… zkûr depe kayalara âfitâb-ı âlemtâbın harâreti te’sîr edüp derûn-ı şehir derk-i
esfel-misâl
olup şiddet-i hârdan ekseriyyâ ehl-i tab‘ alan kimesneleri kasaba-i Istanimaka …
Lâkin bu depe addetdiğimiz mahallelerin cümlesi türâbsız yalçın yalçın kayalardır. Hevâsı şiddet-i şitâda gâyet latîfdir. Ammâ mâh-ı temmûzda mezkûr depe kayalara âfitâb-ı âlemtâbın harâreti te’sîr edüp derûn-ı şehir derk-i esfel-misâl olup şiddet-i hârdan ekseriyyâ ehl-i tab‘ alan kimesneleri kasaba-i Istanimaka ve Despot yaylasına çıkup iki üç ay kesb-i hevâ ederler. Ammâ şitâ faslında bu şehrin letâfetine ve halkının hoş sohbetine doyulup inkâr olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 134b ·
metinde göster ·
… n bir yük akçe iltizâmlı hükûmetdir, ammâ latîf gümüş çıkar kim bir azîm derk-i
esfel-misâl
gârlardan mücrimler ve kanlılar kazup çıkarırlar. Ve bir hâkimi dahi yüz elli a …
Bu kal‘a-i atîk sene (---) târîhinde Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân-ı Sânî fethidir. Bosna eyâletinde olup gümüşhânesi ve emâneti ve harâcları cümle Budin kal‘ası kullarının aklâmları olmağile Budin tarafından her sene bir müdebbir hâkimleri gelüp gümüşhânesin işledüp on bir yük akçe iltizâmlı hükûmetdir, ammâ latîf gümüş çıkar kim bir azîm derk-i esfel-misâl gârlardan mücrimler ve kanlılar kazup çıkarırlar. Ve bir hâkimi dahi yüz elli akçe kazâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 127b ·
metinde göster ·
… n dağlar ile bu kal‘a-i bâlâ mâbeyninde nehr-i Diçina cereyân etdiği bir derk-i
esfel-misâl
bir deredir kim aşağı bakmağa âdem cür’et edemez.
Cümle etrâfında kırk bir kulle ve dörd yüz aded dendân-ı bedendir ve dîvârının kaddi kırk yedi arşın-ı âlîdir. Cânib-i erba‘ası çâh-ı gayyâ-misâl kanara uçurum kayalar olmağile bir tarafında handakı yokdur. Gerçi cânib-i garbî ve şimâlî ve cenûbîsi tarafında havâleleri vardır, ammâ hayli mesâfe-i ba‘îdede dağlardır ve ol dağlardan bu kal‘aya yürüyüş mümkün değildir, zîrâ havâle olan dağlar ile bu kal‘a-i bâlâ mâbeyninde nehr-i Diçina cereyân etdiği bir derk-i esfel-misâl bir deredir kim aşağı bakmağa âdem cür’et edemez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 140a ·
metinde göster ·
Sitâyiş-i varoş-ı şehr-i Zihne: Bu belde sâfî gayyâ ve derk-i
esfel-misâl
uçurum ve bayırlı mahûf u muhâtara yerlerde ve bir kırmızı topraklı zemîn-i bâl …
Sitâyiş-i varoş-ı şehr-i Zihne: Bu belde sâfî gayyâ ve derk-i esfel-misâl uçurum ve bayırlı mahûf u muhâtara yerlerde ve bir kırmızı topraklı zemîn-i bâlâ-yı cihân-nümâda cümle iki aded mahalle-i bülendedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 218b ·
metinde göster ·
uçurumdur ve dereli ve depeli yerlerdir. Şehir dahi bir dereli ve depeli vâsi‘ …
Ve bu kal‘anın iki tarafı çâh-ı gayyâ ve derk-i esfel-misâl uçurumdur ve dereli ve depeli yerlerdir. Şehir dahi bir dereli ve depeli vâsi‘ öz içinde cümle 4.000 aded kiremitli ve bâğ u bâğçeli ve her hânede birer âb-ı hayât cârî olmuş tahtânî ve fevkânî kârgîr binâlı ma‘mûr u müzeyyen hânedân-ı zîbâlardır. Cümleden Bekir Efendi sarâyı ve Mustafâ Ağa sarâyı ve (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) meşhûr büyûtlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 233a ·
metinde göster ·
bir kehf-i azîm vardır. Papaslar balmûmları yakup cümlemiz uryân olup birer zıb …
Ve bu mahalde bir derk-i esfel-misâl bir kehf-i azîm vardır. Papaslar balmûmları yakup cümlemiz uryân olup birer zıbun ile daracık kayalar içre teper aşağa delikden deliğe enüp bir sâ‘atda tâ ka‘r-ı zemînde makâm-ı işrâkıyyûn ve makâm-ı Meşşâ’iyyûnlara varup temâşâ etdik. Cümle bu tâ’ife cümle bu kehflerde ifnâ-yı vücûd edüp birbirleriyle bî-zebân kelimât edüp tahsîl-i ulûm-ı felsefiyyât ederlermiş. Ammâ bu gârların cümlesi hüdâyîdir, benî âdem kârı değildir. Ve kayalar arasından aydınlık gelecek yerleri vardır. Her gârda ve her seng-i hârâda niçe yüz bin hukemâların esmâları ve gûnâ-gûn ibret-nümâ hatlar ve tasvîrâtlı hatlar var kim gûyâ İslâmbol'da Atmeydânı'nda çâr-kûşe dikili taşın hatlarıdır. Ve herkes bu gâra girüp temâşâ etdiğin taşa kazup yazmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 255b ·
metinde göster ·
… ‘a-i azîmdir, ammâ kıble ve cenûb tarafları ne‘ûzü billâh çâh-ı gayyâ ve derk-i
esfel-misâl
uçurum yüz kulaç kayalar olmağile ol taraflarında kal‘a dîvârları ve ebrâcları …
Mezkûr iç kal‘aların şarkîsi ve şimâlîsi ve yıldız rûzgârı ve garbîsi tarafların ihâta etmiş bir kal‘a-i azîmdir, ammâ kıble ve cenûb tarafları ne‘ûzü billâh çâh-ı gayyâ ve derk-i esfel-misâl uçurum yüz kulaç kayalar olmağile ol taraflarında kal‘a dîvârları ve ebrâcları yokdur ve lâzım da değildir. Bu kulle şekl-i muhammes olup dâ’iren-mâdâr cirmi kâmil tokuz bin germe adımdır. Bir tarafında aslâ handakı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 274b ·
metinde göster ·
… azîm kazup yetmiş seksen bin âdem ve on bin câmûs borc(?) cürâfayı çeküp derk-i
esfel-misâl
hafrden Nîl'i Eski Mısır önünde Bulak şehrine cereyân etdirüp anbâr-ı Yûsuf önü …
Ba‘dehu Hüseyin Paşa efendimiz iki sene kâmil mutasarrıf olup niçe adl [u] adâlet edüp eyâlet-i Mısır'da eyle emn [ü] emân-ı Osmâniyân olup eyle ganîmet oldu kim ta‘bîr olunmaz. Ve Ümmü'l-kıyâs'dan tâ Kademü'n-Nebî'ye varınca seksen bin zirâ‘-ı melikî yerde bir hafr-i azîm kazup yetmiş seksen bin âdem ve on bin câmûs borc(?) cürâfayı çeküp derk-i esfel-misâl hafrden Nîl'i Eski Mısır önünde Bulak şehrine cereyân etdirüp anbâr-ı Yûsuf önüne bî-bâk ü bî-pervâ gılâl gemileri gelüp yanaşırlar idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·