… şiddet-i şitâsı bî-bahâ her gün Lala Paşa merhûm câmi‘inde edâ-yı evkât-ı salât
etdikce
yeniçeri aşkıyâları önüme gelüp eydirler kim:
Âkıbetü'l-emr hakîr bu ahvâlleri istimâ‘ edüp dâğ-ı derûnumdan 65b haste-hâl olup şifâ buldum. Ammâ eyle bir pâdişâh-ı Cem-cenâb Osmân Gâzî'den ayrılup böyle nâ-hak hürr-i şehîd etdiler, hemân pâdişâhım sağ olsun. Bu Abaza lalan dahi nân [u] nemek gayretine düşüp âyâ veliyy-i ni‘am efendim Osmân Gâzî'nin intikâmın bu âsî kâfirlerden nice alam derken hikmet-i Rabbânî ammin Mustafâ Hân, Erzurûm eyâletin (---) sene târîhinde ihsân eyledikde gördüm ki, bir kal‘a-i Kahkahâ ve şiddet-i şitâsı bî-bahâ her gün Lala Paşa merhûm câmi‘inde edâ-yı evkât-ı salât etdikce yeniçeri aşkıyâları önüme gelüp eydirler kim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 65a–65b ·
metinde göster ·
hakîr bûselik makâmın ederiz, zîrâ ibtidâ kirişmemezdir, nefesimiz ancak ol per …
"Hünkârım yekgâh şehnâz etdikce hakîr bûselik makâmın ederiz, zîrâ ibtidâ kirişmemezdir, nefesimiz ancak ol perdelere el verir, dervîşânca afv ile mu‘âmele buyurun" dedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 69b ·
metinde göster ·
Bu kârhâne içre yüz aded tuç havânlardır kim her biri onar kantâr gelir tuç havânlardır. Ve gûnâ-gûn çarhları vardır kim görmeğe muhtâcdır, takrîr ile fehm olunmaz. Nehir üzre çarhları ve dollâbları vardır. Nehrin bendlerin açup dollâblar deverân etdikce içeride çarhlar dönüp kırkar ellişer vukıyye demir desteler darb edüp havân içre bârûdu döğüp cümle huddâmlar ağaçlar ile havân içini karışdırmadadırlar. Allâhümme âfinâ, demir el havâna dokunursa âteş çıkup cümle huddâmları tayr-ı ebâbîl gibi hevâya perrân giderler, bir muhâtara yerdir, temâşâsında dahi hüsn yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 145b ·
metinde göster ·
… uheyb-i Rûmî, Hazret huzûrunda Mekke ve Uhud ve Bedr-i Huneyn gazâların kırâ’at
etdikce
Hazret ferah kesb edüp Suheyb'e ihsânlar edüp hakkında hadîs buyurdu:
Evsâf-ı meddâhân-ı sultân ve vüzerâ ve a‘yân: Neferât 80, bu tâ’ife tahtırevânlar üzre ellerinde çevgânları, bellerinde mecmû‘alar ile fesâhat [u] belâğat üzre kıssahânlık ederek ubûr ederler. Pîrleri Suheyb-i Rûmî'dir kim Hazret-i Risâlet'in meddâhıdır. Bunlar zamân-ı cehâletde Anternâme okurlardı. Hazret bunlara "Ammim Hazret-i Hamza-i bâ-safânın gazavâtın okusan ümmetimi cenge terğîb ederdin" buyurduklarında ibtidâ Hamzanâme'yi bunlar te’lîf etdiler. Ba‘dehu Ebü'l-me‘âlî {hicret-i nebeviyye'nin} sene 261 târîhinde âb-ı tâb verüp altmış cild etdi. Hâlâ mezkûr altmış cildi meddâhân-ı Rûm fihris edüp üç yüz altmış altı cild Hamzanâme olmuşdur. Ammâ Suheyb-i Rûmî, Hazret huzûrunda Mekke ve Uhud ve Bedr-i Huneyn gazâların kırâ’at etdikce Hazret ferah kesb edüp Suheyb'e ihsânlar edüp hakkında hadîs buyurdu:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 156b ·
metinde göster ·
… e fîl [ve] câmûs ve hımâr ve kelb [ve] hınzîr sûretleri peydâ edüp bunlara âteş
etdikce
bu sûretlerin içinde pinhân olan üstâdlar halk üzre yürüyüp âteş havfından temâ …
Ve kâğızdan niçe yüz aded kal‘alar yapup birbirleriyle birer sâ‘at ceng-i azîm edüp âteş-feşânlıklar ederler. Ve yine fişekden eşkâl-i papaslar ve Freng ve Yahûdîler ve Kızılbaş sûretleri birbirleriyle ceng-i azîm ederler. Ve yine fişekden eşkâl-i at ve katır ve deve ve sığır ve fîl [ve] câmûs ve hımâr ve kelb [ve] hınzîr sûretleri peydâ edüp bunlara âteş etdikce bu sûretlerin içinde pinhân olan üstâdlar halk üzre yürüyüp âteş havfından temâşâcılara bir hây-hû kopar kim ta‘bîr olunmaz. Ve hayâtda olan hımârlara ve kelb-i akûr ve ayulara ve kurdlara ve hınzîrlere fişekleri bağlayup âteş etdiklerinde fakîr hayvânlar cânları acısından niçe bin temâşâcıların içine düşüp cümle halk birbirine girüp hâlleri ve esbâbları harâb olup azîm temâşâ olup mudhikâne acîbeler görülür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 183a ·
metinde göster ·
… dem keşân-ber-keşân çekerken yaban âdemleri seyirci olan âdemlerin üstüne hücûm
etdikce
ol ucbe-likâlar havfından halk içre bir hây-hû kopar kim ta‘bîr olunmaz. Ve niç …
Bir fırkası dahi yine hayvânât derilerine sarılmış yaban âdemleri yapmışlar kim Allâhümme âfinâ gören âdemlerin zehreleri çâk olur. Her bir yaban âdemleri beşer ve altışar pranka zencîrler ile bağlayup her birin beşer altışar âdem keşân-ber-keşân çekerken yaban âdemleri seyirci olan âdemlerin üstüne hücûm etdikce ol ucbe-likâlar havfından halk içre bir hây-hû kopar kim ta‘bîr olunmaz. Ve niçe yüz gûnâ-gûn dîv ve perîler sûretleri edüp ayakları hevâda başı ser-nigûn ammâ yine zemînde iki ayağıyla yürüyüp halk üzre hücûm ederler. Ve niçe eşkâl-i acîbe cinler ederler kim bu alayı görmeyen âdem gördükde aklı perîşân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 193a ·
metinde göster ·
Yağ değirmeni ve at değirmeni ve su dollâbı çarhcıları cümle arabalar üzre çarhların yapup araba tekerlekleri deverân etdikce mezkûr çarhlara tekerleklerin perleri isâbet edüp yağ değirmeni tahîne çıkarır, at değirmenleri un öğüdür, su dollâbları küplerden su çıkarup araba ve kızaklar üzre olan havz u şâzrevânlara birer san‘at ile sular dökülüp şâzrevânlar revâne olur aceb san‘at-ı musanna‘dır. Alayköşkünden pâdişâh bu çarhları görüp "Ey tasnîfdir" deyü pesend edüp bu üç esnâfa bir kîse guruş ihsân etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 205b ·
metinde göster ·
… â bir mefret kös-i hâkânî vardır. Kaçan üstâd-ı kös-zen köse velvele ve debdebe
etdikce
bir mesâfe-i çölistân-ı Bağdâd'dan istimâ‘ 341a olunur. Zîrâ üç ayak nerdübân …
Evvelâ ba‘de'l-ışâ ve vakt-i Şâfi‘îde sekizer kat mehterhâne-i Âl-i Osmânî faslı olur kim Mısır mehterleri faslından mükemmel fasıl ederler ve bir serhadde böyle mükellef mehterhâne yokdur. Cümle kırk neferdir. Kaçan kim İçkal‘ada fasıl etdiklerinde Şatt aşrı Kuşlar kal‘asında ve İmâm-ı A‘zam kal‘asında râygân istimâ‘ olunur. Ammâ bir mefret kös-i hâkânî vardır. Kaçan üstâd-ı kös-zen köse velvele ve debdebe etdikce bir mesâfe-i çölistân-ı Bağdâd'dan istimâ‘ 341a olunur. Zîrâ üç ayak nerdübân ile çıkılır bir bakırdan işlenilmiş kös-i azîmdir kim Bağdâd kösü Rûm u Arab u Acem'de meşhûr[dur].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 340b–341a ·
metinde göster ·
Hamd-i Hudâ derûn-ı kal‘ada bir ferd-i âferîde dahi mecrûh [ve] şehîd olmayup bir günde der-ceng-i evvel sademât-ı toplardan yedi kâfir mürd oldu deyü kendiler nakl ederlerdi. Hemân derûn-ı kal‘adan ümmet-i Muhammed çatal kurşumları endâht edüp saçma toplara ve şâhîler ve darbuzanlara ve kolumburuna ve balyemez toplara kol kol tabyalardan ve burc [u] bârûlardan ve her taraf mazgallardan mezkûr toplara âteş etdikce küffârı demet demet ederdi., niçe yüz kâfirlerin cân-ı habîsleri nîrâna giderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 58a ·
metinde göster ·
Melek eydir: "Bire âdemler, ben sağım ve kerîmesi sağ ve hâl-i hayâtında teslîm-i mütevellî olmuş bu kadar mâlı var ve bu esvâblar içre benim esvâblarım var" deyü feryâd etdikce Köpürlü feryâdına bakmayup, "Haremeyn dollâbı emîn yerdir. Kerîmesi içün bu mâlları anda hıfz ederiz" deyü cevâb verüp, "Kaldırın cenâzeyi" deyüp merhûme Sultân'ı kaldırup Ebâ Eyyûb-ı Ensârî câmi‘inde yüz bin âdem gırîv [ü] feryâd ederek namâzın kılup İmâm iskelesinde bostâncıbaşı kayığına cenâze-i Kaya'yı koyup cümle ulemâ ve sulehâ ve meşâyihân vüzerâ ve vükelâlar bin aded kayıklara süvâr olurken, sûre-i (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 78a ·
metinde göster ·
… v-i sâmân-ı sekrânı olup Cemşîd'in duhterine bu duhter-i rez şerbetin verüp nûş
etdikce
şifâ bulup ten-dürüst olup la‘lgûn yanaklar hâsıl bu şarâb-ı Cemşîd'den gayrıda …
Bu hikmetin hayrânı ve bu şerbetin serv-i sâmân-ı sekrânı olup Cemşîd'in duhterine bu duhter-i rez şerbetin verüp nûş etdikce şifâ bulup ten-dürüst olup la‘lgûn yanaklar hâsıl bu şarâb-ı Cemşîd'den gayrıda bulunmayup mu‘âlece içün sata sata bu Aydıncık ve Erdek'de Cemşîd meyhânecilik ede ede mâl-ı Karûn'a mâlik olup rubûbiyyet da‘vâsına başladı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 87a ·
metinde göster ·
sâhibü'l-hayrât Hüsrev Paşa'ya hayır du‘âlar ederler. Birkaç cevâmi‘lerde dahi …
Bu câmi‘ dahi cemâ‘at-i kesîre ile şeb [ü] rûz mâl-â-mâldır, zîrâ şehrin izdihâmı mahallinde vâki‘ olup bir minâreli ve cümle kubâbları kurşumlu 129a ma‘bedgâh-ı kadîmdir kim Süleymân Hân ümerâlarındandır. Gazâ mâlıyla binâ olunmağın bu câmi‘ bir rûhâniyyetli câmi‘-i kebîrdir ve gâyet evkâfları çok olduğundan mütevellîsi cânib-i vakfdan cemî‘i cemâ‘at-i kesîreye ol Bosna diyârının şiddet-i şitâsında imâret kazanları gibi kazgan-ı kebîrlerle sular kaynadup cümle Hanefî musluklarından selsebîl-âsâ ıssı sular cereyân edüp cemî‘i ehl-i salât andan tecdîd-i vuzû edüp ibâdet etdikce sâhibü'l-hayrât Hüsrev Paşa'ya hayır du‘âlar ederler. Birkaç cevâmi‘lerde dahi böyle germâb sulu musluklar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 128b–129a ·
metinde göster ·
sâhibü'l-hayrâtlar bu aynü'l-hayâtı ark ark ark edüp şehirden aşağı on üç aded …
Ve bu âb-ı nâb yokuş aşağı cereyân etdikce sâhibü'l-hayrâtlar bu aynü'l-hayâtı ark ark ark edüp şehirden aşağı on üç aded su değirmenlerine cârî etdirmişler kim aceb tarz-ı âhar âsiyâb-ı tahhânlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 135a ·
metinde göster ·
… olunmuşdur ve her kullenin kubbesi üzre ola[n] alemlerin gölgeleri gün deverân
etdikce
baş kullenin zıllı yanındaki kullenin dibine geldikde bir sâ‘at olur. Bu hisâb …
Dâ’iren-mâdâr cirmi kâmil dörd bin adımdır ve cümle otuz altı kulle-i azîmlerdir, ammâ sâhib-i binâsı Sıvlani Yanoş Kral bir sâhib-i tab‘ ilm-i nücûmda kâmil üstâd-ı âmil olmağın bu kal‘anın kara tarafındaki on iki aded kullelerin ilm-i nücûm üzre esâsın sa‘d sâ‘at-i tâli‘-i meymûnda bırağup on iki kulle binâ olunmuşdur ve her kullenin kubbesi üzre ola[n] alemlerin gölgeleri gün deverân etdikce baş kullenin zıllı yanındaki kullenin dibine geldikde bir sâ‘at olur. Bu hisâb üzre on iki kulle külâhının alemi gölgeleri on iki sâ‘atde on iki kulle dibine gelüp on iki sâ‘at tamâm olur. Garîb san‘at-ı acîbdir, ammâ bu san‘atı Destpot Krala isnâd ederler, zîrâ bir zamân anın tahtı idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 182b ·
metinde göster ·
bi-emrillâh-i ta‘âlâ ol yârın ağzı yarından bu mevz hâsıl olup Yemen diyârından …
"Âyâ bu dişi mi şehîd oldu, ayâ bu mu?" deyüp otuz iki dişlerin mahabbet-i Resûlullâh içün çıkarup mübârek ağzı yarların zemîne ilkâ etdikce bi-emrillâh-i ta‘âlâ ol yârın ağzı yarından bu mevz hâsıl olup Yemen diyârından sâ’ir diyârlara müstevlî oldu, deyü Yemen ulemâları bu kavle müttefiklerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y238a ·
metinde göster ·
Cezîre-i Mısır içinde bir pâdişâhlık yerdir. Beyne'l-Urbân dehlîz-i Habeş dediklerinin aslı ya‘nî Küçük Habeş sultânı tahtı demekdir. Tâ bu tahrîr olunan mertebe memâlik-i bî-pâyân garb tarafı çölistân berr ü beyâbân yerlere mâlikdir. Benî Seyf'den berü tahrîr etdiğimiz kazâlardan mâ‘adâ inşâallâhu ta‘âlâ seyâhat etdikce mahallerindeki kazâları dahi tahrîr ederiz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y374b ·
metinde göster ·
… rdir. Ancak selef melik kakanlarımızdır, deyü ziyâret ederler. Herbirin ziyâret
etdikce
birer Fâtiha ile yâd edüp selâmetle Rûm'a çıkmamıza himmetlerin ricâ ederim.
Evvelâ mezâristânında eş-Şeyh Îsâ ve eş-Şeyh Bilâl ve Hacı Kundân ve eş-Şeyh Sitvân ve Hacı Melâbe ve eş-Şeyh Alî ve Hacı İdrîs ve eş-Şeyh Ferec ve Hazret-i Âsım ve Hazret-i Alî Keremüddîn-i Adnî ve eş-Şeyh Cundî ibn Kakan. Ve cümle kakanlar bu mahalde medfûnlardır, ammâ kubbeleri ol kadar müzeyyen değillerdir. Ancak selef melik kakanlarımızdır, deyü ziyâret ederler. Herbirin ziyâret etdikce birer Fâtiha ile yâd edüp selâmetle Rûm'a çıkmamıza himmetlerin ricâ ederim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y417b ·
metinde göster ·
… bi-emrillâh beyâz süd gibi olup at alaca Mısır ahrecine dönüp at vücûduna nazar
etdikce
süheyl urup kişneye kişneye tamâm oldu, aceb hikmetdir. Ammâ yine bir seneye de …
"Sakının, ol sudan içmen ve sakalınıza sürmen. Bu su aceb temâşâdır. Ba‘zı harâmîler at serîka edüp eğer at ve gayrı hayvân siyâh ve kırmızı ise derhâl bu suda gusl edüp beyâz kuğu gibi olup bî-pâk ü bî-pervâ bâzârda fürûht eder. Bu suda bu gûne hâsıyyet vardır" dedikde hakîrin bir toru tayı var idi, boynun yaykayup beyâz oldu, ve bir kolunun sağın ve bir uyluğunun solun ve kuyruğun yaykayup bi-emrillâh beyâz süd gibi olup at alaca Mısır ahrecine dönüp at vücûduna nazar etdikce süheyl urup kişneye kişneye tamâm oldu, aceb hikmetdir. Ammâ yine bir seneye dek Dervîş Ni‘metullâh'ın sakalı ve atımın kuyruğu ve endâmında mûyları ke'l-evvel oldu, temâşâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y449b ·
metinde göster ·