Ba‘dehû şebhûncu küffârlar Seyyid Battâl'ı ve duhter-i kattâli merhûm ve merhûme görünce "İkisini dahi âteşe yakalım" derler. Bu kerre esîr-bend olan Battâl Gâzî erleri "Siz Battâl Gâzî'nin vücûd-ı şerîfin âteşe yakarsız, ammâ Bağdâd ve Malâtiyye'de olan ümmet-i Muhammedler sizin anda olan üsârâlarınız ve kırk bin râhibleriniz katl edüp âteşe yakarlar" deyince küffâr-ı hâk-sâr-ı dûzah-karâr Seyyid Battâl'ın cesed-i pâkin bırağup esîr olan askerinden niçesin âzâd edüp dârü'l-bevârlarına giderler. Ba‘dehû Seyyid Battâl Gâzî'nin âşık-ı sâdıkları yüz bin bükâ ile cesed-i Ca‘fer Gâzî'yi bir mürtefi‘ püşte üzre defn edüp niçe âşıkları terk-i dünyâ edüp kabri üzre karâr ederler. Küffâr dahi bunlara Türk dervîşidir deyü iğmâz ederler. {Ammâ Battâl Gâzî'nin pederi Seyyid Hüseyin Gâzî Engürü kıblesi tarafında bir menzil ba‘îd Hüseyin Gâzî köyünde bir âsitâne-i azîm-i âlîde medfûndur. Radıyallahu anhümâ}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 7b ·
metinde göster ·
… ğavâtlara bezl edüp otuz altı pâre Urus şaykalarında olan mâl-ı ganâ’imi içinde
esîr olan
ibâdullaha mâlların teslîm edüp şaykaları Özü ve Kili ve Akkirmân kal‘aları ta‘ …
Balçıkbaşı nâm bir mahalde hayme ü hargâhlarımızla meks edüp hâb-ı râhatda yatarken re‘âyâdan bir recül-i sâlih gelüp paşaya mülâkî olup eydür "Sultânım, deryâda otuz altı pâre Kazak-ı Ak şaykaları gezer, ihtimâldir muvafık eyyâm ile vakt-i Şâfi‘îde bu Balçık iskelesin nehb ü gâret ede" deyü paşayı haberdâr edüp gitdi. Paşa dahi Zıpır Bölükbaşı ve Gırbo ve Çento ve Hüseyin Bölükbaşıları yüzer yiğitleriyle piyâde ve bin aded güzîde esb-i tâzî-süvâr Abaza ve Çerkes ve Gürcî yiğitlerin ileri nısfu'l-leylde gönderüp bir kemîngâhda karâr etdiler. Hikmet-i İlâh ile vakt-i Şâfi‘îde Kazak karaya âdem döküp Balçık şehrinin cânib-i erba‘asından âteşe urup ahâlî-i belede telâş el verüp halk vâveylâda iken Kazak-ı Ak şehri nehb ü gârete başlayup "poz yoz" deyü feryâd ederken deryâda olan otuz altı pâre şaykaları dahi vakt-i Hanefî'de imdâda gelüp kenara çıkup anlar dahi imdâd-ı gârete gidüp gemilerinde ancak beşer onar kefere ve fecere kaldı. Hemân vakt-i sabâh olunca bizim kemîngâhda olan piyâde sekbân ve sarıca arıları dağdan teper aşağı "Allah Allah" sadâsına rehâ buldurup der-ceng-i evvel kâfirin leb-i deryâda olan firkatelerine sarılup ân-ı vâhidde amân vermeyüp on yedi adedin kabza-i tasarrufa alup içinde olan esir ümmet-i Muhammed'i halâs edüp anlara kürek çekdirerek deryâya alarga olup firâr eden kayıkları dahi ahz edüp içindeki beşer onar küffârı kayd-bend edüp esîrlikden halâs olan ibâdullah ile ba‘zı paşa efendimiz levendâtları deryâda levarime edüp demir bırakdılar. Bu kerre şehri gâret eden küffârlar bu hâli görüp karada kalup cânlarından Balçık iskelesindeki buğday anbarlarına girüp cenge âhenge başlayup kimi dağlara firâr ederken efendimiz Melek Ahmed Paşa ılgar ile Balçık başından imdâda gelirken bu firâr eden küffârlar râst gelüp kimin esîr ve kimin kelle paça edüp kimi dağlarda Dobruca Çıtağı eline girüp esir olmada. Ammâ beri tarafda Balçık şehri içre mahzenlere kapanan Kazaklar cân havliyle ceng [ü] cidâl edüp hemân paşa, askerine bezl-i mâl ihsân ederek "Koma şehbâzlarım, cümle mâl-ı ganâ’im [ü] üserâ sizin olsun" deyü alay çavuşları nidâ edince anbarları bizim asker âteşe urup damları delüp yedi sâ‘at-i nücûmî ceng-i azîm olup üç yüz kâfir esîr ve dörd yüz kelle ve paça ve otuz altı pâre şayka feth olup cümle bölükbaşılar çelenkler ve hil‘at-i fâhireler ile behremend oldular. Üç yüz kâfirden yüz kadarın der-i devlete Rûmeli şaykalarıyla gönderüp telhîs etdi. Mâ‘adâ kâfirleri ağavâtlara bezl edüp otuz altı pâre Urus şaykalarında olan mâl-ı ganâ’imi içinde esîr olan ibâdullaha mâlların teslîm edüp şaykaları Özü ve Kili ve Akkirmân kal‘aları ta‘mîr ü termîmine gönderüp âmedânî böyle bir gazâ-yı garrâda bulunduğumuza bu hakîrin şikeste beste târîhidir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 124a ·
metinde göster ·
… demeğe hükm-i hükûmât eder hatmanları bile mürd olup {mukaddemâ gemiler} içinde
esîr olan
ümmet-i Muhammedler dahi bizim gemiler sarıldığın göricek anlar dahi imdâd edüp …
Hikmet-i Hudâ bu gûne zevk-i surûr-ı safâda iken deryâdan on pâre Urus şaykaları nümâyân olup kal‘a-i Varna deyüp gelmede. Meğer bunlar Kavarna iskelesi câniblerin nehb ü gârete gidüp bu Varna ahvâlin istimâ‘ edüp var kuvveti bâzûya getirüp imdâda gelirken hemân paşa-yı kâr-âzmûde küffârdan alınan yigirmi altı pâre Urus şaykalarına sekbân ve sarıcadan pür-silâh seksener {aded} fitoz ve bahâdır fetâlar koyup Varna kal‘ası limanında yatan yigirmi pâre şayka ve karamürsellerin sandallarına yigirmişer aded pür-silâh yiğitler koyup cümle Varna gemicilerin küreğe koyup limanlı havâ-yı latîfde Kazak firkateleri kal‘a altına gelirken bunlar dahi âmedânî kal‘a limanından kâfire kırk pâre gemi karşu çıkup bunlar anlara Kazaklar bunlara bir yaylım kurşum elbeştisi edüp sadâ-yı Allâh Allâh ile aslâ kâfire amân vermeyüp on pâre gemileri feth etdiler, zîrâ bu mel‘ûnlar Kavarna {şehri} altında ceng edüp içlerinde yaralı ve bereli kâfirleri olup cenge iktidârları olmayup keştîbânlık edecek ve âlât-ı levâzımât-ı bâdbânların ve cümle âlât-ı halatın kullanmağa ve içlerinde "orsa poca" demeğe hükm-i hükûmât eder hatmanları bile mürd olup {mukaddemâ gemiler} içinde esîr olan ümmet-i Muhammedler dahi bizim gemiler sarıldığın göricek anlar dahi imdâd edüp bu vak‘ada bizden bir âdem şehîd olmadan on pâre şaykalar feth olup azîm şâdumânlar edüp küffârın haçlı bayrakların ser-nigûn ederek dankiyolar çalup top u tüfeng şâdumânları edüp yine sâlimîn ü gânimîn on pâre şayka ile Varna limanına lenger 30a endâht olup şâdumân-ı top u tüfeng ve fişengden şehr-i Varna murg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde {kalup} ba‘dehû paşanın serâperdesi gelüp cümle ordu-yı İslâm tınâb tınâba çıt-a-çıt kurulup ceng-i harbî tablları döğülüp dîvân-ı pâdişâhî oldukda ibtidâ Yûsuf Kethüdâ'ya bir semmûr hil‘at-i fâhire ve kapucular kethüdâsına ve sâ’ir kapucubaşılardan yigirmi ağaya ve yetmiş bayrak bölükbaşılarına birer hil‘at-i fâhire ve ihsân-ı vâfireler ile behremend [ü] behreyâb olup baş dil getiren garîb yiğitlere kırkar guruş ve birer gümüş çelenk ile ser-firâz etdiler ve sandalların imdâd veren yigirmi pâre şayka kapudanlarına birer hil‘at ve kürek çeken levendâtlarına onar guruş in‘âm olunup Kazak-ı Ak'ın şaykalarında {esîr} bulunan ümmet-i Muhammed esbâbların başka yığup esîr olan ibâdullâh halâs olduklarına hamd [ü] senâ ederken cümle ibâdullâha isbât etdiği mâlların verüp niçesine harçlık ihsân edüp herkes gemiler ile vatan-ı aslîlerine revâne oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 29b–30a ·
metinde göster ·
Hikmet-i Hudâ bu gûne zevk-i surûr-ı safâda iken deryâdan on pâre Urus şaykaları nümâyân olup kal‘a-i Varna deyüp gelmede. Meğer bunlar Kavarna iskelesi câniblerin nehb ü gârete gidüp bu Varna ahvâlin istimâ‘ edüp var kuvveti bâzûya getirüp imdâda gelirken hemân paşa-yı kâr-âzmûde küffârdan alınan yigirmi altı pâre Urus şaykalarına sekbân ve sarıcadan pür-silâh seksener {aded} fitoz ve bahâdır fetâlar koyup Varna kal‘ası limanında yatan yigirmi pâre şayka ve karamürsellerin sandallarına yigirmişer aded pür-silâh yiğitler koyup cümle Varna gemicilerin küreğe koyup limanlı havâ-yı latîfde Kazak firkateleri kal‘a altına gelirken bunlar dahi âmedânî kal‘a limanından kâfire kırk pâre gemi karşu çıkup bunlar anlara Kazaklar bunlara bir yaylım kurşum elbeştisi edüp sadâ-yı Allâh Allâh ile aslâ kâfire amân vermeyüp on pâre gemileri feth etdiler, zîrâ bu mel‘ûnlar Kavarna {şehri} altında ceng edüp içlerinde yaralı ve bereli kâfirleri olup cenge iktidârları olmayup keştîbânlık edecek ve âlât-ı levâzımât-ı bâdbânların ve cümle âlât-ı halatın kullanmağa ve içlerinde "orsa poca" demeğe hükm-i hükûmât eder hatmanları bile mürd olup {mukaddemâ gemiler} içinde esîr olan ümmet-i Muhammedler dahi bizim gemiler sarıldığın göricek anlar dahi imdâd edüp bu vak‘ada bizden bir âdem şehîd olmadan on pâre şaykalar feth olup azîm şâdumânlar edüp küffârın haçlı bayrakların ser-nigûn ederek dankiyolar çalup top u tüfeng şâdumânları edüp yine sâlimîn ü gânimîn on pâre şayka ile Varna limanına lenger 30a endâht olup şâdumân-ı top u tüfeng ve fişengden şehr-i Varna murg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde {kalup} ba‘dehû paşanın serâperdesi gelüp cümle ordu-yı İslâm tınâb tınâba çıt-a-çıt kurulup ceng-i harbî tablları döğülüp dîvân-ı pâdişâhî oldukda ibtidâ Yûsuf Kethüdâ'ya bir semmûr hil‘at-i fâhire ve kapucular kethüdâsına ve sâ’ir kapucubaşılardan yigirmi ağaya ve yetmiş bayrak bölükbaşılarına birer hil‘at-i fâhire ve ihsân-ı vâfireler ile behremend [ü] behreyâb olup baş dil getiren garîb yiğitlere kırkar guruş ve birer gümüş çelenk ile ser-firâz etdiler ve sandalların imdâd veren yigirmi pâre şayka kapudanlarına birer hil‘at ve kürek çeken levendâtlarına onar guruş in‘âm olunup Kazak-ı Ak'ın şaykalarında {esîr} bulunan ümmet-i Muhammed esbâbların başka yığup esîr olan ibâdullâh halâs olduklarına hamd [ü] senâ ederken cümle ibâdullâha isbât etdiği mâlların verüp niçesine harçlık ihsân edüp herkes gemiler ile vatan-ı aslîlerine revâne oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 29b–30a ·
metinde göster ·
Ba‘dehû paşanın otağı önünde cümle üsârâlar ve mâl-ı firâvânlar dağlar gibi yığılup mezâd-ı sultânîde bir beş ve bin beş deyüp her eşyâ fürûht olunmada, ammâ paşaya öşür verilen üsârâları paşa birer birer huzûrundan ubûr etdirüp cümle avrat ve oğlanları ve kızları bir tarafa koyup yetmiş kat taşdan geçmiş semm-i helâhil gibi kattâl harâmîlerden iki yüz adedi 136b benim hissemdir. Bu kâfirleri ve bin yüz otuz aded kâfir kelleleri ile bu dilleri rikâb-ı hümâyûna gönderirim" deyü cümle kafâ kelleleri yine esîr olan kâfirlere yüzdürüp cümle derileri tuzladılar. Hemân ol ân cümle gâzîyân-ı ehl-i îmân paşaya ricâ edüp eyitdiler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 136a–136b ·
metinde göster ·
"Sultânım, Bihke kapudanı yiğitlerindeniz. İşte Bihke kapudanı vekîli ve Ferbi(?) kapu[d]ânı ve Veyd(?) kapudan ve İbrâhîm Beğ Yanova asker[i] ve sizin âdemleriniz cümle on iki araba pâdişâh mâlı ve kırk araba dahi me’kûlât [ü] meşrûbât ve niçe serhaddimiz dostları kefere ve beğlere esîr olan gâzîler içün rızıklar geliyor". "Yakın mıdır?" dedikde, "Katlanursız, şallâhi henüz gelecekleri zamândır" dedikde, katlanmağa sabra tâkat kalmayup aslâ bir yerde meks [u] ârâm etmeyüp cânib-i kıbleye beş sâ‘at yürüdük. Hamd-i Hudâ ol tarafdan ve bizim tarafdan İslâm bayrakları nümâyân olunca iki askerimiz birbiriyle mülâkat olup, arabalara girüp cümle mührümle mevcûd bulup kadının arz [u] mahzarına ve a‘yân-ı Bihke ve Korpa'nın mektûblarıyla her şeyi mevcûd bulup yine beş sâ‘at gerü deyüp vakt-i gurûbda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 160a ·
metinde göster ·
… esfele ermiş çâh-ı gayyâdan nişân verir gâr-ı yetîmânlardır kim Allâh saklaya.
Esîr olan
ümmet-i Muhammed'i bu tuz ma‘denine korlar, aslâ halâs olmak yokdur. Ve bu maha …
Erdel kralına tâbi‘dir, ammâ başka emânetdir kim bir Mısır hazînesi hâsıl olur. Cümle serhadlere ve gayrı vilâyetlere tuz bu şehirden gider. Cümle kefereleri tuzculardır. Ve bunda tuz çıkan mağâraları görmeyen dünyâda bir şey-i ibret-nümâ görmüş değildir, zîrâ gâyet mahûf u muhâtara ka‘r-ı zemîne varmış her bir ma‘deni derk-i esfele ermiş çâh-ı gayyâdan nişân verir gâr-ı yetîmânlardır kim Allâh saklaya. Esîr olan ümmet-i Muhammed'i bu tuz ma‘denine korlar, aslâ halâs olmak yokdur. Ve bu mahalde tuz kayaları dağlar gibi yığılmış idi. Cümle askerin atları ve katır ve develeri ve sığır ve koyunları bu tuzları yeyüp yalayup safâlar etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 5b ·
metinde göster ·
… üzre meğer bu kapdan-ı mel‘ûn gâyet cebbâr ve anîd mel‘ûn-ı pelîd imiş kim niçe
esîr olan
ümmet-i Muhammed'e böyle îzâ ve işkenceler edermiş. Herkes aleyhi mâ yestahık d …
Ba‘dehu kapudanı meydân-ı siyâsetde en en doğrayup niçe kıt‘a lahmından kendüye yedirdiler ve kızgın tasları başına geydirdiler ve at dağlağılarıyla vücûdun dağladılar, derisin yüzüp kal‘a kapusuna çarmıha gerüp mıhladılar. Esîrlerin nakli üzre meğer bu kapdan-ı mel‘ûn gâyet cebbâr ve anîd mel‘ûn-ı pelîd imiş kim niçe esîr olan ümmet-i Muhammed'e böyle îzâ ve işkenceler edermiş. Herkes aleyhi mâ yestahık deyü mel‘ûna la‘net tekrâr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 23b ·
metinde göster ·
… hr-i denîde henüz cân kurtarmadan bir yana tecemmülât-ı bâr-ı iskâl ve bir yana
esîr olan
memâlîk-i perîşân-hâl ve bir yana dörd aded re’s küheylân-ı Benî Hilâl, anların …
"Âyâ İlâhî ne cânibe gitsem?" deyü tefekkür ederken taraf-ı şimâlde on pâre balyemez toplar atıldı, bildim ki Uyvar'dadır, hemân cânıma cânlar katıldı. Hemân ol toplar sadâsı tarafına bî-bâk ü bî-pervâ giderken hâtıra niçe hayâlât [u] tasavvurâtlar hutûr edüp bu gûru'l-üns dünyâ-yı dehr-i denîde henüz cân kurtarmadan bir yana tecemmülât-ı bâr-ı iskâl ve bir yana esîr olan memâlîk-i perîşân-hâl ve bir yana dörd aded re’s küheylân-ı Benî Hilâl, anların endîşe-i hâmları dilde câygîr oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 125a ·
metinde göster ·
… e hamd ola kim mukaddemâ Komaran altındaki cengde alınan atlarımın ve Seyfî nâm
esîr olan
gulâmımın ve ol gün çekdiğim âlâm-ı şedâ’idin Cenâb-ı Allâh bu gazâda bin kez ı …
Ol Cenâb-ı Bârî'ye hamd ola kim mukaddemâ Komaran altındaki cengde alınan atlarımın ve Seyfî nâm esîr olan gulâmımın ve ol gün çekdiğim âlâm-ı şedâ’idin Cenâb-ı Allâh bu gazâda bin kez ıvazın etdi, elhamdülillâh sümme eş-şükrülillâh, hâzâ min fazlı rabbî.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 130a ·
metinde göster ·
… r kellelerin piyâde pandurlara verüp Sührâb Mehemmed Paşa salt ve sebükbâr olup
esîr olan
keferelerden on iki esîr kulağızlar alup kâfirin Perast kal‘asına ve Kotur kal‘ …
Ba‘dehu gerüden yayan(?) olan askerlerimiz dahi gelüp yetişdiklerinde anlara cümle mâl-ı ganâ’imi ve cümle esîrleri ve cemî‘i kâfir kellelerin piyâde pandurlara verüp Sührâb Mehemmed Paşa salt ve sebükbâr olup esîr olan keferelerden on iki esîr kulağızlar alup kâfirin Perast kal‘asına ve Kotur kal‘asına firâr eden küffârları kovarak ve kırarak tâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 157a ·
metinde göster ·
… rı ve gayri ehl-i sanâyi‘ dükkânlarının hisâbın Hudâ bilür" deyü esîrlerimiz ve
esîr olan
ümmet-i Muhammed kulağızlarımız nakl etdiler.
Hâlâ Nemse çâsârı hükmünde bir bender-âbâd-ı ma‘mûredir kim hemân "Üç bin aded demirci ve bıçakçı ve usturacı dükkânları ve iki bin çukacı ve bin kadar kâğıdcı dükkânları ve gayri ehl-i sanâyi‘ dükkânlarının hisâbın Hudâ bilür" deyü esîrlerimiz ve esîr olan ümmet-i Muhammed kulağızlarımız nakl etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 3b ·
metinde göster ·
… ığımız Komar kâfirlerinin kaçkını elbette yâ bugün veyâ yarın azîm asker ile bu
esîr olan
büyük belli başlı kapudanları elinizden kurtarmak içün gelüp önümüz alırlar. Ge …
"Zîrâ bu kırdığımız Komar kâfirlerinin kaçkını elbette yâ bugün veyâ yarın azîm asker ile bu esîr olan büyük belli başlı kapudanları elinizden kurtarmak içün gelüp önümüz alırlar. Gelin hemân yüzünüz ağıyla Kanije'ye sizi bir gayri ince yoldan götürelim, selâmete çıkup Allâh'a hamd edelim" dediklerinde cümle refîklerimiz taraf taraf ma‘kûl deyüp Fâtiha tilâvet edüp gerü dönerken dört âdem dahi ormandan çıkagelüp bunun altısın dahi mahlûl atlara bindirüp Vezîr-i a‘zama götüreceğimiz kelleleri cümle soyup topraklar ile bir yere torbalara doldurup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 8b ·
metinde göster ·
… je kulunun nısfı ve bizim Tatar ve serhadli askerleri cümle bir yerden top olup
esîr olan
kâfirlerin ellerine birer kâfir kelleleri verüp ol gün gidüp,
Evvelâ nehr-i Raba kenârından cânib-i şarka Balatin gölünü sol tarafa alup kal‘a-i Seğitvar ve kal‘a-i Kapoşvar yollarına kulağızlarımız 9a gidüp Kanije Vâlisi Yentür Hasan Paşa askeri ve kethudâsı ve Kanije kulunun nısfı ve bizim Tatar ve serhadli askerleri cümle bir yerden top olup esîr olan kâfirlerin ellerine birer kâfir kelleleri verüp ol gün gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 8b–9a ·
metinde göster ·
… udanı hakîre mâ-hazar ta‘âm-ı firâvân yedirüp ba‘de't-ta‘âm Raba nehri cenginde
esîr olan
Sipâhîler Halîfesi Mustafa Efendi'yi kapudandan su’âl etdiğimde zindândan altı …
Lisân-ı Macar'da (---) demekdir, ammâ bânîsi ma‘lûmum değildir. Sene 950 bizzât Süleymân Hân Tata kal‘asın harâb etdikde bu kal‘a-i Veylan'ı da berbâd edüp ba‘dehu küffâr amâr edeli dest-i küffârda kalup kûh-ı Bakvan dâmeninde çâr-kûşe Şeddâdî iki kat bir kal‘a-i üstüvârdır. Kenîseleri ve çârsû-yı bâzârı ve âb-ı revânları ve cümle tahta örtülü menhûs hâneleri var, katanalarının durağı ve hınzîr hânelerinin yatağı olmuş bir sarp kal‘adır. Bunda kapudanı hakîre mâ-hazar ta‘âm-ı firâvân yedirüp ba‘de't-ta‘âm Raba nehri cenginde esîr olan Sipâhîler Halîfesi Mustafa Efendi'yi kapudandan su’âl etdiğimde zindândan altı yüz ümmet-i Muhammed esîr getirüp cümlesin gördüm, illâ Mustafa Halîfe'yi görmedim. Andan kapudandan hedâyâlar ve refîk kefereler alup semt-i garbdan cenûba meyyâl 4 sâ‘at yine dağlarda gidüp 44a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 43b–44a ·
metinde göster ·
… a dahi bir bâğ-ı İremde kapudan hakîre ziyâfet edüp hedâyâlar verdi ve zindânda
esîr olan
bin aded ümmet-i Muhammed'den on yedi aded Mustafa isimli âdemler getirdüp biri …
Bunda dahi bir bâğ-ı İremde kapudan hakîre ziyâfet edüp hedâyâlar verdi ve zindânda esîr olan bin aded ümmet-i Muhammed'den on yedi aded Mustafa isimli âdemler getirdüp birisi dahi Foça şehrinden sipâhîler halîfesi değil ve Başbâkî kulu Kayseriyyeli Hasan Ağa'nın ısmarladığı Halîl Beğ nâmında âdem dahi yok idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 44a ·
metinde göster ·
Jiçişvan kapudandan Sipâhîler Halîfesi Mustafa Efendi'yi ve Kayseriyyeli Halîl Ağa'yı ve Uyvar altından Gürcî Paşa ile zahîreye gelüp bu kal‘a altında münhezim olduğumuzda esîr olan "Seyfî gulâmım göreyim" deyü taleb etdikde saklayup göstermediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 46a ·
metinde göster ·
… m kılıcımızdan kırılanların kelleleriyle ve Yedikulle'de ve Tershâne zindânında
esîr olan
kapdanlarınızla elçinize bir alay-ı azîm etsinler kim Üstürgon'da yigirmi sekiz …
"Ammâ biz ol meydân-ı şecâ‘at cenginde sizden yigirmi bin hıristiyan göz göre kılıçdan geçirüp aslâ alay etmedik, ammâ siz fodul hıristiyanlarsız karılarınıza tafra içün sehel şey’i bahâne edüp alay edersiz. Eğer İslâmbol'da sizin elçiniz dahi gerçekden Üstürgon sahrâsında bizim kılıcımızdan kırılanların kelleleriyle ve Yedikulle'de ve Tershâne zindânında esîr olan kapdanlarınızla elçinize bir alay-ı azîm etsinler kim Üstürgon'da yigirmi sekiz bin kelle Vezîria‘zam otağı önüne dökülüp hiç kelle alayı etmedik" dediğimde cümle kâfirler "si si" deyüp hâmûş-bâş oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 70b ·
metinde göster ·
Bir gün esnâ-yı kelâmda Uyvar kal‘ası fethi münâsebetiyle Komaran altında esîr olan Seyfî nâm gulâmımın Jiçişvan nâm kapudanın esîrliğinden halâs olmasın ricâ etdiğimde ol ân kral bir papinta yazdırup gulâmımın bahâsıyçün kapudana bir kîse guruş gönderüp gitdi. Beş günden giden âdem gelüp gulâmım merhûmun bir atı ve kılıcı ve esbâbları ve cümle silâh bisâtıyla ve gulâm-ı merhûm bir gün evvel merhûm olduğundan ertesi gün kabrin açup sağ elinin çatal sırça parmağın ve sol ayağının yine çatal sırça parmağın kesüp tuz içine bir kutuya koyup bir kîse guruşu da kral huzûruna getirüp hakîr merhûm gulâmımın parmakların ve atı ve cümle esbâbların gördükde bir bükâ ârız olunca kral keremkârlık edüp ol bir kîse gulâmın bahâsın hakîre ihsân etdi, ammâ dağ pâresi gibi bir şecî‘ ve yarar gulâmdan ayrılup cihân başıma dar olup yedi kral kâfiristânına gitmek ârzûları hâtıra hutûr edüp yine Beç içre seyr-i temâşâya meşgûl oldum.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 70b ·
metinde göster ·
… tü edüp çalışırlardı. Ammâ hakîri görünce Uyvar altında alınan ve Raba cenginde
esîr olan
ümmet-i Muhammedleri cümle kaldırup pinhân etdiler. Lâkin Uyvar yılı feth olan …
Ammâ kal‘ası nehr-i Pojon kenârında havâlesiz bir Şeddâdî tula binâ bir sûr-ı ra‘nâ kal‘a-i metîn-i bî-bedeldir, ammâ küçükdür. Ve şekl-i muhammes vâki‘ olup iki kapusunun biri cenûba ve biri şarka mekşûf olup beş köşesinde beş aded Kahkahâ-vâr metîn ve kavî tabyaları var, ammâ handakı ol kadar derin ve dîvârları ol kadar âlî değildir. Lâkin henüz Uyvar feth olalı Nemse çâsârının fermânıyla yigirmi bin aded Tot re‘âyâları bu kal‘aya üşüp evvelki tarzından ellişer adım her cânibinden kal‘a dîvârın enli ve bir kat handak dahi yapmağa mübâşeret etmişler. Ve varoşu etrâfların dahi beş Uyvar kal‘ası cirminden büyük ediyorlardı ve cümle re‘âyâ deryâ-misâl üşüntü edüp çalışırlardı. Ammâ hakîri görünce Uyvar altında alınan ve Raba cenginde esîr olan ümmet-i Muhammedleri cümle kaldırup pinhân etdiler. Lâkin Uyvar yılı feth olan kal‘aların kâfire dönen re‘âyâları ve Uyvar köyleri re‘âyâları ve niçe bin Tot vilâyeti re‘âyâları bu aşağı yeni Jebel varoşunda mütemekkin edüp bir kal‘ayı amâr etdiklerinden kal‘a-i Uyvar'a re‘âyâ az kaldı ve bu Jebel kal‘ası sahrâsı ol kadar bir bâğ ve bâğçeli yerdir kim hadîka-i müşebbek bostânları bir konak yeri zeyn etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 76a ·
metinde göster ·
… dar atları ve bu kadar esvâb ve silâhların cümle guzât alup hisse-mend oldular.
Esîr olan
Kalmıklardan su’âl oldukda,
El-hâsıl Kalmık ile bunlar azgaş ve uğraş ve savaş ede ede Kalmık bunları kova kova üzerimize geldiler. Bizler dahi topları hâzır etmişdik. Hemân cümle atlanup Allâh Allâh sadâsına rehâ buldurup Kalmığ'a bir kerre bir hamle edince aslâ el kaldırmağa iktidârları olmayup tarfetü'l-ayn içre bin altmış aded Kalmık dendân-ı kılıçdan geçüp yetmiş dânesi esîr-i bend-i zencîr olup bu kadar atları ve bu kadar esvâb ve silâhların cümle guzât alup hisse-mend oldular. Esîr olan Kalmıklardan su’âl oldukda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 189a ·
metinde göster ·
Durak Kapudan'ın hocası Kara Hasan Hoca'ya küffârdan ıtlâka gitdikde Zakilse'de …
Ve bu Zakilse cezîresi cemî‘i Frengistân ve Mağrib'den gelen gemiler bu adayı ü[z]leyüp gelirler, zîrâ gâyet memerr-i nâsdır. Ve bu cezîre-i izakilse etrâfında bir gece dolaşup aslâ küffâra zahîre gider firkate ve kayıklara râst gelmeyüp andan kalkup küffâr havfi çekerek firkatelerimiz ile cânib-i kıbleye gidüp cezîre-i Kefalonya'da esîr olan Durak Kapudan'ın hocası Kara Hasan Hoca'ya küffârdan ıtlâka gitdikde Zakilse'den yigirmi mîl karayelin kertesine serdemend gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 263b ·
metinde göster ·
… z buğday gemisin buğdayıyla yigirmi kîse uskota guruşuna alup yigirmi iki nefer
esîr olan
kâfirleri de on altı kîse guruşa halâs edüp bize vâfir ri‘âyet edüp,
Bu cezîreye yanaşup vere verüp nazaretelerinde yatmadan ac u zâc ve bir habbeye muhtâc kefereler paşa kethudâmızın başına üşüp ricâ ve minnet ile ganîmet aldığımız buğday gemisin buğdayıyla yigirmi kîse uskota guruşuna alup yigirmi iki nefer esîr olan kâfirleri de on altı kîse guruşa halâs edüp bize vâfir ri‘âyet edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 264a ·
metinde göster ·
Ba‘dehu bizim ile geriden bile gelen kırk nefer Manya keferesi elçilerinden Lemberaki Kapudan ve Mihalaki Kapudan nâmân müşrikânlara bizim kadırgalarımızda esîr olan Manya keferesi esîrlerin âzâd edüp berâ-yı hüsn-i tedbîr-i maslahat Manya elçilerine teslîm edüp der-i devlet tarafından Zekeriyyâ Efendi kethudâsı Ahmed Çelebi'yi Manya'ya ahidnâmeler ile elçi ta‘yîn olunup mezkûr Manya elçileri Manya'ya nâmeler ile irsâl olundukda bir günde varup Manya içre cümle kapudanlar ve papaslar vesvâs-ı hannâslar önünde nâmeler kırâ’at olundukda cümle küffâr-ı mel‘ûn-ı mu‘ânidîn [ü] mütemerridîn,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 332a ·
metinde göster ·
… cümleden korutmuşlardı. Âhir-i kâr şimdi firkatelerin Malta'ya satup mukaddemâ
esîr olan
ümmet-i Muhammedleri Dib Frengistânlara satmışlar. Ammâ müselmân hâtûnları hâlâ …
Ve cümle iki bin beş yüz aded nâmdâr tüfeng-endâz kefereleri çıkar. Cümleden ziyâde eşbehi Yarakari ve Mihalaki ve Lefteraki ve Kiryaki ve Lemberaki nâmân kapudan kefereleri var idi kim Akdeniz'i bunlar firkateleriyle cümle korutmuşlardı ve Manya vilâyetin cümleden korutmuşlardı. Âhir-i kâr şimdi firkatelerin Malta'ya satup mukaddemâ esîr olan ümmet-i Muhammedleri Dib Frengistânlara satmışlar. Ammâ müselmân hâtûnları hâlâ câriyeleri olup dahi çokdur lâkin taşra çıkarmazlar. Hudâ-yı Bîçûn anları da azametiyle halâs ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 334b ·
metinde göster ·
… ‘lûm-ı sa‘âdet ola ki kırk iki seneden berü bu hadîka içre cemî‘i kâfiristândan
esîr olan
erbâb-ı ma‘ârif üsârâlar bu bâğ içre hidmet edüp birer şey îcâd edüp gûnâ-gûn k …
Hemân ne kadar ravza-i Rıdvân idüği şundan ma‘lûm-ı sa‘âdet ola ki kırk iki seneden berü bu hadîka içre cemî‘i kâfiristândan esîr olan erbâb-ı ma‘ârif üsârâlar bu bâğ içre hidmet edüp birer şey îcâd edüp gûnâ-gûn kasr-ı havernaklar ve Freng-pesend havz u fevvâreler ile ârâste olmuş bir hadîka-i İremdir. Zîrâ Mühürdâr Paşa iki bin aded üsârâya mâlik idi. Cümlesi bu bâğa hidmet ederlerdi ve her biri birer şey ihtirâ edüp icrâ ederdi. İlâ'l-ân beş yüz küffâr huddâmlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y54a ·
metinde göster ·
eşbehleriniz dahi bu ân katl ederim. Elbetde kal‘ayı pâdişâhıma teslîm edüp yin …
"Cümleniz tu‘me-i şemşîr ederim. Ve bizde esîr olan eşbehleriniz dahi bu ân katl ederim. Elbetde kal‘ayı pâdişâhıma teslîm edüp yine bu cezîrede sâkin olasız" deyü haber varınca içinde olan Freng-i bedreng-i pür-cenk cenge iktidârları olmayup bildiler kim bu gelişden halâs yokdur ve müdebbir kâr-âzmûde cümle ser-i kârda olan eşbehleri kapudan paşada mahpûsdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y55b ·
metinde göster ·
… e‘addid limanları ve üç kal‘a-i metîni var imiş ki her biri ibret-nümâdır" deyü
esîr olan
ümmet-i Muhammedler nakl ederler. Hudâ fethin müyesser Y 125b edüp görmek muk …
Cezîre-i Malta: Cümle devri yüz mîldir. "Cümle rûzgârdan mahfûz kapulu müte‘addid limanları ve üç kal‘a-i metîni var imiş ki her biri ibret-nümâdır" deyü esîr olan ümmet-i Muhammedler nakl ederler. Hudâ fethin müyesser Y 125b edüp görmek mukadder etmiş ola. Ve Malta garbında yüz elli mîl ba‘îd,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y125a–Y125b ·
metinde göster ·
… îh-i Tuhfe sâhibi Yahyâ Çelebi dahi tahrîr etmişdir. Ve kırk yedi sene Malta'da
esîr olan
Mü’ezzinzâde,
Hikmet-i Hudâ ne cânibe altı pâre gemi ile varırlarsa mâl-ı ganâ’im alırlar. Hâlâ Malta küffârı cesed-i Yahyâ ile tefâhür ederler. Hakîkatü'l-hâl zikri sebkat eden Sabastiyye'den serîka eyledikleri Rûm tevârîhlerinde ve Orhân Gâzî şu‘arâlarından Tevârîh-i Tuhfe sâhibi Yahyâ Çelebi dahi tahrîr etmişdir. Ve kırk yedi sene Malta'da esîr olan Mü’ezzinzâde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y205b ·
metinde göster ·
… 'l-ân birkaç senede bir ba‘zı âdem bu sultânın rûhâniyyeti sebebiyle halâs olup
esîr olan
kimesne demirlerin bu sultânın âsitânesine salb eder.
Ve Re’sü't-tîn kurbunda eş-Şeyh Hazret-i Seyyid Abdullâh-ı Berkî. Âsitânesi Mustafâ Paşa kullesi ardında İncîr burnunda medfûndur. Y 327b Niçe bin menâkıbı vardır. Cümleden biri bir müselmân esîr olur, meğer bu Abdullâh el-Berkî'nin âşinâsı imiş, hemân bâtın göziyle Abdullâh el-Berkî görür kim ol dostu esîr oldu, der-akab himmet edüp ol kimesneyi pâ-bendi ile berg-i hâtif gibi İskenderiyye'ye getirdiğiyçün cümle Mısır vâlîleri ana Abdullâh el-Berkî deyü künye dediler. Hâlâ âsitânesinde niçe duşaklar ve niçe neybe ve pranka esîr zencîrleri vardır. İlâ hâze'l-ân birkaç senede bir ba‘zı âdem bu sultânın rûhâniyyeti sebebiyle halâs olup esîr olan kimesne demirlerin bu sultânın âsitânesine salb eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y327a–Y327b ·
metinde göster ·
Derhâl kâşif esîr olan Urbânın ikisin dârışed önünde kazığa urdu, mâ‘adâsın Circe hâkimine kellelerin birer mızrak üzre sancup bir kaçın buğ edüp derilerine saman doldurup alaylar ile Circe'ye götürdüler. Kâşif hakîre mâl-ı Urbândan üç kısrak ve bir hecîn in‘âm edüp hakîr kelleler ile ma‘an Circe'ye revâne olduk. Andan bir malaka yer gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y371a ·
metinde göster ·