… r idi. Ammâ takdîr-i ezel bu imiş" deyü bu kelâmı Kara Mustafâ Paşa'dan istimâ‘
etdik, ve's-selâm
.
Ba‘dehu efendimiz Kara Mustafâ Paşa hazretlerinin lisân-ı gevher-nisârlarından mesmû‘umuz olmuşdur kim "Eğer Cenâb-ı Bârî yârî kılup pâdişâh-ı mağfûr altı ay hayâtda olsa berde ve bahrde cümle küffâr kıralları harâc-güzâr olmaları mukarrer idi. Hattâ İşpanya ve Malta küffârları, Dobra-Venedik Hersek'in mâbeyne vâsıta koyup İşpanya Kızılelma'yı ve Malta küffârı cezîre-i Malta'yı ve altı pâre kadırgasın pâdişâha vermeğe ta‘ahhüd etmişler idi. Ammâ takdîr-i ezel bu imiş" deyü bu kelâmı Kara Mustafâ Paşa'dan istimâ‘ etdik, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 76a ·
metinde göster ·
… ve iki bin guruş benim" deyü bu gûne bir latîfe edüp bu ma‘sûmu bu gûne temâşâ
etdik, ve's-selâm
.
Hakîr bu ma‘sûmu görüp âlem-i hayretde kalup gulâmın babasına eyitdim "Ey peder! Bu ma‘sûmun vâlidesi sağ mıdır?" dedim. "Belî hâlâ hayâttadır ve yine hâmiledir" dedi. Hakîr eyitdim: "Eğer hâmile ise karnındaki birâderini bek bağlan, belki vâlidesi masdarından müddeti tamâm olmadan düşe. Zirâ böyle kelle ile mâsdardan sâdır olunca haylice kabîh masdar olmak var" dedim. Pederi meğer ârif imiş. "Oğul! Cevâbın anladım. Murâdın latîfedir ammâ vâlidesi bu ma‘sûmu doğurdukda "Aslâ haberim olmadı. Bî-renc ü bî-anâ ve bî-zahmet, larkkadak doğurdum" deyü hamd eder" deyü ma‘sûmun pederi vâlidesinin ağzından bu gûne nakl etdi. Hakîr eyitdim "Cânım baba! Bu ne hikmetdir kim benî Âdemde böyle kelleli ve bu gûne çehreli ve dişli ve başlı benî Âdem bu karîbü'l-ahdde halk olunmamışdır. Eyâ hiç zann-ı gâlibin var mı ki böyle evlâd sulbünden vücûda gelmişdir" dedim. 344a Herîf-i zarîf eyitdi: "Vallahi oğlum! Bir gün bu ma‘sûmun vâlidesiyle dağa odun kesmeğe gitdiğimizde rücûliyyetdir, vecd-i hâlet-i merdân tokana gelüp ehlim ile dağda bir güleş edüp ehlim beni ben ehlimi yenüp cân sohbeti etdik. Ehlim altımdan kalkup bir dıraht-ı müntehânın sâyesinde istirâhat edüp ben odun keserken hemân ehlim bir feryâd u feza‘ u ceza‘ ederek firâr edüp yanıma geldi. Ânî gördüm, başı serâmed çam ağaçlarına berâber başı büyük, kolları çınâr-pâre-misâl zeker-i dırâzı elinde bizi kova kova firâr edüp hânemize gelüp ehlim bir ay havfinden haste-hâl olup günden güne karnı şişüp hamli âşikâre olup kâmil bir seneden sonra bu ma‘sûm vücûda bu eşkâl ile gelüp günden güne başı büyümededir. Hâlâ tokuz yaşındadır. Bundan gayrı ne hâl olduğun bilmedik. Vâlidesi eydür: "Ol herîfi görüp nefsi nefsime geldiğinden gayrı bilmem ne hâl oldu", deyü ser-güzeşt [u] ser-encâmı ve ehlinin gül-fâmından geçeni bu ta‘bîr ile takrîr etdi. Hakîr eyitdim: "Ey imdi baba! İnşâallah bu ma‘sûm büyüdükçe kellesi büyürse seninle bu evlâdın İslâmbol'a götürelim, cemî‘î vüzerâ ve vükelâya ve a‘yân-ı kibâra temâşâ etdirelim. Bir yılda iki bin guruş senin ve iki bin guruş benim" deyü bu gûne bir latîfe edüp bu ma‘sûmu bu gûne temâşâ etdik, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 343b–344a ·
metinde göster ·
… tahrîre muhtâcdır, ammâ bu hakîrin bu kadar ma‘lûmu olmağıla bu kadarca tahrîr
etdik. Ve's-selâm
.
Bu Şehr-i Urfa içre niçe bin âsâr-ı acîbe ve garîbeler vardır kim tafsîliyle tahrîre muhtâcdır, ammâ bu hakîrin bu kadar ma‘lûmu olmağıla bu kadarca tahrîr etdik. Ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 58a ·
metinde göster ·
deyüp serdâr-ı âlî-tebâr [u] âlî-vakâr Alî Paşa'nın tuğları Erdel vilâyet[i] cânibine gitmeğe âmâde oldu, ammâ asâkir-i İslâm içinde Seydî Ahmed Paşa gibi bir nâmdâr müdebbir vezîr-i sâhib-i vakâr yok. Âhir-i kâr Tatar Hân askerinin gelmesine muntazır olup sahrâ-yı Tımışvâr'da meks etdik, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 187b ·
metinde göster ·
… vârîh-i Tohta Bay'da böyle tilâvet edüp hakîr dahi bu kadarca tahrîr ile iktifâ
etdik, ve's-selâm
.
Andan Selâmet Geray Hân ve Bahâdır Geray Hân ve İslâm Geray Hân ve Mehemmed Geray Hân iki kerre hân olup şimdi Dağıstân'da kalup hâlâ hânımız Çoban Geray Hân'dır. Allâhu Te‘âlâ hatâlardan saklayup ocağı dâ’im ola" deyü hân huzûrunda böyle du‘â vü senâlar edüp bu gece sohbetimiz cümle ulemâ ile tevârîh zevki olup Kırım pâdişâhların Tevârîh-i Tohta Bay'da böyle tilâvet edüp hakîr dahi bu kadarca tahrîr ile iktifâ etdik, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 199b ·
metinde göster ·
… âbetden aczim olmağile taksîr-i kilk edüp bu mertebe ta‘rîf ü tavsîf ile iktifâ
etdik ve's-selâm
.
Ve bu yaylakda dahi niçe bin gûne ibret-nümâ mesîre ve teferrücgâhlar vardır. Lâkin kesret-i kitâbetden aczim olmağile taksîr-i kilk edüp bu mertebe ta‘rîf ü tavsîf ile iktifâ etdik ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 222a ·
metinde göster ·
… ça⟧ fehvâsıyla [[(---) (---) (---)]] ülislâm ve nüsük-i tavâf ve ziyâreti itmâm
etdik, ve's-selâm
.
Hamd ol Hâlık-ı Bîçûn'a olsun ki [[(---) (---) (---)]] alâ kaderi't-tâka âye[t]: Arapça fehvâsıyla [[(---) (---) (---)]] ülislâm ve nüsük-i tavâf ve ziyâreti itmâm etdik, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y332a ·
metinde göster ·
… elerin tahrîr [ü] tatvîlinde melâlet vardır, deyü tahrîr etmeyüp bununla iktifâ
etdik, ve's-selâm
.
Bunun emsâli niçe bin mahallât esvâk-ı sultânîler vardır. Eğer cümlesin tahrîr etsek başka bir mücelled kitâb olur. Ammâ meşhûr-ı âfâk ve tarîk-ı âm olan bu tahrîr olunan râh-ı izdihâmlardır kim zikrinde fâ’idesi ve beyânında â’idesi elbette vardır, anıniçün terkîm eyledik. Ammâ gayrı meşhûrun zikrinde fâ’ide ve beyânında i‘tibârı olmayan nesnelerin tahrîr [ü] tatvîlinde melâlet vardır, deyü tahrîr etmeyüp bununla iktifâ etdik, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y277b ·
metinde göster ·