar olur. Diyâr-ı Mısır'da haşeblerinin kabuğun soyup niçe yüz gûne habl-i kavîler ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 346a ·
metinde göster ·
… kendü sûretinde olmaz demişler, kanatsız ve tırnaksız burnunun orta direği yok,
erkekli ve
dişili, hurde hurde veled-i nâ-pâkleri hâsıl olur demişler. Ammâ diğer hulviyyâ …
Ve avreti timsâh gibi yumurtlar. Yumurtaları mezbele içinde yetmiş gün kalup kırkar ellişer yumurtadan birer birer ecinne peydâ olur ammâ kendü sûretinde olmaz demişler, kanatsız ve tırnaksız burnunun orta direği yok, erkekli ve dişili, hurde hurde veled-i nâ-pâkleri hâsıl olur demişler. Ammâ diğer hulviyyât-ı haber-i sahîh niçe müfessirîn ü muhaddisîn ve Hâkim Ebû Alî Sînâ ve bürâderi, Ebü'l-Hâris da‘vet sâhibleri olmağile ecinne ve şeyâtînin ahvâllerine vâkıf olup eyle nakl ederler kim merdûd İblîs'in kendi vücûdunun sağ uyluğunda zekeri vardır ve sol uyluğunda ferci vardır. Kaçan bir âdem bir âdeme söğse hemân İblîs ol ân ol âdemin şetmi içün sağ uyluğundaki zekerin sol uyluğundaki ferciyle İblîs cimâ‘ edüp hemân kendüye benzer bir evlâd yetmiş günde yumurtasız hâsıl olup o söğen âdeme vesvese hizmetin eder. Zîrâ ol âdemin şetm-i galîzi sebebiyle vücûda gelüp yine kendüye hizmet eder. Allahümme âfinâ söğmemek gerek.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 395b ·
metinde göster ·
… ı şerîfi ve zekerin sünnet etmeği ve salâtın sekiz şartını ve salâtın altı aded
erkânını ve
yedi aded vâcibâtlarını ve on dör[d] yerde salâtın sünnetlerini ve yigirmi beş …
"Allâh bir peygamber Muhammed hakkâ ki peygamberdir, inandım" dedikde Mu‘âz ibn Cebel ta‘assub edüp hacc-ı şerîfi ve zekerin sünnet etmeği ve salâtın sekiz şartını ve salâtın altı aded erkânını ve yedi aded vâcibâtlarını ve on dör[d] yerde salâtın sünnetlerini ve yigirmi beş yerde müstehibbâtlarını ve on iki yerde salâtın mekrûhâtını ve on dörd yerde salâtı fesâd eden sebebleri ve dörd yerde âbdestin farzlarını ve on yerde âbdestin sünnetlerini ve altı yerde âbdestin müstehibbâtlarını ve altı yerde vudû‘un âdâblarını ve yedi yerde vudû‘un nevâfillerini ve altı yerde mekrûh-ı vudû‘u ve beş yerde menhiyyât-ı vudû‘u ve yedi yerde nevâkız-ı vudû‘ları ve üç yerde guslün farzlarını ve altı yerde guslün sünnetlerini ve on iki yerde gusl îcâb eden sebebleri ve dörd yerde gusl etmenin sünnetlerin.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 131b ·
metinde göster ·
Ve sekiz rûzgârın dördü erkek ve dördü dişi tasvîr olunmuşdur. Erkekleri pençe-i âfitâb gulâm-ı mehtâb çehresindedir. Dişileri mahbûbe avretler sûretindedir. Poyraz ve yıldız ve karayel ve gündoğusu rûzgârların erkek sıfatında tasvîr etmiş, ammâ lodosu ve batı ve inbatı ve keşişlemeyi avret sûretinde etmişdir. Ammâ hakkâ sihr-i i‘câz timsâller etmişdir kim yine her biri rûzgârlarına nâzır olup durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 253b ·
metinde göster ·
… Elburz ve Bursa'da cebel-i Ruhbân misilli yaylalarda âdem sıfatında hâsıl olur,
erkekli ve
dişili bir otdur, saçı ve sakalı vardır. Pîr [ü] civânı ve merd [ü] zenânı var …
Bir kavilde "Belî, Hazret-i Âdem'in düşü azup menîsi yere düşdükde Hallâk-ı âlem bir ot halk etdi kim hâlâ ol ot Bingöl yaylasında ve Erceyş ve Demâvend [ve] kûh-ı Elburz ve Bursa'da cebel-i Ruhbân misilli yaylalarda âdem sıfatında hâsıl olur, erkekli ve dişili bir otdur, saçı ve sakalı vardır. Pîr [ü] civânı ve merd [ü] zenânı var bir otdur kim aceb sun‘-ı Hudâ'dır. Lisân-ı Arab'da "yebrûhu's-sanem" ve "abdüsselâm" derler. Ba‘zı hukemâ bu otu edviye içün ma‘âcinlere korlar, gâyet mukavvî ahşâbdır. Hazret-i Âdem'in zemîne düşen menîsinden bu giyâh hâsıl olmuşdur. Yohsa Hazret-i şîs değildir" derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y1b ·
metinde göster ·
… alayı bâlâda tahrîr olunmuşdur, ammâ Mısır kulunun kânûn alayları ve yolları ve
erkânları ve
pâyeleri ve fırka fırka adedleri P 223b ve senevî mevâcibleriyçün tahrîr olun …
Bu paşa alayı bâlâda tahrîr olunmuşdur, ammâ Mısır kulunun kânûn alayları ve yolları ve erkânları ve pâyeleri ve fırka fırka adedleri P 223b ve senevî mevâcibleriyçün tahrîr olundu. Ammâ paşaya müte‘allık elzem-i levâzımâtı ve cümle ahvâlâtı beyân eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y184a ·
metinde göster ·