Arapça mefhûmunca müşâvere olunup zemîn-i Revân'da Tokmak Hân sarâyı nâm bir …
Ba‘dehû sene 990 târîhinde Sultân Murâd-ı Sâlis asrında Vezîria‘zam Ferhâd Paşa deryâ-misâl asker-i bî-pâyân ile diyâr-ı Acem'e serdâr-ı mu‘azzam olup Gence ve Şirvân ve Şamahı ve Revân ve Nahşivân tarafların nehb u gâret edüp şâhın ve oğlu olan gümrâhın ve sâ’ir etbâ‘-ı bed-hâhın bâğ u bostân [u] gülistânlı sarây-ı âlîlerin münhedim edüp taşı taş üstüne komayup niçe bin kızılbaş-ı bed-ma‘âş-ı nâ-tırâşın başların tîğ-ı Osmâniyân ile tırâş ve niçe kerre 308b savaş-ı perhâş-ı evbâş ederek köhne harâb kal‘a-i Revân altına Koca Ferhâd Paşa gelüp meks-i hıyâm edüp diyâr-ı Revân'ı kabza-i teshîre almağiçün cümle guzât-ı müslimînin iş erleriyle Arapça mefhûmunca müşâvere olunup zemîn-i Revân'da Tokmak Hân sarâyı nâm bir behişt-i bâğ-ı cinân-misâl ravzayı ortaya alıp sâhil-i Zengî'de cenûbdan şimâle bir hafr-i azîme şürû‘ olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 308a–308b ·
metinde göster ·
… tüccârın müte’ezzî etdiler, anların haklarından gelmek gerekdir" deyü cümle iş
erleriyle
Kars'dan atlarımıza süvâr olup cânib-i kıbleye bir çemenzâr sahrâ ile bir konak …
Bu Kars'dan cânib-i şimâle 12 sâ‘atde Orçivek köyün geçüp Bağarsık deresin geçüp ve Ulğar yaylasın 12 sâ‘atde aşup üç günde kal‘a-i Ahıska'dır ve Kars'dan Kargabâzârı'n geçüp Ardahân'a bir konakdır ve Kars'dan yine şimâle 10 sa‘atde kal‘a-i Göle'dir bu kal‘a-i {Kars'a} dâhil olduğumuz günde vali-i vilâyet (---) Paşa'ya ve sâ’ir kul ağalarına Erzurûm Vâlisi efendimiz Defterdârzâde Mehemmed Paşa'nın mektûb-ı dürer-bârların verüp dîvân-ı pâdişâhîde kırâ’at olunup mefhûmu ma‘lûmları olunca cümle a‘yân-ı huzzâr-ı meclis "Hâşâ ki biz Revân'ın Acem kârbânın urup rencîde etmiş olak. Bu bize Acem'in ve Kağızmânlı'nın iftirâ-yı mahzıdır. Geçen hafta Kağızmânlı bâc almak bahânesiyle Revân tüccârın müte’ezzî etdiler, anların haklarından gelmek gerekdir" deyü cümle iş erleriyle Kars'dan atlarımıza süvâr olup cânib-i kıbleye bir çemenzâr sahrâ ile bir konak gidüp nehr-i Araz kenarına varup andan karşu tarafa keleklerle ubur edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 324b ·
metinde göster ·
… nup derhâl cümle askeri serdârımız Kara Abdullah Paşa başına cem‘ edüp cümle iş
erleriyle
müşâvere edüp Vakt-i Şâfi‘îde basmak ma‘kûldur, deyü hatm-i kelâm ile Fâtiha ti …
Bu Hasan Paşa firârından sonra Ak Alî Ağa Türkmân ağalığın zabt u rabt etmeden havf edüp Türkmân ağalığı mâbeynde kalup zümre-i sipâhdan Hanifi Halîfe ve Daşnık İmirza ağalar kadîmden erbâb-ı hizmet olup Bozulus ve Karaulus ve At keşân ve Üsküdar Türkmân ağalıklarına nâmzâd çıkup zorbalık tarîkiyle birer nân-pâreye nâ’il olalım deyü mîrîye niçe yüz kiseler geçmişken bunları dahi avk [u] te’hîr ederek bunlar dahi başları havfinden ve cânları acısından bir gicede İslâmbol'dan gâ’ib olup Üsküdar'a geçüp firâr etdiler. Beri tarafda Bektâş Ağa ve yeniçeri ağası ve kul kethüdâsı paşaya gelüp "Bunlar dahi âsî ve Celâlî ve Cemâlî'dir. Bre meded sultânım, bunlara amân vermeyüp katl edüp mâl [u] mâmeleklerin kabz edin. Yoksa İpşir Paşa'ya ve Hasan Ağa'ya varırlarsa iş muhtel ü müşevveş olur. Elbette katl edin" dediklerinde paşa-yı deryâ-dil eydür: "Mâlları ile bir alay ehl-i hizmet, bî-garaz müselmân ve ehl-i ırz [ü] bî-hırs âdemler! Hasan Ağa'dan ibret almadınız mı? Mîrîye yetmiş kîse vermişken mü’ebbed hizmetin elinden alup nâ-müstahakka verüp ol dahi zabt etmeğe havf edüp hizmet-i pâdişâhî meydânda kalup göz göre bir adamı Celâlî etdiniz. Şimdi bu Hanifi Halîfe'den ne istersiniz. Vallahi yakîn zamânda ben de sizin âteşinize yanarım, ammâ sizler yanup kebâb olursuz" dedi. Bunlar paşaya dilgîr olup gitdiklerinde der-akab Daşnık İmirzâ ve Hanifi Halîfe bu güft [u] gûyı istimâ‘ edüp ol ân "Üsküdar'dan altı yüz aded atlı ile Üsküdar'dan ılgâr ile Dil İskelesi'ne varup anda bir gicede Dil deryâsın ubûr edüp Haleb altına Celâlî Hasan Ağa ile İpşir Paşa yanına firâra karâr verüp gitmededir" deyü paşaya haber gelüp niçe gûne efvâh-ı nâsda güft [u] gûlar oldu. Ol sâ‘at bu ahvâl-i pür-melâl ocak ağalarına mün‘akis olup yine paşaya gelüp fakîr Hanîfî Halîfe ve Daşnık İmirza'nın katline fermân isteyüp paşa dahi bi'z-zarûrî telhîs edüp katllerine hatt-ı hümâyûn-ı sa‘âdet-makrûn sâdır olup derhâl Bektâş Ağa'dan iki yüz cebe vü cevşene müstağrak küheyl atlı ve Yeniçeri ağası Kara Çavuş'dan üç yüz cebeli ve cevşenli cılfidan atlı ve Çelebi Kethüdâ'dan kâmil beş yüz cengâver dilâver, server, hünerver silâhına kâdir cirîd-endâz, "Benem diger nîst" diyen şehbâzlar ve bizim paşadan yedi yüz Abaza ve Çerkez ve Gürcî iş görmüş silâhşör ve cündî yarar nâmdârlar âmâde oldu. Ve silâhdâr ve sipâhiyândan 99b dahi beş yüz aded müsellah fetâlar cem‘ olup cümle-i cümele iki bin beş yüz salt küheylân atlı fârisü'l-hayl güzîde asker-i tîğ-zen gözü kanlı askere Melek Ahmed Paşa efendimizin çerâğı Abdullah Paşa beşyüz aded güzîde Ekrâd yiğitleriyle serdâr olup hakîrin dahi ol asrda zindeliğim muhill olmağıla sekiz kafadâr gulâmımla esb-i sabâ-sür‘atlerime süvâr olup paşadan me’zûn olup Abdullah Paşa ve cümle Melek Ahmed Paşalı ile bir gicede İslâmbol'da olan keştîlerin sandalları ve kayıkları ve mavunaları cümle üç bin askeri bir gicede İslâmbol'a geçirüp andan ılgar ile Gekbezî'ye, andan ibrâm-ı tâm ile bir günde Dil'i geçüp andan Derbend'i ubûr edüp anda ahâlî Hanifi Halîfe'yi su’âl edüp "İki gündür, bundan yedi yüz cirid atlılar ile gelüp ikişer günlük yemlerin akçeleriyle alup ve me’kûlât [ü] meşrûbâtların alup dağlarda yatmak üzre yola revâne oldular ve yollarda ulûfeye gelen sipâhîleri girü döndürüp asker cem‘ ederek gidiyorlar" deyü cevâb-ı nâ-sevâb etdiler, hikmet haberin Lokmân'dan aldılar. "Bre yakîn imiş dahi asker-i haşerât cem‘ etmeden irelim ve yetişelim" deyü Derbend'den ılgar ile kal‘a-i İznik'e varup anda ikişer gicelik yemler ve zâd-ı rahleler alup yine ılgar ile mütevekkilen-alallah deyüp giderken Bektâş Ağalıdan ve Yeniçeri Ağalıdan niçe yüz küheylân semiz atlar şiddet-i hârdan ve çapgın-ı ılgardan kalup niçe âdemler piyâde İznik'de kaldılar. Niçesi dağlarda atları yanında kaldılar. Biz asker ile İznik'i geçüp bir mahall-i çemenzârda yemler kesdirüp ol mahalde âyende vü revendelerden haber alınup "Lefke'de binden mütecâviz âdem olup yemler alup Söğüd kasabasına doğru revâne oluyorlar" dediklerinde, "Bre kalk a!", deyü alay çavuşları feryâd edüp yine ılgar ile Lefke kasabasın ubûr edüp yine haber aldık kim Lefke ile Söğüd mâbeyninde "Ahmed Beğ Çeşmesi nâm bir fezânın şarkî cânibinde bir pirinç çeltikliği başında kimi ormanda kimi çadırlarla hırmânda harbendeleriyle meks etmişler", deyü haber alınup derhâl cümle askeri serdârımız Kara Abdullah Paşa başına cem‘ edüp cümle iş erleriyle müşâvere edüp Vakt-i Şâfi‘îde basmak ma‘kûldur, deyü hatm-i kelâm ile Fâtiha tilâvet olunup nısfu'l-leylde kalkup âheste-reviş cümle asker kulağızla gitmede. Hakîr çarha askeriyle ileri ılgar edüp hakîkatü'l-hâl vakt-i Şâfi‘îden evvel ol mahall-i ma‘hûdeye ince karavulumuz varup yetmiş seksen kadar hayme ü hargâhlar ile ârâste bir hayli ordu görüp girü avdet edüp haber getirdiler. Biz dahi çarhacıyla ileri vardık ammâ göz gözi görmez bir mesâfe-i ba‘îdede ârâm edüp at diğnendirüp girüden asker gelmesine muntazır olup vakt-i Şâfi‘î dâhil olmasına müterakkib olup ba‘zı iğdiş atlı olanlarla hakîr ileri vardım ki iğdiş at aykır at gibi süheyl urup kişneyüp düşmeni âgâh etmez. Bu minvâl üzre ileri varup âlem-i ağyârdan bî-haberler, herkes birer dıraht-ı müntehânın zıll-ı himâyesinde nefîr-i hâb çalup Ashâb-ı Kehf vâkı‘asın görüp kimi haymelerde hâb-ı nâzda, kimi hıyâbân içre hem-nâzda ammâ çoğu çengelistân içre kemîngâh edinmiş yatarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 99a–99b ·
metinde göster ·
… ek ba‘zı nüdemâ-yı hâslarıyla ve niçe yüz Van a‘yânlarıyla ve niçe iş görmüş iş
erleriyle
rikâb rikâba at başı berâber kelimât edüp ordu-yı İslâm'a gelirken Van ağaların …
İki rek‘at salât-ı hâcet kılup başın açup ol mübârek nûrânî yüzün yere sürüp eydür: "İlâhî, hevl-i kuvvet ü kudret ve fursat u nusret senindir. İnâyet ü himâyet ve hidâyet ü izzet ü rif‘at senindir. Dîn-i mübîn gayretine bir fırka ümmet-i Muhammed kullarını başıma cem‘ eyleyüp elim yüzüme alup kapuna dilenmeğe geldim. Bu abd-i hakîr Ahmed kulun eski sâyilindir. Hiç tehî-dest gönderdiğin yokdur. İdegeldiğin ihsândır. Yine Sen Pâdişâh-ı Bîçûn'dan dilerim ki yine Ahmed'in ricâsın kabûl edüp bu kadar kavmi yerindirme ve bu haşerât-ı Yezîdîleri sevindirme!" deyü tazarru‘ [u] nâlişler edüp dîde-i pür-nemlerinden yem-i Kulzüm gibi çekîde çekîde kanlu yaşlar cereyân edüp cümlemiz "âmîn" deyüp el yüze sürüldükde "Müjde size ey oğullar, du‘âmız vefk-i murâdımız üzre şast-ber-kabza sehm-i dilimiz nişân verdi. İnşâallahu Ta‘âlâ mansûr u muzafferiz." dedikde mübârek gül cemâli verd-i hândân gibi hande edüp henüz melek çehre olmuş tebessüm ederek bilâ rikâb şahbâz gibi sa‘âdetli esb-i Mahmûdî divnesine süvâr olup hamd ü senâ ederek atf-ı ınânın Rahova sahrâsına keşîde ederek ba‘zı nüdemâ-yı hâslarıyla ve niçe yüz Van a‘yânlarıyla ve niçe iş görmüş iş erleriyle rikâb rikâba at başı berâber kelimât edüp ordu-yı İslâm'a gelirken Van ağalarından Behlûloğlu ve Demircioğlu ve Hüsrev Paşa yeğeni Deli Süleymân Beğler paşaya tesellî-i hâtır vermek içün "İnşâallah koca vezîr du‘â-yı hayrın berekâtıyla fursat u nusret ve ganîmet bizimdir." deyü (---) cümlesi hüsn-i rızâlarıyla paşanın uğuruna cân ve baş vermeğe ta‘ahhüd etdiler. Paşa eyitdi: "Ben dahi anı eyle bilirim ki dîn-i mübîn uğuruna çalışır bir alây mücâhid-i fî sebîlillah gâzî yiğitlersüz!" deyü cümleye hayr du‘âlar etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 266a ·
metinde göster ·
… ng tablına tarralar urulup mahall-i ma‘rekeye bir top menzili kaldıkda cümle iş
erleriyle
ve cemî‘i ümerâlar ile mukaddem ma‘hûd oldukları yerlere ve dağlara ve taşlara …
Bu tertîb üzre ceng tablına tarralar urulup mahall-i ma‘rekeye bir top menzili kaldıkda cümle iş erleriyle ve cemî‘i ümerâlar ile mukaddem ma‘hûd oldukları yerlere ve dağlara ve taşlara İspir keçisi tırmaşır gibi ve mûr-ı mâr sarılır gibi yalçın kayalara cümle piyâde olup ve atlılar tırmaşup Malazgird beği ibtidâ hânın vezîri olan Çâker Ağa'nın olduğu Dehdîvân dağına havâle olup âmâde durdu ve sol tarafda Âvîh dağı üzre meterisde olan hânın Arab Halîl Ağası üzre Şervi beği ve Karni beği havâle olup durdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 268b ·
metinde göster ·
… "Âyâ Leh diyârında ne zuhûr eder?" deyü müterakkıb iken Paşa efendimiz cümle iş
erleriyle
meşveret edüp Orhay sahrâsından kalkup yine nehr-i Turla kenârınca bir gün ve n …
Andan Melek Ahmed Paşa sahrâ-yı Orhay'da meymene ve meysere meks edüp "Âyâ Leh diyârında ne zuhûr eder?" deyü müterakkıb iken Paşa efendimiz cümle iş erleriyle meşveret edüp Orhay sahrâsından kalkup yine nehr-i Turla kenârınca bir gün ve nısfu'l-leyle varınca ılgar edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 39a ·
metinde göster ·
etrâf-ı kal‘ayı deverân u seyerân ederek kal‘anın ta‘mîr ü termîm olunmuş yerle …
Andan sonra hakîr cümle kal‘anın iş erleriyle etrâf-ı kal‘ayı deverân u seyerân ederek kal‘anın ta‘mîr ü termîm olunmuş yerlerin ve meremmâta muhtâc olan yerlerin cümle keşf edüp termîme muhtâc olan yerlere âdemler üşürüp üç günde niçe yerleri sedd-i İskender-vâr metânet üzre amâr ederlerdi, ammâ bu hakîr gûyâ kal‘anın imâretine mübâşir gelüp her gün kal‘aları seyr [ü] temâşâ edüp ve cümle ocak ağalarıyla hüsn-i ülfet edüp vilâyetin ahvâllerin su’âl ederek vâkıf-ı esrâr olup tahrîr ederdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 54b ·
metinde göster ·
… ân-ı müşâvere-i azîm: Bu kal‘a-i Zadra altında cümle mîr-i mîrân ve ümerâ ve iş
erleriyle
müşâvereler olup ale'l-ittifâk cümle guzât yek-dil [ü] yek-cihet olup İsmâ‘îl a …
Der-beyân-ı müşâvere-i azîm: Bu kal‘a-i Zadra altında cümle mîr-i mîrân ve ümerâ ve iş erleriyle müşâvereler olup ale'l-ittifâk cümle guzât yek-dil [ü] yek-cihet olup İsmâ‘îl alaybeği serdâr olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 141a ·
metinde göster ·
… Dodoşka ve Karadağlar ve Kilimente Arnavud ve Uskok aznavur cengâverleri ve iş
erleriyle
âmâdedirler. Bu mavunaların her biri birer kal‘a-misâl olup bu İspilet'den Vene …
Ve limanına iki yüz barça ve galyon ve karaka ve kadırga sığar liman-ı kebîrdir. Hattâ bu liman içre iki aded Venedik mavunaları var idi kim eğer anları ta‘bîr ü tavsîf etsek başka bir müdevven olur. Ancak şundan ma‘lûm ola kim her biri birer dağ pâresi gibi kıçları ve başlarında onar pâre balyemez topları var ve kıçda ve ortada ve başda üç direkleri üzre filandıra ve haçlı ve Sanmarko tasvîrli sancak ve bayraklar ile müzeyyen bir ibret-nümâ ma‘ûnelerdir kim yemîn ü yesârında ellişer aded küreklerini cümle ümmet-i Muhammed esîrleri çeker ve cümle yüz mankadır kim her mankada dörder kâfir yatup âmâdedirler. Ve her kürekte sekizer kat müslimler kürekde hâzır-bâşlardır ve kıçda ve başda üç yüz pür-silâh kefere-i Hırvad ve Islovin ve Dodoşka ve Karadağlar ve Kilimente Arnavud ve Uskok aznavur cengâverleri ve iş erleriyle âmâdedirler. Bu mavunaların her biri birer kal‘a-misâl olup bu İspilet'den Venedik'e tüccâr ve metâ‘ götürüp getirirler. Venedik küffârı böyle altı aded mavnalara mâlikdir kim bir kral-ı dâll mâlik olmamışlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 149b ·
metinde göster ·
… llarına tâbi‘ Saz Macarı kal‘asıdır. Cümle kapudanları ve birovları ve cümle iş
erleriyle
a‘yân-ı kefereleri iki yüz kîse mâl-ı pâdişâhîyi krala getirüp teslîm edüp teme …
Ba‘zılar Kihalom yazmışlar, ammâ lisân-ı Macar'da Kıhalom (---)(---) demekdir. Bânîsi Yejder bandır kim kal‘a-i atîkdir. Bu dahi Erdel krallarına tâbi‘ Saz Macarı kal‘asıdır. Cümle kapudanları ve birovları ve cümle iş erleriyle a‘yân-ı kefereleri iki yüz kîse mâl-ı pâdişâhîyi krala getirüp teslîm edüp temessük aldılar. Ve bu menzilde krala bir otak ihsân olunup kral başka konup göçmeğe başladı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 25a ·
metinde göster ·
… di kral-ı dâl askeri ihâta etdiğin Süleymân Hân istimâ‘ edüp cümle umûr-dîde iş
erleriyle
meşveret edüp Süleymân Hân eydir:
Ba‘dehu Alman dağları eteği olmağile bir gece bir mertebe kar ve tûfân u boran olur kim cümle asâkir-i İslâm helâk mertebesine varırlar, zîrâ bu kal‘ayı Süleymân Hân muhâsaraya gelirken yollar üzre altmış altı pâre kılâ‘ları feth edüp geç kalınup asker-i İslâm zebûn olmuş idi. Ve asker-i İslâm kışa dutulduğun küffâr haber alup askerin cânib-i erba‘asın küffâr-ı bed-kâr yedi kral-ı dâl askeri ihâta etdiğin Süleymân Hân istimâ‘ edüp cümle umûr-dîde iş erleriyle meşveret edüp Süleymân Hân eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 55b ·
metinde göster ·
… rine mektûblar verüp ve üç yüz aded yarar kâfir refîkler koşup kral ve sâ’ir iş
erleriyle
vedâlaşup,
Ertesi gün sepet-i sandûkumuzdan Nemse çâsârı vezîri koca Rudolfoş'un ve Vezîr Palatinuş'un ve Vezîr Zoza'nın ve Vezîr Mantikukula'nin ve baş irşeklerin ve ba‘zı nemeşlerin mektûbların Erdel kralına verdikde vâfir hazz edüp çâsâra bizim elçi Kara Mehemmed Paşa'nın buluşup nice ta‘zîm ü tekrîm olunduğun ve ne yüzden buluşup niçe mu‘âmele olunduğunun ahvâllerin su’âl edüp hakîr dahi kralın su’âline cevâblar verüp ba‘dehu yine uşarlar(?) hakîri konağımıza götürüp kâmil üç hafta pâdişâhâne gûnâ-gûn sayd [u] şikârlarda zevk u safâlar edüp ba‘dehu hakîre üç yüz Erdel altunu ve bir kîse Nagban Ejder kal‘ası guruşu ve bir pastav çuka ve on top kumâş ve beş karabina tüfeng ve beş sâ‘at ihsân etdi. Avreti Mayfırav dahi bir gayri şeyler ihsân etdiği zann-ı gümân olunmaya, zîrâ iç oğlanları dahi çok metâ‘lar verdiler. Ve kral Eflak ve Boğdan beğlerine ve iş erlerine ve Leh kralına ve Varşalka Kral'a ve Krakov kralına ve Tımışvar vezîrine ve Yalı ağası kalga sultân ve nûreddin sultâna ve bizzât Kırım hânı Mehemmed Geray Hân'a 92b götürmede hafîf bahâda sakîl hedâyâlar ile nâmeler ile Eflak ve Boğdan beğlerine mektûblar verüp ve üç yüz aded yarar kâfir refîkler koşup kral ve sâ’ir iş erleriyle vedâlaşup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 92a–92b ·
metinde göster ·
… şâh Ca‘ber kal‘ası dibinde gusl ederken gark olup anda defn edüp Erduğrul cümle
erleriyle
Selçukıyân Alâ’eddîn'e toğrulup gelürken bir püşte başına çıkup Konya sahrâsına …
Andan Yâfes'e andan Nûh aleyhi's-selâma müntehîdir. Bunların ırk-ı tâhirinden ibtidâ Rûm'a kadem basan âl-i Selçukıyândır. Sene 476 târîhinde ümerâ-yı Dânişmendiyye ile yek-dil [ü] yek-cihet olup Malatıyye ve Kayseriyye ve Alâ’iyye ve Konya diyârlarına müstevlî olup müstakil pâdişâh oldular. Tulû‘ları Mâverâ’ü'n-nehir'dendir. Hikmet-i Hudâ bu mahalde Mâhân memleketinden âl-i Osmân'ın ecdâdı Süleymân şâh ve Ertuğrul, Moğol u Boğol-ı gûl-i beyâbân Tatarı derdinden terk-i vatan edüp Ahlât şehrine gelüp anda (---) sene Y 39a sâkin olup andan dahi Rûm ârzûsıyla Murâd nehri kenârına geldikde serdârları Süleymân şâh Ca‘ber kal‘ası dibinde gusl ederken gark olup anda defn edüp Erduğrul cümle erleriyle Selçukıyân Alâ’eddîn'e toğrulup gelürken bir püşte başına çıkup Konya sahrâsına nazar etdükde görseler kim iki deryâ-misâl asker biribiriyle germ-â-germ ceng-i perhâşda, ammâ Tatar askeri gâlib, beyâz destârlı Konya askeri münhezim oluyor.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y38b–Y39a ·
metinde göster ·