kîse altun ihsân olunup çavuş zümresine ilhâk olundu.
Şâdî Çelebi: Da‘vâ-yı merd ile Murâd Hân huzûrunda ehrimen bostâncı uskokları dest ber-kafâ ellerin ve ayakların bağlayup bir meşinli harar içine koyup hararın dahi ağzın bağlayup Sarâyburnu'nda deryâya ilkâ etdiler. Çok vakit geçmeden rû-yı deryâya çıkup burnu kanamış, Hünkâr önüne gelüp zemîn-bûs etdikde bir kîse altun ihsân olunup çavuş zümresine ilhâk olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 216b ·
metinde göster ·
… ve harb [u] kıtâl ide ide Dağıstân şâhı elinden Acem Şâhı Kör Hudâbende istîlâ
etdikde bir
dahi Dağıstân ve Gürcîstân ve Âl-i Osmân tama‘ edüp istîlâ etdükde mütehassın o …
Evsâf-ı kal‘a-i şehr-i Serîrü'l-lân: Kadîm-i evvelde kal‘ası Hürmüz-i Tâcdâr ibn Enûşirvân binâsıdır. Bu şehr üzre niçe mülûk mâlik olmağiçün ceng [ü] cidâl ve harb [u] kıtâl ide ide Dağıstân şâhı elinden Acem Şâhı Kör Hudâbende istîlâ etdikde bir dahi Dağıstân ve Gürcîstân ve Âl-i Osmân tama‘ edüp istîlâ etdükde mütehassın olmasınlar deyü kal‘asın münhedim edüp hâlâ şehri dest-i Acem'de Eriş kal‘ası hâkimi hükmünde kûh-ı Elburz dâmeninde zamân-ı kadîmde Dağıstân pâdişâhının taht-ı kadîmi bu şehr-i azîm idi. Tevârîh-i Dağıstân'da bu şehri ibtidâ Hazret-i Süleymân kûh-ı Elburz'u Belkıs Hâtûn ile ve yer götürmez ins [u] cîn ve cemî‘î emrine râm olan mahlûkât ile kûh-ı Elburz'u seyr [u] temâşâya geldikde ber-hevâ tayarân eden serîrin bu şehrde koyup andan kûh-ı Elburz'ı temâşâ edüp bu şehri imâr edüp serîri bunda kalmağile şehr-i Serîrü'l-lân deyü tesmiye olunmışdır. Ya‘nî serîr-i taht-ı Süleymân'dır. Lân, luğat-i Fârisî'de yuva'dır, bir lüğatde serîr seyrân idicidir. Ya‘nî "Gezici yuva" şehri demek ola. Anın içün şehr-i Serîrü'l-lân derler. Hâlâ bir püşte-i hevâdâr üzre hıyâbân-ı Acem bir mesîregâh yerdir, serîr-i Süleymân'ın yeridir, derler, sahîhdir. Bâbü'l-ebvâb ve Şemahı ve Niyâzâbâd şehirlerinin mâbeynine vâkı‘ olmuş şehr-i kadîmdir. Lâkin üç serhad mâbeyninde kalmak ile ol kadar imâristân değildir. Ve hevâsı burûdet üzre olmağıla bâğı ve bâğçesi azdır. Cümle üç bin hâk-ı pâk ile mestûr hânelerdir. Câmi‘leri vardır, lâkin dest-i Acem'de olmağıla cemâ‘atden garîb câmi‘lerdir. Yedi hammâm ve on bir kârbânsarâyı ve yetmiş aded çârsû-yı bâzâr dükkânları vardır. Bir şeb müsâfir olmağıla ol kadar temâşâ edemedik. Ammâ yine hânlıkdır ve kadılıkdır. Kelenteri ve münşî ve darûgası ve bin mikdârı nökeri ve dizçökeri ve şâhçöreği yiyüp bende-i şâhdırlar, lâkin Sünnî âdemleri çokdur. Cümlenin kâr [u] kesbleri pembe bezi cüllâhlarıdır. Ammâ âb [u] hevâsının letâfetinden Serîrü'l-lân mahbûbu gâyet memdûhdur. Cümle pembe mezâri‘lerini ve müşebbek bostânlarını rey edecek âb-ı hayâtları cânib-i garbîsinde kûh-ı Elburz'dan tulû‘ edüp cereyân ederek nehr-i Kür'e rîzân olur. Âb-ı hayâtdan nişân verüp niçe yüz âsiyâbları vardır. 318b Andan yine cânib-i kıbleye (---) sâ‘at gidüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 318a–318b ·
metinde göster ·
… arnıçları vardır ve cemî‘i püştelerin yalçın kayaları üzre bârân-ı rahmet nüzûl
etdikde bir
katre mâ-i rahmet hebâya gitmeyüp cümle kayalar yoluyla su sarnıçlarına gider, …
Derûn-ı kal‘ada ol kadar mağaralar ve muzlim kemîngâhlar ve su sarnıçları var kim onar sene muhâsara olsa kifâyet eder su sarnıçları vardır ve cemî‘i püştelerin yalçın kayaları üzre bârân-ı rahmet nüzûl etdikde bir katre mâ-i rahmet hebâya gitmeyüp cümle kayalar yoluyla su sarnıçlarına gider, mîrî sarnıçlar vardır. Ve niçe yüz aded gâr-ı yetîmânlarda yedi sekiz yüz yıldan berü kızıl darı ve kara sûret darısı ve çeltikli pirinç mâl-â-mâldir kim gûyâ henüz harmandan der-anbar olmuş hubûbâtlardır. Ve niçe yüz aded gârlarda ve şömne ve mahzenlerde ve hâsıllarda danedâr buğday ve şa‘îr ve gayrı hubûbâtlar der-mahzen olup âmâdedir, ammâ her bu gendümleri re‘âyâ vü berâyâlar üzre taraf-ı şehriyârîden tevzî‘ edüp ba‘dehû yine cedîd gılâl ve hınta alup der-anbar ederler. Ve bu kal‘ada olan mühimmât ü levâzımât ve bî-hadd [ü] bilâ-gâyât cebehâne-i gûnâ-gûnlar var kim hesâbın Feyyâz-ı Mutlak bilür. Ve ol kadar şedde barûd-ı siyâh ve gülle ve kumbara ve top-ı kal‘a-kûplar var kim başka bir mücelled kitâb-ı cebehâne vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 211a ·
metinde göster ·
Hikmet-i Hudâ Hârûnu'r-Reşîd hurmesi bu şehri âbâdân
etdikde bir
kehene-i cihân-bân bulup bu akreb içün bir tılsım edüp Navan nâm deyrde defn ed …
Hikmet-i Hudâ Hârûnu'r-Reşîd hurmesi bu şehri âbâdân etdikde bir kehene-i cihân-bân bulup bu akreb içün bir tılsım edüp Navan nâm deyrde defn edüp ol tılsım üzre ilm-i vefk ile "Müsâfirem müsâfirem" hattı tahrîr olunmuşdur. Hâlâ bir ehl-i beled ve bir garîbü'd-diyâr-ı nâ-beled bu şehre girdikde üç kerre "Müsâfirem" deyü nidâ ederek şehre girer. Bi-emrillah kendüye bir zarar isâbet etmez. Böyle bir mutalsamdır. Hatta Baba Abdî-i Horasânî 323b refîkımız Anadolu diyârında Balıkesri şehrinde pire derdinden müteezzî oldukda pire içün bir şikâyet-âmîz Nâme-i Bergûs edüp bu Kâşiyân'ın akreblerin esnâ-yı ebyâtda yâd eylemişdir. Ebyât-ı Bergûsiyye:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 323a–323b ·
metinde göster ·
… penâh yigirmisine bâliğ iken Enûşirvân-ı âdil Eski Bağdâd'ı yigirmi senede imâr
etdikde bir
zelzele-i azîm olup Eski Bağdâd harâb oldu ve Enûşirvân sâhil-i diyârda sayd [u …
Sebeb-i imâristân-ı Bağdâd: Evvelâ bâlâda zikri sebkat eden Eski Bağdâd'ı Buhtunnasr harâb etdikden sonra altı yüz sene harâb yatup ba‘dehû Hazret-i Risâlet-penâh yigirmisine bâliğ iken Enûşirvân-ı âdil Eski Bağdâd'ı yigirmi senede imâr etdikde bir zelzele-i azîm olup Eski Bağdâd harâb oldu ve Enûşirvân sâhil-i diyârda sayd [u] şikârda bulunup halâs oldu. Hemân ol ân âdil Enûşirvân Hazret-i Risâletden mübârek ağzı yarın taleb edüp Hazret'in ağzı yârıyla Tâk-i Kisrâ'yı binâ etdi. Hâlâ eser-i binâsı mu‘cize-i Resûl olmağile sâbite bir binâ-yı âliyedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 340a ·
metinde göster ·
… -tahtaya bir kerre îm‘ân-ı nazar ile nazar eyle" deyü sandukanın kapağın küşâde
etdikde bir
kerre nazzâreye aldım.
Hân eyitdi: "Evliyâm, işte paşan bu hânedânımızı seksen bin asker ile berbâd edüp on Mısır hazîneliği mâlımız gâret olunup bu kadar bednâmlığımız olup mâl [u] menâlden ancak bu sandukacığı ehlimiz Zâl Paşa kızı Hânıma Sultân kucağında götürüp halâs eyledi. Ve sizin paşa dahi üzerime gelmeden yedi katar katır yükü mâl-ı hazâ’îni Mudiki dağlarına kaçırmışdım. Hâlâ anlar dahi diyâr-ı Mudiki'dedir, ammâ hele bu pîş-tahtaya bir kerre îm‘ân-ı nazar ile nazar eyle" deyü sandukanın kapağın küşâde etdikde bir kerre nazzâreye aldım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 10b ·
metinde göster ·
… rompete boruları sadâsı evce peyveste olup bu arada niçe bin cân ecel câmın nûş
etdikde bir
kerre hemân Tatar askeri evvel taşra amân ile çıkan kralzâdeleri kayd [u] bend …
Hân bu hâli görüp "Min indillâh hayırlısı ola" deyüp Hân'ın iç ağaları hakîr ile feth-i şerîfe müdâvemetde iken cümle cüyûş-ı muvahhidîn atbaşı berâber taburun top altına karîb varıldıkda yüz bin Tatar yaylarının çilelerine ikişer üçer tabur okları gezleyüp şast ber-kabza çeküp tabura doğru şastlara küşâd verdiklerinde iki kerre yüz bin ok bârân-ı la‘net gibi tabur içre yağup niçe bin oklar üryân atlara güzer etdikde atlar âdemler[e] depme urup atlar rehâ bularak âdemleri depüp ısırarak kâfirlerin kellelerine oklar lâle gibi konarak derûn-ı taburda bir gırîv ü feryâd kopup Leh küffârı dahi yedi koldan tabur içine balyemez top-ı kûbları urarak bize imdâda gelen Kazak dahi tabur içre kurşumu yağdırarak bir hâl-i pürmelâl olup hemân derûn-ı taburdan sene 1067 Zilhicce'sinin yigirmi üçüncü günü tabur içinden Macar-ı küffâr-ı füccâr cenge âhenk edüp bir yaylım kurşum ve bir yaylım top atup tarafeynden üç sâ‘at ceng-i azîm olup bârûd-ı siyâhın dumanından göz gözü seçemez olup taşradan sadâ-yı "Allâh Allâh" ile ceng-i harbî-i Efrâsiyâblar ve tabur içinden "Yajuj Yajuj" sadâsıyla nâkûs ve torompete boruları sadâsı evce peyveste olup bu arada niçe bin cân ecel câmın nûş etdikde bir kerre hemân Tatar askeri evvel taşra amân ile çıkan kralzâdeleri kayd [u] bend ile alup taburdan gerüye yan verince taburdan küffâr bu hâli görüp hemân ölüsü dirisine binüp 44a taburdan cümle balyemez toplarıyla "Yajuj Yajuj" diyerek Tatarın ardı sıra kovarak sahrâ-yı (---) çıkdıkda gerüden Kazak ve Leh askeri tarfetü'l-ayn içre tabura koyulup ganîmete başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 43b–44a ·
metinde göster ·
… r ile yedi yerden asker döküp kal‘a döğüp bir günde yedi aded yerlerin rahnedâr
etdikde bir
gecede handak içinden cereyân eden nehr-i Tımış'ı kesüp kal‘a-i Tımış kuruda ku …
Andan sene-i âtîde Sultân Süleymân Hân Edirne'ye azîmet eyleyüp mukaddemâ Tımışvâr kal‘asının fethine sû’-i tedbîr ve te’hîr olunduğundan ve Lipova kal‘asına tekrâr küffâr-ı dûzah-karâr Erdel kralı elinden alup zafer bulduğundan pâdişâh-ı gerdûn-vakâr Rûmeli vezîri Serdâr Mehemmed Paşa'ya muğber-hâtır olup serdârlıkdan ma‘zûl edüp Vezîr-i Sânî Ahmed Paşa'yı serdâr-ı sipehsâlâr ta‘yîn eyleyüp kırk oda yeniçeri ile sekbânbaşı ve aşağı bölük ağaları ve topçu ve cebeci ve on yedi mîr-i mîrân ve kırk aded mîr-i livâ ve Budin Vezîri Alî Paşa'yı ma‘an ta‘yîn eyleyüp sene 959 mah-ı Rebî‘ulâhir'inin yigirmi yedinci günü ednâ'l-arz olan mahmiyye-i Edirne'den serdâr-ı müşârün-ileyh deryâ-misâl asker-i nusret-me’ser ile çıkup kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil edüp adl [ü] insâf ederek şehr-i Belgrad'da meks-i hıyâm edüp andan nehr-i Tuna cisrinden ubûr edüp şehr-i Ramazânü'l-mübârekin beşinci gün kal‘a-i Tımışvâr'a amân u zamân vermeyüp on altı aded balyemezler ile yedi yerden asker döküp kal‘a döğüp bir günde yedi aded yerlerin rahnedâr etdikde bir gecede handak içinden cereyân eden nehr-i Tımış'ı kesüp kal‘a-i Tımış kuruda kuruya kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 117b ·
metinde göster ·
gece el-Hacı Hüseyin Efendi'de ve bir gece Kamışî İbrâhîm Efendi'de ve şeb (--- …
Ba‘dehû Melek Ahmed Paşa efendimizle şehr-i Banyaluka'da Ferhâd Paşazâde Mehemmed Beğ efendimizin hânedânında şîr-i hurma ve katr-ı nebâtlar tenâvül edüp cemî‘i a‘yân[u] kibâr erbâb-ı ma‘ârifler ile cân sohbetleri etdikde bir gece el-Hacı Hüseyin Efendi'de ve bir gece Kamışî İbrâhîm Efendi'de ve şeb (---)(---)(---)(---)(---)(---) ve niçe zât-ı mükerrem velî-ni‘amlarımızla şeb [ü] rûz Hüseyin Baykara sohbetleri ederken bir gün Melek Ahmed Paşa efendimiz hakîri huzûruna çağırup eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 153b ·
metinde göster ·
… âyâlar verüp hakîrin zabtında oldukdan sonra paşa ile vedâ‘ mahallinde dest bûs
etdikde bir
kîse guruş harc-ı râh ihsân edüp,
Ol gün paşa efendimiz Bihke kapudanın halâs içün Zirinoğlu'na kırk bin guruşluk semmûr ve kırmızı Diyârbekir bezi ve bin top kız dimisi ve elvân lekkeffûrî Acem bezi ve kırmızı Usturumca abası bin top ve yüz çift kebe ve bin aded sarı ve bin aded kırmızı sahtiyânlar ve bin çift kırmızı çizme ve bin çift sarı çizme ve bin çift pabuc ve bin çift mest ve bin çift kaba ve ince gömlekler ve bunun emsâli niçe bin elvân şeyleri Zirinoğlu la‘înin gönderdiği defter-i nâ-ma‘kulü üzre cümle tahsîl edüp cümlesin on aded Sirem arabalarına tahmîl edüp paşa efendimiz hakîre yigirmi aded güzîde paşalı ve kırk aded Bihke kapudanı tevâbi‘leri ile Zirinoğlu'na bir nâme ve bir seccâde ve bir harîr münakkaş haliçe ve bir semmûr kürk kırmızı çukaya kapluca hedâyâlar verüp hakîrin zabtında oldukdan sonra paşa ile vedâ‘ mahallinde dest bûs etdikde bir kîse guruş harc-ı râh ihsân edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 154a ·
metinde göster ·
… oyuna ve koyun tuza seğirdir gibi derûn-ı kâfire girirken toplara {küffâr} âteş
etdikde bir
kerre yan verüp topların gülleleri hebâya gidüp sağ tarafda duran {mukaddemâ} s …
Hemân cümle gâzîlerimiz bir ağızdan tekbîr-i Muhammedî getirüp, aç kurd koyuna ve koyun tuza seğirdir gibi derûn-ı kâfire girirken toplara {küffâr} âteş etdikde bir kerre yan verüp topların gülleleri hebâya gidüp sağ tarafda duran {mukaddemâ} sındırdığımız Nemse atlılarına girdik, hamd-i Hudâ niçe yüz kâfirlerin ömürlerine girdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 103b ·
metinde göster ·
… u sefer-i meserretde Mehemmed Paşa ile bu mecrûh olduğu mahalle yine gelüp meks
etdikde bir
gün mukaddem bu hakîr Mehemmed Paşa'nın kurşum zahmı yerine bir fitîle ile tavş …
Niçe yüz üstâd-ı kâmil cerrâhlar bir yere gelüp Mehemmed Paşa'nın kurşumun kasığından çıkaramadılar. Hikmet-i Bârî yârî kılup bu sefer-i meserretde Mehemmed Paşa ile bu mecrûh olduğu mahalle yine gelüp meks etdikde bir gün mukaddem bu hakîr Mehemmed Paşa'nın kurşum zahmı yerine bir fitîle ile tavşanın yüre[ği] yağın komuş idim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 88a ·
metinde göster ·
yalçın seng-i hârâ kayada alnı secdeye geldüğü yerde hâlâ bir mücellâ çuku[r] k …
Ve bu kapu önünde makâm-ı Fâtih Mehemmed Hân var. Kal‘ayı feth etdikde derûn-ı dilden secde-i şükr etdikde bir yalçın seng-i hârâ kayada alnı secdeye geldüğü yerde hâlâ bir mücellâ çuku[r] kayacıkdır. Bârân-ı rahmet cem‘ oldukda masrû‘ ve mahmûm olan âdemler ol matar-ı rahmetden nûş edüp bi-emrillâhi te‘âlâ şifâ bulurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 274b ·
metinde göster ·
ibret-nümâ çarh-ı felek gibi dollâblar bir inildi ve bir girîv ü feryâd ve bir …
Ammâ tâ aşağıdan âdem yukaru kuyu ağzına nazar etdikde bir ibret-nümâ çarh-ı felek gibi dollâblar bir inildi ve bir girîv ü feryâd ve bir hây hûy kim âdemi hayret alur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y85a ·
metinde göster ·
… r musanna‘ bâb-ı âlî görmedim. Ammâ bu kapuyu Emîrü'l-cüyûş Bedrü'l-Cemâlî binâ
etdikde bir
tılısm-ı azîm edüp aslâ kapuya kanatlar etmeyüp dâ’imâ açık dururdu. Ammâ ol ka …
Bâb-ı Züveyle ol asırda mezkûr Emîrü'l-cüyûş binâsıdır kim bu hakîr târîh-i kitâba dek elli bir yıldır seyâhatde eyle bir musanna‘ bâb-ı âlî görmedim. Ammâ bu kapuyu Emîrü'l-cüyûş Bedrü'l-Cemâlî binâ etdikde bir tılısm-ı azîm edüp aslâ kapuya kanatlar etmeyüp dâ’imâ açık dururdu. Ammâ ol kapunun eşiğindeki siyâh taşdan bir âdem Mısır içine harâmîlik ve hûnhârlık ve yağılık içün eğer at ile ve eğer piyâde Mısır'a girmek dilese bi-hükm-i mutalsam harâmî herîfin atı ayakları sürcüp depesi üzre düşüp helâk olurdu. Yâhûd atı irkilüp Züveyle Bâbı'ndan içeri yağı ve bagî ve dağî ve harâmî âdem girmek ihtimâli yok idi. Zîrâ mutalsamdan mâ‘adâ bu mahalde Hazret-i Mûsâ ile Hızır Nebî buluşup hâlâ Kırklar makâmı deyü ziyâretgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y89a ·
metinde göster ·
tılısm etmişdir kim hâlâ bu câmi‘ içre leylek kuşu ve serçe ve kırlangıc ve güğ …
Ve bu câmi‘-i Ezher'i Kâyid binâ etdikde bir tılısm etmişdir kim hâlâ bu câmi‘ içre leylek kuşu ve serçe ve kırlangıc ve güğercin ve çaylak misilli kuşlar girüp vatan edemezler ve derûn-ı câmi‘e giremezler, aceb tılısmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y91a ·
metinde göster ·