İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

esbi

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
157
isabet
143 cümle/beyitte
58,2
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
1
farklı biçim
33 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi15764,1

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bulunan biçimler

Sözcük profili →

Bağlamlar 1–50 / 157

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“esbi” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 9a–9b … yim ve Eşim nâm yurdlarda tüşün verüp meks etdükde on kerre yüz bin sabâ-sür‘at esb-i tâzîlere su vermek içün eşmeler hafir ederken rimâl-ı türâb içre deniz mahlûkât …
EÇS I 72b … îb meks edüp durur. Hemân Murâd Hân bu gurâbı görüp altındaki Nogay alaçası nâm esb-i sabâ-sür‘atine mahmîz edüp berk-i hâtif gibi at sürüp elindeki ciridi Bâyezîd H …
EÇS I 84a … en berü olmuş değildir bu gazâ / Seyf-i Muhammed çekildi şimdi Macar-ı pelîde / Esb-i tâzî seyf-i müczem tîrkeş hep sizdedir. / Sehm kavsından çıkınca güzer eyler ha …
EÇS I 145a … heylân ve cilfidân ve tureyfî ve ma‘nek ve musâfaha ve mahmûdî ve seylâvî (---) esb-i sabâ-sür‘atlerinin çerâgâhı bir çemenzâr-ı ferah-fezâ zemîn-i sebiz-gûndur kim …
EÇS I 145a … şt-i Kıpçak'da ola. Tâ bu mertebe Kâğızhâne çayırı meşhûr-ı cihân çayırdır. Bir esb-i lâgar-ı şâh [u] gedâ on gün ol çerâgâhda alef yese fîl-i mahmûdî gibi semîn ü c …
EÇS I 157a … i bâlâda tahrîr olunmuşdur, cümle pür-silâh olup gûnâ-gûn libâs-ı fâhireler ile esb-i tâzî üzre süvâr olup sefere müte‘allik kasîdeler ve
EÇS I 157b … sı ebyât [u] eş‘âr-ı pâkîze-güftâr kırâ’at ederek her biri piyâde kemerbaşıları esb-i tâzîler üzre âmâde olup gûyâ dersin müzâkere edüp ubûr ederek alayköşkü dibinde …
EÇS I 157b … îce-i merâm cümle şürefâ ubûr edüp ardı sıra nakîbü'l-eşrâf yeşil imâmesiyle ve esb-i tâzîsi saçaklı abâyîsiyle, zîrâ bu dahi beş yüz akçe mollâdır. Ve sağ cânibinde …
EÇS I 169b … âr ederler. Bu sığır celeb-keşânları dahi cümle pür-silâh olup dükkân dezgâhsız esb-i sabâ-sür‘atlere süvâr olup pür-silâh ubûr ederler, aceb pâk askerdir.
EÇS I 188b–189a … r-silâh dilberânlar ile kendüsi murassa‘ eğerli ve cevâhir zer ü zîverli rahtlı esb-i sabâ-reftâra süvâr olup yemîn ü yesârında pîş-kademleri ile at başı berâber ubû …
EÇS II 289a … idağ?" deyüp urûc etdi. Hemân hakîrin cân başına gelüp bir gayrı ata süvâr olup esb-i firârîyi birkaç gulâmımızla kovarak tâ Eğerlidağ'ın zirve-i a‘lâsına çıkup atı …
EÇS II 297b … etdi. "Ve cenâbınıza iki küheylân ve husân-ı sâfinâtü'l-ciyâd misillü iki re’s esb-i sabâ-sür‘at pîşkeş gönderdi. Manzûr-ı sa‘âdetiniz ola" dedim. Hemân ayâğ kalkup …
EÇS II 297b … âret edüp ibtidâ cevâhir zeynli ve murassa‘ rahtlı atı çekdiler. Hamd-i Hudâ ol esb-i tâzî rahş reftâr ederek ve sehîl abraş-gülendâm çekerek gerdenin keç kılup raks …
EÇS II 297b … cümle erbâb-ı dîvân-ı İrân-zemîn engüşt-ber-dehen etdiler. Hakîr Bismillah ile Esb-i Peymâ'nın licâmın hânın destine verüp "mübârek-bâd" dedim. Hân sürûr [u] hubûru …
EÇS II 297b … ın licâmın hânın destine verüp "mübârek-bâd" dedim. Hân sürûr [u] hubûrundan ol esb-i tâzîye bilâ-rikâb süvâr olup meydân-ı muhabbetde fâris-i meydân-ı belâgat-vâr b …
EÇS II 300b … sîm tâs vaz‘ olunmuşdur. Her bâr Cum‘a günü cümle şâh nökerâtı ve hân nökerleri esb-i sabâ-sür‘atlerine süvâr olup ol meydân-ı Çevgân'da lu‘bede-bâzlık ederek mezkûr …
EÇS II 302a … lek bârekallah ey Kayser-zemîn âlüftesi" deyüp on tümen Abbâsî ve bir karaçabuk esb-i sabâ-reftâr hîbe eyleyüp bizden artık emîn olup bâde teklîfinde olmadı. Kâmil b …
EÇS II 335b–336a … müte’ellim olup dörd dişimin kısâsına karşılık bir kîse cerîme ve bir küheylân esb-i fetâh bile cerîme verüp sulh olduk. Ammâ Hazret-i Kur’ân-ı Azîmi ve Furkân-ı Me …
EÇS II 337b … . Ve gâyet şecî‘ ve bahâdır ve sâhib-i kerem idi kim bir kaç kerre süvâr olduğu esb-i sabâ-sür‘ati âlât [u] bisâtıyla ednâ bir fakîr-i hakîre ihsân ederdi. Ve meydân …
EÇS II 353b–355b … r na‘ra dahi haykırdım. Âdem-i âdemâtdan bir merd yok. Ammâ havlı içinde on iki esb-i sabâ-sür‘at kar üzre kantar sırıklar zemîne zerk olup atlar mızrâklarda deverân …
EÇS II 353b–355b … na‘ra haykırup tablbâza tarralar urdukda anlar dal-tîğ-i Dahhâk olup bilâ rikâb esb-i tâzîlerine süvâr oldukda bu hakîr [u] fakîre tîğ havâle eyleseler bu şiddet-i ş …
EÇS II 359a–359b … e bir muhavvif ve muhâtara vâkı‘a görüp bir sarrac ile tebdîl-i câme olup birer esb-i tâzîye süvâr olup Seydî Battâl Gâzî pederi Hüseyin Gâzî ziyâretine kal‘a kapusu …
EÇS II 362a … fe sırmalı eğeriyle ve mutallâ ve müzehheb rikâbıyla nehri ubûr etsin, deyü bir esb-i sabâ-sür‘at-ı sâfinatü'l-ciyâd misillü küheyl at ihsân edüp kendüler ile nehri …
EÇS II 365a–366a … e uğuruna baş verir gam-küsârum" deyü i‘timâd [ve] i‘tikâd ederken Alî Paşa'nın esb-i fikreti leng ü fakîr, mağmûm [u] dil-teng olup dest-i İpşir-i bî-yesîr fermâniy …
EÇS II 373b–374b … -kadem olup tarafeynden ceng-i azîmler olur. Âhir Kara Haydaroğlu'nun altındaki esb-i tâzîsi bî-tâb u bî-mecâl olup Kara Memi nâm şakîsi gayrı at yetişdirüp bir atda …
EÇS III 31b Niçesi esb-i şâh-ı gedâya süvâr olup "Oğlan! Kılıcınla ensemden ayrılma, 'bre vur' dediğim z …
EÇS III 32b … fer çıkup Defterdârzâde efendimiz atından piyâde olup cümle bisâtıyla altındaki esb-i sabâ-sür‘atini Şâmlı Osmân Ağa'ya keşîde edüp bir dahi "Koma kurdum!" deyüp cüm …
EÇS III 52b–53a … i A‘râf'ı gördük. Yedi sâ‘at kâmil taban-keşlik edüp bî-tâb u bî-me‘âl kaldıkda esb-i sabâ-sür‘atime süvâr 53a oldum. Hikmet-i Hudâ dördüncü sâ‘atde altı yerden şe …
EÇS III 73b–74a … eydür: "Sultânım, Niçün Sivas'da kırk bin gulâmı kelâm-ı izzetleriyle pâymâl-i esb-i Tatar edüp yetmiş bin mahlûk-ı Hudâ sulehâ-yı müttakî kimesneleri katl etdiniz? …
EÇS III 76b … ında bile idiler. Hattâ Âl-i Osmân askeri bozulmuş iken bu azîz Mehemmed Hân'ın esb-i sabâ-sür‘ati licâmından berk zabt edüp "Sabr eyle beğim! Şimdi fırsat-ı ganîmet …
EÇS III 92a–92b … âr ederken akîbimce bir hışt-ı İpşîri atup zemîne üç karış güzer edüp altımdaki esb-i sabâ-sür‘at-i hussâna ikdâm-ı tâmm ile ökçe edüp firâr ederken sağ tarafımızda …
EÇS III 99a–99b … r olup hakîrin dahi ol asrda zindeliğim muhill olmağıla sekiz kafadâr gulâmımla esb-i sabâ-sür‘atlerime süvâr olup paşadan me’zûn olup Abdullah Paşa ve cümle Melek A …
EÇS III 108a … âna birer sahan çobra ve birer nân-pâre ve her ocağa birer şem‘-i revgan ve her esb-i hüssân başına birer yem verilüp subh u mesâ ni‘meti mebzûldur. Eğer müslim ve e …
EÇS III 124a … ve Çento ve Hüseyin Bölükbaşıları yüzer yiğitleriyle piyâde ve bin aded güzîde esb-i tâzî-süvâr Abaza ve Çerkes ve Gürcî yiğitlerin ileri nısfu'l-leylde gönderüp bi …
EÇS III 136b … ed Ağa bir ziyâfet-i azîm çeküp paşaya dörd aded memlûk ve bir tavla küheylân-ı esb-i sabâ-sür‘atler hedâyâ verdi. Ba‘dehû ale's-sabâh alay-ı azîm ile sene (---) târ …
EÇS III 172a … mücevher rahtlı ve eğerli ve zeheb-i hâlis zincirli bir küheylân-ı sabâ-sür‘at esb-i eşheb gelüp bula süvâr olup "Kubbe-nişînim vezîr-i âli tebârımsın!" deyü yine h …
EÇS III 172a … yüp bir kîse gurûş ihsân edüp emîr-i ahûr gidince sadrıa‘zamdan yine eylece bir esb-i ahmer-gûn-ı sabâ-sür‘at geldi kim gûyâ ebreş-i gül-endâm veyâhûd aşkar-ı div-zâ …
EÇS III 172a–172b … nc [u] anâ çeken ağalarına ihsân eyledi. Ertesi sa‘âdetlü pâdişâhın ihsânı olan esb-i ciyâda süvâr olup âheste âheste Hazret-i Ebâ Eyyûb-ı Ensârî ziyâretine gidüp ed …
EÇS III 177b–178b … şa'ya bir murassa‘ raht u bahtlı ve murassa‘ eğerli ve altun zincirli bir eşheb esb-i sabâ-sür‘at pîş-keş çeküp İpşir Paşa "Bârekallah pâdişâha lâyık atdır" deyü Bis …
EÇS III 180a … düp niçe kurbânlar edüp ve niçe bin fukarâlara tasadduklar edüp andan sa‘âdetle esb-i sabâ-sür‘ate süvâr olup âheste âheste Edirnekapusu'na gelince bu hakîri dahi al …
EÇS III 185a–185b … bu hakîr gûyâ bir zireh-i polâd-ı Nahşivânî giyüp Bismillah deyüp atf-ı ınân-ı esb-i sabâ-sür‘atimizi sür‘at ile cânib-i Van'a sürüp diyâr-ı Van'a revâne olduk. Hud …
EÇS IV 221a … ndan nüzûl edüp pertâb ederek paşaya gelüp rikâbın bûs idecek mahalde paşa dahi esb-i sabâ-sür‘atinden nüzûl edüp birbirlerin der-âğûş ederek öpüşerek görüşerek hayl …
EÇS IV 221a–221b … der-zer hil‘at-i fâhireleri hânın cümle tevâbi‘ u 221b levâhıklarına giydirüp esb-i sâfinâtına süvâr olup mehterhânesin döğerek ol dere ve depeler üzre "Azm-i şehr …
EÇS IV 221b … kırmızı ve mavi ve yeşil ve beyâz sakalı var, ta kemerine inmiş ve kendisi bir esb-i lâğara binmiş ve eline bir mefret yılan almış. Altında fakîr esb-i şâh-ı gedâya …
EÇS IV 221b … kendisi bir esb-i lâğara binmiş ve eline bir mefret yılan almış. Altında fakîr esb-i şâh-ı gedâya yılan ile tâziyâne edüp urur, ammâ fakîr bârgîr bir adım atar ammâ …
EÇS IV 221b … ikişer tobra arpa asmış. Ol fakîr at ise âhirete kadem basmış. Yine böyle iken esb-i lâğarın karnına üzengi urur, kâh yılandan kamçı urur, kâhî iner kâhî biner, gûy …
EÇS IV 221b … gistân içre yalçın kayalara çıkup hân ile paşanın yanından berk-i hâtif gibi ol esb-i lâgar ile eyle geçdi kim cümle paşalı âlem-i hayretde kalup ta‘accüb etdiler. H …
EÇS IV 221b … özünde nûr var, ne solur ve ne durur. Hemân raks edüp çöm çöm çömrüdür. Ammâ bu esb-i lâğara im‘an-ı nazar ile nazar etdim. Ne aygırdır ve ne iğdişdir ve ne kısrakdı …
EÇS IV 221b Hânın çâşnigîrbaşısı Mustafâ eydür: "Evliyâ Çelebi sen bu esb-i lâğarı ne sanırsın. Bu hânın hammâmı külhanında yığılmış bir tomruk kütük pâres …
EÇS IV 221b … u monlâ darcıkup külhana varup bu tomruğa bir efsûn edüp bu eşkâl-i nahîfde bir esb-i lâğar olup süvâr olup işte bu mahalde böyle arz-ı ma‘rifet edüp böyle herzekârl …